İŞ KADINLARININ SAADET’LE BULUŞMASI
09 Haziran 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları bu hafta sonu eresin Topkapı otelde STK’lar, Meslek Sahibi Hanımlar ve Etkili Fertlere yönelik bir kahvaltı programı organize ettiler. Programa Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşenur Tekdal, GİK üyesi Elif ERBAKAN Altınöz, Zübeyde Kamalak ve İstanbul kadın milletvekili adayları katıldı.
Programın Açılış Konuşmasını saadet partisi İstanbul il Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaptı. Asiltürk konuşmasına Merhum Genel Başkan 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocanın 1969 yılında başlattığı Milli Görüş davasından bahsederek, Sayın Erbakan’ın“Bir Çiçekle Bahar olmaz’’ sözlerine karşın, evet bir çiçekle bahar olmaz, ama’’ Her Bahar Bir Çiçekle Başlar” diyerek özlenen o baharı başlattığını ifade ederek ,o dönemde ülkenin her yerinde çiçekler açmaya başladığını ve Milli Görüş’ün70’li yıllarda ilk meyvelerini verdiğine vurgu yaptı. Erbakan hocanın bu dönemi çıraklık olarak değerlendirdiğini ve bakmayın çıraklık dediğime; 90 senelik Cumhuriyet tarihinde hiçbir usta yapamadı bizim çıraklıkta ki hizmetlerimizi Kıbrıs zaferi, ağır sanayi hamlesi, manevi kalkınma için İmam Hatip liselerinin orta kısmının açılması 600 yeni İmam Hatip Lisesi, 5000 Kuran Kursu, İslam enstitülerinin açılması sadece birkaç tanesidir; dedi.
90’lı yıllarda ise yine Cennet Mekân Erbakan Hocamızın kalfalık dönemi dediği Refah Partisi dönemi 1994 yerel yönetimlerin Milli Görüş’ün eline geçmesi ile kurulan hizmetle tanışması ve tabi ki 54. Hükümette ki efsane hizmetler… Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ki ilk denk bütçe, havuz sistemi ile rantiyeye akan paraların halka akması işçiye, memura, emekliye, çiftçiye ve %350’lere varan zamlar, kaynak paketleri ve yeni bir dünya projesi olan D-8 (İslam Birliği)
İşte şimdi sıra ustalık dönemine geldi. Hocamızın öğrencilerinden ve en yakın çalışma arkadaşlarından olan Genel Başkanımız İktisat ve Anayasa Profesörü olan Mustafa Kamalak Beyefendi ile 13 Haziran’da Milli Görüş’ün ustalık dönemi başlayacak İnşallah. Biz bu işi çok iyi yaptık ve yine yapacağız Allah’ın izniyle; Yaşanabilir bir Türkiye,Yeniden büyük Türkiye Ve Yeni bir dünya idealimizi sizlerin paylaştığını biliyor, buradan herkese bolluğu, bereketi, refahı, saadeti yani Milli Görüş’ü müjdeliyoruz; dedi.
Program daha sonra asıl sahibine Sayın GİK üyesi, İstanbul il Sorumlusu Elif Erbakan Altınöz’e konuşmalarını yapmak üzere bırakıldı. Konuşmalarına’’ Neden Saadet? Diyerek başlayan Altınöz bunun için dünyanın içinde bulunduğu duruma bir göz atmak gerekir bunun içinde mazlum ülkelere, orta doğuya bakmamız yeterlidir dedi. Ortadoğu’nun adeta bir çorbayı kepçeyle karıştırırmışçasına bir anda karıştırıldığına dikkat çeken Erbakan, ‘Sanki bir yerden düğmeye basılınca Ortadoğu’nun hepsinin karıştığını gördük. Neden gördük, çünkü BOP’un gerçekleşmesi için artık adım adım değil, koşa koşa yapılan planlar, yapılan çalışmalar ortaya konuyor da onun için görüyoruz.’dedi. 40 yıl önce ortaya koyduğumuz Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi haritasını, bugün ilgili hangi internet sitesine girerseniz girin göreceksiniz diyen Erbakan, ‘Maalesef içersinde bizim doğu illerimizin de bulunduğu bir Büyük İsrail, yine bizim Doğu ve Güneydoğu illerimizin de olduğu özerk bir Kürdistan Devleti, işte buradan yıllar sonra haklıymışız demekten hoşlanmıyoruz.’dedi.
AKP hükümeti iktidara geldiği günden beri Ortadoğu’daki bu yeni şekillenmenin en büyük başrol oyuncusudur, diyen Erbakan, ‘ Üzülüyoruz ki bir takım güçler Ortadoğu’da ki büyük Ortadoğu projesinin gerçekleşmesini isteyen güçler Türkiye’yi ayakta tutuyor. Ama yine üzülüyoruz ki, bölgede ki Büyük İsrail’in kurulması ile ilgili görevi bittikten sonra sıra Türkiye’ye gelecek.’dedi.
Sosyo-Ekonomik sorunlara da değinen Elif Erbakan Altınöz Halkımıza soruyoruz alım gücünüz var mı? Ooo diyor olmaz mı her şeyi rahatlıkla alabiliyorum.Tabi diyorum alırsın 12 ay taksitle, senin olmayan bir parayı harcıyorsun ya ay sonu, 2 kıştır delik ayakkabıyla okula giden çocuklar var.. O koltuklarda oturacağız diye bunları görmezden gelemeyiz.
Çiftçi borçlandırılıyor arazilerine ipotek koyuluyor. Arazilerini ellerinden almayı planlamaktadırlar tıpkı Filistin gibi tüm bunlara rağmen hükümet cephesinden gelen açıklama ise “ arazileri sırtlayıp götürecekler mi? “ diye bir cevap ve yine hükümetin Camileri yasalar çerçevesinde kiliseleştirme çalışmaları da son günlerde hız kazanmıştır; dedi.
Altınöz Sözlerine şöyle devam etti;Ve biz bu bütün olanları anlatınca Canım onlarda hocanın talebesi diyorlar. Birgün rahmetli babama sordular ya hocam bunlar sizin talebeniz değil mi? evet dedi onlar benim talebelerim ve ben onların her birisini ayrı ayrı çok seviyorum fakaat VATANIMI DAHA ÇOOK SEVİYORUM.
Bir Milli Görüşçüler var birde kendine yazılan senaryoyu oynayan diğerleri var.“Amaaan haa sol gelemesin “ diye oynan oyun sona ermiştir. Verdiğimiz oylar oy verdiğimiz kişilerin yaptıklarına onay vermek demektir. Atalarımız ne de güzel söylemiş bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır diye fırsatımız varken, imkânımız varken, akıl sahibi olmak oylarımızı en doğru şekilde her şart altında haklının ve mazlumun yanında yer alan saadet partisine oy vermek gerekir dedi. Hocam hep maneviyattan bahsediyorsunuz diyenlere babam: maneviyattan bahsetmeyeceksek şehitlik enayiliktir;dedi.Toprak ayağımızın altından kayarken kimsenin o koltuklarda oturmasına izin vermeyiz..Anlatmamıza uyarmamıza rağmen sonuç her ne olursa olsun biz ohh olsun , biz demiştik diyemeyiz.Çünkü bu vatan hepimizin, bu bayrak hepimizin, bu millet hepimizin, bu din hepimizin ohh olsun biz demiştik diyemeyiz.
