Esenler İlçemizden Ahde Vefa Programı
22 Mart 2011 Yazan kubra
Kategori Esenler, Manşet, Teşkilat Haberleri
Esenler Kadın Kolları 27 Şubatta vefat eden Genel Başkanımız Merhum Prof Dr Necmettin ERBAKAN Hocamız için anma programı düzenledi. Yol arkadaşı kadim dostu Yasin Hatipoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı program duygu yüklü konuşması katılımcıları gözyaşlarına boğdu.
Gelir Dağılımı Adaletsizliği Dayanılmaz Boyutlarda!
19 Şubat 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Arif Ersoy, Hükümetin ekonomi politikalarına eleştiriler getirdi.
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI PROF. DR. ARİF ERSOY, HÜKÜMETİN EKONOMİ POLİTİKALARINI ELEŞTİRDİ…GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ DAYANILMAZ BOYUTLARA ULAŞTI
HOCAMIZIN SAĞLIK DURUMU GAYET İYİ
TÜRKİYE’YE İNSAN HAKLARI DERSİ VERMEYE KALKAN ABD ÖNCE KENDİNE BAKSIN
Felakete tedbirsizlik mi neden oldu?
Bir kısım insan Karun gibi zengin oldu
Ülkede basın özgürlüğü kısıtlanmamalı
HOCAMIZ ÇOK İYİ
Arif Ersoy bir gazetecinin sorusu üzerine Genel Başkan Necmettin Erbakan’ın sağlık durumunun gayet iyi olduğunu ve istirahat amaçlı hastanede tutulduğunu söyledi. Ersoy; “Tedavisi yapıldı. İnanıyorum ki bir iki gün içerisinde taburcu olacaktır. Ama tabii Hocamızı çalışmaktan alıkoyamıyoruz. Hastane dışına çıkınca yoğun çalışıyor. Hastane’de de çalışmalarına devam ediyor. Dışarıda daha yoğun çalıştığı için doktorlar, ailesi tedbir amaçlı hastanede kalmasının daha uygun olacağını düşünüyorlar” dedi.
İstanbul kadroları seçime hazır
24 Ocak 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Miting gibi divan toplantısı Esenler Hakkı Başar Spor Salonu’nda icra edildi…
Seçimlere kısa bir süre kala Saadet Partisi Teşkilâtları, seçimlere en hazır parti olarak miting gibi divan toplantıları organize ediyor. Dün Türkiye’nin bütün illerinde gerçekleştirilen toplantılara katılan Saadet kadrolarında çelikleşmiş bir ruhla iktidara yürüyüş heyecanı yaşandı.
Toplantının açılış konuşmasını İl SKM Başkanı olarak atanan İl Başkan Yardımcısı Ali İhsan Gündoğdu yaptı. Gündoğdu konuşmasında, milletvekili seçimlerine 4.5 ay gibi çok kısa bir sürenin kaldığını, var güçleriyle İstanbul’un en ücra mahallesindeki kişilere kadar ulaşarak, seçimin mutlaka kazanılması için çalıştıklarını söyledi. Gündoğdu, İstanbul’un tüm sandıklarında 4′ü müşahit 1′i Baş müşahit olmak üzere 5′er kişiyi görevlendireceklerini kaydetti.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer de Genişletilmiş İl Divan Toplantısı’na iştirak eden 39 ilçe ve gençlik kollarını tek tek anons ederek yoklama yaptı. Yoklamanın sonucundan gayet memnun olduğunu belirten Esmerer, “Hocamızın yıllar önce ifade ettiği bir söz bu salonda gerçekleşiyor. Hocamız, “spor salonları ve stadları dolduran insanlar “gol” yerine “inşaallah ol” diye bağırırlarsa, bilin ki orada her şey olacaktır inşaallah” demişti. İşte bugün bu salon bize bunu söylüyor, bu salonu hınca hınç doldunduğunuz için tüm kardeşlerime can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Fakat bu salonun dolması yetmez, hepiniz ilçelerinize döndüğünüzde mahallelerinize dağılacaksınız, çalınmadık kapı, girilmedik dükkan bırakmayacaksınız” diye konuştu.
Daha sonra söz alan Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardimcısı Atik Ağdağ da, “Bizler hesap için değil Allah rızası için hakiki çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalarımızda Rabbim sağanak halinde kapıları bize açacak. İnşaallah bu kapılar açıldıktan sonra MSPve RP döneminden daha müthiş çalışmalarımızı yeni iktidarımızda gerçekleştireceğiz” dedi.
Saadet Partisi Dış İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu, “4.5 ay sonra Türkiye’de bir seçim gerçekleştirilecek. Saadet Partisi olarak biz de bu seçimlerde çok iddialıyız. Nasip olursa iktidara gelmeyi planlıyoruz. Saadet Partisi olarak 62 partiden biri değiliz Türkiye’deki. 61 parti bir tarafa Saadet Partisi bir tarafa. Bu millet bizim efsane hizmetlerimizi unutmadı. Hocamızı ve bizi efsane hizmetlerimizi devam ettirmek için yeniden iktidarda görmek istiyor. Fakat küçük bir menfaat grubu, bizim iktidara gelmememiz için her türlü entrikayı çeviriyor” dedi.
