Türkiye güne kara haberle uyandı

19 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Gündem

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinin Gediktepe mevkiinde karakola saldırı düzenleyen teröristler 8 askeri şehit etti. 14 asker yaralandı…

turkiye-gune-kara-haberle-uynadi-medium-0Karakola dün gece, aynı andan çok sayıda mevziden yapılan baskın sonrası çıkan çatışmada 9 asker şehit oldu, 17 yaralı var.

Gediktepe mevkiindeki karakol, Irak, İran Tükiye üçgeninde bulunuyor.

Saldırının ardından çıkan çatışmalar zaman zaman devam ediyor.

Kaçan teröristlerin takibi için bölgeye özel birlikler gönderildi.

Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada terör örgütü PKK’nın saldırılarını artırmasının beklendiği belirtilmişti.

Yaralı askerlerin, Şemdinli Devlet Hastanesi ile Hakkari Asker Hastanesine kaldırılarak, tedavi altına alındığı bildirildi.

GENELKURMAY’DAN YAPILAN AÇIKLAMA ŞÖYLE:

1. Hakkâri / Şemdinli bölgesinde, Türkiye / Irak hudut hattında görevli bir sınır bölüğüne; bir grup terörist tarafından 19 Haziran 2010 günü saat 02:00′de saldırıda bulunulmuştur.

2. Çatışmada sekiz asker şehit olmuş, ondört asker de yaralanmıştır. Yaralılar hastanelere tahliye edilmiştir.

3. Bölge takviye edilmiş ve gece süresince çatışma bölgesine, silahlı helikopter ve topçu ateş desteği sağlanmıştır. Ayrıca, Irak’ın kuzeyi bölgesinde tespit edilen hedefler de Hava Kuvvetleri tarafından ateş altına alınmıştır.

4. İlk tespitlere göre; çatışmada oniki terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Mayın patladı 2 askerimiz daha şehit oldu

Öte yandan Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki saldırının ardından güvenlik güçlerinin, terör örgütü PKK üyelerine yönelik sürdürdüğü operasyonda, araziye döşenen patlayıcının infılak etmesi sonucu ilk bilgilere göre 2 asker şehit oldu, 2 asker de yaralandı.

CUMARTESİ ÇAĞLAYAN’DAYIZ

01 Haziran 2010 Yazan  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri

Saadet Partisi, İstanbul Çağlayan’da İsrail korsanlığına dur demek için büyük bir miting yapmaya hazırlanıyor.

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı, İsrail’in, Gazze’ye insani yardım götüren gemilere saldırarak 19 yardım gönüllüsünü şehit etmesi ve gemileri İsrail limanlarına çekmesi üzerine İstanbul Çağlayan Meydanı’nda büyük bir miting yapma kararı aldı.

İsrail saldırısına karşı daha gür bir sesle tepki göstermek için büyük bir miting yapma kararı alan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı, mitingde tek amacın Türk ve dünya kamuoyunun haklı tepkisini milyonların dilinden ortaya koymak olacağını açıkladı.

KORSANLIĞA DUR DEMEK İÇİN

05.06.10 Cumartesi günü Çağlayan Meydanı’nda saat 17:00’da yapılacak olan mitingle alakalı olarak bir açıklama yapan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, “İsrail’in, uluslararası hukuku, insan hak ve hürriyetlerini hiçe sayan pervasız tutumu dünya kamuoyunca bilinen bir gerçekti. İçinde çocuk, kadın ve yaşlıların da bulunduğu sivil bir gemiye saldırarak masum insanları öldürmesi bunun son örneğidir. İsrail’e karşı sadece Türkiye’de değil, dünya kamuoyunda büyük tepki oluşmuştur. Günler geçmesine rağmen hala gemilerden, gemidekilerden, ölü ve yaralılardan sağlıklı bilgi de alınamamaktadır. Bu tam bir karartmadır. Bu mitingi biz düzenlememize rağmen bir siyasi parti mitingi değildir; onlarca sivil toplum kuruluşunun da destek vereceği zulme karşı olan herkesin mitingidir. 4 Ocak 2009’da yine Çağlayan’da yaptığımız Gazze mitingi bunun en güzel örneğidir. Benzer ve çok daha görkemli bir mitingle İsrail’in sınır tanımaz korsanlığına dur diyeceğiz. Bu maksatla sadece İstanbulluları değil, İsrail’in saldırganlığına “dur” demek isteyen her görüşten ve kesimden insanımızı Cumartesi günü Çağlayan’a bekliyoruz” dedi.

