“Birleşmiş Milletler Bütün Dünyaya “ Somali” Vadediyor”
26 Ağustos 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak gündeme dair yapmış olduğumuz basın açıklaması aşağıdaki gibidir.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BÜTÜN DÜNYAYA “ SOMALİ” VADEDİYOR..
Basın açıklamamıza, sözümüze, düne göre bu gün çok daha güvendiğimizi söyleyerek başlıyoruz. Peşinen bunu yapıyoruz çünkü Milli görüşçüler olarak hep sağlam cümleler kurduk ve kuracağız inşaAllah.
Batı emperyalizminin elinden hayır namına hiçbir şey çıkmadığını geçirdiğimiz her gün bize ispatlıyor. Her geçen gün bu bilgiyi pekiştirmekten öteye geçemiyor maalesef. Tunus’ta başlayan “demokrasi şöleni”ile ateşlenen fitilin herkes farkında ve bu fitilin nerede patlayacağı ile ilgili tahminler dile getirilmekten bile çekiniliyor. Bu farkındalık mutlaka tedbir almayı gerektirir. Bu farkındalığı en yüksek düzeyde hissetmesi icap edenler ise ülkelerin hükümetleridir.
Ülkemizin gündemi Suriye, PKK, Somali başlıkları ile meşgul. Bu gündemler ayrı gündemler olarak takdim edilse de asıl itibariyle aynı gündemdir. Bu gündemlerin arkasında Siyonist-emperyalist emellerin yattığını bilmeden veya inkâr ederek siyaset yapmak, bu siyaset sahipleri eliyle toplumları ancak felakete götürebilir.
Somali’de yaşanan büyük dram karşısında Aziz Milletimizin duyarlılığı bütün dünyada şaşkınlıkla karşılanıyor. Bu aziz millet, dün olduğu gibi bu günde yarım ekmeğini paylaşmayı bilmiştir.
“Bu açlığın müsebbibi değiliz, sebep olanlar davransın” deyip kenara çekilmemiştir. İmanının gereğini yapmış, dünyaya bir kez daha insanlık dersi vermiştir. Bizlerin asil duyguları ve davranışları Somali’nin neden bu hale geldiğini sorgulamaktan alıkoymamalı. Bilakis bu sorunun üzerine gidilmelidir.
Afrika’nın en uzun kıyı şeridine sahip olan Somali, Osmanlı’nın bölgeden çekilişiyle makûs tarihini yaşamaya başladı. İngiltere, İtalya ve Fransa’nın sömürgesi altında, zenginlikleri, işbirlikçi hükümetlerinde katkısıyla bu ülkelerin hükmü altına girdi. Somali’nin getirildiği nokta Siyonist emperyalizmin dünyaya vaadidir. Dünyanın en büyük teşkilatı olan BM, dünyaya sözde “barış”,”demokrasi”, “istikrar”, “ yardım” taşıdığı iddiasında. BM kuruluşundan itibaren sadece güçlünün yanında olmuş, güçlünün hukukunu savunmuştur. Kuruluş felsefesi itibariyle BM’den başka bir şey beklemekte en hafif ifadesiyle cehalettir. Birleşmiş Milletler’in çirkin yüzünü bir kez daha Somali’de de ayan beyan görmekteyiz; 1992’de BM’ye bağlı, Butross Ghali sorumluluğundaki UNOSAM’ın bölgede yaptığı katliam, BM’ye bağlı Dünya Gıda Formunun (WFP)2009 da güvenlik gerekçesiyle bölgeyi terk edişi, Cenevre’de BM üye ülkelerinin katıldığı toplantıda 1.61 milyar dolarlık yardım paketinin akıbeti, UNiCEF himayesinde dünya starlarınca verilen konserlerde toplanan milyar dolarların akıbeti, bölgede BM depolarında dağıtılmayan yardım paketleri ve liste uzayıp gidiyor…
Bu basın toplantısı, aziz milletimizin en büyük takdirlerin üzerindeki diyergamlığını dile getirip, BM’nin çirkinliklerinin tesbit edildiği bir basın toplantısından ibaret olmayacak elbette. Bütün bunları görmek bizlere Hükümetimizin Somali’de ki aynı insani gerekçelerle daha bir yıl önce bırakınız başbakan desteğiyle girmeyi bir sivil toplum kuruluşumuzu bile Gazze’ye neden sokamadığı sorusunu sormaktan alıkoymamalı. Sivil Toplum Kuruluşlarıyla kalmayıp devlet gücünü hissettirecek şekilde Somali’nin kapılarını ardına kadar açan unsur nedir? Veya soruyu tersinden soralım Somali’de açılan kapılar Gazze’de niçin açılmıyor. Libya’da “sivil halk kıyımı”na müdehale eden nato Neden İsrail ‘e müdahale etmiyor. İsrail neden uluslar arası toplum tarafından cezalandırılmıyor.
