Ödüllü Makale Yarışması
15 Ocak 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Konu: Hayalimin İstanbul Silueti
Hedef Kitle: 18 Yaş üstü tüm halkımız
Amaç: İstanbul’da yaşayan halkın taleplerini hizmete dönüştürmek
İçerik: Saadet Partisi her zaman ve her ortamda; kültür ve düşüncesiyle halkın yanında ve hizmetinde bir siyasi düşünce hareketi olmuştur. İnsanlarımız belediyecilik hizmetlerini Milli Görüş belediyeleri ile tanıdı. Milli Görüş Türkiye’de belediye hizmetlerini en mükemmel şekilde insanlara sundu. Bizler bu noktada İstanbul’da hızlı bir şekilde yaygınlaşan çarpık yapılaşmaya; kültürel dokunun yok olmaya doğru gittiğine şahit olmaktayız. Bu olumsuzluklara dikkat çekmek, halkın nasıl bir İstanbul isteğini hizmete dönüştürmek ve İstanbul’un tarihi dokusunu ve siluetini nasıl koruyabiliriz sorusuna cevap aramak için “HAYALİMİN İSTANBUL SİLUETİ” konulu bu makale yarışmasını düzenlemeyi zorunlu ve gerekli gördük. Bu yarışma ile Saadet Partisi gelen çalışmaları hizmete dönüştürmeyi hedeflemektedir.
Katılım ve yarışma şartları:
- Saadet Partisi İstanbul İl ve İlçe Teşkilatlarında görevli olmamak
- 18 yaş üstü herkes katılabilir
- Yarışmaya sadece bir eserle katılmak
- Eserin daha önce herhangi bir yarışmaya katılmamış olması ve bir yayın organında yayınlanmamış olması
- Yarışmaya katılan eserlerde aranacak şartlar
a) Eserler A4 sayfa boyutunda, 12 punto, Time New Roman karakteri ile 3 sayfayı geçmeyecek şekilde hazırlanacak 3 nüsha halinde teslim edilecektir.
b) Anlatım tekniği serbesttir.
c) Eserler özgün olmalı, başka bir eserden kopya olmamalıdır.
d) Eserlerin üzerinde, katılanın ismi ve imzası kesinlikle bulunmamalı, ancak katılım formunda istenen bilgiler veya çalışmanın son sayfası arka kısmının sağ alt köşesine, yarışmacının adı, soyadı, yaşı, gördüğü eğitimler, okuduğu bölüm, ulaşılabilecek telefon numaraları, adresi yarışmaya katıldığı ilçe ve il açık bir şekilde yazılmalıdır.
Diğer Hükümler:
- Dereceye girsin veya girmesin yarışmaya katılan eserin tüm imtiyazı “Saadet Partisi”ne ait olacak, eserler üzerinde yarışmacılar hak talep edemeyeceklerdir.
- Saadet Partisi, ödül olan ve sergilenmeye değer bulunan eserleri, afiş, katalog, broşür, kitapçık vb. her türlü tanıtım malzemesi olarak kullanma hakkına sahip olacaktır.
- Dereceye giren katılımcılara ödülleri Saadet Partisi İl Kadın Kolları tarafından verilecektir.
- Dereceye giren eserlere verilecek ödüller 15 mayıs2012 tarihine kadar alınmadığı takdirde yarışmacılar tarafından herhangi bir hak talep edilemeyecektir.
- Yarışmaya katılanlar, yukarıdaki şartların tümünü kabul etmiş sayılırlar.
Ödüller:
İstanbul genelinde yapılan kompozisyon yarışmasında ilk üç dereceye giren yarışmacılara aşağıdaki ödüller verilecektir.
Diz üstü bilgisayar
Tablet
Fotoğraf makinesi
Yarışmaya katılan tüm yarışmacılara teşekkür belgesi verilecektir.
Juri Üyeleri
Sn: Ali Haydar Haksal (Edebiyatçı,Yazar)
Sn: Durali Yılmaz (Akademisyen, Yazar)
Sn: İsmail Kıllıoğlu (Araştırmacı,Yazar)
Sn: Mustafa Armağan ( Araştırmacı,Yazar)
Sn: Nejat Çavuş (Yazar Şair)
BAŞVURU
Eserlerin katılım formu ile birlikte bir zarfa konularak 21 ocak-15 mart 2012 tarihleri arasında Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığına; elden, kargo ,@-posta veya posta ile gönderilmesi gerekmektedir.
Başvuru adresi: Merkez Efendi Mah. Yılanlı Ayazma Cad. No: 23 Cevizlibağ Zeytinburnu İstanbul
Başvuru formu www.saadetkadin.org internet adresinden temin edilebilir.
Sonuçların açıklanması: Sonuçlar www.saadetkadin.org internet adresinden öğrenilebilecektir.
Ödüller, 05 mayıs 2012 tarihinde tertip edilen program ile takdim edilecektir.
BAŞVURU FORMU
http://bit.ly/BasvuruFormu
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları
Mahalli İdareler Birim Başkanlığı
Milli Gazete’ye Teşekkür Ziyareti
27 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette Mahalli İdareler Başkanı Nazmiye Turan ve STK Birim Başkanı Özlem Gerek Serenli de hazır bulundu.
Milli Gazete bize ışık tuttu
Milli Gazetenin yeni yüzüne hayırlı olsun dileklerinde bulunan Nagehan Gül Asiltürk şöyle konuştu: “Her sene İstanbul İl Kadın Kolları olarak ajanda çalışmaları yapıyoruz. Bu senede hocamızın vefat yıl dönümü vesilesiyle hocamızı anlatan bir ajanda yaptık. Resimleriyle ve yazılarıyla hocamıza layık bir ajanda yapmaya çalıştık.
Aynı zamanda ajandamızdan size de takdim etmek istedik. Çünkü ajanda yapım sürecimizde Milli Gazete olarak bize çok büyük katkı sağladınız. En önemlisi bize arşivlerinizi açarak ışık tuttunuz.” dedi.
Camiamızın bu ajandaya sahip çıkacağını düşünüyorum
İstanbul İl Kadın Kollarının yapmış olduğu ajanda çalışmalarına hayırlı olsun dileklerinde bulunan Mustafa Kurdaş ise, “Özenle hazırlanmış, Erbakan hocamıza yakışan özel bir ajanda olduğunu düşünüyorum. Ahşap bir kapağa hocamızın imzasının kazılması da ajandaya oldukça bir güzellik katmış. Milli Gazete okuyucularımız da, camiamız da bu ajandaya sahip olmak isteyeceklerdir diye düşünüyorum. Çok büyük bir incelikle yapmışsınız ve ayrıca belki bir hatıra olarak saklayacakları için tarih de koymamışsınız. Ben zannediyorum bu ajandaya kimse yazı yazmayacak, evlerinde bir hatıra olarak saklayacaklar. Ya da bir yazı yazmak gerekirse herkes Erbakan Hocamızla ilgili duygu ve düşüncelerini yazacaktır. Çünkü bu ajandaya hocamızdan başka bir şey yazılmaz.” diye konuştu.
Saadet Partisi Kadın Kolları Sadaka Taşı Derneğini Ziyaret Etti
23 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları gerçekleştirdikleri vakıf,dernek ziyaretlerine bir yenisini daha ekledi.Her iyilik bir sadakadır diyerek yola çıkan Sadaka Taşı Derneğini ziyaret eden heyette Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Nevin Gökce,Seval Gedikoğlu ve Stk Birim Başkanı Özlem Gerek Serenli bulunuyordu.Derneğin Başkanı Kemal Özdal ve Genel Sekreter Sait Demir makamlarında karşıladı.
Genel Başkan Özdal,ecdadımız tarafından yaygın bir şekilde kullanılmış olan “Sadaka Taşları”ndan ilham alarak 2010 yılı Ocak ayında yola çıkan derneklerininin “Alan eli hicaptan,veren eli gurur ve riyadan koruma”ilkesiyle sadaka kültürünü en geniş ve derinlikli manasıyla toplumumuza yaymayı görev edindiklerini belirtti.
Örneğin İnfak kart projemiz ile yardıma muhtaç aileleri tespit ederek kardeş aile kültürünü canlandırıp maaş bağlamayı hedefimize aldık.Mescid-i Aksaya gölgelik projesinin izinlerini aldık ve tamamlanamsına gayret ediyoruz.Merhum Erbakan Hocamızında hedefi olan Mescid-i Aksanın kurtuluşu bizlerinde en öncelikli vazifesidir.