Özellikle dış odaklı Siyonizmin, Milli Görüş’ün iktidara gelmemesi için “van münit” söyleminden sonra Tayyip Erdoğan’ın iktidarda kalması için çalıştığını kaydeden Karamollaoğlu şöyle konuştu: “Mavi Marmara gemisinde şehid edilenler için değil tazminat, özür bile dilemediler. Bütün çabaları yeter ki, bu millet aslına dönüp yeniden Milli Görüş’ü iktidara getirmesin. Bu Mavi Marmara sürecinde herkes Türkiye ile İsrail ilişkilerinin kötü gittiğini zannederken, tam aksine ticari ilişkiler yüzde 30 civarında arttı. Hatta İsrail, Türkiye “hayır” dese idi OECD’ye üye olamayacaktı. Türkiye “evet” diyerek İsrail’in üye olmasını sağladı. Milletimiz bu gerçekleri bilmiyor. Bu gerçekleri millete anlatmak bizim vazifemiz. Biz Allah rızası için çalışıyoruz.”
Geçmişte Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın TOBB seçimlerinde Başkan seçildikten sonra Demirel’in o seçimleri iptal ettiğini hatırlatan Karamollaoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “O zaman Erbakan Hoca “ben sizinle mecliste hesaplaşacağım” diyerek, Konya’dan bağımsız milletvekili adayı oldu ve seçildi. Hemen akabinde de Milli Nizam Partisi’ni kurdu. Fakat Milli Nizam Partisi’ne 7 ay bile dayanamadılar ve kapattılar. Erbakan Hoca, Milli Nizam Partisi Genel Başkanı olarak Mecliste yaptığı konuşmada bu millete iki mesajını verdi. Bugüne kadar millet selamlaşmayı bilmezken ve bundan korkarken Errbakan konuşmasına “Esselamü aleyküm” diye başladı. Bu muhteşem bir mesajdı. İkinci mesajı da o güne kadar Abdülhamid Han millete Kızıl sultan diye tanıtılırken, Erbakan hoca Abdülhamid Han’a “cennet mekan” diyerek ikinci büyük ve müthiş mesajını vermiş oldu. İşte bizim böyle bir liderimiz var. İşte dünya Siyonizmi bu liderden tirtir titriyor ve korkuyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Milli Görüş iktidar olacak ve Siyonizmin bütün entrika ve oyunlarını bitirecek inşallah!”
Prof. Mustafa Kamalak yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin bizi beklediği gibi 7 milyarlık insanlık da bizi bekliyor. Sandığa atılacak her bir oy cephede atılan mermiden daha etkili. Çünkü savaşta bile sonuçlar masada kazanılıyor. İşte bu yüzden de Haziran’daki seçimler masada sonuçlanacaktır. Onun için sandıkları patlatmanızı istiyoruz.”
Öte yandan, GİK üyeleri adına konuşan ve aynı zamanda Saadet Partisi İstanbul İl sorumlusu olan Sadrettin Karadamun da, “Kim ne derse desin insanlık akın akın Millî Görüş’e gelmek ve burada toplanmak zorundadır. Gelecek ve toplanacaktır. Bunun için davamızı duymamış hiç bir kimse kalmamalıdır. Bu görev de size düşüyor.”
Üsküdar Kadın Kolları Gençlik Komisyonundan 3. Şahlanış startı
20 Ocak 2011 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, Üsküdar
Saadet Partisi Üsküdar Kadın Kolları Gençlik Komisyonu mahalle başkanları ve istişare kuruluna yönelik ‘ Özel Gençlik Projeleri’ programı düzenledi. Kahvaltı ile başlayan program slayt, şiirler ve gençlik başkanının konuşmasıyla devam etti. Mahalle başkanları ve istişare kurulu üyelerine Ocak ayının hedefleri verildikten sonra fikir alışverişinde bulunuldu. Programın ardın Üsküdar’ın manevi önderlerinden olan Aziz Mahmut Hüdai Hz.’nin türbesi ziyaret edilerek Saadet Partisinin 3. büyük şahlanışı için seçim startı verildi.
İl Gençlik Kollarımızdan Muhteşem 12.500 İmza
“Muhteşem Yüzyıl” filminden duyulan şikayetlerin RTÜK’e iletilmesi için İstanbul Gençlik Kolları il genelinde yaptığı çalışma ile 12.500 imza topladı.
5 Ocak’ta yayına giren ve Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatını anlatan “Muhteşem Yüzyıl” filmi ile alakalı Saadet Partisi İstanbul Gençlik Kolları’nın başlattığı “Muhteşem Şikayet” adlı imza kampanyası geniş yankı buldu.
9 Ocak’ta Show tv önünde mehteran eşliğinde başlayan tepkiler ve basın açıklamasıyla start alan protestolar, imza kampanyasıyla bugun resmi olarak sonuca kavustu.
