Uluslar Arası Aile Haftası’nda Aile Kurumunu Zaafa Uğratan Tehlikelere Dikkat Çekildi
17 Mayıs 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları 17 Mayıs Perşembe Günü “Uluslar Arası Aile Haftası münasebetiyle” biaraya geldi. Fatih Saraçhane Parkı’nda düzenlenen basın açıklmasında İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, aile kurumunu zaafa uğratan tehlikelere dikkat çekti.
Malumunuzdur ki aile kurumunun zaafiyete uğraması toplum ve devlet için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sağlıklı bir toplum ancak güçlü ve huzurlu aileler tarafından tesis edilebilir. Aile, bir milleti millet yapan milli ve manevi değerlerin, gelenek ve göreneklerin öğrenildiği bir okuldur diyen Asiltürk, toplumun temelini aile oluştururken, ailenin temelini ise “anne” olarak kadınlar oluşturur dedi. Kadınlarımızın şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldığı, aile bireylerinin ırkçı emperyalist sistemin kölesi haline getirildiği, borçlanarak tüketme ve israf kültürünün teşvik edildiği bir ortamda toplumumuzun sağlıklı gelişmesinden söz edilemezyeceğini ifade etti.
Medyadaki tekelleşme ve yabancı firmaların medya üzerindeki denetimlerinin artması endişe verici olduğunu beliretn Asiltürk, milli olmayan medya kuruluşları toplumun manevi-ahlaki değerlerini tahrip etmekte ve aile bağlarını zayıflatmaktadır dedi. Buradan halkımıza çağrıda bulunuyoruz; her türlü yazılı ve görsel medyanın, aile hayatını hiçe sayan ahlaki değerleri erozyona uğratan, medeniyet değerlerimizi küçültücü ve tahrif edici, rezalet denilecek nitelikteki yayınları için halkı RTÜK’ü ve ilgili kurumları aramaya ve uyarmaya çağırdı.
Toplumun temel kurumu olan ailenin korunması amacıyla, Milli Güvenlik kurulu gibi bir “Aile, Çocuk Ve Kadınları Koruma Yüksek Kurulu” kurulmalıdır. Zinanın suç olmaktan çıkartılması, batı toplumlarında ailenin yok olmasının en önemli etkenlerinden birisidir.Saadet Partli Kadınlar olarak, bu sebeple zina suç kapsamına alınmalısını istiyoruz dedi.
Ahlaki ve manevi değerlere bağlı milletlerin büyük medeniyetler kurduklarına, bu değerlerden uzaklaşanların ise güçlerini yitirdiklerine tarih şahittir diyen Asiltürk, “Yaşanabilir Bir Türkiye” “Yeniden büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”nın ancak ahlak, maneviyat ve adil bir düzen temeli üzerinde kurulacağına inanıyor, ülkemizin güçlü ve saadetli ailelerden ve bireylerden oluşmasını dilediklerini belirtti.
Basın Açıklamasının Tam Metni
Kıymetli basın mensupları, değerli halkımız;
Bugün burada, 15–21 Mayıs tarihleri arasında kutlanan “Uluslararası Aile Haftası” münasebetiyle toplanmış bulunuyoruz. Ülkemizde çeşitli etkinliklerin gerçekleştirildiği bu özel hafta vesilesiyle tüm ailelerimizin bu önemli haftasını kutluyoruz.
Bu sizlerle paylaşmak istediğimiz başlıklar, kuru mesajlardan ziyade bu hafta münasebetiyle, aile kurumumuzu zaafa uğratan tehlikelere dikkat çekmektir.
Malumunuzdur ki aile kurumunun zaafiyete uğraması toplum ve devlet için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sağlıklı bir toplum ancak güçlü ve huzurlu aileler tarafından tesis edilebilir. Aile, bir milleti millet yapan milli ve manevi değerlerin, gelenek ve göreneklerin öğrenildiği bir okuldur. Medeniyetimizde aile merkez nokta, referans noktasıdır ve sosyal sorumlulukları hayata geçirmeyi üstlenmiş bir kurumdur. Bu kurumun temeli “sizin en hayırlınız, ailenize en hayırlı olanınızdır” sözü ile kurulur. Toplumun temelini aile oluştururken, ailenin temelini ise “anne” olarak kadınlar oluşturur. Kadınlarımızın şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldığı, aile bireylerinin ırkçı emperyalist sistemin kölesi haline getirildiği, borçlanarak tüketme ve israf kültürünün teşvik edildiği bir ortamda toplumumuzun sağlıklı gelişmesinden söz edilemez.
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre AKP iktidara geldiğinden beri boşanma oranlarında %24 artış olmuştur. 2011 yılının Temmuz-Ağustos -Eylül ayı olan üçüncü çeyreğinde 25 bin 858 çift boşanmış, bir önceki yılın tarih aralığına göre %4.2 artış görülmüştür. Boşanma dilekçelerinde geçimsizlik, ekonomik sıkıntı, işsizlik, zina gibi etkenler yer alırken, sosyal paylaşım ağları dahi etkenler arasına girmiştir. Her iki gençten birinin işsiz olduğu kadının iktisadi bakımdan erkeğe bağlı olduğu ve boşanmanın zor olduğu bir bölge olan Diyarbakır’da son 10 yılda boşanma oranlarında %102 artış görülmesi düşündürücüdür. Boşanmaların, aile huzursuzluğunun intiharlara yol açtığı, hatta uyuşturucu kullanımını dahi artırdığı rakamlarla görülmektedir.
TÜİK verilerine göre son 8 yılda ülke genelinde intihar oranları %52 artarken, Güneydoğu’da %88’lik bir artış gerçekleşmiştir. Hatta zekâtını alamadığı için açlıktan ve sefaletten bunalan 26 yaşındaki genç annenin intiharına şahit oluyoruz. Yine yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde 1 milyon 141 bin 300 kişi tek kişilik hane halkını oluşturmaktadır.
Bugün Türkiye’de hane halkının %43’ü yoksuldur. Türkiye OECD ülkeleri içinde üniversite mezunu işsizlerin en çok olduğu ülkeler arasındadır. Aile ekonomik açıdan yoksul bırakılırken manevi değerlerinden de yoksun kalmıştır. Bahis oyunları adı altında kumar, devlet eliyle teşvik edilmektedir. Geçim zorluğu yüzünden, kısa yoldan para kazanmak için kızının küpesini satıp bahis oyunlarına yatıran babalar, çantasında bahis oyunu kuponu taşıyan öğrenciler ve bahis oyunları yüzünden boşanan çiftlerin sayılarının artması ile ailelerimiz için bu oyunlar açık bir tehdit halini almıştır.
2004 yılında ilk yasal bahis oyunu şirketi sektöre girmiş, bugün Türkiye bahis oyunlarında dünya üçüncüsü konumuna gelmiştir. Her hafta 3,5 milyon kişinin bahis oynadığı ülkemizde, bu sektörü ellerinde bulunduranların iştahı kabarırken, sanal bahis oyunları evleri kumarhaneye çevirmiştir.