Somali’ye açtığımız ilk kuyuya Hocamız Prof.Dr.Necmeddin Erbakan’ın adı verilmiştir.
Saadet Partisi Kadın Kolları Hanımlar İlim ve Kültür Derneğini Ziyaret Etti
22 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Hanımlar İlim ve Kültür Derneğini ziyaret etti.İstanbul İl Başkan Yardımcıları F. Nevin Gökçe , Seval Gedikoğlu ve Stk Birim Başkanı Özlem Gerek Serenliden oluşan heyeti derneğin müdüresi Nesrin Barcın ve koordinatör Sema Kadıkoğlu kabul etti.
Hanımlar İlim ve Kültür Derneğinin en eski kadın derneği olduğunu belirten Barcın, referanslı kız ve erkek talebelere burslu eğitim imkanı sağladıklarını, 100.140 üyelerinin olduğunu belirtti. Eski İstanbullu dostlarımız ve hayırseverlerimizin destekleri ile bu günlere geldik. Bizim için eğitim ilk sırada gelmektedir.Bunun yanı sıra Türk aile yapısını korumak ve bunun ile ilgili eğitimler vermek,evlilik öncesi ve evliliğin devamlılığı ile ilgili çalışmalarımız var.Araştırmacı ve alanında tecrübeli kişilerle konferans ve seminerler veriyoruz.Ayrıca fakir ailelere yardımlarımızı ulaştırıyor.Sürekli irtibatat olduğumuz 40-50 civarında ailemiz var.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı Fatma Nevin Gökce;boşanmaların son yıllarda arttığını ve özellikle İslami hassasiyeti olan ailelerde bu durumların yaşanması bizleri endişelendirmektedir dedi.Saadet Partisi olarak bizlerde her ilçe ve mahallelerde fakir iftarları düzenliyor ve çeşitli toplumsal konularla alakalı konferans ve seminerler veriyoruz diyerek çalışmalardan bahsetmiştir.
Stk Birim Başkanı Özlem Gerek Serenli;derneğin çalışmalarını artık daha yakından talip edeceklerini belireterek yeni anayasa çalışmaları ile alakalı herhangi bir hazırlığınız var mı dedi. Koordinatör Sema Kadıoğlu yeni anayasa için GİKAP’ın bazı tekliflerine destek veriyoruz örneğin kadına şiddet ve başörtüsüne destek gibi…Samimi bir ortamda geçen ziyaret karşılıklı güzel temennilerle son buldu.
Saadet Partisi Kadın Kolları Dünya Engelliler Vakfını Ziyaret Etti
22 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Dünya Engelliler Vakfını ziyaret etti.Yapılan ziyarette Vakfın kurucu başkanlarından ve Başkan Yardımcısı Necdet Öztürk ve Genel Sekreter Ali Beyin kabul ettiği heyetimizde İstanbul Kadın Kolları Başkan Yardımcılarımız F.Nevin Gökce,Seval Gedikoğlu,Stk Birim Başkanımız Özlem Gerek Serenli bulunuyordu.
Bizim amacımız üretmek ve sonuç alabilmek diyen Öztürk çalışmalara nasıl başladığını ifade etmeye şu sözlerle başlamıştır.İlk vakıf kurma çalışmalarımız Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken R.Tayyip Erdoğan’ın katkıları ile olmuştur.Fiziksel Engelliler Vakfı Yalova İl Koordinatörlüğü daha sonra Türkiye Engelliler Vakfı ve Metin Şentürk beğefendiyle birlikte Dünya Engelliler Vakfını kurduklarını ve çalışmalara devam ettiklerini belirtti.
Asıl hayalinin Avrasya Engelliler Birliğinin kurmaktır.Dünya Engelliler Birliğimiz 6 kıtada 65 ülkeye çıktı.120 kuruluşla birlikte 4-6 Mart da 43 ülkenin katılımıyla Dünya Engellilik Sempozyumu ve Çalıştayı düzenledik.Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunun %12 si engellidir.Amacımız bağışlardan ziyade iletişim,dayanışma ve gelişme sonucu topluma faydalı bireyler hazırlamaktır.
Engelli kişler önce kendisini sonra ailesini,sağlıkcıları ve toplumu suçlu sayabilmektedir.Bunların sonucundan küsmekten,kırılmaktan ziyade bir imtihanda olduğunu kavraması ve hayatını sürdürmeye devam etmesidir.
İl Başkan Yardımcılarımızdan Fatma Nevin Gökce Refah Partisi zaamnında ev ev yaptığımız taramalarda birçok kayıtsız engelli tespit ettik.Şu anda 36 ilçemizde birim başkanlarımız mahallelerinde ikamet eden engelli vatandaşlarımızla yakınen ilgilenmektedir.Necdet Öztürk çok güzel bir çalışma olduğunu ifade ederek bütün siyasi partilerin saha taraması ve durum tespiti yapmaları gerekmektedir dedi.
İl Başkan Yardımcılarımızdan Seval Gedikoğlu medyanından engelli insanlara acıtasyondan ziyade çalışabilir,üretebilir yanlarının ortaya çıkartılması gerektiğini ifade etti.
Stk Birim Başkanı Özlem Gerek Sereni yeni anayasa çalışması için sizlerden çözüm ve teklifleriniz ile alakalı bir talep veya sizlerin böyle bir çalışması varmı diyerek Necdet Öztürk şunları dile getirdi.Bizler hükümete görüşlerimizi bildirdik. Engelsiz Şehir Yönetmeliği,Evrensel Tasarım gibi başlıklar halinde tekliflerimiz oldu.Biz herkes için anayasa istiyoruz çünkü insana hizmet Hakka hizmettir.
İl Gençlik komisyonumuzdan 19. Divan
12 Ocak 2011 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul
İl Kadın Kolları Gençlik Komisyonu 19. İl Divan toplantısını Avcılar ilçesinin ev sahipliğinde il merkezinde yaptı.
Başkan vekili Kübra KOYUN’un açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında geçtiğimiz bir ayın siyasi gündemini değerlendiren Kübra KOYUN televizyon ekranlarından yayınlanan, kültür emperyalizminde önemli bir yer tutan dizilere dikkatleri çekti ve sorumluluk Allah(CC) hidayet verdiklerinindir diyerek MİLLİ GÖRÜŞ’e her zamankinden daha da çok ihtiyaç olduğunun vurgusu yaptı.
İlçe Başkanları adına Avcılar İlçe Kadın Kolları Gençlik Başkanı Hatice KAHRAMAN divan üyelerine kısa bir selamlama konuşması yaptı.
Raporların takdimi ve müzakeresinin ardından siyasi konuşmacı olarak divana katılan İl Kadın Kolları Tanıtma Birim Başkanı Pakizen YÜZBAŞIOĞLU gençlerle beraber oldu.
19.İl Divan toplantısı Başkan vekilinin divan değerlendirmesi ve kapanış konuşmasıyla son buldu.
3. Şahlanış Başladı
26 Kasım 2010 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Genel Başkanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan 2011 seçimlerinin startını Eyüp Sultan’dan verdi.
Binlerce kişinin katılımıyla dualarla başlayan seçim süreci için Prof. Dr. Necmettin Erbakan önemli açıklamalarda bulundu. Sık sık “Başbakan Erbakan” sloganlarıyla bölünen konuşmasında Erbakan güncel yanılgılara ve çözüm yollarına değindi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, partisinin seçim startını İstanbul’da vererek, ”Bu seçimde bütün insanlığın kurtuluş savaşını yapacağız. Yok ortanın solu, yok sol muhafazakar gibi taklitçi görüşlerle insanlığa saadet getirilemez” dedi.
Genel Başkanımızın konuşmasının tam metni:
Esselamü Aleyküm
Hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum, alınlarınızdan öpüp bağrıma basıyorum. Türkiye’nin ve bütün insanlığı kurtarıcıları olarak saygıyla sizlere en büyük sevgiyi gösteriyorum ve hepinizden Allah razı olsun duasıyla sözlerime başlıyorum.
Çok aziz ve muhterem İstanbullu kardeşlerim. Bugün tarihi bir gün yaşıyoruz. Sözlerime başlarken önce cenab-ı hakka sonsuz teşekkürler ederek sözlerime başlıyorum. Bizleri insan olarak yarattı. Eşref-i mahlûkat olarak yarattı. En doğru ve en güzel inançla nasibedar eyledi ve bizlere birkaç gün önce kurban bayramınızı kutlamak nasip etti. Şimdi bu bayramın arkasından inanan insanlar olarak, Dünyanın başşehri İstanbul’umuzun, gözbebeği, pırlantası Eyüp Sultan’ımızda bir aradayız. Bütün bu nimetlerin hepsine ayrı ayrı ne kadar şükretsek, şükürden aciz olduğumuz nimetlerdir. Allah’a tekrar şükürler ediyorum, Elhamdülillah.
