Sultanbeyli Gençlik Kollarından Anlamlı Çalışma

Saadet Partisi Sultanbeyli Kadın Kolları Gençlik Komisyonu Milli Gazete’nin 40.kuruluş yıldönümü münasebetiyle stand çalışması yaptı.İlçe Gençlik Kolları Başkanı Ayşegül Miroğlu; her türlü zorluklara rağmen çizgisinden taviz vermeyen, büyük hizmetlere vesile olan gazetemizi halkımıza bugünün anısına ücretsiz dağıtmak istedik dedi.

403106_282471545145072_278594718866088_798228_902216901_n

Gündelik hayat ekrana esir mi?

29 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Kadınca

  İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve RTÜK üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Türkiye’de insanların günde yaklaşık 4 saatini televizyon başında geçirdiğini söyledi.

gundelik-hayat-ekrana-esir-mi-medium-0
İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Medya ve Eğitim başlıklı bir konferans verdi. Hoca Ahmet Yesevi Salonu’nda düzenlenen konferansa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süheyla Ünal, Malatya Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Türkiye’de günde 4 saat televizyon izleniyor

Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, burada yaptığı konuşmada, Türk halkının günde ortalama 3-5 saatini televizyona ayırdığını belirtti. Buna göre; bir kişinin yılın yüzde 19,4′ünü televizyon izleyerek, (yılda 45 gün-45 gece), yüzde 33,1′ini uyuyarak, yüzde 33,1′ini çalışarak, yüzde 14,4′ünü de diğer etkinliklerle geçirdiğinin altını çizen Fendoğlu; “UNESCO raporuna göre; 2006 yılında ABD günde ortalama 3 saat 59 dakika, Türkiye ise 3 saat 36 dakika televizyon izliyordu. Şimdi ise Türkiye 4 saat televizyon izlemektedir. Öğrenciler, ortalama, yılın yaklaşık 900 saatini okulda, bin 200 ila bin 500 saatini ise ekran karşısında geçiriyor. Öğrencilerin, yüzde 82′si televizyon izleme, program seçme ve ekran başında kalma kararını kendileri veriyor. Bu durum sakıncalı olabilir, başarıyı engelleyebilir.

1991′de Amerika’da yapılan bir projede, 4-6 yaş arası çocuklara, ‘babanızı mı yoksa televizyonu mu daha çok seversiniz?’ diye sorulmuş ve yüzde 54 oranla ‘televizyonu babamdan daha çok severim’ cevabı alınmıştır. Türkiye’de 95 kişiye bir kahvehane, 65 bin kişiye bir kütüphane düşüyor. Ulusal ve uluslararası araştırmalar televizyon izlemeyi zaman tüketme olgusu olarak gösteriyor. Acaba zamanı israf mı ediyoruz? Sorgulamalıyız” diye konuştu.

Bir dizi karakteri hayatını kaybettiğinde helva dağıtılıyor

Medyanın günlük yaşamdaki yerine ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, basın kuruluşlarında yer alan intihar görüntüleri, argo konuşmalar ve dizilerin toplumsal etkisinin tahmin edilenin üzerinde olduğunu söyledi. Bir dizi karakteri hayatını kaybettiğinde, birçok insanın üzüldüğünü, hatta helva dağıtanların olduğunu anımsatan Fendoğlu medyaya yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü: “Aile birlikteliğine aykırı, nikâhsız birlikteliklerden övgü ile söz edilmesi, aile kurumunu zedeliyor. Tamamen altüst ediyor. Evlilik (izdivaç) programlarında, yayın ilkelerine aykırılık toplumu rencide ediyor. Medya dünyası, yenilik (inovasyon) yapan ve dünyayı değiştirenlerin çok olduğu bir dünyadır.”

Sanal dünya kişiyi esir edebilir

Medya yayınları izlenirken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu vurgulayan Fendoğlu, şöyle devam etti: “Bir tuşun ucundaki sanal dünya, kişiyi esir alabilir. Ekran kölesi kişi, anti sosyal, gerçekten uzak, doğadan uzak, okumaktan nefret eden bir birey haline gelebilir. Dizilerdeki alkollü içecek sahneleri bağımlılık yaşını düşürüyor. İş işten geçtikten sonra, şikâyetçi olmak, suçu çocuğa yüklemek, boşuna bir çaba olacaktır. Medyayı bilinçli kullanmaları konusunda lütfen çocuklarımıza gereken özeni gösterelim” dedi

 Milli Gazete

Milli Gazete’ye Teşekkür Ziyareti

27 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Gündem, Manşet

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette Mahalli İdareler Başkanı Nazmiye Turan ve STK Birim Başkanı Özlem Gerek Serenli de hazır bulundu.

kadin-kollarindan-gazetemize-ziyaret-medium-0

Milli Gazete bize ışık tuttu

Milli Gazetenin yeni yüzüne hayırlı olsun dileklerinde bulunan Nagehan Gül Asiltürk şöyle konuştu: “Her sene İstanbul İl Kadın Kolları olarak ajanda çalışmaları yapıyoruz. Bu senede hocamızın vefat yıl dönümü vesilesiyle hocamızı anlatan bir ajanda yaptık. Resimleriyle ve yazılarıyla hocamıza layık bir ajanda yapmaya çalıştık.

Aynı zamanda ajandamızdan size de takdim etmek istedik. Çünkü ajanda yapım sürecimizde Milli Gazete olarak bize çok büyük katkı sağladınız. En önemlisi bize arşivlerinizi açarak ışık tuttunuz.” dedi.