Medyadaki tekelleşme ve yabancı firmaların medya üzerindeki denetimlerinin artması endişe vermekte, milli olmayan medya kuruluşları toplumun manevi-ahlaki değerlerini tahrip etmekte ve aile bağlarını zayıflatmaktadır. Buradan halkımıza çağrıda bulunuyoruz; her türlü yazılı ve görsel medyanın, aile hayatını hiçe sayan ahlaki değerleri erozyona uğratan, medeniyet değerlerimizi küçültücü ve tahrif edici, rezalet denilecek nitelikteki yayınları için RTÜK’ü ve ilgili kurumları arayalım, uyarılarımızı yapalım. Elbette fikir hürriyeti, basın hürriyeti vardır ve korunacaktır. Ancak toplumu menfi yönde etkileyen ahlaki ve manevi değerlerin yok edilmesine göz yumulamaz. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklarımızda, yabancı eş cinsellerin nikâh törenlerine şahit oluyor, limanlarımızda yüzlerce eşcinseli ağırlıyoruz. İster yönelim, ister eğilim, ister tercih olarak tanımlansın, sonuçta eşcinselliğin normal bir davranış gibi algılatılması ve özendirilmesi, özellikle televizyon yayınları ile teşvik edilmesi kabul edilemez. Ülkemizin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden Cemil Meriç “televizyon; batının fuhşiyatını haremimize soktuğu şeytani bir oyuncağıdır” demiştir. Elbette her türlü iletişim aracı olması gerektiği gibi insanımızın hizmetine sunulmalı ve inancımıza ters olmayan yayın politikaları desteklenmelidir. Ancak televizyon dizilerinde insanımızın bilinçaltına empoze edilen çarpık ilişkiler yumağında boğulmuş karakterler, gençlerimizin olumsuz etkilenmelerine sebep oluyor ve bu da aile kurumunu yıkıcı bir boyut alıyor.
2002 yılında 1 saatte işlenen suçlar artık dakikada işlenir hale gelmiştir. Her 39 saniyede bir suç işlenmektedir. RTÜK Başkanı dahi son yıllarda artan şiddet olaylarının arka planında televizyon kanallarının olduğunu, yayınların ahlaki ilkeleri zorladığını belirtmiştir. Ne yazık ki çocuklarımıza 14 yaşına kadar onbinlerce cinayet ve cinsellikle ilgili sahneler izlettirilmektedir. Fuhuş ve uyuşturucunun ilköğretim çağına kadar indiğini üzülerek görüyoruz. Gençlik haftasının kutlanacağı bu günlerde yarının anne babaları olan günümüz gençliği ise bireyselleşme ve yabancılaşma süreçleri sonucunda kimlik arayışı içinde olan bir nitelik göstermekte ve aile ve toplum merkezli olma niteliğini kaybetmektedir. İnsan ömrünün en verimli dönemi olan gençlik çağı ise popüler-kapitalist kültür tarafından oyun ve eğlence çağı olarak empoze edilmektedir. Gençlerin büyük çoğunluğu sanal ortamlarda vakit geçirerek gerçek yaşamdan ve hayatın gerçeklerinden uzaklaşmaktadır. Bir ilimizin emniyet müdürü “Kültür Parkta her çalının altı yatak odası gibi” diyerek içinde bulunduğumuz çürümüşlüğü gözler önüne sermiştir. Üzülerek belirtmeliyiz ki Tanzimatla başlayan Osmanlı’nın yıkılmasına kadar süren ve halen devam eden batılılaşma hastalığı ve batıcı zihniyet asırlarca dünyaya adalet ve huzur dağıtmış medeniyetin torunlarını tanınmaz hale getirmiştir. Oysa aile bahçesinde tomurcuklanan ve açan, toplumda filizlenen ve devletin himayesinde sosyal sorumluluk mevkiine gelen gençlerimize aile-toplum-devlet olarak sahip çıkmalı, toplumla gençlik arasındaki kopukluğu gidermeliyiz.
Ülkemizin gençleri meslek sahibi, iş sahibi, istikbale umutla bakan, yüksek idealler peşinde koşan, sadece kendinin değil başkalarının da kurtuluşu için uğraşan mücadele eden gençler olmalıdır.
2011 yılında kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, aile kurumunu güçlendirmeyi, kadınlarımızı ve aile bireylerini şiddetten korumak için güçlü bir kalkan oluşturmayı hedefliyor ise AB Uyum Süreci çerçevesinde ülkemize dayatılan medeniyet değerlerimize aykırı ev ödevlerini yapmak yerine kendi çözüm yollarını oluşturmalı ve bu milletimizin kendi gerçekleri üzerine plan ve projeler oluşturmalıdır.
Toplumun temel kurumu olan ailenin korunması amacıyla, Milli Güvenlik kurulu gibi bir “Aile, Çocuk Ve Kadınları Koruma Yüksek Kurulu” kurulmalıdır.
Zinanın suç olmaktan çıkartılması, batı toplumlarında ailenin yok olmasının en önemli etkenlerinden birisidir. Bu sebeple zina suç kapsamına alınmalıdır.
Gençler için mutlu evlilik kurma ve bunu sürdürme yollarına dair psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti sağlanmalı, eşlerin birbirlerine karşı vazife ve sorumlulukları öğretilmelidir.
Her aileye eğitim ve çocuk yetiştirmeye yönelik destekler verilmeli ve basın kuruluşlarının bu yönde yayın yapmaları sağlanmalıdır.
Hanımların ve çocukların maddi manevi gelişimi ve aile idaresi konusunda eğitici programlar organize edilmelidir.
İnternetin ahlaki değerleri tahrip eden yayınları engellenmeli internet cafeler birer eğitim ve bilgi edinme mekânları haline getirilmelidir.
Evlenme kolaylaştırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca insanımıza, çekirdek aile yerine toplumu ayakta tutan dinamiklerden olan “Büyük Aile” nin özendirilmesi de gerekmektedir.
Aile bağlarını güçlendirecek TV programları ve filmler hazırlanmalıdır. Maddi ve manevi açıdan bizlere önderlik etmiş, yaşantıları ile örnek olmuş annelerimizin hayatları kitaplaştırılmalıdır.
Bugünün ve yarının annelerinin yaşam alanlarını daraltan bütün yasaklar kaldırılmalıdır.
Aile danışma merkezleri kurulmalı, bu merkezler aile bireylerinin psikolojik sorunlarının çözümünde aktif rol oynamalıdır.
Irkçı mihrakların bilinçli bir şekilde oluşturduğu “baskı altında ezilen” Müslüman kadın imajı değiştirilmeli, inanç sistemimizin kadınlara verdiği değere, öneme ve önceliğe dikkat çekilmelidir.
Ayrıca toplumun hiçbir ferdinin maddi sıkıntılar yüzünden zorda kalıp istenmeyen işler yapmaması için gerekli tedbirler alınmalı, düzenlemeler yapılmalıdır.
En önemlisi de sosyal adalet ile ilgili düzenlemeler yapılarak fertlerin ve toplumun onurlu, standartları yüksek ve temiz bir hayat sürmeleri sağlanmalıdır.
Asgari ücretten vergi alınmamalı, dar gelirli aile fertlerinin eğitimi desteklenmeli ve okuyan çocuklara burs sağlanmalıdır.
Devlet bütçesi ihtiyaç sahiplerine her türlü sosyal yardımı sağlayacak şekilde planlanmalıdır.
Bizler Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları olarak hükümete acilen aile ve toplum saadetini sağlamaya yönelik önlemler alması çağrısında bulunuyoruz. Konya il teşkilatımızın başlattığı Aileyi parçalayan en önemli nedenlerden olan Zinanın tekrar suç kapsamına alınması amaçlı imza kampanyasına bizlerde İstanbul İl kadın kolları olarak imzalarımızla desteklediğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
Ahlaki ve manevi değerlere bağlı milletlerin büyük medeniyetler kurduklarına, bu değerlerden uzaklaşanların ise güçlerini yitirdiklerine tarih şahittir. “Yaşanabilir Bir Türkiye” “Yeniden büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”nın ancak ahlak, maneviyat ve adil bir düzen temeli üzerinde kurulacağına inanıyor, ülkemizin güçlü ve saadetli ailelerden ve bireylerden oluşmasını diliyoruz.
