Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları
17 Nis 2016
genel başkan

İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinin Üzerinde 2 Milyar Müslüman’ın Vebali Ve Sorumluluğu Var

287

Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, düzenlenen basın toplantısıyla İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi’ne katılacak olan 57 İslam ülkesi liderine seslendi.

Basın açıklmasının tam metni şöyle;

 

 

DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI…

Haftalık olağan basın toplantımıza hoş geldiniz.

Hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyor, katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum.

Bu toplantının, ülkemiz,  İslam Âlemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Her gün 3-5’ini mezara gönderdiğimiz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum, mekânları Cennet, ruhları şad olsun. Kederli ailelerine Rabb’im sabr-ı cemil ihsan eylesin.

Milletimizin başı sağ olsun.

 

DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI…

Hepinizin bildiği gibi Türkiye yarın çok önemli bir toplantıya ev sahipliği yapacak.

57 İslam ülkesinin üye olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi 14-15 Nisan tarihleri itibariyle İstanbul’da yapılacaktır.

Bu yıl ki zirvenin ana teması; “Adalet ve Barış için Birlik ve Dayanışma”olarak açıklandı.

Hayırlı uğurlu olsun.

Biz Milli Görüşün tek temsilcisi olan, Saadet Partisi olarak bütün iyi niyetimizle, bütün samimiyetimizle,  bu zirvenin hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyoruz.

Bu zirvede alınacak kararların;

-İslam ülkelerinin gerçekten birlik ve beraberliğine,

 

-Gerçekten huzur ve güvenine,

-Gerçekten barış ve kardeşliğine

hizmet etmesini temenni ediyoruz.

Ancak geçmişte yaşadığımız tecrübelerden ve bugün içinde bulunduğumuz acı tablodan dolayı bu konuda pek ümitvar olamıyoruz.

Neden mi?

Çünkü:

İslam İşbirliği Teşkilatı, 1969 yılında,  yani bundan tam 47 yıl önce,Mescid-i Aksa’nın yakılma girişimi üzerine kurulmuştu.

-Ama Mescidi Aksa bugün tarihinin en dramatik günlerini yaşıyor. İlk kıblegahımız bugün İsrail askerlerinin postallarıyla pervasızca çiğneniyor, kirletiliyor.

-İslam İşbirliği Teşkilatı, bundan 47 yıl önce, İslam ülkeleri arasındaki birlik ve dayanışmayı arttırmak için kurulmuştu.

-Ama bugün, tam tersine,  İslam dünyası tarihin en dağınık, en parçalanmış dönemlerinden birini yaşıyor.

-İslam İşbirliği Teşkilatı, bundan 47 yıl önce İslam ülkeleri arasındaki ekonomik ve kültürel işbirliğiniarttırmak için kurulmuştu.

-Ama bugün İslam ülkeleri bırakın işbirliğini, tarihin en kanlı ırk ve mezhep fitneleriyle boğuşuyor.

-İslam İşbirliği Teşkilatı, bundan 47 yıl önce, İslam ülkelerinde huzur ve güveni sağlamak için kurulmuştu.

-Ama bugün, İslam ülkelerinin her biri, kaosun, anarşinin, terörün kol gezdiği bir coğrafyaya dönüşüyor.

 

DEĞERLİ ARKADAŞLAR…

Daha net söyleyeyim;

Bu zirvenin üzerinde, yıllardır zulme ve ambargoya maruz kalan Filistinli masumların vebali ve sorumluluğu vardır.

Bu zirvenin üzerinde, Suriye’de hayatını kaybeden 470 bin insanın, 14 milyon mültecinin vebali ve sorumluluğu vardır.

Bu zirvenin üzerinde, daha 2 yaşında iken masum bedeni sahillere vuran Aylan bebeğin vebali ve sorumluluğu vardır.

Bu zirvenin üzerinde, emeği sömürülen, kaynakları yağmalanan, ülkeleri parçalanan 2 milyar Müslümanınvebali ve sorumluluğu vardır.

 

DEĞERLİ ARKADAŞLAR…

İşte bu tablo yarım asırdır faaliyette bulunan ve yarın İstanbul’da 13. zirvesini gerçekleştirecek olan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın varlığını ve çalışmalarını sorgulanır hale getirmektedir.

İslam dünyasının artık,  görkemli, şatafatlı zirvelere değil, şahsiyetli bir duruşa ihtiyacı vardır.

Süslü laflara, ağdalı bildirilere değil, İslam dünyasını aydınlık bir geleceğe taşıyacak kararlı bir tutumaihtiyacı vardır.

Çünkü bugün yaşadığımız problemin temelini,  ırkçı emperyalizmin sahip olduğu güç değil, maalesef,İslam ülkelerinin içine düştüğü acziyet oluşturmaktadır.

İslam ülkeleri yöneticileri kısır çekişmelerden kurtulup, ümmetin geleceğini düşünerek hareket etmelidir.

Daha acı ama daha açık bir ifadeyle,İslam ülkelerinin yöneticileri siyonizmin sinsi oyunlarına alet olmamak için çok titiz davranmalıdır.

Üzerine basarak bir kez daha söylüyorum, Irkçı Siyonizm ve Küresel Emperyalizm ile işbirliği yaparak, çareyi-çözümü Amerika’da arayarak İslam dünyasına hizmet edilemez.

 

DEĞERLİ ARKADAŞLAR…

Bildiğiniz gibi, İstanbul’da gerçekleşecek bu zirve ile İslam İşbirliği Teşkilatı başkanlığını Türkiye devralacaktır.

Bu durum hem Türkiye hem de İslam dünyası için yeni bir fırsat oluşturmalıdır.

Türkiye,  mevcut durumun tekrarı ve mevcut düzenin devamı yerine,  yeni bir anlayışla, yeni bir vizyona öncülük etmelidir.

Türkiye ihtilafların değil ittifakların, ayrılıkların değil birliklerin ön plana çıkacağı yeni bir başlangıcın mimarı olmalıdır.

Çünkü biz biliyoruz ki, Müslümanlar Cenab-ı Allah’ın kendilerine bahşettiği imkânları birleştirdikleri takdirdemuazzam bir güç oluştururlar.

İnsanlığa yön verirler.

Adalet ve barış üzerine kurulu Yeni Bir Dünya’yı inşa edebilirler.

Bu yüzden, biz Milli Görüşçüler olarak zirveye katılan bütün İslam ülkeleri liderlerine sesleniyoruz;

Geliniz, Mevcut dünya düzenine teslim olmak yerine YENİ BİR DÜNYA’YI kuracak kararlara imza atın.

Bu Yeni Dünya’da;

– Savaş değil, barış olsun.

– Çatışma değil, diyalog olsun.

– Çifte standart değil, adalet esas alınsın.

– Üstünlük değil, eşitlik benimsensin.

– Sömürü değil, hakça paylaşıma rıza gösterilsin.

– Baskı ve zulüm değil, demokrasi ve insan haklarına riayet edilsin.

 

Bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz.

İnandığımız gerçekleri tarihi bir sorumluluk olarak aziz milletimize arz ediyoruz.

Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi yalnız ve yalnız Cenab-ı Allah’dır.

Allah (cc) Ülkemizin, Milletimizin ve İslam Âleminin yardımcısı olsun.

Saygılarımla.

07 Nis 2016
289

Diyarbakır’da “Kardeşlik Divanı”

Genel Merkez Başkanlık Divanı Toplantımız Genel Başkanımız Prof.Dr.Mustafa Kamalak başkanlığında Diyarbakır’da gerçekleştirildi.

Başkanlık Divanı toplantısı “Kardeşlik Divanı” adıyla Diyarbakır’da yapıldı. Toplantıdan önce açıklamalarda bulunan Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, terör sorununa dikkat çekti. Bölgeye bakıldığı zaman son kalenin Türkiye kaldığını belirten Kamalak, “Öyle bir coğrafya da yaşıyoruz ki, artık kaybetmeye tahammülümüz yok. Irak düştü, Libya düştü, Suriye düştü. Burası son kaledir. Burası son direniş hattıdır. Bu vatan bölünürse, bu topraklar parçalanırsa, kardeş kavgasına tutuşursa, bizim gidebilecek hiç bir yerimiz yok” diye konuştu.

Yaşanan terörden dolayı Türkiye’nin kaybettiklerini sıralayan Kamalak, “Çanakkale’de tankla, topla yapamadıklarını şimdi içeride kardeş kavgası çıkararak yapmaya çalışıyorlar. Resmi kayıtlara göre son 30 yılda terör belasına kurban verdiğimiz insan sayısı 50 binin üzerindedir.  Bu rakam I. Dünya Savaşı hariç, Türkiye’nin son 100 yılda girdiği tüm savaşlarda kaybettiği insan sayısından kat be kat fazladır. Yine son 30 yılda terör belası yüzünden savunma harcamalarına ayrılan kaynak 500 milyar dolar civarındadır” dedi.

sur44

FARKLILIKLARIMIZI TAHRİK EDİYORLAR…

Genel Başkanımız Kamalak, “Zaten bölünmüş bir coğrafya, daha da küçük lokmalar haline getirilmek isteniyoruz. İslam ümmeti, ‘Kürt, Türk, Şii, Sünni, Arap, Acem’ gibi her türlü etnik ve mezhebi farklılıklar tahrik edilerek birbirine düşürülmek isteniyor” değerlendirmesinde bulundu.

AB VE ABD İLE BU İŞ ÇÖZÜLMEZ

Kamalak, “Avrupa ile Amerika ile işbirliği yapılarak İslam dünyasına hizmet edilemez. Çözüm Batı’ya yönelmek değil, kendi tarihimize, kendi inancımıza, kendi değerlerimize dönmektir” dedi.

Kamalak, “Kürt sorunu ne şiddet ve terörle, ne de zoraki asimilasyon politikalarıyla çözülebilir. Mesele ancak kardeşlik hukukuna dayalı bir ümmet bilinci ile çözülebilir. Hiçbir çözüm, İslam faktörünü göz önüne almadan tasarlanamaz ve yaşama şansı bulamaz. Çözüm önerileri bölgenin tarihi ve sosyal gerçeklerine uygun olmalıdır. Haklar pazarlık konusu yapılamaz. Kürt ve Türk kardeşliği ayrılmaz bir bütündür. Bir Türk’ün Diyarbakır’a, bir Kürt’ün ise İzmir’e pasaportla gitmek zorunda kalması bu kardeşliğe yapılacak en büyük ihanettir” dedi.