Milli Görüş camiası olarak İslam ülkeleri ve dünyadaki bütün zulümlerin son bulması için mutlak suretle Türkiye’nin öncülüğünde İslam Birliği’nin kurulmasının bir keyfiyet değil kaçınılmaz bir mecburiyet olduğunu belirtiyoruz. Ortadoğu halkları, diktatörler ve Siyonist emperyalizm arasında tercihe mecbur bırakılmamalı. Türkiye kendini, zahiren “güçlü” zanneden birtakım ülkelerin uzun soluklu planlarını hayata geçirmekte aracı rolü üslenmek, önemli pozisyonlar kapmak, getir götür işlerini yapmak yerine İslam birliğini kurmak için bütün Müslüman ülkeleri ikna etme çalışmaları yapmalı, bölgenin ve dünya barışının bu birliği sağlamakla olacağını idrak etmelidir. Halihazırda bu amacın ilk adımı olan ,15 Haziran 1997 de kurulan D-8 e can verilmeli,sahip çıkılmalıdır.Aksi halde yara bantları ,ambulanslar,taziye ve içi boş kınama mesajlarıyla kendi kendimizi aşağılamaya devam edeceğiz.
Sözün başında da belirttiğimiz gibi Saadet Partisi kırk yıldır söylediği Sözüne bu gün dünden daha çok güveniyor ve sarılıyor. Kimsenin şüphesi olamasın Adil bir düzen Yeni bir dünya mutlaka kurulacak Saadet Partisi her hal ve şartta bu amaç için çalışmaya devam edecektir.
Bu önemli basın açıklamamıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı siz değerli basın mensuplarımıza da şükranlarımızı ifade ediyoruz.
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı
Nagehan Gül Asiltürk
Pakistan için 81 ilden 81 Tır kampanyası
İHH İnsani Yardım Vakfı sel afetiyle sarsılan ve hâlâ yaralarını saramayan Pakistan için 81 ilde 81 TIR yardım kampanyası başlattı.
Kampanya için bütün illerde çalışma yapılıyor. Bağış yoluyla toplanacak olan ilaç, tıbbi malzeme, gıda maddeleri, tekstil, çadır, battaniye, temizlik malzemeleri ve mutfak eşyaları, Gazze yük gemisiyle Pakistan’a gönderilecek. Mavi Marmara gemisiyle birlikte Filistin’e yardım götürürken uluslararası sularda İsrail’in kanlı sularına maruz kalan Gazze yük gemisi, bu kez rotasını Pakistan’a çevirecek. Yaralı Pakistan halkına 3 bin ton acil yardım malzemesi taşıyacak. Geminin yetişmesi için İskenderun limanındaki tamir ve bakımı sürüyor. 50 kişilik bir ekip, geminin tamir ve bakımını sürdürüyor.
Daha fazla yardıma ihtiyaç var
Çalışmayla ilgili bilgi veren İHH Başkanı Bülent Yıldırım, hayırsever Türkiye halkının yardımda cömert olduğunu, Pakistan için her ilde bir tır değil birden fazla TIR’larla yardım toplanabileceğini belirtti. Pakistan’a tren ve kargo uçağıyla acil yardım malzemesi hatırlatan Yıldırım, büyük yardımın gemiyle gönderileceğini söyledi. Yıldırım, “Gemimiz 3 bin tonluk bir kapasiteye sahip. Herkes, Pakistan’a bir şeyler gönderebilir. Pakistan için çeşitli firmalardan önemli miktarda malzeme bağışı aldık ve bunları tren ve kargo uçağıyla gönderdik. Bu bağışların artarak devam etmesini temenni ediyoruz.” diye konuştu.
300 STK ile Türkiye’nin en büyük mitingi
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, Akdeniz’de yaşanan İsrail vahşetine karşı, 300 Sivil Toplum Kuruluşu’nun desteğiyle Türkiye tarihinin en büyük mitingini gerçekleştireceklerini söyledi.
Partisinin il merkezinde, Mavi Marmara gemisinde İsrail vahşetine maruz kalan Saadet Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı Türker Saltabaş, İHH Genel Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz ve İHH Yönetim Kurulu Üyesi Yaşar Kutluay ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Erol Erdoğan, Çağlayan Meydanı’nda düzenlenecek mitinge her kesimden, her görüşten, zulme karşı duran herkesi bekledikleri söyledi.
Türkiye’nin mitingi
Saadet, AK Parti, CHP, MHP, BBP, BDP, DSP ve diğer siyasi parti mensuplarını… Sağcıları, solcuları, liberalleri, milliyetçileri, İslamcıları… Dernekleri, vakıfları, yazarları, basın mensuplarını, sanatçıları, işçileri… Kadınları, erkekleri, gençleri, yaşlıları… Şehitlerimizin hemşerileri; Siirtlileri, Adıyamanlıları, Diyarbakırlıları, Malatyalıları, Kayserilileri, Adanalıları, İzmirlileri, Hataylıları… Kısaca Zulme karşı duran, barıştan ve adaletten yana tavır alan herkesi mitinge bekliyoruz” diyen Erol Erdoğan, şu ana kadar 148 çatı kuruluş olmak üzere 300 STK’nın mitinge destek verdiğini açıkladı.