Saadet Partisi İl Kadın Kolları
Pembe Metrobüs İmza Kampanyası
27 Mart 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı geçen ay gündeme getirdiği Pembe Metrobüs önerisini İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisine sunmasının ardından imza kampanyası ile halka indi.
Şirinevler Meydanı’nda imza kampanyasının startını bir basın açıklaması ile veren İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, “Bu talebimiz hem yazılı hem de görsel medyada çok tartışıldı. İnternet haber sitelerinde hakkında en çok yorum yapılan haberlerin başında geldi. Bizler her yapılan yorumu dikkatle okuduk ve notlarımızı aldık. Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isteriz ki toplumumuzun büyük çoğunluğu bu teklife sahip çıkmıştır.” dedi.
26 Mart Pazartesi ila 1 Nisan Pazar günleri arasında metrobüs duraklarında yapılacak olan imza kampanyası hakkında konuşan İl Kadın Kolları Başkanı, tüm İstanbulluları kampanyaya destek vermeye çağırdı.
“Adına bakanlık kurup, hayat şartlarının kendilerine dayattığı, maddi- manevi zorlukları hafifletmeye çalıştığımız kadınlarımız için, İstanbul’da yapılacak bu uygulama 2010 yılında yapılan referandumun ruhuna da uygun olarak “pozitif ayrımcılık” yaklaşımı olarak eminiz ki toplumun bütün kesimleri tarafından desteklenmelidir.” şeklinde konuşan Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk’ün basın açıklaması üzerinde “Kadınlar için Pembe Metrobüs İstiyoruz” yazan pembe balonların halka dağıtılmasıyla son buldu.
Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk’ün basın açıklamasının tam metni:
Pembe Metrobüs için imza kampanyası
Sayın Basın Mensupları,
Kamuoyu tarafından da yakından takip edildiği gibi Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak 20 Şubat’ta yaptığımız basın açıklaması ile metrobüs hattında “Pembe Metrobüs” talebimizi bütün Türkiye’ye duyurmuştuk.
Bu talebimiz hem yazılı hem de görsel medyada çok tartışıldı. İnternet haber sitelerinde hakkında en çok yorum yapılan haberlerin başında geldi. Bizler her yapılan yorumu dikkatle okuduk ve notlarımızı aldık. Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isteriz ki toplumumuzun büyük çoğunluğu bu teklife sahip çıkmıştır.
Ayrıca bu açıklama sonrası bizimle irtibata geçen sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımız, teklifimize olan desteklerini ifade ederek, bu teklifin hayat bulması adına her türlü yardıma hazır olduklarını belirterek bu uygulamaya olan susamışlığı ortaya koymuş oldular.
Yine o açıklamamızda vurguladığımız şekliyle Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerimiz, bu talebimizi 12 Mart 2012 tarihinde toplanan büyükşehir belediyesi meclisinin gündemine taşıdılar ve teklif haline getirerek meclis başkanlığına sundular ve bu teklifimiz oy çokluğu ile başkanlık makamına sevkedildi.
Sevgili İstanbullular,
Gelinen nokta itibari ile bu konuyu milletimizin onayına sunmak ve birebir desteğini alabilmek adına imza kampanyamızı bugün itibari ile başlatmış bulunuyoruz. İmza kampanyamız bugün başlayacak ve 1 Nisan tarihine kadar devam edecektir. O tarihe kadar 15.30–19.00 saatleri arasında Altunizade, Avcılar, Beşyol, Cevizlibağ, Eyüp, İncirli, Kadıköy, Mecidiyeköy, Merter, Okmeydanı, Şirinevler ve Zincirlikuyu ve İstanbul’un muhtelif noktalarında, metrobüs duraklarında imza formları vatandaşlarımıza sunulacak ve toplanan imzalar Büyükşehir belediye başkanlığına teslim edilecektir.
Bir kere daha hatırlatmak isteriz ki, bu teklifi ideolojik yaklaşım içinde değerlendirmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.
Adına bakanlık kurup, hayat şartlarının kendilerine dayattığı, maddi- manevi zorlukları hafifletmeye çalıştığımız kadınlarımız için, İstanbul’da yapılacak bu uygulama 2010 yılında yapılan referandumun ruhuna da uygun olarak “pozitif ayrımcılık” yaklaşımı olarak eminiz ki toplumun bütün kesimleri tarafından desteklenmelidir.
Dünya teknoloji gücünü elinde bulunduran Japonya’da bile bu tür bir uygulama olması bu konunun ideolojik yaklaşımlarla açıklanmayacak kadar önemli bir toplumsal gereksinim olduğunu ortaya koymaktadır. Rusya’da, Meksika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde de yapılan bu uygulama için ülkemizde geç bile kalınmıştır.
Her 3-4 araçtan sonra 1 adet pembe renkli metrobüsün sefere konulması kadınlarımızın olumsuz seyahat koşullarını, asgariye indirecek ve huzurlu bir yolculuk etme imkanı sağlayacaktır.
Bütün vatandaşlarımızı bir kere daha bu teklife sahip çıkmaya çağırıyoruz. Demokrasilerin vazgeçilmez kuralı olan halkın seçtiklerini denetleyebilmesi gerçeği bugün de başvurulması gereken ana dayanak noktasıdır. Toplanacak imzaların da bu bağlamda değerlendirilme zorunluluğu vardır. Bu imzalar bir anlamda halkın yönetime katılımı anlamı taşır. Sorumluluk mevkiinde bulunan yöneticilerden beklenen bu imzaları dikkate almak ve gereğini yapmaktır.
Açıklamamıza göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ediyor çalışmalarımızda başarılar diliyoruz.
Nagehan Gül Asiltürk
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı
Saadet Partisi’nden Nato’ya ve Üslerine Hayır Protestosu!
19 Şubat 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Türkiye’nin Nato’ya girişinin 60. yıldönümünde Nato’ya Hayır! Nato Üslerine Hayır! Nato’nun Füze Kalkanına Hayır demek için Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde biraraya geldi.
İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaptığı basın açıklamasında kamuoyuna şu sözlerle seslendi.
Sovyetler Birliği tehdidine karşı kurulduğu belirtilen sözde savunma paktı NATO, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, varlığını meşrulaştırmak için yeni düşman, yeni tehdit olarak İngiltere eski Başbakan’ı Margaret Thatcher’in ifadesiyle kendisine yeni düşman olarak İslam dünyasını belirlemiştir. “Irkçı emperyalizmin araçlarından biri haline gelen, kılıfına uydurarak planlı bir şekilde darbeler, suikastlar, işgaller, katliamlar gerçekleştiren NATO’nun, 21. Yüzyılda tehdit algısı kırmızıdan yeşile dönüşmüştür” dedi.
Ak Parti iktidarının yükselen tepkilere rağmen füze kalkanı projesiyle Türkiye’yi kanlı bir maceraya sürüklediğini ileri süren Asiltürk, “ NATO Genel Sekreteri Rasmussen’e göre Türkiye adına talep eden AKP iktidarı dost ve düşman algısını Amerikan ve İsrail çıkarlarına göre belirleme gafletini sürdürmektedir” diye konuştu.