Bu haftaki Başkanlık Divan’ı Toplantısı “Kardeşlik Divan”ı adıyla Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın başkanlığında Diyarbakır’da gerçekleştirildi. Genel Başkan Diyarbakır’a girer girmez büyük bir sevgi ile karşılandı. Daha sonra ise konvoy şeklinde başkanlık divanının yapıldığı Saadet Partisi İl Binasına geçildi. Toplantıdan önce açıklamalarda bulunan Kamalak, Türkiye’nin kanayan yarası olan terör sorununa dikkat çekti. Toplantı’nın ardından Kamalak, medrese ziyaretleri gerçekleştirerek, Mollalarla bir araya geldi. Daha sonra ise Sur’a giderek halkın sorunlarını bizzat yerinde dinledi.

DÜŞMANA KARŞI HENDEK KAZAN TARİHİN ÇOCUKLARISINIZ

Daha önce Diyarbakır ve Cizre ziyaretlerini hatırlatan Kamalak, Diyarbakır’ın bundan tam bin yıl önce Türk ve Kürt kardeşliğinin birleştiği şehir olduğunun altını çizdi. Kimsenin giremediği zamanlarda Cizre gittiklerini, halkla bir araya geldiklerini belirten Kamalak,  Malazgirt Zaferi’nde Bizans ordularına karşı Kürtlerin ve Türklerin beraber savaştıklarını kaydetti. Geçmişten beri tek millet olunduğunu hatırlatan Kamalak, “Çünkü biz tek bir milletiz, İslam milletiyiz. Bugün birbirine karşı hendek kazanlara, ‘Durun, siz Çanakkale’de düşmana karşı hendek kazan bir tarihin çocuklarınız’ demek için buradayız” diye konuştu.

BİZ AĞITLAR YAKARKEN BİRİLERİ İÇKİLERİNİ YUDUMLUYOR

Halkın refahı için harcanması gereken meblağın, teröre harcandığını bunun da halkın cebinden gittiğini anlatan Kamalak, “Maalesef halkın refahı için kullanılabilecek bu imkân tam tersine hem Kürt hem de Türk halkının cebinden gitmiş ve daha da fakirleşmesine neden olmuştur. Yani Kaybeden biziz. Türkler olarak kaybediyoruz. Kürtler olarak kaybediyoruz. Millet olarak kaybediyoruz, ülke olarak kaybediyoruz. Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Acemiyle, Alevisi, Sünnisiyle topyekun İslam âlemi olarak kaybediyoruz. Peki, kazanan kim? Bunu anlamak için sadece İsrail’in haritasına bakmak yeterlidir. 1967 yılından bu yana İslam ülkeleri birer birer parçalanıp küçülürken, haritadaki yeri büyüyen, sınırları genişleyen tek ülke işgalci İsrail’dir. Hep söyledim yine söylüyorum. Biz her gün Kürtçe, Türkçe, ağıtlar yakarken, birileri Londra’daki, Washington’daki, Telaviv’deki şatolarında viskilerini yudumlayarak zafer şarkıları söylüyorlar” açıklamasında bulundu.

İSLAM TOPRAKLARI ÇATIŞMALARDA DÜŞÜRÜLMEK İSTENİYOR

Türkiye’nin bugün zorlu bir süreçten ve büyük bir imtihandan geçtiğini ifade eden Kamalak, küresel emperyalizmin kardeşlerin arasını açmak için çalıştığını anlattı. Her zamanki gibi büyük tabloda Büyük İsrail projesinin olduğunu dile getiren Kamalak, “Bizi birbirimize düşürmek, gücümüzü zayıflatmak, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen dış güçler var. Karanlık oyunlarıyla bu aziz milleti yıldırmaya, bezdirmeye, bölmeye ve yok etmeye niyetlenen karanlık güçler var. Dünyayı kendisine köle yapmak isteyen bir Irkçı emperyalizm var. Daha açık söyleyeyim, bütün bu yaşadıklarımızın arkasında Büyük İsrail Projesi var. Bundan 100 yıl önce, Osmanlı imparatorluğu parçalanmış, Hilafet yok edilmiş, Müslümanlar darmadağın edilmişti. Ve bu parçalanmışlığın ardından 1948 yılında Filistin’e işgalci İsrail yerleştirilmişti. Aynı oyun bugün yeniden sahneleniyor. Zaten bölünmüş bir coğrafya daha da küçük lokmalar haline getirilmek isteniyor. İslam ümmeti, ‘Kürt, Türk, Şii, Sünni, Arap, Acem’ gibi her türlü etnik ve mezhebi farklılıklar tahrik edilerek birbirine düşürülmek isteniyor” şeklinde konuştu.

SAADET PARTİSİ’NE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR

Bütün bu gelişmelerin ışığında Tür-kiye’nin Saadet Partisi’nin basiret, feraset ve dirayetine her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Kamalak, “Çünkü her ne pahasına olursa olsun hakkı haykıran, doğruyu söyleyen tek hareket milli görüş, tek parti saadet partisidir. Gerçekten şöyle bir yakın geçmişe baktığımızda, Kürt meselesiyle en yakından ilgilenen Milli Görüş hareketi olmuştur. Kürt meselesine en cesur ve en sağlıklı bakışı yapan Refah Partisi ve Lideri Necmettin Erbakan olmuştur. Kürt meselesini konuşmanın dahi tabu sayıldığı 1994 yılında Bingöl’de yaptığı konuşma bunun somut örneğidir.Bu konuşmadan dolayı yargılanmış, hapse mahkum edilmiş ve hakkında siyasi yasak getirilmiştir. Şayet Milli Görüş’ün o gün söylediği kardeşlik reçetesi dikkate alınsaydı bugün Türkiye 30 yılını kaybetmemiş olurdu. Binlerce fidanını toprağa vermek zorunda kalmamış olurdu. Analar ağlamaz, ocaklara evlat acısı düşmemiş olurdu. Şimdi bir kez daha uyarıyoruz. Bir kez daha sesleniyoruz. Bir kez daha reçetemizi sunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

IRAK DÜŞTÜ, LİBYA DÜŞTÜ, SURİYE DÜŞTÜ, BURASI SON KALEDİR

Büyük İsrail Palanı’nın nihai hedefinin Anadolu olduğunu, bu plan yüzenden son yıllarda büyük kayıplar verildiğini bildiren Kamalak, “Zamanımızı kaybettik, kardeşliğimizi kaybettik. Gençliğimizi kaybettik. Huzur ve güvenliğimizi kaybettik. Geleceğe ilişkin umudumuzu kaybettik. Allah korusun, biraz daha geç kalırsak ülkemizi kaybetmekle karşı karşıya kalırız. Öyle bir coğrafya da yaşıyoruz ki, artık kaybetmeye tahammülümüz yok. Irak düştü, Libya düştü, Suriye düştü. Burası son kaledir. Burası son direniş hattıdır. Bu vatan bölünürse, bu topraklar parçalanırsa, kardeş kavgasına tutuşursa, bizim gidebilecek hiç bir yerimiz yok. Emin olun, biz düşersek yeryüzündeki bütün mazlumlar düşecek” dedi.

MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN POLİTİKALARINA DÖNÜLMEDİKÇE İŞLER DÜZELMEZ

Milli Görüş politikalarına dönülmedikçe, ne terörün ne de halkın huzur ve refaha kavuşacağını söyleyen Kamalak, “Hizmet ve başarının temelinde zihniyet yatar. Milli Görüş’ün ortaya koyduğu ilkelere inanan ve bu ilkelere göre çalışan idareciler, ancak üstün başarılı hizmetlerin altına imza atarlar. Şayet, aynı yöneticiler bu ilkelerden uzaklaşır ve Milli Görüş gömleğini çıkarırlar ise, aynı başarıyı sağlayamazlar. Çünkü bu işler inanç işidir, Bu işler iman işidir, Bu işler azim işidir. Bu işler, ‘bana ne Amerika’dan, bana ne Amerikadan!’ diyebilme işidir. Bu nedenle bir kez daha söylüyorum; Milli Görüş politikalarına dönülmedikçe, ne terör biter, ne de halkımız huzur ve refaha kavuşur” dedi.

 

 

 

 

 

 

02 Mar 2016
NECMETTÝN ERBAKAN, ÇEÞÝTLÝ KÝÞÝLER ÝLE...

BİR ÖMÜRDE BİN ÖMÜRLÜK HİZMETLERİ İLE ERBAKAN!

NECMETTÝN ERBAKAN   01

Onu anmak, onu yaşamaktır.

Vefatının beşinci yılında Milli Görüş Lideri Pro.Dr.Necmettin Erbakan hocamızı, 54.TC Hükümetinin Başbakanı olarak kurmuş olduğu en yüksek düzeyde uluslararası kuruluş olan D-8’in umdelerinden “Savaş Değil Barış! Çatışma Değil,Diyalog!” teması ile anıyoruz.

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde en çok ihtiyaç duyulan iki unsur; “Diyalog” ve “Barış”.

Saadet Partisi’nin Genel Başkanı olarak hayata gözlerini kapatan Erbakan Hocamız Milli Görüşün yeni bir dünya kurma hamlesi olduğunu, bunun hiç kolay olmadığını, 5 parti kurmaya mecbur kaldığını söylüyor ve her konuşmasında, 1,5 milyar İslam Âleminin, 7,5 milyar insanın huzur ve saadet içerisinde olmadığını, ızdıraplar, sıkıntılar ve gözyaşının artarak devam ettiğini çarpıcı istatisdiki rakamlarla belirtiyordu.inancımızın temelinin sevgi, şefkat hoşgörü ve merhamet olduğunuvurguluyor,bundan dolayıda sadece Müslümanların değil bütün insanlığın saadetini gaye edinmemiz gerektiği bilincini veriyordu.

Ancak, doğru teşhisle doğru tedavinin mümkün olduğunu söyleyen Erbakan Hocamız,dünyanın nasıl idare edildiği ve nelerin yapılması gerektiği hususlarını herzaman genel hatlarıyla ortaya koyuyordu. Etkin ülkeler, yapılar ve kurumlar tarafından dünyanın şekillendirildiğini, yönetildiğini ve ana hedefilerinin de kendi inanç ve idealleri çerçevesinde ‘Dünya Hâkimiyeti’ni sağlamak olduğunu dile getiriyorbu etkin ülke ve yapılarının temel stratejilerinin şunlar olduğunu belirtiyordu; Askeri üstünlüğü sağlamak için stratejik bölge ve ülkelerin işgali veya kontrolü, Enerji kaynaklarının ve geçiş güzergâhlarının kontrolü, Stratejik madenlerin kontrolü,Kalkınmakta olan ülkelerin ekonomik bağımsızlığının engellenmesi.