İstanbul genelinde 9 Ocak’tan itibaren başlayan imza kampanyasında imzalanan 12.500 şikayet dilekçesi 19 Ocak Çarşamba saat 11.00′de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun Gayrettepe’de buluna Bölge Müdürlüğü’ne yapılan basın açıklaması ile birlikte teslim edildi.
Dilekçeleri teslim etmek için Rtük Bölge Müdürü Dr. Yaşar Zorlu ile görüşen Saadet Partisi İstanbul Gençlik Kolları Başkanı İsmail Acar, “Biz ecdadımızı biliyoruz, seviyoruz ve sahip çıkıyoruz. Biz yapılan bu hadsizlik ve hakaretler karşısında tepkisiz kalamazdık ve toplumun sesini, nabzını ifade ediyoruz” dedi.
Bölge Müdürü Zorlu; toplanan imzaların haricinde Rtük’ün resmi web sayfasına, 24 saat hizmet veren şikayet hatlarına ve bizzat elden getirilen dilekçeler ile yoğun bir tepkinin ortaya konulduğunu ifade etti.
Basın açıklamasında yapılan şikayet dilekçesinin imzalı metni www.gencsaadet.com adresinde yayınlanıyor.
İstanbul Gençlik Kolları milletimizin hislerine tercüman oldu
19 Ocak 2011 Yazan kubra
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi (SP) İstanbul İl Gençlik Kolları üyeleri, ‘Muhteşem Yüzyıl’ adlı dizinin yayından kaldırılması için topladıkları 12 bin 500 imzalı dilekçeyi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne teslim etti.
SPİstanbul İl Gençlik Kolları üyesi bir grup, Muhteşem Yüzyıl dizisinin yayından kaldırılması için topladıkları imzaları teslim etmek üzere Şişli’de bulunan RTÜK İstanbul Bölge Müdürlüğü önünde toplandı. Yanlarında getirdikleri 12 bin 500 şikayet dilekçesi ile RTÜK binası önünde basın açıklaması yapan İl Gençlik Kolları Başkanı İsmail Acar, 5 Ocak’ta ilk bölümü yayına giren Muhteşem Yüzyıl dizisiyle alakalı yayınlandığı günden bugüne kamuoyunda müthiş rahatsızlıkların gündeme geldiğini söyledi.
Bununla ilgili siyasetçilerden, tarihçilerden akademisyenlere kadar farklı kesimlerden konuyla alakalı açıklamalar yapıldığını hatırlatan Acar, “Bizler de 5 Ocak tarihi itibariyle dizinin yayınlanmasının ardından Saadet Partisi İstanbul Gençlik Kolları olarak milletimizin hislerine tercüman olma adına 9 Ocak tarihinde İstanbul Gençlik kolları olarak SHOV TV’nin önünde o gün mehteran eşliğinde bir takım tiyatral canlandırmalar eşliğinde basın açıklamasıyla tepkimizi ifade etmiştik. Ve akabinde 15-16 Ocak Cumartesi-Pazar günleri ilçelerimizde açmış olduğumuz stantlarda şikayet dilekçeleri topladık. Şu anda 12 bin 500 adet şikayet dilekçesini RTÜK yetkililerine teslim edeceğiz. Bununla ilgili bir üst yazıyla şikayetimizi yetkililere ifade edeceğiz. Takdir yetkililerindir, milletimizindir.” şeklinde konuştu.
RTÜK’e teslim edecekleri 8 maddeden oluşan üst yazıyı okuyan Acar konuşmasını şöyle bitirdi: “Söz konusu Muhteşem Yüzyıl adlı dizinin başta kamu düzeninin ciddi şekilde bozması kuvvetle ihtimal dahilinde olduğundan ayrıca Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayınları hakkında kanunun 4. maddesinin Medya Etik Konseyi Yüksek Kurulu’nun okur ve izleyici hakları bildirisinin ilgili maddelerinde geçen haklarımıza dayanarak yayından kaldırılması ve yayınlanan kuruma ilgili cezayı müeyyidenin uygulanması konusunda gereğinin yapılmasını kamuoyumuz adına bekliyoruz.”
Saadetli gençler, daha sonra içeri girerek yanlarında getirdikleri dilekçeleri RTÜK yetkililerine teslim etti.
Tunus’ta Yaşananlar İbret Tablosudur
19 Ocak 2011 Yazan kubra
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu Tunus ve Sudan’da yaşanan gelişmelerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
Temel Karamollaoğlu, Tunus’ta yaşanan gelişmeleri ve Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin ülkesini terk etmek zorunda kalmasını, “Üzerinde düşünülmesi ve ibret alınması gereken” bir olay olarak nitelendirdi. Bin Ali’nin 23 yıllık iktidarı boyunca acımasız, antidemokratik ve baskıcı bir yönetim ortaya koyduğunu hatırlatan Karamollaoğlu; “Devrik Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali iktidarı boyunca sokakta bile başörtüsünü yasaklamaya kalkacak kadar baskıcı bir tutum sergilemiştir. Bu baskılara ilave olarak Tunus dış borç batağına saplanmış, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk içinde kıvranan bir ülke durumuna sürüklemiştir. Tunus’da yaşanan sosyal patlama, yoksulluğa, yolsuzluğa, baskı ve dayatmaya karşı bir isyandır. Bu isyan yılların birikiminin bir sonucudur. Üniversite mezunu seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin kendisini yakması bu toplumsal patlamayı ateşleyen bir fitil olmuştur ” dedi.