Talep halktan geldi
Miting talebinin İsrail saldırısının hemen akabinde toplumun her kesiminden geldiğini söyleyen Erol Erdoğan, “Saldırının ilk saatlerinden itibaren İstanbul’dan ve Anadolu’dan çok sayıda mesaj aldık. Mail, telefon veya doğrudan iletilen bu mesajlarda, acilen bir miting düzenlememiz ısrarla talep ediliyordu. Bu talepler sadece teşkilatlarımızdan değil sivil toplum kuruluşlarından, değişik siyasi parti mensuplarından ve gönüllü yakınlarından gelmişti” dedi.
Şehitlerimizle onur duyuyoruz
Şehitlerin arasında iki parti yöneticisinin olmasının kendileri için bir onur vesilesi olduğuna da değinen Erol Erdoğan, İsrail katliamının dehşet boyutunun gittikçe büyüdüğüne dikkat çekerek şöyle konuştu: “İsrailli askeri tedavi ederken öldürülen Endonezyalı doktor… Beyaz bayrağa rağmen delik deşik edilen insanlar… Ve 19 yaşında, lise son sınıf öğrencisi olan Furkan’ın alnındaki sadece 1 metreden atıldığı kesinleşen 4 kurşun… Yine bu vesileyle cenaze namazlarını İstanbul’da kıldığımız Mavi Marmara şehitlerimize de tekrar Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyor; şehitlerin yol arkadaşlarına, ailelerine, dostlarına sabırlar niyaz ediyorum.”
Filistin, Mavi Marmara ve İsrail konuşulacak
Mitingi Saadet Partisi’nin koordine ettiğini ancak içerik ve destek açısından bakıldığı zaman mitingin sivil bir miting şeklinde icra edileceğine vurgu yapan Erol Erdoğan, konuşmaların sadece Filistin, İsrail ve Mavi Marmara katliamı üzerine yapılacağını ifade etti.
Erol Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “Mitingimizi ‘Sustukça ölüyoruz! İsrail vahşetine isyan mitingi’ adıyla gerçekleştireceğiz. Miting 5 Haziran 2010 Cumartesi günü Saat 16.00′da Çağlayan meydanında başlayacak ve 19.30′da sona erecektir. Mitingimizde Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ile Mavi Marmara Gemisi’nde bulunan bazı aktivistler, gönüllüler katılarak konuşmalarını yapacaklar. Gönüllüler arasında Türkiye’den olduğu gibi yurtdışından da isimler yer alıyor.
Mitingle hedeflenen
* Mavi Marmara Gemisine yapılan saldırıyı kınamak, bu konuda milletimizin, ailelerin, sivil toplumun duyarlılığına zemin olmak.
*Dünya kamuoyunda vahşete karşı oluşan duyarlılığın süreklileşerek konunun çözümüne yardımcı olmasını sağlamak.
*Yeni katliamların olmaması için dünyayı yönetenlerin tedbir almasını sağlamak, bu konuda diplomatik bir konsensüse gidilmesini zorlamak.
*Gazze’ye üç yıldır insafsızca uygulanan ambargonun kalkması için inisiyatif oluşmasına destek vermek, bu konuda halkların mazlumdan yana olduğunu açıkça göstermek.”
CUMARTESİ ÇAĞLAYAN’DAYIZ
01 Haziran 2010 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi, İstanbul Çağlayan’da İsrail korsanlığına dur demek için büyük bir miting yapmaya hazırlanıyor.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı, İsrail’in, Gazze’ye insani yardım götüren gemilere saldırarak 19 yardım gönüllüsünü şehit etmesi ve gemileri İsrail limanlarına çekmesi üzerine İstanbul Çağlayan Meydanı’nda büyük bir miting yapma kararı aldı.
İsrail saldırısına karşı daha gür bir sesle tepki göstermek için büyük bir miting yapma kararı alan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı, mitingde tek amacın Türk ve dünya kamuoyunun haklı tepkisini milyonların dilinden ortaya koymak olacağını açıkladı.