Camiamızın bu ajandaya sahip çıkacağını düşünüyorum

İstanbul İl Kadın Kollarının yapmış olduğu ajanda çalışmalarına hayırlı olsun dileklerinde bulunan Mustafa Kurdaş ise, “Özenle hazırlanmış, Erbakan hocamıza yakışan özel bir ajanda olduğunu düşünüyorum. Ahşap bir kapağa hocamızın imzasının kazılması da ajandaya oldukça bir güzellik katmış. Milli Gazete okuyucularımız da, camiamız da bu ajandaya sahip olmak isteyeceklerdir diye düşünüyorum. Çok büyük bir incelikle yapmışsınız ve ayrıca belki bir hatıra olarak saklayacakları için tarih de koymamışsınız. Ben zannediyorum bu ajandaya kimse yazı yazmayacak, evlerinde bir hatıra olarak saklayacaklar. Ya da bir yazı yazmak gerekirse herkes Erbakan Hocamızla ilgili duygu ve düşüncelerini yazacaktır. Çünkü bu ajandaya hocamızdan başka bir şey yazılmaz.” diye konuştu.

Dev Salonda Büyük Coşku

05 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Gündem, Manşet

Saadet Partisi 4. Olağan İstanbul İl Kongresi Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın kürsüye çıktığı sırada, salonda ‘Mücahit Erbakan, Başbakan Kamalak’ sloganları atıldı. 15 bin kişinin bulunduğu salon zaman zaman ‘yine, yeniden Saadet’ sloganlarıyla inledi.

muhteşem kongre

İSLAM ÜLKELERİ KENDİ SORUNLARINI KENDİLERİ ÇÖZMELİ

Partisinin İstanbul İl Kongresine katılan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Ortadoğu’nun emperyalist ve Siyonist güçlere bırakılamayacağını söyleyerek, “İslam ülkeleri kendi sorunlarını kendileri çözmeli” dedi. Kamalak ülke ve dünya gündemine ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu.

KONGREYE YURTİÇİ VE YURTDIŞINDAN YOĞUN KATILIM

İstanbul il ve ilçe teşkilatlarının yanı sıra kongreye parti genel merkezinden de yoğun katılım gerçekleşti. Öte yandan Genel Başkan Başdanışmanı Dr. Fatih Erbakan, Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Zeynep Erbakan ve GİK Üyesi olan Elif Altınöz Erbakan’ın yanı sıra yurtiçi ve yurtdışından da kongreye çok sayıda davetli katıldı.

İSLAM COĞRAFYASI, BATI’NIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ

Saadet Partisi İstanbul İl Kongresine katılan Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Ortadoğu’nun emperyalist ve Siyonist güçlere bırakılamayacağını söyleyerek, “İslam ülkeleri kendi sorunlarını kendileri çözmeli” dedi. Kamalak ülke ve dünya gündemine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Batılı güçlerin İslam ülkelerini parçalayarak güçsüzleştirdiğinin altını çizen Kamalak, “Büyük Ortadoğu Projesine göre 22 ülkenin haritası değişecektir. Bu ülkeler, Afganistan’dan Filistin’e kadar uzanan yeşil kuşak üzerindeki İslam ülkeleridir. Irak üçe bölündü, Libya fiilen üçe bölündü, Sudan resmen ve fiilen ikiye bölündü, Mısır’ın akıbeti belli değil. Her ilacın bir etkin maddesi vardır. İşte bu BOP’un etkin maddesi de, Büyük İsrail Devleti’ni kurmaktır. Biz bunu önlemek için ‘İslam Barış Gücü’ kurulsun dedik. Bunun için D-8′leri kurduk” diye konuştu.

BATI PETROLÜN PEŞİNDE

“İslam ülkelerinin kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi gerektiğine inanıyoruz” diyen Kamalak, “Bölgede kalıcı bir huzurun sağlanabilmesinin ve ilk şartı budur. İslam Coğrafyası, Batı’nın insafına bırakılamaz. İnsanlık Batı’ya teslim edilemez.

Batı ekonomik krizlerle sarsılmakta ve kendisine bir çıkış yolu aramaktadır. Bu yüzden yeni kaynak arayışı içindedir. Bu kaynak da İslam coğrafyasındadır. Nitekim petrol başta olmak üzere bölge ülkelerinin yer altı zenginlikleri açıkça pazarlık konusu yapılmaktadır” ifadelerini kullandı.

İSRAİL’İ KORUYACAK

NATO’nun Malatya’ya kuracağı füze kalkanının İsrail’i korumaya yönelik olduğunu belirten Kamalak, Türkiye’nin hedef haline gelmesinden duyduğu endişeye dikkat çekti.

Kamalak, “Türkiye’ye füze kalkanı yerleştirilmesine şiddetle karşıyız. Çünkü bu kalkanlar, Türkiye’yi korumak şöyle dursun, Türkiye’yi riske atıyor. Bu kalkanın asıl amacı, İsrail’i korumaktır. Yazık ki, İsrail’i koruyacak olan sadece füze kalkanı değildir. Bu sistem Türkiye’ye yerleştirilmek suretiyle Türk milleti de İsrail’e kalkan yapılmaktadır. Sadece füzeyi değil, aynı zamanda milleti de kalkan yapıyorlar. Rusya füze sistemini Türkiye’ye çevirdi. İran Savunma Bakanlığı yetkilileri olası bir saldırıda ilk vurulacak hedefin Türkiye olacağını söyleyerek açıkça tehdit etti. Türkiye’yi hedef yapmaya hakkı yoktur. Hükümet, bu hatadan derhal vazgeçmelidir” dedi.

