Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları 105.İl Divan Toplantısını Yoğun Bir Katılımla Gerçekleştirdi
15 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları 105.düzenlenen İl Divan Toplantısını yoğun bir katılımla gerçekleştirdi. İl başkanlık divanı üyeleri,yönetim kurulu üyeleri,ilçe teşkilatları ve gençlik kollarının katılım gösterdiği toplantının açılış konuşmasını İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaptı. Katılımcılara teşekkür ederek sözlerine başlayan Asiltürk; geçen hergün ömürden geçiyor, telafisi olmayan zamanlar yaşıyoruz. Gündem ve yaşanan olaylar birbirini kovalıyor adeta. Özelleştirmeler hız kesmeden devam ediyor. Son günlerde şeker fabrikalarımız satıldı. TBMM İdaresi bile özelleştirilecek diye duyumlar alıyoruz. Hiç kimseden beklenen ölçüde ses çıkmadı. Dış gelişmelere baktığımızda Suriyedeki sıkıntılar devam ediyor, Esad zulme devam ediyor. Türkiye birleştirici bir rol oynayacağına Amerikanın yanında Suriye’nin tam karşısında duruyor. Arap Birliği bile Batının etkisinde kalarak Suriyeye yaptırımlar uygulama kararı aldı. Bizler tabi ki zulmü ve zulmedenleri sevmiyoruz. Türkiye ekonomisi %8.2 olarak büyüme kaydetmiş ama bu büyüme insanlara yansımıyor. Yükseköğrenimde bir devir teslim töreni yaşandı. Umuyoruz ki daha kaliteli daha donanımlı ve teknik anlamda daha becerikli nesiller yetişecektir.
Toplantının siyasi konuşmalar gündem maddesinde konuşan İstanbul İl Başakn Yardımcısı Mustafa Kaya; İstanbul Kongremizi teşkilatlarımıza yakışır bir şekilde gerçekleştirdik. 2+2 yıl oalrak resmi çalışma planımız hazırdır diyerek yeni dönem çalışma prensipleri üzerinde durdu.
Toplantının siyasi gündem maddesinin diğer bir konuşmacı ise Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Birim Başkanı Temel Karamollaoğlu beğenfendi yoğun alkış eşliğinde sözlerine başladı. Hanımlar topluma, cemiyete insan yetiştiren kişilerdir diyerek böyle bir toplantıda olmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Bölgemizdeki ve dünyadaki son gelişmelere değinen Karamollaoğlu; dünya yeniden şekilleniyor veya birileri tarafından şekillendiriliyor. Sınırlar baştan çizilmek isetniyor. Bütün bunlara şimdi ekonomik krizde eklendi. Gelişmiş kabul edilen bütün Batı ülkeleri, içine sürüklendikleri ve kontrol altına alamadıkları bu krizin etkisi altında. Alınan tedbirler yetersiz kalıyor ve bir müddet sonra daha da büyümüş oalrak ortaya çıkıyor.Faizci kapitalist sistem çöküş sinyali veriyor. Bu çerçevede tasarruf tedbirleri adı altında ücretlerin kısılması, yatırımların durdurulması ve yeni vergilerle krizin yükünün dar gelirlinin sıryına yüklenmesi ise sosyal patlamalara sebep oluyor.
İşte bu yaşananlar ve toplumların yıllardır maruz kaldıkları baskılardan ve içine sürüklendikleri fakirlikten, Milli Gelir dağılımındaki adaletsizlikten dolayı son zamanlarda bazı ülkelerde yaşann olayları gecikmiş tepkiler olarak görüyoruz dedi. Saadet Partisi olarak bizim kanaatimiz,”Halk hareketlerinin vuku bulduğu ülkelerde kesinlikle dışarıdan askeri müdahale yapılmamalı; ne kadar meşakkatli ve uzun süreli gözükürse gözüksün, çözümün siyasi temaslar ve diyalog yoluyla bulunmasına çalışılmalıdır.