Necip milletimize sesleniyoruz; “Çanakkale geçilmez” dedirten ecdadın torunları olarak Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Avrasya bölgesinde güvenirliliğini yitirmiş, yalnızlaştırılmış, medeniyet değerlerinden kopartılmış, sadece ABD, NATO, AB politikalarına bağımlı bırakılmış, hatta bölünmüş parçalanmış bir Türkiye istemiyorsak, semalarında nükleer başlıklı füzelerin çarpıştığı can ve mal güvenliğinin kalmadığı, ağır tahribata uğramış bir ülke istemiyorsak, bu gidişata hep birlikte dur diyelim, itirazlarımızı yükseltelim… Bu bağlamda Saadet Partisi olarak, pek çok il ve ilçe teşkilatlarımızda daha ilk günden başlatılan “Füze Kalkanına Hayır” imza kampanyamızı biz Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak sürdürüyor ve imzalarınızla destek istiyoruz diyerek sözlerini noktaladı.
Basın Açıklamasının Tam Metni Şu Şekildedir
Sayın Basın Mensupları, Değerli Katılımcılar
Bugün 18 Şubat 2012
Türkiye’nin NATO’ya girişinin 60. Yıldönümünde NATO’YA HAYIR! NATO ÜSLERİNE HAYIR! NATO’NUN FÜZE KALKANINA HAYIR! demek için buraya toplanmış bulunuyoruz.
Sovyetler Birliği tehdidine karşı kurulduğu belirtilen sözde savunma paktı NATO, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, varlığını meşrulaştırmak için yeni düşman, yeni tehdit olarak İngiltere eski Başbakan’ı Margaret Thatcher’in ifadesiyle kendisine yeni düşman olarak İslam dünyasını belirlemiştir. Irkçı emperyalizmin araçlarından biri haline gelen, kılıfına uydurarak planlı bir şekilde darbeler, suikastlar, işgaller, katliamlar gerçekleştiren NATO’nun, 21. Yüzyılda tehdit algısı kırmızıdan yeşile dönüşmüştür. NATO “Uluslar arası Terörle Mücadele” adı altında aslında İslam dünyası ile mücadele etmektedir. Bunun kararını 1990’da İskoçya’daki toplantısında alan NATO, bir savunma paktı değil saldırı kuruluşudur. Önümüzde ki 10 yıl için uygulanması kararlaştırılan “Stratejik Konsept” ile NATO acaba daha hangi kanlı değişimleri planlıyor asıl bu merak konusudur. Yeni demokrasi! projelerini daha doğrusu yeni savaş projelerini hangi bölgelerde uygulamaya koyacaklar, kaç milyon insanın kanı üzerinden demokrasi! pazarlayacaklar dikkat edilmesi gereken nokta burasıdır.
Acziyet ve aymazlık içerisinde “NATO’nun misyon, ilke ve itibarının korunmasının öncelikli” olduğunu belirten idarecilerimize asli görevlerinin NATO’nun değil Türkiye’nin itibarının ve güvenliğinin korunması olduğunu hatırlatırız.
Türkiye’yi kanlı bir maceraya sürükleyecek olan füze kalkanının, ülkemiz topraklarına yerleştirilmesini kamuoyundan yükselen tepkilere rağmen kabul eden, hatta NATO Genel Sekreteri Rasmussen’e göre Türkiye adına talep eden AKP iktidarı, dost ve düşman algısını Amerikan ve İsrail çıkarlarına göre belirleme gafletini sürdürmektedir. İdarecilerimizin, Irkçı emperyalizmin Truvatı olarak gördüğü Türkiye’nin yalnızlaştırıldığını, açık hedef haline getirildiğini görmeleri için gözlerinin önündeki sis perdelerini kaldırmaları gerekmektedir.
Darbeleri, suikastları, derin devlet bilmecesini masaya yatırıyormuş gibi yapan hükümet, fotoğrafın bütününe iyice bakmalı gerçeklerle yüzleşme cesaretini göstermelidir. Çünkü çözülmesi gereken düğümün ucu, üyesi olduğu ülkelerde “gizli özel harekât daireleri” oluşturan, “Gladio” adı ile anılan birimler kuran, Siyonizm’in güdümündeki NATO’ya kadar uzanmaktadır. Brüksel NATO karargâhında “Denizlerin Güvenliği” konulu basına kapalı gerçekleştirilen Askeri Komite toplantısına, NATO üyesi olmayan İsrail’in Genel Kurmay Başkanı Gabi Aşkanazi’nin de katılmış olması, NATO’nun aslında kime hizmet etmek maksadıyla kurulduğunun ispatıdır.
Hükümete soruyoruz; Türkiye olarak, askeri tesislerine casus Heronlar gönderen, insani yardım gemisi Mavi Marmara’ya saldırarak 9 insanımızı şehit eden sabıkalı İsrail ile strateji belirleyen NATO üyeliğinde kalmayı ve hizmetkârlığı sürdürecek miyiz?
Malatya Kürecik’te kurulan Füze Kalkanı Radar Üssünden elde edilecek istihbaratın NATO üyesi olmayan İsrail ile paylaşacağının resmen ilan edilmesine rağmen Füze Savunma Sisteminin faaliyetleri hala sürdürülecek mi?
Necip milletimize sesleniyoruz; “Çanakkale geçilmez” dedirten ecdadın torunları olarak Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Avrasya bölgesinde güvenirliliğini yitirmiş, yalnızlaştırılmış, medeniyet değerlerinden kopartılmış, sadece ABD, NATO, AB politikalarına bağımlı bırakılmış, hatta bölünmüş parçalanmış bir Türkiye istemiyorsak, semalarında nükleer başlıklı füzelerin çarpıştığı can ve mal güvenliğinin kalmadığı, ağır tahribata uğramış bir ülke istemiyorsak, bu gidişata hep birlikte dur diyelim, itirazlarımızı yükseltelim… Bu bağlamda Saadet Partisi olarak, pek çok il ve ilçe teşkilatlarımızda daha ilk günden başlatılan “Füze Kalkanına Hayır” imza kampanyamızı biz Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak sürdürüyor ve imzalarınızla destek istiyoruz.
Büyük Strateji Hocası, 54. Hükümetin Başbakanı Prof Dr Necmettin Erbakan’ın “Dünyanın geleceği Batıya bırakılmayacak kadar hayati öneme sahiptir anlayışı ile 15 Haziran 1997’de 8 ülke devlet başkanlarının imzaları ile Çırağan Sarayında kurduğu “D-8”, bugün dünkünden çok daha fazla hayati öneme sahiptir.
“One Minute” diyerek sempati kazanana fakat gereğini yerine getirmeyen Başbakanımıza, iktidarı ve muhalefeti ile milletvekillerimize çağrıda bulunuyoruz. Siyasi, ekonomik, teknolojik, kültürel bağımsızlık anlamına gelen, ırkçı emperyalist yayılmaya karşı tüm dünyada barış ve adaleti sağlayarak, yardımlaşma ve dayanışma ortamı hazırlayacak olan büyük oluşum D-8 derhal amacına uygun bir şekilde harekete geçirilmelidir. Biz bu çağrımızı 1997’den itibaren iktidara gelen hükümetlerin tamamına özellikle 2002’den bu yana iktidarda olan AKP hükümetine defalarca ilettik. Görünen odur ki Milli Görüş kadrolarından yani Saadet Partisi’nden başkası bağımsızlık ve bağlantısız bir yol izleyemiyor. Hayra motor şerre fren olamıyor.
