Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Türkiye Görme Engelliler Derneğini Ziyaret Etti‏

05 Aralık 2011 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Gündem, Manşet

Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Türkiye Görme Engelliler Derneğini ziyaret etti.Saadet Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcıları Fatma Nevin Gökce,Goncanur Aslan,Stk Birim Başkanı Özlem Gerek Serenli,İl yönetim kurulu üyesi Zehra Durmuş’un oluşturduğu heyeti derneğin Genel Başkanı Ahmet Cantürk ve yönetim kurulu üyesi Mehmet Gürel karşıladı.

Mecliste kurulan Özürlüler Komisyonu’nun işlevsizliğinden şikayet eden Cantürk adeta bu komisyon bişeylere tampon olarak kullanıldığını dile getirdi.Hükümet çevresinden engellilerin eşit bireyler olarak görülmediği, korunması gereken bireylerdir.Bu yüzden siyasi partilere karşı mesafeli durmaya başladık dedi.

DSCF7983

Saadet Partisi Stk Birim Başkanı Özlem Gerek Serenli;yeni anayasa çalışmaları ile ilgili hükümetin sizlerden talebi oldumu veya sizin bir öneriniz oldumu?sorusuna ise hayır herhangi bir fikir alışverişinde bulunmadık bizlere böyle bir talep gelmedi diye cevap verdi.Bizler ayrımcılık yasası bekliyoruz.Tek tek özel haklar istiyoruz dedi.Mehmet Gürel ise;Türkiye siyasi tarihinde gelmiş geçmiş liderler arasında tek Amerikancı olmayan bir lider tanımıştır bu kişide Merhum Necmeddin Erbakandır dedi.

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Fatma Nevin Gökce;bizlerde diktatür yönetimlere ve bunun yansıması olan gelişmelere karşıyız.Bütün bu sıkıntıların temelinde insanların,toplumların birlik içerisinde olamamasından kaynaklandığını ifade etti ve D-8 oluşumunun acilen harekete geçirilmesiyle yaşanabilcek önemli adımlardan bahsetti.

ÖĞ-DER’den “Modernizm Ahlakı ve Değerlerimiz” konferansı

30 Mart 2011 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Gündem, Manşet

26 Mart 2011 tarihinde ÖĞ-DER (Şuurlu Öğretmenler Derneği) tarafından tertip edilen konferansta “Modernizm Ahlakı ve Değerlerimiz” konu başlığında Prof. Dr. Azra Kianinejad konuşurken , “Emperyalizmin Kıskacında Eğitim” konu başlığında ise Prof. Dr. Yusuf Progler konuştu. Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları’nı temsilen STK ile İlişkiler Birim Başkanlığı toplantıya iştirak etti. Ülkemizde ve dünyadaki mevcut eğitim sistemi irdelenirken konferansta önemli notlar kaydedildi. Prof. Dr. Azra Kianinejad kendi konu başlığında şu bilgi ve tespitleri aktardı.

Çocuklarımızın çoğu vakti okullarda geçiyor. Biz onların ahlaki açıdan bir şeyler öğrenmesini istiyoruz. Okullarda işlenen suçlarda baktığımız ilk şey ahlaki eğitimin eksikliğidir. Modern toplumlarda her şey eğitim sisteminden beklenmektedir. Modern eğitim hiçbir zaman ahlaklı bireyler oluşturulması için kurulmamıştır, bu amaç sadece İslam’da vardır. Beklediğimiz şey Peygamberimizin (sav) yapmak için geldiği şeydir. “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”. Modern eğitime başlamamızın nedeni teknolojik açıdan batıdan geri kaldığımız düşüncesidir. Modern eğitim istediğimizde biz teknoloji istedik, ahlak gelişimi değil. O zaten bizim eğitim sistemimizde vardı. Bireyler çocuklarını okula gönderirken, iyi bir iş sahibi olup, iyi kazanç elde etsin diye düşünürler. Eğitime “ değer eğitimi” başlıklı bir konu eklenmeli. Öğrencilerin öncelikli hedefi rakiplerinin önüne geçerek birey olmaya çalışmaktır. Modern eğitimde, bizim eğitimden beklediklerimizin tam tersi çıkar. Üniversite sınavında başarılı olmak için önemsenen dersler, matematik, fen bilimleri vs. gibi derslerdir. Öğrencinin gelecekteki önceliğini ve din dersine bakış açısını buradan saptayabiliriz. Herkes doktor ve mühendis olmak istiyorsa bu mümkün mü? Peki geri kalanlar ne olacak. Okumuş olupta işe girememiş bir bireyden ilerde ne bekleyebiliriz. Sorumluluğu ve çözümü bu sistemden beklememeliyiz. (yurt dışından getirilecek İngilizce öğretmenleri hakkındaki soruya cevap): Alttan kültürünü empoze etmeden dil eğitimi verilemez. Öğrencilerin kendi dil ve kültürüne hâkim olmaları gerek ki etkilenmesinler.