Bu gelişmeler açıkca gösteriyorki, Dünya yeniden şekilleniyor veya şekillendiriliyor.Son gelişmelerin kendiliğinden yaşandığını iddia etmek zorlama olur. Eski dengeler değişiyor. Artık Kapitalist Batı Blogu Dünyanın tek gücü değil. Çin hızla büyüyor ve güçleniyor. Dünyaya hükmetmek isteyenler enerji kaynaklarını kontrol altına almaya çalışıyor. Dünyayı daha rahat yönetmek için ise hertürlü işe el atıyorlar ifadelerini kullandı. İşte bu yaşananlaar şahit oluyor ve inancımızın verdiği büyük sorumlulukla Yeni Bir Dünya düzenini ancak Milli Görüşcüler kurmalı diyen Temel Karamollaoğlu, Mazlumlar ayağa kalkmadıkça zalimler diz çökmez diyerek sözlerine son verdi.
Dilimiz, Tarihimiz, Kültürümüz Elden Gidiyor Herkes Görev Başına!
28 Eylül 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Gençlik Komisyonu tarafından “Türk Dil Bayramı” münasebetiyle basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında konuşan Gençlik Başkan Yardımcılarından Sümeyye OKCU ” Dilimizi, kültürümüzü korumak ve ona sahip çıkmak amacıyla buradayız” deyip TBMM’ni,MEB’nı, yetkili kurumları ve gençleri üzerine düşen görevi yapmaya davet etti.
Basın metninin tamamı:
SAYIN BASIN MENSUPLARI, DEĞERLERİ KATILIMCILAR;
Türk Dil Bayramının kutlandığı bu günde, biz Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Gençlik Komisyonu olarak dilimizi, kültürümüzü, korumak ve ona sahip çıkmak amacı ile basın açıklamamızı sunuyoruz.
Dil meselesi bir milli müdafaa meselesidir. Maddi ve manevi değerlerimizin en başında gelir. Dil, bir memleket için en mukaddes şeydir. Kültürel kimliğimizin, özbenliğimizin en önemli unsuru olan dilimizin korunması en elzem görevlerimizdendir. Çünkü tarih incelendiğinde bazı toplumların dilini kaybetmeleriyle birlikte soy varlıklarını da kaybettikleri görülür. Kısacası bir millete düşmanlık güdenler onların dilini ve dini değerlerini hedef alırlar.
Ayrıca, ilmin, fenin gelişmesi ve ilerlemesi için bütün noktalara ve ayrıntılara varıncaya kadar anlatabilecek kelime ve terimlere ihtiyaç vardır. Dil olmazsa tefekkür de olmaz ilim de.
Batı dünyasında çocukların iyi bir seviyede yetişmesi için ders kitapları 71 bin kelime ile yazılırken, Türkiye’de sadece 6-7 bin kelime ile yazılmakta ve bu kelimelerin sadece yüzde 10’u ile konuşulmaktadır.
Milli bilincin oluşturulmaması, eğitim sistemimizdeki yanlışlıklar, küreselleşme süreci, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması Türkçeye yabancı sözcüklerin hızla doluşmasına ve dilimizin bozulmasına neden olmaktadır.
Ürün ve hizmetler için kullanılan yabancı kelimelerdeki artış, hızla yaygınlaşan alışveriş merkezlerindeki yabancı marka isimleri, Türk firmalarının bile yabancı isimle markalaşması, internetteki sohbet odalarında kullanılan bozuk yazı dili, gençlerin argo kelimelerle konuşması bizi olduğu kadar yetkilileri de mutlaka üzmeli düşündürmeli ve çözüm üretmeye sevketmelidir.
Bir milletin şayet dilinde bozulmalar ve çatlamalar oluşursa kültüründe buhranlar meydana gelir. Edebiyat sanat ve fikir alanlarında çöküntüler meydana gelir. Kitleler birbirini anlayamaz ve kopuşlar ayrılıklar meydana gelir. Dildeki buhranın temel nedenleri atılan yanlış adımlar, istikrarsız tutum, yetki ve bilginin arka plana atılması, çalışmalarına güvenilecek organların olmamasıdır.
Bu amaç doğrultusunda kurulan Türk Dil Kurumunun Tarihimize ve dilimize sahip çıkan bir kurum olarak ehil şahıslara emanet edilmesi çok önemlidir. Geçmişte dilimizin yabancı sözcükler tarafından katledildiğini düşünenler bugün aynı duyarlılıklarına sahip çıkmalılardır. Türk Dil Kurumu tarafından ciddi çalışmalar yapılmalı yabancı bir kelime dilimize girmeden önce, halk tarafından da benimsenebilecek Türkçe karşılığı hızlı bir şekilde bulunmalıdır.
