Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları
20 Haz 2017

İstanbul Kadın Kolları Pembe Metrobüs Talebini Yineledi.

1146064

Saygıdeğer Basın Mensupları,

Kıymetli Halkımız;

 

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak partimizin genel vizyonu çerçevesinde bu güne kadar ülkemizin pek çok meselesi ile ilgili kampanyalar, basın açıklamaları, çok çeşitli organizasyonlar gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Yaşadığımız bölge ile ilgili karşılaştığımız her sorunu soğukkanlılıkla ele alarak milletimizin taleplerini ve muhtemel çözüm yollarımızı milletimizle ve yöneticilerle paylaşmayı siyasi varlığımızın başlıca gereği olarak gördük, görmekteyiz.

Saadet Partisi ülkemizin en köklü siyasi hareketine mensup bir parti olarak,  ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu problemleri her yönü ile ele alarak düşünen ve kalıcı çözümler üreten bir parti olarak temayüz etmiş ve saygın bir yer edinmiştir.

Bu yönü ile Saadet Partimizin ele aldığı her ölçekteki meselede güçlüden, çoğunluktan, tekebbürden yana değil haklıdan, işbirlikçilikten yana değil diyalogdan yana tavır alarak ele aldığı görülecektir.

Bu minvalde nüfusu yirmi milyona dayanan bir metropolde yaşayan insanlar olarak yaşadığımız şehrin içinde bulunduğu sıkıntıları da çeşitli vesilelerle ele alarak gündeme taşımaya, yetkililerimizi uyarmaya çalıştığımız kamuoyunun malumudur.

Malatya, Sivas, Ankara, Bursa, Diyarbakır gibi pek çok ilimizde farklı uygulamalarla hayata geçen, ilk kez Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak tarafımızca gündeme taşınan “Ulaşımda Kadınlara Pozitif Ayrımcılık” başlığı ile ele aldığımız “Pembe Metrobüs” talebi ile ilgili 20 Şubat 2012 tarihinde il Başkanlığımızca yapılan basın açıklaması ile kamuoyu bilgilendirilmiş, konu Meclis Üyelerimiz tarafından İBB Meclisine sunulmuş ve Başkanlık Makamına sevk edilmesi sağlanmıştır.

2012 yılından itibaren Sivil Toplum Kuruluşlarını harekete geçirip desteklerini de alarak, çok kısa bir zamanda toplanan 60 bin imza ile 12 Mart 2012 tarihinde bu önemli talep, güçlü bir şekilde Büyükşehir Belediye Meclisine ulaştırılmıştır.

Son günlerde İstanbul için Pembe Metrobüs talebinin pek çok ortamda yüksek sesle konuşulduğunu görmekteyiz. Konunun farklı yönleri ile ele alınarak tartışıldığını görmekten de fevkalade memnunuz.

İstanbul başta olmak üzere ulaşım sorunlarımızın altında ülkemizde uygulanan yanlış yatırım politikalarının olduğu gerçeğini görmemek elbette imkânsız. Nüfusu yirmi milyona dayanmış, trafikteki kayıtlı araç sayısı 3 milyon 800 bini aşmış, büyük bütçeli pek çok yatırıma rağmen ulaşım sorunu çözülememiş bilakis bu yatırımların şehrin sorunlarına çözüm olmaktan ziyade artık şehre taşıyamayacağı yükler olarak döndüğü bir ortamda insanca yaşamanın yollarını hep birlikte aramak zorundayız.

Konu ile ilgili yaptığımız bütün açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak talebimiz, sabah ve akşam yoğun saatlerde hanımlara özel bir alternatifin sunulmasıdır. Bu talep hanımların diğer metrobüsleri kullanmaması, anlamına kesinlikle gelmemelidir. 535 Metrobüs ile dünyanın en büyük metrobüs filosuna sahip olunmasına rağmen yoğun saatlerde yaşanan insanlık dışı manzaraların önüne geçilemediği, şehri yöneten yetkililerimizin de ifadelerinde kendini göstermekte. Tekraren ifade ediyoruz ki bu talep İstanbul’da yaşadığımız trafik sorununa kesinlikle bir çözüm değildir.

