Mümin gencin ahlakı nasıl olmalı?
Müslüman kardeşlerine saygı göstermeli! Müslüman kardeşlerine saygı göstermek ve onlar için bir şeyler yapmak konusunda Vasile İbn Hattâb e’l-Kuraşi’nîn şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) Efendimiz’in mescîdde yalnız bulundukları sırada bir adam mescide girdi, onu gören Peygamber (sav) yerinden kımıldadı.
Bunun üzerine yanındakiler tarafından: “Ey Allah’ın elçisi! Yer geniş, denildi. Bunu işiten Peygamber (sav) Efendimiz: “Mü’minin hakkı vardır.” buyurdu.
Her durum ve pozisyonda doğruluktan ayrılmamalı
Davranıştan gözden geçirerek yanlışlar varsa düzeltmeye çalışıp doğruluktan ayrılmamak konusunda Urve’den nakledildiğine göre o şöyle anlatır: Süfyan ibn Abdillah e’s-Sakafi Peygamber sallallahu aleyhi veselleme şöyle dedi:
“Bana İslâm’da öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiç kimseye sormayayım. Sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz de kendisine şu tavsiyede bulundu:
“Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol.” [Müslim, Tirmizi, Nesai]
Müslüman, kardeşlerine şefkat göstermeli
Bu konuda Ebû Saîd e’l-Hudrî şöyle anlatır: Bir ara Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimizle birlikte bir yolculukta bulunuyorduk, ansızın Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in huzuruna bineği üzerinde bir adam çıkageldi. Gözlerini sağa sola gezdiriyordu. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:
“Kimin fazla bi-neği varsa bineği olmayana, kimin fazla azığı varsa azığı olmayana versin.” [Müslim, Ebu Davud]
Ebû Saîd e’l-Hudrî der ki: Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, bu şekilde malları art arda sıraladı, öyle ki fazlalıklarda hiç birimizin hakkı yok sanmıştık.
Kimsesizleri sevmeli ve yoksulları kollamalı
Kimsesizleri sevmek ve onları güzelce kollamak konusunda Abdullah İbn Amr’in rivayet ettiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ’nın en sevdiği şey, kimsesizlerdir.” Oradakiler dediler ki: “Ey Allah’ın elçisi onlar kimlerdir?”
Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: “Dinleriyle kaçanlardır. Kıyamet gününde onlar, Meryem oğlu İsâ aleyhisselâm’a gö-türüleceklerdir.” [Tirmizi]
Yemeği arkadaşlardan sonra yemek!
Arkadaşlardan sonra yemek konusunda Ca’fer İbn Muhammed’in babasından rivayet ettiğine göre o şöyle der: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimiz bir toplulukla yemek yedikleri zaman en son yiyen kendileri olurlardı.
Dostların hatalarını affedebilmeli!
Dostların hatalarını affetmek, kusurlarını yüzlerine vurmamak ve günah işlediklerinde onlar için af dilemek konusunda Ebü’l-Ferec es-Sâiğ, Hüseyin İbn Sehl, Ahmed İbn Ömer er-Râzi, Ali İbn Salih kanalıyla İmran İbn Musa ed-Debili, babasının şöyle dediğini işitmiştir. Yusuf İbn Hüseyin Ebâ Yezid-i Bistâmi’ye gelerek: “Kiminle sohbet etmemi emredersin?” diye sordu. O da şöyle cevap verdi:
“Hastalandığın zaman seni kim ziyaret ediyor ve günah işlediğin zaman senin için kim tevbe ediyorsa onunla sohbet et.”
[Not: Bu metin, Ebu Abdurrahman Es-Sülemi'nin 'Gençlik Ahlakı ve Fütüvvet' adlı kitabından derlenmiştir]
Malın kalıcı olanı elde tutulanı değil, Allah yolunda harcanılanıdır!
Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin bu görüşte olduğu konusunda Amr İbn Şürahbil’in Hz. Âişe (ra)’dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir:
“Resulullah sallallahu aleyhi vesellem’e bir koyun hediye edildi, o da koyunu çevre-sindekilere bölüştürdü. Dedim ki: “Sadece boynu kaldı”
Bunun üzerine buyurdu ki: “Her tarafı kaldı ancak boynu kalmadı.”
Doğru sözlü ve emin olmalı
Doğru sözlülük ve emaneti yerine vermek konusunda yine Abdullah İbn Amr’ın rivayet ettiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Dört şey vardır ki, bunlar sende olursa dünyadan kaybettiklerinin hiçbir önemi olmaz. Bunlar: Emaneti korumak, doğru sözlülük, güzel ahlâk ve helal lokmadır.” [Müsned, Taberani]
Tevbeyi sürdürmek ve tevbede sebat etmek!