Erbakan Sözlerine 12 Haziran seçimlerinin öneminden de bahseden Erbakan,’Bölgeden ve dünyadan başlıyoruz ve ülkemize geliyoruz. Ülkemizde yaşan sorunların tek reçetesi Saadet Partisi’dir. İyisiniz hoşsunuz ama oya gelince barajı aşamayacaksınız deniyor. İnanarak söylüyorum ki Saadet Partisi’nin Türkiye’de baraj sorunu yoktur. Ve Saadet Partisi barajın çok üstündedir.’dedi.
Gik üyesi Elif Ebakan Altınöz hanımın konuşmalarından sonra İstanbul’dan aday gösterilen 8 milletvekili adayı, iş kadınlarına, STK ve etkili fertlere bir sinevizyon ile tanıtıldı. Tanıtım sonrası Adaylar adına konuşma yapan 1. Bölge 5.sıra milletvekili adayı Fatma Nevin Gökçe, seçim çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirdikleri STK Ziyaretleri ve seçmen ziyaretlerinde, toplumda gördükleri teveccühü ve yoğun ilgiyi dile getirdi. Gökçe, 12 Haziran Saadet partisinin iktidarı ile sonuçlanması duasında bulundu.
Kadın kollarının düzenlediği kahvaltı programına katılan Av. Zübeyde Kamalak ise, AB uyum yasaları çerçevesinde kötü ne yaptırılmak isteniyorsa bize bizim gibiler tarafından yaptırılıyor. İç hukukumuzda değinen Kamalak kadın -erkek eşittir dedik. Ancak ne yazık ki boşanmalar çoğalıyor. Avukat olduğum için bunları çok yakından görüyorum, erkek evin reisi değil ve erkek evı geçindirmek zorunda değil dedi.Ayrıca Zinayı serbest bıraktılar ancak hala boşanma sebebi olarak geçerlidir,istiyorsa buyur boşan diyor. Boşanma sebebi olarak sayılan zina, suç olarak sayılmıyor. Böyle yasalarda bir çok boşluklar ve hatalar mevcuttur dedi.
Kahvaltı programında bulunan Kadın Kolları Genel Başkanı Sayın Ayşenur Tekdal’da kısa bir selamlama konuşması yaptılar. Konuşmalarında Türkiye’nin sorunlarına değinen Genel Başkan bunun böyle sürmemesi gerektiğini ve 12 haziran seçimlerinde tüm halkımızın desteklerini beklediklerini söylediler.
HOCANIN KABRİNE ZİYARET
Saaadet Partisi İstanbul il Kadın Kollarının Eresin Topkapı otelde düzenlediği ve yoğun katılımın sağlandığı kahvaltı programı sonrasında il Başkanı Nagehan Gül Asiltürk ve Değerli Misafirleri Muhterem Genel Başkan ve 54. Hükümet Başbakanı Rahmetli Necmeddin Erbakan Hocanın Merkez efendi de bulunan kabrini ziyaret ettiler. Merkez efendininde Kabrini ziyaret eden hanımlar, Ahiret’e intikal eden bu değerli şahsiyetlere dualarda bulundular.
Yer Gök Saadet
07 Haziran 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi Kadın Kolları Dünya Çevre Günü kutlamaları münasebetiyle Türkiye’nin dört bir yanını Saadet balonları ve Saadet Uçurtmalarıyla donattı.
Saadet Partisi Kadın Kolları yapılan bu çalışmalar kapsamında İstanbul’un 3 farklı Bölgesinde aynı gün ve aynı saatte, Saadet Uçurtmalarını İstanbul’un semalarında dalgalandırdı.
Bu etkinlikler:
1.Bölgede Maltepe sahilde
2.Bölgede Haliçte
3.Bölge ise Bakırköy sahilde gerçekleştirildi.
Aynı gün içerisinde gerçekleşen SBS sınavından çıkan çocuklar aileleriyle birlikte etkinliğe yoğun ilgi gösterdi. Çevre halkında yoğun katılım gösterdiği bu etkinlik çocuklara aileleriyle beraber vakit geçirebilecekleri bir ortam oluşturmakla birlikte, kaliteli ve güzel bir gün geçirmelerini de sağladı.
Gökte süzülen uçurtmalar geleceğin gençlerine heyacanlı dakikalar yaşattı. Heyecan ve çoşkulu bir şenlikte gökyüzünde çocukların geleceğe dair umutları dalga dalga büyüdü.
“Seçimler için değil gelecek nesiller için çalışıyoruz” diyen Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül ASİLTÜRK Uçurtma şenliğine katılan aileleri tek tek ziyaret ederek ebebeynlerin ve çocukların mutluluklarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Saadet Partisi bayraklarına tahammülü olmayıp bayrak krizlerine vesile olanlar saadet amblemli uçurtmaların gökyüzününde süzülmesine engel olamadılar.
1. Bölge Maltepe Uçurtma Şenliğnden Görüntüler:
2. Bölge Haliç Sahili Uçurtma Şenliğinden Görüntüler:
3.Bölge Bakırköy Sahili Uçurtma Şenliğinden Görünrüler:
Cemile Sultan’da Muhteşem İkindi Çayı
24 Mayıs 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları tarafından Cemile Sultan korususunun o nezih ortamında onlarca kişinin katılımıyla bir ikindi çayı tertip edildi
Programa Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk Hanımefendi ve İl Kadın Kolları üyeleri ve İstanbul Kadın Milletvekili adayları Fatma Nevin Gökçe, Pakize Yüzbaşıoğlu, Ebrar Bezci,Zeynep Şule Rıdvanoğlu, Dicle Şit , Emine Öztürk, Neşe Saraçbaşı, ve Fatma Alkan hanım katıldılar.
Programda Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk bir hoş geldiniz konuşması yaptılar. Konuşmasında İl Kadın Kolları Başkanı Asiltürk Türkiye ve Dünya çok önemli bir süreçten geçmektedir. Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya‘nın kurulması hedefi doğrultusunda inançla ve azimle çalışmalarının devam ettiğini ilettiler.
Programda milletvekilleri adına 1.Bölge 5. Sıra Milletvekili adayı Fatma Nevin Gökçe de bir konuşma yaptılar. Konuşmalarında yeni bir anayasa yapılması dönemine geçildiğini Milli Görüş’ün bunu halkı ile birlikte mutlaka yapacağını, Daha kötü bir borç batağına saplanmamak için borçlarımızın ödenmesi ve ülke zenginliklerimizin insanlarımızın hizmetine sunulması ve ekonomik bunalımdan kurtulmak için , haçlı seferlerini ülkemize uğratmamak için mutlaka saadet partisine oy verilmesi gerektiğini söyledi. Program konukların adaylara soru sorması ile sona erdi..
Saadet Partisi, Kadına En Yüce Değeri Veren Partidir
01 Mayıs 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi Kadın Milletvekili adaylarını kahvaltılı basın toplantısı ile tanıttı. Kadın Adayların tamamının hazır bulunduğu toplantı, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer’in açılış konuşmasıyla başladı.
Esmerer, konuşmasında, İslam dininde kadının en üst mertebeye yerleştirildiğini söyleyerek, “Kadın hakları, kadına şiddet gibi tartışmaların arkasında derin bir kadın sömürüsünün yatmakta olduğunu ” söyledi.
AKP hükümetinin başörtüsü sorununa yönelik, hiçbir şey yapmadığını vurgulayan Esmerer, “Saadet Partisi, kadına en yüce değeri veren partidir. Sadece İstanbul’dan, sekiz başörtülü kadın milletvekili adayı gösterdik. Kimseden başörtüsü için özgürlük lütfetmesini beklemiyoruz. Bu bir özgürlük konusu değil, bir haktır” ifadelerini kullandı.