Kadını, erkeği, yaşlısı, genci ile yaşadığımız keşmekeşin içinde nispeten rahat edebileceğimiz çözümleri konuşmak ve en makullerini de yetkililerimizden talep etme hakkımızı kullanmak durumundayız.

 

Yukarıda da zikredildiği gibi 2012 yılında Saadet Partisi Kadın Kollarının başlatmış olduğu ve halen de takipçisi bulunduğu

Pembe Metrobüs talebinin kamuoyunda tartışılması sonuç almak için önemlidir.

Büyükşehir belediyesinden sosyal medya üzerinde konu ile ilgili tartışmaları yakından takip ederek hiçbir ayrımcılığa sebebiyet vermeden bu talebi hayata geçirmesini bekliyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

 

NAGEHAN GÜL ASİLTÜRK

SAADET PARTİSİ İSTANBUL KADIN KOLLARI BAŞKANI

31 Mar 2016
287

Vizesiz Seyahat, Zehir Kutusunun Süslü Ambalajıdır

Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, AB ve Vizesiz Avrupa söylemlerini sert bir şekilde eleştirdi…

Kamalak, günlerdir gündemden düşmeyen AB ve vizesiz Avrupa söylemlerine sert bir dille eleştirerek, “Vizesiz seyahat, zehir kutusunun süslü ambalajıdır. Bu kutunun içinde tam 72 ayrı zehir vardır. Ne aldığımızı büyük puntolarla, çarşaf çarşaf yazanlar, ne verdiğimizden tek kelime bahsetmiyorlar. 1 alıp 72 veriyoruz. .  Bizim medeniyet hedefimiz, Avrupa Birliği’ne köle olmak değil, İslam Birliği’ni kurmaktır. Türkiye 57 yıldır kapısında oyalandığı Avrupa Birliği macerasından artık vazgeçmelidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretini de eleştiren Kamalak, “Medyada yer alan haberlere göre, Sayın Erdoğan, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde tam 16 kez gitmiş Amerika’ya. Peki, sonuç ne? Sonuç ortada;  Parçalanmış bir İslam coğrafyası. Yerinden yurdundan edilerek mülteci bir hayata mahkûm edilmiş İslam ümmeti. Çok net söylüyorum; Batı ile işbirliği yapılarak, Avrupa ile Amerika ile yanak yanağa poz vererek İslam Dünyasına hizmet edilemez. Amerika’ya 16 değil 116 kere gitseniz, Müslümanların lehine bir sonuç çıkmaz” dedi.

Balgat’ta parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki ‘Vizesiz Avrupa’ söylemlerini sert bir dille eleştirdi. Son günlerin en çok konuşulan gündem başlıklarının başında Avrupa Birliği ve vizesiz seyahat hakkının olduğunu hatırlatan Kamalak, “İktidar ve bir kısım medya tarafından günlerdir estirilen rüzgâra bakılırsa Hükümet yine büyük bir zafere imza atıyor!Ülkede bir bayram havası estiriliyor.Bütün iktidar yetkilileri, ‘Vizesiz Avrupa’ açıklamaları yapıyor. Bütün iktidar gazeteleri; ‘Vizesiz Avrupa’ manşetleri atıyor. Oysa, biz bu filmi geçmişte çok seyrettik. Ne zaman bir bayram havası estirilse, ne zaman zafer naraları atılsa arkasından tam bir felaket geliyor” dedi.

VİZESİZ SEYAHAT YALANIYLA ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLÜYORLAR

Bunun örneğini 96’da imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması’nda yaşadığımızı vurgulayan Kamalak, “O zaman da bu anlaşma, ‘tarihi bir zafer’ olarak sunulmuştu. Ama sonucu felaket oldu. Gümrük Birliği’nin, Türkiye’ye sadece ekonomik maliyeti 20 yılda, 500 milyar doları aştı.  Gıdadan giyime, otomobilden kozmetiğe kadar Türk pazarını Avrupa Birliği malları doldurdu.  Yani o zaman bunu zafer gibi sunanların dediği değil, ‘Yapmayın. Bu anlaşma bu millete ihanettir. Onlar ortak, biz Pazar oluruz!’ diyen Milli Görüş’ün dediği çıktı.Şimdi aynı tiyatro yeniden sahneye konuluyor. ‘Mercedes’e ucuza bineceğiz’ yalanıyla, Türkiye’yi Gümrük Birliği’ne soktukları gibi, şimdi de ‘Vizesiz Seyahat’ yalanıyla Türkiye’yi daha büyük bir felaketin içine sürüklüyorlar.Ne aldığımızı büyük puntolarla, çarşaf çarşaf yazanlar, ne verdiğimizden tek kelime bahsetmiyorlar” diye konuştu.

BİR ALIP 72 VERECEĞİZ

“Sahi Gümrük Birliği ile ne kazandık?” diye soran Kamalak konuşmasına şöyle devam etti:  “Koca bir hiç!Peki, ne kaybettik?En az 500-600 milyar dolar. Vizesiz seyahat getiriyoruz diye süslü laflarla televizyon televizyon dolaşıyorlar. Ama sıra ne vereceğimize gelince tek kelime etmiyorlar.  Hatırlarsınız, Irak’ın işgali sırasında Türkiye 1 koyup 3 alacaktı. Ama tam tersine 3 koydu, ama 1 bile alamadı.Şimdi durum daha da vahim,  1 alıp 72 veriyoruz.  Vizesiz seyahat Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin istediği 72 şartı yerine getirmesine bağlı.Peki, ne var bu 72 tavizin içinde?  Bunları yazan, millete açıklayan yok.”

KARŞILIĞINDA AVRUPA’YA NE VERİYORSUNUZ?

“Hiç laf kalabalığı yapmayın, dürüstçe açıklayın” diyerek Hükümete seslenen Kamalak şu soruları yöneltti;  “Avrupa’ya siz ne veriyorsunuz? Örneğin istenen tavizlerin içinde, Kıbrıs var, mı yok mu? Şehit kanlarıyla alınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki egemenlik hakkımızdan vazgeçiyor musunuz, vazgeçmiyor musunuz? Kıbrıs’ı Rumlara teslim ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Türkiye’nin en önemli su kaynakları olan Fırat ve Dicle’yi İsrail yararlansın diye uluslararası bir konsorsiyuma açıyor musunuz, açmıyor musunuz? Sınırlarımızı Avrupa Birliği’ne açarken, İslam ülkelerine kapatıyor musunuz, kapatmıyor musunuz? Türk Ordusunu, İslam ülkelerine karşı, Avrupa Birliği Savunması’nın bir parçası yapıyor musunuz, yapmıyor musunuz? Bu milletin evlatlarına, kendi ahlaki ve manevi değerlerimizi değil de batının bozuk değerlerini öğretmeyi kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Evet! Ne var bu 72 tavizin içinde? Çıkın milletin karşısına, dürüstçe açıklayın.”

BU ZAFER DEĞİL HEZİMETTİR

“Bu bir zafer değil, tarihin en şerefli milleti için bir hezimettir” diyerek konuşmasına devam eden Kamalak, “Bu ihanetin hesabını veremezsiniz. Yine yoksa ‘Safmışız. Yanıldık. Aldatıldık mı?’ diyeceksiniz. Vizesiz seyahat, zehir kutusunun süslü ambalajıdır. Bu kutunun içinde tam 72 ayrı zehir vardır! Sizler aracılığıyla bu hükümeti bir kez daha uyarıyorum.  Bizim medeniyet hedefimiz, Avrupa Birliği’ne köle olmak değil, İslam Birliği’ni kurmaktır. Türkiye 57 yıldır kapısında oyalandığı Avrupa Birliği macerasından artık vazgeçmelidir.