TUNUS’TA YAŞANANLAR İBRET TABLOSUDUR
Tunus’taki halk isyanının Batı yanlısı politikaların iflasının bir göstergesi olduğunu da vurgulayan Temel Karamollaoğlu; “Zeynel Abidin’in baskıcı rejiminin en büyük destekçisi basta Fransa olmak üzere Batı âlemi olmuştur. Her fırsatta demokrasiyi ve insan haklarını dillerinden düşürmeyen bu ülkeler, baskıcı politikalarına rağmen Zeynel Abidin Bin Ali’yi desteklemişlerdir.
Ancak ne dramatiktir ki; aynı Batı Âlemi ülkesini terk etmek zorunda kaldığında, yıllarca zalimane yönetimine destek verdiği Bin Ali’ye kapılarını kapatmış, ona sırt çevirmiştir. Bu durum Batı’nın umursamazlığının ve çifte standardının en somut göstergesidir. Bundan ders alınmalı, bu ülkelerin ipiyle kuyuya inilmeyeceği artık anlaşılmalıdır. Nitekim Batı’nın desteği ile yıllarca kendi insanlarına zulmeden, hatta başörtüsünü sokakta bile yasaklayacak kadar ileri giden bin Ali’nin, canını kurtarabilmek için bir İslam ülkesine, Suudi Arabistan’a sığınması oldukça anlamlıdır’’ dedi.
ZULM İLE ABAD OLUNMAZ
Demokrasi görüntüsü altında halka zulmetmenin ne o ülkeye ne de o zulmü yapanlara bir fayda sağlamayacağını, bunun en açık örneğinin Tunus olduğunu kaydeden Temel Karamollaoğlu; “Tunus’ta yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki; önemli olan iktidarların milletleriyle barışık ve adil bir yönetim oluşturabilmeleri, onların dertlerine derman olabilmeleridir. Bu nedenle dost ve kardeş ülke Tunus’ta bir an evvel sükûnet ve güvenlik ortamının sağlanması, halkın inancı, tarihi ve değerleriyle barışık Adil bir yönetimin kısa bir sürede oluşturulması en büyük temennimizdir. Oluşturulacak yeni yönetimin halkın beklentilerini karşılayacak bir yapıda olması, ülkenin ihtiyacı olan ekonomik ve sosyal adımları ivedilikle hayata geçirmesi şarttır” değerlendirmesinde bulundu.
BATI KIBRIS’TA BAŞKA SUDAN’DA BAŞKA OYNUYOR
Basın açıklamasında Sudan’da yaşanan gelişmelere de değinen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu; Sudan’da gerçekleştirilen Plebisit’in, Sudan’ı bölme girişimlerinin arkasında ABD ve Batı ülkelerinin olduğunu söyledi. ABD eski başkanlarından Carter’ın, referandum arifesinde güney Sudan’ı ziyaretinin bu müdahalenin açık bir delili olduğunu ve Sudan’ın bölünmesi için yoğun çaba harcadığını hatırlatan Karamollaoğlu şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kendisine uygulanan dış baskılara rağmen Sudan Hükümeti’nin bu süreçte ortaya sağduyulu bir tavır koyduğu anlaşılmaktadır. Sudan yönetimi hem güneyde hem de Darfur bölgesinde dış etkilerle meydana gelen olayların önlenmesi için caba sarf ederken bu mihraklar tam tersine Sudanı karıştırmak için her yola başvurmaktadırlar.
Batı ülkelerinin bu tavrı bir başka çifte standardı daha açıkça ortaya koymuştur.
Son elli yıldır gösterilen bütün çabalara rağmen Kıbrıs’da birbiriyle uyuşması mümkün olmayan iki ayrı devleti zorla birleştirmeye kalkan Batı dünyası, asırlardır birlikte yaşayan ve mevcut durumda bütünlüğünü koruyan Sudan’ı çeşitli bahanelerle ikiye bölmeye çalışması büyük bir çelişkidir.
Aynı güçlerin, maalesef Türkiye’nin de içinde bulunduğu Mısır, Irak, Pakistan, Nijerya gibi birçok İslam ülkesini bölmek için yıllardır çalıştığı, proje ürettiği, strateji geliştirdiği de bilinmektedir.
Sudan’ı bölme girişiminin arkasında son yıllarda bu ülkede çıkarılan zengin petrol kaynaklarını kontrol etme isteği yanında, “Arz-ı Mev’ud” un bir parçası olan ‘Yukarı Nil’ havzasını da kontrolü altına almak olduğu konusunda ciddi endişelerimiz vardır. Bu karanlık güçler Sudan’daki asırlardır süregelen kabileler arası mevzi ihtilafları çözecek girişimler yerine, kabilelere silah dağıtarak Sudan’ın bir iç savaşa sürüklenmesini sağlamışlardır.