Çok aziz ve muhterem kardeşlerim. Sizlere teşrifinizden dolayı teşekkür, imanla çalışmalarınızdan dolayı sizleri tebrikten sonra, rabbime bütün bu nimetleri verdiği için şükrettikten sonra, şu bulunduğumuz noktanın önemi üzerinde durmak istiyorum.
Neredeyiz? Niçin önümüzdeki 12 Haziran 2011 günü muhtemelen yapılacak olan genel seçimlerin, üçüncü şahlanış çalışmalarını buradan başlatıyoruz. Bugün neden buradayız. Her şeyden evvel bunları sizlere açıklamak istiyorum. Burası Ebu Eyyub El-ensar hazretlerinin dizinin dibidir. Kimdir bu Ebu Eyyub El-Ensari hazretleri? Medine-i Münevvere’den gelip efendimize ilk biat eden Müslüman. Allah onun şefaatinden bizleri ayırmasın. Bundan başka efendimizin hayatı esnasında bütün muharebelerde İslam sancağını taşıyan bayraktar. Bu ordu ki; kumandanı Allah’ın sevgilisi, askerleri Ashabı Kiram. Hadis-i şerifte ; “ benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir” diye buyrulmuştur. Bu sebepten dolayı her bir askeri bir peygamber, başında da Allah’ın sevgilisi. Bu ordunun ne demek olduğunu düşünün, bu ordunun bayrağını taşıyan insanın şerefini düşünün. İşte Ebu Eyyub Hazretleri budur. Ne zaman bu bayrağı taşımış?
Bütün muharebelerde. Bu saydığım nimetlerden herhangi bir tanesi bir insana nasip olsa, o insan binlerce kişiye şefaat etme hakkına sahip olur. Bu kadar büyük şereflere sahip olan bir mübarek zatın dizinin dibindeyiz. Bu mübarek zat sadece bu şereflerle müşerref değil. Hicrette efendimizin devesi bu zatın evinin önünde çöktü. Oraya misafir oldu. 27 gün misafir oldu. O zaman ilk İslam devleti kuruldu. Nerede Bu zatın evinde. İşte böyle bir zatın huzurundayız. İslam kendine ev olarak Ebu Eyyub hazretlerinin evini seçmiştir. Ebu Eyyub hazretleri ise kendine ev olarak burayı seçmiş. Bu ne büyük şereftir Elhamdülillah, bu ne büyük nimettir. Bu meydanda toplanmış olmamızdan dolayı bu fırsatı veren rabbimize tekrar sonsuz şükrediyorum. Teşriflerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı bir kez daha tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Çok aziz ve muhterem kardeşlerim. İşte böyle muhterem bir zatın dizinin dibindeyiz. Bu zat ev olarak kendisine burayı seçtiği için İstanbul dünyanın baş şehri olmuş ve 7 asır dünyanın hilafet merkezi olmuştur. Dünya buradan idare edilmiş. Bugün de dünyanın merkezi İstanbul’dur ve siyaset merkezi İstanbul’dur. İnsanlık bütün zulümlerden kurtuluşu İstanbul’dan Türkiye’den, Milli Görüş’ten ve sizlerden beklemektedir. Bu zatın yüzü suyu hürmetine burası baş şehir olmuş ve bu fırsat, bu imkân bizlere bahşedilmiştir. Allah Ebu Eyyub hazretlerinden razı olsun ve bizi onun şefaatinden ayırmasın.
http://www.ajans5.com/detay/2010/11/26/saadet-lideri-erbakan-in-eyup-sultan-konusmasi-video.html
Kendisi burada şu surlara karşı Bizans’a atılmak üzere, çıktı sefere geldi. Biz neden burada toplanıyoruz? Bu muhterem zatın şerefi üzerimizden eksik olmasın. Ama muhterem zatsın şerefleri bunlardan ibaret değil. Buraya 96 yaşında geldi. 6 tane oğluyla birlikte. Bu kadar büyük sevaplar kazandığı içindir ki, çocukları İstanbul seferine çıkarken; “Babacım, bu sefer sen otur Medine’de. Bize dua et, bırak senin yerine biz sefere gidelim” dedikleri zaman, onlara ayet-i kerimeyi gösterdi; “sefere çıktığınız zaman hafiflerinizle ve ağırlarınızla çıkınız” buyuruyor Cenab-ı hakk. Hafifler gençler, ağırlar yaşlılardır. Cenab-ı Hakk yaşlılarda sefere derken, ben O’nun emri dururken sizin sözünüze uyarak burada kalamam. Ben de sefere çıkacağım” diyerek buraya geldi. Beyaz atının üstünde. Şurada surlara karşı, üç oğlu bir tarafta, üç oğlu bir tarafta. Elinde kılıç, şahlanmış Ebu Eyyub hazretlerinin fotoğrafına bakarsanız, işte İslam budur, işte örnek insan budur, işte saadet budur. O zaman Elhamdülillah Müslüman’ız, mensup olduğumuz dinin mahiyet ve manasının ne olduğunu çok daha güzel anlarız.
Burada yapılan muharebede, gençlerden daha fazla düşmana atılıyor, düşmanın oklarına ve greguar ateşlerine karşı savaşıyordu. Ordunun genç kumandanı kendisine “Ya Ebu Eyyub hazretleri; sen bize efendimizin hediyesisin. Neden kendini tehlikeye atıyorsun. Geride dur. Biz atılalım. Sana bir şey olursa biz ne yaparız. Senin acına biz dayanamayız. Tekrar tekrar rica etmesine rağmen, O durmuyordu. Gençlerden daha fazla atılıyordu.” Onu durdurmak için kendinizi tehlikeye atmayınız” ayet-i kerimesini okudu. Onu okuyunca genç kumandanın yanına geldi, ensesini ve sırtını okşadı. Evladım sen kaç yaşındasın dedi. Gördün mü? O ayet-i kerime geldiği zaman sen daha doğmamıştın bile. Biz hep efendimizin dizinin dibindeydik. O ayet ne zaman geldi biliyor musun? Biz bir seferden geldik. Zırhlarımızı dahi çıkartmadan, efendimiz ikinci bir seferi buyurdular. Bunun üzerine bir grup huzura çıktılar. Dediler ki; “Ya Rasulullah, zırhlarımız üzerimizde duruyor. Bir seferden yeni geldik. Çıkartmadan yeni sefer emrettiniz. Emriniz başımız üstüne. Ancak şu hurmaları görüyor musunuz? Biz bu hurmaların dilinden anlarız. Eğer şu bulunduğumuz mevsimde, 15 gün içerisinde bunların topraklarını havalandırmaz, yapraklarını budamadan sefere çıkarsak, dönüşümüzde bunların hiçbiri meyve vermez, hepimiz aç kalırız. Bunu bildirmek bizim iktisas vazifemiz. Ama siz hakk peygambersiniz. Emir sizindir. Buna rağmen emrediyorsanız hay hay, sefere gidelim. Emriniz nedir?” dedikleri anda ayet-i kerime geldi ve cenab-ı hakk buyuruyor ki; Ey Mü’minler. Hurmaların topraklarını havalandıracağız, yapraklarını budayacağız gibi dünyalık işlere dalarak, cihattan geri durmak suretiyle kendinizi tehlikeye atmayın.” Bu ayetin manası budur. “Bu sebepten dolayı benim burada Bizans’ın oklarına ve greguar ateşlerine karşı atılmış olmam tehlikeye atılmak değil. Eğer senin dediğin gibi korkakça geride durursam kendimi tehlikeye atmış olurum dedi ve genç kumandana gereken dersi verdi. İşte Ebu Eyyub hazretleri budur. Allah şefaatlerinden ayırmasın. Onun bereketini himmetinizi üzerimizden eksiltmesin.