116 SEFER DE GİTSENİZ LEHİMİZE SONUÇ ÇIKMAZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretine de değinen Kamalak, “Medyada yer alan haberlere göre, Sayın Erdoğan, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde tam 16 kez gitmiş Amerika’ya. Peki, sonuç ne? Sonuç ortada;  Parçalanmış bir İslam coğrafyası. Yerinden yurdundan edilerek mülteci bir hayata mahkûm edilmiş İslam ümmeti. Çok net söylüyorum; Batı ile işbirliği yapılarak, Avrupa ile Amerika ile yanak yanağa poz vererek İslam Dünyasına hizmet edilemez. Amerika’ya 16 değil 116 kere gitseniz, Müslümanların lehine bir sonuç çıkmaz. İşte Milli Görüş farkı budur. Örnek mi istiyorsunuz: Erbakan bir kere İran’a gitti, bir kere Mısır’a gitti, bir kere Malezya’ya gitti. Döndüğünde yüzyılın en büyük dış politik hamlesi D-8’leri kurdu. Bu yüzden biz diyoruz ki tek çare Milli Görüştür. Saadet Partisi’dir” diyerek eleştirdi.

TEHLİKELİ VE HAYALİ MACERALARLA VAKİT GEÇİRMEYİN

“Türkiye, tehlikeli ve hayali maceralarla vakit geçirmek yerine Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni bir Dünya mücadelesi vermelidir.” diyen Kamalak konuşması şöyle tamamladı: “ Bunun için de ilk adım olarak ‘barış’ ve ‘üretim’ merkezli yeni bir döneme geçmelidir. ‘Milli, Güçlü, Süratli ve Yaygın Kalkınma dönemi’ başlatılmalıdır. Tüketen değil üreten ekonomi için gerekli alt yapı ve yatırımlara öncelik verilmelidir. Milleti bu tür yalanlarla kandırmaktan vazgeçip, şeffaf, şaibesiz ve dürüst bir yönetim anlayışı ortaya konulmalıdır. En önemlisi de Batı kulübüne girmenin değil, İslam Birliği’ni kurmanın mücadelesi verilmelidir. Evde, sokakta, şehirde, ülkede barışı sağlayacak adımlar atılmalıdır. Çünkü barış olmadan üretim olmaz. Üretim olmadan da itibar olamaz.  Bu uyarılarımızı, hükümete bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyor, inandığımız gerçekleri tarihi bir sorumluluk olarak Aziz Milletimize arz ediyoruz.”

21 Şub 2016

İstanbul Kadın Gençlik Kollarımız İl Divan Toplantısını Gerçekleştirdi.

20160206_134425

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Gençlik Kolları 44.İl Divanı Kağıthane İlçemizin ev sahipliğinde  partimizin İl merkezinde gerçekleştirilmiştir.

Divan İstanbul İl Kadın Gençlik Kolu Başkanı Sümeyye Uğur’un açılış konuşmasıyla başladı. Şubat ayının önemine dikkat çeken Uğur “ Şubat ayı bizim için şehadet ayıdır, bizim için hüzün aydır. Hocamızı kaybettiğimiz, ebediyete uğurladığımız tarihtir. Kime kulluk ettiğimizi, kime ümmet olduğumuzu ve kime er olduğumuzu asla unutmayalım. Biz böyle bir davada olmasaydık Siyonizm’den, Arz-ı Mevud’dan haberdar olamazdık.  15 yaşındaki bir kız çocuğu Siyonizm hakkında konuşabiliyorsa bu er olabildiği davanın yüklediği şuurdandır. Bizim için Şubat ayı sadece liderimizin vefatına üzülme ayı değil, onun emanetine sahip çıkmamız gerektiğini, onu daha da iyi anlamamız ve tanımamız gerektiğini hatırladığımız bir aydır.” ifadelerinde bulundu.

20160206_134454

Siyasi konuşmalar günden maddesinde konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Pakize Yüzbaşıoğlu hanımefendi gençliğin yaptığı çalışmaların önemine dikkat çekerek “Bizim neslimiz İslam’ın uygulandığı bir dönem olmak zorunda. İnsanlar söze doymuş durumda. Söz artık bir şey ifade etmiyor. Bizim neslimize yönelik bir şey ortaya koymak istiyorsak bunu ancak yaşam şekli ile ortaya koyabiliriz.