Erol Erdoğan, bu çerçevede miting hazırlıklarını paylaşmak üzere; 04 Haziran 2010 Cuma günü Saat 11.00’de İstanbul İl Başkanlığında bilgilendirici bir basın toplantısı yapacaklarını da sözlerine ekledi.

Şimdi ‘hayır’ zamanı

10 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori Gündem

Terör devleti İsrail, 20 yıldır OECD’ye girerek kanlı ellerini temizlemek istiyor. İsrail, OECD’nin tek Müslüman üyesi olan Türkiye’nin veto etmesinden korkuyor.

simdi-hayir-zamani-medium-0İşgal ettiği Filistin topraklarında Filistinlilere karşı organize bir şekilde soykırım politikaları uygulayan terör devleti İsrail, Mayıs ayı sonunda görüşülecek olan OECD’ye üyelik konusunda Türkiye’nin veto hakkını uygulamasından çekiniyor. OECD’ye girerek insan haklarına saygılı ve demokratik gelişim sürecindeki bir ülkeymiş gibi meşruiyet kazanmak isteyen İsrail, tek üye ülkenin bile veto etmesi halinde örgütün dışında kalacak. 30 üyeli OECD’nin tek Müslüman ülkesi ise Türkiye! Kamuoyu, İsrail Dışişleri Bakanı’nın Türkiye Başbakanı hakkındaki “Firavun” benzetmesi yapmasının ve “alçak koltuk” krizinin hesabının sorulmasını, Davos’ta olduğu gibi bir kez daha “Van Münit” denilerek İsrail’e haddinin bildirilmesini istiyor.

Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak 1961 yılında kurulan OECD İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) yerini aldı. OECD, üye ülkelerin sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmesini, demokrasi, İnsan haklarına ve yurttaş özgürlüğüne bağlılık çerçevesinde istikrarlı gelişimini desteklemeyi ve dünya pazarlarına açılabilmesini vazgeçilmez değerleri olarak benimsiyor. İsrail de 20 yıldır OECD’ye girerek uluslararası kamuoyunda katliamlarına meşruiyet kılıfı giydirmek istiyor. Yalnız OECD’nin de NATO gibi bir kuralı var. O da, üye ülkelerden herhangi birisinin veto etmesi durumunda, örgüte yeni üye alınmaması ilkesi.

Baskıyı artırmalıyız
Türkiye, yoğun iç gündemi ile meşgul olurken bu çok önemli meselenin gündeme getirilmesi ve hükümetin bu konuda veto hakkını kullanması için kamuoyunun ve sivil toplum kuruluşlarının baskısını artırması gerekiyor. Çünkü İsrail’in OECD’ye girişinin kabul edilmesi, Filistinliler ve tüm dünyadaki vicdan sahibi insanlarca İsrail’in Filistinlilere uyguladığı ayrımcı, kolonyalist ve işgal politikalarına uluslararası bir katkı olarak anlaşılacak. Üyelik durumunda, İsrail’in savaş suçları ve insanlığa karşı işlediği suçlarla ilgili mevcut dokunulmazlık kültürünün de güçlenmesi anlamına gelecek.