PEMBE TABLOLARLA GÖZ BOYUYORLAR

Halkın yoksul olduğu ancak istatistik rakamlarla göz boyandığını ifade eden Kamalak, “Memur, işçi, esnaf, çiftçi, kısacası bütün milletimiz IMF patentli ekonomik politikalar yüzünden açlık ve yoksulluğun pençesinde kıvranıyor. 2011 yılın ilk altı ayına göre: 9 milyon 161 bin 412 insanımız yeşil kartla yaşıyor. Sadece bu rakam bile Hükümet’in çizdiği pembe tabloların gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır. Buna rağmen Hükümet yetkilileri kişi başına düşün milli gelirin 10 bin dolara çıktığını söyleyebiliyor. Eğer bu doğruysa 5 kişilik bir aileye her yıl 50 bin doların girmesi gerekiyor. Bu, ayda 7-8 bin TL gelir demek. İçinizde her ay 7 bin TL kazanan kaç aile var? O zaman nereye gidiyor bu paralar? ” şeklinde konuştu.

O, İSLAM DÜNYASININ LİDERİYDİ

Merkezi Mısır’da olan İFSO’nun Genel Sekreteri Ahmet Abdalatti, Mili Görüş Lideri merhum Erbakan’ın İslam dünyasına büyük katkılarda bulunduğunu belirterek, “bizi o yetiştirdi” dedi. “Biz bugün İstanbul’da kardeşlerimizin yanındayız. Merhum Liderimiz Erbakan’ı hatırlamadan geçemeyeceğiz. Çünkü bizi o yetiştirdi” diyen Abdalatti, 50 ülkede teşkilatlarının olduğunu söyledi. Abdalatti, “Biz parçalandık ama yeniden toparlanıp ayağa kalkacağız. Hep birlikte kalkacağız. Hep birlikte ümmetin kurtuluşuna vesile olacağız. Bu teşkilat ümmetin uyanmasına vesile olacaktır” diye konuştu.

İSRAİL’DEN HESAP SORAMAZLAR

İsrail’in Mavi Marmara gemisine saldırdığını ve dokuz Türk vatandaşını şehit etiğini hatırlatan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer, “Bu iktidar İsrail’den hesap soramaz. Ancak Milli Görüş, Saadet Partisi sorabilir” dedi. Esmerer, Batı medeniyetinin sonunun geldiğinin altını çizerek, “Tek dişi kalmış batı medeniyetinin sonu geldi. Komünizm yıkıldı, şimdi sıra kapitalizmde” dedi. Milli Görüş merhum Erbakan’ın yokluğuna alışamadıklarını dile getiren Esmerer, “Mili Görüşü iktidar yapmak, İslam birliğini hakim kılmak için yeniden yollara düşüyoruz” İfadelerini kullandı.

Siyonizme hizmet edecek

Ortadoğu ve Afrika’daki İslam ülkelerinde kan ve gözyaşı olduğuna dikkat çeken Esmerer, hak, hukuk tanımayan kapitalizmin, insanlığı sömürdüğünü söyledi ve ekledi: “Küresel sermayeden artık kurtulmanın zamanı gelmiştir.” Siyonizme hizmet edecek olan Büyük Ortadoğu Projesi’nin işlediğini belirten Esmerer, “Libya petrollerinin yüzde 30′u Fransa tarafından gasp edildi. Batı bunları yaparken de özgürlük ve demokrasi gibi kavramların arkasına saklanıyor” dedi.

YOĞUN KATILIM

Partililerin yanı sıra yurtiçinden ve yurtdışından çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Bunlar arasında Mısır, Tunus ve Irak’tan da gelenler var.

Milli Gazete Genel Müdür ve Sahibi Ömer Yüksel Özek, Sevgi Çınarı Derneği Başkanı İsmail Pakyürek, Mirasımız Derneği Başkanı Muhammed Demirci, Bilim Araştırma Vakfı Başkanı İbrahim Tuna, MÜSİAD Başkan Yardımcısı Mehmet Nuri Görenoğlu, İstanbul Grubu Dostluk Derneği Başkanı Ahmet Aluç, Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Tuğba Koylan, Kristal İş Sendiası Genel Sekreteri Minur Dinler, Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl de salona gelerek kongreyi izleyenler arasında;

Yurt dışından katılan davetliler ise şöyle: Tunus Sadakat Derneği Başkanı Fethi Abdülkadir, Filistin Sadakat Derneği Başkanı Ayman Halara, Moritanya TAWASSL Derneği Başkanı Ahmet Lemrabat, Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Tahsin Metwalli, İFSO Genel Sekreteri Amed Abdalatti ve Irak İlim Araştırma Merkezi Müdürü Shamil Shaheen.

Hicri yılbaşı ve HiCRET

26 Kasım 2011 Yazan  
Kategori Kadınca

Bismillahirrahmanirrahim

26 Kasım 2011 Cumartesi günü 1 Muharrem 1433 olup hicri yılbaşıdır. Maddi ve Manevi hayırlara, bereketlere vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan diliyoruz.

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret, göç etmelerini tarih başlangıcı olarak esas alan takvime “hicrî takvim” denir. Bu takvim, ayın yörüngesi üzerindeki dönüşüne göre düzenlendiği için: “Kamerî, ay takvim”, bütün İslâm ülkelerinde kullanılageldiği için de “İslâm takvimi” diye de isimlendirilmiştir.