Kendi menfaatleri için binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuşlar ve bu çatışmaları ileri sürerek de Sudan yönetimini itham etmişlerdir. Üzülerek ve endişe ederek gözlemliyoruz ki, hangi gerekçe ile olursa olsun Bati ülkeleri bir ülkeye müdahale ettiklerinde, o ülkeyi kana ve gözyaşına boğmakta ve müdahil oldukları ülkeleri sadece felakete sürüklemektedirler.”
97. İl Divan Toplantımız Coşkuyla Gerçekleşti
18 Ocak 2011 Yazan kubra
Kategori İstanbul, Manşet, Teşkilat Haberleri
İl Divanımız, İl Kadın Kolları Başkan Vekili F. Nevin Gökçe hanım’ın konuşması ile başladı.
Açılış konuşmasında; Bütün dünyanın Milli Görüş’e ihtiyacı olduğunu söyleyen Gökçe, dünyanın birçok bölgesinde Sudan, Mısır, Irak gibi ülkeler bölünmeye çalışılırken fiili ve siyasi olarak ikiye bölünmüş olan Kıbrıs’ın AB ve Siyonist menfaatleri çerçevesinde birleştirilmeye çalışıldığını söyledi. Alman Başbakanı Merkel’in Kıbrıs Rum kesimini ziyareti esnasında yaptığı açıklamaların bu çerçevede bir skandal olduğunu, Annan planına Evet diyen Türk tarafı olmasına rağmen Merkel in Türk tarafını suçlu, kusurlu bulduğunu açıkladı. Bu açıklama AB’nin çifte standardını ortaya koyuyor. Amerika’ya yaslanmış İsrail’e güvenlik çevresi oluşturulmak için uzun vadeli planların yapıldığını, NATO’nun yeni görevinde bu çerçevede dünya jandarmalığı olduğunu, bu durumu Milli Görüş camiası olarak, Saadet Partisi olarak yıllardır insanlarımıza anlattık ve bugün bu planlar ayan beyan ortadadır dedi. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak planları bozacak çalışmaları artırarak devam etmeliyiz, ne ülkemizin ne de ümmet coğrafyasının bölünmesine izin vermeyeceğiz dedi.
Raporların takdimi ve müzakeresinin ardından söz alan Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi M. Hasan Öz Beyefendi Genel Merkez Eğitim Birimi olarak hazırlanan yeni dönem eğitim çalışmaları ile ilgili sunum yaparak İl Kadın kolları divanımıza katkıda bulundu.
İl Divanımıza katılan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanımız Selman Esmerer 23 Ocak’ta gerçekleşecek Genişletilmiş il Divanının hazırlıklarının yoğun bir şekilde devam ettiğini, Gene Başkanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın da katılacağı Genişletilmiş İl Divanının teşkilat çalışmalarımıza büyük bir heyecan ve bereket getireceğini ifade etti. Saadet Partisi’nin 12 Haziran seçimlerinden beklenmeyen çok büyük bir başarıyla çıkacağını biliyoruz ve bu başarıda payımız olması içinde çalışmamız gerekiyor diyerek sözlerini tamamladı.
Genel Merkez Kadın Kolları Bölge Sorumlularından Sn. Zehra Öz, İl İstişare kurulu üyelerimizden, Sn. Alev Sezen 97.İl Kadın Kolları Divanımıza iştirak eden misafirlerimiz arasındaydılar.
97. İl Divan toplantısı Başkan Vekilimiz F. Nevin Gökçe Hanımefendinin değerlendirme konuşması ile son buldu.
Heykeli Bırak Yoksulluğa Bak; Asıl Ucubelik Ekonomide!
13 Ocak 2011 Yazan kubra
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Arif Ersoy, günlerdir gündemi meşgul eden heykel tartışmalarını sert bir dille eleştirdi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Arif Ersoy, günlerdir gündemi meşgul eden heykel tartışmalarını sert bir dille eleştirerek, “ülkenin temel sorunu olan yoksulluk ve fakirlikle ilgili tek bir kelime edilmezken günlerdir heykeli tartışıyoruz” dedi. Başbakan Erdoğan’ın da heykel tartışmalarının içinde yer almasını doğru bulmadıklarını ifade eden Ersoy, “kentteki sanat kentlileri ilgilendirir. Kitlelerin temel sorunu olan yoksulluk ve fakirlikle mücadele dururken Başbakan Erdoğan’ın heykelle uğraşmasını fevkalade yanlış buluyoruz” eleştirisinde bulundu.
Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarına ve gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Arif Ersoy, gündemdeki heykel tartışmalarına dikkat çekti. “Günlerdir Türkiye heykel tartışmaları ile meşgul ediliyor. Oysa ülkenin tartışılması gereken çok büyük sorunları var. Yoksulluk ve fakirlik bunların başında geliyor” diye konuşan Ersoy, hükümetin uyguladı ekonomik politikaların kitleleri yoksullaştırdığını vurguladı.