Basın toplantısında İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk’te söz aldı. Konuşmasında, seçim çalışmalarında başörtüsü vurgusunun çok önemli olduğunu söyleyerek, AKP hükümetinin başörtüsünü, oy toplama aracı olarak kullandığını, ancak iktidara geldikten sonra hiçbir adım atmayarak kendisine güvenen başörtülü kadınlara ihanet ettiğinin altını çizdi. Asiltürk ayrıca, AKP’nin başörtüsü sorununu tek başına iktidar olduğu mecliste çözebilecekken, bu sorunu çeşitli gerekçelerle ötelediğini de dile getirdi.
Asiltürk, “Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden büyük Türkiye ve Yeni bir Dünya’nın kurulmasına olan inancımız ve gayretimizle toplumun her bendinde STK’ları, etkili fertleri ve Kanaat önderlerini ziyaret ederek, ev sohbetleri, mahalle taramaları, stant çalışmalarımızı gerçekleştirerek tüm gücümüzle insanların Saadeti ve Milli Görüş’ün tek başına iktidarı için çalışmaya devam edeceğiz’’ dedi.
Basın toplantısında Saadet Partisi İstanbul kadın milletvekili adayları öz geçmişleri ve partiye katılım gerekçelerini anlatırken kadın ve anne olarak sosyal hayatta karşılaştıkları sorunlara, okul çağlarında yaşadıkları başörtüsü engeline değinildi.
Adaylar; Aradan bunca yıl geçmesine rağmen çocuklarının da aynı eziyetlere ve başörtü sorununa maruz bırakıldığını belirterek, Ak parti seçim meydanlarında söz vermesine ve tek başına iktidar olmasına rağmen maalesef sorunların çözümüne karşı hiçbir girişimde bulunmamış, hatta Avrupa insan hakları mahkemesine açılan başörtüsü davalarına karşı savunmalar hazırlamıştır” ifadelerini kullandılar.
Sultanahmet’in tarihi dokusu içerisinde Rast otel de gerçekleşen aday tanıtım çalışması, basına verilen kahvaltının ardından sona erdi.
Avcılar İlçesi Aday Tanıtım Programı
18 Nisan 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Avcılar, Manşet, Teşkilat Haberleri
Avcılar ilçesinin düzenlediği 3.bölge milletvekili adayı Ebrar Bezci’nin katılımıyla gerçekleşen kahvaltı programına hanımların yoğun ilgi gösterdi. Milletvekili adayı Ebrar Bezci yaptığı kısa bir konuşma yaptı.
Biz var oldukça bütün planlar bozulmaya mahkûmdur
18 Nisan 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
İL KADIN KOLLARI 100. İL DİVANINI GERÇEKLEŞTİRDİ.
Kartal İlçe Kadın Kollarının ev sahipliğinde gerçekleşen İl Kadın Kolları Divanında İl Başkan vekili Fatma Nevin Gökçe’nin açılış konuşmaları ile başladı. Açılış konuşmasında gündeme dair geniş bir değerlendirme yapan Gökçe, “gündem siyonist dünya düzeninin menfaatleri çerçevesinde hem dünyada hem ülkemizde büyük bir hızla değiştiriliyor. Çok büyük öneme sahip meseleler gündemimize kısa bir süre girip sonunun ne olduğunu takib edemeden yerini başka bir gündemle değiştiriyor. Bir değerlendirme yapacak olursak; ABD, Pakistan’da 2 yılda 1700’den fazla insan öldürüldü, NATO Libya operasyonları sırasında “yanlışlıkla” muhaliflerin ambulanslarını vurarak 10 kişiyi katlettiğini açıkladı, ABD genelkurmay başkanı Mike Milen “amacımız Kaddafi’nin gitmesi değil” açıklamasını yaptı. Cidde ekonomik formunda başbakanımız “yeni Osmanlıcılık ithamlarını kabul etmemiz asla ve asla mümkün değildir” ifadelerini kullandı. AKP öncesi dünya milyarderleri listesinde 4 milyarder bulunurken geçen yıl 28 bu yıl ise 38 milyarder yer aldı. Türkiye’nin 3’te 2’si yoksulluk sınırı altında, ülkemizde 16 bin İngilizce öğretmeni atanmayı bekliyorken 40 bin yabancı İngilizce öğretmen ithali kararı alındı. Fransa da iç işleri bakanlığınca İslam fonu oluşturuldu, bu fon imam ve ilahiyatçıların eğitilmesi, yeni Kur’an yorumları dersleri, İslam üniversitelerinin müfredatının belirlenmesi için kullanılacak vs vs.
Evet, bütün bunlar oluyor, 2003 yılında basında yer alan İsrail turizm bakanı Benny Elon un Hareltz gazetesinde yer alan “Şurası net, İslam yok oluyor, Müslüman dünyada, güçlü bir inanç dalgasının değil İslam ülkelerini görüyoruz. İslam nasıl yok olacak? Çok basit; birkaç yıl içinde İslam a karşı bir “Hıristiyan haçlı savaşı” başlatılacak, bu milenyumun en büyük olayı olacak” ifadeleri olan biteni idarecilerimiz görmezden gelse de açıklık getiriyor.
Biz var oldukça bütün planlar bozulmaya mahkûmdur inşallah. Bu planları bozmak gayreti ile çalışacağız” diyerek sözlerine son verdi.
Açılış konuşmasının ardından Mart ayı Seçim Koordinasyon Merkezi çalışmalarının değerlendirildiği raporların takdimi ve müzakeresi bölümüne geçildi. Mart ayı itibarı ile 1023 yeni üye kaydının yapılmış olması dikkat çekti.
100. İl Kadın kolları Divanına iştirak eden İl Başkanı Selman Esmerer, araziye inen ilk parti olduğumuzu, siyaseti saran popülizm kaygısından uzak kalarak Türkiye’mizin ihtiyacını karşılayacak, milletimizi birebir yansıtacak kadrolarla seçime girmeye özen gösterdiklerini, İstanbul adaylarını tesbit ederken topçudan popçudan ziyade hizmet kadroları tesbit ettiklerini dile getirdi.
Esmerer konuşmasında bu seçimin Türkiye’miz için bir kırılma noktası olduğunu bu ciddiyetle çalışmaları yürüteceklerini sözlerine ekledi. AKP’nin Başörtüsü meselesi hususunda samimi davranmadığı ayan beyan ortada olduğunu belirterek Saadet Partisinin milletimizin tüm meselelerini olduğu gibi bu meseleyi de milletimizin lehine kesin çözüme kavuşturacak tek parti olduğunu belitti. Hükümetin derin çelişkiler içinde temelsiz siyaset yaptığını ve bunun son örneğinin Sn. Başbakan’ın NATO’nun Libya’ ya müdahalesinde kendini gösterdiğini ifade ederek iki haftada bu kadar keskin siyasi dönüşü ancak AKP iktidarı yapabilirdi şeklinde konuştu. AKP iktidarının medya gücüne vurgu yapan Esmerer “medya AKP’ninse meydan SAADET PARTİSİ’indir” ifadelerini kullandı.
Genel Merkez İl Sorumlusu Elif Erbakan Altınöz Tekrar Aramızda
Merhum Prof Dr Necmeddin Erbakan’ın vefatı münasebeti ile iki aydır İl Divan toplantısına teşrif edemeyen Elif Erbakan’ın divana katılması tüm teşkilatlarda büyük heyecan ve sevince yol açtı.