En son 19 0cak 2010′da örgüte üye olmak için bir kez daha başvuran İsrail, OECD Genel sekreteri Angel Gurria’nın da desteğini aldı. Gurria, İsrail’in üyeliğinin kabul edileceğini umut ettiğini söylemesine rağmen, örgütün tek Müslüman üyesi olan Türkiye, veto ettiği takdirde İsrail OECD’ye giremeyecek. Türkiye’nin kullanacağı veto oyu ile İsrail’in üyeliği reddedilmiş olacak. Bunun büyük bir tarihi bir sorumluluk olduğu ifade edilirken, İsrail’in üyeliğine aynı zamanda İngiltere, Yeni Zelanda ve Norveç’in de olumsuz baktığı biliniyor.

OECD’ye üye 30 ülkeden sadece Türkiye Müslüman kimliği ile örgütün üyesi. Ve Türkiye sadece İslam dünyasına değil, tüm dünyaya mesaj verebilecek. İnsanlığa karşı suç işlemeye devam eden, Gazze’de, Kudüs’te ve Batı Şeria’da çocuk ve kadın demeden sivilleri katleden terör devleti İsrail’in birliğe üye olması durumunda, işgalin meşruiyetini Avrupa’ya kabul ettirme imkanının önünün açılacağı belirtiliyor.

Dünya müslümanları Türkiye’den veto bekliyor
Merkezi İngiltere’de bulunan İslam İnsan Hakları Komisyonu da, İsrail in üyeliğine karşı bir kampanya başlatarak özellikle Türkiye kamuoyunun duyarlılığını güçlendirmek istiyor. Türkiye’nin İsrail’in üyelik talebine karşı veto kartını kullanması, Türkiye’nin bir kez daha Filistin halkının yanında samimi bir şeklide durduğunu göstereceğini unutmamak gerekiyor. İsrail’in alınacak olan üyelik kararıyla daha da güçleneceğini ifade eden sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de, İsrail’in OECD’ye üye olması yönünde alınacak bir kararın, İsrail’in yaptığı her türlü hukuksuzluğun desteklenmesi anlamına geleceğini, bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağını vurguluyor.

STK’lardan “VETO” çağrısı
Önceki gün Mazlumder İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısı ile onlarca kitle örgütü de İsrail’in OECD üyeliğinin veto edilmesi için çağrıda bulundu.

Akabe Vakfı, AKDAV, Araştırma ve Kültür Vakfı, ASDER, Hikmet Vakfı, İHH, İnsan ve Medeniyet Hareketi, MAZLUMDER, Medeniyet Derneği, Özgür-Der gibi kitle örgütleri Mayıs ayı sonunda OECD’de görüşülecek olan İsrail’in üyeliğiyle ilgili Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Dışişleri Bakanı’na İsrail’in üyelik başvurusunun veto edilmesi yönünde çağrı yaptı.

İsrail’in alınacak olan üyelik kararıyla daha da güçleneceğini ifade eden STK temsilcileri bu yönde alınacak bir kararın İsrail’in yaptığı her türlü hukuksuzluğun desteklenmesi anlamına geleceğini, bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağını ifade ettiler.

Kitle örgütlerinin ortak açıklamasında, “Filistin topraklarında işgalci ve yayılmacı politikalar izleyen, Müslümanların ilk kıblesi aziz Kudüs’e ilişkin olarak uluslararası hukuka aykırı biçimde ilhak kararı alan ve uluslararası sözleşme ve anlaşmaları hiçe sayarak Gazze’ye ambargoyu sürdüren İsrail’i OECD üyeliğine kabul etmek sadece OECD üye ülkelerinin iddia ettiği değerleri ihlal etmekle kalmayacak aynı zamanda İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği suçların uluslararası arenada görmezden gelinmesi ve meşrulaştırılması anlamına da gelecektir. Bu tutum aynı zamanda Ortadoğu’da Müslüman halklara karşı düşmanlık politikalarının sahiplenilmesi anlamına da gelecektir. İsrail, Filistinlilerin tam bağımsız, özgür ve eşit bireyler olarak yaşama hakkını hiçe saymaktadır. İsrail yapmış olduğu bu tür uygulamalarla OECD’in insan hakları standartlarına aykırı davranmaktadır” denildi.

