“Sen kıyafetini seçemezsin demek, ona karşı büyük bir saygısızlıktır”

Saadet Partisi İstanbul Kadın Kollarının yapmış olduğu basın toplantısında konuşan İl Başkan Yardımcılarından Goncanur Aslan danıştayın denetlemem yetkisi olmadığı halde yetkisi dışında uygulama yaptığını ifade etti.

STK Başkanı Goncanur Aslan

“Danıştay 8. Dairesi’nin, 2010 Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) sonbahar dönemi kılavuzundaki kılık kıyafetle ilgili düzenlemelerin yürütmelerinin durdurulma kararı münasebeti ile buradayız. “Danıştay, yine yanlış yola girmiş ve Anayasa’ya açıkça aykırı olan bir karar vermiştir”  “Danıştay’ın kararı her şeyden önce Anayasa’nın 2. Maddesine açıkça aykırıdır. Bu maddeye göre, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde asıl olan, haklardır ve özgürlüklerdir. Yani serbestlik asıl, yasak ise istisnaidir.” Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay’ın yasak kararlarında herhangi bir kanun maddesi bulunmamaktadır ve o kararların hukuki anlamda hiçbir dayanağı yoktur. Yasama organı yasa yapar, yürütme onu uygular ve yargı da uygulamanın yasa ve Anayasa uygunluğunu denetler, yani “Yapılan işlem Anayasa’ya uygun mu değil mi? Yargı buna bakar. Yargının yerindelik denetimi yapma yetkisi yoktur.”  “Yargı, sadece hukuka uygunluk denetimi yapabilir. O açıdan baktığımızda da kararın savunulacak tarafı yoktur.” Yasal anlamda Danıştay’ın denetleme yetkisi olmadığı halde yetkisi dışında bir karar almıştır.” diyen Aslan “Başörtülü hanımlar, bir seçim dönemi daha seçim malzemesi olmayı reddedeceklerini hükümete mutlaka duyurmalıdırlar” diyerek danıştayın yapmış olduğu yersiz uygulamanın biran önce kaldırılması için TBMM’e çağrıda bulundu.

Goncanur Aslan konuşmasının devamında “Bu karar ALES ve LGS’ye girmeye hazırlanan, başörtülü resimleri ile sınavlara müracaat yapan yüz binlerce hanım adayı büyük bir endişeye sevk etmiştir. Bu tür yasaklar, insanlığımıza karşı saygısızlıktır. Çünkü 18 yaşını bitiren bir kızımız eş seçme hakkına sahiptir. Anne olma hakkına sahiptir. Bir suç işlediği takdirde, tam anlamıyla ceza sorumluluğuna sahiptir. Yani fiil ehliyetine sahiptir. Cezasında herhangi bir indirim yapılamaz. Böylesine hak ve sorumluluk sahibi olan, mümeyyiz, aklı başında, reşit bir kimseye “sen kıyafetini seçemezsin demek, ona karşı büyük bir saygısızlıktır.” Ülkemizde faaliyet gösteren bütün kadın derneklerini, hukuk derneklerini, başörtüsü yasağının kaldırılması için çalışma yapan tüm dernek ve vakıfları ve hukuksuz yasağın uygulanması sonucu hakları ihlal edilmiş tüm hanımları, mevcut AKP hükümeti üzerinde baskı kurarak, sağlam ve kalıcı kanunlarla hak ihlallerinin önlemesine vesile olmaya davet ediyoruz. Başörtülü hanımlar, bir seçim dönemi daha seçim malzemesi olmayı reddedeceklerini hükümete mutlaka duyurmalıdırlar.

AKP Hükümeti’nin, meselenin çözümünü kanunlar üzerinde hiçbir yetkisi, yaptırımı olmayan YÖK’e havale etme uyanıklığı-işgüzarlığı milletimizin gözünden kaçmamaktadır. Aziz milletimiz çok iyi bilmektedir ki Türkiye Cumhuriyetimizde kanun yapma yetkisi TBMM’mizindir, bütün kuruluşlar ve şahıslar bu kanunlara uymakla mükelleftir. Vatandaşla Danıştay’ı, vatandaşla YÖK’ü, vatandaşla rektörü, vatandaşla öğretim görevlisini, vatandaşla sınav salonu görevlisini karşı karşıya bırakmak, hükümetin kendi beceriksizliğinin ve sorunu çözme iradesinden ne kadar uzakta olduğunun ispatı olabilir ancak.

Başbakanımıza çağrıda bulunuyor “vakit kaybetmeksizin, YÖK’ün itirazına Danıştay’ın cevabını beklemeden, bu meseleyi Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunla çözün, bu yasağı tümüyle kaldırın” diyoruz. TBMM Eski Başkanı Ak Parti Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın ifadesi ile bu AKP’nin “namus borcudur.” “Mecliste desteğe ihtiyacımız var”, “Mutabakat olmadan olmuyor” mazeretleri artık seçmeninizi bile ikna etmiyor. 17 Ocak 2007 tarihinde çıkarılan Petrol Yasası, 20.2.2008 tarihinde AB uyum süreci çerçevesinde düzenlenen Vakıflar Kanunu, peşkeş niteliğindeki özelleştirmeler gibi konularda aranmayan mutabakatlar, niçin konu Başörtüsü meselesi olunca aranıyor? Bu süreç, mecliste gurubu bulunan başta AKP, MHP, BDP ve CHP için büyük bir samimiyet sınavıdır. TBMM bu milletin meclisidir ve mevcudiyetinin sebebi milletin sorunlarına çözüm üretmektir. Kürdü, Türkü, Çerkezi, Boşnağı, Arabı, Hanefisi, Şafisi, Alevisi ile halkının %99’u Müslüman olan ülkemizin hanımlarının %70’inin tercihi olan başörtüsü kıyafetinin yasaklarla anılması, bu vatan evladı olan herkes için, bir utanç kaynağı olabilir ancak.

AKP Hükümeti meseleyi “Dostlar alışverişte görsün” , “Başörtüsü bize bir seçim daha kazandırır” mantığı ile ele alacak olursa emin olmalıdır ki, sığ ve samimiyetsiz bu niyeti içinde boğulup gidecek, yumurtadan, ıslıktan daha etkili olduğu kesin olan sandıkta, milletten gereken cevabı alacaktır.

Başörtüsünü, mevcut TBMM Başkanı Sn. M. Ali Şahin’in ifadesi ile “%1,5 un sorunu” olarak değil, bütün milletin meselesi olarak görüyoruz. Bu anlamsız uygulamanın kaldırılması için her türlü mücadeleyi vererek, gereken bedelleri ödemiş ve meseleyle ilgili samimiyetini milletimizin vicdanında ispatlamış Milli Görüş camiası, Saadet Partisi olarak bizler sürecin yakın takipçisi olacağız. Mecliste 335 milletvekili ile bulunan AKP’nin kaçak güreşmesine izin vermeyeceğiz. AKP içerisinde, bu hukuksuz uygulamanın sonlanması konusunda samimi olan milletvekillerini, Ak Parti İl ve İlçe Yönetimlerini ve AKP üyelerini göreve davet ediyoruz. Partiniz üzerindeki etkinizi kullanınız.” diyerek yetkilileri göreve çağırdı.

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları