İsrail’den kadın muhabire dayak!
8 barış aktivisti ve gazeteciler İsrail sınır güçleri tarafından acımasızca dövüldü.

Filistin’in Hebron şehrindeki Beit Ummar Köyü’de Uluslurarası Duvarlar ve Yerleşimciliğe Karşı Komitesi’ne üye 8 barış aktivisti ve gazeteciler İsrail sınır güçleri tarafından acımasızca dövüldü.
Aktivistlerin 4’ünün yabancı olduğu, komitenin Filistin Dayanışma Projesi kapsamında barış protestosu yaptığı bildirildi. Filistinli yetkililer, İsrail askerlerince bayıltılana kadar dövüldükten sonra gözaltına alınan Zaid Awad ve 4 yabancı barış aktivistinden haber alınamadığını açıkladı.
300 STK ile Türkiye’nin en büyük mitingi
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, Akdeniz’de yaşanan İsrail vahşetine karşı, 300 Sivil Toplum Kuruluşu’nun desteğiyle Türkiye tarihinin en büyük mitingini gerçekleştireceklerini söyledi.
Partisinin il merkezinde, Mavi Marmara gemisinde İsrail vahşetine maruz kalan Saadet Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı Türker Saltabaş, İHH Genel Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz ve İHH Yönetim Kurulu Üyesi Yaşar Kutluay ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Erol Erdoğan, Çağlayan Meydanı’nda düzenlenecek mitinge her kesimden, her görüşten, zulme karşı duran herkesi bekledikleri söyledi.
Türkiye’nin mitingi
Saadet, AK Parti, CHP, MHP, BBP, BDP, DSP ve diğer siyasi parti mensuplarını… Sağcıları, solcuları, liberalleri, milliyetçileri, İslamcıları… Dernekleri, vakıfları, yazarları, basın mensuplarını, sanatçıları, işçileri… Kadınları, erkekleri, gençleri, yaşlıları… Şehitlerimizin hemşerileri; Siirtlileri, Adıyamanlıları, Diyarbakırlıları, Malatyalıları, Kayserilileri, Adanalıları, İzmirlileri, Hataylıları… Kısaca Zulme karşı duran, barıştan ve adaletten yana tavır alan herkesi mitinge bekliyoruz” diyen Erol Erdoğan, şu ana kadar 148 çatı kuruluş olmak üzere 300 STK’nın mitinge destek verdiğini açıkladı.
Talep halktan geldi
Miting talebinin İsrail saldırısının hemen akabinde toplumun her kesiminden geldiğini söyleyen Erol Erdoğan, “Saldırının ilk saatlerinden itibaren İstanbul’dan ve Anadolu’dan çok sayıda mesaj aldık. Mail, telefon veya doğrudan iletilen bu mesajlarda, acilen bir miting düzenlememiz ısrarla talep ediliyordu. Bu talepler sadece teşkilatlarımızdan değil sivil toplum kuruluşlarından, değişik siyasi parti mensuplarından ve gönüllü yakınlarından gelmişti” dedi.
Şehitlerimizle onur duyuyoruz
Şehitlerin arasında iki parti yöneticisinin olmasının kendileri için bir onur vesilesi olduğuna da değinen Erol Erdoğan, İsrail katliamının dehşet boyutunun gittikçe büyüdüğüne dikkat çekerek şöyle konuştu: “İsrailli askeri tedavi ederken öldürülen Endonezyalı doktor… Beyaz bayrağa rağmen delik deşik edilen insanlar… Ve 19 yaşında, lise son sınıf öğrencisi olan Furkan’ın alnındaki sadece 1 metreden atıldığı kesinleşen 4 kurşun… Yine bu vesileyle cenaze namazlarını İstanbul’da kıldığımız Mavi Marmara şehitlerimize de tekrar Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyor; şehitlerin yol arkadaşlarına, ailelerine, dostlarına sabırlar niyaz ediyorum.”
Filistin, Mavi Marmara ve İsrail konuşulacak
Mitingi Saadet Partisi’nin koordine ettiğini ancak içerik ve destek açısından bakıldığı zaman mitingin sivil bir miting şeklinde icra edileceğine vurgu yapan Erol Erdoğan, konuşmaların sadece Filistin, İsrail ve Mavi Marmara katliamı üzerine yapılacağını ifade etti.
Erol Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “Mitingimizi ‘Sustukça ölüyoruz! İsrail vahşetine isyan mitingi’ adıyla gerçekleştireceğiz. Miting 5 Haziran 2010 Cumartesi günü Saat 16.00′da Çağlayan meydanında başlayacak ve 19.30′da sona erecektir. Mitingimizde Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ile Mavi Marmara Gemisi’nde bulunan bazı aktivistler, gönüllüler katılarak konuşmalarını yapacaklar. Gönüllüler arasında Türkiye’den olduğu gibi yurtdışından da isimler yer alıyor.