Tevbeyi sürdürmek ve tevbe edilen yanlışı tekrarlamama kararlılığı göstermek konusunda Mansur İbn Abdullah el Hirevi’den Ebu’l-Hüseyin el Müzeyyin’in şöyle dediğini İşittim:
“Tevbenin geçerliliği üç şeye bağlıdır. Bunlar: Geçmişten pişmanlık duymak, tevbe edilen yanlışa geri dönmeme konusunda azimli olmak ve işlenen günah yakından bilindiği ama yapılan tevbenin kabul mü edileceği yoksa yüzüne mi çarpılacağı kesin bilinmediği için bu yanlış hatırlandığında kalbin ürpermesidir.
Milli Gazete
Onbinlerce kişi facebook’unu kapatıyor!!
Allah’a hakaret içeren sayfalar nedeniyle Facebook’ta bir grup kuruldu. 10 -13 Nisan arasında hesap kapatma eylemi yapacak grubun üyeleri hızla artıyor. Grubun üye sayısı şimdiden 23 bini geçti.
Allah’a ve Hz. Muhammed’e hakeret içeren sayfaları ısrarla kaldırmayan Facebook10-13 Nisan tarihleri arasında müslüman kullanıcılar tarafından protesto edilecek.
Türkler’in yoğun olarak katıldığı sosyal iletişim ağı Facebook’ta bir süredir Allah’a ve Hz. Muhammed’e karşı hakaret ve küfür içeren sayfalar nedeniyle ciddi tartışmalar yaşanıyordu. En son bir kullanıcının Allah ismiyle sayfa açıp, Allah adıyla yanıtlar vermesi nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir kullanıcının internet özgürlüğü bile elinden alınmıştı. İnternethaber.com’un haberine göre, Allah ve Hz. Muhammed’e ilişkin hakaret içeren ve küfürlü sayfaların Facebook tarafından tüm uyarılara rağmen kapatılmadığını veya kapatmak için çok yavaş davrandığını iddia eden bir grup, harekete geçerek Facebook’ta kendi grubunu kurdu.
Bu duyarsızlıktan rahatsız olan Müslüman Türkler “10-13 Nisan arasında profilleri kapatıyoruz! Katıl Destek Ol!” diye bir grup kurdular. Grubun şu anda 23 bin üyesi bulunuyor.
3 gün boyunca hesaplar pasife alınacak
Gruba destek olanlar 3 gün boyunca Facebook hesaplarını pasif ederek tepkilerini gösterecek ve o sitelerin kapanması için eylem yapacak. Grubun protestosuna destek olanların sayısı ise çığ gibi büyüyor. Bu sayının protesto gününe kadar yüz binleri bulacağı tahmin ediliyor.
İsviçre minare için kararını verdi
İsviçre hükümeti ve parlamentosu, İsviçre anayasasına, dini özgürlüklere ve ülkenin hoşgörü geleneğine aykırı olduğunu bildirdiği girişimi reddettiğini bildirmişti. BM insan hakları izleme organı da kaygılarını dile getirmişti.
İsviçre’de sağ kanattaki İsviçre Halk Partisi ile Federal Demokratik Birlikten bir grup politikacı, referandum yapılması için yeterli imzayı toplamıştı.
Nüfusu 7 milyonu geçen İsviçre’de 300 binden fazla Müslüman yaşıyor. Müslümanların çoğunu Bosna, Kosova ve Türkiye’den gelenler oluşturuyor.
İsviçre’de içlerinde Cenevre ve Zürih’in bulunduğu kentlerde minareleri olan 4 cami bulunuyor.
Saadet gençliği Aksa’ya sahip çıktı
05 Ekim 2009 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul
İslam dünyasının kanayan yarası Filistin’den yine yüreğimizi kanatan haberler gelmektedir. Siyonist İsrail ordusunun Mescid-i Aksa’yı kuşatması ve Filistinli kardeşlerimizin bu kuşatmaya karşı direnmesi sonucunda, İsrail askerleri tarafından başlatılan çatışmalarda birçok Filistinli Müslüman yaralanmış ve mukaddes mabedimiz Mescid-i Aksa kana bulanmıştır.
Haber5.com
Saadet Partisi Gençlik Kolları olarak bizler, bu alçak saldırı karşısında Türkiye’yi yönetenleri, boş lafları ve cılız tepkileri bir yana bırakarak tüm İslam alemine örnek olacak somut bir tepki ortaya koymaya davet ediyoruz.