AKP’nin ekonomisi rantiyeciyi zenginleştiriyor, kitleleri fakirleştiriyor
Bir ülkenin ekonomisinin doğru yolda olup olmadığını istihdam verileri ile paylaşımdaki adaletten anlaşılabileceğini dile getiren Ersoy, şöyle konuştu: “Bir ülkede işsizlik düşüyor, üretim artıyor ve paylaşım adilse o ekonomi iyiye gidiyor demektir. Ancak Türkiye’de durum hiç de iç açıcı değildir. İşsizlik ülkemizde kronikleşmiş bir sorun olmaya devam ediyor. Gelir paylaşımındaki adaletsizlikten dolayı bir avuç rantiyeci zenginleşirken kitleler yoksullaşıyor”
Her 5 kişiden 1’i yoksul
Türkiye’de uygulanan yanlış ekonomi politikalardan dolayı kitlelerin yoksullaştırılma sürecinin devam ettiğini vurgulayan Ersoy, TÜİK verilerine göre 2009 yılında ülkedeki yoksulların sayısının 0.97 puan artarak yüzde 18.08’e çıktığını belirterek, “Bu oran 2008 yılında yüzde 17.11 dolayındaydı. Başka bir ifade ile mutlak anlamda yoksul olan insanımızın sayısı 12,7 milyon dolayındadır. Yaklaşık her beş kişiden biri yoksul durumdadır” dedi.
Kentlerdeki ve kırsal yörelerdeki yoksul nüfus verilerine de işaret eden Arif Ersoy, şunları kaydetti: “kentlerde yaşayan insanlarımızın yaklaşık yüzde 10’u yoksul durumdadır. Hane halkı nüfusunun artışına bağlı olarak yoksulluk da artmaktadır. 2-4 kişiden oluşan hane halkının yüzde 9.65 yoksul olmasına karşı, hane halkı sayısı 7 ve daha fazla olanlardan yoksul olanların oranı yüzde 40.05 dolayında seyrediyor. Kırsal yörelerde ise 2008 yılında yüzde 34.62’si yoksuldu. Bu oran 2009 yılında yüzde 38.69’a yükselmiştir”
Türkiye, kasten fakirleştirilmiş zengin bir ülkedir
Türkiye’nin aslında yoksul bir ülke olmadığını, kasten veya gafletle fakirleştirilmiş zengin bir ülke olduğunun altını çizen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ersoy, ekonomi büyürken kitleleri fakirleştiren temel unsurun, 2001 krizinin ardından uygulanmaya konulan ve AKP hükümeti tarafından da harfiyen uygulanan IMF patentli Fischer-Derviş ekonomi modeli olduğunu kaydetti. “Bu model sorun çözme kapasitesini yitirdi. Demode oldu. Artık sorun üretmektedir” diye konuşan Ersoy, geniş kitleleri yoksullaştıran bu sistemden biran önce vazgeçilerek yerine adil ekonomik düzen temel esas alınarak ortaklık ekonomisine geçilmesini istedi.
Adil bir dünya ‘Adil Ekonomik Düzen’ ile kurulabilir
Saadet Partisi’nin milletin dünya görüşü, değer ölçüsü ve tarihi birikiminden hareketle geliştirdiği Adil Ekonomik Düzen’in üretimi artırarak ve paylaşımda adaleti sağlayarak halkı yoksulluk ve sefaletten kurtaracak tek sistem olduğunu anlatan Arif Ersoy, üretimi teşvik eden gelir paylaşımında adaleti ön gören ‘Ortaklık Ekonomisinden’ örnekler verdi. Ersoy, şöyle konuştu: “Saadet Partisi iktidarında uygulayacağımız Ortaklık Ekonomisi’nde; kamu kaynakları israf edilmeyecektir. Devletin geliri ile gideri denkleştirilecektir. Haksız vergi olmayacaktır. Üreticiye ve çalışana faizsiz kredi verilecektir. Ortaklık Ekonomisi devlet tekeline dayanan baskıcı sosyalizm ve sermaye tekeline dayanan faizci kapitalizmin alternatifi olan ilmi ve fıtri bir düzendir. Bu düzenle Türkiye on sene içinde Japonya ve Almanya’nın seviyesine gelecektir”
Kaynak : http://www.saadet.org.tr/haber/heykeli-birak-yoksulluga-bak-asil-ucubelik-ekonomide#ixzz1Avb4NLkH
Muhteşem protesto
09 Ocak 2011 Yazan kubra
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
“Muhteşem Yüzyıl” adlı diziyi protesto etmek için Show TV önünde düzenlenen basın açıklamasına yüzlerce kişinin katılıdı. Basının yoğun ilgi gösterdiği protestoya mehteran ve tiyatral gösteri eşlik etti.