Mitingle hedeflenen
* Mavi Marmara Gemisine yapılan saldırıyı kınamak, bu konuda milletimizin, ailelerin, sivil toplumun duyarlılığına zemin olmak.
*Dünya kamuoyunda vahşete karşı oluşan duyarlılığın süreklileşerek konunun çözümüne yardımcı olmasını sağlamak.
*Yeni katliamların olmaması için dünyayı yönetenlerin tedbir almasını sağlamak, bu konuda diplomatik bir konsensüse gidilmesini zorlamak.
*Gazze’ye üç yıldır insafsızca uygulanan ambargonun kalkması için inisiyatif oluşmasına destek vermek, bu konuda halkların mazlumdan yana olduğunu açıkça göstermek.”
İsrail, Rachel Corrie gemisine müdahale etti
Reuters ajansı, İsrail donanmasının Gazze’ye insani yardım götüren İrlanda gemisi Rachel Corrie’ye müdahale ettiğini duyurdu. İsrail radyosu, takibi yapan 3 İsrail gemisinin, Rachel Corrie’yi çatışma olmadan durdurduğunu, yaralı olmadığını bildirdi.
BU KEZ KOMANDOLAR ÇIKMADI
Gazze’ye yardım götüren İrlanda gemisine İsrail askeri gemilerinin el koymadığı, ”yol kestiği” bildirildi.
”Özgür Gazze Hareketi” örgütünden Greta Berlin, şu açıklamada bulundu:
”Rachel Corrie gemisi mürettebatı ve yardım gönüllüleriyle telsiz irtibatımız, İsrail devlet radyosundan gelen bilgiyle yanlış verildi. Güverteye komandolar çıkmadı. Sadece İsrail askeri gemilerince Rachel Corrie’nin yolu kesildi.”
Akdeniz’de karaya 35 mil açıkta İsrail ordusunun üç askeri gemisince takip edilen Rachel Corrie gemisi, adını 2003′te İsrail buldozerleri altında can veren Amerikalı Filistin dostundan alıyor.
”Rachel Corrie” gemisinde bulunan 1976 Nobel Barış Ödülü sahibi Mairead Maguire, BM’den ya da bağımsız bir uluslararası kuruluştan yetkililerin, Gazze’ye ulaşmadan önce gemideki yardım malzemesini kontrol etmesine açık olduklarını bildirmişti.
İsrail hükümeti de geminin Aşdod Limanı’na çekilmesini istedi.
Haber Kaynağını görüntüle
CUMARTESİ ÇAĞLAYAN’DAYIZ
01 Haziran 2010 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi, İstanbul Çağlayan’da İsrail korsanlığına dur demek için büyük bir miting yapmaya hazırlanıyor.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı, İsrail’in, Gazze’ye insani yardım götüren gemilere saldırarak 19 yardım gönüllüsünü şehit etmesi ve gemileri İsrail limanlarına çekmesi üzerine İstanbul Çağlayan Meydanı’nda büyük bir miting yapma kararı aldı.
İsrail saldırısına karşı daha gür bir sesle tepki göstermek için büyük bir miting yapma kararı alan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı, mitingde tek amacın Türk ve dünya kamuoyunun haklı tepkisini milyonların dilinden ortaya koymak olacağını açıkladı.
KORSANLIĞA DUR DEMEK İÇİN
05.06.10 Cumartesi günü Çağlayan Meydanı’nda saat 17:00’da yapılacak olan mitingle alakalı olarak bir açıklama yapan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, “İsrail’in, uluslararası hukuku, insan hak ve hürriyetlerini hiçe sayan pervasız tutumu dünya kamuoyunca bilinen bir gerçekti. İçinde çocuk, kadın ve yaşlıların da bulunduğu sivil bir gemiye saldırarak masum insanları öldürmesi bunun son örneğidir. İsrail’e karşı sadece Türkiye’de değil, dünya kamuoyunda büyük tepki oluşmuştur. Günler geçmesine rağmen hala gemilerden, gemidekilerden, ölü ve yaralılardan sağlıklı bilgi de alınamamaktadır. Bu tam bir karartmadır. Bu mitingi biz düzenlememize rağmen bir siyasi parti mitingi değildir; onlarca sivil toplum kuruluşunun da destek vereceği zulme karşı olan herkesin mitingidir. 4 Ocak 2009’da yine Çağlayan’da yaptığımız Gazze mitingi bunun en güzel örneğidir. Benzer ve çok daha görkemli bir mitingle İsrail’in sınır tanımaz korsanlığına dur diyeceğiz. Bu maksatla sadece İstanbulluları değil, İsrail’in saldırganlığına “dur” demek isteyen her görüşten ve kesimden insanımızı Cumartesi günü Çağlayan’a bekliyoruz” dedi.