Açıklama şöyle devam etti: “Konuya duyarlı kuruluşlar olarak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na, Dışişleri Bakanı’na ve diğer yetkililere, evrensel insan haklarını ve uluslararası hukuku çiğneyen işgalci İsrail’in OECD’ye üyelik başvurusunu reddetme çağrısında bulunuyoruz.”

İslam dünyasından Türkiye’ye ‘veto’ çağrısı
İsrail’in OECD’ye üye olması durumunda Müslüman ülkelere engel çıkaracağını ifade eden İslam dünyası kamuoyu, Türkiye’den veto hakkını kullanmasını istiyor. İsrail’in İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyeliği başvurusunun sonuçlanmasına günler kala, İslam coğrafyası ve Avrupa’daki Müslüman teşkilatlardan Türkiye’ye bu üyeliği veto etmesi yönünde çağrılar geliyor. Sadece Filistin yönetimi değil, Arap kamuoyu da İsrail’e karşı Türkiye’nin “veto” kararı almasını istiyor.

Rusya, Slovenya, Estonya ve Şili’nin yanı sıra İsrail de OECD üyeliği için bekleyen ülkeler arasında bulunuyor. OECD’de her üye ülkenin veto hakkı var. Bu nedenle İsrail, yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Türkiye kamuoyu da, “alçak koltuk” krizini ve İsrail’in Türkiye Başbakanı hakkındaki “Firavun” benzetmesini unutmadan, Filistin’de soykırım uygulayan terör devleti İsrail’in OECD’ üyeliğinin iktidar tarafından veto edilmesini istiyor.

İsrail niye OECD’ye girmek istiyor?
İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak kurulan bir Teşkilat. Savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) yerini aldı. Örgütün adı 1961′ de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) şeklinde değiştirilmiştir. OECD, üye ülkelerin sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmesini, demokrasi, İnsan haklarına ve yurttaş özgürlüğüne bağlılık çerçevesinde istikrarlı gelişimini desteklemeyi vazgeçilmez değerleri olarak benimseyen bir örgüt. İsrail de OECD’ye girerek uluslararası kamuoyunda katliamlarına meşruiyet kılıfı geçirmek için 20 yıldır mücadele ediyor.

OECD’ye üye ülkeler:
Avusturya, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Macaristan, Japonya, Meksika, Yeni Zelanda, Polonya, Slovakya, Kuzey Kore Cumhuriyeti, Güney Kore ve Türkiye.

Tarihi sorumluluk
En son 19 0cak 2010′da örgüte üye olmak için bir kez daha başvuran İsrail, bir üye ülkenin dahi veto hakkını kullanması halinde OECD üyesi olamıyor. Örgütün tek Müslüman üyesi olan Türkiye, veto ettiği takdirde İsrail OECD’ye giremeyecek. Bunun büyük bir tarihi bir sorumluluk olduğu ifade edilirken, İsrail’in üyeliğine aynı zamanda İngiltere, Yeni Zelanda ve Norveç’in de olumsuz baktığı biliniyor.

Zaman Yazarı Ali Bulaç:
Türkiye’nin İsrail sınavı
“Gazze’de İsrail’in giriştiği katliama karşı bütün dünyada öfkenin en çok kabardığı ülkelerden biri Türkiye idi. Söz konusu öfkeyi Çağlayan Meydanı’na 1 milyonun üstünde insanı toplayarak Saadet Partisi açığa çıkarma başarısını gösterince -ki buna Diyarbakır’da Mustaz’af Der’in yaklaşık 300 bin insanı meydana döktüğü gösteriyi de eklemek gerekir- birçok çevrede şafak attı. Davos çıkışı da bunu regüle etti.. Şimdi de İsrail, OECD’ye üye olmak istiyor. Bakalım Türkiye İsrail’in üyeliğini veto edecek mi, etmeyecek mi? Bu, İsrail politikasının hangi seviyede değiştiğinin de önemli bir göstergesi olacak.”