Teşhis doğru yapılınca,niyette halis olunca tedavi mümkündü elbet.

Savaş,çatışma,işgal,sömürülere sahne olan 20. Asrın sonunda bir kapı aralanmıştı aydınlığa…  Ve İslam Birliğinin çekirdek oluşumu olan D-8, Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin efsane Başbakanı Prof.Dr.Necmettin Erbakan tarafından Türkiye’nin öncülüğünde, Mısır,Malezya, Pakistan,İran,Bangladeş,Endonezya ve Nijerya’nın katılımıyla kuruldu.

İlerlemiş bilim ve teknolojiye rağmen gıda,giyim ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan,milyonlarca insana umut oldu D-8.

Vazgeçilmez doğrulara dönüşün sembolü, huzur,barış,saadet dünyasının kurucu gücü oldu D-8.

Hakka ve adalete dayalı ilkeleri doğrultusunda; temel hakların korunduğu,hiç kimseye zarar verilmeyen  ve hiç kimseden zarar görülmeyen bir sistemin temel taşı oldu D-8.

Erbakan Hocamızın dünyevi menfaatler gözetmeksizin yaptığı hizmetlerde, meclis kürsüsünden söylediği gibi “ben bunları bana oy versinler diye yapmıyorum, Allah rızası için yapıyorum Allah rızası için” haykırışını hayatı boyu yaptığı tüm fiillerde gördük…

Tutkuları vardı ideal edindiği, Milli,yerli, yaygın sanayi tutkusu…Erbakan HocamızAğır sanayinin diğer sanayileri kuran sanayi olduğunu,ancak büyük ve lider ülkelerin bu sanayi kurup işletebildiğini ve geliştirebildiğini biliyor ve 1974-78 yılları arası Hükümet ortağı olduğu dönemde ağır sanayi hamlesini başlatıyor,tüm yurdu adeta şantiye alanına çeviriyordu. O yıllarda şöyle sesleniyordu; “Nasıl lider ülke olunacak? Bak fabrika kuran fabrika olarak 7 tane demir çelik, 32 tane makine kimya’nın ağır makine fabrikası kurularak! Tümosan motor ve makine sanayi 13 tane olacak. Taksan 4 tane yapılacak. Temsan 12 tane, Tüsaş 1 tane, Tersane 2 tane, Ziraat Makineleri sanayi 3 tane kurulacak. Toplam makina fabrikası 74 taneyi bulacak. Böylece 113 tane ihtiyaç karşılayan fabrikamız, 74 tane de makine fabrikamız olacak… 4 tane de ağır harp sanayi fabrikası; Tank Fabrikası, Top Fabrikası, Roket Fabrikası ve Harp Gemisi Fabrikası tamamlanacak! Neden bahsediyorum ben size; 1974-78’de yürüttüğümüz ağır sanayi hamlesinden. O dönemde Elektronik Sanayi Testaş (2 tane) ve Telesan’ı kurup hizmete açtık. Kim konuşuyor Millî Görüş konuşuyor. Millî Görüş konuştu mu böyle konuşur. Irkçı emperyalistler, Ağır sanayi hamlesini gözden düşürmek için ‘ağır’ kelimesini ‘hantal’ diye tercüme etmeye kalktıklar.Bana bak ırkçı emperyalist; çocuk mu aldatıyorsun sen! Ne hantalı,hantal sensin! Ağır sanayi demek fabrikalar yapan fabrika demek. Senin canına okumak demek. Senden makine almaya mecbur olmamak demek. Bağımsız olmak demek. Lider ülke olmak demek.” Diyordu.

NECMETTÝN ERBAKAN, ÇEÞÝTLÝ KÝÞÝLER ÝLE...

Erbakan Hocamız bir başka önemli ideali olan “Faizsiz Adil Ekonomik Düzen “ ile ilgili tezlerine Hükümet ortağı olduğu her dönemde kısa görev süresine ve tüm engellemelere rağmen uygulama alanı oluşturuyor, ‘Adil ekonomik düzen, hakkı üstün tuttuğu ve toplumda sınıf ayırımı yapmadığı için bir çatışma değil barış sistemidir. Açık, sade, basit, tatbikatı kolay bir sistem olduğu gibi, toplumda herkesi kuşattığı için, herkesi üretime teşvik ettiği için, ekonominin önündeki engelleri kaldırıp ekonomik kalkınmayı hızlandırdığı için, herkese refah getirdiği için ideal bir sistemdir.’diyordu.

Faiz ile alakalı; “Bakınız, ‘Faiz, haramdır, günahtır’ şeklinde papağan gibi milyonlarca kere tekrarlanan sözler, vaizler, nasihatler, faiz oranını ve tahribatını artırmaktan başka bir netice vermemiştir.Halbuki, “Faiz kaldırılmıştır” kararnamesinin mürekkebi 1 mg. bile tutacak değildir.” Diyen Erbakan Hocamız; “;Üretim Ne Demek ?Çalisip Kazanmak.Rantiye Ne Demek ? Çalişmadan Kazanmak.Faizden Kazanmak.Biri Haramzade Biri Helalzadearadaki Fark Bu !” diyerek önemli bir tesbitte bulunuyordu.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez Erbakan döneminde ‘Faizsiz bankacılık sistemi kararnamesi’ çıkartılmış,Türkiye’nin faizsiz ilk yatırım bankası olan DESİYAB Kurulmuştur. Ayrıca yatırım teşvikleri Anadoluya kaydırılmş üçbinden fazla tesise teşvik verilmiştir.

Prof.Dr.Necmeddin Erbakan Refahyol Hükümeti Başbakanı olduğu dönemde, faizin bütçe içindeki payını olabildiğince düşürmüş, 50 milyar dolarlık bütçeye 6 ayda faizden kurtardığı 35 milyar doları ilave etmiştir, hemde yeni borç alınmadan,yeni vergi konmadan,zam yapılmadan bu ancak inanç,azim ve kararlılıkla olabilir.  Yina aynı dönemde milletin parasını millete vermek için,borçlanmanın önünü kesen tek hesap sistemi olan“Havuz sistemi”ni hayata gecirdi.IMF kapı dışarı edildi.Dek bütçe yapıldı. Önceki yıllar 5 milyar dolar zarar eden KİT’ler 2 milyar dolar kara geçti. 100 alan memura 250 verildi. İşçi emeklilerinin maaşlarını yüzde 100 arttırıldı. Bağkur emeklisine yüzde 300 verildi. Memur emeklisinin maaşını yüzde 216 arttırıldı.Fakir fukara fonu önceki dönemlerde faize yani bütçe açıklarına giderken, onun döneminde fonda toplanan paraların tamamı fakir fukaraya verildi hepsinin duasını aldı.Tarım bakanlığı bütçesi yüzde 89 arttırıldı. Tarımsal destekemeye 38 trilyon ayrılmıştı,sene sonunda 95 trilyon verildi. Toprak mahsulleri ofisi köylüden 43 trilyonluk mal alıyordu,136 trilyona çıkartılarak, Yüzde 312 arttırdı. 145 milyon dolarlık hububat alınırken, 330 milyon dolarlık hububat alındı. Başka; Pancar yüzde 189 arttırılmış, bugday yüzde 282 arttırılmış, tütün yüzde 207 arttırılmış, kabuklu fındık yüzde 468 arttırılmıştı. Halkı enflezdirmeme adınaEşel-Mobil

Kıbrıs, O’nun sevdasıydıAsırlardır küresel güçlerin nüfuz mücadelelerine sahne olan Kıbrıs, bugün olduğu gibi geçmişte de uluslar arası çatışma alanı içerisinde yer alıyor, her gün ayrı bir diplomatik manevraya maruz kalıyordu.1957-1963 yılları arasında İngiltere’de başbakanlık yapan M.Harold Macmillan ” Kıbrıs adasını elinde tutan, Türkiye’nin arka kapısını ve İskenderun limanını kontrol altında tutar” diyordu. Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı için çalışan EOKA Terör Örgütü yıllarca bölgede katliamlar yaptı. Mathiatı, Ayvasıl, Kumsal katliamları başta olmak üzere örgüt Müslüman vatandaşa kan ve gözyaşı döktürdü.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bütün bu gerçekler dolayısıyla büyük politik oyunlara sahne olan Kıbrıs’ta Müslüman Türklerin yaşadığı katliama dur denilmesi için koalisyon ortağı olduğu hükümeti,Ecevit’in olumsuz tavrına ve çekingenliğine rağmen harekât kararı almaya zorladı. Garantör ülke olan İngiltere’ye Kıbrıs konusunu görüşmek için Ecevit’in uçağı daha Etimesgut Askeri Havaalanı’ndan yeni kalkmışken Başbakan Vekili Erbakan Milli Güvenlik Kurulu’nu acil gündem koduyla topladı. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan, dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar’a gemilerin yola çıkması için o tarihi emri verdi Ve harekât gerçekleştirilerek, Türklerin soykırıma uğraması önlendi. Türkiye Cumhuriyeti’nin 37’inci Hükümeti, Erbakan Hocamızıngayretleri ile yapılan bütün baskılara rağmen Kıbrıs’ta akan kanı durdurmayı bildi.İngiltere harekat için “harekatın asıl mimarı Erbakan’dır” yorumu yapmıştı. Operasyon devam ettiği sürede ABD ve İngiltere başta olmak üzere iki yüzlülükleri her seferde gün yüzüne çıkan ülkeler Türkiye’ye askeri ambargo kararları alırken, başta İran olmak üzere Pakistan, Afganistan ve Suudi Arabistan’dan da Türkiye’ye yardım sözleri geldi. Bu günlerde zor şartlar altında olan Libya Devlet Başkanı Muhammer Kaddafi ise ambargo sonrası jet yakıtlarımızın tükenmesi ile Türkiye’ye jet yakıtı yardımı yaptı. Ayrıca ülkemizdeki tüm abd üsleri kapatıldı.