Bu saydığım sebepler, bugün neden burada olduğumuzu açıklayan sebeplerdir. Çünkü takriben 6,5 ay sonra 12 Haziran tarihinde 2011’de çok önemli bir seçim var. Bu seçimde yok olmayı mı tercih edeceğiz, köle olup, sömürülüp İsrail’e vilayet olmayı mı tercih edeceğiz, yoksa tarihteki şerefli yerimizi mi alacağız. Bu kadar önemli tarihi bir seçim yaklaşırken, 6 ay önceden seferberlik ilan ediyoruz, 3. şahlanışımızı başlatıyoruz, bu başlangıcı Ebu Eyyub hazretlerinin huzurunda başlatmak bir vazifemiz olduğu için buradayız. 6 ay hep beraber gece gündüz Allah’ın yardımıyla çalışacağız. İktidar olacağız, en büyük zaferi kazanacağız ve bu meydanda gelip seçimden sonra şükranlarımızı sunacağız. Rabbimize şükredeceğiz, hamt edeceğiz ve Eyyub Sultan hazretlerine de tekrar rahmet okuyup, şefaat dileyeceğiz. İşte yaşadığımız bugün böyle tarihi bir gündür. Ve ondan dolayıdır ki biz bu toplantıyı burada, bu tarihi meydanda yapıyoruz.
Bu tespitleri yaptıktan sonra en önemli tespite geçiyorum. Önce bir defa insanlık 622’de İslam’ın doğuşuyla saadet dünyasına kavuştu. 1683 yılında 2.Viyana kuşatmasına kadar ecdadımız maddi gücü elinde bulundurdu, yeryüzünde hakkı hakim kıldı ve bütün dünya saadet dünyasını yaşadı. Bunun arkasından 2. Viyana kuşatması gayesine ulaşamayınca maddi güç ne yazık ki ırkçı emperyalizmin, Siyonizm’in eline geçti. 350 seneden beri Siyonizm, dünya kuruluşlarıyla, dolar denen parasıyla ve işbirlikçiler teşkilatlarıyla maddi gücü ele geçirdi ve dünyayı bugünkü gözyaşı, ateş, kan ve savaşın içine getirdi soktu. Şimdi bu seçimle bütün insanlığın kurtuluş savaşını yapmış bulunuyoruz. O sebepten dolayıdır ki büyük bir gayretle çalışmak mecburiyetindeyiz.
Hiç unutmayalım ki bir saadet dünyası geçtiğimiz tarih boyunca olduğu gibi ancak Milli Görüş’le kurulabilir. Milli Görüşün dışındaki diğer taklitçi ve işbirlikçi görüşler, yok ortanın sağıymış, soluymuş, muhafazakârmış, şuymuş, buymuş gibi taklitçi görüşlerle insanlığa saadet getirilemez. Bunun temel sebepleri vardır. Zira milli görüş diğer uydurma görüşlere benzemez. Onlardan bir tanesi değildir. Milli Görüş’ün onlardan temelde 7 tane farkı var. Bir; Bizler maneviyatçıyız. Onlar maneviyata önem vermezler. Hâlbuki maneviyatsız saadet olmaz. Ahret olmazsa, şehitlik olmaz. Şehitlik olmazsa vatan olmaz. Bu sebepten dolayı saadetin temelinde önce maneviyatçı olmak, ahrete inanmak vardır. Bunu temsil eden milli görüştür. Diğer görüşlere bu görüşe sahip olmadıkları için, gözümüzün önünde, hiçbiri saadet getirememişlerdir.
İkinci önemli nokta; diğer görüşlerin hepsi Siyonizmin, insanlığı köle yapmak için kullandığı faizci sistemin bekçisidirler. Milli Görüş, ‘Hayır bu haksız sistemi değiştireceğiz, adil düzen kuracağız dediği için öbürlerinden farklıdır. Saadet getirir. Çünkü faizle saadet gelmez. Faizle kölelik gelir, fakirlik gelir, açlık gelir.
Üçüncü olarak onlar batıyı bizden üstün görürler. Hâlbuki insanlık her şeyini İslam’a borçludur. Bizim medeniyetimiz batıdan üstündür. Çünkü onlar yüzünü yıkamayı bilmez, akarsuyu bilmez, af edersiniz tuvalete girdiği gibi çıkar. Bu adamların arkasından gideceksiniz de hangi saadete ereceksiniz. Şimdiye kadar gittiniz de hangi saadete erdiniz. Saadet İslam’ın ulvi prensiplerindedir. Bu sebepten dolayıdır ki bunların görüşlerinden hayır gelmez, batıyı üstün gördükler için, biz AB’ye gireceğiz dedikleri için. Hangisi söylüyor bunu, hepsi. Hepsi birbirinin ikizidir. Bu yüzden Saadet Partisi, Milli Görüş bir tarafa, 61 tane ikiz kardeş bir tarafa. 61 tane çürük yumurta bir sağlam yumurtanın yerini tutmaz.
Bundan başka, siz bu diğer partilerin hiçbirisinden ‘biz yeni bir dünya kuracağız’ diye bir söz işittiniz mi? Yeni bir dünya kurulmadan, saadet olmaz. Bugünkü Yahudi’nin dünyasıyla saadete erişilemez. Bu sebepten dolayıdır ki onlar saadet getiremezler ancak Milli görüş saadet getirebilir. Diğer yandan bugünkü zulüm dünyası yerine saadet dünyası kurmaktan başka, onlar sonuç itibari ile adım adım Avrupa Birliğine gireceğiz, İsrail’e vilayet olacağız gayesini gütmektedirler. Milli Görüş tarihinde şerefli yeri alma gayesini güdüyoruz. Ondan dolayı saadet anca Milli Görüşle elde edilir. Diğer yandan onlar, müstemleke tipi kalkınma yaparlar. Taklitçi oldukları için. Lider ülke kalkınması yapamazlar. Lider ülke, öncü ülke olmak ancak Milli Görüşle mümkündür. Diğer yandan onlar hepsi narkozlanmıştır. Bugünkü gibi adım adım Türkiye’yi İsrail’e vilayet yapmanın uyuşukluğu içindedirler. Milli görüşçüler uyanıktır. Bize saadeti ancak milli görüş getirebilir. Temeldeki bu sebeplerin yanında, aynı zamanda Adem as.’dan beri bütün insanlık tarihine baktığımız zaman, yine peygamberlerin arasına gidenlerin saadet bulduğunu, firavunların arkasından gidenlerin zulüm bulduğunu görüyoruz. Bu sebepten dolayı saadete ancak milli görüşle erişilebilir.
Diğer yandan Milli Görüş’le saadete erişilebileceği, 54. Hükümetin bir yıllık icraatı en açık delillerinden biridir. Tüm gerçekler önümüzdedir. Bu gerçekleri önümüzdeki 6 ay boyunca milletimize anlatacağız. Böylece sadece Türkiye’yi değil bütün insanlığı kurtaracağız inşallah.
Bizim bu çalışmamızla yeniden iktidar oluşumuz Mimar Sinan’ın hayatına benzemektedir. Mimar Sinan’ın meşhur sözünü biliyorsunuz; “Ben Şehzade camii’ni çıraklık döneminde, Süleymaniye Camii’ni kalfalık döneminde, Selimiye’yi ise ustalık azmanımda yaptım” diyor.
Bizde Milli Görüş’ün 41 senelik tarihine baktığımız zaman, Milli Görüş’ün 69’dan 96’ya kadar ki döneminde çıraklık dönemini yaptık. MC hükümetleri ve diğer iktidarlar zamanında, ağır sanayi hamlelerini ve çeşitli hizmetler yaptık. Fakat bu hizmetler çıraklık dönemi hizmetiydi. 96-97 döneminde kendi hükümetimizi kurduk ve bu hükümetle çeşitli hizmetlerde bulunduk. Bu da kalfalık hizmetleridir. 96 senesinde adil düzen’in kokusunu kokladık. Şimdi Adil Düzenin kendisi geliyor 12 Haziran’dan sonra.
Şimdi Selimiye’yi yapmaya geliyor Allah’ın izniyle.
Siz inan kardeşlerimizin 41 yıldan beri Milli görüşçüler olarak yapmış olduğunuz çok büyük hizmetleri herkesin bilmesi gerekir. Bunu tanıtmak vazifesi de bizlere düşüyor.
Bugüne kadar 5 tane muazzam hizmeti başardınız. Ne hizmeti yaptık biz? 5 tane hizmetin birincisi, Milleti temsil ettiniz. Çünkü siz milletin inancısınız, tarihisiniz, özüsünüz, kendisisiniz. Siz varsanız millet vardır.