Erbakan konuşmasına, Allah a şükrederek ve davamızın ne kadar mühim bir dava olduğunu bu aradan sonra tekrar buluşunca anladım ifadeleri ile başladı. Liderimizin vefatını, her zaman hasretle andığı Fahri Kainat Efendimize, dizinin dibinden ayrılmadığı, her mühim çalışmasının başlama noktası olan Ebu Eyyüb-el Ensari hazretlerine, çok sevdiği Fatih Sultan Mehmed Han’a, Selahaddin Eyyüb-i’ye ve daha nicelerine Rabbimiz kavuşturmuştur, inşallah ifadeleri ile değerlendirdi.
Dünya hayatının elimizin ucuyla tutulmayacak kadar kıymetsiz olduğunu anlıyoruz fakat yinede gaflete düşüyoruz diyen Erbakan, sizler bizimle aynı acıyı, bizlerde sizinle aynı acıyı paylaştık. Kaybettiğimiz sadece babamız olsaydı belki daha kolay olacaktı. Liderimiz olunca daha zor oldu. Fakat liderler ölünce davalar bitseydi İslam olmaz Resulullah ölmezdi. Evet, acımız büyük, davamız daha büyük. Ustada kalırsa Bu eşsiz Yapı Onu sürdürmeyen çırak utansın deyip belki elimizin ucuyla tuttuğumuz davayı artık omuzlayacağız, sırtlayacağız. Rabbimiz davasına sahip çıkacak, sahip çıkacak insanları her zaman gönderecektir. Allah, bizden öncekiler gibi Her türlü dünya işimizi elimizin tersiyle itip davamız için çalışmaya kalbimizi aklımızı nefsimizi inandırsın, Emaneti bizden almasın diye dua edeceğiz.
Allah Hocamıza vefatı ile en büyük çalışmayı yapmayı nasibetmiştir ve dışımızdaki insanlara anlatamayacağımız şekilde davamızı anlattı. Şimdi bize düşen yumuşamış kalpleri ikna etmektir. Hak verilen parti değil oy verilen parti olmak zorundayız.
Ayağımızın altındaki toprak kayıyor, elinde kepçe çorba gibi karıştırıyor İslam coğrafyasını Siyonizm, İslam coğrafyasında yaşananların tesadüf olduğunu düşünen aklıselim sahibi olamaz. Oluk oluk Müslüman kanı akıyor, ölende öldürende Müslüman. Sn. Başbakan NATO bünyesinde olacakmış fakat Libya’lılara silah doğrultmayacakmış, hukukta yardım ve yataklık diye bir suç var. Milleti kandıramazsın, vur emri gelince vurmam diyemeyeceksin, diyemezsin. NATO Mekke’ye girince ne yapacaksın? İncirlikten kalkan uçaklar Irak’ı bombaladı. Çocuk kandırır gibi Wikileaks’le sahte gündem oluşturup o arada NATO’nun Füze kalkanını ülkemizin kalbine yerleştirdiler. İslam ülkelerinde olanları doğru okumalıyız, sırada bizde varız. Aslan yemeden biraz yanında tutar, bekletir avını. Türkiye’ye uygulanan budue Allah muhafaza. Irak fiilen üçe bölündü, Cimi Carter Amerika eski başkanı Sudan’ı bölen referandumda sandıkların başında müşahitlik yapıyor, birbirini düşmanı İngiltere ve Fransa Libya’da nasıl müttefik olabiliyor? Bunları düşünmemiz lazım. Siyonizm-büyük İsrail söz konusu olunca her ihtilafı arkada bırakabiliyorlar. Beyaz saray İsrail’e bağlılığını neden yineleyip duruyor? Büyük oyunu görmemiz lazım, sıra bize geliyor fakat anamuhalefeti ve iktidarıyla bu planlara hizmet ediyorlar. CHP, AKP’nin yönünü doğuya döndüğünü söylüyor, yönünü gerçekten doğuya dönen, siyonizmin karşısında yeralan liderlerin yaşadıklarını biliyoruz; Necmeddin Erbakan, hayatı iftiralarla, hertürlü çirkinlikle mücadele ile geçti, siyasi yasaklarla geçti. Ömer Beşir; ülkesi elinden alındı, bölündü, dünyada dolaşım izni yok neredeyse, Ahmed-i Nejad; Almanya’ya ülkesinin futbol müsabakasını izlemek için dahi giremiyor. Tayyip bey ise Siyonistlerden haftada bir ödül alıyor, sırtı sıvazlanıyor.
2002 de resmi rakamlardaki işsiz sayısı 2 milyon,2011 de bu sayı 5 milyona çıkmış,4,5 milyon kişi asgari ücretle geçiniyor yani 650 TL ile.4 kişilik aile ise bunlar 40 milyon aç eder bu.
Türkiye’de köpeğinin maması için yılda 1 milyon $ harcayan %2’lik bir nüfus var, AKP onların refahının teminatı, Büyük Ortadoğu projesi için nöbet tutan bir iktidar.
Hocamızın vefatı münasebeti ile taziye için gelen guruplar zaman zaman soruyorlar, hocamızın ayrılıp gidenlere kırgınlığı var mıydı diye, şahsına yapılanlara karşı hiçbir kırgınlığı olmadı ve herkese hakkını helal etti. Fakat bizler şunu biliyoruz ki bu defter hocamızın şahsi hakkını helal etmesi ile kapanmıyor. Yapılan yanlış Allah’ın davasına yapılmıştır.
Hocamızın Amerika’nın ırak işgali sonrası “yedi sülaleniz başını secdeden kaldırmasa sizi kurtaramaz” sözü hala kulaklarımızda.
Biliyoruz ki güzel ölümlerin bedeli var ve hocam bu bedeli ödeyenlerdendi. Dünyanın sınırlarından kurtuldu. Çok üzüldük fakat elhamdülillah gözünün içine baka baka ihanet edenlerden olmadık.
Şimdi Milli Görüş Hocadan sonra bitecek mi? Sorusunu soranlara 12 Haziranda güzel bir cevap vereceğiz. Sonuç ne olursa olsun 12 Haziran seçimlerinin tek galibi SAADET PARTİSİ olacak. Niyetlerimizi sağlam tutalım. Ülkemizi, bütün İslam âlemini ve bütün dünya mazlumlarını düşünerek çalışmalarımızı yapalım. Programlı ve disiplinli çalışmaya özen gösterelim, günlük raporlarımızı üst kademe teşkilatlarımıza vaktinde ve düzenli gönderelim. En zorlandığımız yerde Allah yardımcımız olacaktır. Şairin dediği gibi “sanmadığın yerde sana açarlar perde”
Şimdiden tebrik ediyoruz seçimin galibi SAADET PARTİSİ’dir. Diyerek sözlerine son verdi.
İl Kadın Kolları başkanımız Nagehan Gül Asiltürk dört aylık bir aranın ardından görevinin başında
Kapanış konuşması ile ilçe teşkilatlarımıza seslenen il kadın kolları başkanımız Nagehan Gül Asiltürk uzun bir aradan sonra teşkilat çalışanlarımızla birlikte olmak, çalışmaların içinde bulunmaktan çok mutluyum. Allah’a şükrediyorum bizleri bu güzel işlerle meşgul ettiği için, teşkilatlarımızda bütün zorlukları aşacak heyecan var, davamızın başarısı için en büyük gayreti göstereceğiz inşallah. Milli Görüşçü imkânsızı bilmez, milli görüşçü için yok yoktur, ifadelerini kullandı.100. İl Kadın kolları divanını gerçekleştirmekten büyük mutluluklarını ve inşallah 101. İl Kadın kolları divanında zaferi kutlayacaklarını ifade etti.