Allah fırsatlar içinde fırsatlar yaratır. Bakarsınız tam da İslam Birliği’nin kurulacağı bir zaman elimize geçti ama peki bu işin sosyolojik çalışmalarını, istatistik araştırmalarını kim yapacak? Bu meselenin anlaşma metinlerini kim yazacak? ikinci Yalta Konferansı’nı kim yapacak? Diplomasisini kim organize edecek bunun için kendimizi çok iyi yetiştirmemiz, iyi eğitmemiz ve her an hazırlıklı olmamız gerekiyor.

Ben edebiyat öğrencisiysem İslam dünyasının edebi kazanımlarını, bütün köşe taşlarını adım adım bilmem gerekir. Mesela felsefe öğrencileri, felsefe yazarları birkaç üniversitenin felsefe bölümünden bir araya gelen akademisyenlerimiz bir basın açıklaması yapsalar şöyle bir şuur ortaya koysalar; Deseler ki Suriye’li mülteci durumundan sonra Türkiye’de ve İslam ülkelerinde artık çağdaş dönem felsefe dersinin verilmesini istemiyoruz. Çünkü felsefe bir düşünce mantığını anlamak ve ondan istifade etmektir. Bizim felsefe fakültelerimizin tamamı Batı temelli. İnsan haklarına kağıt üzerinde yazan batının ne olduğunu biz uygulamada gördük. Hollanda’ya giden 50 Suriyeli’nin alyansına kadar aldılar. Buna da mazeret olarak yapılacak yardımları göstererek 50 tane insanın koluna bileklik takarak içeri alan yapıyı biz model olarak almanın gerekli olmadığını düşünüyoruz. Asıl bilinmesi gereken Bizim yaptıklarımız. Bizim çok kıymetli bir halkımız var.  Birleşmiş Milletler’in raporuna göre tüm dünyada en çok yardım eden ülke Türkiye. OECD’nin raporuna göre de maddi kazancın yani gayri safi milli hasılanın en kötü dağıtıldı ülkelerden biri de. Türkiye Dünya sıralamasında sondan üçüncü. Anlaşılması gereken ülke Türkiye. Batılı üniversitelerinin bunu araştırması lazım. Bu millete bu yardımları yaptıran düşünce nedir bunu anlama ihtiyacı olan Batı medeniyetinin kendisidir. Keşke böyle bir basın açıklaması gerçekleştirilseydi.Bu düşüncelerin bizim zihnimizde olması lazım. Her duruma karşı zihnimizde paket programların bulunması lazım.

Milli duygulara sahip insanlar olarak çok zor zamanlardan geçiyoruz. Yaşananların farkındayız ve bu da üzerimize bir stres oluşturuyor. Bizim milli birlik ve beraberlik duygularımız her şeye rağmen sapasağlam Ayakta duruyor. Pkk’nın ne olduğunu, içinde hangi ülkelerin ajanları olduğunu biliyoruz.Bunların hepsi birer proje. Kimse bunlara bakıp da bizim ayrıştığımızınsöyleyemez.” ifadelerinde bulundu.

Divanımız  raporların takvimi ve müzakeresinin ardından sona erdi.

03 Ara 2014

İl Kadın Kollarımız Engelliler Günü Dolayısıyla Bir Basın Açıklaması Gerçekleştirdi.

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Engelliler Günü nedeniyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

engelliler haftası basın açıklaması (1)

 Kıymetli Basın Mensupları,Değerli Halkımız;

Saadet Partisi olarak en önemli özelliklerimizden birisi, engelli vatandaşlarımıza yapılacak olan hizmetleri göstermelik ve yapıyor gözükmek için değil, insani ve manevî değerleri önde tutmamız, dolayısıyla özümseyerek yapmamızdır.

Bu hususta, bütün Türkiye sathındaki yaygın organizasyonlarla, yine her sahayı içine alan plân ve programlarla, bu güne kadar ihmal edilmiş olan hizmetlerin süratle yerine getirilmesine özel bir önem verilecektir.