Hastalıklı onların mevcudiyetiyle bu aziz millet temsil edilemez. Bundan başka siz bu milletin ve bütün insanlığın kurtuluş ilacını içinde saklayan bir tohumsunuz sizden çıkacak olan büyük çınar ağacı bütün insanlığa saadet getirecek. O sebepten dolayı siz insanlığın en kıymetli varlığısınız diğer yandan uygulamadaki gayri milli tahribatı siz önlüyorsunuz şimdi son olarak bir kalkan oyunu oynanıyor bu oyun tamamen Türkiye’yi parçalamak bölmek ve İsrail’e riayet yapmak için oynanan bir oyundur.
Bunu kendileri biliyor ve Saadet Partisi’nin milli görüşten korktukları için önce efendim düğme bizim elimizde olacak kumanda bizim elimizde olacak sonra hep beraber yavaş yavaş kumanda edeceğiz sonra esir ve köle olacağız diye gidip imzayı attılar.
Neden ilk gün imzayı atamıyor sizden korkuyor 15 gün 20 gün yavaş yavaş alıştırayım arkadan sessizce kılıfını hazırladıktan sonra bu işi yapayım diyor. Siz böylece tatbikattaki bütün gayri milli tahribatı engelleyen milletin asıl varlığısınız diğer yandan Türkiye’nin Haym Naum vasıtasıyla İsrail’e vilayet yapmasını engelleyen sizsiniz. En önemli hizmetiniz bir römorkör gibi bu milleti aslına özüne çekiyorsunuz.
- Eğer bugün başörtülü bir hanımın beyi Cumhurbaşkanı olabiliyorsa bu hanımın ve o beyin değil sizin hizmetlerinizin sonucudur.
- Siz bugüne kadar bu beş tane muazzam hizmeti yaptıktan başka çağ açan büyük hizmetler yaptınız.
- Büyük Kıbrıs zaferi sizin eserinizdir manevi kalkınmanın plana bağlanması sizin eserinizdir.
- Biz 3 defa iktidara geldik. Her gelişimizde imam hatip okulları kapanmıştı yeniden açtık 600 tane imam hatip okulu açtık. 600 bin evladımızı burada okuttuk.
- 5 bin Kuran kursu açtık. 1 milyon evladımızı burada okuttuk.
- Bütün okullara din ve ahlak dersini biz koyduk.
- Türkiye’nin İslam konferansına üye olmasını biz emrettik.
- İslam bankasına kurucu ortak olduk.
- Böylece Türkiye’yi aslına çekip özüne çekip asıl yerine oturtmak için önemli adımlar attık.
- Bunların yanında yeni bir dünya kurmak için D8’leri kurduk ve Türkiye ile İran arasında alışverişte doları kaldırdık bunlar çağ açan çağ atlatan adımlardır.
- Müslüman ülkelerle ticari münasebetleri geliştirdik.
- İran’la petrol anlaşmasını imzaladık Irak boru hattını yeniden açtık.
- Bundan başka Amerika’nın çekiş gücünü Türkiye’den dışarıya biz çıkarttık.
- Irak boru hattını biz tekrar açtık.
- iş başına geldiğimiz zaman ve biz hepinizin bildiği gibi efsane hükümet olma vasfını kazandık neyle?
- Yüz alan memura 250 vererek, 100 alan işçiye 230 vererek, yüz alan köylüye 312 vererek, yüz alan BAĞKUR emeklisine 1000 vermek suretiyle akılları durduracak hamleleri yaptık.
Bendeniz 26 Haziran tarihinde başbakan sandalyesine oturdum ……
Maneviyatçı bir Türkiye istiyorsa, Hakkı üstün tutan bir Türkiye İstiyorsa, Barışı koruyan bir Türkiye istiyorsa, Milletiyle Vatanıyla bütünlük içinde bir Türkiye İstiyorsa, Tarihteki şerefli yerini almak istiyorsa, bağımsız,hür müreffeh, öncü, lider ülke Türkiye istiyorsa, işte Saadet Partisi işte Milli Görüş., işte 12 Haziran seçimleri. İşin özeti budur.
Şimdi kollarımızı sıvayacağız. Bütün Türkiye sathında insanlarımızı şuurlandıracağız.
Gerçekleri anlatacağız. Çelikleşeceğiz. Saadet Partisi teşkilatımızda eksik noksan kalmayacak. Hedeflerimizi gerçekleştireceğiz. Üyelerimiz, aidat verenler, gazete aboneleri, toplantılar bunların raporları bunlarda hiçbir eksik ve noksan olmayacak. Bugün ilan ettiğimiz seferberlik bu seferberliktir. 3. Şahlanış dediğimiz budur. Canla Başla çalışacağız. 75 milyona gerçeği anlatacağız ve tatlı bir şekilde, şefkatle bu işi beceremeyenlerin elinden devletin ve milletin idaresini milli görüş’e intikal ettirmek suretiyle tarihteki şerefli yerimizi alacağız. Buna nasıl İstiklal savaşını yaptıysak bugünde ihtiyacımız var, çünkü Türkiye bir tehlikeye doğru gidiyor.
Kendisini AKP’ye kaptıran kardeşlerimiz geliyor bize, ‘Yahu hocam sizin zorunuz nedir? Bunlar sizin talebeleriniz, bunları siz yetiştirdiniz. Şimdi bunların hareketlerini tenkit ediyorsunuz. Sizin sözünüzü dinlemedikleri için mi? Bunlar bakan başbakan olduğu için mi bunları yapıyorsunuz yoksa ortada bir gerçek var mı? İyi kötü idare ediyorlar, bütün dünya bunlara selam duruyor. Zorunuz nedir diyorlar?’ Bak bizim zorumuzun ne olduğunu ve bütün dünyanın selam durduğunu birkaç cümleyle özetleyerek bu tarihi toplantımızı asıl hedefine ulaştırmış olalım.
Bizim zorumuz bir tarihin en şerefli milletiyiz. Yeniden tarihteki şerefli yerimizi alacağız. Adil düzen kuracağız. Çünkü biz Müslümanız iyilik isteriz, herkesin saadetini isteriz. Afrika’da ki bir insanın bile aç kalmasına gönlümüz razı olmaz. Bu vaziyefi tarihimiz boyunca yaptığımız gibi onun torunu olarak bugünde bu vazifeyi yapmak bize düşüyor. Nedir sizin telaşınız dedikleri zaman bak cevabımız şudur:
İstiklal savaşının ardından anlaşma yapılmak istendi. Fakat batılılar Lozan anlaşmasını yapmak istemediler. Bunun üzerine İnönü Mısır Haham’ı Haym Nahumu anlaşma yapmak üzere onlara gönderdi. Müzakereler kesilmişti. Ne yap yap bunları ikna et bu iş yürüsün dedi.
http://www.ajans5.com/detay/2010/11/26/saadet-lideri-erbakan-in-eyup-sultan-konusmasi-video.html
Haym Nahum Fransa Başbakan’ı Clamenso, İngiltere Başbakan’ı loird George’ye gitti.
Onlara dedi ki bana bakın benim Türk delegesi olarak geldiğime bakmayın. Ben aslında Hahamlar Meclisi mürşitlerinin temsilcisi olarak geldim. Önce şunu diyeyim ki siz Lozan’ı imzalamıyorsunuz ben size hayranım. Diyorsunuz ki biz savaşları büyük İsrail için yaptık.
Neden küçük kurayım. Mademki kazandık büyük kurarız. Bir haham olarak size hayranım.
Yine diyorsunuz ki İsrail’i büyük kurmak marifet değil. Bu Türkiye olduğu müddetçe nasıl 19 haçlı seferini püskürttüyse, kurduğumuz İsrail’i de denize döker. O sebepten dolayıdır ki Türkiye’nin varlığına müsaade edemeyiz. Bu sebepten dolayı da size bayılıyorum.
Ancak bizim hahamlar meclisi toplandı ve dedi ki kalbimizin yanında aklımızı da kullanalım. Böyle diyoruz ama bunları gerçekleştirmek için savaşı seçtik 1000 yıl harp ettik. E ne oldu büyük İsrail’in topraklarını kurtaramadık. Neden? Çünkü bu Türk milletinde iman var. Bu Türk milletinde ulu batlı Hasan var, Sütçü İmam var, Seyyid Çavuş var. Bunları harple yenemiyoruz. Öyleyse stratejimizi değiştirdik. Ne yapacağız. Yumuşak lokma metodu kullanacağız. Bunları yok etmeden biz başımızı yastığa rahat koyamayız. Neymiş bu yumuşak lokma metodu. Harp yapmayacağız ya?