Yeni Şafak Yazarı Akif Emre:
“Firavun”un hesabını sorma fırsatı
“İsrail OECD’ye üye olmaya hazırlanıyor. Türkiye’ye tarihi bir sorumluluk düşüyor. Çünkü yeni bir üyenin OECD’ye kabul edilmesi için tüm üyelerin onayının alınması gerekiyor. Türkiye Başbakanı’na firavun benzetmesi yapan İsrail’in işgal ettiği topraklardaki ırkçı uygulamaları ve işlediği savaş suçlarının hesabını Türkiye sormalıdır. Bu anlamda hükümetin eline İsrail’e haddini bildirmek için önemli bir imkan geçmiştir.”

İHH Genel Başkan Yardımcısı Osman Atalay:
Soykırımı kamufle çabası
“İsrail OECD’ye üye olmak için 20 yıldır verdiği mücadelede son aşamaya geldi. İsrail için OECD üyeliği bir prestijden öte, yıllardır uyguladığı insanlık dışı, soykırım taciz ve tehcir politikalarını kamufle etmeye yönelik bir fırsat olacaktır. İsrail uluslararası platformlarda kendisine suni alanlar açma gayretindedir. Türkiye ikinci kez; “One Minute” demelidir. STK’lar ve aydınlarımız bu meselenin takipçisi olmalıdır!”

Haber kaynağını görüntüle

Bu fotoğrafları görünce utanacaklar mı?

15 Mart 2010 Yazan  
Kategori Gündem

Tarihçi Cezmi Yurtsever, Ermeni arşivinden ulaştığı bir fotoğrafın, 1915 yılında Adana’dan Halep’e gelen Ermeniler’in bando ile karşılanmalarını gösterdiğini kaydetti. Yurtsever, bu fotoğrafı, Ermeni soykırımı iddiasına ‘evet’ diyenlerin görünce utanacağını söyledi.

Yurtsever, “Adana’dan ayrılarak Halep’e gelenler önce bando ile karşılanıyor ve bir kısmı hazırlanan çadır kamplara yerleşirken bir kısmı da Osmanlı ordusunun askeri kışlasına bağlı binalarda barındırılıyor.” dedi.

1915 olaylarına ilişkin sözde ‘Ermeni soykırımı’ iddialarını ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nin ardından İsveç Parlementosu da kabul etti. Tarihçi Cezmi Yurtsever, Ermeniler’in 1906 yılında Kahire’de kurulan ve kurucu başkanlığını da ünlü Ermeni asıllı Mısırlı diplomat ve banker Bogos Nubar Paşa’nın yaptığı kısa adı ‘AGBU’ olan yardım organizasyonunun tarih arşivinde bulunan fotoğrafların kısmen araştırmacılara açıldığını söyledi.

Merkezi Newyork’ta bulunan ve diaspora Ermenileri arasında yardım çalışmalarını koordine eden AGBU’nun, 2008 yılında araştırmacıların bilgisine sunduğu tarihi fotoğraflarda, 1915 yılında Anadolu’dan Suriye’ye gelen Ermeniler’in barındığı kamplar ve sosyal ekonomik çalışmaların gözler önüne serildiğini söyledi.

Yurtsever, “1915 yılında Adana’dan Halep’e gelen Ermeniler’in bando ile karşılanmalarını gösteren fotoğraf ise bir tarihi gerçeği yansıtıyor. Adana’dan ayrılarak Halep’e gelenler önce bando ile karşılanıyor ve bir kısmı hazırlanan çadır kamplara yerleşirken bir kısmı da Osmanlı ordusunun askeri kışlasına bağlı binalarda barındırılıyor. Ermeni AGBU kuruluşunun tarih arşivinden çıkan fotoğraflar bile, bir bütün halinde 1915 yılında Osmanlı yönetiminin Anadolu Ermenileri’ne uyguladığı zorunlu göç ve yerleştirme veya bilinen ismiyle Tehcir politikasının soykırım olmadığını gösteriyor.”