Engellilerin, toplumun önemli ve saygıdeğer bir bölümünü teşkil ettikleri göz önünde bulundurularak, çalışacakları iş sahalarının hazırlanmasına, insanca yaşama şartlarına kavuşturulmalarına, her türlü tesis ve alt yapıda kendileri için gereken yatırımların yapılmasına özel bir itina gösterilecektir. Ayrıca, engellilerin ihtiyaç duydukları her türlü alet ve gerecin, külfetsiz bir şekilde karşılanması için kolaylık sağlanacak; bunları üreten ve ihraç eden tesislerin kurulması ve gelişmesi teşvik edilecektir.

Engelliliğe yol açan sebeplerin ortadan kaldırılması hususunda Sağlık Bakanlığının gerekli ve yeterli çalışmaları yapması, bunun Devlet Politikası olarak sürdürülmesine özel önem verilecektir.

Ağır engelliler için “Kerim devlet anlayışı” esas alınarak hizmetler yürütülecektir.

Engellilere verilen hizmetler ile ilgili yerel yönetimlere özel yetkiler ve imkânlar sağlanacaktır.

 

Başta ibadethaneler olmak üzere, binalara kolayca girmeleri, ibadetlerini yapmaları, hutbe ve vaazlardan yararlanabilmeleri için gereken her türlü tedbirin alınmasına ve koşulların sağlanmasına özel bir itina gösterilecek; engellilerle ilgili hizmetlerin, yurt çapında aksamadan yürütülmesi için, denetleme ve izleme çalışmalarına da önem verilecek ve gereken her türlü tedbir alınacaktır.

Engellilerin Doktora yapmaları dâhil, en yüksek seviyede eğitim görmeleri ve sonradan da çalışarak hizmet etmeleri için gereken tedbirlerin alınmasına özel bir itina gösterilecektir.

Bu bağlamda; milli görüş partileri olarak bugüne kadar parlamentoda olduğumuz sürelerde gerek muhalefet gerekse iktidar dönemlerimiz de, her alanda olduğu gibi garson devlet anlayışıyla genelde tüm insanlığa özelde de engelliler konusunda sayısız hizmetler ortaya koyduk.

Bunları, 1992 de parlamentoda gurup kuran o günkü Refah Partisi TBMM ‘sine araştırma önergesi vererek, engellileri araştırma komisyonu kurulmasının sağlanması ve Engelliler Bakanlığının kurulması hususunda ilk defa tarafımızca o günlerde gündeme getirilmesi, böylece söz konusu komisyonun çalışmalarıyla eğitim,istihdam,sağlık,fiziksel çevrenin düzenlenmesi ,sosyal ve kültürel problemlerin çözümü hususundaki konuların  meclisin gündemine taşınması  sağlanmıştır.

1996 yılında  54.hükümeti kurarak merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında 1994 yılında yaşanan büyük ekonomik krize ve koalisyon hükümeti olmamıza rağmen 3 Aralık 1996 ‘da TBMM’ni özel gündemle toplayarak kanun hükmünde kararname yetkisi almış ve 571-572-573 sayılı kanun hükmünde kararnameleri çıkarmak suretiyle şimdiki adı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü olana o zaman ki  adıyla Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başbakanlığının kurulması, istihdam oranının %2’den % 3 ‘e çıkarılması, Engelli araç ve gereçlerinin gelir durumuna bakılmaksızın sosyal dayanışma fonundan ihtiyaç sahiplerine verilmesi ve bunun gibi daha birçok alanda bugüne kadar olmayan haklar ve hizmetler verilmiştir.

Bütün bu yaptıklarımız ve bugüne kadar başkaları tarafından yapılanlar nihaiyi çözüm olmadığına inanıyor bu nedenle Milli Görüş felsefesiyle Saadet Partisi olarak bundan sonra da Parlamentoda temsil hakkına sahip olduğumuz taktirde öncelikle engellilerin, bu toplumun engelli olamayanlar gibi her türlü hak ve eşitliklere sahip olduğunun bilincinin devlet politikası olarak benimseyip, toplumunda bu anlayışla hareket etmesini sağlayacak atılım ve projeleri hayata geçirmeyi kendimize görev adlediyoruz.Bu inançtan yola çıkarak tüm engel guruplarının,engelliye sahip olana ailelerin ve toplumun  engelliler hususunda birlikte yaşam ,davranış bilincine eğitilebilir veya öğretilebilirlik durumlarına göre eğitimlerinin bu eğitimlerdeki özel düzenleme ve ihtiyaçlarının tüm ayrıntılarıyla karşılanmasını ,sağlamak için gerekli girişim ve çalışmalar yapılmalıdır.