KORSANLIĞA DUR DEMEK İÇİN
05.06.10 Cumartesi günü Çağlayan Meydanı’nda saat 17:00’da yapılacak olan mitingle alakalı olarak bir açıklama yapan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, “İsrail’in, uluslararası hukuku, insan hak ve hürriyetlerini hiçe sayan pervasız tutumu dünya kamuoyunca bilinen bir gerçekti. İçinde çocuk, kadın ve yaşlıların da bulunduğu sivil bir gemiye saldırarak masum insanları öldürmesi bunun son örneğidir. İsrail’e karşı sadece Türkiye’de değil, dünya kamuoyunda büyük tepki oluşmuştur. Günler geçmesine rağmen hala gemilerden, gemidekilerden, ölü ve yaralılardan sağlıklı bilgi de alınamamaktadır. Bu tam bir karartmadır. Bu mitingi biz düzenlememize rağmen bir siyasi parti mitingi değildir; onlarca sivil toplum kuruluşunun da destek vereceği zulme karşı olan herkesin mitingidir. 4 Ocak 2009’da yine Çağlayan’da yaptığımız Gazze mitingi bunun en güzel örneğidir. Benzer ve çok daha görkemli bir mitingle İsrail’in sınır tanımaz korsanlığına dur diyeceğiz. Bu maksatla sadece İstanbulluları değil, İsrail’in saldırganlığına “dur” demek isteyen her görüşten ve kesimden insanımızı Cumartesi günü Çağlayan’a bekliyoruz” dedi.
Erol Erdoğan, bu çerçevede miting hazırlıklarını paylaşmak üzere; 04 Haziran 2010 Cuma günü Saat 11.00’de İstanbul İl Başkanlığında bilgilendirici bir basın toplantısı yapacaklarını da sözlerine ekledi.
İnsani yardıma tehdit
Terör devleti İsrail, içinde inşaat çivisi dahi bulunmayan, tamamen gıda ve ilaç gibi insani yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştırmak isteyen gemileri, vurmakla tehdit etti.
Uluslararası hukuku çiğniyor
İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin’e insani yardım götürecek gemilerle ilgili, “İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Açıkladığımız güzergahta İsrail tatbikat yapma kararı aldı. Uluslararası hukuku çiğniyorlar. İsrail yönetimi bize saldırırsa en az 50 ülkeye de saldırmış olacak” diye konuştu.
Gazze’ye Yardım Filosu yolda
Aralarında Türkiye’den İnsani Yardım Vakfının Mavi Marmara ve diğer iki gemisinin de yer aldığı, Gazze’ye İsrail ablukasını kırmak için yola çıkan 9 gemi, 800 yolcusu ve taşıdığı 10 bin ton dolayında yardım malzemesiyle Perşembe günü Gazze’ye varma hedefiyle yolculuğunu sürdürüyor. İsrail ise gemileri engelleme planları yapıyor. İsrail ordusu, diğer güvenlikle ilgili kuruluşlarla birlikte, Gazze yakınlarındaki Aşdod Limanı’na çekilecek gemiler ve yolcuları için hazırlarken, Aşdod’da bir tutuklama tesisi kuruldu, gemilerin durdurulması operasyonuna da “Gök Rüzgarları” adı verildi. İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahranot gazetesi, konvoyun Gazze’ye gelmesini ve gemideki eylemcilerle İsrail askerlerinin karşı karşıya kalmasını önlemek için İsrail’in konvoyu ilk aşamada destekleyen bazı ülkelerle müzakereler yaptığını ve bu ülkelerin katılmaktan vazgeçtiğini yazdı.
“Gök Rüzgarları”
Yedioth Ahranot’a göre, İsrail donanması yardım gemileri için hazırlıklı. Gemilerin engellenmesi operasyonunu İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Eliezer Merom yönetecek. Operasyonun adı da “Gök Rüzgarları” olarak belirlendi.
Haberde, İsrail ordusunun gemilerdeki eylemcilerin İsrail askerleriyle çatışmaya girişeceklerinden ve olayları belgeleyerek İsrail’i zor durumda bırakmaya çalışacaklarından endişelendiği kaydedildi.
Hamas: “Filoyu tehdit devlet terörüdür”
Öte yandan, Gazze Şeridi’nde iktidarı elinde bulunduran Hamas hareketinin sözcülerinden Sami Ebu Zühri, Gazze’ye insani yardım ulaştıracak “Özgürlük Filosu”nun amacına ulaşacağına inandıklarını belirtti, İsrail’in filoya yönelik tehditlerini “devlet terörü” olarak değerlendirdi. Ebu Zühri, yazılı açıklamasında, “Terör devletinin dünyanın dört bir yanından gelen insanların oluşturduğu, yardımları Gazze’ye ulaştırmak için yola çıkan Özgürlük Filosuna yaptığı tehditlerin amacına ulaşmayacağına inanıyoruz” dedi.
”Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” Kampanyası
İsrail uluslararası hukuku çiğniyor
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin’e insani yardım götürecek gemilerle ilgili, ”İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Açıkladığımız güzergahta İsrail tatbikat yapma kararı aldı” dedi.
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin’e insani yardım götürecek gemilerle ilgili, ”İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Onlar bize ‘dur’ diyecekler, ama biz durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz” dedi.
AA muhabirine açıklama yapan Yıldırım, Gazze’ye gidecek olan 9 gemide doktorların, siyasetçilerin, aydınların ve gazetecilerin yer aldığını belirtti.
Türkiye’den yola çıkan gemilerin hazır olduğunu söyleyen Yıldırım, Avrupa’dan gelen gemilerin ulaşmasını beklediklerini, şu anda 5 geminin Yunanistan’da olduğunu, bu gemilerde 40′a yakın Avrupalı milletvekilinin de yer aldığını kaydetti. Yıldırım, Avrupa’dan gelen gemilerle Akdeniz açıklarında buluşacaklarını ifade ederek, gemilerde 50′den fazla ülkeden bine yakın kişinin olacağını ve Mavi Marmara gemisinde de 600 civarında kişi bulunduğunu söyledi. Gemilerin 27 Mayıs Perşembe günü Antalya’dan hareket edeceğini aktaran Yıldırım, ”İsrail, bizi engellemeye çalışacaklarını söylüyor. Fakat biz durmak zorunda değiliz” diye konuştu.
Bülent Yıldırım, şöyle devam etti: ”İsrail, ‘askeri müdahale yapacağız’ diyor, ancak gemideki insanlar gitmekte kararlı. Onlar bize ‘dur’ diyecekler, ama biz durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz. Açıkladığımız güzergahta İsrail tatbikat yapma kararı aldı.
Uluslararası hukuku çiğniyorlar. İsrail içinde de İsrail hükümetinin yaptıklarına muhalefet eden gruplar var. Şu andaki yönetim bizi vurmaya kalkarsa, İsrail içindeki muhalefet daha da güçlenecek. İsrail akıllı davranıp, konvoyun geçmesine izin verirse kamuoyunda oluşan olumsuz düşünceleri engeller. Ama şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla İsrail krizi yönetemiyor.”
İsrail’den yola çıkan tekne ve yatların da eylem yapacaklarını söyleyen Yıldırım, ”Onlar sivil görünümlü askerler. Onlar müdahale ederse en az 50 ülkeye müdahale etmiş olurlar. İsrailli siviller bize saldırmaya kalkarsa 50 ülkede protesto gösterileri yapılacak” şeklinde konuştu.
İsrail Gazze’ye saldırdı
İsrail ordusu, sabah saatlerinde Gazze’nin Şucaiyye bölgesine füze saldırısı düzenledi.
İsrail ordusu, bugün sabah Şucaiyye’deki bazı Filistinlilerin evlerine ve tarım arazilerine havan toplarıyla saldırdı. Bunun yanı sıra helikopterlerden de Filistinlilerin olduğu bölgeye doğru ateş açıldı. Filistinli direnişçilerin de İsrail askerlerine karşılık verdiği, bölgede küçük çaplı bir çatışmanın yanaşandığı öğrenildi.
İsrail savaş uçaklarının bölgedeki bir direniş grubuna yönelik olarak da füze saldırısı düzenlediği fakat direnişçilerin bu saldırıdan kurtulduğu açıklandı.
İsrail ordusuna ait askeri araçların Şucaiyye’nin sınır bölgesinde konuşlandırıldığı bildirildi. Kaynaklara göre 20′den fazla askeri araç bölgeye yönlendirildi.
Bölgede çatışmaların yoğun bir şekilde devam etmesinden ötürü sağlık ekipleri henüz bölgeye ulaşabilmiş değil. Henüz doğruluk kazanmayan habere göre çatışmada bazı Filistinliler şehid oldu. Kudüs’ün Sesi radyosu, çatışmada 2 Filistinlinin şehid olduğunu açıkladı. Gazze Şeridi Acil Yardım Servisi Başkanı Muaviye Hasaneyn, şimdiye kadar şehid ve yaralının kendilerine ulaşmadığını açıkladı.
Gazze İki Gündür Elektriksiz
Gazze yakıtın bitmesi nedeniyle enerji üretim santralinin durmasından sonra peş peşe iki gündür elektrik kesintisi yaşıyor.
Gazze Elektrik Dağıtım Şirketi Genel Müdürü Cemal Dersavi cumartesi günü Al Alam televizyonuna yaptığı açıklamada: “Elektrik kesintisinin devam etmesi içme ve kanalizasyon suyundaki sorundan sonra ciddi bir insani durumun alarmını veriyor. Aynı şekilde elektrik kesintisi ekmek fırınlarını da tehdit ediyor” dedi.
Dersavi devamla: “Ciddi insani bir durum ortaya çıkmaya başladı. Bu eksiklik enerji üretiminin durduğu ilk saatlerde insani durumu etkiledi. Birkaç saat içinde su sorunu ortaya çıktı. Kanalizasyon suyunu arıtma konusunda ise sorun yaşanıyor. Kamusal, sağlık ve ekonomik hizmet alanlarında, okullarda ve vatandaşın doğrudan kullanım alanlarında dahi olsa Gazze’ye gerekli olan minimum düzeyde su ihtiyacına karşılık verilemiyor” dedi.