 

Prof. Dr. Yusuf Progler ise “Emperyalizmin Kıskacında Eğitim” konu başlığında şu bilgi ve tespitleri sundu.

Öncelikle bizi bu noktaya getiren tarihi ve sosyal etkenleri göz önünden geçirmeliyiz. Önemli olan sınırlardır ama sitemdeki başarısızlığı nasıl ölçebiliriz? Bu soyut bir kavramdır. Neye göre başarı? Bu kavramları politikacılar kullanır. Ama boştur temsil ettiği şey tam olarak anlaşılmaz. Yüz yıl önce ulus devlet çağına girdik. Modern okulların amacı milliyetçilik ve ekonomileşme uyandırmak. Bu konuda başarılıdır. Modern eğitim sistemi aslında, elit kesimi eğitmek ve önemli görevlere getirmek için kurulmuştur. Emperyalizm bir hükümdarlık sistemidir. Bir şeyin bir şeyden üstün olduğu sistemidir. Eskiden silah ve para yoluyla yapılıyordu. Bugünde ara ara silahlar çıkıyor. İç ve dış emperyalizm var. Zihnimizdeki emperyalizm fiziksel olandan bağımsız değildir. Eğitimin ekonomik refaha bağlı olduğu emperyalizmin fikridir. Tüm dinlerde mutlu eden şeyler arasında çok azı para der, ama biz para diyoruz. İnsanlar ekonomik refah için eğitim görüyorlar. Mesleki eğitim yaparsak her bireyin topluma katkısını görürüz. Müfredat, yapı ve ders kitapları, emperyalizmin elle tutulur hale geldiği bu üç alandır. Müfredat neyi okuduğumuzdur. Avrupalılar tarafından aldık bunları. Biz onların iyi olduğunu zannettik, bu müfredatları kendimiz kabul ettik, onlarla rekabet edebilmek için. Ya da zorla kabul ettirdiler. Çocuk psikolojisinde onların ünlülerini okuyoruz. Bugün Japon bir uzman sadece batıdan yaptığı çevirisiyle bir yerlere gelebilir. Peki nerede kaldı yerel bilgi. Tüm gücün para ve güçte olduğu sistemde etikten, ahlaktan bahsedemeyiz. Gelişen ülkelerde mesleki ve akademik eğitim arasında karşılaştırma vardır. Bunların arasında bir hiyerarşi oluşturuluyor. Daha zeki olanlar fen bilimlerine, daha aptal olanlar sosyal bilimlere eğilir gözüyle bakılıyor. Oysa hepsi lazımdır. Eğitim ticari işletmelerle aynı kurallara tabi olamaz. Eğitim insan çabasıdır. Saydığımız üç alandan “ders kitapları” konusunda ise geliyorlar size ekonomik yardım yapacağız diyorlar para kartını kullanıyorlar. Öğrenme sürecini kendi istedikleri gibi ortaya koyuyorlar. Ders kitabı oluşturmak çok fazla vakit ve emek harcanan bir şey, üniversite hocaları bunu yapmıyor. Amerikan dergilerindeki makalelerde yer edinmek yeterli geliyor onlara. Ders kitapları için batı seçenekleri sınırlı tutuyor, en sonunda onların dediği, dayattığı oluyor. Bu bir taktiktir. 600 sayfa biyoloji kitabını nasıl yazıyorsunuz diyorum, hepsi amerikan kitaplarından çeviri. Batıdan aldığımız kitaplarda hangisi faydalı hangisi zararlı, elenmesi gerekmektedir. En ucuz kitaplara, cd eki çok olanlara rağbet daha fazla, böyle olmamalı. Bir şey öğreneceksek batıya bakmamalıyız. Hindistan’a Çin’e bakalım mesela… Batı orucu, Amerika orucu tutalım. 1yıl yada 6 ay, hadi 3 ay, veya 1 ay, 1 gün, 1 gün bile dayanabilir miyiz Hollywood filmleri izlemeden, onların mallarını almadan? Ama yapmalıyız. Oruç kötü duygulardan gelmez. Nefret için değil tefekküre dalmak için yapın. Oruçtan sonra aileler, siyasiler, örgütler bir araya gelip çözüm tartışmalı. Hatta sonra uluslar arası platformda tartışılmalı. Ben şuan çözüm şudur diyemem ama en azından sorunu ve çıkış noktasını biliyoruz. Hükümetler değişimi pek sevmezler. Siz değişecek şeyleri, nasıl değişeceğini, çözümü iletin onlara” diyerek sözlerini bitirdi.