Yapılacak ilk seçimlerde iktidara gelme hedefine kilitlenmiş Saadet Partisi’nin Genel Başkanı ve teşkilatları ile ürkütücü gerçekleri milletimizle paylaşmaya devam ediyor uyarılarımızı yapıyoruz. Her ne pahasına olursa olsun, Merhum Liderimizden aldığımız “Yaşanabilir bir Türkiye” “Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” ideallerini gerçekleştirmeye söz veriyor, Saadetli Yarınlar diliyoruz.
Zeynep Erbakan Gaziosmanpaşa’da
18 Şubat 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gaziosmanpaşa, Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Zeynep Erbakan, İstanbul İl Başkanı Nagehan Gül Asiltürk ve il yönetim kurulu üyeleri Gaziosmanpaşa ilçesine ziyaret de bulundu. Mahalle yönetim kurulu üyeleri ve ilçe hatibeleride toplantıda hazır bulundu.
Gaziosmanpaşa Kadın Kolları Semanur Demir, Genel Başkanımız ve değerli il yönetim kurulu üyelerimizi ilçemizde ağırlamaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz diyerek gerçekleştirdikleri çalışmalardan bahsetti.
Zeynep Erbakan ise Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın yaşamından ve mücadeleci ruhundan örnekler vererek katılımcılara hitap etti. İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk içinde bulunduğumuz ayı çok iyi değerlendirmeye gayret ediyoruz diyerek Erbakan Haftası’nın çok iyi anılması gerektiğini belirtti.
Saadet Partisi İstanbul Divan’ında ERBAKAN Coşkusu
17 Şubat 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları 107.düzenlenen Genişletilmiş İl Divan Toplantısı’nda buluştu. Coşkulu ve yoğun gündemle geçen toplantıya il yönetim kurulu üyeleri, ilçe ve mahalle yönetim kurulu üyeleri, gençlik komisyonlarının da hazır bulunduğu toplantıya İl Başkanı Selman Esmerer, Kadın Kolları Sorumlusu Köksal Şenel, Genel Merkez Bölge Sorumluları ve Kadın Kolları Genel Başkanı Zeynep Erbakan hanım iştirak etti.
Milli Görüş Lideri Prof.Dr. Necmeddin Erbakan’a ithaf edilen toplantının açılış konuşmasını İl Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaptı. Liderimizi ebedi istrahgahına uğurlayalı bir yıl oldu, O’na duyduğumuz özlemi her geçen gün daha çok hissediyoruz. Bizler bu davaya öyle inandık ki, herşeyimizi ortaya koyduk aynı Liderimiz gibi… Saçımız kadar başımız olsa bu uğurda feda etmeyi O’ndan öğrendik. Bizler inancımızı, aşkımızı, azmimizi yaptığımız çalışmalarla diri tutuyoruz ve hep böyle olacaktır dedi.
Siyasi gelişmelere değinen Asiltürk, kendince yeryüzü cennetini oluşturacağını zanneden Siyonizme geçit vermeyeceğiz. Büyük İsrail Projesini gerçekleştirmenin bir adımı olan Füze Kalkanı Radar Sistemi ülkemizde konuşlandırılmak isteniyor bana ne İsrail’in güvenliğinden dedi. Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun şu günlerde Amerika da temaslarda bulunduğuna dikkat çekti.
Toplantının siyasi konuşmalar gündem maddesinde Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer, ülke gündemindeki olayları değerlendirirken Whitney Houston’un ölümü ile alakalı statları, salonları dolduran binlerce gencin rol modelleri olan, her yaptıkları haber olan, paparazzileri peşlerinden koşturan, dünyanın en mutlu insanları olduğu zannedilen bu şahısların, aslında ne kadar acınacak bir durumda olduklarını, bu yaşadıkları ibretlik sonlar açık bir şekilde gösteriyor dedi. MİT ve Müsteşarı üzerindeki tartışmaları da değerlendiren Esmerer, devletin içinde oluşan güç odaklarının, birbirleriyle olan mücadeleleri şeklinde yansıtılmasının, ilerleyen süreçte milli güvenliğimiz açısından çok tehlikeli boyutları olabileceğini düşünüyoruz dedi.
Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Zeynep Erbakan salonu dolduran hanımların alkışları eşliğinde sözlerine başladı. Sözlerine salonu hınca hınç dolduran teşkilatımızın kıymetli hanımefendileri ile buluşmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek başladı. Milli Görüş Lideri Merhum Necmeddin Erbakan’ı hayırlarla yad eden bu toplululuğa baktığımda O’nun sergilediği dik duruş olmasaydı sevenlerine örnek olamazdı. Konya’nın ikinci Şems’i gibi sevilen bir hayat yaşadı ve bu davayı yürütmeye and içmiş sizlerle bu mücadele bundan sonarda devam edecektir dedi. Özgürlük ve kardeşlik için gerekli olan anayasa daha da geciktirilemez diyerek anayasa hazırlık çalışmalarını değerlendirdi.
Milli Gazete’ye Teşekkür Ziyareti
27 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette Mahalli İdareler Başkanı Nazmiye Turan ve STK Birim Başkanı Özlem Gerek Serenli de hazır bulundu.
Milli Gazete bize ışık tuttu
Milli Gazetenin yeni yüzüne hayırlı olsun dileklerinde bulunan Nagehan Gül Asiltürk şöyle konuştu: “Her sene İstanbul İl Kadın Kolları olarak ajanda çalışmaları yapıyoruz. Bu senede hocamızın vefat yıl dönümü vesilesiyle hocamızı anlatan bir ajanda yaptık. Resimleriyle ve yazılarıyla hocamıza layık bir ajanda yapmaya çalıştık.
Aynı zamanda ajandamızdan size de takdim etmek istedik. Çünkü ajanda yapım sürecimizde Milli Gazete olarak bize çok büyük katkı sağladınız. En önemlisi bize arşivlerinizi açarak ışık tuttunuz.” dedi.
Camiamızın bu ajandaya sahip çıkacağını düşünüyorum
İstanbul İl Kadın Kollarının yapmış olduğu ajanda çalışmalarına hayırlı olsun dileklerinde bulunan Mustafa Kurdaş ise, “Özenle hazırlanmış, Erbakan hocamıza yakışan özel bir ajanda olduğunu düşünüyorum. Ahşap bir kapağa hocamızın imzasının kazılması da ajandaya oldukça bir güzellik katmış. Milli Gazete okuyucularımız da, camiamız da bu ajandaya sahip olmak isteyeceklerdir diye düşünüyorum. Çok büyük bir incelikle yapmışsınız ve ayrıca belki bir hatıra olarak saklayacakları için tarih de koymamışsınız. Ben zannediyorum bu ajandaya kimse yazı yazmayacak, evlerinde bir hatıra olarak saklayacaklar. Ya da bir yazı yazmak gerekirse herkes Erbakan Hocamızla ilgili duygu ve düşüncelerini yazacaktır. Çünkü bu ajandaya hocamızdan başka bir şey yazılmaz.” diye konuştu.
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları 105.İl Divan Toplantısını Yoğun Bir Katılımla Gerçekleştirdi
15 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları 105.düzenlenen İl Divan Toplantısını yoğun bir katılımla gerçekleştirdi. İl başkanlık divanı üyeleri,yönetim kurulu üyeleri,ilçe teşkilatları ve gençlik kollarının katılım gösterdiği toplantının açılış konuşmasını İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaptı. Katılımcılara teşekkür ederek sözlerine başlayan Asiltürk; geçen hergün ömürden geçiyor, telafisi olmayan zamanlar yaşıyoruz. Gündem ve yaşanan olaylar birbirini kovalıyor adeta. Özelleştirmeler hız kesmeden devam ediyor. Son günlerde şeker fabrikalarımız satıldı. TBMM İdaresi bile özelleştirilecek diye duyumlar alıyoruz. Hiç kimseden beklenen ölçüde ses çıkmadı. Dış gelişmelere baktığımızda Suriyedeki sıkıntılar devam ediyor, Esad zulme devam ediyor. Türkiye birleştirici bir rol oynayacağına Amerikanın yanında Suriye’nin tam karşısında duruyor. Arap Birliği bile Batının etkisinde kalarak Suriyeye yaptırımlar uygulama kararı aldı. Bizler tabi ki zulmü ve zulmedenleri sevmiyoruz. Türkiye ekonomisi %8.2 olarak büyüme kaydetmiş ama bu büyüme insanlara yansımıyor. Yükseköğrenimde bir devir teslim töreni yaşandı. Umuyoruz ki daha kaliteli daha donanımlı ve teknik anlamda daha becerikli nesiller yetişecektir.
Toplantının siyasi konuşmalar gündem maddesinde konuşan İstanbul İl Başakn Yardımcısı Mustafa Kaya; İstanbul Kongremizi teşkilatlarımıza yakışır bir şekilde gerçekleştirdik. 2+2 yıl oalrak resmi çalışma planımız hazırdır diyerek yeni dönem çalışma prensipleri üzerinde durdu.
Toplantının siyasi gündem maddesinin diğer bir konuşmacı ise Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Birim Başkanı Temel Karamollaoğlu beğenfendi yoğun alkış eşliğinde sözlerine başladı. Hanımlar topluma, cemiyete insan yetiştiren kişilerdir diyerek böyle bir toplantıda olmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Bölgemizdeki ve dünyadaki son gelişmelere değinen Karamollaoğlu; dünya yeniden şekilleniyor veya birileri tarafından şekillendiriliyor. Sınırlar baştan çizilmek isetniyor. Bütün bunlara şimdi ekonomik krizde eklendi. Gelişmiş kabul edilen bütün Batı ülkeleri, içine sürüklendikleri ve kontrol altına alamadıkları bu krizin etkisi altında. Alınan tedbirler yetersiz kalıyor ve bir müddet sonra daha da büyümüş oalrak ortaya çıkıyor.Faizci kapitalist sistem çöküş sinyali veriyor. Bu çerçevede tasarruf tedbirleri adı altında ücretlerin kısılması, yatırımların durdurulması ve yeni vergilerle krizin yükünün dar gelirlinin sıryına yüklenmesi ise sosyal patlamalara sebep oluyor.
İşte bu yaşananlar ve toplumların yıllardır maruz kaldıkları baskılardan ve içine sürüklendikleri fakirlikten, Milli Gelir dağılımındaki adaletsizlikten dolayı son zamanlarda bazı ülkelerde yaşann olayları gecikmiş tepkiler olarak görüyoruz dedi. Saadet Partisi olarak bizim kanaatimiz,”Halk hareketlerinin vuku bulduğu ülkelerde kesinlikle dışarıdan askeri müdahale yapılmamalı; ne kadar meşakkatli ve uzun süreli gözükürse gözüksün, çözümün siyasi temaslar ve diyalog yoluyla bulunmasına çalışılmalıdır.
Bu gelişmeler açıkca gösteriyorki, Dünya yeniden şekilleniyor veya şekillendiriliyor.Son gelişmelerin kendiliğinden yaşandığını iddia etmek zorlama olur. Eski dengeler değişiyor. Artık Kapitalist Batı Blogu Dünyanın tek gücü değil. Çin hızla büyüyor ve güçleniyor. Dünyaya hükmetmek isteyenler enerji kaynaklarını kontrol altına almaya çalışıyor. Dünyayı daha rahat yönetmek için ise hertürlü işe el atıyorlar ifadelerini kullandı. İşte bu yaşananlaar şahit oluyor ve inancımızın verdiği büyük sorumlulukla Yeni Bir Dünya düzenini ancak Milli Görüşcüler kurmalı diyen Temel Karamollaoğlu, Mazlumlar ayağa kalkmadıkça zalimler diz çökmez diyerek sözlerine son verdi.
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları 102.İl Divan Toplantısını Yaptı
02 Ekim 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları 102.İl Divan Toplantısını İl ve ilçe teşkilatı üyelerinin yanı sıra İl Başkanı Selman Esmerer, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını yapan İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaşanan terör olaylarına dikkat çekerek belirlenen planın adım adım ilerlediğini bunun neticesinde özerklik talebinin açıkca ifade edildiğini belirtti. Son günlerde yaşananlar olaylar terörün dağdan şehire indiğinin apaçık örneğidir diyerek bu millet için Milli Görüş iktidarına acil ihtiyaç vardır. Yeni bir döneme başladık ve bunun gereğini hep beraber yapacağız çünkü biz gücü direk kaynağından alıyoruz ifadelerini kullandı.

Toplantının siyasi konuşmalar gündem maddesinde İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer, Somali’de yaşanan insanlık dramıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Siyonist sömürüye dikkat çeken Esmerer, Somali’de insanlar açlıkla boğuşurken emperyalist ülkeler Somali’nin tüm yeraltı zenginliklerine göz diktiğini hatırlattı. Esmerer, “Bugün Somali ölümle karşı karşıya kalmıştır. İşte Milli Görüş Liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan sömürüye dayalı bu dünya sistemini, bu Siyonizm’i çözmüş, deşifre etmiştir. Dünya, sömürgeci ABD ve İsrail’e teslim edilemez. Öncelikle İslam ülkelerinin bir araya gelip İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Ortak Pazarı, İslam Kültür Birliği ve en önemlisi İslam Barış Gücü’nü kurması gerekmektedir. Merhum Liderimiz D-8′le birlikte yeni bir dünya kurma yolunda ilk adımını attı. İnşallah yeniden iktidar olacağız ve İslam ülkelerine de liderlik yapacağız” dedi.

Türkiye’nin İslam dünyasında çok önemli bir ülke olduğunu dile getiren Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, Ortadoğudaki son gelişmelerle birlikte Arap Baharı ve Türkiye’ye biçilen rolü değerlendirdi.
Kırk yıllık bir dönemde Türkiye’de ve dünyada bir Erbakan Devrimi yaşandığını anlatan Kurdaş, “O Erbakan’ca duruşla hem Türkiye’de çok şeyi değiştirdi hem de İslam ülkelerine yön verdi. İslam dünyasının gerçek anlamdaki baharı O’ydu. Ve O’nun fikirleriyle oluşan bahar hep devam edecek” dedi.
“Dünyadaki son gelişmeler çerçevesinde söylenebilecek en gerçekçi yorum Siyonizmin kadro değiştirdi olabilir” diyerek sözlerine devam eden Mustafa Kurdaş, Arap Baharı adı verilen sürecin Türkiye’ye biçilen rolle birlikte Batı’nın kontrolüne girdiğini söyledi. Kurdaş, Başbakan’ın ‘Neo Laik’ tavsiyelerini de eleştirirken, medyanın gerçekleri sümen altı ettiğini kaydetti. Kurdaş, “”Küreselleşme dediğimiz şey sadece limanlarımızın, fabrikalarımızın, madenlerimizin satılması değildir. Küreselleşmede en büyük tehdit fikriyatımızın, düşünce iklimimizin ve reflekslerimizin de elimizden alınmasıdır. Bu da medya eliyle yapılmaktadır. Milli Gazete bu süreçte yine üzerine düşen önemli bir fonksiyonu en iyi şekilde yerine getirmektedir. Milli Gazete penceresini kapatan kendisine gerçekleri de kapatmış demektir” şeklinde konuştu.