Yeni çıkan elektrik sorunu Filistinlilerin sıkıntılarını artırıyor ve hayatlarının her alanına olumsuz şekilde yansıyor.
Öte yandan jeneratörlerin gürültüsü de, yükselen yardım çığlığıyla ve bunun Gazze’ye uygulanan zalim bir ambargo olduğunu dillendiren halk için toplu bir ceza oluşturuyor.
RACHEL CORRIE’Yİ UNUTMADIK
15 Mart 2010 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi GİK Üyesi ve İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan’ın Rachel Corrie’nin öldürüşünün yıldönümü münasebetiyle CORRIE ailesine yazdığı mektupla ilgili basın açıklaması:
Değerli Basın Mensupları, Değerli İstanbullular.
Rachel’in ailesine yazdığımız mektubu merkeze alarak, temeline insanlığı koyduğumuz basın açıklamamızı sizlerle paylaşıyorum.
Biz Saadet Partisi olarak, ülkemizde ve dünyada yaşanan acıların bir sembol tarihi haline gelen 16 Mart’ı zulme meydan okuma fırsatı sayıp burada toplandık.
Farklı yıllarda, farklı ülkelerde, ama aynı gün yaşanmış iki ayrı olaydan bahsetmek istiyorum sizlere.
İlk Katliam 16 Mart 1988… Halepçe
Dönemin Irak diktatörü Saddam, Kuzey bölgesinde yaşayan Irak vatandaşı Kürtlere düzenlediği saldırıda kimyasal bombalarla Halepçe’de onulmaz yaralar açmıştır. 5 bin insanın öldüğü bu saldırıda 7 bin insan da yaralanmış, bununla da kalmayıp, kullanılan kimyasal silahlar yüzünden gelecek nesillerin özürlü doğmasına yol açmıştır.
İkinci katliamın tarihi ise 16 Mart 2003 – Refah-Gazze
Amerikalı bir barış eylemcisi olan Rachel Corrie, bu amaçla Filistin’e gelmiş, İsrail’in evini yıkmak istediği bir Filistinli ailenin evinin önünde buldozere karşı elindeki megafonla canlı siper olmuştu. Evi ve aileyi korumak istiyordu. Ancak buldozerdeki katil, Rachel’in sesine de bedenine de tahammül edemedi. Üzerinden geçerek Rachel’i katletti.
Devleti soğuk bir makine olmaktan çıkarıp vicdanla, adaletle, yani insanla barışık hale getirmek zorundayız. Aksi takdirde dünya barışı bir hayalden ibaret olacaktır.
Rachel öldü, Ahmet Yasin öldü, Muhammed Durre öldü; öldürüldüler. Ama zaman gelecek Kudüs’te, Gazze’de, Filistin’de kimse ölmeyecek, çünkü biz galip geleceğiz, barış galip gelecek, sevgi ve uzlaşı üstün gelecek.
Bu vesileyle Saadet Partisi olarak 16 Mart’ta yaşanan bu katliamları kınıyor; barış, huzur ve adaletin dünyaya hakim kılınması için, var gücümüzle çalışacağımıza buradan bir kez daha söz veriyoruz.
Rachel’in ailesine yazdığımız mektup:
Sayın Craig Corrie ve Rachel’in tüm ailesine
Size bu mektubu Türkiye’den yazıyorum.
Bizler, haksızlığa ve zulme karşı siyasi mücadele veren ve barış dolu bir dünya ümidini çoğaltmayı hedef olarak belirlemiş Saadet Partisi’nin mensuplarıyız. Ben de bu partide İstanbul İl Başkanlığı görevini yürütmekteyim.
Size bu mektubu;
Rachel’i tanıyan binlerce Türkiyeli adına…
Dünyadaki milyonlarca seveni adına…
Tanıdığında ona kayıtsız kalamayacak insanlık ailesinin milyarlarca vicdanlı üyesi adına ve onlardan biri olarak yazıyorum.
Bu mektupla, evlat sahibi bir aile olarak acınızı paylaşmak ve onurlu mücadelenize destek olmak istiyorum.
Bir anne-baba için bu dünyada, evladından öte varlık yoktur. Bu bilinçle acınızı yürekten paylaşıyorum.
Kızınızla ilgili açtığınız davanın da sorumluların cezalandırılmasıyla nihayete ermesi için dua ediyorum.
RACHEL, YAŞADIĞI DÖNEMİN EN BÜYÜK AYDINIDIR!
Kızınız Rachel ortaya koyduğu eylemiyle demiştir ki, insanların inancı, rengi ve ırkı zulmün nedeni olamaz. Zalim zalimdir, mazlumsa mazlum! Vicdanlı insanların ölçüsü budur, kimlikleri değil!
Onun katilleri bu sese tahammül etmezlerdi, etmediler de.