ÖĞ-DER

İl Kadın Kollarından Eczacılar Odası Ziyareti

19 Şubat 2011 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet

Eczacılar Birliği Kuruluş Günü münasebetiyle İl Kadın Kolları tarafından Eczacılar Odası ziyaret edildi.

Ziyarette eczacıların sıkıntıları, hükümetin sağlık projeleri değerlendirildi. Yönetim kurulu üyeleri Eczacılar ve Oda Başkanı Semih Güngör, aile hekimliği uygulamasının, eczanelerin kapanmasına neden olduğunu dile getirdiler. “Aile Hekimi tek olacak daha sonra başka hekim seçme şansın olmayacak, bunun dezavantajları mutlaka var” görüşü paylaşıldı.

“Ekonomik sıkıntı ve dengesizlik hastaya, doktorun ilaç vermesi yerine eczacının vermesine itiyor” diyen Güngör “ Bu meslek örgütü 25 senedir ilaç pahalı diyor, bunu diyen eczacılar o günde aynı durumdaydı, bugünde aynı durumda. Kimse mutlu değil herkesin mutsuz olduğu bir ortamda seçime giriyoruz” cümlelerini ekledi.

“Bir siyasi parti geliyor, bizi ziyaret ediyor, sıkıntıları görüşüyor, farkında benim eczacım görüyor bunu bizimle paylaşıyor, herkes hem fikir. O zaman gerçekte kamuoyuna lanse edildiği gibi pembe bir tablo yok” ifadelerini kullanan Başkan Güngör halkı mağdur etmeyen bir iktidar gelmesini temenni ettiklerini de vurguladı.

İl Kadın Kolları

“Sen kıyafetini seçemezsin demek, ona karşı büyük bir saygısızlıktır”

21 Ocak 2011 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Gündem, Manşet, İstanbul

Saadet Partisi İstanbul Kadın Kollarının yapmış olduğu basın toplantısında konuşan İl Başkan Yardımcılarından Goncanur Aslan danıştayın denetlemem yetkisi olmadığı halde yetkisi dışında uygulama yaptığını ifade etti.