Erol Erdoğan, bu çerçevede miting hazırlıklarını paylaşmak üzere; 04 Haziran 2010 Cuma günü Saat 11.00’de İstanbul İl Başkanlığında bilgilendirici bir basın toplantısı yapacaklarını da sözlerine ekledi.
Başkonsolosluk önünde gerilim tırmandı
Gazze’ye gitmeye çalışan Özgürlük Filosu’na İsrail askerlerinin müdahale etttiği yönündeki haberlerin gelmesi üzerine, İsrail Başkonsolosluğu önünde eylem yapan vatandaşları kızdırdı. Çok sayıda eylemci polis barikatını aşarak İsrail Başkonsolosluğu’na girmeye çalıştı. Bunun üzerine polis gruba müdahale etti.
Özgürlük Filosu’nun İsrail ordusuna ait gemilerce taciz edildiği haberi üzerine binlerce vatandaş Levent’teki İsrail Başkonsolosluğu önünde toplandı. İsrail’i ve insani yardım taşıyan gemiye müdahale edilmesini protesto etmek isteyen vatandaşlar, dualar okuyarak sabaha kadar bekledi. Sabah 05.00 sıralarında İsrail askerlerinin gemiye girdiği ve müdahale ettiği haberi geldi. Bunun üzerine eylemciler polisin kurduğu barikatı aşarak konsolosluğa girmeye çalıştı. Barikatların aşılması üzerine çevik kuvvet polisi gruba müdahale etti. Su sıkarak grubu uzaklaştırmaya çalışan polisle eylemciler arasında arbede yaşandı.
DİLİPAK TESKİN ETMEYE ÇALIŞIYOR
Gruptakiler, İsrail’in, Gazze’ye yardım için giden gemilere müdahale ettiği haberini aldıktan sonra ellerinde Filistin bayraklarıyla ”İsrail şaşırma sabrımızı taşırma” sloganı attı.
Başkonsolosluk önüne gelen gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak, grubu teskin etmeye çalıştı.
Başka bir grup ise konsolosluğun bulunduğu binanın korkuluk demirlerinden içeri girmeye çalıştı. Polis bu gruba da müdahale etti. Yaşanan arbedede binanın camları kırıldı. Eylemin konuşmacıları öfkeli vatandaşları sükunete ve sabra çağırdı. Eylemin provoke edilmeye çalışıldığını anlatan konuşmacılar, şiddet içeren eylemlerden kaçınılmasını istedi.
Çok sayıda polisin güvenlik önlemi aldığı başkonsolosluk çevresinde grubun bekleyişi sürüyor
İsrail askerleri yardım gemisine saldırdı
05:06 Mavi Marmara gemisini hedef alan saldırı devam ediyor.
05:06 Şehid sayısı 2′ye yükseldi.
05:05 Osman Atalay, beyaz bayrak kaldırılmasına rağmen saldırının devam ettiğini, bir şehit ve 30 kişinin yaralandığını bildirdi.
05:05 İstanbul’ada konsolosluğun camları kırılıyor.
05:04 Savaş feribotları gemilerin etrafında görülüyor.
05:00 Mavi Marmara gemisinde çatışma devam ediyor. Çok sayıda yaralı var. Ümit Sönmez şehidlerin de olabileceğini bildirdi.
04:54 Mavi Marmara gemisinde çatışmalar devam ediyor.
04:49: İstanbul’da İsrail konsolosluk basılıyor.
04:46 Mavi Marmara gemisinde yaralananlar var.
04:45 Gemi kaptanları, şuana kadar herhangi bir müdahale olmadığını sadece karartmanın uygulandığını bundan ötürü de uydu üzerinden yapılan telefon görüşmelerinin kesildiğini bildirdi. Böylece İsrail, “Gök Rüzgarları” operasyonunun birinci aşamasını tamamlamış oldu.
04:40 İsrail Mavi Marmara gemisine karartma uyguluyor. Bundan ötürü bir irtibat sağlanamıyor.
04:30 Gemiyle irtibat hala kurulamadı. Uydu bağlantısı hala kesik. İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Gazze sularına yaklaşıldıktan sonra uydu bağlantısında bir kesintinin yaşanması halinde, operasyonun başlamış olarak kabul edilmesini ve Türkiye’deki müslümanların gereken yanıtı vermesi çağrısında bulunmuştu.