1 Türkiye’yi fakirleştireceğiz
2 Türkiye’yi işsiz bırakacağız.
3 Borca esir edeceğiz.
4 Dinini değiştireceğiz
5 Böleceğiz Türk, Kürt, Alevi, Sünni diye.
6 Böldüğümüz parçaları birbiriyle savaştıracağız
7 Savaşla yorulmuş parçaları İsrail’e vilayet yapacağız.
Bu yedimedde ye Haym Nahum doktrini denir. Bu kararı aldık size tebliğ ediyorum. Siz Lozan’ı yalancıktan imzalayın. Ve böylece yumuşak lokma taktiği için zaman kazanın. Aslolan sevr olsun. Biraz gecikecek ama böylece Büyük İsrail’i daha kolay kuracaksınız. Dedi onlara ve onlardan ABD ve İngiltere hariç büyük oranda onları ikna etti. Lozan bunun üzerine devam etti. 80 seneden beri üzerimizde ırkçı emperyalizm bu doktrini uyguluyor. Şimdi 8 senedir AKP dönemini elimize mezura alıp ölçüp değerlendirelim.
8 yıl önce Türkiye’nin 3’te 1’i fakirdi şimdi 3’te ikisi fakir. Haym Nahum’un birinci doktrini tatbik ediliyor. İşsizlik %20’yi aşmıştır. Efendim eskiden de vardı. Vardı ama böyle değildi. Şimdi bütün millet işsiz. Bu faizleiş göremezsin. Sen aldığın bütün parayı götürüp Siyonizm’e veriyorsun. Millet yatırım yapamıyor iş yapamıyor. Millete bir şey kalmıyor. Onların emrine girdiğin için.
Bunu isteyerek yapmıyorsun. Siyonizm bu sözümü unutmayın tarihi bir söz söylüyorum. Siyonizm, ‘Kim ben mi? Ben Siyonizm’e hizmet edebilir miyim? Marşını söylete söylete kendi ordusuna seni asker gibi kullanır. Sen böyle zannedersin hâlbuki o seni kullanıyor. İşte kullandı, fakirleştirdi, işsizliği artırdı, borca esir etti, her şey borca gidiyor. Ve Türkiye’de İslam dini değiştirilmek suretiyle yok etmek için yoğun faaliyetler yapılıyor. İslam dinini ortadan kaldırmak Allah muhafaza etsin. Birincisi yasaklarsın, ikincisi dinin şeklini değiştirirsin. Bunlar dini değiştirerek yok etmeye çalışıyorlar. Diğer yandan bölücülük için her türlü tahriki yapıyorlar. Ve tedbirleri alıyorlar. Böldükleri parçaları savaştırmak için tedbirler alıyorlar. Bu kalkanları bile bölücülük için yapıyorlar haberiniz oldun. Bu parçalar birbiriyle çarpıştırıldıktan sonra yumuşak lokma olarak sizi AB’nin kapısına bağlayacağız. AB’ye almıyoruz ama özel ortak yapacağız. Ertesi günde İsrail AB’ye girecek. Tek devlet olacaksın İsrail’le. AB çok büyüdü bunu ayıralım Ortadoğu kısmı ayrı olsun diyecek, İsrail’le tek devlet olacaksın. Bu Türkiye’nin yok olması demek. Allah muhafaza buyursun.
Efendim zorunuz ne iyi kötü idare ediyorlar. Nasıl idare bu yav. Toprak kayıyor toprak, toprak toprak… Biz tarihin en şerefli milleti olmamız lazım gelirken, neden gidipte onlar emretti diye kalkan anlaşmasını imzalıyoruz? Neden onlara uşak oluyoruz. Hayır, Hayır Hayır demek zorundayız. İşte Milletimiz bunu söylüyor. Gözümüzün önünde Türkiye yok olurken, bunu seyredemeyiz. Mutlaka bunu düzelteceğiz. Şefkatle, okşayarak kardeşlikle düzelteceğiz. Anlatarak, ellerinden idare yetkisini alacağız, çünkü bu idarenin istediği şartlar onlarda yok. Onlar bunun farkında değil. Bende bunun fazlası var zanneder. Şu sözümü unutmayın. ‘Bilmemek bilmemek değildir. Bilmediğini bilmemektir.’ Bir daha söylüyorum. Bilmemek bilmek değildir. Bilmediğini bilmemektir. O sebepten dolayı ben bu işi çok iyi yapıyorum zannedersin, hâlbuki sen bilmediğin için öyle zannediyorsun. O iş öyle yapılmaz. Tarihe bak milletini tanı. Nasıl olması icap ettiğini, dinle, öğren ve onu yapmaya çalış.
Çok aziz ve muhterem kardeşlerim işte bu sebepten dolayıdır ki 12 Haziran seçimleri çok mühimdir, ülkemizin, vatanımızın, bu şehitler diyarının yok olmasına, uşak olmasına müsaade edemeyiz. Yeniden bir milli kalkınma hareketi yapıyoruz. Ve bu harekâtı Eyüp Sultan Hazretlerinin dizinin dibinden başlatıyoruz. Cenab-ı Allah 12 Haziran seçimlerinde Saadet Partimizin iktidar olmasını nasip buyursun. Bu yolda çalışan kardeşlerimize iki cihan saadeti nasip buyursun. Bu meydan da 12 Haziran takriben en büyük zaferi kazanmış olarak kucaklaşalım.
Bu dualarla sizi Allah’a emanet ederken, şimdi bu çalışmalarımızın duasını yapmak üzere muhterem hocamıza sözü bırakıyorum. Buyursunlar:
Mustafa Çelik Hoca’nın duası:
Amin. Euzubillahimineşşeytannirracim Bismillahirrahmanirrahim. Ham ve Salâvat. İlahi Ya Rabbi günahlarımızı affeyle. Tövbelerimizi kabul eyle. Şu mübarek Cuma günü kılmış olduğumuz Cuma namazlarımızı da kabul eyle. Şu mübarek Cuma gününde Eyüp Sultan Hazretlerinin huzurunda yapmış olduğumuz bu şahlanış harekâtını hayırlara vesile eyle. Ümmeti Muhammed’e dirlik ve birlik ihsan eyle. Bütün İnananların Kuran-ı Kerim etrafında birleşmesini nasip eyle. Hocamıza sıhhat ve afiyet ihsan eyle. Hayırlı uzun ömürler nasip eyle. Hocamızın önderliğinde nizamımızı hayata hâkim kılmayı nasip eyle. İlahi Ya Rabbi bizleri ve bütün ümmeti Muhammed’i düşman şerrinden, Şeytan şerrinden, insan şeytanının şerrinden, her türlü tehlike kaza, bela ve musibetten muhafaza eyle. İlahi Ya Rabbi önümüzdeki seçimlerde Saadet Partimizi muzaffer eyle. İlahi Ya Rabbi senin rızana uygun Salih ameller işlemeyi bizlere nasip eyle. İlahi Ya Rabbi bizleri istikametten ayırma. Aramızdaki fitneye son ver. İlahi Ya Rabbi ölçümüz Kuran ve Sünnettir. Kuran ve Sünnet ölçüsünden bizleri ayırma. İlahi Ya Rabbi Bizleri Muzaffer eyle. Hasta kullanıra şifalar, Borçlu kullarına edalar ihsan eyle. Ümmeti Muhammed’e huzur nasip eyle, feraset nasip eyle, dirayet nasip eyle, günahlarımızı affeyle. Müslümanları istikametten ayırma. Ya Rabbi Tarihteki şeref ve haysiyetimize kavuşmayı nasip eyle. Müslümanları muzaffer eyle. İslam düşmanlarını yer ile yeksan eyle. Kahr-u perişan eyle. El Fatiha
Erbakan konuşmasının ardından ayağa kalkarak alanı dolduranlarla birlikte yemin ettirdi.
Hep beraber ellerini havaya kaldırarak canla başla çalışacağınıza söz vermeye davet ediyorum.
Milletimizin ve bütün insanlığın, Saadet ve Selameti için, 12 Haziran seçimlerin en büyük zaferlerin kazanılması için, bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz. Gazanız mübarek olsun Allah’a emanet olun. Esselamualeykum.
20 sene önce grev gömleği ile R.Tayyip Erdoğan
20 YIL ÖNCE DESTEK VERİYORDU
20 yıl önce işçi adına konuşan, onu savunan, grev yerinde işçinin giydiği grev gömleğini üstüne giyen bir siyaset adamının, 20 yıl sonra Başbakanlık koltuğunda sergilediği tavırları o günkü sözleriyle tezat bir durum teşkil etmesi dikkatlerden kaçmıyor..