İl Divan toplantısı aylık çalışmaların değerlendirilmesi ve önümüzdeki ayın çalışma programının görüşülmesi ile sona erdi.
“Birleşmiş Milletler Bütün Dünyaya “ Somali” Vadediyor”
26 Ağustos 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak gündeme dair yapmış olduğumuz basın açıklaması aşağıdaki gibidir.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BÜTÜN DÜNYAYA “ SOMALİ” VADEDİYOR..
Basın açıklamamıza, sözümüze, düne göre bu gün çok daha güvendiğimizi söyleyerek başlıyoruz. Peşinen bunu yapıyoruz çünkü Milli görüşçüler olarak hep sağlam cümleler kurduk ve kuracağız inşaAllah.
Batı emperyalizminin elinden hayır namına hiçbir şey çıkmadığını geçirdiğimiz her gün bize ispatlıyor. Her geçen gün bu bilgiyi pekiştirmekten öteye geçemiyor maalesef. Tunus’ta başlayan “demokrasi şöleni”ile ateşlenen fitilin herkes farkında ve bu fitilin nerede patlayacağı ile ilgili tahminler dile getirilmekten bile çekiniliyor. Bu farkındalık mutlaka tedbir almayı gerektirir. Bu farkındalığı en yüksek düzeyde hissetmesi icap edenler ise ülkelerin hükümetleridir.
Ülkemizin gündemi Suriye, PKK, Somali başlıkları ile meşgul. Bu gündemler ayrı gündemler olarak takdim edilse de asıl itibariyle aynı gündemdir. Bu gündemlerin arkasında Siyonist-emperyalist emellerin yattığını bilmeden veya inkâr ederek siyaset yapmak, bu siyaset sahipleri eliyle toplumları ancak felakete götürebilir.
Somali’de yaşanan büyük dram karşısında Aziz Milletimizin duyarlılığı bütün dünyada şaşkınlıkla karşılanıyor. Bu aziz millet, dün olduğu gibi bu günde yarım ekmeğini paylaşmayı bilmiştir.
“Bu açlığın müsebbibi değiliz, sebep olanlar davransın” deyip kenara çekilmemiştir. İmanının gereğini yapmış, dünyaya bir kez daha insanlık dersi vermiştir. Bizlerin asil duyguları ve davranışları Somali’nin neden bu hale geldiğini sorgulamaktan alıkoymamalı. Bilakis bu sorunun üzerine gidilmelidir.
Afrika’nın en uzun kıyı şeridine sahip olan Somali, Osmanlı’nın bölgeden çekilişiyle makûs tarihini yaşamaya başladı. İngiltere, İtalya ve Fransa’nın sömürgesi altında, zenginlikleri, işbirlikçi hükümetlerinde katkısıyla bu ülkelerin hükmü altına girdi. Somali’nin getirildiği nokta Siyonist emperyalizmin dünyaya vaadidir. Dünyanın en büyük teşkilatı olan BM, dünyaya sözde “barış”,”demokrasi”, “istikrar”, “ yardım” taşıdığı iddiasında. BM kuruluşundan itibaren sadece güçlünün yanında olmuş, güçlünün hukukunu savunmuştur. Kuruluş felsefesi itibariyle BM’den başka bir şey beklemekte en hafif ifadesiyle cehalettir. Birleşmiş Milletler’in çirkin yüzünü bir kez daha Somali’de de ayan beyan görmekteyiz; 1992’de BM’ye bağlı, Butross Ghali sorumluluğundaki UNOSAM’ın bölgede yaptığı katliam, BM’ye bağlı Dünya Gıda Formunun (WFP)2009 da güvenlik gerekçesiyle bölgeyi terk edişi, Cenevre’de BM üye ülkelerinin katıldığı toplantıda 1.61 milyar dolarlık yardım paketinin akıbeti, UNiCEF himayesinde dünya starlarınca verilen konserlerde toplanan milyar dolarların akıbeti, bölgede BM depolarında dağıtılmayan yardım paketleri ve liste uzayıp gidiyor…
Bu basın toplantısı, aziz milletimizin en büyük takdirlerin üzerindeki diyergamlığını dile getirip, BM’nin çirkinliklerinin tesbit edildiği bir basın toplantısından ibaret olmayacak elbette. Bütün bunları görmek bizlere Hükümetimizin Somali’de ki aynı insani gerekçelerle daha bir yıl önce bırakınız başbakan desteğiyle girmeyi bir sivil toplum kuruluşumuzu bile Gazze’ye neden sokamadığı sorusunu sormaktan alıkoymamalı. Sivil Toplum Kuruluşlarıyla kalmayıp devlet gücünü hissettirecek şekilde Somali’nin kapılarını ardına kadar açan unsur nedir? Veya soruyu tersinden soralım Somali’de açılan kapılar Gazze’de niçin açılmıyor. Libya’da “sivil halk kıyımı”na müdehale eden nato Neden İsrail ‘e müdahale etmiyor. İsrail neden uluslar arası toplum tarafından cezalandırılmıyor.
Milli Görüş camiası olarak İslam ülkeleri ve dünyadaki bütün zulümlerin son bulması için mutlak suretle Türkiye’nin öncülüğünde İslam Birliği’nin kurulmasının bir keyfiyet değil kaçınılmaz bir mecburiyet olduğunu belirtiyoruz. Ortadoğu halkları, diktatörler ve Siyonist emperyalizm arasında tercihe mecbur bırakılmamalı. Türkiye kendini, zahiren “güçlü” zanneden birtakım ülkelerin uzun soluklu planlarını hayata geçirmekte aracı rolü üslenmek, önemli pozisyonlar kapmak, getir götür işlerini yapmak yerine İslam birliğini kurmak için bütün Müslüman ülkeleri ikna etme çalışmaları yapmalı, bölgenin ve dünya barışının bu birliği sağlamakla olacağını idrak etmelidir. Halihazırda bu amacın ilk adımı olan ,15 Haziran 1997 de kurulan D-8 e can verilmeli,sahip çıkılmalıdır.Aksi halde yara bantları ,ambulanslar,taziye ve içi boş kınama mesajlarıyla kendi kendimizi aşağılamaya devam edeceğiz.
Sözün başında da belirttiğimiz gibi Saadet Partisi kırk yıldır söylediği Sözüne bu gün dünden daha çok güveniyor ve sarılıyor. Kimsenin şüphesi olamasın Adil bir düzen Yeni bir dünya mutlaka kurulacak Saadet Partisi her hal ve şartta bu amaç için çalışmaya devam edecektir.
Bu önemli basın açıklamamıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı siz değerli basın mensuplarımıza da şükranlarımızı ifade ediyoruz.
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı
Nagehan Gül Asiltürk
SP İstanbul İl Kadın Kolları 101. Divan Toplantısını Yaptı
21 Haziran 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları 101. Divan Toplantısı’nı, 12 haziran seçimlerinden 3 gün sonra büyük bir katılımla gerçekleştirildi. İl Kadın Kolları ve
İlçe Kadın Kolları Teşkilatları’ndan, ayrıca Gençlik Kolları Teşkilatları’ndan toplam 615 kişinin katıldığı toplantıda önemli protokol konukları yer aldı.