Mustafa Kemal’in “Ülkesinin yüksek istikbalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” sözünü hatırlatıyor ,“Türkçe ağzımda annemin sütüdür” diyen büyük şair Yahya Kemal’in o zamanlarda vurgulamak istediği tam da bu mesele olduğunu anlıyoruz. Süt kadar saf değiştirilmemiş bir anadile sahip olmak her vatandaşımızın ortak derdi olmalıdır. Aksi takdirde ayrılıklar, iletişimde eksiklikler, kuşakların birbirini anlamaması gibi durumlar cereyan eder.
Biz milli bir görüş ve istikrar sahibi bir parti olarak dilimize gereken önemin verilmesine dikkat çekiyoruz. Saadet Partimizin öngördüğü üzere milli değerlerimizin ve özümüzün korunduğu bir Türkiye için çalışmakta olduğumuzu birkere daha vurguluyor; TBMM’ni, MEB’nı, yetkili kurumları ve gençlerimizi üzerine düşen görevi yapmaya davet ediyoruz.
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Gençlik Komisyonu
Danıştay önünde katsayı eylemi
Danıştay’ın, YÖK’ün daha önce düzenleme getirdiği katsayı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararına karşı Başkent’te eylemler sürüyor.
Memur-Sen Ankara Şubesi tarafından Danıştay binası önünde düzenlenen eylemde Sendika Başkanı Mustafa Kır, yaptığı açıklamada Danıştay kararını eleştirdi. Kır, Hükümet ve TBMM’yi bu konuda göreve çağırdıklarını söyleyerek, “Sorumluluğu YÖK’e yükleyip yanlış yapanları sadece kınamakla yetinmeyiniz” dedi.
Danıştay YÖK’ün daha önce düzenleme getirdiği katsayı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararına karşı Başkent’te eylemler sürüyor. Memur-Sen Ankara Şubesi tarafından düzenlenen eylemde Sendika Başkanı Mustafa Kır, yaptığı açıklamada Danıştay kararını eleştirdi. Kır, Hükümet ve TBMM’yi bu konuda göreve çağırdıklarını söyleyerek, “Bunun önüne geçiniz. Bu tehlikeli oyuna dur deyiniz. Sorumluluğu YÖK’e yükleyip yanlış yapanları sadece kınamakla yetinmeyiniz” dedi. Danıştay önünde toplanan yüzlerce kişi eylem yaptı. İmam Hatip Lisesi ve Meslek Lisesi öğrencilerinin de katıldığı eylemde, Danıştay’ın almış olduğu karar bir kez daha kınandı. Memur-Sen Ankara Şube Başkanı Mustafa Kır, Danıştay’ın farklı katsayı zulmünü hukuk kılıfı ile yasallaştırmak istediğini söyleyerek, “Alınan bu karar meslek liseleri ile üniversiteler arasına aşılması güç bir zulüm duvarı örmeyi hedeflemiştir. Yargıçların inadına aldıkları bu karar siyasi, ideolojik ve hukuk dışı bir karardır” dedi.
Kır, “haksızlığa uğrarsanız, yargıya sığınırsınız. Haksızlık bizzat yargı tarafından yapılırsa kime sığınacaksınız” diyerek Danıştay’ın daha önce bu konuda YÖK’ü adres gösterdiğini söyledi. Meslek liseli öğrencilerin adaletten torpil değil adalet istediğini da belirten Kır, “Meslek liseli öğrenciler yargıdan torpil istemiyor. Ayrıcalık istemiyor. Ulufe istemiyor. Eşitlik ve adalet istiyor” diyerek eleştirdi. TBMM ve Hükümet’e seslenen Kır, “Bu olayı kınamanız sorunu çözmüyor. Biz sizden kınama ve şikayet değil sorunu çözmenizi yargı bağımsızlığını keyfilik, sayanlara gerekli cevabı vermenizi bekliyoruz. Katsayı adaletsizliğini acilen çözecek, başörtüsü yasağına son verecek, Kur’an eğitim önündeki yaş sınırının kaldırılmasına yönelik yasayı değiştirecek yasal ve anayasal düzenlemeleri derhal hayata geçirecek eylemleri bekliyoruz” dedi.