04:24 Savaş gemilerinin öncelikle yük gemilerine sonra da yüzlerce yolculunun içerisinde bulunduğu Mavi Marmara gemisine yöneliyor.
04:22 İsrail, Özgürlük filosundaki tüm uydu ve telefon bağlantılarını engelliyor.
04:20 Savaş feribotlarının insani yardım gemilerini kuşatma altına alması sonrasında yayınlar da kesildi. Böylece İsrail’in aylar öncesinden hazırladığı “Gök Rüzgarları” operasyonu başladı. Özgürlük Filosu’ndaki gönüllülerin, İsrail askerlerine direniş göstermesi bekleniyor.
04:17 Özgürlük filosuyla irtibat sadece internet üzerinden sağlanabiliyor. Bölgeden son gelen haberler, gemilerin savaş gemileri tarafından kuşatıldığı yönündeydi.
04:15 İHH Kriz masasından elde ettiğimiz son dakika gelişmesine göre, özgürlük filosuyla irtibat tamamen kesildi.
04:13 14 savaş gemisinin aynı anda özgürlük filosuna yaklaşması, İsrail savaş feribotlarının operasyona başladığı yorumlarına neden oldu.
04:10 İHH’nın gemileriyle irtibat kesildi. Canlı yayın bağlantısı ilk defa bu şekilde kesintiye uğradı. İsrail savaş feribotlarının operasyona başlamış olabileceği öngörülüyor.
03:55 İHH Başkanı Bülent Yıldırım, savaş feribotlarının yük gemilerine yaklaştığını bildirmesinden sonra gemilerden yapılan canlı yayın kesildi.
03:50 İHH Naşkanı Bülent Yıldırım: Özgürlük filosu, 2-3 mil uzaklığında 4 tane büyük savaş gemisi, 10 tane de küçük savaş gemisi var. Üzerimizde savaş gemileri var. İsrail, muhtemelen yük gemilerine yöneliyor. Fakat oralarda da onlara karşı koyabilecek arkadaşlarımız var. Onlar bilmiyor.
Savaş feribotları gemilere yöneldi. Sanırım orada bir kavga gürültü kopacak. Bunlar korsan. Korsanlık yapıyor.
03:45 İsrail donanmasına ait üç tane hücum botu, İHH’ya ait yük gemisine doğru yaklaşıyor.
İnsani yardıma tehdit
Terör devleti İsrail, içinde inşaat çivisi dahi bulunmayan, tamamen gıda ve ilaç gibi insani yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştırmak isteyen gemileri, vurmakla tehdit etti.
Uluslararası hukuku çiğniyor
İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin’e insani yardım götürecek gemilerle ilgili, “İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Açıkladığımız güzergahta İsrail tatbikat yapma kararı aldı. Uluslararası hukuku çiğniyorlar. İsrail yönetimi bize saldırırsa en az 50 ülkeye de saldırmış olacak” diye konuştu.
Gazze’ye Yardım Filosu yolda
Aralarında Türkiye’den İnsani Yardım Vakfının Mavi Marmara ve diğer iki gemisinin de yer aldığı, Gazze’ye İsrail ablukasını kırmak için yola çıkan 9 gemi, 800 yolcusu ve taşıdığı 10 bin ton dolayında yardım malzemesiyle Perşembe günü Gazze’ye varma hedefiyle yolculuğunu sürdürüyor. İsrail ise gemileri engelleme planları yapıyor. İsrail ordusu, diğer güvenlikle ilgili kuruluşlarla birlikte, Gazze yakınlarındaki Aşdod Limanı’na çekilecek gemiler ve yolcuları için hazırlarken, Aşdod’da bir tutuklama tesisi kuruldu, gemilerin durdurulması operasyonuna da “Gök Rüzgarları” adı verildi. İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahranot gazetesi, konvoyun Gazze’ye gelmesini ve gemideki eylemcilerle İsrail askerlerinin karşı karşıya kalmasını önlemek için İsrail’in konvoyu ilk aşamada destekleyen bazı ülkelerle müzakereler yaptığını ve bu ülkelerin katılmaktan vazgeçtiğini yazdı.
“Gök Rüzgarları”
Yedioth Ahranot’a göre, İsrail donanması yardım gemileri için hazırlıklı. Gemilerin engellenmesi operasyonunu İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Eliezer Merom yönetecek. Operasyonun adı da “Gök Rüzgarları” olarak belirlendi.
Haberde, İsrail ordusunun gemilerdeki eylemcilerin İsrail askerleriyle çatışmaya girişeceklerinden ve olayları belgeleyerek İsrail’i zor durumda bırakmaya çalışacaklarından endişelendiği kaydedildi.