Oniki ay esasına dayanan hicrî takvim yılı, Muharrem ayı ile başlar ve Zilhicce ayı ile sona erer. Hicrî, kamerî aylar şunlardır: “Muharrem, Safer, Rebiulevvel, Rebiulahîr, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce. Lütfen ezberleyelim ve çocuklarımıza da ezberletelim.

Hicrî takvim, hicretin 16 veya 17. yılında, Hz. Ömer (R.A.)nun hilafeti esnasında, sahabe-i kiram ile yapılan istişareler neticesinde uygulamaya konulmuştur. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Rebiulevvel ayında hicret etmişti. Ancak hicrî yıl, Muharrem ayı ile başladığından tarih iki ay sekiz gün geri alınıp hicrî takvimin başlangıcı, 1 muharrem olarak tesbit edildi.

big_196

İslâm tarihinin dönüm noktası

Bütün takvim başlangıçlarına, o takvimi kullananlarca mühim ve mukaddes sayılan bir hadise esas alınır. Hicrî takvimde de, hicret esas alınmıştır. Çünkü hicret, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve ashabının, dine hizmet etmek ve İslâm devletini kurmak üzere ALLAH Teâlâ’nın izni ile Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç etmesi olup İslâm tarihinin bir dönüm noktası ve en önemli olaylarından biridir.

Lügatta terketmek, ayrılmak, ilgisini kesmek anlamına gelen hecr, hicran masdarından isim olan hicret: “Kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması demektir; ancak kelime daha çok “bir yerin terkedilerek başka bir yere göç edilmesi” anlamında kullanılır. Istılah olarak genelde gayrımüslim ülkeden İslâm ülkesine göç etmeyi, özelde ise: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve ashabının; dine hizmet etmek ve İslâm devletini kurmak üzere ALLAH Teâlâ’nın izni ile Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç etmeleridir. Medine-i Münevvere’ye göç eden müslümanlara muhacir, Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimize ve muhacirlere yardım eden Medineli müslümanlara da ensar adı verilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de hicret kelimesi yer almamakla birlikte otuz bir yerde hecr kökünden gelen çeşitli türemiş kelimelerin geçtiği görülür. Bunlar kullanışlarına göre “Kur’an’ı terk etmek (Furkan süresi: 30), bir kişiden, bir gruptan ayrılmak (Nisa süresi: 34, Meryem süresi: 46 Müzzemmil süresi: 10), kötü şeyleri terk etmek(Müddesir süresi: 5) ve ıstılah anlamına uygun olarak “ALLAH uğrunda başka bir yere göç etmek” (Bakara süresi:218, Al-i İmran süresi:195, Nisa süresi:89-97, Tevbe süresi:20) anlamlarına gelmektedir. Hicret eden kimse karşılığında da muhacir ve çoğul olarak da muhacirûn, muhâcirât kelimeleri kullanılmakta (Nisa süresi:100, Tevbe süresi:100,117, Nur süresi:22, Mümtehıne süresi:10), bu ayetlerin çoğunda da Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç eden müslümanlar kasdedilmekte, olayın kendisinden çok onu gerçekleştirenlerin ve bu amellerinin önemine dikkat çekilmiş, ayrıca bu hicret kelimesi hadis-i şeriflerin pekçoğunda Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç olayına işaret etmekte, ancak farklı anlamlarda kullanıldığı da görülmektedir. Mesela Abdullah b. Amr b. As (R.A.)’dan rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Hakiki Muhacir, ALLAH’ın yasakladığı şeyleri bırakan kimsedir.”(Buhari, İman: 4-5, Rikak: 26, Müslim, İman: 64-65, Ayrıca Bk. Ebû Davud, Cihad: 2, Tirmizi: Kıyamet: 52, İman- 12, Nesai, İman: 8-9-11)buyurmakta; Fudale b. Ubeyd (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Hakiki Muhacir, hataları ve günahları terk eden kimsedir” (İbni Mace, Fitne:2, A.b. Hanbel, 4/114)buyurarak hicretin kötü şeyleri terk etmek anlamına geldiği belirtilmektedir. O halde, bizler de ALLAH’ın yasakladığı şeylerden kaçınıp nefsimizin kötü isteklerini frenleyerek her an hicret halinde olabilir ve hicret sevabına nail olabiliriz. Günahlarla, isyanlarla kirlenen gönül dünyamızın, kulluğa, itaate, ibadete yönelmesinin de gerçek hicret olduğunu unutmayalım.

Hicret birlik, beraberlik ve dayanışmasının simgesidir

HİCRETİN ahlak ve zühd ile ilgisine işaret eden ayet ve hadis-i şerifleri dikkate alan mutasavvıflar, bu kavramı hem “haramları terk edip kötülüklerden uzaklaşmak”, hem de “nefsi terbiye etmek maksadıyla yolculuğa çıkmak” veya “kalben ve zihnen halkı terk etmek” anlamında kullanılmış seyr u sülük dedikleri manevi yolculuğu da bir çeşit hicret saymışlardır.