Kadın Kollarımızdan Muhteşem Divan
24 Mart 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak 99.il divanımız genişletilmiş olarak 700 kişinin katılımı ile Mihrimah Sultan Toplantı Salonun da gerçekleştirildi. Ev sahipliğini Sarıyer ilçemizin yaptığı genişletilmiş İl Kadın Kolları Divanımız Genel Merkez Kadın Kolları Başkanımız Ayşenur Tekdal Hanımefendi ve Genel Merkez Kadın Kolları Seçim işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Nurdil Ulucak Hanımefendilerin katılımları ile gerçekleşti. Liderimiz Prof. Necmeddin Erbakan’ın vefatının ardından yapılan ilk divan olması münasebeti ile hüzünlü bir atmosferle başlayan Divanımızda Genel Merkezimizce hazırlanan “Yaşanmış Bir Efsane Necmeddin Erbakan” videosunun izlendiği dakikalarda yaşan duygusal yoğunluk kadın kolları teşkilatlarımızda çalışan teşkilat mensuplarımızca unutulmaz anlar olarak hafızalarda ki yerini aldı.
Siyasi Konuşmalar gündeminde söz alan Kadın Kolları Genel Başkanımız Ayşenur Tekdal konuşmasında, “Büyük bir hüzün yaşıyoruz fakat bu hüzün bizi durdurmayacak daha çok çalışmamıza vesile olacak. İlkelerimize sımsıkı bağlı kalarak büyük bir kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Seçime en canlı ve hazır parti olarak giriyoruz. Kadın Kolları olarak bugüne kadar nasıl canla başla çalışmış isek, Milli Görüş’ün iktidarı için, ülkemizin ve insanlığın saadeti için daha büyük bir heyecan ve azimle çalışmaya kesin kararlı olduğumuzu belirtmek isterim. Bunun için teşkilat modelimizin önemini fark etmemiz ve bu modeli tam olarak uygulamamızın hareketimizi iktidara taşıyacağımıza inanarak her ilçemizde örnek sandık bölgesi çalışmalarımızı yaygınlaştırmamıza ihtiyaç var, ifadelerini kullandı.
Zafer yakındır
Tekdal ayrıca seçim süreci boyunca izlenecek programı da ayrıntılı bir şekilde anlattı. Dikkatle ve disiplinli bir seçim sürecine girdiklerini hatırlatan Tekdal; Teşkilatımızı yeniden güçlendirip, şahlandıracak en iyi çalışmaları yapacağız. Rabbimizin bizleri inanç, sevgi ve şuurdan ayırmaması, bizleri nefislerimizin heva ve heveslerinden koruması, birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak Milli Görüş’ü iktidara taşımasını istiyoruz. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır” diyerek sözlerini tamamladı.
SKM hazırlık çalışmalarının değerlendirildiği İl Divan Toplantımızda bazı ilçelerimizin çalışmaları Kadın Kolları Genel Merkez Başkanımız tarafından sorgulandı.
99. İl Kadın Kolları Divanımızda 7 iltihak gerçekleşti. İltihaklar; Fatih ilçemize Akp’den 4, Pendik ilçemize Akp’den 1, Büyükçekmece ilçemize Akp’den 2 iltihak şeklinde gerçekleşti. Yeni Saadet Partililere rozetlerini kadın kolları genel merkez başkanımız Ayşe Nur Tektal Hanımefendi taktı.
Divanımız, İl Kadın Kolları Başkan Vekilimiz Fatma Nevin Gökçe Hanım’ın Genel Başkanımız Ayşenur Tekdal Hanımefendiye sunduğu şükran plaketi takdimi ve kapanış konuşması ile son buldu.
98. İl Kadın Kolları Divanı Büyük Coşkuyla Gerçekleşti
18 Şubat 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori İstanbul, Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkan Vekili F.Nevin Gökçe Hanım’ın açılış konuşmasıyla başlayan Divan toplantısı yoğun bir gündemle gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasında dünya ve ülke gündemiyle ilgili detaylı bir değerlendirme yapan F.Nevin Gökçe konuşmasına Ortadoğu‘da yaşanan gelişmeleri değerlendirerek başladı;
Gökçe, “Milli Görüş’ün iktidarda bulunması halinde Mısır, Tunus ve Sudan’da yaşananlar karşısında Türkiye’nin izleyici konumunda kalmayıp olayları yönlendiren tek ülke pozisyonunda olacağını” belirtti. AKP Hükümeti’nin olaylar cereyan etmeye başladığından itibaren ABD’den gelen açıklamaları kollayarak açıklamalarda bulunduğu gözlerden kaçmadı, yazık ki bir zamanlar böylesi tavırlara ülkemizdeki antisiyonist kesimi temsil eden medyadan “hükümet kıblesini beyaz saraya çevirsin” ifadesi ile tepki verilirken bugün aynı duyarlılığı göremiyoruz. ABD’nin Mübarek’ in hemen istifa etmesini istediğini fakat ona yakın kişilerden üç kişilik anayasa konseyi oluşturulması formülünü konuştuğunu görüyoruz, ABD Dışişleri Bakanı Clinton ise “özgür seçim, düzenli geçiş” ifadeleri ile sürece dâhil olmayı sürdürüyor. Türkiye’de ki AKP modelinin Siyonizmle sorunu olmayan, Amerikan emperyalizmine karşı duruş gerçekleştirmeyen, küresel sermaye ile barışık bir muhafazakârlık anlayışı olarak bölgedeki tüm İslam ülkelerine model olarak uygulanmasından endişe duyuyoruz” dedi.
“ Ekim 2010 itibariyle dünya gündeminde yoğun olarak yer alan Wikileaks belgelerinin ülkemizde gereken ciddiyetle ele alınmadığını belirten Gökçe, önemli belgeler görmezden geliniyor. Türkiye’de İncirlik Üssünden Guantanamo’ya işkence uçakları kaldırıldığını, 14 Haziran 2006 tarihli belgelerdeki açıklamalarda görüyoruz. Guantanamo esirlerinin %86’sının incirlik üzerinden gönderildiği görülüyor maalesef, Saadet Partisi olarak dile getirdiğimiz gerçekler bugün belgeleri ile ortadadır. Guantanamo’ya “Taliban”, “Hizbullah” üyesi “ teröristler” adı altında taşınan Irak’lı, Afganistan’lı, Pakistan’lı bu insanlar hiçbir adli süreçten geçirilmeden büyük işkencelere maruz kalıyorlar.
AKP Hükümetinin emperyalizme tuttuğu çanağın Milletimiz ve dünya için nelere malolduğunu görmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen kapsamlı kanun değişiklerini içeren düzenlemelere de değinen Gökçe, torba yasada vatandaşın aleyhine çalışma yasası başta olmak üzere birçok değişikliğin kamuoyuna yansımadan gerçekleştiğini, fabrikalarda iş yoğunluğuna paralel olarak işçi çalıştırma, deneme süresinin iki aydan dört aya çıkarılması, sözleşmeli çalışanların sendika üyeliği olsa da grev ve toplu eyleme başvurmalarının yasaklanması, geçici görevlendirmeler, performans değerlendirmesi kısmi süreli çalışanların sigorta primlerini 30 güne kendi ceplerinden tamamlanması gibi değişikliklere işçi sendikalarının yöneticilerinden de tepki gelmediğini, sendikalarının sessizliğine tahammül edemeyen sendika üyesi işçilerin sendikaları ile birlikte AKP Hükümetini protestolarının bir patlama noktası olduğuna dikkati çekerek, TC tarihinin en büyük işçi, memur ve emekli maaş artışlarını sağlayan 54.Erbakan Hükümetine karşı 28 Şubat döneminde sendika ağalarının tutumunun sorgulanması ve bu bağlamda ülkemizdeki sendikacılığında sorgulanması gerektiğini belirtti.