“ABD HALEP KONSOLOSU DA TEHCİRİN SOYKIRIM OLMADIĞINI BELİRTMİŞ”

Halep ve Fırat nehri sahillerindeki Ermeni göçmen kamplarına uğrayan ABD’nin Halep Konsolosu Jackson’un, 8 Şubat 1916 tarihi ile İstanbul’daki Büyükelçi Morgenthau’ya gönderilen ve resmi belge olarak ABD devlet arşiv belgeleri arasında kaydı bulunan rapora göre Halep, Şam ve Fırat nehri sahillerine gelen Ermeni göçmenlerin sayısı 486 bini bulduğu belirtiliyor.

Yurtsever, bu raporun, yarım milyon göçmen Ermeni’nin Suriye’ye geldiği ve çadır kamplar ve yeni yerleşim yerlerinde barındıklarını göstediğini vurgulayarak, “Öncelikle Ermeni Diasporası’nın en güçlü yardım kuruluşu olan ve çalışmalarını ABD Newyork’ta sürdüren AGBU’nun 1915 yılına ait Anadolu’dan göç ederek Suriye’ye gelen ve kamplara yerleşen Ermenilerle ilgili fotoğrafların kopyalarını www.cezmiyurtsever.com sitesinde de yayınlayarak bilim dünyasına sunuyorum.” diye konuştu.

bu-fotograflari-gorunce-utanacaklar-mi-album-large-1

 bu-fotograflari-gorunce-utanacaklar-mi-album-large-2

bu-fotograflari-gorunce-utanacaklar-mi-album-large-3

bu-fotograflari-gorunce-utanacaklar-mi-album-large-4

bu-fotograflari-gorunce-utanacaklar-mi-album-large-6

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber kaynağını görüntüle

Erbakan’ı haklı çıkaracak açıklama

01 Şubat 2010 Yazan  
Kategori Gündem

erbakan-i-hakli-cikaracak-aciklama-spot-0

 Beraberinde 8 bakanla birlikte üç günlük resmi bir ziyaret için İsrail’e gelen Berlusconi, ”siyasette öncü biri olarak en büyük arzum, İsrail’in AB üyeliğini sağlamak” dedi.

Berlusconi için düzenlenen karşılama töreninde konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da ziyaretin tarihsel önemde olduğuna dikkati çekerek, Berlusconi’nin barışın coşkulu bir destekçisi olduğunu belirtti. Netanyahu, ziyaret sırasında tarafların enerji, çevre ve sağlık alanları da dahil olmak üzere çeşitli konularda anlaşmalar imzalayacaklarını kaydetti.

Netanyahu, ”Batı kültürünün temelinin Kudüs ve Roma’da atıldığını” ifade ederken, Berlusconi de ”Yahudi-Hristiyan kültürünün, Batı medeniyetinin temelini oluşturduğunu” söyledi.

Kabinenin önde gelen bakanları Berlusconi’ye eşlik ediyor. İsrail ve İtalya kabineleri ziyaret sırasında ortak toplantı yapacak.

Erbakan haklı çıkıyor

54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hükümetin AB politikasını eleştirirken, AB’nin Türkiye’yi İsrail’e vilayet yapmak istediğini söylemişti. Erbakan, “Türkiye AB’ye girerse, İsrail de arkadan girecek. İsrail ile tek devlet olacağız. Efendim bu birlik çok büyüdü, bunu bölgelere ayıralım, Ortadoğu’yu Türkiye ile İsrail beraber yönetsinler dedikleri zaman biz İsrail’in vilayeti olmaktan başka ne olmuş olacağız?” diye konuşmuştu.

Haber kaynağını görüntüle