Hamas: “Filoyu tehdit devlet terörüdür”
Öte yandan, Gazze Şeridi’nde iktidarı elinde bulunduran Hamas hareketinin sözcülerinden Sami Ebu Zühri, Gazze’ye insani yardım ulaştıracak “Özgürlük Filosu”nun amacına ulaşacağına inandıklarını belirtti, İsrail’in filoya yönelik tehditlerini “devlet terörü” olarak değerlendirdi. Ebu Zühri, yazılı açıklamasında, “Terör devletinin dünyanın dört bir yanından gelen insanların oluşturduğu, yardımları Gazze’ye ulaştırmak için yola çıkan Özgürlük Filosuna yaptığı tehditlerin amacına ulaşmayacağına inanıyoruz” dedi.
”Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” Kampanyası
İsrail uluslararası hukuku çiğniyor
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin’e insani yardım götürecek gemilerle ilgili, ”İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Açıkladığımız güzergahta İsrail tatbikat yapma kararı aldı” dedi.
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin’e insani yardım götürecek gemilerle ilgili, ”İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Onlar bize ‘dur’ diyecekler, ama biz durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz” dedi.
AA muhabirine açıklama yapan Yıldırım, Gazze’ye gidecek olan 9 gemide doktorların, siyasetçilerin, aydınların ve gazetecilerin yer aldığını belirtti.
Türkiye’den yola çıkan gemilerin hazır olduğunu söyleyen Yıldırım, Avrupa’dan gelen gemilerin ulaşmasını beklediklerini, şu anda 5 geminin Yunanistan’da olduğunu, bu gemilerde 40′a yakın Avrupalı milletvekilinin de yer aldığını kaydetti. Yıldırım, Avrupa’dan gelen gemilerle Akdeniz açıklarında buluşacaklarını ifade ederek, gemilerde 50′den fazla ülkeden bine yakın kişinin olacağını ve Mavi Marmara gemisinde de 600 civarında kişi bulunduğunu söyledi. Gemilerin 27 Mayıs Perşembe günü Antalya’dan hareket edeceğini aktaran Yıldırım, ”İsrail, bizi engellemeye çalışacaklarını söylüyor. Fakat biz durmak zorunda değiliz” diye konuştu.
Bülent Yıldırım, şöyle devam etti: ”İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Onlar bize ‘dur’ diyecekler, ama biz durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz. Açıkladığımız güzergahta İsrail tatbikat yapma kararı aldı.
Uluslararası hukuku çiğniyorlar. İsrail içinde de İsrail hükümetinin yaptıklarına muhalefet eden gruplar var. Şu andaki yönetim bizi vurmaya kalkarsa, İsrail içindeki muhalefet daha da güçlenecek. İsrail akıllı davranıp, konvoyun geçmesine izin verirse kamuoyunda oluşan olumsuz düşünceleri engeller. Ama şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla İsrail krizi yönetemiyor.”
İsrail’den yola çıkan tekne ve yatların da eylem yapacaklarını söyleyen Yıldırım, ”Onlar sivil görünümlü askerler. Onlar müdahale ederse en az 50 ülkeye müdahale etmiş olurlar. İsrailli siviller bize saldırmaya kalkarsa 50 ülkede protesto gösterileri yapılacak” şeklinde konuştu.
Şimdi ‘hayır’ zamanı
Terör devleti İsrail, 20 yıldır OECD’ye girerek kanlı ellerini temizlemek istiyor. İsrail, OECD’nin tek Müslüman üyesi olan Türkiye’nin veto etmesinden korkuyor.
İşgal ettiği Filistin topraklarında Filistinlilere karşı organize bir şekilde soykırım politikaları uygulayan terör devleti İsrail, Mayıs ayı sonunda görüşülecek olan OECD’ye üyelik konusunda Türkiye’nin veto hakkını uygulamasından çekiniyor. OECD’ye girerek insan haklarına saygılı ve demokratik gelişim sürecindeki bir ülkeymiş gibi meşruiyet kazanmak isteyen İsrail, tek üye ülkenin bile veto etmesi halinde örgütün dışında kalacak. 30 üyeli OECD’nin tek Müslüman ülkesi ise Türkiye! Kamuoyu, İsrail Dışişleri Bakanı’nın Türkiye Başbakanı hakkındaki “Firavun” benzetmesi yapmasının ve “alçak koltuk” krizinin hesabının sorulmasını, Davos’ta olduğu gibi bir kez daha “Van Münit” denilerek İsrail’e haddinin bildirilmesini istiyor.
Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak 1961 yılında kurulan OECD İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) yerini aldı. OECD, üye ülkelerin sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmesini, demokrasi, İnsan haklarına ve yurttaş özgürlüğüne bağlılık çerçevesinde istikrarlı gelişimini desteklemeyi ve dünya pazarlarına açılabilmesini vazgeçilmez değerleri olarak benimsiyor. İsrail de 20 yıldır OECD’ye girerek uluslararası kamuoyunda katliamlarına meşruiyet kılıfı giydirmek istiyor. Yalnız OECD’nin de NATO gibi bir kuralı var. O da, üye ülkelerden herhangi birisinin veto etmesi durumunda, örgüte yeni üye alınmaması ilkesi.
Baskıyı artırmalıyız
Türkiye, yoğun iç gündemi ile meşgul olurken bu çok önemli meselenin gündeme getirilmesi ve hükümetin bu konuda veto hakkını kullanması için kamuoyunun ve sivil toplum kuruluşlarının baskısını artırması gerekiyor. Çünkü İsrail’in OECD’ye girişinin kabul edilmesi, Filistinliler ve tüm dünyadaki vicdan sahibi insanlarca İsrail’in Filistinlilere uyguladığı ayrımcı, kolonyalist ve işgal politikalarına uluslararası bir katkı olarak anlaşılacak. Üyelik durumunda, İsrail’in savaş suçları ve insanlığa karşı işlediği suçlarla ilgili mevcut dokunulmazlık kültürünün de güçlenmesi anlamına gelecek.
En son 19 0cak 2010′da örgüte üye olmak için bir kez daha başvuran İsrail, OECD Genel sekreteri Angel Gurria’nın da desteğini aldı. Gurria, İsrail’in üyeliğinin kabul edileceğini umut ettiğini söylemesine rağmen, örgütün tek Müslüman üyesi olan Türkiye, veto ettiği takdirde İsrail OECD’ye giremeyecek. Türkiye’nin kullanacağı veto oyu ile İsrail’in üyeliği reddedilmiş olacak. Bunun büyük bir tarihi bir sorumluluk olduğu ifade edilirken, İsrail’in üyeliğine aynı zamanda İngiltere, Yeni Zelanda ve Norveç’in de olumsuz baktığı biliniyor.
OECD’ye üye 30 ülkeden sadece Türkiye Müslüman kimliği ile örgütün üyesi. Ve Türkiye sadece İslam dünyasına değil, tüm dünyaya mesaj verebilecek. İnsanlığa karşı suç işlemeye devam eden, Gazze’de, Kudüs’te ve Batı Şeria’da çocuk ve kadın demeden sivilleri katleden terör devleti İsrail’in birliğe üye olması durumunda, işgalin meşruiyetini Avrupa’ya kabul ettirme imkanının önünün açılacağı belirtiliyor.
Dünya müslümanları Türkiye’den veto bekliyor
Merkezi İngiltere’de bulunan İslam İnsan Hakları Komisyonu da, İsrail in üyeliğine karşı bir kampanya başlatarak özellikle Türkiye kamuoyunun duyarlılığını güçlendirmek istiyor. Türkiye’nin İsrail’in üyelik talebine karşı veto kartını kullanması, Türkiye’nin bir kez daha Filistin halkının yanında samimi bir şeklide durduğunu göstereceğini unutmamak gerekiyor. İsrail’in alınacak olan üyelik kararıyla daha da güçleneceğini ifade eden sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de, İsrail’in OECD’ye üye olması yönünde alınacak bir kararın, İsrail’in yaptığı her türlü hukuksuzluğun desteklenmesi anlamına geleceğini, bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağını vurguluyor.
STK’lardan “VETO” çağrısı
Önceki gün Mazlumder İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısı ile onlarca kitle örgütü de İsrail’in OECD üyeliğinin veto edilmesi için çağrıda bulundu.
Akabe Vakfı, AKDAV, Araştırma ve Kültür Vakfı, ASDER, Hikmet Vakfı, İHH, İnsan ve Medeniyet Hareketi, MAZLUMDER, Medeniyet Derneği, Özgür-Der gibi kitle örgütleri Mayıs ayı sonunda OECD’de görüşülecek olan İsrail’in üyeliğiyle ilgili Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Dışişleri Bakanı’na İsrail’in üyelik başvurusunun veto edilmesi yönünde çağrı yaptı.
İsrail’in alınacak olan üyelik kararıyla daha da güçleneceğini ifade eden STK temsilcileri bu yönde alınacak bir kararın İsrail’in yaptığı her türlü hukuksuzluğun desteklenmesi anlamına geleceğini, bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağını ifade ettiler.