Saadet Gençliğinden Ecdada Vefa
01 Şubat 2010 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Gençlik Komisyonunun, İlçe Gençlik Komisyonları ile Osmanlı’nın 711. kuruluş yıldönümü dolayısıyla istanbul’daki Padişah kabirlerine ziyarette bulundu.
Sultanahmet, Beyazıt, Çemberlitaş, Süleymaniye, Eminönü, Ayasofya gibi Camii ve tarihi mekanlarda bulunan kabir ziyaret edildikten sonra halka lokum dağıtıldı.
Halk bu hatırlatmadan memnun olup Saadet Partili Gençleri tebrik ettiler.
Bu da ABD balyozu
Bu soruya cevap verin!
Kurtulmuş, ABD İstanbul Başkonsolosluğunun Türkiye’deki resmi makamların bilgisi dışında İstanbul’daki dini azınlıklara güvenlik eğitimi verdiğini açıkladı ve sordu: ABD İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul’daki hangi dini azınlıklara, hangi gerekçelerle, hangi kapsamda hangi konuları içeren bir güvenlik eğitimi vermiştir? Konuyla ilgili İstanbul Valiliği’ne ve İstanbul emniyetine de herhangi bir bilgi verilmediğini dile getiren Kurtulmuş, “Bu güvenlik eğitiminin amacını bilmek 72 milyonun hakkıdır” dedi.
Üzerine gidilmesi lazım
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, ABD Dışişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışan, ‘İnsan Hakları ve Demokrasi Bürosu’ tarafından hazırlanan raporda, “ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu tarafından İstanbul’da bulunan dini azınlıklara ‘Genel Güvenlik Stratejisi çerçevesinde güvenlik eğitimi sağlandığı” ifadesinin yer aldığını söyledi. Kurtulmuş, “İçişleri ve Dışişleri Bakanlığına bir sorumluluk olarak bu konuyu tevdi etmek bizim vazifemizdir. Böyle bir konuya muttaki olduktan sonra bunun üzerine gidilmesi lazım” dedi.
ABD’nin, Türkiye’de yaşayan dini azınlıklara yönelik güvenlik eğitimi verdiği ortaya çıktı. ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nun, dini azınlıklara verdiği, stratejik güvenlik eğitimi konusunda Türkiye’den hiçbir resmi makama haber vermediği anlaşıldı. Ankara’da il başkanları ve il müfettişleri toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Türkiye’yi sarsacak bir olayı gündeme getirdi. Kurtulmuş, ABD’nin, İstanbul’da dini azınlıklara “stratejik güvenlik eğitimi” verdiğini belgeleriyle açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığına bağlı, İnsan Hakları ve Demokrasi Bürosu tarafından, Türkiye ile ilgili hazırlanan “Din Özgürlükleri Raporu” başlıklı raporda, “ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu tarafından İstanbul’da bulunan dini azınlıklara ‘Genel Güvenlik Stratejisi çerçevesinde güvenlik eğitimi sağlandığı” ifadesinin yer aldığını belirten Kurtulmuş, “ABD İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul’daki hangi dini azınlıklara, hangi gerekçelerle, hangi kapsamda, hangi konuları içeren bir güvenlik eğitimi vermiştir? Bunu bilmek 72 milyonun hakkıdır” dedi.
Konunun üzerine gidilsin
Kurtulmuş, ABD İstanbul Konsolosluğunun Valilik ve Emniyet’in bilgisi dışında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan dini azınlıklara yönelik hangi gerekçelerle güvenlik eğitimi verdiğinin İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları tarafından mutlaka açıklığa kavuşturulması gerektiğini de vurgulayarak şöyle konuştu: “Şimdi buradan kamuoyu vasıtasıyla İçişleri ve Dışişleri Bakanlığına bir sorumluluk olarak bu konuyu tevdi etmek bizim vazifemizdir. Böyle bir konuya muttaki olduktan sonra bunun üzerine gidilmesi lazım. ABD İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul’daki hangi dini azınlıklara, hangi gerekçelerle, hangi kapsamda hangi konuları içeren, bir güvenlik eğitimi vermiştir? bunu bilmek 72 milyonun hakkıdır.”
Konsolosluk cevap vermedi
Saadet lideri Kurtulmuş’un gündeme taşıdığı belgeyi ortaya çıkaran İstanbul İl Teşkilatı’nın, ABD İstanbul Başkonsolosu Sharon Anderholm Wiener’e de konuyu sorduğu ancak, Wiener’in cevap vermediği belirtildi.
15′inci maddeyi derhal değiştirin
Darbeye karşı olduklarını söyleyen hükümete ve Meclis’teki muhalefete ‘Anayasa’nın geçici 15′inci maddesi’ konusunda bir çağrıda bulunan Kurtulmuş, “darbelere karşı isek şu anda darbeleri yapmış ve darbe sistemini oluşturmuş olan Anayasamızın geçici 15′inci maddesinin derhal değiştirilmesi sağlanmalı ve 12 Eylül darbesini yapanlara yargı yolu mutlaka açılmalıdır” dedi.
Valiliğin haberi yok
Raporda açık bir şekilde ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu tarafından İstanbul’da bulunan dini azınlıklara ‘Genel Güvenlik Stratejisi” çerçevesinde güvenlik eğitimi sağlandığı ifade ediliyor. Bu ne demektir?” diye soran Kurtulmuş, Partisinin İstanbul İl Başkanlığının İstanbul Valiliğine konuyla ilgili bir yazı yazdığını ve olayı sorduğunu kaydetti. Kurtulmuş, İstanbul teşkilatının, valiliğe “Söz konusu eğitimden Valiliğinizin haberi var mıdır? Eğitimin gerekçesi, içeriği süreci ve katılımcıları kimlerdir? Eğitimde partner kuruluşlar var mıdır?” şeklinde sorular sorduğunu ifade ederek, valilikten şu cevabı aldıklarını belirtti: “İstanbul Valiliğinin 6 Ocak 2010 tarihinde yazmış olduğu cevabi yazıda aynen şöyle deniyor; ‘Konu ile ilgili olarak yapılan inceleme ve araştırma neticesinde belirtilen eğitimle ilgili olarak valiliğimizin ve il emniyet müdürlüğümüzün ilgili kısımlarına her hangi bir müracaat olmadığı gibi valiliğimizin ve emniyet müdürlüğümüzün konu ile ilgili herhangi bir ilgi ve bilgisi bulunmamaktadır.”
Milletin asıl gündemi ekonomi
Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin esas gündemi, pandoranın kutusu ekonomidir, milletin yoksulluğudur, işsizliğidir, dağılan tezgâhtır, insanların borçlu hale getirilmiş olmasıdır” diyen Kurtulmuş,”Saadet Partisi’nin bundan böyle yapacağı çalışmada milletin bir numaralı gündemi olan ekonomik sıkıntıları ortaya koymak ve bunun çözümünü milletimizle paylaşmaktır” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, hükümetin tekel işçileri konusunda düştüğü çıkmazın, ekonomik iflasının bir göstergesi olduğuna da vurgu yaptı.
İktidara yürüyoruz
Saadet Partisi İl Başkanları ve İl Müfettişleri toplantısı AFİTAB Kültür Merkezi’nde geniş bir katılımla yapıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, salona girişinde İl Başkanları ve İl Müfettişleri tarafından ayakta alkışlandı. Heyecanlı bir ortamda gerçekleşen toplantıda Kurtulmuş, gündemdeki konulara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi’nin toplumun farklı kesimleri tarafından ilgi ile izlendiğini belirten Kurtulmuş, “Saadet Partisi Türkiye’nin ana muhalefet partisi olmuştur” dedi. İstanbul’da yapılan ekonomi konferansı ile Saadet Partisi için yeni bir dönem başladığını bildiren Kurtulmuş, “Bundan böyle Saadet Partisi ülke sorunlarına karşı çözümlerini milletle açık bir şekilde paylaşıyor ve iktidara hazır bir parti olduğunu bütün gücüyle ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan’ın ‘Valiler Toplantısı’nda valilere yaptığı ‘bacası tütmeyen evleri kontrol edin, yoksul vatandaşlarıma yardım edin’ çağrısını anımsatan Kurtulmuş, Erdoğan’ın bu talebini sert bir dille eleştirdi. Kurtulmuş, şöyle konuştu: “İyi güzel bir temenni. Valileri harekete geçirecek bir temenni de Sayın Başbakan siz tiyatro sahnesinde oynanan oyunu seyreden seyirci değilsiniz. Türkiye’nin ekonomik kararları üzerinde karar verecek makamda siz oturuyorsunuz. Evlerin bacasını tütmesini sağlayacak kararları alacak olan da sizsiniz. Dünyanın gerçekleri diyerek, küresel sistemin hükümete öngörmüş olduğu kulvara girerseniz ve bu kulvarda ekonomik politikaları icra ederseniz işte onun için o evlerin bacaları tütmez. Mesele bacası tütmeyen evlerin kapısına bir çuval kömür bırakmak, bir çuval un bırakmak değildir. Mesele 72 milyon vatandaşımıza kömür alacak, bacasını tüttürecek ve ununu alır, çorbasını kaynatır hale getirmektir. Bunun yolu da milletten yana, fukaradan yana kimsesizden yana bir ekonomi politikasını icra etmekten geçiyor.”