Türkiye hükümeti, harekâtı Zürih ve Londra Antlaşması’nın IV. maddesinden doğan haklarını kullanarak gerçekleştirdi. Fakat Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi bu harekâtı işgal olarak değerlendiriyor. Oysa Avrupa Konseyi Parlamentler Meclisi’nin 29 Temmuz 1974 tarihli 573 sayılı kararı ve Atina’daki Temyiz Mahkemesi’nin 21 Mart 1979 tarihli kararı, Türk müdahalesinin yasal olduğunu kanıtlamıştı.

Türkiye’nin 40 bin civarındaki askeri adanın kuzeyine yerleşti. Rum kesimi ve Birleşmiş Milletler harekâtı “işgal” olarak nitelendirdi. Şubat 1975 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’ye silah ambargosu koydu. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.

Erbakan hocamız eğitim konusunda; “Evlâtlarımızı vatana, millete yararlı çocuklar yapmak için evlâtlarımızı insanı kâmil yoluna sevk etmek için bugünkü maarifi ahlâk, maneviyat ve fazilet esasları üzerinde yeniden kuracak, eğitimde şuur olacak, ailede huzuru sağlayacağız.”derken,

Faydalı ilim konusunda; “Teknik Üniversitede yetiştirdiğimiz mühendisler Avrupa’dan gelecek yedek parçaların kataloğunu kullanmak için yetişmeyecek, traktörleri, tankları, uçakları, motorları doğrudan doğruya bizim yurdumuzda imal etmek Avrupa’dan daha iyi imal etmek için yetişecektir. Bundan dolayı bu yoldaki sloganlarımız «Bildiğini yap, yaptığını bil», «Faydalı ilim istiyoruz» düsturlarıdır.Teknik Üniversitemizin araştırmaları bu memleket meseleleri üzerine olacaktır. Her sahada yine en büyük âlimlerin ve ariflerin bizim yurdumuzda yetişmesine büyük ehemmiyet verilecektir. Bu yoldaki sloganlarımız şunlardır. «Üniversitelerimiz yine dünyaya ışık saçacak,», «Yine en yüksek âlimleri biz yetiştireceğiz.»diyordu.

 

Erbakan, Maddi kalkınma ile birlikte Manevi Kalkınmayı da esas aldı,ortağı olduğu Hükümet proramında,30-Kasım-1974’de TBMM Başkanlığınasunulan 4.Beş yıllık Planda ilk defa”ManeviKalkınma” adı altında çok önemli ve geniş bir bölümeyer verdirmiştir. O dönemde 4 yılda,350 İmam HatipOkulu,10 Yüksek İslam Enstitüsü,3 Bin kuran Kursu açılmış, genelge yayınlatarak bütün resmi kurumlarda cami ve mescitlerin açılmasını sağlanmıştır.Müstehcen neşriyatla mücadele edilmiş,Karaköy’deki çıplak kadın heykelinin kaldırılması gerçekleşmiş ve en önemliside Karayolu ile hacca gitme yasağı kaldırılmış böylelikle 140.000 kişi hacca gitmiştir. Hükümet değişikli sonrası tekrar yasaklanmıştır.

 

Güneydoğu meselesi ülkemizin geçmişinde büyük maddi ve manevi tahribata neden olmuş,gelinen noktada ise idarecilerin dış güdümlü politikaları ile içinden çıkılmaz bir hal almıştır.Her gün yaşanan terör olayları, bölgeden gelen şehit cenazeleri yüreğimizi yakmaktadır.

Yeryüzünün tek teokratik devleti olan İsrail,Kürt kardeşlerimizin yaşadığı topraklarla ilgili kirli emellerini sürdürmekte,her fırsatta yahudi devleti’nin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulamaktadır.

1991 yılında yaşanan Körfez Savaşı bahane edilerek Saddam Hüseyin’in Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesine saldırı girişimini engellemek isteyen ABD, Huzur Harekatı adı verdikleri bir çalışma ile ülkenin kuzeyini ‘uçuşa yasak bölge’ ilan etmişlerdi. Bu gerekçeler doğrultusunda Çekiç Güç adı verilen ABD Askeri Birlikleri Diyarbakır’a konuşlanmış, bölgeden sözde Kuzey Irak’ın korunmasını sağlamışlardı. Ancak bu süreç zarfında Çekiç Güç denilen yapının bölgede yeni bir devlet oluşumuna zemin hazırladığı ve PKK terör örgütüne de yardım ve yataklık yaptığı birçok rapor ve açıklamaya yansımıştı.

Meclis kürsülerinden;“Sorarım size, asırlar boyu tek vücut olarak yaşadığımız halde ne oldu da bu husumet ortaya çıktı? Niçin bu kanlar akıyor?”diye haykıran Erbakan Hocamız, Başbakanlığı döneminde mecliste PKK’nın bir siyonizmin oyunu olduğunu vurguluyor, dış basında yankı bulan bu konuşmaları sonucu Amerika, İngiltere ve Fransa’dan açıkca tehdit alıyordu. Fakat Erbakan bu tehditlere aldırmadan operasyonlara devam etmiş ve PKK’yı bitirme noktasına getirmişti.Genelkurmay Başkanlığı’nın basına sızan 1995 yılındaki raporlarda, Çekiç Güç’ün Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurduğu açıkça dile getirilerken, yaşananlar, PKK’ya da helikopterlerden yardımlar atıldığı kaydedilmişti. Çekiç Güce mensup bir subay,kaymakamımızı tokatlıyor, radarlarımız kilitleniyor,gümrüklerde çekiç Güç adına gelen sandıklar zorla açtırılınca içinden silahlar çıkıyordu.Tüm bu yaşananlardan sonra bir türlü siyasi bir irade gösteremeyen Türkiye, “Refah-Yol Hükümeti’ni Erbakan’ı beklemek zorunda kaldı. 1996 yılının yaz aylarında iktidara gelen Erbakan Hükümeti, 6 ay sonra Çekiç Güç’ün görev süresinin 6 aylık uzatılma aşamasında son noktayı koyarak, 31 Aralık 1996 günü Çekiç Güç denilen şer odağını ülkeden söküp atmıştır. Yine Başbakanlığı döneminde Ağrı ilinde Bakanlar Kurulu toplantısı gerçekleştiren Erbakan, 54. Hükümetin Başbakanı olarak “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesel Kalkınma Projesi ve Uygulama Planı” hazırlatarak çalışmalara başlanmasını sağladı. Çoğu gerçekleştirilen Plandan bazı başlıklar;Doğu ve Güneydoğu’da yapılacak yatırımlara geniş vergi muafiyeti getirilecek. Bölgede terör nedeniyle yarım kalmış yatırımlar süratle tamamlanacak. Bunlar için ilk planda beş trilyonluk kredi verilecek. ilk planda yardım amacıyla 2 trilyonluk kaynak Güneydoğu’ya aktarılacak. Bu kaynak zaman içinde 10 trilyona çıkarılacak.Bölgedeki sektörlerin başnda gelen hayvancılık için özel kredi ve teşvik uygulaması genişletilecek. Boru hattının açılmasıyla yumuşayan Irak – Türkiye ilişkileri çerçevesinde petrol karşılığı insani yardım götüren kamyonların depo hacimleri artırılacak ve sınır ticaretinin geliştirilmesinin önündeki engeller kaldırılacak.Yüksek istihdam sağlayacak düşük maliyetli projeler yaygınlaştırılacak. Bu çerçevede özellikle kadınlara yönelik olarak karşılıksız dokuma tezgahı verilmesi gibi projeler hayata geçirilecek. Doğu planına göre OHAL uygulanan il sayısı 4’e indirilecek, Kürtçe TV ve radyo yayınının yanı sıra Bölge Valiliği de yeniden düzenlenecek.

 

Ömrünü tüm insanlığa saadet, huzur, adalet ve barış getirmek için adeta vakfeden Erbakan Hoca’nın olmazsa olmazlarından birisi de Filistin davasıdır.

O, ümitlerin kesildiği bir anda tüm ümmetin umudu olarak; bir çiçekle bahar mı gelir diyenlere inat, açan bir çiçeği bin bir çeşit çiçeklerle bezeli bir bahçeye çeviren Erbakan Hoca, uykudakileri uyandırmaya yeter olan o tek kişi oldu.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan çağımızın Abdülhamid’iydi. İslam ümmeti Siyonizm’in ne tür bir bela olduğunu ondan öğrendi.

Erbakan Hoca’mız 1980’de yapılan “Büyük Kudüs Yürüyüşü” öncesi söylediği tarihi sözü Çağlayan’da yüz binlerin katıldığı “Zalime Lanet Mitingi’nde bir kez daha haykırıyor ve “Amerika, İsrail’i çok seviyorsa, İsrail’e Amerika’da bir eyalet versin” diyerek adeta Emperyaliz’e ve Siyonizm’e bir kez daha meydan okuyordu.
Filistin Başbakanı İsmail Haniye, “11 aylık Milli Görüş iktidarında İsrail Gazze’ye tek bir mermi dahi atmaya cesaret edemedi” demişti. Erbakan Hoca’mızın onurlu, şuurlu, milli, güçlü duruşundan dolayı.

Gazze Hükümeti Eski Sağlık Bakanı Dr. Besim Naimi şu ifadeleri dile getirmiştir: Biz Filistinliler Erbakan’a ‘Filistin’in Hamisi’ sıfatını verdik. Eğer Türkiye çok değerli bir insanı kaybettiyse, Türkiye’den sonra bu değerli insanı kaybeden ikinci ülke Filistin’dir.

Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren REFAHYOL Hükümeti Filistin açısından da bir ilki gerçekleştirdi ve son derece önemli icraatlardan birisi olarak Mehmetçiği 80 yıl aradan sonra Filistin’e gönderdi./ REFAHYOL Hükümeti Türkiye tarafından imzalanan bu anlaşmayı üç gün sonra 04.02.1997 tarihinde Bakanlar Kurulu olarak onaylıyor, bir yandan bu anlaşmanın Meclis tarafından da tasdiki için hazırlanan tasarıyı Meclis’e sevk ederken, diğer yandan Anayasa’nın 92. Maddesi’ne göre bölgeye asker gönderilmesi için Meclis’ten izin talebinde bulunuyordu. Filistin’e asker gönderme önerisi TBMM’nin 20 Şubat 1997 tarihli 59. Birleşimi’nde görüşülmüş ve bütün partilerin oy birliğiyle ve alkışlarla kabul edilmişdi.