Değerli basın mensupları,
Kıymetli İstanbullular,
Bugün burada Saadet Partisi İstanbul İl Gençlik Kolları olarak, Çarşamba günü Show TV ekranlarında yayına giren “Muhteşem Yüzyıl” adlı dizinin tarihi gerçekleri çarpıtıp,ecdadın kemiklerini sızlatacak rezaletleri içermesi nedeniyle büyük öfke ve tepkiye neden olan bu diziyi,yayıncı ve yapımcı kuruluşu protesto etmek,bu rezalete son vererek aziz milletimizin hislerine tercüman olmak,hakkı tutup kaldırmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız.
Bu dizinin yayınına niçin karşı çıkıyoruz?
Şu anda TV ekranlarımızın durumu içler acısı. Tarihimize, milletimize, insanımıza ve değerlerimize yakışmayan diziler ve programlar ekranları kaplamış durumda. Milli ve manevi değerlerimize aykırı, toplumsal ve ahlaki değerlerimizi tahrip edici bu dizi ve programlar tüm toplumumuzu, aileleri rahatsız etmekte, toplumumuzun vicdanını yaralamaktadır. TV ekranları aşırı derecede kirlenmiştir.
Bu kirlenmişlik, gençliğimizi, dolayısıyla milletimizin ve ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir. Bu yayınların bir kısmı, planlı olarak yapılırken, bir kısmı da reyting ve ticari kaygılarla yapılmakta, ancak millete verdiği zarar hesaba katılmamaktadır. Sağcısı solcusuyla, milliyetçisi ve muhafazakarıyla tüm halkımız TV yayınlarından muzdariptir. Televizyon kanalları kendilerine çeki düzen verinceye kadar, halkımızı, bu tür yayınlar yapan TV’leri izlemeyerek tepki göstermeye davet ediyoruz. Kirli ekran istemiyoruz..
Şimdi,05 Ocak 2011 Çarşamba günü Show TV ekranlarında yayına giren bu dizi ile ekran kirliliğinin üzerine, bir de, tarihi çarpıtma ve karalama boyutu eklenmektedir.
Osmanlı devletinin en önemli padişahlarından biri olan Kanuni Sultan Süleyman’ı konu alan dizi, Osmanlı tarihiyle alakası olmayan, baştan sona uydurma olaylarla ve ilmi dayanağı olmayan, tarihi gerçeklerle bağdaşmayan, hayal mahsulü kurgusal, fantastik öykülerle seyircinin karşısına çıkıyor.Bu dizideki üzerine giydirilen imajla, cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman ve onun şahsında tüm Osmanlı padişahları, devlet adamları, toplum nezdinde itibarsızlaştırılmakta, şanlı tarihimiz aşağılanmakta ve toplumumuz geçmişine, tarihine yabancılaştırılmaktadır. Bu bakış açısı bize yabancı değil. Kendi toplumuna dışardan bakan, milletinin değerleriyle kavgalı, batı toplumu karşısında aşağılık kompleksi duyan 200 yıllık tipik zihin sapması, tipik oryantalist bakış. Oryantalistlerin, tarihimizi çarpıtmak ve karalamak amacıyla uydurdukları saçma sapan görüş ve tezlerinden yola çıkılarak hazırlanmış olan bu dizinin Midnight Express (Geceyarısı Expresi) filminden ne farkı var? Tek farkı var: Önceki karalamayı batılılar yapmıştı, bunu kendi insanımız yapıyor.
Evet, reyting uğruna tarihimiz karalanıyor. Ecdadımızı şehvet düşkünü gösterip, harem odalarına sıkıştıran zihniyet neyi amaçlamakta, kime hizmet etmektedir? Bizim şanlı tarihimizin bu dizide anlatılanlarla yakından uzaktan alakası yoktur. Dünyaya insanlığı, adaleti, barışı, sevgiyi, ilmi, irfanı, medeniyeti götüren ecdadımızla onur ve gurur duymamız gerekirken, onları bu şekilde yanlış tanıtmak reva mıdır? Bu, hangi akla, vicdana, insafa sığar? İftira ve yalanlarla, ecdadımızı zevk, eğlence ve şehvet düşkünü, sapkın göstermek ve koskoca Osmanlı tarihini harem dairesine indirgemek ve Osmanlı’ya buradan bakmak hastalıklı bir zihnin ürünü değil midir? Bu bakış, Osmanlı’ya yapılacak en büyük haksızlıktır.
Bu yanlışlığa, bu haksızlığa, bu saygısızlığa dur diyoruz. Değerlerimizle alay edilmesine, geçmişimize haksızlık yapılmasına, ecdadımıza saygısızlık yapılmasına, tarihimizin karalanması ve çarpıtılmasına karşı tüm halkımızı, bu dizinin yayından kaldırılması için demokratik tepkisini ortaya koymaya davet ediyoruz.