STK Başkanı Goncanur Aslan

“Danıştay 8. Dairesi’nin, 2010 Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) sonbahar dönemi kılavuzundaki kılık kıyafetle ilgili düzenlemelerin yürütmelerinin durdurulma kararı münasebeti ile buradayız. “Danıştay, yine yanlış yola girmiş ve Anayasa’ya açıkça aykırı olan bir karar vermiştir”  “Danıştay’ın kararı her şeyden önce Anayasa’nın 2. Maddesine açıkça aykırıdır. Bu maddeye göre, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde asıl olan, haklardır ve özgürlüklerdir. Yani serbestlik asıl, yasak ise istisnaidir.” Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay’ın yasak kararlarında herhangi bir kanun maddesi bulunmamaktadır ve o kararların hukuki anlamda hiçbir dayanağı yoktur. Yasama organı yasa yapar, yürütme onu uygular ve yargı da uygulamanın yasa ve Anayasa uygunluğunu denetler, yani “Yapılan işlem Anayasa’ya uygun mu değil mi? Yargı buna bakar. Yargının yerindelik denetimi yapma yetkisi yoktur.”  “Yargı, sadece hukuka uygunluk denetimi yapabilir. O açıdan baktığımızda da kararın savunulacak tarafı yoktur.” Yasal anlamda Danıştay’ın denetleme yetkisi olmadığı halde yetkisi dışında bir karar almıştır.” diyen Aslan “Başörtülü hanımlar, bir seçim dönemi daha seçim malzemesi olmayı reddedeceklerini hükümete mutlaka duyurmalıdırlar” diyerek danıştayın yapmış olduğu yersiz uygulamanın biran önce kaldırılması için TBMM’e çağrıda bulundu.

Goncanur Aslan konuşmasının devamında “Bu karar ALES ve LGS’ye girmeye hazırlanan, başörtülü resimleri ile sınavlara müracaat yapan yüz binlerce hanım adayı büyük bir endişeye sevk etmiştir. Bu tür yasaklar, insanlığımıza karşı saygısızlıktır. Çünkü 18 yaşını bitiren bir kızımız eş seçme hakkına sahiptir. Anne olma hakkına sahiptir. Bir suç işlediği takdirde, tam anlamıyla ceza sorumluluğuna sahiptir. Yani fiil ehliyetine sahiptir. Cezasında herhangi bir indirim yapılamaz. Böylesine hak ve sorumluluk sahibi olan, mümeyyiz, aklı başında, reşit bir kimseye “sen kıyafetini seçemezsin demek, ona karşı büyük bir saygısızlıktır.” Ülkemizde faaliyet gösteren bütün kadın derneklerini, hukuk derneklerini, başörtüsü yasağının kaldırılması için çalışma yapan tüm dernek ve vakıfları ve hukuksuz yasağın uygulanması sonucu hakları ihlal edilmiş tüm hanımları, mevcut AKP hükümeti üzerinde baskı kurarak, sağlam ve kalıcı kanunlarla hak ihlallerinin önlemesine vesile olmaya davet ediyoruz. Başörtülü hanımlar, bir seçim dönemi daha seçim malzemesi olmayı reddedeceklerini hükümete mutlaka duyurmalıdırlar.

AKP Hükümeti’nin, meselenin çözümünü kanunlar üzerinde hiçbir yetkisi, yaptırımı olmayan YÖK’e havale etme uyanıklığı-işgüzarlığı milletimizin gözünden kaçmamaktadır. Aziz milletimiz çok iyi bilmektedir ki Türkiye Cumhuriyetimizde kanun yapma yetkisi TBMM’mizindir, bütün kuruluşlar ve şahıslar bu kanunlara uymakla mükelleftir. Vatandaşla Danıştay’ı, vatandaşla YÖK’ü, vatandaşla rektörü, vatandaşla öğretim görevlisini, vatandaşla sınav salonu görevlisini karşı karşıya bırakmak, hükümetin kendi beceriksizliğinin ve sorunu çözme iradesinden ne kadar uzakta olduğunun ispatı olabilir ancak.