Saadet Partisi İl Kadın kollarının ocak ayı divanının siyasi konuşmalar gündeminin konuğu Genel Başkan Danışmanı Prof. Oya Akgönenç katıldı.
Konuşmasına İstanbul İl Kadın Kollarının düzenli toplantılarına katılmaktan mutluluk duyduğunu, disiplinli çalışmaları yürüten tüm teşkilat mensuplarına teşekkürlerini sunarak konuşmasına başlayan Akgönenç, Ortadoğu da ki gelişmeler ve Füze Kalkanı konularını kapsayan bilgilendirici konuşmasını teşkilat mensuplarımızla paylaştı.
Milli Görüş’ ün asrın olayı olduğunu belirterek sözlerine başlayan Akgönenç, Milli Görüş, bir milletin bir coğrafyanın kendi kimliğine dönüşü, dayatılana başkaldırısır. Milli Görüş ün ne olduğunu çok iyi kavramak lazımdır, Milli görüş bu günü kapsayan bir şey değil bugüne sığmayan bir olaydır .Bu hususu iyi kavramak zorundayız Milli Görüş’ün hem sosyal, hem ekonomik, hem de siyasal bir düşünce tarzı olduğunu savunan Genel Başkan Danışmanı Akgönenç, “Farkımız, kökümüzün sağlam temellere dayanmasıdır. Biz ‘Önce ahlak ve maneviyat’ diyoruz. Biz ‘Adil düzen’ diyoruz. Biz adalete ve hakka dayalı bir dünya için ‘D-8’ diyoruz. Böyle güzel idealleri olan Saadet Partisi yerine, şu anda Milli Görüş’ün taklitleri, hatta günümüz tabiriyle çakma partileri bizim yerimize geçirilmeye çalışılıyor. Ancak her şey aslına dönecek.” Dedikten sonra Ortadoğu da yaşananlara değinerek Ortadoğu halklarının çığlığı baskının, yokluğun çığlığıdır. Bu coğrafyalarda yıllardır halka rağmen siyaset üretilmeye çalışıldı ve hiçbir zaman halktan bu politikalar kabul görmedi. Tunus ve Mısır da yaşananların bu birikimin bir sonucu olduğunu fakat bundan sonra yaşanacakların daha büyük önem arzettiğini ifade etti. Bu olaylar sürecinde Batı’nın gerçek yüzünün de bir kez daha ortaya çıktığını görmek önemlidir. Batı kullanır, kullanır, atar.” şeklinde konuştu.
Türkiye ye nato savunması çerçevesinde yerleştirilen füze kalkanı projesini geniş bir çerçevede değerlendiren Prof. Oya Akgönenç; “ATO’nun bu yıl ki toplantısı, 19-20 Kasım günlerinde Portekiz’in başkenti Lizbon’da gerçekleşti. Türkiye ve dünya basınında söz konusu toplantı ile gündemi hakkında haftalar öncesinden tahminler yapıldı. 21 Kasım’da yayımlanan on bir sayfalık raporun daha mürekkebi kurumadan yorumlar ve tenkitler gerçekleştirildi. Bence, asıl şimdi raporun getirdikleri dikkatle okunup, yorumlanmalıdır” dedi
Toplantının önemi: NATO’nun bu toplantısında önümüzdeki 10-15 yılın stratejik konseptini oluşturacak ve stratejisini belirleyecek kararlar alınmıştır., NATO’nun 1999′dan beri değişiklik yaptığı yeni bir stratejik uygulama planı bu yıl Lizbon’da gerçekleşmiştir, NATO-AB ilişkileri yoğun bir şekilde ele alınmış ve müşterek faaliyet planları üstünde durulmuştur, NATO 1990′lı yıllardan bu yana ilk defa eski “Soğuk Savaş” yıllarını hatırlatan bir projeyi uygulamaya koymak üzeredir., Hedef tahtasına açıkça oturtulmak istenen “İslam ülkeleri” ve bu durumun dünya politik dengelerinde oluşturabilecekleri fevkalade vahim tehlikeler açıkça gözler önüne serilmiştir. (Margaret Thatcher’ın 1992 yılında “artık NATO’nun hedefi yeşil tehlike (İslam) olmalıdır” sözü hatırlanmalıdır. Şu andaki genel sekreter Rasmussen de İslam karşıtlığı ile tanınmış bir kimsedir.), 21.yüzyılda Avrasya üstünde planlanmakta olan siyasi ve askeri çekişmelerin ilk işaretleri ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Toplantının beş önemli sorusu:
Füze Kalkanı Projesi teorik olarak birçok ülkeye cazip gelse de bunun gerçekleşmesi oldukça pahalı bir işlem ve süreçtir. O halde kendilerini “daha güvende hissetmek” isteyen Avrupa devletleri acaba bu mali yükün altından kalkabilecek durumda mıdırlar? Avrupa’da hâlâ devam eden ekonomik kriz hatırlanacak olursa, bu çok haklı bir sual olarak ortaya çıkmaktadır.
* NATO artık 28 üyesi bulunan büyük ve etkin bir organizasyondur lakin bütün AB devletleri, NATO’nun üyesi değillerdir. Füze Kalkanı bütün Avrupa devletlerini korumak için kurulan bir “koruma çadırıdır”. Bu durumda masraflar sadece NATO üyelerince mi, yoksa bu korunma şemsiyesi altına giren bütün ülkeler tarafından mı karşılanacaktır?
* Bu kapsamlı güvenlik şemşiye ve mekanizmaları nerelere yerleştirilecektir?
* Bu mekanizmaların yerleştirildiği ülkeler, bir çatışma anında birinci derecede savaş alanı mı olacaklardır? Savaşın onlar üstündeki etki ve tahribatı ne olacaktır?
* Bu sistemin kontrol ve kumandasında kim veya kimler bulunacaktır? Yani ilerki yıllarda Avrupa, Ortadoğu, Avrasya ve Asya’yı kapsayacabilecek bir çatışma durumunda, bu kimlerin kararı ile gerçekleşecek veya önlenecektir?
Kısıtlama ve tahdidler:
* NATO gibi uluslararası bir teşkilatın üyesi olan her devletin, onların kural ve kararlarına uymak gibi de bir zorunluluğu bulunmaktadır. Dolayısı ile orada alınan kararlara “zorlama veya dayatma” denemez. Veto edilebilir ama Genel Kurul’un aldığı karara uyulmalıdır.
* Türkiye, Batı bloku ile kader birliği yaptığından beri yani yarım yüzyılı aşkın zamandır ABD ile yakın bir ittifak ve uyum içinde bulunmaktadır. (Kıbrıs ve Irak konularındaki çatışma ve görüş ayrılıkları bu ittifakın zayıf halkalarını teşkil etmektedir.)