Meslek lisesi öğrencileri katsayı kararını Danıştay önünde protesto etti
Başkent’te bir grup meslek lisesi öğrenci ile Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen üyeleri, katsayı farkının yürütmesinin durdurulmasına tepki göstererek Danıştay önünde eylem yaptı.
Grup üyeleri, “Bu karar yargıya güveni sarsmıştır”, “Eğitim hakkımız engellenemez”, “Katsayı adaletsizliğine hayır” dövizleri taşırken, “Danıştay şaşırma sabrımızı taşırma”, “Vur vur inlesin Danıştay dinlesin” sloganları attı.
Grup adına açıklama yapan Memur-Sen Ankara İl Başkanı Mustafa Kır, 1999 yılında YÖK tarafından uygulamaya konulan farklı katsayı uygulaması kararının ne yazık sadece imam hatip liselerini değil tüm meslek liselerini kapanma noktasına getirdiğini belirtti. Kır, bu haksızlığa son vermek amacıyla katsayı adaletsizliğini ortadan kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli YÖK kararının yürürlüğünün İstanbul Barosu’nun itirazı üzerine Danıştay 8. Dairesi tarafından durdurulduğunu hatırlattı. Katsayı kararının durdurulmasının anayasal eşitliğe aykırı olduğunu vurgulayan Kır, Danıştay’ın katsayı kararının yürütmesini sallama bir gerekçe ile durdurduğunu kaydetti.
Kır, “Danıştay 8. Dairesi oy birliği ile aldığı bu kararla meslek liseleri ile üniversiteler arasında aşılması güç bir zulüm duvarı örmeyi hedeflemiştir. Üniversiteler arasında örülen bu zulüm duvarı mutlaka yıkılacaktır. Bu çocukların ahı da bu kararın altında imza atanları mutlaka tutacak gözyaşları da onları boğacaktır.” dedi. Eyleme katılan Mamak İmam Hatip Lisesi öğrencisi Yasin Ada, alınan kararla sadece kendilerinin mağdur edildiğini belirtti. Lise 4. sınıf öğrencisi olduğunu ifade eden Ada, “Bu ülkede ezan sesi duymayalım diye mi böyle yapıyorsunuz? Danıştay ikinci kez yetkisinin dışına çıkıyor. Demek birileri bu işi etkiliyor” şeklinde tepki gösterdi. Açıklamanın ardından grup üyeleri, “Katsayı kalkacak bu zulüm bitecek” şeklinde slogan atarak dağıldı.
88.İl Divan Toplantımızı Gerçekleştirdik
11 Şubat 2010 Yazan kubra
Kategori İstanbul, Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak Ocak ayı İl divanımız İlçelerimizin yoğun katılımlarıyla gerçekleşti.
İl Kadın kolları Başkanımız Sn. Nagehan Gül Asiltürk Hanım’ın açılış konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmasında İsrail – Türkiye arasındaki diplomatik gerginlikten, Tekel işçilerinin ve bu bağlamda işçi, memur ve emeklilerin mağduriyetine, katsayı adaletsizliğinin danıştaya takılmasına karşın Hükümetin sorunu temelden halledecek çözümler üretmeme konusundaki duyarsızlığına, TBMM’de yaşanan tartışmaların üslupsuzluğu ve muhalefetiyle, iktidarıyla, Meclisin, Milletin sorunlarına olan uzaklığına gündemdeki birçok konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.
İl Divanı Raporların takdimi ve müzakeresi ile devam etti. İlçe Birim Toplantıları ve Mahalle divanları sayısında ki artışa dikkat çekerken, teşkilat çalışmasında ki bu gelişmenin ulaşılan toplamına da yansıdığı gözlendi.
İstanbul İl Başkanımız Sn. Erol Erdoğan da “Yerel Yönetimlerde üç aşama ve yeni Dönem Belediyeciliği” başlıklı sunumlarıyla katılım gösterdi.
Saadet Partisi’nin gündemi; KUDÜS
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı “Kudüs Nöbeti” tutmaya hazırlanıyor. Mescid-i Aksa ve Kudüs’le ilgili duyarlılığın kalıcı ve etkili hale getirilebilmesi amacıyla tutulacak olan Kudüs Nöbeti BM, İKÖ ve TBMM’nin son durumlarla ilgili işe yarar bir kararlılık ortaya koyuncaya kadar sürdürülmesi planlanıyor.