Siyasi ve hukuki reform süreci başlatılmalı
Türkiye siyasetine müdahale, darbe iddialarına ilişkin olarak da önemli açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, “Saadet Partisi olarak darbe söylentileri üzerinden siyasi polemikler oluşturmak yerine Türkiye’de demokrasinin önünün bir daha kesilmeyeceği bir siyasal yapılanmanın ortaya çıkarılması için eylem planını zorunluluk görmektedir” dedi. Siyasetin gündemine getirdikleri bu ‘Eylem Planı’na ilişkin olarak da bilgi veren Kurtulmuş, şunları kaydetti: “Tüm siyasi partiler ortak bir deklarasyon yayınlayarak Parlamentoyu ve millet egemenliğini her şeyin üstünde tuttuklarını, Parlamentoya ve millet egemenliğine karşı yapılacak olan her türlü olağan dışı müdahalelere karşı tek yumruk olarak, tek vücut olarak millet adına karşı çıkacaklarını acilen hep birlikte deklare etmeliler” dedi.
Türkiye’yi darbe geleneğinden kurtarmak için bütün siyasi partilerin ortak bir çalışma zemini oluşturmak zorunda olduğunun da altını çizen Kurtulmuş, siyasi ve hukuku reform sürecinin gerçekleştirilmesi için mutlaka adım atılması gerektiğini ve bunun yapılması için de gerekli siyasi iklimin oluşturulmasının şart olduğunu vurguladı.
Asıl önemli olanın da yeni Anayasa için düğmeye basılması gerektiğini kaydeden Kurtulmuş, “Bu anayasayı değiştirmek bu hükümetin ve Parlamento’nun boynunun borcudur. Saadet Partisi olarak her türlü desteği vermeye hazırız” dedi. Bu konuda hükümeti de uyaran Kurtulmuş, şunları kaydetti: “Hükümet, Anayasanın birkaç yerini rötuşlayarak, birkaç maddesini değiştiriyormuş gibi yaparak ve ‘yapamazsak referanduma gideriz. Bu referandumda da oluşacak gerilimle hemen Türkiye’yi erken seçime götürürüz’ diye düşünüyorsa önce kendisine sonra Türkiye siyasetine yazık etmiş olur.”
Darbeye karşı olduklarını söyleyen hükümete ve Meclis’teki muhalefete ‘Anayasa’nın geçici 15′nci maddesi’ konusunda bir çağrıda bulunan Kurtulmuş, “darbelere karşı isek şu anda darbeleri yapmış ve darbe sistemini oluşturmuş olan Anayasamızın geçici 15′nci maddesinin derhal değiştirilmesi sağlanmalı ve 12 Eylül darbesini yapanlara yargı yolu mutlaka açılmalıdır” dedi. Türkiye’de yapılan darbelerin kendisinden sonra hukuki alt yapısını hazırladığını bildiren Kurtulmuş, EMASYA Protokolünün de 28 Şubat darbesinin hukuki alt yapısını oluşturduğunu ve yasa dışı olduğunu söyledi.
Ermenistan konusunda haklı çıktık
Ermenistan konusunda imzalanan protokol konusuna da değinen Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, protokolün imzalanmasından bugüne kadar geçen süreçte yaşananların partisini haklı çıkardığını söyledi. “Kamuoyu ile de paylaştığımız çekincelerimiz maalesef süreç içinde gerçekleşmiştir” diyen Kurtulmuş, bunun en somut örneklerinden birinin Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar olduğunu kaydetti.
Saadet iktidara hazırlanıyor
Saadet Partisi’nin bundan böyle çalışmalarını iktidara hazır bir parti disiplini ve coşkusu içinde sürdüreceğine dikkat çeken Kurtulmuş, “Bugün iktidar olsak ülkenin birikmiş olan sorunlarını nasıl çözeceğiz, sadece muhalefet yaparak değil sorunlara yaklaşım tarzımızı da ortaya koyarak bütün milletimizle paylaşmaktayız” dedi. Türkiye’de kutuplaşmaya yönelik bir siyaset yapıldığının altını çizen Kurtulmuş, bunun yapılma nedeninin de halkın temel sorunlarının gündeme getirmemek olduğunu söyledi. “Türkiye’nin esas gündemi, pandoranın kutusu ekonomidir, milletin yoksulluğudur, işsizliğidir, dağılan tezgâhtır, insanların borçlu hale getirilmiş olmasıdır” diye konuşan Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Bunun saklanması, gizlenmesi için Türkiye bir türlü gerçek gündemini konuşamıyor, konuşturulmuyor. Saadet Partisi’nin bundan böyle yapacağı çalışmada milletin bir numaralı gündemi olan ekonomik sıkıntıları ortaya koymak ve bunun çözümünü milletimizle paylaşmaktır”
Maliye Bakanı’na sert eleştiri
Tekel işçilerinin mevcut durumu konusunda da değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, gelinen sürecin tekel işçilerinin haklı mücadelesinde Saadet Partisi’nin neden yanında olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. Hükümetin siyasal tercihinin milletin tütün üretmesi ve milletin tarım yapmasından yana değil uluslar arası sermayeden yana olduğu için Tekel işçilerin 47 gündür Ankara’nın ayazında, çamurunda eylem yaptığını kaydeden Kurtulmuş, Başbakan Erdoğan ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in tekel işçilerine yönelik söylediği sözleri anımsatarak, bu sözleri sert bir dille eleştirdi. Başbakan Erdoğan’ın ‘Fakir, fukaranın parasını, tüyü yetmemiş yetimlerin parasını soydurtmayız, yani Tekel işçilerine verdirtmeyiz’ dediğini belirten Kurtulmuş, “Sayın Başbakan milletin tüyü yetmemiş yetimin hakkını tekel işçileri hakkını ararken değil iç borç faizi olarak rantiyeye aktardığınız 56,8 milyar lira verirken düşünecektiniz” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın Türk-İş ile yaptığı görüşmede işçilerden bir hafta süre istemesine de tepki gösteren Kurtulmuş, “İşçiler 45 gündür iktidarın burnunun dibinde eylem yapıyor ve siz 45 gündür ne yapacağınıza daha karar vermemişsiniz bir hazırlık içinde değilsiniz. Bu kadar gayri ciddi bir devlet yönetimi olmaz” diye konuştu. Konuşmasında “Tekel işçileri ne istiyor?” diye soran Kurtulmuş, Tekel işçilerinin bütün taleplerinin hükümet tarafından karşılanması durumunda ayrılacak kaynağın 480 milyon lira olduğuna dikkat çekti. “Ama bunu veremezken aynı hükümet, aynı dönem içinde sadece iç borç faiz ödemelerine 56,8 milyar lira ayırıyor” tepkisinde bulunan Kurtulmuş, 56,8 milyar lira iç borç faiz ödemelerinin 24 bin kişiye yapıldığını bildirdi. Tekel işçilerine verilen hakların ise 16 bin kişiyi ilgilendirdiğini anlatan Kurtulmuş, “Bir tarafa vermediğinizin tam 118 katını rantiyeye veriyorsunuz. Buraya verirken paranız yok, öbür taraftan rantiyeye verirken paranız çok. Bu Gayretullaha dokunur” eleştirisinde bulundu. Hükümetin tekel işçileri konusunda düştüğü çıkmazın, ekonomik iflasın bir göstergesi olduğuna da vurgu yapan Kurtulmuş, bu çıkmazdan kurtulmanın yolunun da yeniden millete dönmek ve milletin taleplerini gerçek olarak kabul etmekten geçtiğini söyledi.


.jpg)
















