* AB’nin Türkiye’ye karşı sergilemeye devam ettiği “oldukça olumsuz” tutum karşısında da Türkiye’nin mutlaka başka alternatiflere bakması, başka ülkelerle de ilişkilerini geliştirmesi gerekmektedir.
Bu üç önemli husus Türkiye’ye bazı kısıtlamalar veya harekat darlığı getirse de, akıllı ve iyi bir vizyona dayalı bir dış politika ile pekçok şey çözümlenebilir.
Süreçteki çelişkiler:
Bu NATO zirvesi için hazırlıklar haylidir devam etmekteydi. Son 18 aydır NATO Genel Sekreteri Rasmussen ortaya konan bu 11 sayfalık doküman üzerinde çalışma ve hazırlıklar yaptırmaktaydı. Burada gözden kaçmaması gereken husus, gerek NATO teşkilatının ve gerekse onun mensubu olan üyelerin aylardır hazırlık yapmakta oldukları hususudur. Kısacası, zirvedeki tutum ve taktikler adeta dikkatle hazırlanmış senaryolar üstünden sergilenmiştir. Türkiye’de nedense çok önemli ve geleceği ilgilendiren, Türk halkının çoğunun etkileneceği olaylar kamu bilgisine oldukça geç ulaşır ve gereğince de tartışılmaz. Bu NATO toplantısı ve bunun ana konusu olan “Füze Kalkanı” olayı da aynen böyle olmuştur. Daha önce de Kıbrıs’ın kaderini tayin edecek olan Annan Planı Raporu da öyle olmuştur. Türk tarafı tümünü okumadan “evet” demeye karar vermiştir.”Füze Kalkanı” konusunda halkın bilgisi hâlâ eksik ve çok sathidir. Çoğu kulaktan dolma, abartılı medya haberlerinden oluşmaktadır. Adeta, duruma “sürekli bir ikilem ve karışıklık hâkimdir” bile denebilir. Hükümetin, zirve için gerekli çalışmaları yapmış olduğuna inanılmaktadır. Lakin bu konuda, toplum pek bilgilendirilmemiştir. Hatta Meclis’te bile gündeme gelmemiştir. Nedense bu durum görevler arasında görmeyen bir anlayış duruma hakim gözükmektedir. Lizbon’da yapılan konuşmaların bir kısmı güzel olmakla birlikte, hepsinin de istenilen etkiyi elde ettiği iddia edilemez. Neyin tam olarak Türkiye lehine olduğu veya bu füze kalkanının Türkiye’ye yararları hiç bir resmi ağız tarafından açıklanmamıştır. Her haber adeta “sürekli ikili yoruma” açık durumdadır.
Batı’nın ikili oyunu:
Aylar öncesinden itibaren, “Avrupa’da panik”, “Avrupa’da korku dalgası” adı altında manşetler atılmaya başlanmıştır. Zamanımızda “soft power” yani yumuşak güç olarak bilinen medya etkisi ile bir korku, karışıklık ve panik ortamı meydana getirilmiştir. Net olmamakla beraber bu korkunun kaynağının Müslüman azınlıklar olabileceği veya El Kaide mensupları ile Taliban üyelerinin Avrupa ülkelerine sızabilecekleri, oralarda kargaşa çıkarabilecekleri ve zarar verebilecekleri yazılmaya başlamıştır. Ama ortada bunu ispatlayacak herhangi birşey sunulmamıştır. Muğlak kalan bilgiler, korku ve endişeyi başarı ile arttırmıştır. Bunlara paralel olarak NATO’nun yeni misyon ve görevinin “barışı ve huzuru korumak, güvenliği sağlamak ve istikrarı korumak olduğu” sıkça dillendirilmeye başlamıştır. Üçüncü aşamada, eşzamanlı olarak, nükleer silahların “haydut devletler” elinde çok tehlikeli olacağı, özellikle “terör olaylarının ve teröristlerin” bu kadar arttığı günümüzde bu duruma çare bulunmazsa felaketlerin olabileceği tartışılmaya başlanmıştır. Sonra da bu tehlikeyi meydana getirebilecek grupların İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkeler içinde olduğu ve hatta devlet gücünü de arkalarına aldıkları iddia edilmiş ve tedbirler tartışılmaya başlamıştır.Aylar önce toplanan Birleşmiş Milletler ( BM’) Genel Kurulu’nda, İran aleyhine ambargo kararları alınmaya çalışılmış, lakin Atom Komisyonu’nun raporlarını dinleyen birçok ülke, İran’a ambargo koymak için yeterince sebep olmadığı kanaatına ulaşmışlardır. Burada ambargoya karşı çıkan Türkiye ( Güvenlik Konseyi geçici üyesi) ve Brezilya bütün dikkatleri üstlerine çekmişlerdir.NATO zirvesine gelindiğinde, NATO’nun barışcıl misyonu içinde sulh ve güvenliği korumak için mutlaka bu gelmekte olan (!?!) tehditlere karşı Füze Kalkanı Projesi’nin kabul edilmesi gündemin ana maddesi halinde gelmiştir.İstenilen şey, tehdit oluşturduğu düşünülen füzelere karşı bir kalkan zırhının, kalkan çadırının kurulmasını sağlamak ve füzelerin atılması halinde, erken haber alma tekniği ile koruyucu karşı füzeler fırlatarak, onları havada imha etmeyi başarmak hedeflenmektedir. Tabii, bu arada kimse “gelmekte olan tehlike kavramı” ile tam ne kastedildiği ve İran füzelerinin hakikaten Avrupa şehirlerine ulaşıp, ulaşmayacağı veya neden İran’ın bunu yapacağını sormamıştır. Şimdi sorulması lazım gelen sorular şunlardır:
1- Gelmesi düşünülen füze ile onu durdurmakla görevli füze çarpıştığı zaman altta bulunan kara parçası üstündeki ülkenin topraklarına nasıl bir tehlike yağmuru vuracaktır? (Hele bunlar nükleer başlıklı olacak olursa?)
2- Bu çatışmanın olduğu noktalardaki ülkeler savaşın ilk mahkumları ve ilk kurbanı olacaklardır- olaylarla hiç bir ilgileri olmasa bile.
3- Olayı kimin başlattığı belli olana kadar arada ve altta kalan tamamen harap olacak ve en büyük darbeyi yiyecektir. İlaveten şunları da incelemek gerekir:
* Neden durduğu yerde İran, Avrupa merkezlerini füze atışına tutsun? Onların hemen hemen hepsi ile ticareti olan (Kapalı ve pek konuşulmayan) İran, neden kendi bindiği dalı kessin?
* İran neden 400 yıldır barış içinde olduğu Türkiye’ye saldırmaya kalksın?
* Füze kalkanında asıl hedef İran mıdır? Bu sorular sorulmadan hiçbirşey netliğe kavuşamaz. Rampalar ve özellikle radar Türkiye’ye yerleştirilirse, Türkiye’nin aynen “Soğuk Savaş” dönemindeki gibi “tehlike’nin ağzında” olacağı kesindir.
Acaba bu durumun ceremesi neler olabilir? Türkiye’nin egemenliği ne kadar delinir? Bütünlüğü ne hale gelir?
Şu andan itibaren hem ABD’nin, hem de AB’nin politikalarını dikkatle incelemek ve mevcut “iki yüzlülükleri iyi tespit etmek” zorundayız.
Değerlendirmelerinde bulundu.
Saadet Partisi Beyoğlu İlçe Kadın Kolları Başkanlığının ev sahipliğini yaptığı İl Kadın Kolları Divanının Genel Merkez Kadın Kollarının üye hedefleri doğrultusunda dereceye giren Ümraniye ve Zeytinburnu ilçelerine hediyeleri takdim edildi.