Ne ironiktir ki, Rachel’in ölüm günü olan 16 Mart’ın önceki bir başka yıldönümünde (1988), Irak diktatörü Saddam kendi vatandaşı olan Kürtleri kimyasal silahla Halepçe’de katlediyordu. Bu katliamla 5.000 insan ölürken 7.000 insan da yaralanmıştı. Halepçe’de hala çocuklar özürlü doğuyor.
Doğuda da, Batıda da, Kuzeyde de, Güneyde de zulüm var, haksızlık var. Bu zulmü bazen ABD bazen Saddam ve onun gibi diktatörler, bazen İsrail bazen de Çin yaptı, maalesef yapmaya da devam ediyorlar. Ama biliyoruz ki her yerde de RACHELLER var. Her yerde barış için çalışanlar var. Biz RACHEL’in, barışseverlerin, adaletin, özgürlüğün galip geleceğine inanıyoruz.
Kızınız RACHEL’in açtığı yolda bugün George Galloway, Jomana Qaddour, Nada Issa, Haya Al-Shatti, Joti Brar, Mary Edwards gibi binlerce barışsever yürüyor.
Rachel’in hatıra bıraktığı özgürlük savaşı daha binlercesini doğuracaktır. İnanıyoruz ki Rachel hayatta olsaydı belki Gazze’de, belki Irak’ta belki Urumçi’de yine tankların önünde olacaktı.
İşte, bu tavrıdır Rachel’i döneminin en özgürlükçü insanı yapan.
RACHEL EVRENSEL İNSANDIR!
Evet, Rachel mücadelesiyle dünyada herkesin kendine paylar çıkaracağı bir evrensel insandır.
Bizler, insani değerlerimizle ve medeniyetimizin-İslam Medeniyeti’nin bize verdikleriyle inancımızın rehberliğinde zulme hep düşman olmuş bir geleneğin mensuplarıyız.
Ancak Rachel, kendi değerlerimizi bizleri sarsarak hatırlatmış, gönlümüzde derin bir sevgi ve saygı alanı açmıştır. “Mazlumun kim olduğuna bakmayın, mazlum olması yeter, yetmeli” demiştir!
İslam dünyası bu çığlığı duymuş ve Rachel’in yaptığını büyük bir saygıyla takdir etmiştir. Rachel, hepimizi de bildiğimiz bir konuda rahatlatmıştır: “Mazlumların hakkını aramak haktır ve ben mazlumun hakkını ararken ayrımsız herkes için ölebilirim.”
Rachel, mazlum Filistinli çocuklar, babalar, anneler için tankın önüne dikildi.
Dünya Barışı için önemli bir eşiktir bu. Bu davranışıyla sevgili kızınız, barış sağlanana kadar ışık olmaya, barışı insanlara anlatmaya devam edecektir.
Sayın Craig Corrie…
Özlediğiniz ama gurur duyduğunuza emin olduğumuz sevgili kızınız Rachel’i ölümünün yedinci yılında saygıyla bir kez daha anıyoruz.
Rachel’in katillerine açtığınız davada yanınızda olduğumuzu, bu konuda elimizden gelecek her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu bilmenizi isteriz.
Sayın Craig Corrie…
Son olarak, sizi ve eşinizi Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş adına ülkemize davet ediyoruz. Rachel dostları olarak sizi ağırlamaktan onur duyarız. Rachel’i yetiştiren sizleri tanımak, onun ideallerini, nasıl bir dünya özlediğini sizlerden dinlemek bizi çok memnun edecektir.
Saygılarımla
15 Mart 2010
İstanbul’dan binlerce Rachel dostu adına
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan
*
İngilizce Metni:
To Dear Craig Corrie and Rachel’s Family
I am writting this letter to you from Türkiye.
We are the members of Saadet Party, which politically struggles against injustice and persecution, and aims at raise the hope of a peaceful world. And I have been executing the duty of Istanbul Province Presidency of this party.
I am writting this letter to you;
On behalf of thousands of Turkish people who know Rachel…
On behalf of millions of lovers of her in the world…
On behalf of billions of conscientious members of humanity family who won’t be indifferent when they know her, and me as being one of them.
With this letter, I want to commiserate with you as a father having a child and support your proud fight.
For a mother and father, there is nothing more important than their child in the world. With this awareness, I am hearty commiserating with you.
I am praying to come to an end of the court case about your daughter with being punished of the responsibles, too.
RACHEL IS THE GREATEST SCHOLAR OF HER ERA!
Your daughter Rachel with her activity had said that; the belief, the colour and the race of people can not be the reason for persecution. The bloody is bloody, the oppressed is oppressed! It is the criteria of conscientious people, not their identities!
Her murderers could not abide this cry, and they did not.