Kitle örgütlerinin ortak açıklamasında, “Filistin topraklarında işgalci ve yayılmacı politikalar izleyen, Müslümanların ilk kıblesi aziz Kudüs’e ilişkin olarak uluslararası hukuka aykırı biçimde ilhak kararı alan ve uluslararası sözleşme ve anlaşmaları hiçe sayarak Gazze’ye ambargoyu sürdüren İsrail’i OECD üyeliğine kabul etmek sadece OECD üye ülkelerinin iddia ettiği değerleri ihlal etmekle kalmayacak aynı zamanda İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği suçların uluslararası arenada görmezden gelinmesi ve meşrulaştırılması anlamına da gelecektir. Bu tutum aynı zamanda Ortadoğu’da Müslüman halklara karşı düşmanlık politikalarının sahiplenilmesi anlamına da gelecektir. İsrail, Filistinlilerin tam bağımsız, özgür ve eşit bireyler olarak yaşama hakkını hiçe saymaktadır. İsrail yapmış olduğu bu tür uygulamalarla OECD’in insan hakları standartlarına aykırı davranmaktadır” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: “Konuya duyarlı kuruluşlar olarak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na, Dışişleri Bakanı’na ve diğer yetkililere, evrensel insan haklarını ve uluslararası hukuku çiğneyen işgalci İsrail’in OECD’ye üyelik başvurusunu reddetme çağrısında bulunuyoruz.”
İslam dünyasından Türkiye’ye ‘veto’ çağrısı
İsrail’in OECD’ye üye olması durumunda Müslüman ülkelere engel çıkaracağını ifade eden İslam dünyası kamuoyu, Türkiye’den veto hakkını kullanmasını istiyor. İsrail’in İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyeliği başvurusunun sonuçlanmasına günler kala, İslam coğrafyası ve Avrupa’daki Müslüman teşkilatlardan Türkiye’ye bu üyeliği veto etmesi yönünde çağrılar geliyor. Sadece Filistin yönetimi değil, Arap kamuoyu da İsrail’e karşı Türkiye’nin “veto” kararı almasını istiyor.
Rusya, Slovenya, Estonya ve Şili’nin yanı sıra İsrail de OECD üyeliği için bekleyen ülkeler arasında bulunuyor. OECD’de her üye ülkenin veto hakkı var. Bu nedenle İsrail, yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Türkiye kamuoyu da, “alçak koltuk” krizini ve İsrail’in Türkiye Başbakanı hakkındaki “Firavun” benzetmesini unutmadan, Filistin’de soykırım uygulayan terör devleti İsrail’in OECD’ üyeliğinin iktidar tarafından veto edilmesini istiyor.
İsrail niye OECD’ye girmek istiyor?
İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak kurulan bir Teşkilat. Savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) yerini aldı. Örgütün adı 1961′ de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) şeklinde değiştirilmiştir. OECD, üye ülkelerin sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmesini, demokrasi, İnsan haklarına ve yurttaş özgürlüğüne bağlılık çerçevesinde istikrarlı gelişimini desteklemeyi vazgeçilmez değerleri olarak benimseyen bir örgüt. İsrail de OECD’ye girerek uluslararası kamuoyunda katliamlarına meşruiyet kılıfı geçirmek için 20 yıldır mücadele ediyor.
OECD’ye üye ülkeler:
Avusturya, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Macaristan, Japonya, Meksika, Yeni Zelanda, Polonya, Slovakya, Kuzey Kore Cumhuriyeti, Güney Kore ve Türkiye.
Tarihi sorumluluk
En son 19 0cak 2010′da örgüte üye olmak için bir kez daha başvuran İsrail, bir üye ülkenin dahi veto hakkını kullanması halinde OECD üyesi olamıyor. Örgütün tek Müslüman üyesi olan Türkiye, veto ettiği takdirde İsrail OECD’ye giremeyecek. Bunun büyük bir tarihi bir sorumluluk olduğu ifade edilirken, İsrail’in üyeliğine aynı zamanda İngiltere, Yeni Zelanda ve Norveç’in de olumsuz baktığı biliniyor.
Zaman Yazarı Ali Bulaç:
Türkiye’nin İsrail sınavı
“Gazze’de İsrail’in giriştiği katliama karşı bütün dünyada öfkenin en çok kabardığı ülkelerden biri Türkiye idi. Söz konusu öfkeyi Çağlayan Meydanı’na 1 milyonun üstünde insanı toplayarak Saadet Partisi açığa çıkarma başarısını gösterince -ki buna Diyarbakır’da Mustaz’af Der’in yaklaşık 300 bin insanı meydana döktüğü gösteriyi de eklemek gerekir- birçok çevrede şafak attı. Davos çıkışı da bunu regüle etti.. Şimdi de İsrail, OECD’ye üye olmak istiyor. Bakalım Türkiye İsrail’in üyeliğini veto edecek mi, etmeyecek mi? Bu, İsrail politikasının hangi seviyede değiştiğinin de önemli bir göstergesi olacak.”