98.İl Kadın Kolları divan toplantısı Başkan Vekili F.Nevin Gökçe’nin kapanış konuşmaları ile son buldu.
İl Kadın Kollarımızdan Beyaz Ay Derneğine Ziyaret
21 Ocak 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori İstanbul, Manşet, Teşkilat Haberleri
Beyaz Baston Körler Haftası münasebeti ile İl Kadın Kolları STK birimizce organize edilen ziyarette Beyaz Ay Derneği Genel Başkan Danışmanı ve İl Kadın Kolları Başkan Vekili F. Nevin Gökçe, STK Başkanı Goncanur Aslan ve İl Yönetim Kurulu Üyelerimiz hazır bulundular.
Görüşmede özürlülerimizin sorunları ve Torba Yasa kapsamında değerlendirilen ve Özürlü vatandaşlarımız için büyük mağduriyet anlamını taşıyan 63. Maddenin büyük mücadeleler sonucu son anda yasadan çıkarılması konuları görüşüldü. Özürlü vatandaşlarımızın sorunlarının 1990’lı yıllarda Milli Görüş belediyeleri sayesinde hak ettiği şekilde gündeme taşınmaya başlandığı ve T.C 54. Refah-Yol Hükümeti’nin özürlü hakları konusunda çıtayı geçmişle kıyaslanamayacak şekilde yükselttiği ifade edildi.
Mevcut hükümet tarafından hayata geçirilmeye çalışılan “Eğitim Her Engeli Aşar” kampanyasının yetişmiş kadro, proje aşamasındaki yetersiz altyapı ve ciddi öğretmen eksiği sebebiyle istenilen başarıyı elde edemediği ifade edildi.
95. il divanımızı coşkuyla gerçekleştirdik
25 Kasım 2010 Yazan Saadet Kadın
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları her ay olduğu gibi, mensuplarının yoğun katılımı ve değerli protokol konuklarının iştiraki ile 95. il divan toplantısını gerçekleştirdi. Coşkusuyla seçim çalışmalarına hazır olduğunu gösteren Saadet Partili Hanımlar, partinin yeni sloganı “şuurlandık, çelikleştik, geliyoruz” söylemini vurgular nitelikteydi.

“Kurtuluş sadece Saadet iktidarındadır”
Toplantının yoğun gündem maddelerinde birbirinden önemli protokol konuşmaları yer aldı. İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk teşkilatlara seslenerek, “ülkemizin ve dünyanın siyasi gündemindeki kötü gidişatı görüyoruz, kurtuluş sadece Saadet iktidarındadır” dedi.
“Bugün NATO’nun füze kalkanları Türkiye’ ye yerleştirilmeye çalışılıyor. Böylelikle istediği zaman istediği ülkeye müdahale etmek için, askerimizin ve üslerimizin kullanılması konusunda Türkiye’ye tekrar dayatma yapılacak. Öte yandan Abdullah Öcalan’la diyalog süreci bitmiş, müzakere dönemi başlamıştır. Siyasette hayati öneme haiz bu gelişmeler yaşanırken, vatandaşımız geçim derdiyle başbaşa bırakılmıştır. Milli Görüş iktidarında emeklinin zammı %300 iken, bugün hükümet tarafından %12’ye mahkum ediliyor. Ekonomide gelinen noktada 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 860 TL, yoksulluk sınırı 2800 TL gibi rakamlara yükselmiştir” sözlerini kaydetti.
Hakça paylaşımın olduğu bir dünya
İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ ın genel başkan seçildiği kongredeki tarihi katılımı ifade ederken, her süreçte olduğu gibi bugünde özellikle kadın ve gençlik kollarının dik duruşuna vurgu yaptı. Seçim atmosferine girildiği ülkemizde, seçmenin zihnindeki “AKP Milli Görüş uzantısıdır” şeklindeki yanlış algıyı düzeltmek maksadıyla aradaki farkı net bir şekilde anlatmamız gerektiğini belirtti. “Bugün AKP ile içi boşaltılmış bir islam sunuluyor. Müslümanların canının, malının çok ucuz olduğu bir dönemde yaşıyoruz” diyen Esmerer, 54. Erbakan Hükümeti’nin başarılarını aktardı. Diğer hükümetlerinse siyonistlerin ve emperyalistlerin tahsildarları olduğunu vurguladı. Hakça paylaşımın olduğu bir dünya için yola çıktıklarını belirtti.
“Niye Erbakan? Siyonizm bunu çok iyi bilir”
Trabzon Araklı Belediyesi Eski Başkanı ve Genel Merkez GİK Üyesi Ümit Çebi toplantıya katılarak eğitim konuşması yaptı. Samimiyeti ve coşkusuyla kadın kollarına adeta enerji depolayan Çebi, tarihe bakıldığında ecdadımızın hedef ve yaşantılarının günümüz insanından çok çok önde olduğunu belirterek, özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın tehlike altında bulunduğunu söyledi.

“Esrar ilkokul çağına indi, çocuklarımız sokaklardan kaçırılıp organ mafyasına satılıyor. Burası Osmanlı toprağı… Ecdadımız gayri müslimin dahi namusunu korurdu. Eşşeğe yüklenecek yükün sınırı için ferman çıkartacak kadar hassas düşünen bir ecdadın torunlarıyız. Leyleklerin göç zamanı onlara yuva yapmış, bir bahçeden üzüm kopardığında yerine ağaca altın bağlamış.
Ecdadımız vatanı savunma yolunda çile çekmiş, ızdırap çekmiş, hainlik yok, vatan satmak yok. Haçlı zihniyeti beni Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda geçemezken, şimdi AB ile Bop Eş Başkanlığı ile, ılımlı islam, dinler arası diyalog safsataları ile truva atlarıyla içeriden yıkmaya çalışıyor.
Niye Erbakan? Siyonizm bunu çok iyi bilir. Lider feraset duygusu güçlü bir insandır. Olayları iyi tahlil eder, ufku geniştir. Lider kullanılamaz, onun bir davası vardır. Ona kilitlenir, ezilir, ipe götürülür, sürünür ama hiçbir zaman davasından geri gelmez. Lider sonradan olunmaz, lider doğulur.
Partilerimiz haksızlık, yolsuzluk, namussuzluk yaptığı için kapatılmadı. Bu milletin hakkını, hukukunu savunduğu için kapatıldı. Biz zihniyet mücadelesi veriyoruz. “Yeni Dünya” dediği için siyonizm Erbakan’la uğraşıyor. Bizim mücadelemiz sadece birtakım azınlığın menfaati için yada Saadet Partisi’nin menfaati için değil. Tüm insanlık kurtulsun çalışması yapıyoruz. Hakkı korunacak, namusu korunacak, alın teri sömürülmeyecek, toprağı işgal edilmeyecek bir medeniyetin kurulması çalışmasını yürütüyoruz.
Belediyeciliği bu millete biz öğrettik. Belediye başkanları kralken, halka hizmet etmeyi biz öğrettik. Milli ekonomi nedir biz öğrettik, faizsiz ekonomi nedir biz öğrettik, İMF’yi biz sürdük bu ülkeden. AB’ye karşı D-8’in temellerini attık. Bu destanları yazdığımız için onur duyuoruz” cümlelerini kaydetti.
www. saadetkadin.com


.jpg)


