Kudüs Nöbetiyle ilgili Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan’ın açıklaması şöyle:
“Yüzlerce yıl huzurun ve ortak yaşamın mekânı olan Kudüs, son 50 – 60 yıldır maalesef bir kargaşa ve soykırım mekânı olmaya başlamıştır. Bu süreçte, BM’nin işe yaramaz kararları, İKÖ’nün çaresizliği, Arap Dünyasının nemelazımcılığı ve Türkiye’nin insicamsız tutumları da İsrail’in işini kolaylaştırmıştır. Kudüs önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde tekrar güvenin, birlikte yaşamanın ve selametin şehri olmalıdır.”
“Bu konuda yüzlerce yıllık bir tecrübeye sahibiz; henüz 638 yılında bizzat Kudüs sakinleri, Ebu Ubeyde b. Cerrah’a ilettikleri mesajda kendilerinin Hz. Ömer’in yönetimine girmek istediklerini belirtmişler; bu doğrultuda Kudüs’ü teslim etmeye hazır olduklarını söylemişlerdi. Ve o tarihte Patrik Sophronios kendi yazdığı anlaşmayla şehri Hz. Ömer’e teslim etmişti. Sonrasında Emeviler, Abbasiler, Tolunoğulları, Fatımiler, Selçuklular ve en sonunda da Osmanlılar döneminde Kudüs bereketli topraklar olarak kalmış, aynı zamanda ilmin, ticaretin ve mimarinin de merkezi olmuştu.”
“Ancak Haçlı seferleri başta olmak üzere zaman zaman bu bölge, istilacılarla karşılaşmış, huzur bozulmuş, yakıp yıkılmıştır. Her defasında da şehri imar etmek, huzuru sağlamak Müslüman yöneticilere düşmüştür.”
“Maalesef 1940 sonrası bu bölge başlangıç İngiltere sonrasında da ABD desteğiyle işgal ve soykırımlara şahit oldu. İsrail’in Batı Kudüs’ü işgali 1948 yılındadır. O tarihten bu yana BM, İsrail aleyhine onlarca karar aldı; ancak bunlar uygulanmadı. 1948’de Kudüs’te 600 bin Arap – Müslüman varken sadece 100 bin Yahudi vardı. Şu anki nüfus dağılımını söylemek bize utanç verici geliyor… Bu rakamlar bile, 60 yıllık süreçte soykırımın ve işgalin geldiği boyutu anlatmaya yetecektir.”
“196o’larda İsrail’in Kudüs’ü başşehir ilan etmesi durumunda bunu savaş sebebi olacağını ilan eden, 1980’de de İsrail’le gereksiz ilişkiler kurdu diye Dışişleri Bakanını gensoruyla görevden düşüren Türkiye ise maalesef son yıllarda İsrail politikasında “mış” gibi davranmakta ve sonuç alıcı hiçbir strateji yürütmemektedir. Arap Birliği, İKÖ ve BM zaten çekimserlikleriyle Siyonizmin işini kolaylaştırmaktadır. Geçtiğimiz yıl Gazze işgali sonrası Saadet Partisi öncülüğünde İstanbul’da yapılan mitigte genel başkanımız Numan Kurtulmuş’un önerdiği 11 maddelik eylem planını uygulanmış olsaydı Kudüs daha güvende olacaktı.”
“Kudüs meselesi sadece bir Arap sorunu veya Müslüman sorunu değildir. Bu bölge tüm dünyanın ilgilenmesi ve çözmesi gereken orunlar yumağıyla karşı karşıyadır. Onun için herkes sürece katkıda bulunmalı; Türkiye ve İslam dünyası ise tarihi bir yükümlülük olarak bu konuda öncülük yapmalıdır.”
“İstanbul’da tutacağımız Kudüs Nöbeti bu konuda duyarlılık oluşturmak ve dünyanın ilgisini Kudüs’e çevirmek amacına dayanıyor. Saadet Partisi İstanbul İl Yönetimi olarak hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Konuya duyarlı derneklerle de görüşeceğiz. Nöbetin ne zaman başlayacağı, nerde tutulacağı, ne kadar süreceği ve neleri içereceğini yakında ilan edeceğiz.
haber5.com


.jpg)