İslam’ın ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’ya karşı yapılan bu saldırı, siyonist İsrail devletinin Mescid-i Aksa’yı yıkma planının bir parçasıdır. İsrail, İslam’ın ilk kıblegahına karşı yıllardır yaptığı yıkım çalışmaları karşısında, Müslüman devletlerin tepkisizliğinden cesaret alarak, bu gün ne yazık ki Harem-i Şerif ‘i kana bulayacak pervasızlığı gösterebilmiştir.
Fevziye Cabir “Topraklarımızı asla terketmeyeceğiz”
Evi İsrail askerleri tarafından yakıldı. Bu saldırılarda kocasını kaybetti. Yıkılan evinin yanına kurduğu çadırı 7 defa söküldü, eşyaları alındı. Her defasında para cezasına çarptırıldı. Ancak o yılmadı ve her defasında yeni bir çadır dikerek direnişine devam etti. Fevziye Cabir (52), Kudüs’te İsrail askerleri tarafından evleri yıkılan 8 bin Filistinli aileden sadece biri. Cabir, tek kişilik direnişine kurduğu çadırda devam ediyor. Filistinliler tarafından Kudüs’ün kadın muhafızı olarak görülen Fevziye Cabir (Ümmü Kamil) yaşadıklarını İHH İnsani Yardım Vakfı genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında anlattı. Mescid-i Aksa’nın yakılmasının 40. yıldönümünde İstanbul Barış Platformu’nun davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Fevziye Cabir, sözlerine “Ben İsrail tarafından evleri yıkılan binlerce Filistinliden sadece biriyim” şeklinde başladı.
İsrail askerlerinin 2 yaşlı insana gece yarısı operasyonu
Evinin 9 Kasım 2008 tarihinde İsrail askerleri tarafından bir gece yarısı operasyonuyla yakıldığını söyleyen Cabir, o geceyi şöyle anlattı: “İsrail yetkilileri evimi terk etmem için bana her türlü baskıyı yaptılar. İsrail turizm bakanı evime gelerek evimi terk etmem karşılığında bana para teklifinde bulundu.
Evimi terk etmemem üzerine gece yarısı silahlı 50 İsrail askeri evimi bastı. İki bayan asker, beni kollarımdan tutarak evimden dışarı çıkardı. Tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren kocamı da kollarından sürükleyerek yere attılar. Kocam kalp krizi geçirdi. İsrail askerleri gelen ambulansın eşimi hastaneye götürmesine müdahale ettiler. Evimizin gasp edilmesi üzerine kocamla evimizin yayına kurduğumuz çadırda yaşamaya başladık. Bu çadırı da 7 defa söküp, içindeki her şeyi aldılar. Ancak ben her defasında çadırı yeniden dikerek, topraklarımı terk etmeyeceğimi söyledim. Mart ayında çadırım söküldüğünde hava çok soğuktu, buna rağmen şemsiyemi açıp, bir sandalyede oturdum.
Bu saldırıların birinde kocam yine kalp krizi geçirdi ve hayatını kaybetti. Çünkü ilacını İsrail askerleri alıp götürmüştü. İsrail çadırı yıktığı gibi her defasında bana para cezası verdi. Ama ben yılmayacağım. Baskılara boyun eğemeyeceğim. Sonuna kadar mücadele edeceğim.”
Biz kimseye düşmanlık beslemiyoruz
İsrail’in Filistin halkına yaptıklarını anlatmak için Türkiye’ye geldiğini ifade eden Fevziye Cabir, “Biz hiçbir dine ve Yahudilere düşmanlık beslemiyoruz. Ancak karşı karşıya kaldığımız insan hakları ihlallerini dünyaya göstermek istiyoruz. Bizim dinimiz barış içerisinde yaşamayı emreder. Başka aileler de benimle aynı kaderi paylaştı. İsrail şimdi de 28 binayı yıkmak istiyor. İsrail’in amacı 2020 yılına kadar Kudüs’teki bütün İslam eserlerini yok etmek ve Kudüs’ü tamamen Müslüman nüfusundan tecrit etmek. Ayrımcı duvarı da bunun için inşa ettiler. Maalesef bu duvarın inşası devam ediyor” dedi. İHH Başkanı Bülent Yıldırım ise “Mescid-i Aksa ve Kudüs sadece Filistin halkının değil bütün Müslümanların davasıdır. Bu davaya sahip çıkarsak İsrail amacına ulaşamayacaktır” dedi.
MilliGazete


.jpg)