Diziyi yayınlayan televizyon kanalını da bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Eğer bu dizi ekrandan kaldırılmazsa, tüm demokratik, yasal ve hukuki süreçleri sonuna kadar takip edeceğimizi buradan ifade ediyoruz. Halkımızı başta cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, ilgili bakanlıklar, Radyo Televizyon Üst Kurulu ve diğer tüm ilgili kuruluşlara şikayetlerini telefon, faks ve e-posta yoluyla iletmeye davet ediyoruz. Eğer hâlâ bu yanlıştan dönülmezse, kanalın seyredilmemesi için kampanyalar başlatacağız. Bu da yetmezse yayıncı kuruluşa reklam veren firmaların ürünlerini boykot edeceğiz.
Basın açıklamamıza istiklal şairimiz M.Akif’in içinde bulunduğumuz durumu en güzel şekilde tasvir eden şiiriyle son vermek istiyoruz.
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmişe asla sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım,
Boğamazsam hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Bizler Saadet Gençliği olarak bu yapılanlara dur demek için burada toplanmış bulunmaktayız. Yetkililerin de bir an önce üzerlerine düşen görevi yapmalarını bekliyoruz.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam
Hele hak namına ölsem haksızlığa tapamam.
Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,
Adam aldırma da git, diyemem aldırırım
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Mehmet Akif Ersoy
Kamuoyuna saygıyla duyururuz…
İsmail ACAR
Saadet Partisi İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı
Cihan Hükümdarı Sultan Süleyman Han’ın Fermanı:
Allah-u Teala’nın lütuf ve yardımıyla,peygamberimiz hz.Muhammed Mustafa (s.a.v)in mucizesi,dört halifenin ve Allah’ın sevgili kulları olan velilerin mukaddes ruhlarının yardımıyla;
Ben ki sultanların sultanı,hakikatlerin buhranı ve yeryüzünün taç dağıtan sahibi,Akdeniz’in,Karadeniz’in,Rumeli’nin,Anadolu’nun,Diyarbakır vilayetlerinin,Azerbeycan’nın,İran’ın,Şam’ın,Suriye’nin,Mısır’ın,Mekke ile Medine’nin,Kudüs’ün bütün Arabistan’ın, Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, büyük ecdadımın(Allah onlardan razı gelsin),kahir kuvvetleriyle fetheyledikleri ve Cenab-ı Hakk’ın bana nasib eylemiş olduğu, ateş saçan kılıcımızla zafer kazanarak fetheylediğimiz, nice diyarın sultanı, Sultan Bayezid Han oğlu,Sultan Selim Han oğlu, Sultan Süleyman’ım…
Sen ki, batı taklitçisi, uşaklık eden medyacı!
Elçimin gönderdiği mektupta, yapmış olduğun büyük densizlikten bahsedilmektedir. İşittim ki televizyon adı vermiş olduğunuz kara kutudan Al-i Osman’a hakaret içeren yayınlar yapılmaktaymış… Senin anlattığın yaşam tarzıyla ne biz, ne de dedelerimiz hemhal olmuştur… Kıyafetlerimizin İngiliz askerlerine benzetilmesi bizi kızdırmıştır bilesin!
Biz ki dünyanın dört bir yanına adalet, ahlak ve maneviyat taşımaya memuruz…
Bizden beş asır sonra hele bizim topraklarımızda, bizim suyumuzu içen, bizim ekmeğimizi yiyen, adı Müslüman birinden, güya bizim adımıza lakin bizden ırak olayların anlatılması, bizi ziyadesiyle hüzne boğmuştur, ki bu mağduriyetimiz değil, torunlarımızın ihanetidir…
Yoksa sen bizim beş yüz sene önce ölüp gittiğimizi mi düşünüyorsun? Sakın ola bu hataya düşmeyesin. Barbaros Hayreddin Paşa’m iki yüz kalyonla Boğaz’da, Sokullu Mehmed Paşa’m tüm orduyla emir beklemektedir. Bunlar harekete geçti mi ne sen, ne de batı beni durdurabilir. Bir mektubumuzla hizaya gelen Fransa, sana korkunun nasıl bir şey olduğunu anlatsın…
İmdi, muradım o ki, bu densizlik özür dilemek ve telafi edilmek suretiyle derhal son bula! Ta ki tekerrür etmeye…
Aksi takdirde bu ikazımı, ihtarımı dikkate almayıp bu rezilliğe devam edersen, tüm ülkede yayın yapan o antenlerini kırar, atlarımız için bağlama kazığı yaparım, kafanı o televizyon denen fitne kutusunun içerisine sokar tüm dünyaya rezil ederim. Lanetli frekansların rüyalarında kabus olarak dalgalanır. Ve bunlardan şanlı Osmanlı Devleti mes’ul ve cürüm altında değildir.
Kapına gönderdiğim Al-i Osman’ın, senin yaşadığın devirdeki torunlarım olan Milli Görüş’çü bu gençlere diziyi yayından kaldırdığını haber veresin.
Mühr-ü Süleyman bizdedir, emir Süleyman’ların işidir… Bundan sonra olacakları var sen düşün..
Gayret bizden, Tevfik Allah’tandır…
Allah’ın yardımı Muhammed Ümmeti üzerine olsun!
Cihan Hükümdarı
SULTAN SÜLEYMAN HAN


.jpg)