Erbakan Hoca Başbakan olduğu dönemde tam da Siyonistlerin Büyük İsrail Devleti için hedef koyduğu 1897 Siyonist Kongresi’nin 100. yıldönümünde (1997) ve yapıldığı İsviçre’nin Basel kentindeki aynı tarihi salonda Avrupaİslam Birliği Konferansı adıyla bir uluslararası toplantı düzenleyip Siyonist oyunları bir kez daha boşa çıkartmıştı.

ERBAKAN’DAN ÖNEMLİ BİR TESBİT “DEMOKRATUR OYUNU” TARİFİ; “Demokrasi demek insanların kendi kendilerini idare etmeleri demek demokratur demek milletin idareye alet edilmesi demek. Irkçı emperyalizm 350 senede demokratur diye bir nizam keşfetmiş. Hemen bütün ülkelerin gazeteleri elinde, yazarları elinde, iş adamları elinde, politikacıları elinde, bu ülkelerde yapmış olduğu propagandalar vasıtasıyla istediği partiyi seçtiriyor, sonra da sen seçtin diyor. Buralarda demokratur dönüyor demokrasi değil! ABD’de, Almanya’da dahi tatbik ediliyor, dünya böyle idare ediliyor. Demokrasi diye birşey yok demokratur diye insanların aldatılması var.”

ERBAKAN HOCAMIZDAN MİLLİ GÖRÜŞÜN TARİFİ VE HEDEFLERİ

“Milli Görüş; Malazgirt, Kosova, Niğbolu, İstanbul, Çanakkale, Galiçya, Sakarya, Kıbrıs demektir.

Milli Görüş; Sultan Fatih, Ulubatlı Hasan, Seyid Çavuş, Hasan Basri Çantay, Rıdvan Hoca ve Sütçü İmam demektir.
Milletimizin inancı, tarihi, kimliği ve kendisidir.

Milli Görüş; İstiklal Savaşını yapan, tek başına bütün emperyalist dünyaya meydan okuyup kazanan görüş demektir.

Bu milletin aslına dönmesidir. Taklitçilikten ve Batı’ya teslimiyetçilikten vazgeçilmesidir.

Milli Görüş, maneviyatçıdır. Yani ahiret inancını taşır. Diğerleri materyalist ve maddiyatçıdır.

Milli Görüş, Hakkı Üstün tutmakta, haklıyı savunmaktadır. Diğerleri güce dayanır ve güçlüden yanadır.

Milli Görüş, nefis terbiyesini esas alır. Diğerleri nefsi arzularının peşinde koşmaktadır.

Eğer Milli Görüş Gömleğini çıkarırsanız geriye sıfır kalır, artık o bir hiçtir.

Milli Görüş, Türkiye’yi asılına özüne çeken bir römorkör gibidir. Varlığı bile Batıl zihniyetleri hizaya getirmeye yeterlidir.

Milli Görüş’ün yapacağı 2 büyük hizmet kalmıştır, bunları da inşaallah yakında başaracaktır:

1- Yeniden Büyük Türkiye’yi Kuracağız

2- Yeni Bir Dünyayı kuracağız

Kim bunları istiyorsa Milli Görüşte yerini almalıdır: Kim, her yönden bağımsız ve kalkınmış bir Türkiye arzuluyorsa Ve her kim, “Önce Türkiye” deyip, Milli çıkarlarını şahsi hesaplarının üstünde tutuyorsa işte bunlar biran evvel Milli Görüş’ün tek temsilcisi SaadetPartisi saflarına katılmalıdır.

“Biz biliyorsunuz geçen sefer geldiğimiz zaman D-8’leri kurduk. Şimdi D-60’ları, D-160’ları ertesinde kuracağız, yeni bir dünya düzeni kuracağız, Yeni Birleşmiş Milletler. Yeni siyasi irade, teknolojik işbirliği teşkilatı, yeni para birimi, ekonomik işbirliği, yeni bir banka, dünya bankası ama bunun gibi faizci değil. Yeni bir IMF, fakirleri doyurmak için, soymak için değil. Bundan başka kültür işbirliği, ifsadı körüklemek için değil, ıslah için. Şuurlandırma ve aynı zamanda da tanıtma teşkilatı olacak, kadın ve aileyi koruma. Dünya teşkilatları olacak bütün insanlığın saadeti için. Teknolojide öne geçeceğimiz için 2’nci Yalta’yı yapacağız, hakkınıza razı olun, oturun oturduğunuz yerde diyeceğiz, ecdadımız gibi yeni bir dünya kuracağız.”

“Onların dağları yerinden oynatacak kadar kuvvetli organizasyonları olsa dahi, biliniz ki Allah’ın dediği gerçekleşecek ve Hak galip gelecektir.”

kapatýlan refah partisinin genel baþkaný ve eski baþbakan necmettin erbakan saadet partisinin mitinginde konuþtu. 22 mart 2009. saadet partisinin istanbul mitingi çaðlayan meydanýnda yapýldý. (CÝHAN/ayten kaya)

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan 84 yaşını geçmiş olmasına rağmen, aynı kararlılık ve azimle mücadelesine son nefesine kadar devam etmiş ve 27 Şubat 2011 günü hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet etsin. Mekanı cennet olsun. Cennetinde bizleri buluştursun.

Güzel ülkemizin güzel evlatları! Geleceğimizi teslim edeceğimiz siz gençler! Kutsal emaneti taşıyacak ey yeni nesil! Yakın tarihimizi çok iyi araştırın,inceleyin,irdeleyin. O zaman göreceksiniz ki sizler için çırpınmış,ter dökmüş, kendisine yapılan zulmün her türlüsüne canı pahasına sabretmiş,karşılaşabileceği hertürlü tehlikeyi göze almış,vazgeçilemez doğrulardan asla taviz vermemiş güzel bir insan, ,büyük bir devlet adamı,kutlu bir lider ve o liderin önderliğinde başlatılmış bir Milli Görüş Hareketi var.Çağrımız size, çağrımız herkese, çağrımız tüm insanlığa, gelin hep birlikte dünyamızı gül bahçesine çevirelim.Her derdimizin çaresi,“sevgi medeniyeti”nin ihyasındadır.

Saadet partili kadınlar olarak;Liderimiz,Erbakan Hocamız emanetin başımız üzerinedir! Diyor, onun inancını,gayretini, azim ve kararlılığını kuşanarak var gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz!

24 Oca 2014

Emaneti Devralmaya Geliyoruz

Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Genişletilmiş İl Divan Toplantısı Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selman Esmerer’e belediyeye asmak üzere, üzerinde “Rüşvet alan da veren de mel’undur’ yazan bir plaket hediye etti. Toplantıya Genel Merkez İstanbul Kadın Kolları Sorumlusu Av. Zübeyde Kamalak da katıldı.

Belediyecilik de Bizim İşimiz Ülke Yönetimi de

İl Divanında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, “Biz İslam Birliği kurduk. Onlar Avrupa Birliği Bakanlığı ihdas etti. Gel kardeşim bir olalım. Küresel emperyalizme karşı tek güç olalım diyoruz. Ama efendilerine aşık olmuşlar, o yoldan dönmüyorlar. ABD sattığı tonlarca silahı kime satıyor? Müslüman ülkelere. Ne için? Birbirine kırdırmak için, kardeş kanı dökülsün diye. Bizim gerçekleştirdiğimiz projelere diğerlerinin hayalleri bile erişemez. Belediyecilik de bizim işimiz ülke yönetimi de bizim işimiz. İnşallah emaneti devralmaya geliyoruz” dedi.

HABER MERKEZİ

Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Genişletilmiş İl Divan toplantısı Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Saadet İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaptığı selamlama konuşmasında Kadın Kolları’nın faaliyetlerinden bahsetti. Asiltürk önümüzdeki yerel seçimlerin önemine de vurgu yaptı.

Çağırdınız da biz mi çıkmadık?

İl divanında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak “Biz İslam Birliği kurduk. Bu kardeşlerimiz Avrupa Birliği Bakanlığı ihdas etti. Gel kardeşim bir olalım. Küresel emperyalizme karşı tek güç olalım diyoruz. Ama efendilerine aşık olmuşlar, o yoldan dönmüyorlar. ABD sattığı tonlarca silahı kime satıyor? Müslüman ülkelere. Ne için? Birbirine kırdırmak için, kardeş kanı dökülsün diye. Bizim gerçekleştirdiğimiz projelere diğerlerinin hayalleri bile erişemez. Partilerimiz hayırlı hizmetler gerçekleştirdiği için engellendi, kapatıldı. Resulullah’ın üzerimize bıraktığı iki nimet vardır. Biri Kur’an-ı Kerim diğeri ise Sünnetleridir. Bizi şu kanala bu kanala çıktık diye eleştiriyorlar. İslam’a aykırı bir şey mi söyledik? Ne söylediğimiz önemli. Çağırdınız da biz mi çıkmadık. Belediyecilik de bizim işimiz ülke yönetimi de bizim işimiz. İnşallah emaneti devralmaya geliyoruz” dedi.

Bu Seçimler AKP Ve CHP’ye Mahkûmiyetin Bittiği Seçimler Olacak

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selman Esmerer de “Diğer adaylar gelsinler hep birlikte İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Konuşamazlar, çünkü ancak şov yapıyorlar. İstanbul esnafı kan ağlıyor. Artık şehrin merkezinde AVM yapımına izin vermeyeceğiz AVM’ler merkezin dışında olacak. Ranta dayalı değil hizmete dayalı kentsel dönüşüm gerçekleştireceğiz. Hanım kardeşlerimizin rahat seyahati için Pembe Metrobüs’ü müjdeliyoruz. Bu uygulama birçok ülkede var. Biz de neden olmasın. Bizim yönetimimizde İstanbullu suyu yüzde elli ucuza kullanacak inşallah.” dedi. “Bu seçimler artık halkın AKP ve CHP’ye mahkumiyetinin bittiği seçim olacak” diyen Esmerer, “AKP, CHP, MHP ve BDP’li belediyeler hakkında soruşturmalar açılmıştır. Hiçbirinin birinden farkı yok. Bizim belediyeciliğimizde her hafta halk meclisleri olacak. Beyaz Masaları Refah döneminde biz kurduk. Yine bu işi hakkıyla yapacağız. Bütün bu millet Milli Görüş’e hasret. Artık özümüze Milli Görüş’e dönme zamanıdır. Üstün medeniyet batı medeniyeti değil İslam medeniyetidir.” şeklinde konuştu.