Hicret; İslâm davasının hedefe giden yolunda bir dönüm noktasıdır. Hicret; İslam toplumunun teşkilatlanması, bir güç haline gelmesi ve çevresine kendini kabul ettirmesi sürecinin ilk adımı olmuştur. Hicret; her vesile ile birlik, beraberlik ve dayanışmayı vurgulayan İslam’ın hayat bulmasına yol açan önemli bir olaydır. Hicret; imanın maddi güç karşısında kazandığı zaferin simgesidir. Hicret, ALLAH rızası için; anadan, babadan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan, evlattan vazgeçişin, ibretli ve meşakkatli kıssasıdır.

Hicret, yapılan zulüm ve işkencelerden, kötü şartlardan kaçış değil; İslam’ın hükümlerini yaşatacak ve yaşayacak yeni şartların ve mekânların aranışıdır. Hicrette bedenen rahata kavuşmak gayesi asla güdülmemiştir. Çünkü din hizmeti; sıkıntı, eziyet ve imtihan meydanlarında cereyan ediyor. Gerektiğinde aile efradın, memleket ve yurdun, makam ve maaşın feda edilebilmesini istiyor.

Hicret; Hak’kın batıla galip gelmesi ve islamı tümüyle yaşamanın azmidir. Hicret; tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür. Hicret; Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir. Hicret; ilk müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakârlığın doruk noktasıdır.

Mekkeli ve Medineli Müslümanların destanı

HİCRET; her şeylerini ALLAH için, göz kırpmadan terk eden Mekke-i Mükerreme’li Muhacirler ile onları bağırlarına basan, muhtaç oldukları halde onları kendilerine tercih eden Medineli Müslümanların, Ensarın destanıdır. Bu destanda fedakârlık, kardeşlik, ahde vefa, birlik ve beraberlik, değerlerin paylaşımı, özgürlük aşkı, adalet, saygı ve hoşgörü temel konulardır.

Hicret, İslâm tarihinin en önemli olaylarından biri ve bu tarihin bir dönüm noktası sayılır. İslâm tarihinde iki önemli hicret olayı gerçekleşmiştir:

1- Habeşistan’a hicret: Peygamberliğin beşinci yılında onbiri erkek, dördü kadın olmak üzere toplam 15 kişi; altıncı yılında da onüçü kadın yetmiş yedisi erkek olmak üzere toplam 90 kişi Habeşistan’a hicret etmiştir.

2- Medine-i Münevvere’ye hicret ki, hicret denildiği zaman akla bu gelir.

Tarihte Hicret

YÜCE ALLAH, emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etmek üzere peygamberler göndermiştir. Görevleri sadece insanları doğru yola ulaştırmak olan bu kutlu elçilerin hemen hepsi, pek çok işkence ve zulme maruz kalmışlardır. Bazısı öldürülmüş, bazısı yurtlarından göçe zorlanmış, bazıları da toplumdan soyutlanarak baskı altında tutulmuşlardır. Hâlbuki bu kutlu elçiler, gönderildikleri toplum için rahmet, şefkat ve sevgi kaynağı idiler.

Kur’an-ı Kerim, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizden önceki dönemlerde de peygamberlerin ve onlara inanan insanların kâfirlerce hicret etmeye zorlandıklarından ve bunların inançları uğrunda yurtlarını bırakıp başka yerlere gittiklerinden bahseder. Çünkü batıl düzenler, gerçekten Hakk’a inananlara hayat hakkı tanımak istemezler. Onlar gerektiğinde bütün zulüm mekanizmalarını inananların aleyhine çalıştırmaktan geri durmazlar. Çünkü, yarasanın ışıktan ürktüğü gibi, onlar da inananların gerçekleri ve mutlak doğruları gözleri önüne sermeleri ve böylece kendi menfaatlerinin ortadan kalkmasından, ilahlık davalarının sahteliğinin ortaya çıkmasından, sömürü çarklarının durmasından endişelenirler, korkarlar. Tarih boyunca inananlara zalim düzenler eliyle yapılan zulüm, baskı ve şiddetin asıl sebebi budur. Bugün yeryüzünün her bölgesinde Müslümanlar üzerindeki baskı ve terör bundan kaynaklanmaktadır.

Ayet-i kerimelerde belirtildiği üzere, Hz. İbrahim (A.S.) kendi kavmine ALLAH’ın dinini anlatmada hiçbir engel tanımamış, Nemrut’un zorbalığına boyun eğmemiş, bir bir işkencelere maruz kalmasına rağmen yolundan dönmemiştir. Fakat O’nun bütün gayretleri bir netice doğurmamış ve toplumunu küfür bataklığından çekip alamamıştır. Artık netice belli olmuştur; kavmi kendi doğrultusunda gitmektedir. Hz. İbrahim (A.S.) da tevhid üzere yoluna devam etmektedir. Hz. İbrahim (A.S.) kavminin kendisini ateşte yakma teşebbüsünün ardından ve kavminin iman etmesine imkan ve ihtimal kalmadığını anlayınca:

“Doğrusu ben rabbimin emrettiği yere gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.”(Saffat sûresi:99)demiş sapıklık ve küfür diyarından uzak kalmak gayesiyle her şeyiyle yalnız ALLAH’a kulluk edebilmek için Önce Filistin’e, ardından Mısır’a göç edip, daha sonra da Ken’an diyarına yerleşmişti. Hz. İbrahim (A.S.)la beraber Filistin’e kadar bu hicrete katılan Hz. Lut (A.S.), peygamberlik görevini yaparken kâfirlerin azgınlık ve ahlaksızlıkları karşısında Cenab-ı Hak’tan aldığı emirle bir gece vakti inananlarla birlikte yurdundan çıkmış, arkasına dönüp bakmadan gitmesi istenilen yere gitmişti. (Bak. Hûd sûresi:77-81, Hicr sûresi:65) Hz. Şuayb (A.S.)a kavminin ileri gelen kibirlileri:

“Ey Şuayb! Kesinlikle seni ve seninle beraber iman edenleri memleketimizden çıkaracağız yahut dinimize döneceksiniz” (Araf sûresi:88) demişler, O’nu ve müminleri hicrete zorlamışlardı. Hz. Musa (A.S.), ALLAH’ın emriyle geceleyin Mısır’dan yola çıkardığı Israiloğullarını göç ettirmeyi başarmış, peşlerine düşen Firavun ve ordusu ise denizde boğulmuştu. (Yunus sûresi:90, Taha sûresi:77-78, Şuârâ sûresi:52-67)

Kur’an-ı Kerim Ashab-ı Kehf’ten, “Rablerine iman eden gençler”(Kehf sûresi:13) olarak söz etmektedir. Bunun üzerine, ALLAH da onların hidayetlerini artırmıştı. Ashab-ı Kehf’in kavimleri ALLAH’tan başka tanrılara taptıkları için onlardan uzaklaşmalarını Kur’an-ı Kerim övgüyle anlatmaktadır. Onlar bu davranışlarıyla doğru yolu bulmayı ve ALLAH’ın rahmetine kavuşmayı gaye edinmişlerdi. Böylece onlar, zalim bir toplum içinde yaşayıp, dinlerini açığa vuramamaktansa mağaraya çekilip orada inançlarını yaşamayı tercih etmişler ve son derece az olduklarından mevcut düzene karşı duramayacaklarını anlamış bulunuyorlardı.

İşte bu gibi ayet-i kerimelere dayanarak hicretin bütün peygamberlerin hayatında yer aldığı söylenebilir. Kâfirlerden görülen eziyet ve baskılar, hak dini tebliğ imkânının ortadan kalkmış olması onları göç etmek zorunda bırakmıştır. Nitekim İbrahim süresinde Mekke-i Mükerreme’lilerden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin kıssaları anlatılırken kâfirlerin peygamberlerine: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz.” dedikleri bildirilerek rablerinin bu peygamberlere, “Zalimleri mutlaka helak edeceğiz” diye vaadde bulunduğu belirtilir. (İbrahim sûresi:9-13)

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve ilk müslümanlar da, daha önceki Peygamberler ve ümmetlerin akıbetine maruz kaldılar. Bildiğiniz gibi, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Mekke-i Mükerreme’de doğdu ve kendisine peygamberlik görevi burada verildi. İnsanlığın yaratılış gayesini, ahiret inancını yitirdiği, insanî değerlerini kaybettiği, şirke, zulme ve her türlü ahlaksızlığa saplandığı bir dönemde Yüce Rabbimiz, Hz.Muhammed (S.A.V.) Efendimizi son peygamber olarak göndermiştir.

Devamı var

Mehmet TALÜ

Milli Gazete

Saadet Partisi, Kadına En Yüce Değeri Veren Partidir

01 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Gündem, Manşet

Saadet Partisi Kadın Milletvekili adaylarını kahvaltılı basın toplantısı ile tanıttı. Kadın Adayların tamamının hazır bulunduğu toplantı, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer’in açılış konuşmasıyla başladı.

Esmerer, konuşmasında, İslam dininde kadının en üst mertebeye yerleştirildiğini söyleyerek, “Kadın hakları, kadına şiddet gibi tartışmaların arkasında derin bir kadın sömürüsünün yatmakta olduğunu ” söyledi.

İl Kadın Kolları

AKP hükümetinin başörtüsü sorununa yönelik, hiçbir şey yapmadığını vurgulayan Esmerer, “Saadet Partisi, kadına en yüce değeri veren partidir. Sadece İstanbul’dan, sekiz başörtülü kadın milletvekili adayı gösterdik. Kimseden başörtüsü için özgürlük lütfetmesini beklemiyoruz. Bu bir özgürlük konusu değil, bir haktır” ifadelerini kullandı.

Basın toplantısında İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk’te söz aldı. Konuşmasında, seçim çalışmalarında başörtüsü vurgusunun çok önemli olduğunu söyleyerek, AKP hükümetinin başörtüsünü, oy toplama aracı olarak kullandığını, ancak iktidara geldikten sonra hiçbir adım atmayarak kendisine güvenen başörtülü kadınlara ihanet ettiğinin altını çizdi. Asiltürk ayrıca, AKP’nin başörtüsü sorununu tek başına iktidar olduğu mecliste çözebilecekken, bu sorunu çeşitli gerekçelerle ötelediğini de dile getirdi.

Asiltürk, “Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden büyük Türkiye ve Yeni bir Dünya’nın kurulmasına olan inancımız ve gayretimizle toplumun her bendinde STK’ları, etkili fertleri ve Kanaat önderlerini ziyaret ederek, ev sohbetleri, mahalle taramaları, stant çalışmalarımızı gerçekleştirerek tüm gücümüzle insanların Saadeti ve Milli Görüş’ün tek başına iktidarı için çalışmaya devam edeceğiz’’ dedi.

Basın toplantısında Saadet Partisi İstanbul kadın milletvekili adayları öz geçmişleri ve partiye katılım gerekçelerini anlatırken kadın ve anne olarak sosyal hayatta karşılaştıkları sorunlara, okul çağlarında yaşadıkları başörtüsü engeline değinildi.