Biz Saadet Partisi olarak bundan sonrada gerek muhalefette gerekse iktidar olduğumuz da yapacağımız hizmetler “Garson Devlet ve Kerim Devlet “ anlayışıyla olacaktır.

Garson Devlet dedik çünkü devlet milletin hizmetkarıdır, her şey insan içindir. Milletin mutluluğu ve refahı için başta ekonomik problemler olmak üzere  sosyal,kültürel eğitim istihdam konusundaki problemler kalıcı çözümlere kavuşturulacak ayrıca zihinsel engelliler için özel çözümler getirilerek zihinsel engelli ailelerini “benden sonra çocuğumu ne olacak “kaygısını giderecek çalışmaların yapılması hususunda devletin şefkat ve merhamet şemsiyesini açılması ve Kerim Devlet dediğimiz anlayışın devlet politikası haline gelmesi sağlanacaktır.

Ülkemizde engelli  %12,29 iken engellilerin istihdamındaki oran % 4 özel sektörde % 3 nispetindedir. Bu durum engellilerin iş bulma sorununu çözmekten uzaktır. Mevcut kontenjanlara engellilerin devlet memurluğuna atamaları veya alınmaları iki yöntemledir. Lise ve dengi okullarla üniversite mezunları EKPSS (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı ) ile ilk ve ortaokul mezunu engelliler içinde kura çekme suretiyle yapılmaktadır.2014 Eylül ayında en son atamalar yapılması tamamen gizemli ve soru işaretleriyle doludur. Kime kura çekiyorlar Sivil Toplum Kuruluşlarının haberi yok bundan. Her ne hikmetse bu kuralar hiç garibanlara isabet etmiyor yani yoksul gene işsiz gene fakir. Bu durum sorgulandığında muhataplarımızdan yeterli cevabı alamıyoruz. Bu konuda genel merkezimize her gün onlarca telefon ve meyil yoluyla şikâyetler ve serzenişler gelmekte. Parlamento da olmadığımız için kanunlar bazında fazla bir yaptırımımız yok lakin kamuoyu oluşturma ve toplumu bilgilendirme hususunda gerekli çalışmaları yapıyoruz. Öteden beri engellilerin sesi olduk bu husustaki gayretlerimiz artarak devam etmektedir. Parti teşkilatlarımızın da engelliler hususunda duyarlı olmalarını bekliyor saygılar sunuyoruz.

 

NAGEHAN GÜL ASİLTÜRK

SAADET PARTİSİ İSTANBUL İL KADIN KOLLARI BAŞKANI

 

03 Ara 2014

Kağıthane İlçemizden Kahvaltı Proğramı

Saadet Partisi Kağıthane İlçe kadın Kollarımız düzenlediği kahvaltı programı ile Kağıthaneli hanımlar bir araya geldi.

Kahvaltıya İl Kadın Kolları başkanımız Negehan Gül Asiltürk ve il kadın kolları başkan yardımcılarından Özlem Serenli katıldı.

.fotoğraf 3

Konuşmalarında İslamın fert dini olmadığına dikkat çeken Asiltürk bütün zulümler müslümanlar üzerindeyken kimsenin sesi çıkmıyor 
Türkiye kimseye kul olamaz böyle bir ecdadın evlatları sessiz kalmamalı diyerek sözlerini tamamladı.
fotoğraf 1 (1)
fotoğraf 2
01 Kas 2014

İl Kadın Kolları Kasım Ayı 1. Bölge Toplantısını Gerçekleştirdi.