“Rüşvet alan da veren de mel’undur”

Saadet İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selman Esmerer’e belediyeye asacakları ve üzerinde “Rüşvet alan da veren de mel’undur’ yazan levha hediye etti. Toplantıda konuşan Zübeyde Kamalak da “Biz zaferden değil, seferden sorumluyuz. Zafer Allah’tan. Biz bildiğimiz doğruları anlatacağız ve şahid ol ya Rab diyeceğiz. Bizler uyandırma servisiyiz.” dedi.

30 Eyl 2013

‘Paketten Demokrasi Kaygısı Değil Oy Hesabı Çıkmıştır’

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof . Dr. Mustafa Kamalak, Başbakan’ın açıkladığı demokratikleşme paketini değerlendi

Başbakan’ın açıkladığı demokratikleşme paketini değerlendiren Kamalak, “Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sağlayacak her adımı desteklediklerini belirterek, “Ancak başta seçim barajı konusu olmak üzere biz Sayın Başbakan’ın açıkladığı pakette, demokratikleşme kaygısından çok AKP’nin oy kaygısını gördük. Bu paket Türkiye’nin geleceğinden çok AKP’nin geleceği düşünülerek hazırlanmış bir pakettir” dedi.

Demokratikleşme paketiyle ilgili en büyük beklentilerden birinin siyasi partiler kanunu ile ilgili düzenlemeler olduğunu hatırlatan Prof. Kamalak, Başbakanın bu konuda topu taca attığını söyledi. Kamalak, “Sayın Başbakan, birincisi mevcut sistem aynen devam edebilir diyor. İkincisi yüzde 5 Türkiye barajı daraltılmış bölge barajı diyor. Bu öneri barajı düşürmüyor tam tersine arttırıyor. Yüzde 5 Türkiye barajı ve daraltılmış bölge demek barajların yüzde 25’lere çıkarılması demektir. Başbakan’ın bu konuda söylediklerine baktığımızda biz bir demokratikleşme kaygısı değil, oy kaygısı görüyoruz. Hükümet, Türkiye’nin işine gelen değil AKP’nin işine gelen bir sistemi ortaya koyuyor. Onun hesabı yapılıyor. Belli ki uzmanlar oturmuş, hangi seçim sistemini getirirsek Ak Parti’nin oylarını arttırırız hesabı yapmış. Ortaya da bu tablo çıkmış” değerlendirmesinde bulundu.

Paketin önemli unsurlarından birini oluşturan kamudaki başörtüsü yasağına yönelik açıklamaları da değerlendiren Mustafa Kamalak; “Kamuda yasağı kaldırıyorum diyor. İyi de kanunen Türkiye’de zaten bir yasak yok ki. Türkiye eğer gerçekten bir hukuk devletiyse zaten böyle bir yasak söz konusu olamaz. Yasak bugüne kadar zorba bir dayatmanın ürünü olarak uygulanmıştır. Darbeci bir anlayışın sonucudur. Darbe yapmak ne kadar hukuk dışı ise başörtüsünü yasaklamakta o kadar hukuk dışıdır, o kadar suçtur. Olmayan bir yasağı 11 yıl devam ettirdikten sonra, şimdi bir özgürlük lütfunda bulunuyormuş gibi sunulması doğru değil”

Kamuda başörtüsü serbestiyetinin sınırlandırılmasına da karşı çıkan Kamalak, “Resmi kıyafet kullanılan yerler denilerek buna da bir sınırlama getiriliyor. Hatta isim isim sayılıyor. Yani bir serbestiyet getiriyoruz derken aslında bir yasaklama getirilmiş oluyor. İnanç özgürlüğünün resmisi, gayri resmisi olmaz. Resmi kıyafet giyenlerin inanç özgürlüğü yok mu? Bunların inanç hakkı yok mu?..Doktor olursan inanç özgürlüğünü kullanabilir, ama örneğin polis olursan kullanamazsın. Böyle bir özgürlük anlayışı olmaz. Bu demokratikleşmenin de ruhuna aykırıdır, inanç özgürlüğününde. İnanç özgürlüğü en temel haktır” diye konuştu.

Türkiye’nin hem yerel hem de bölgesel anlamda tarihi bir süreçten geçtiğini de kaydeden Kamalak; “Bir ateş çemberinin ortasındayız. Batı Sevr planlarından, Türkiye’yi bölme planlarından hiçbir zaman vazgeçmedi. Bu tarihi süreçte, biz hükümetten, milletimizin birliğini güçlendirici adımlar bekliyoruz, Batı’nın ikiz yasalarla Türkiye’ye dayattığı, bin yıllık kardeşliğimizi bozacak adımlar değil. Demokratikleşme sürecinde atılacak adımlar, birlik ve beraberliğimizi bozacak bir zemine neden olmamalıdır” uyarısında bulundu.

16 Tem 2013

İki Meydan Tek Yürek Oldu

Saadet Partisi, bir kez daha tarihi görevini yerine getirdi. Yüzbinler, Mısır’da İhvan-ı Müslimin’e yapılan askeri darbeyi lanetlemek için Kazlıçeşme’de tek yürek oldu. Ramazan olması hasebiyle iftarlarını miting alanında açan Müslümanlar, dualarını sofralarına katık yaparak, Müslüman kardeşleri için ellerini semaya açtı. Alanda yüzbinlerin hep birlikte kıyama durması ise, duygu dolu anların yaşanmasına neden oldu.

Kazlıçeşme’nin sesi Mısır’dan duyuldu

Önceki gün Saadet Partisi’nin öncülük ettiği, Mısır’daki darbeye karşı düzenlenen miting başta Mısır olmak üzere İslam ülkelerinde büyük ses getirdi. Birçok İslam ülkesinin haber kaynakları mitinge büyük yer ayırırken, Mısır’dan da konuya ilişkin yorumlar geldi… Yüz binlerin toplandığı Kazlıçeşme mitingi sonrası Mısır’dan miting için Türkiye’ye teşekkür geldi. Mısır Adeviye Meydanı’nda toplanan yüz binlerce kişi, Saadet Partisi ve Milli Görüş camiasına teşekkür etti…

Afganistan, Irak, Libya Ve Suriye’de Yaptıklarını Mısır’da Yapmak İstiyorlar

Mitingde Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak da konuşmasına, “Emin olun Mısır halkının gözü bugün burada, bu meydandadır” diyerek başladı. “Bu kara darbe, bu kirli müdahale, bu kanlı oyun Mısır halkına yapılmış bir ihanettir” değerlendirmesinde bulunan Kamalak, “Bu darbe bir ihanettir. Çünkü bu darbenin arkasında, Büyük Ortadoğu Projesi vardır. Bu darbenin arkasında; İslam ülkelerini bölüp, parçalamaya çalışan ırkçı Siyonizm ve küresel emperyalizm vardır. Bu darbenin arkasında, sömürgeci Amerikan kapitalizmi vardır. Bu darbenin arkasında daha fazla silah satmak ve daha fazla kan akıtmak isteyen silah baronları vardır. Bu darbenin arkasında, Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de yaptıklarını, şimdi de Mısır’da yapmak isteyen Haçlı güruhu vardır” dedi.

 İstanbul’da atan kalplerin aynısı adeviyye’de de attı…

Uluslararası bir komplonun sonucu iktidardan uzaklaştırılan Muhammed Mursi’ye destek ve Mısır’daki darbeye karşı önceki gün Saadet Partisi’nin öncülüğünde düzenlenen Mısır’a destek mitingi İslam coğrafyalarında büyük ses getirdi. Birçok İslam ülkesi yayın organı olayı manşetten duyururken, Mısır ile ilgili de konuyu şu an Mısır’da bulunan SETA’nın Mısır Araştırmacısı Can Acun ile konuştuk. SETA Uzmanı Acun, İstanbul’daki miting ile ilgili gazetemize yaptığı değerlendirmede, Mısır halkının miting haberinden bu güne kadar çok heyecanlandığını belirterek, “Türkiye’nin kendi yanlarında olduğunu bilmeleri Mısır halkını büyük bir moral ve motive oluyor” dedi.

Adeviye meydanı’ndan milli görüşçülere teşekkür

ACUN, “Önceki gün akşam saatlerinde İstanbul’da atan kalplerin aynısı, Adeviye ve diğer meydanlarda da atıyordu” diyerek, olayı değerlendirdi: “Dün gece Adeviye ve diğer meydanlarda İstanbul’a teşekkür edildi. Eylemde bulunan yüz binlerce insan hep bir ağızdan Türkiye’nin tavrına ve mitinge katılan vatandaşların kendi yanlarında olmalarından ötürü büyük bir sevinç duydu. Meydanlardaki Mısırlılar, Türkiye’den gelen sese ve kendi yanlarında olmalarından ötürü büyük bir sevinç yaşıyorlar. Birçoğu dün akşam meydanlarda gözyaşı döktü. Türkiye’deki miting ile daha güçlendiklerini düşünen meydandaki yüz binlerce insan, gelecek ile ilgili de endişeler taşıyor.”

Haksızlığa, Hukuk Alet Edildi

MİTİNGDE konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu da, “Mısır’da Mursi’ye ve İhvan’a büyük bir haksızlık yapıldı. Haksızlığa, hukuk alet edildi” dedi. Karamollaoğlu, her zaman mazlumların yanında olduklarını belirterek, Mısır’da ordunun yönetime el koymasını kınadı. Mısır’dan önce Afganistan ve Irak’ta da benzer durumların görüldüğünü ve Müslümanlar’ın zulme maruz kaldığını dile getiren Karamollaoğlu, “Bunların müsebbibi, Batı emperyalizmi ve siyonistlerin emrinden ayrılmayan siyonist işbirlikçilerdir. Mısır’da Mursi’ye ve İhvan’a büyük bir haksızlık yapıldı. Haksızlığa, hukuk alet edildi” diye konuştu. Karamollaoğlu, kapitalizmin çökmeye mahkum olduğunu anlatarak, “Bunu siz gerçekleştireceksiniz. Bunu silahla değil, orada yaşayan insanların kalbine hükmederek yapacaksınız” ifadelerini kullandı.