Adaylar; Aradan bunca yıl geçmesine rağmen çocuklarının da aynı eziyetlere ve başörtü sorununa maruz bırakıldığını belirterek,  Ak parti seçim meydanlarında söz vermesine ve tek başına iktidar olmasına rağmen maalesef sorunların çözümüne karşı hiçbir girişimde bulunmamış, hatta Avrupa insan hakları mahkemesine açılan başörtüsü davalarına karşı savunmalar hazırlamıştır” ifadelerini kullandılar.

Sultanahmet’in tarihi dokusu içerisinde Rast otel de gerçekleşen aday tanıtım çalışması, basına verilen kahvaltının ardından sona erdi.

Büyükçekmece İlçemize yerel medyadan ziyaret

Büyükçekmece yerel gazetelerinden ilçe başkanlığına ziyaret gerçekleşti. İlçe Başkanı Gül Cebi seçim çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Büyükçekmece İlçesi

Küçükçekmece İlçemiz Yerel Medya ziyareti

20 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Küçükçekmece, Manşet, Teşkilat Haberleri

Küçükçekmece Hanımlar Komisyonu ilçelerinde bulunan yerel gazete Küçükçekmece Gazetesini ziyaret etti.

Küçükçekmece

Küçükçekmece

Tunus’ta Yaşananlar İbret Tablosudur

19 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet

 Saadet Partisi Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu Tunus ve Sudan’da yaşanan gelişmelerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Temel Karamollaoğlu

Temel Karamollaoğlu, Tunus’ta yaşanan gelişmeleri ve Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin ülkesini terk etmek zorunda kalmasını, “Üzerinde düşünülmesi ve ibret alınması gereken” bir olay olarak nitelendirdi. Bin Ali’nin 23 yıllık iktidarı boyunca acımasız, antidemokratik ve baskıcı bir yönetim ortaya koyduğunu hatırlatan Karamollaoğlu; “Devrik Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali iktidarı boyunca sokakta bile başörtüsünü yasaklamaya kalkacak kadar baskıcı bir tutum sergilemiştir. Bu baskılara ilave olarak Tunus dış borç batağına saplanmış, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk içinde kıvranan bir ülke durumuna sürüklemiştir. Tunus’da yaşanan sosyal patlama, yoksulluğa, yolsuzluğa, baskı ve dayatmaya karşı bir isyandır. Bu isyan yılların birikiminin bir sonucudur. Üniversite mezunu seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin kendisini yakması bu toplumsal patlamayı ateşleyen bir fitil olmuştur ” dedi.
 

TUNUS’TA YAŞANANLAR İBRET TABLOSUDUR

Tunus’taki halk isyanının Batı yanlısı politikaların iflasının bir göstergesi olduğunu da vurgulayan Temel Karamollaoğlu; “Zeynel Abidin’in baskıcı rejiminin en büyük destekçisi basta Fransa olmak üzere Batı âlemi olmuştur. Her fırsatta demokrasiyi ve insan haklarını dillerinden düşürmeyen bu ülkeler, baskıcı politikalarına rağmen Zeynel Abidin Bin Ali’yi desteklemişlerdir.

 Ancak ne dramatiktir ki; aynı Batı Âlemi ülkesini terk etmek zorunda kaldığında, yıllarca zalimane yönetimine destek verdiği Bin Ali’ye kapılarını kapatmış, ona sırt çevirmiştir. Bu durum Batı’nın umursamazlığının ve çifte standardının en somut göstergesidir. Bundan ders alınmalı, bu ülkelerin ipiyle kuyuya inilmeyeceği artık anlaşılmalıdır. Nitekim Batı’nın desteği ile yıllarca kendi insanlarına zulmeden, hatta başörtüsünü sokakta bile yasaklayacak kadar ileri giden bin Ali’nin, canını kurtarabilmek için bir İslam ülkesine, Suudi Arabistan’a sığınması oldukça anlamlıdır’’ dedi.
ZULM İLE ABAD OLUNMAZ

Demokrasi görüntüsü altında halka zulmetmenin ne o ülkeye ne de o zulmü yapanlara bir fayda sağlamayacağını, bunun en açık örneğinin Tunus olduğunu kaydeden Temel Karamollaoğlu; “Tunus’ta yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki; önemli olan iktidarların milletleriyle barışık ve adil bir yönetim oluşturabilmeleri, onların dertlerine derman olabilmeleridir. Bu nedenle dost ve kardeş ülke Tunus’ta bir an evvel sükûnet ve güvenlik ortamının sağlanması, halkın inancı, tarihi ve değerleriyle barışık Adil bir yönetimin kısa bir sürede oluşturulması en büyük temennimizdir. Oluşturulacak yeni yönetimin halkın beklentilerini karşılayacak bir yapıda olması, ülkenin ihtiyacı olan ekonomik ve sosyal adımları ivedilikle hayata geçirmesi şarttır” değerlendirmesinde bulundu.
BATI KIBRIS’TA BAŞKA SUDAN’DA BAŞKA OYNUYOR

Basın açıklamasında Sudan’da yaşanan gelişmelere de değinen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu; Sudan’da gerçekleştirilen Plebisit’in, Sudan’ı bölme girişimlerinin arkasında ABD ve Batı ülkelerinin olduğunu söyledi. ABD eski başkanlarından Carter’ın, referandum arifesinde güney Sudan’ı ziyaretinin bu müdahalenin açık bir delili olduğunu ve Sudan’ın bölünmesi için yoğun çaba harcadığını hatırlatan Karamollaoğlu şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kendisine uygulanan dış baskılara rağmen Sudan Hükümeti’nin bu süreçte ortaya sağduyulu bir tavır koyduğu anlaşılmaktadır. Sudan yönetimi hem güneyde hem de Darfur bölgesinde dış etkilerle meydana gelen olayların önlenmesi için caba sarf ederken bu mihraklar tam tersine Sudanı karıştırmak için her yola başvurmaktadırlar.