Plaket töreninin de gerçekleştiği toplantının açış konuşmasını İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk yaptı. Konuşmasına il divan toplantısına yoğun katılım için ilçe teşkilatlarına teşekkür ederek başlayan Nagehan Gül Asiltürk, kararlı ve inançlı milli görüş topluluğunun, üzerindeki vazifenin farkında olarak yürüdüğü yoldan asla vazgeçmeyeceğini ifade etti. “Aziz milletimize değerlerini hatırlatıp gittiği yanlış yoldan çekip kurtaracak değerler milli görüştedir, Saadet Partisi’ndedir” cümlelerini vurgulayan Asiltürk, “er yada geç bu gerçekle milletimiz yüzleşecektir” dedi. Ayrıca “Milli Görüş camiası hiçbir zaman seçim sonuçları ile hareket etmedi,bizler eksiklerimizi gidereceğiz ve yolumuzu yürümeye devam edeceğiz. Cansiperane varını yoğunu ortaya koyarak büyük bir çalışma çıkaran Saadet Partisi İstanbul Kadın Kollarımızın bütün çalışanlarını tebrik ediyorum.inanan herzaman kazanır” ifadelerini kullandı.
Siyasi konuşmalar bölümünde söz alan SKM Başkanı Mustafa Hasan Öz, seçim değerlendirmesinde “hedefli, planlı, programlı, takipli çalışmayı kadın kolları yapmıştır” dedi. “Saadet Partisi teşkilatları olarak biz direnç gösterenlerden olduk. Bir işin gecikmesi gerçekleşmeyeceği anlamına gelmez. Sonuç ne olursa olsun odaklanmamız gereken ahiretimiz ve başkalarına olacak faydamızdır. Sonuç Hakk’a aittir. Allah nurunu tamamlayacaktır. Gelecek müminlerindir, gelecek bizimdir” cümlelerini kaydetti.
Protokol konuğu olarak toplantıda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak’ın eşi Zübeyde Kamalak ise İstanbul Kadın Kolları Teşkilatları’na seslenerek, “hepimiz aslında bu seçimlerin tek galibiyiz. Çünkü ilkelerimiz aynı, hedeflerimiz aynı, bu seçimlere bir Saadet Partisi bir de diğerleri girmiştir. Kemhiyet mi önemli, keyfiyet mi önemli? Allah’ın takdirine boynumuz kıldan incedir. Türkiye için hayırlı olsun” dedi. Hukukçu kimliğiyle, seçimlerin adil ve eşit şartlarda yapılması gerektiğini fakat böyle yapılmadığını ifade etti. Ayrıca ekonomik yıkım değerlendirmesinde “açlık esirler doğurur” diyen Kamalak, ekonominin çökmek üzere olduğunu ve yastık altı paralarının da tükendiğini belirtti.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer seçimlere yönelik değerlendirme konuşmasında, “medya hariç her yerde biz vardık. Biz, bu çalışmaların hak davanın bir parçası olduğunu bildiğimiz için hiç ye’se düşmedik” dedi. Ayrıca Esmerer AKP’nin, devlet imkanlarını sonuna kadar pervasızca kullandığını, 1 katrilyona yakın para harcadığını, seçim yasaklarını da gereğince uygulamadıklarını dile getirdi. Seçim çalışmalarında zinanın suç olmaktan çıkarılması, domuz etinin kasaplık et kapsamına alınması gibi konulara karşı insanların tepkisel olarak zayıfladığını gördüklerini söyleyen Esmerer, toplumun götürülmek istendiği noktaya dikkat çekti. Ayrıca, “biz bir taşı sökersek hepsi buraya gelecek, korku bu” ifadelerini de ekledi.
İstanbul İl Sorumlusu Elif Erbakan Altınöz, “neticenin üzerinden 3 gün sonra insanların ayakta kaldığı bir toplantı gerçekleştiriliyor, Allah’a hamdolsun” diyerek sözlerine başladı. İstanbul’un 27 kez kuşatıldığını hatırlatan Erbakan, “bu, kuşatanların bir eksikliğinin olduğunu veya yanlışlığını göstermez” sözlerini dile getirdi. “Meclise büyük bir yüzdeyle girsekte hedefimiz insanımızın saadetiydi, bu netice ile de yine hdefimiz insanımızın saadeti” dedi. Maneviyatın çok tahrip edildiğini söyleyen Ebrakan, sadece “100 kişiden 1,5 kişi zinaya ve domuza serbestliğe üzülmüş, Türkiye’nin İsrail’e vilayet olmamasına çabalamış. Bu ülke insanının doğruları anlaması için daha çok çalışmamız gerekiyormuş” ifadelerini kullandı. “Babam olabileceklerin en hayırlısı olandır derdi. Biz de çıkacak neticelerin en hayırlısı budur deriz. Herkes nasibince çalışmıştır, ecrini ve mükafatını almıştır. Babam, her an seçim varmış gibi çalışmalıyız derdi.
Önümüzdeki dönem sözümüzün geçerli olduğu bir oranla mecliste olacağız inşallah. Babam Refah’ın birinci parti çıktığı seçimde, “görüyormusunuz Cenab-ı Hakk nelere kadir, bizi dördüncü sıradan alıp en başa koyuverdi” demişti. Biz de önümüzdeki seçim böyle olacağına inanıyoruz” cümlelerini kullandı. İl il yaptıkları seçim çalışmalarından örnekler veren Erbakan, Elazığ’da kaldıkları evin sahibinin “hocam ilk Elazığ’a geldiğinde dedemin kahvesine gelmiş” dediğini aktararak, dün dedeleri davanın yılmaz savunucularıydı bugün torunları öyle” dedi ve gayretleriniz, samimiyetiniz, niyetleriniz için, sizi Allah için çok seviyorum diyerek sözlerini tamamladı.
Seçim çalışmalarından oluşan video gösteriminin de olduğu toplantı, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın yemini tüm teşkilatlarca tekrarlanarak büyük bir duygu yoğunluğuyla son buldu.
Ey yürekleri dağlar kadar büyük ve azimleri kayalar kadar sağlam Milli Görüşçüler, Saadet Partililer; ne olursa olsun gelecekten asla ümit kesilmeyecektir. Tarihe bakın, inancınıza sarılın, Milli Görüşe sarılın. Zulüm ebedi olamaz, kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır. Olanları ve olacakları bilmek sadece entrikaların nasıl döndüğüne anlamaya yarar. Bu da önümüzde aydınlatıcı ışık olur. Bilginiz arttıkça daha iyi nasıl mücadele edeceğimizi de daha iyi biliriz. İnsan bastığı zemini tanırsa kaymadan nasıl duracağını da bilir. Onun için bu gerçekleri dile getirdik. Şimdi hep beraber, bütün gücümüzle çalışacağımıza söz vererek bu tarihi toplantımızı noktalıyoruz. Hazır olun, ellerinizi kaldırın, canınızla, yüreğinizle,
gerçek Milli Görüşçüler olarak haykıralım. Hep beraber tekrar ediyoruz, Allah’ın izniyle yer yüzündeki zulümlara son vereceğiz. Bu yolda, yer yüzünde adil bir düzenin kurulması için, vahşetin durdurulması, adaletin, barış ve huzurun temini için bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz. Gazanız mübarek olsun. Zafer inanlarındır, zafer yakındır.
Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN


.jpg)