Darbe, Mısır Halkına İhanettir

Mısır’da Mursi’ye karşı yapılan uluslararası darbeyi proteste etmek için Kazlıçeşme’de milyonları bir araya getiren Saadet Partisi, seçimle gelen fakat askeri darbe ile görevden alınan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi için tek yürek oldu. Mitingde mesajı okunan Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk, “Cumhurbaşkanlığı gibi bir ülkenin en yüksek idari makamına geldiği halde, sarayda değil kiralık evinde oturup halktan biri gibi yaşamayı terk etmeyen Mursî, huzuru sağlayabilmek için bütün gayret ve iyi niyetiyle, muhalefet edenlere yeni bir hükûmet kurulması teklifine rağmen, dış güçlerin teşvikiyle darbe yapıldı. Bir Müslüman ülkesi olan Mısır Cumhurbaşkanlığına, Mursî’nin başarısız olması için her türlü zorluğu çıkaran, bir muhalefet partisi başkanı gibi hareket eden Anayasa Mahkemesi başkanı Hıristiyan bir kişi Genel Kurmay başkanı tarafından Cumhurbaşkanı olarak atandı. Başta İsrail olmak üzere bütün Avrupa ve Amerika memnun oldu. Ancak Mısır halkına da ihanet edildi” şeklinde konuştu.

Erbakan’ın Kabrine Ziyaretçi Akını

Saadet Partisi’nin Kazlıçeşme’de düzenlediği miting öncesi ve sonrası katılımcılar, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Zeytinburnu’ndaki kabrini de ziyaret etti. Yurt içi ve yurt dışından mitinge katılmak için İstanbul’a gelen binlerce kişi Hocasının kabrini ziyaret ederek Fatiha ve Yasin-i Şerif okudu.

Amerika Ve Batı, Mısır’da İki Yüzlü Davranıyor

İhvan-ı Müslim Genel Sekreteri İbrahim Münir: “Amerika, Mısır’da sopanın ortasından tutuyor. İlk başta askeri darbe diyemediler, halkın darbeye karşı tutumunu görünce, bazı açıklamalar yaptılar. Amerika ve Batı Mısır’da iki yüzlü davranıyor. Batı ve Amerika müdahaleyi askeri darbe olarak görmediği için mahcup durumda. Amerika’daki bir çok sivil toplum örgütü müdahaleyi darbe olarak değerlendirmeye başladı. Yaşanan olaylarda 300 şehit verildi. İnsanlar namazda şehit edildi. Bu çok kötü bir durum. Ölenlerin çoğu çocuk ve kadınlardan oluşmakta. Bu şehitleri de terörist diye itham ediyorlar. Askeri darbe hedefine ulaşamamıştır. İnşallah en kısa zamanda gidecektir. Askeri cuntanın seçilmiş cumhurbaşkanını makamına getirmekten başka bir yolu yok.”

İnşallah Direniş Zaferle Sonuçlanır

Malezya Kelantan Eyaleti Başbakanı ve İslam Partisi Genel Başkanı Abdulhadi Awang da Müslümanların tek bir vücudun azaları gibi olduğunu ifade etti. Awang, bir Müslüman’ın acısının diğeri tarafından hissedildiğini de kaydetti. Abdulhadi Awang, mübarek Ramazan ayının idrak edildiğini anımsatarak, taviz vermeden hak yolda mücadele etmek gerektiğini vurguladı. Awang, “Maalesef yeryüzünün pek çok köşesinde Müslümanlara yeni bir hayat nizamı, yeni bir sistem dikte edilmeye çalışılıyor” dedi. İslam’ın hayatın içinde yer almasını istemeyenler olduğunu ifade eden Awang, Müslümanların yabancı bir sistem dayatmasıyla karşı karşıya bırakıldığını dile getirdi. Awang, Mısır direnişinin zaferle sonuçlanması temennisinde bulundu.

13 May 2013

Genel Başkanımız Reyhanlı’ya Gidiyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, hain saldırıların vuku bulduğu Hatay’ın Reyhanlı ilçesine bir ziyaret gerçekleştirecek.

43 İnsanımızın hayatını kaybettiği ve onlarcasının da yaralandığı hain saldırıların sonuçlarını yerinde görmek ve incelemelerde bulunmak üzere bölgeye gidecek olan Kamalak’a, genel başkan yardımcıları ve parti yetkilileri de eşlik edecek.

Reyhanlı’da gerçekleşen menfur saldırı üzerine olağanüstü gündemle toplanan Saadet Partisi kurmay heyeti Türkiye’nin geçtiği hassas süreci değerlendirdi. Değerlendirmede Reyhanlı’daki son saldırının Türkiye’yeyi Suriye bataklığına çekmek isteyen karanlık güçlerin bir provakasyonu olabileceğine dikkat çekildi. Bu süreçte büyük bir sağduyu ve teenni ile hareket edilmesi gerektiği vurgulandı.

Toplantıda Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın parti kurmaylarıyla birlikte Salı günü Hatay’ın Reyhanlı ilçesine giderek olayları yerinde görme ve incelemelerde bulunması kararı alındı.

13 May 2013

‘Türkiye Suriye Bataklığına Çekilmek İsteniyor’

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr Mustafa Kamalak, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen menfur saldırıyı lanetledi. Saldırıda hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Kamalak, saldırının zamanlama ve yer olarak manidar olduğunu söyledi.

Söz konusu menfur saldırının ısrarla gündeme getirdikleri endişeleri bir kez daha haklı çıkardığını vurgulayan Kamalak, “Maalesef, son dönemde özellikle dış politikada ortaya konan yaklaşım Türkiye’yi gereksiz düşmanlıkların ve terörist saldırıların hedefi haline getirmiştir. Son saldırının Suriye’ye ABD öncülüğünde bir müdahalenin tartışıldığı bir döneme denk gelmesi düşündürücüdür. Korkumuz ve endişemiz o dur ki; birileri Türkiye’yi iyice Suriye bataklığına sokmak istemektedir. Biz Saadet Partisi olarak bu olaydaki karanlık noktaların aydınlatılması, bu hain saldırıyı gerçekleştirenlerin bulunması ve olayın ardındaki karanlık güçlerin bir an önce cesurca deşifre edilmesini istiyoruz” dedi.

Bölgede yabancı istihbarat örgütlerinin cirit attıklarına dikkat çeken ve bunu daha önce de gündeme getirdiklerini ifade eden Kamalak, şunları kaydetti: “Türkiye’nin hedef ülke haline getirildiği bir dönemde hükümetin görevi gerekli emniyet ve istihbarat tedbirlerini almaktır. Diliyoruz ki her şeye rağmen Türkiye tarihsel tecrübesine ve devlet birikimine dayanarak bu karanlık oyunları bozmayı başarır. Umarız ki hükümet sağduyu ve teenni ile hareket ederek bu tür provokasyonlarla Türkiye’yi telafisi imkansız mecralara sürüklemek isteyenlerin oyununa gelmez. Bu temenni ile bir kez daha saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet yaralılara acil şifalar diliyor, ailelerine sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Milletimizin başı sağ olsun”

13 May 2013

‘Çözüm Sürecine İlişkin Endişelerimiz Var’

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, iki günlük strateji kampı sonrası dün yaptığı açıklamada, uygulanan ekonomik politikalar başta olmak üzere, Suriye politikası, çözüm süreci ve vekillere yapılacak olan yeni yasal düzenlemelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Partisinin Genel Merkez Konferans Salonu’nda konuşan Kamalak, çözüm sürecine yönelik partisinin endişelerini dile getirdi. Kamalak, “Duamız, arzumuz sürecinin başarıya ulaşması yönündedir. Ama endişelerimiz var. Çünkü, geçtiğimiz aylarda BDP’li vekiller PKK’lılarla kucaklaştı. Sayın Başbakanımız, gürledi, idamdan söz etti. Biz o günde söyledik, ‘Sayın Başbakan’ın esip gürlemesine bakmayın, onlara dokunamayacaktır, çünkü onlarla yeni anayasa yapacaktır. Şimdi BDP’den AKP’ye daha yakın grup var mı. Ne yazık ki dediğimiz çıktı” diye konuştu.

Kamalak, ‘tüm dileğimiz, arzumuz yanlış rotada yürünse de, kanın durması, annelerinin gözyaşının silinmesidir’ temennisini dile getirerek, “Peki İmralı’dan kanın durması çıkar mı! İmralı’dan PKK’nın meşrulaşması çıkar. Bir zamanlar bu ülkede terör yoktu. Bu noktalara getirilen terör, bizim kanaatimizce köklü tedbirler alınmadığı sürece, zaten sınırın öbür tarafından bekliyor. Gerçekten milli bir barış isteniyorsa, terörün silahlandıran güçler bertaraf edilmelidir” dedi.

Kamalak, sürece ilişkin görüşlerini şöyle devam ettirdi:

“Biz diyoruz ki bataklığa dikkat edin. Ciddi anlamda bu alanda en ağır bedeli ödeyen parti biziz. 1994 yılında Hocamız, ‘Bre gafiller diyordu, Çanakkale’de vücutlarını birbirine siper eden şehitlerin torunlarını yanlış uygulamalarla birbirine düşürdünüz. Bu milletin çocukları bin yıldan bu yana okula başlarken besmele-i şerife ile başlardı. Siz bunu değiştirdiniz, yerine ırki kavramlar koydunuz, ayrımcılık yaptınız’ diyordu. Aradan şu kadar zaman geçti, zaman yine Milli Görüş’ü doğruladı. Çünkü, Milli Görüş kendi çıkarı için, siyasi mülahazalarla hareket etmiyor”

 

ERDOĞAN İZİN ALABİLSE KENDİSİ SURİYE’Yİ VURUR

Kamalak, İsrail’in Suriye’ye geçtiğimiz hafta yaptığı hava saldırısını da kınadıklarını söyleyerek, Erdoğan’a yüklendi. Kamalak, “Başbakanımız dışarıdan izin alsa İsrail’den önce kendisi vuracaktır zaten. Tırnak içinde söylüyorum, izin alabilse kendisi vuracak. Kısacası Suriye’de, Irak’ta Ortadoğu’da BOP adım adım işlemektedir. Bunun nihai amacı da Büyük İsrail Devleti’dir. Tıpkı İttihat ve Teraki’de olduğu gibi Türkiye’nin bölünmesi için bir savaşa girmesi lazım. Suriye senaryosu bu maksatla hazırlanmış bir senaryodur. Eğer Türkiye böyle bir bataklığa saplanırsa bölünür Allah korusun. İsrail’in Suriye saldırıları tahrik içindir, bir savaş çıksın istiyor” uyarısını yaptı.