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Teşkilatlanma 1. Bölge Toplantısı Ümraniye’de Ümraniye  ilçemizin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

1. Bölge Başkanı Sadiye Karakaya’nın yönetiminde gerçekleşen toplantıya İl Kadın Kolları Siyasi işlerden sorumlu Başkan Danışmanımız Nevin Gökçe  ,Bölgedeki ilçelerimiz  ve İlçe Sorumlularımız da iştirak etti.

 

22 Eki 2014

İl Gençlik Kolları 34. İl Divan Toplantısını Gerçekleştirdi

Saadet Partisi İstanbul Kadın Gençlik Kolları  34. il Divan toplantısı Pendik ilçe Gençlik  Kollarının ev sahipliğinde  partimizin İl Merkezinde gerçekleştirildi.

Divan toplantısı, il Gençlik Başkanı Kübra Koyun hanımefendinin açılış konuşması ile başladı. Konuşmasına bayram tebriği ile başlayan ve gündem değerlendirmesinde bulunan Koyun,bazı sanatçı müsvettelerinin açıklamalarına değinerek; kurbanı anlamıyorlar. Kurban teslimiyettir diyerek konuşmalarına başladı.

Hızla artan toprak satışlarından kapatılan madenlere, iktidarın batıya olan teslimiyetinden dolayı İslam dünyasının başına gelen felaketlere, çözüm sürecinin çözümsüzlüğünden, basın sansürü dolayısıyla halktan gizlenen anarşi ve sokak eylemlerinden ve sınırsız tezkere, sınırsız vebal başlığı altında ülkemizin içinde bulunduğu tehlikeli durum hakkında açıklamalarda bulundu.Ülkemiz kuşatma altına alındı diyen Koyun; İttihat ve Terakki ‘‘Yeni Osmanlı’’ diyerek koca cihan devletini parçaladı, Akp ise ‘’Yeni Türkiye’’ diyerek bizi bölünmeye götürüyor diyerek konuşmasını tamamladı.

Ev sahibi olan Pendik İlçemizin Gençlik Başkanı Merve Elçi hanımefendi Erbakan Hocamızın ”Hayat doğru ile yanlışın, faydalı ile zararlının, güzel ile çirkinin mücadelesinden ibarettir” sözü ile konuşmasına başladı ve gençlik üyelerine; bizler gençler olarak barışı tesis etmekle mükellefiz hatırlatmasında bulundu.

Raporların takdimi ve müzakeresi gündem maddesinin ardından siyasi konuşmalar gündem maddesi  ile devam eden divana konuşmacı olarak Pakizen  Yüzbaşıoğlu hanımefendi katıldı.Sözlerine Hamd ile başlayan ve şükretmenin önemine değinen Yüzbaşıoğlu ;sahip olduklarımızın en üstünü burada olmamızdır  ifadelerinde bulundu.Hayat kısa ,ömrümüzü iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu davayı neden tercih ettiğimizin farkında olmalıyız diyen Yüzbaşıoğlu; biz dün var olmuş bir millet değiliz. Bizden Önce Sütçü İmamların ,Mehmet Akiflerin yaşadığını bu gün biz yaşıyoruz diyerek oynanan oyunun hiç değişmediğine dikkat çekti.

Bizim gereksiz üzüntülerle kaybedecek vaktimiz yok. Başımıza ne gelirse gelsin  kendimizi bırakamayız. Biz Kadere iman ediyoruz diyerek  Ehl-i  Sünnet itikadının ortak görüşü olan” Hiçbir  takdir  Müslüman’ın tedbirler üzerindeki sorumluluğunu kaldırmaz” sözünü hatırlatarak Müslüman’ın tedbir almak zorunda olduğuna dikkat çekerek sözlerine son verdi.

                                            

 

 

10 Eki 2014

Avcılar İlçemiz Divan Toplantısını Gerçekleştirdi

Saadet Partisi Avcılar İlçe Kadın Kolları aylık divan toplantısını gerçekleştirdi. Konuşmacı olarak Genel Merkez Bölge Sorumlusu Nazmiye Gülbaş’ın katıldığı toplantıya  ilçe yönetimi ve Teşkilat mensupları da katıldı.Toplantı sonunda aylık faaliyetler hakkında bilgilendirme yapılmıştır.