Look at the irony of fate, on the another anniversary(1988) before March 16, which is the day of death of Rachel, the dictator of Iraq, Saddam, was murdering the Kurds ,who were his citizens, with chemical weapons in Halabja. On this massacre, while 7000 people were injured, 5000 people were killed. The children is still coming into the world as handicapped in Halabja.
There is cruelty and inequity in East, in West, in North, in South. The cruelty has been made sometimes by the USA, sometimes by Saddam and the dictators like him, sometimes by Israel and sometimes by China, and unfortunatelly they still contineu to make it. However, we know that there are RACHELS everywhere. There are peacemakers everwhere. We believe that RACHEL, peace-loving people, justice, freedom will win.
Today, on the way, which your daughter has created, thousands of peace-loving like George Galloway, Jomana Qaddour, Nada Issa, Haya Al-Shatti, Joti Brar, Mary Edwards is going.
The freedom fight, Rachel left us, will generate thousands else. We believe that if Rachel is alive, she again would be over against the tanks maybe in Gaza, maybe in Iraq and maybe in Ürümchi.
Behold, it is the behaviour which makes Rachel the biggest partisan of freedom of her era.
RACHEL IS A “UNIVERSAL MAN”!
Yes, Rachel with her movement is a universal man whom every people in the world take something from.
We are the members of a tradition has always been abhorrent of cruelty with our values and our civilization – given us by Islamic Civilization on the guidance of our belief.
However, Rachel reminded us our values by convulsing us, opened a deep love and respect area in our heart. She said; ”Do not look at who is the tyrannized, being tyrannized is enough, should be eough!”
Islamic World has heart this cry and consecrated what she did with its whole respect. Rachel, made us feel better about a case which all of us has known. ”It is right to seek justice of tyrannizeds and I can die for everyone without any discrimination while seeking their remedy.”
Rachel resisted on the tank for cruelty Palestinian children, fathers, mothers.
It is which a step for World Peace. With her behaviour your dear daughter will continue to be a light until the peace is established, illuminate the peace to people.
Dear Craig Corrie…
On the seveth deathday of your dear daughter Rachel, whom you miss but we sure you feel proud of, we are upbearing her.
We want you to know that we are with you on the court case you processed to Rachel’s murderers, on this matter we are ready to do everything whatever we can.
Dear Craig Corrie…
Lastly, in the name of our President Prof. Dr. Numan Kurtulmuş we want to invite you and your spouse to our country. We feel proud of accommodate you as Rachel lovers. Meeting with you growing Rachel, listening her ideas and how a world she desire from you will content us.
Respectfully yours,
March 15,2010
On behalf of thousands of Rachel lovers
Saadet Party Istanbul Province President Erol Erdoğan
Rachel Corrie’nin Ailesine Mektup
15 Mart 2010 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul
Barış gönüllüsü olarak Filistin halkına destek vermek için geldiği Gazze’de 16 Mart 2003 günü henüz 23 -24 yaşındayken İsrail buldozerinin ezerek öldürdüğü Rachel CORRIE’yi Saadet Partisi olarak unutmadık.
İstanbul İl Başkanımız Erol ERDOĞAN, CORRIE ailesine mektup göndererek onların duygularını paylaşacak, devam eden mahkemeye destek verecek ve aileyi Türkiye’ye davet edecek. Bu özel güne sizi de bekliyoruz.
Tarih: 15 Mart 2010 Pazartesi
Saat: 11.15
Yer: Taksim PTT
İsrail kana doymuyor
Batı Şeria’nın Nablus kentinde İsrail askerlerinin, El Fetih’e bağlı El Aksa Şehitleri Tugayı üyelerinden evlerini kuşattığı 2 Filistinliyi öldürdüğü açıklamasının ardından, Gazze’den de 3 Filistinlinin İsrail askerleri tarafından öldürüldüğü haberi geldi.
Bazı kaynaklara göre Nablus’ta öldürülen Filistinlileri sayısı 3′e çıkarken, Batı Şeria ve Gazze’de öldürülen Filistinlilerin sayısı 6 oldu.
İsrail ordusunun bir sözcüsü, Hamas’ın kontrolündeki Gazze’den sızmaya çalışan 3 Filistinlinin, İsrail askerleri tarafından vurularak öldürüldüğünü bildirdi.
Batı Şeria’da da 3 Filistinlinin İsrail askerleri tarafından vurularak öldürüldüğünü Filistinli sağlık görevlileri ve El Fetihli kaynaklar açıklamıştı.
Gazze’deki olayla ilgili olarak Filistin tarafından henüz açıklama yapılmazken, İsrail ordusu Batı Şeria’daki olayla ilgili bilgi vermedi. Gazze ve Batı Şeria’da son ayların en kanlı baskınlarının, İsrail’in geçen yıl Gazze’ye düzenlendiği ve 1400 Filistinlinin öldürüldüğü Gazze saldırısının yıldönümünün arifesine rastladığına dikkat çekiliyor.


.jpg)






