ALLAH için kurban olabilmek

27 Kasım 2009 Yazan kubra  
Kategori Kadınca

kurban

İbrahim a.s bir peygamberdir. Kimsenin dokunmaya cesaret edemediği putları yıkmış, yaşamı boyunca kavminin hidayeti için mücadele etmiş ve aynı zamanda da Rabbinin büyük nimetlerine mazhar olmuştur.

Ancak ne hikmetse kendisine bir evlat nasip olunmamıştır.

İlerlemiş yaşına rağmen evlat özlemi bitmeyen İbrahim a.s Rabbine yakarır.

—Ey yüce Rabbim! Bana dünya ve ahi ret nimetleri verdin. Şimdi de Salih bir evlat lütfet ki, benden sonra halkı davete devam etsin.

Yüce yaratıcı bu yakarışı karşılıksız bırakmaz ve Hz İbrahim’i munis bir evlat ile müjdeler.

İsmail, ahir ömründe İbrahim peygambere verilen en güzel armağan olmuştur. Yaşlı baba bu lütuf karşısında binlerce şükürler ederek, keyifle oğlu İsmail’in büyümesini izler.

Ancak bu mutluluğu gölgeleyen bir gelişme olur. İsmail 15 yaşındadır ve baba İbrahim’e sürekli olarak “ verdiği söz üzere oğlunu Rabbine kurban etmesi gerektiği “ vahyolunur.

İbrahim a.s çok üzgün ve kaygılıdır. Bunca sene sonra kavuştuğu evladını “ kurban etme” fikri onun nefsine çok ağır gelir.

Fakat kendisine vahyolunan buyruğun, Rabbinin vahyi olduğunu anlayan İbrahim a.s sonunda teslimiyet gösterir ve buyruğun gereğini – ki, bu hiçte kolay değildir – yerine getirmeye karar verir.

Eşi Hacer’e

—İsmail’i yıka, temiz elbiselerini giydir, gözlerini sürmele, güzel kokular sür. Çünkü bu gün bir dost ziyaretine gideceğiz. Der.

Diğer yanda, şeytanın vesvesesi Hacer’i isyana zorlayıcıdır.

—İbrahim, oğlunu nereye götürüyor biliyor musun?

—Bir dost ziyaretine…

—Hayır boğazlamaya…

—Bir babanın şefkati buna engeldir…

—Fakat sanırım Allah emretti…

—O emretmişse, can ve baş üstüne kabulümdür.

Hacer’den umduğunu bulamayan şeytan soluğu İsmail’in yanında alır.

—Babanın seni nereye götürdüğünü biliyor musun?

—Dostunun ziyaretine…

—Hayır, yemin ederim ki seni boğazlayacak, seni öldürecek!

—Hiç babanın oğlunu öldürdüğü görülmüş mü?

—Allah emretmiş olabilir.

—Eğer O emretmişse, gönülden razıyım!

İsmail’de emeline ulaşamayan şeytan, bu defa Hz. İbrahim’e yönelir.

—Ey İbrahim! Yapmak istediğin doğru değil! Sakın oğlunu kesme, sonra pişman olursun!

—Yemin ederim ki bu Allah’ın emridir ve sen şeytansın ve beni isyana davet ediyorsun. Bana ve yakınlarıma asla zarar vermeyi başaramayacaksın!

İsmail büyük bir teslimiyetle, Rabbinin emrinin yerine gelebilmesi için babacığına yardımcı olmaya çabalar.

—Bu ip ile ellerimi ve ayaklarımı sıkıca bağla ki, can acısı ile sana zorluk çıkarmayayım. Elbisenin eteğini topla ki, kanım üzerine sıçramasın ve annem bunu görüp acı çekmesin. Bıçağı iyi bile ki, işini çabuk görebilesin ve can vermem kolay olsun; sana zahmet vermeyeyim. Çünkü ölüm zordur. Bıçağı sürerken yüzüme bakma, belki babalık şefkatin ağır basabilir.

Hazreti İbrahim hüzünlenir.

—Ey oğul! Sen Allah’ın emrini yerine getirmekte ne iyi bir yardımcısın!

—Gömleğimi çıkar ki kan bulaşmasın. Sonra onu anneme götür. Selamımı söyle. Kokumu gömleğimden alarak teselli bulsun. Benim için fazla elem çekmesin. Çok ağlayıp kederlenmesin. Şunu da söyle; ümit ederim ki kıyamet günü anama şefaatçi olurum. Nerede bir çocuk görürsen beni hatırla…

Bu sözler İbrahim’in a.s yüreğini dağlar. Acısından ne yapacağını şaşırır ve Rabbine niyazda bulunur. Hz. İsmail de duaya iştirak eder,

—Ya Rabbi! Beni sabredenlerden eyle!

Hz. İbrahim bıçağı biler. Oğlunun başı ucuna geçer. Elini onun boğazına dayar ve besmele çeker ancak bıçağı hızlıca sürttüğü halde ciğerparesi oğlu İsmail’in boynunu kesmez.

Bunu üç kez denemesine rağmen başarılı olamayan İbrahim a.s.in bıçak tutan elini Cebrail a.s. yakalyıverir boynuzlarından tutmuş olduğu koçu işaret ederek, onu kesmesini ister.

Bu akıllara zarar bir sınanmadır. İbrahim a.s oğlu İsmail, eşi Hacer ile birlikte bu büyük sınavda Yaradana olan teslimiyetlerini ispatlamışlardır.

Yeni bir kurban bayramı heyecanı içerisinde olan biz Müslümanlar; keseceğimiz kurbanları sadece bir hayvanın hayatına son vermek veya bir ihtiyaçlıya et ikramında bulunmak olarak algılarsak, sınavı daha başından kaybetmiş oluruz.

Oysa bu ibadetin nihayeti, Mahbubumuz, Rabbimiz için nelerden vazgeçebildiğimiz sonucuna bağlıdır.

Şimdi söyle ey nefsim!

Allah için nelerden vazgeçebildin?!!

Müzeyyen Taşcı / 8sutun.com