 

KENDİ ÇIKARLARINIZ İÇİN DEĞİL, MİLLETİN ÇIKARLARI İÇİN TOPLANIN

Milletvekillerine yönelik yapılacak yeni özlük hakları düzenlemesine de tepki gösteren Kamalak, vekillerin kendi sorunları için değil milletin sorunları için bir araya gelmeleri gerektiğini söyledi. Kamalak, “Türkiye’nin böylesine kritik bir dönemden geçtiği bir zamanda, milletvekillerinin kendi özlük haklarını artırıcı konuda kanun çıkarmalarını uygun bulmuyoruz. Bir gündem saptırması vardır. Meclisten beklediğimiz şey milletin de yıllardır beklediği yeni bir anayasayı çıkarması ve uzlaşmalarıdır. Ülkeyi yıllardır kana bulayan terör belasını def etmeleri için bir araya gelmeleridir beklentimiz. Yoksa kendi çıkarları için bir araya gelmeleri, milletin haklı olarak tepkisini çekiyor. Bu düzenlemeler kabul edilemez bir durumdur” eleştirisini yaptı.

 

ÇEVREMİZDE KOMŞU KALMADI

Ülkenin dış politikasına ilişkin de görüşlerini açıklayan Kamalak, “Hükümetin özgün bir dış politikası yoktur. Güdümlü bir dış politika vardır. Ana hatları Amerikan politikasına adapte edilmeye çalışılmaktadır. Bundan yüce milletimize hayır gelmeyeceği açıktır. Hükümetin dış politikası Suriye’de açıkça ortaya çıkmıştır. Komşularla sıfır problem diyerek yola çıkan iktidar ne yazık ki problemsiz komşu bırakmamıştır. Neredeyse düşman haline gelmediğimiz komşumuz kalmamıştır” dedi.

Ekonomik politikalara ilişkin de eleştiriler dile getiren Kamalak, “Nüfusun büyük bölümü gelirden yüzde 6’lık bir pay alırken, üst kesim geri kalan oranın büyük bir bölümünü alıyor. Bu durum anormal gidişin bir normal sonucudur. İktidar iş başına geldiği zaman işsizlik oranı yüzde 6’lardaydı. Şimdi ise yüzde 10.6’ya çıkmıştır. İşsizlik oranında sürekli bir artış söz konusu. Ne demek bu. İşsiz insan milli gelirden pay alamayan kişidir. Eşine mutfak harçlığı veremeyen kişidir. Ülkeyi tüketim ekonomisinden çıkarıp yatırım ekonomisine yöneltilmesi gerekiyor” dedi.

Kamalak, hükümet yetkililerinin ülkenin borcunun sürekli azaldığını söylediğini hatırlatarak, “Ne yazık ki borç da sürekli artmaktadır. 650 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Bu da gelir dağılımını bozan bir diğer sebeptir. Vergilerin büyük bölümünü de fakir fukara vermektedir. Faizin temel sonucu da alt tabakadan üst tabakaya gelir aktarımı yapılıyor. Bu da gelir dağılımını bozuyor. Fakirler ile zenginler arasındaki mesafe açılmaktadır” eleştirini yaptı.

24 Kas 2012

Genel Başkanımız Kasım Ay’ı İl Başkanları Toplantısında Konuştu

Saadet Partisi İl Başkanları ve İl Müfettişleri Kasım ay’ı toplantısı Parti Genel Merkezi’nde Yoğun Bir Katılımla Gerçekleşti.

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, İsrail’in Gazze’ye bir haftalık vahşi füze saldırılarının, 160’ın üzerinde şehit, geride ise binlerce yaralı bıraktığına dikkat çekerek, varılan ateşkese rağmen ise İsrail’in anlaşmaya uymayarak yeniden saldırıya geçtiğini ve 1 şehit, 8 kişiyi de yaraladığını vurgulayarak “Küresel emperyalizmi durduracak tek şey kuvvettir. Durdurabilmemiz için güçlü olmamız gerekiyor. Bunun için de Müslümanların mutlak surette bir araya gelerek D-8’leri canlandırması gerekiyor” dedi.

Saadet Partisi İl Başkanları ve İl Müfettişleri Kasım ayı toplantısı Parti Genel Merkezi’nde yapıldı. Toplantının açılışında bütün Türkiye’den gelen il başkanları ve müfettişlerine hitap eden Genel Başkan Kamalak, konuşmasının başında, devlet adamlarını dahi yetiştiren irfan orduları olarak nitelediği eğitimcilerin, öğretmenler gününü kutladı. Kamalak, bugün öğretmenlerin OECD ülkeleri ortalamasına göre hem aldığı ücretlerin daha düşük olduğunu, hem de kadın öğretmen sayısının çok gerilerde olduğuna dikkat çekerek, “Bunun en önemli sebebi başörtüsü ile çalışma yasağıdır. Öğretmenlerimiz İnançları ile işleri arasında bir tercih yapmak zorunda kalıyorlar. Buradan ilan ediyoruz ki, Milli görüş iktidara geldiği zaman, ilkokuldan itibaren herhangi bir başörtüsü yasağı olmayacaktır inşallah” dedi.

 

SURİYE İÇİN ARABULUCU HEYET OLUŞTURALIM

Başta Suriye’deki iç savaşı önlemek ve İslam aleminde daha fazla kan dökülmesin diye geçtiğimiz hafta İran’ı ziyaret ettiklerine vurgu yapan Kamalak, “Her şeyden önce, Suriye’deki iç savaş durdurulmalıdır. Başbakanımızın açıklamasına göre şu ana dek, 50 bin Müslüman can vermiştir Suriye’de. 2,5 milyon Müslüman mülteci hayatı yaşamaya mecbur kalmıştır. Tartışmasız şekilde Suriye’de ateşkes sağlanmalıdır” diye konuştu. Suriye için bir an önce arabulucu bir heyet oluşturulmasını istediklerini dile getiren Kamalak, “Üçüncü olarak ateşkesten sonra Suriye’ye İslam barış gücü yerleştirilmelidir. Bu şiddet mutlaka durdurulmalıdır” önerisinde bulundu.

 

PATRİOTLARI, SENYÖRLER Mİ İSTEDİ?

“Malatya’ya yerleştirilecek füze kalkanı Türkiye’yi misalen Rusya’dan, NATO’dan, Almanya veya İngiltere’den gelebilecek bir saldırıdan korumak için mi kuruluyor?” diye soran Prof. Dr. Kamalak, Suriye sınırına, NATO’dan istenerek yerleştirilen patriot füzeleri için de şunları söyledi: “Bu Türkiye’nin güvenliğine hizmet için mi kuruluyor? Suriye, Türkiye’yi tehdit mi ediyor Allah aşkına? Yoksa senyörler böyle istediği için mi?”

Şu anda 60’tan fazla İslam ülkesinin sahip olduğu orduların, Rusya, Amerika, Avrupa veya İsrail’den gelebilecek saldırılara karşı durmak yerine birbirlerine karşı konuşlanmış olmasının çok manidar olduğunu vurgulayan Saadet Genel Başkanı, İslam ülkelerinin bir an evvel bu dağınıklıktan kurtulup D-8’ler etrafında toplanarak güç birliği yapmaları ve ardından İslam Barış Gücünü oluşturmaktan başka kurtuluş çarelerinin olmadığını dile getirdi. “Eğer 1997’den beri D-8 güçlü bir şekilde hayata geçirilmiş olsaydı, Irak’ta 1.5 milyon şehit verilmez, Libya’da 60 bin insan öldürülmezdi. Suriye’de Müslüman, Müslümanı öldürmezdi” diyen Kamalak, D-8’deki 6 ana ilkenin,evrensel barış mesajları içerdiğine dikkat çekti.

 

ORTADOĞU’DA AKAN MÜSLÜMAN KANI, DOLAN, EMPERYALİST KASASI

“Ortadoğu’da akan Müslüman kanı, yanan, Müslüman canıdır. Ancak dünya ekonomisi daraldığı halde ABD’nin 2011’de 66 milyar, 400 milyon dolar silah sattığını söyleyen Kamalak, “Bu böyle gitmez, gitmemelidir. Bunu önleyecek çalışmaları yapan, İslam aleminin derdine deva olacakları ise Milli Görüşçülerden başkası değildir” şeklinde konuştu.

 

BAŞBAKANIN D-8 ÇIKIŞI OLUMLU, SORULAR BEYNİMİZİ YAKIYOR!

Başbakanın D-8 toplantısına katılmasını olumlu bulduklarını ifade eden Saadet Genel Başkanı Prof. Dr. Kamalak, “Yolumuz Erbakan’ın yoludur derken samimi davranacağını umuyoruz, gönlümüzden böyle geçiyor. Ama bir takım sorularda beynimize şimşek gibi çakıyor. Örneğin, 22 İslam ülkesinin sınırlarını değiştirecek olan BOP Eş Başkanlığı görevini Sayın Başbakana kim verdi? Bu projeyi kim yaptı?” diye sordu. Milli Görüş Lideri Merhum Necmettin Erbakan’ın “Kim, ben mi Siyonizme hizmet ediyorum şarkısını söylete söylete, Siyonizm bir insanı kendisine hizmet ettirir” sözüne dikkat çeken Kamalak, “Bir taraftan One Minute derken, öte taraftan İsrail’e hizmet ediyor olmasın Sayın Erdoğan?” diye uyardı.

 

İNSANLIK, İSLAM MEDENİYETİNE MUHTAÇ

Konuşmasında Bugün Müslümanların sahip olduğu İslam Medeniyetini, ahlaken, hukuken, sosyal ve ekonomik olarak Batı Medeniyeti ile temel kriterler bakımından bir medeniyet mukayesesi yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Kamalak, Batı medeniyeti ve Avrupa’nın peşinden koşan Müslümanları ise şöyle uyardı: “Ne olur kendi değerinizi fark ediniz. Tüm insanlık, sizin elinizdeki reçeteyi beklerken, siz o reçeteden habersiz bir şekilde, tüm insanlığı ezen, sizi sömüren Batı sistemine, kendi celladına hayran olanlar gibi nasıl hayranlık duyarsınız?” Toplantının sonunda Kamalak, İl Başkanlarına Yeryüzünde Adil Bir Düzen kurmak için çalışma sözünü içeren tarihi Milli Görüş yeminini ettirdi.