Başbakanımıza çağrıda bulunuyor “vakit kaybetmeksizin, YÖK’ün itirazına Danıştay’ın cevabını beklemeden, bu meseleyi Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunla çözün, bu yasağı tümüyle kaldırın” diyoruz. TBMM Eski Başkanı Ak Parti Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın ifadesi ile bu AKP’nin “namus borcudur.” “Mecliste desteğe ihtiyacımız var”, “Mutabakat olmadan olmuyor” mazeretleri artık seçmeninizi bile ikna etmiyor. 17 Ocak 2007 tarihinde çıkarılan Petrol Yasası, 20.2.2008 tarihinde AB uyum süreci çerçevesinde düzenlenen Vakıflar Kanunu, peşkeş niteliğindeki özelleştirmeler gibi konularda aranmayan mutabakatlar, niçin konu Başörtüsü meselesi olunca aranıyor? Bu süreç, mecliste gurubu bulunan başta AKP, MHP, BDP ve CHP için büyük bir samimiyet sınavıdır. TBMM bu milletin meclisidir ve mevcudiyetinin sebebi milletin sorunlarına çözüm üretmektir. Kürdü, Türkü, Çerkezi, Boşnağı, Arabı, Hanefisi, Şafisi, Alevisi ile halkının %99’u Müslüman olan ülkemizin hanımlarının %70’inin tercihi olan başörtüsü kıyafetinin yasaklarla anılması, bu vatan evladı olan herkes için, bir utanç kaynağı olabilir ancak.

AKP Hükümeti meseleyi “Dostlar alışverişte görsün” , “Başörtüsü bize bir seçim daha kazandırır” mantığı ile ele alacak olursa emin olmalıdır ki, sığ ve samimiyetsiz bu niyeti içinde boğulup gidecek, yumurtadan, ıslıktan daha etkili olduğu kesin olan sandıkta, milletten gereken cevabı alacaktır.

Başörtüsünü, mevcut TBMM Başkanı Sn. M. Ali Şahin’in ifadesi ile “%1,5 un sorunu” olarak değil, bütün milletin meselesi olarak görüyoruz. Bu anlamsız uygulamanın kaldırılması için her türlü mücadeleyi vererek, gereken bedelleri ödemiş ve meseleyle ilgili samimiyetini milletimizin vicdanında ispatlamış Milli Görüş camiası, Saadet Partisi olarak bizler sürecin yakın takipçisi olacağız. Mecliste 335 milletvekili ile bulunan AKP’nin kaçak güreşmesine izin vermeyeceğiz. AKP içerisinde, bu hukuksuz uygulamanın sonlanması konusunda samimi olan milletvekillerini, Ak Parti İl ve İlçe Yönetimlerini ve AKP üyelerini göreve davet ediyoruz. Partiniz üzerindeki etkinizi kullanınız.” diyerek yetkilileri göreve çağırdı.

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları

İstanbul İl Kadın Kolları’ndan Gimdes’e ziyaret

30 Mart 2010 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

 Helal Gıda Sertifikası veren GİMDES ziyaretinde, Başkan Hüseyin Kamil Büyüközer ve ekibinden çalışmaları ile ilgilli bilgi alındı.

2009′dan bu yana sertifika veren kuruluşun baş denetçileri ve yardımcı denetçileri çalışmalarında, hammaddelerin nereden alındığından faturalara kadar sıkı bir kontrol gerçekleştirmekte, ardından Bilim Kurulu’na ve Fıkıh Kurulu’na raporlar sunulmaktadır. Denetimleri belli aralıklarla devam eden ve çoğu zaman habersiz yapan kuruluş, gerekirse tekrarlanan kontrollerle güncel sertifika verebilmektedir.

Tüm bu sürecin firmalar tarafından tüketicilere yansıtılamadığını söyleyen yetkililer Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın etiket yönetmeliğini değiştirmesi gerektiğini belirtti. 

Öğretmenlerimize ziyaret

24 Kasım 2009 Yazan kubra  
Kategori Genel Haberler

24 kasım Öğretmenler Günü münasebeti ile Saadet Partisi İstanbul İl Kadın kollarının Anadolu yakası ziyareti Capitol İlköğretim okulunda gerçekleştirildi.

Müdür ve Müdür yardımcılarını ziyaret eden İstanbul il Siyasi İşler Birim Başkanı Nevin GÖKÇE, Şişli Belediye Başkan Adayı İlknur KARAASLAN ve Stk sorumlusu Goncanur ASLAN öğretmenlerin içinde bulunduğu durum ve Eğitim politikaları ile ilgili görüş alışverişinde bulundular.

okul ziyareti

 

okul ziyareti

www.saadetkadin.com