Batı ülkelerinin bu tavrı bir başka çifte standardı daha açıkça ortaya koymuştur.

Son elli yıldır gösterilen bütün çabalara rağmen Kıbrıs’da birbiriyle uyuşması mümkün olmayan iki ayrı devleti zorla birleştirmeye kalkan Batı dünyası, asırlardır birlikte yaşayan ve mevcut durumda bütünlüğünü koruyan Sudan’ı çeşitli bahanelerle ikiye bölmeye çalışması büyük bir çelişkidir.

Aynı güçlerin, maalesef Türkiye’nin de içinde bulunduğu Mısır, Irak, Pakistan, Nijerya gibi birçok İslam ülkesini bölmek için yıllardır çalıştığı, proje ürettiği, strateji geliştirdiği de bilinmektedir.


Sudan’ı bölme girişiminin arkasında son yıllarda bu ülkede çıkarılan zengin petrol kaynaklarını kontrol etme isteği yanında, “Arz-ı Mev’ud” un bir parçası olan ‘Yukarı Nil’ havzasını da kontrolü altına almak olduğu konusunda ciddi endişelerimiz vardır. Bu karanlık güçler Sudan’daki asırlardır süregelen kabileler arası mevzi ihtilafları çözecek girişimler yerine, kabilelere silah dağıtarak Sudan’ın bir iç savaşa sürüklenmesini sağlamışlardır.

Kendi menfaatleri için binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuşlar ve bu çatışmaları ileri sürerek de Sudan yönetimini itham etmişlerdir. Üzülerek ve endişe ederek gözlemliyoruz ki, hangi gerekçe ile olursa olsun Bati ülkeleri bir ülkeye müdahale ettiklerinde, o ülkeyi kana ve gözyaşına boğmakta ve müdahil oldukları ülkeleri sadece felakete sürüklemektedirler.”

97. İl Divan Toplantımız Coşkuyla Gerçekleşti

18 Ocak 2011 Yazan  
Kategori İstanbul, Manşet, Teşkilat Haberleri

İl Divanımız, İl Kadın Kolları Başkan Vekili F. Nevin Gökçe hanım’ın konuşması ile başladı.
Açılış konuşmasında; Bütün dünyanın Milli Görüş’e ihtiyacı olduğunu söyleyen Gökçe, dünyanın birçok bölgesinde Sudan, Mısır, Irak gibi ülkeler bölünmeye çalışılırken fiili ve siyasi olarak ikiye bölünmüş olan Kıbrıs’ın AB ve Siyonist menfaatleri çerçevesinde birleştirilmeye çalışıldığını söyledi. Alman Başbakanı Merkel’in Kıbrıs Rum kesimini ziyareti esnasında yaptığı açıklamaların bu çerçevede bir skandal olduğunu, Annan planına Evet diyen Türk tarafı olmasına rağmen Merkel in Türk tarafını suçlu, kusurlu bulduğunu açıkladı. Bu açıklama AB’nin çifte standardını ortaya koyuyor. Amerika’ya yaslanmış İsrail’e güvenlik çevresi oluşturulmak için uzun vadeli planların yapıldığını, NATO’nun yeni görevinde bu çerçevede dünya jandarmalığı olduğunu, bu durumu Milli Görüş camiası olarak, Saadet Partisi olarak yıllardır insanlarımıza anlattık ve bugün bu planlar ayan beyan ortadadır dedi. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak planları bozacak çalışmaları artırarak devam etmeliyiz, ne ülkemizin ne de ümmet coğrafyasının bölünmesine izin vermeyeceğiz dedi.
Raporların takdimi ve müzakeresinin ardından söz alan Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi M. Hasan Öz Beyefendi Genel Merkez Eğitim Birimi olarak hazırlanan yeni dönem eğitim çalışmaları ile ilgili sunum yaparak İl Kadın kolları divanımıza katkıda bulundu.
İl Divanımıza katılan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanımız Selman Esmerer 23 Ocak’ta gerçekleşecek Genişletilmiş il Divanının hazırlıklarının yoğun bir şekilde devam ettiğini, Gene Başkanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın da katılacağı Genişletilmiş İl Divanının teşkilat çalışmalarımıza büyük bir heyecan ve bereket getireceğini ifade etti. Saadet Partisi’nin 12 Haziran seçimlerinden beklenmeyen çok büyük bir başarıyla çıkacağını biliyoruz ve bu başarıda payımız olması içinde çalışmamız gerekiyor diyerek sözlerini tamamladı.
Genel Merkez Kadın Kolları Bölge Sorumlularından Sn. Zehra Öz, İl İstişare kurulu üyelerimizden, Sn. Alev Sezen 97.İl Kadın Kolları Divanımıza iştirak eden misafirlerimiz arasındaydılar.
97. İl Divan toplantısı Başkan Vekilimiz F. Nevin Gökçe Hanımefendinin değerlendirme konuşması ile son buldu.

97. İl Divan Toplantısı

İl Başkanı Selman Esmerer

Sonraki Yazılar »