Yeni Şafak Yazarı Akif Emre:
“Firavun”un hesabını sorma fırsatı
“İsrail OECD’ye üye olmaya hazırlanıyor. Türkiye’ye tarihi bir sorumluluk düşüyor. Çünkü yeni bir üyenin OECD’ye kabul edilmesi için tüm üyelerin onayının alınması gerekiyor. Türkiye Başbakanı’na firavun benzetmesi yapan İsrail’in işgal ettiği topraklardaki ırkçı uygulamaları ve işlediği savaş suçlarının hesabını Türkiye sormalıdır. Bu anlamda hükümetin eline İsrail’e haddini bildirmek için önemli bir imkan geçmiştir.”
İHH Genel Başkan Yardımcısı Osman Atalay:
Soykırımı kamufle çabası
“İsrail OECD’ye üye olmak için 20 yıldır verdiği mücadelede son aşamaya geldi. İsrail için OECD üyeliği bir prestijden öte, yıllardır uyguladığı insanlık dışı, soykırım taciz ve tehcir politikalarını kamufle etmeye yönelik bir fırsat olacaktır. İsrail uluslararası platformlarda kendisine suni alanlar açma gayretindedir. Türkiye ikinci kez; “One Minute” demelidir. STK’lar ve aydınlarımız bu meselenin takipçisi olmalıdır!”
İsrail Gazze’ye saldırdı
İsrail ordusu, sabah saatlerinde Gazze’nin Şucaiyye bölgesine füze saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu, bugün sabah Şucaiyye’deki bazı Filistinlilerin evlerine ve tarım arazilerine havan toplarıyla saldırdı. Bunun yanı sıra helikopterlerden de Filistinlilerin olduğu bölgeye doğru ateş açıldı. Filistinli direnişçilerin de İsrail askerlerine karşılık verdiği, bölgede küçük çaplı bir çatışmanın yanaşandığı öğrenildi.
İsrail savaş uçaklarının bölgedeki bir direniş grubuna yönelik olarak da füze saldırısı düzenlediği fakat direnişçilerin bu saldırıdan kurtulduğu açıklandı.
İsrail ordusuna ait askeri araçların Şucaiyye’nin sınır bölgesinde konuşlandırıldığı bildirildi. Kaynaklara göre 20′den fazla askeri araç bölgeye yönlendirildi.
Bölgede çatışmaların yoğun bir şekilde devam etmesinden ötürü sağlık ekipleri henüz bölgeye ulaşabilmiş değil. Henüz doğruluk kazanmayan habere göre çatışmada bazı Filistinliler şehid oldu. Kudüs’ün Sesi radyosu, çatışmada 2 Filistinlinin şehid olduğunu açıkladı. Gazze Şeridi Acil Yardım Servisi Başkanı Muaviye Hasaneyn, şimdiye kadar şehid ve yaralının kendilerine ulaşmadığını açıkladı.
İlk kıblemiz Mescid-i Aksa yıkıldı
Mescid-i Aksa, İsrail’in kazılarından dolayı yıkıldı.
Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa yıllardır altında yapılan kazılardan dolayı bugün yıkıldı. Öğle saatlerinde Aksa’nın altında duyulan küçük bir patlama sesinden sonra Mescidi Aksa yerle bir oldu. İşgalci İsrail yetkilileri konuyla ilgili yaptıkları açıklamada Mescid-i Aksa’nın nemden dolayı güçsüz hale geldiğini ve bu yüzden yıkılmış olabileceğini söylediler.
Filistin İslami Hareketi Lideri Raid Salah ise yaptığı açıklamada “İslam ümmeti efendimizin emanetini koruyamadı. Mescid-i Aksa’nın yıkılması İslam ümmetinin alnında kıyamete kadar kara bir leke olarak kalacaktır.” dedi. Ayrıca Raid Salah İsrail’in bunu çok önceden planladığını ancak bunu bütün dünyanın bilmesine rağmen sessiz kaldığını söyledi.
DİKKAT
Haber-Yorum
Tabi ki bu haber doğru değil.
Ancak bu habere şaşıran takipçilerimizin aslında çok şaşırmasına gerek yok.
Çünkü böyle bir haberi görmemiz an meselesi.
Yapılması gereken ne varsa bugün yapılmalıdır. Elimizden Kudüs ve Mescid-i Aksa için ne geliyorsa bugün gelmelidir. Bu haber zihinlerimizi biraz geleceğe götürmek ve uyandırmak için yapılmıştır.
İslamiGündem’in HABERİ


.jpg)



