Eşler arasında kavgalar kaçınılmaz mı? 2

07 Eylül 2010 Yazan kubra  
Kategori Kadınca

Eşler, ayrı görüş ve düşünce içinde olduklarını kabullenerek evlenmelidirler. Bu nedenle zaman zaman olabilecek ‘farklılıkları’ kabullenmek zorundadırlar. Hayat, hiçbir zaman güllük gülistanlık değildir. Evlilikler de öyledir.

esler-arasinda-kavgalar-kacinilmaz-mi-2-medium-0* Tartışmalarda kişiliğinizi değil, problemleri tartışın. Ses tonunuzu alçaltarak konuşun.

* Telefonda tartışmaya kalkmayın. Yüz yüze olmadığınızdan telefon kavgayı körükler.

* Tartışırken birbirinizin sözünü kesmeyin. Karşılık verme yerine soru sorarak karşınızdakinden açıklama bekleyin.

* Dürüst, seviyeli ve bilinçli tartışmaların size yararlar sağlayacağını bilin.

* Asıl korkulması gerekenin, iletişimsizlik olduğunu hiçbir zaman unutmayın.

* Eşiniz kızgınken, siz sakin olun. Biriniz ateşken diğeriniz su olun.

* Tartışmalarda ne denli ısrarcı olursanız, eşiniz de o denli ısrar eder ve size karşı çıkar.

Mizahın birçok evliliği kurtardığını bilin!
* Her konuda savunmaya geçmeyin. Hayatî olmayan sorunları kabul edin.

* Karı-koca ilişkilerinde ‘mizah’ın birçok evliliği kurtardığını bilin. Gülümseten sözler, işi kavgadan çıkarır; tartışmanıza yapıcı yaklaşım sağlar.

* Evliliğinize ve normal tartışmalarınıza ailelerinizi karıştırmayın.

* Karı-koca ilişkilerinde sorunlar tek taraflı olmaz. Sorunlar tartışılırken kimse kendini haklı görmesin.

* Tartışmalarınızı, öfkenizi tatmin edip üstünlük sağlamak için değil, sorunlarınızı çözmek için yapın.

* Sorunlarınızı kendiniz çözemiyorsanız; sözü dinlenir, objektif, ehil birinden yardım isteyin.

Sorunlarınızı biriktirmeyin!
* Sorunlarınızı içinize atıp biriktirmeyin. Sakin zamanda çay ve meşrubat gibi ikramlardan sonra konuşun. Çözümlenmeyen sorunlar, zamanın geçmesiyle beslenerek büyürler.

* Her tartışmanın altında bastırılmış bir istek vardır. Bu gizli duygunun ne olduğunu öğrenin.

* En ciddi problemin konuşmamak ve sorunları devamlı içe atmak olduğunu bilin.

* Konuşabilmek ve seviyeli tartışabilmek için özel bir çaba gösterin.

* Kendinizi eşinizin yerine koyarak “empati” yapın. Birbirinizi yargılayıp suçlamadan önce, anlaşmazlık konusuna bir de eşinizin penceresinden bakmayı deneyin.

* Tartışırken kelimeler üzerinde durmayın. Konunun dışına çıkmayın, genelleme yapmayın. Tartışmalarınız münakaşaya dönüşüyorsa, bir bahane bulup kesin.

* Eşinizin yerine konuşmayın. Bırakın, kendi düşüncesini kendisi söylesin.

* Duygularınızı, kızgınlıklarınızı konuşarak dile getirin; ters davranışlarda bulunmayın. Davranışlarınızı kaş çatarak, surat asarak, elinizdekini atarak, kapı çarparak sergilemeyin.

Yalnız erkeklerin dikkat edeceği ilkeler
* Hanımınızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında, dertleşme ve paylaşmanın geldiğini unutmayın.

* İş yerinizdeki sorunlarınızı evinize getirmeyin. Ancak, normal olayları ve güncel meseleleri eşinizle konuşun.

* Yanlış bir söz ve davranış sergilediğinizde “özür dilemeyi” gurur meselesi yapmayın.

* Sorunlarınızı tartışmak için güzel mekânlar seçin ve dışarıda yemek yemeyi deneyin.

* Sürekli kaba kuvvet kullanmanın bir ‘kişilik bozukluğu’ olduğunu bilin.

* Talimat vermeyin. ‘Dediğim dedik, çaldığım düdük’ anlayışına girmeyin.

* İsteklerinizi ‘lütfen ve rica’ ile yapın. Alçakgönüllülük, kimseyi alçaltmaz.

- Kadınlara karşı anlayışlı ve hoşgörülü olmanın, tartışmaları asgariye indirdiğini bilin.

* Hakarete uğramak istemiyorsanız, siz de hakaret etmeyin. Kibar ve nazik davranışlardan kimse zarar görmemiştir.

* Asla, “ben söylemiştim” cümlesini kullanmayın.

* Hanımınızı, annenizle kıyaslamayın.

Özellikle hanımların dikkat edeceği ilkeler
* Çiftler arasında, ’saygı ve sevgi’ anlayışı karşılıklıdır. Ancak uygulamada “kadın sevginin, erkek de saygının timsali” olduğundan, kadın saygısını, erkek de sevgisini göstermeli. Bu ilkeye riayet eden eşler gerçek sevgi ve saygıyı yakalamış olurlar.

* Ev ortamında erkekler, içlerine kapanıktırlar. Dışarıdan geldiklerinde de sessiz ve gerilim içinde olurlar. Bu durumu hanımlar kabullenmeli ve ona göre ne yapacaklarını bilmeli, zaman geçtikçe yavaş yavaş kendi alanına çekmesini başarmalıdır.

* Eşinizin davranışlarını abartmayın, hoşlanmadığınız davranışların üzerine gitmeyin. Üstüne gittikçe daha fazlasını yapacağını bilip alttan almayı deneyin.

* Eşinizin bir sözü veya davranışı sizi yaralamışsa sabredin. Yarayı kaşımakla, hiçbir yara iyileşmez. Yaptığını uygun zamanını bulduğunuzda, hatırlatın.

* Eşinize karşı güler yüzlü ve sakin halinizi gösterin. Bu tavrınızla istediğinizi her zaman elde edebilirsiniz. İnatlaşmakla hiçbir şey kazanamazsınız. Sonunda iki taraf da kaybeder ama en çok zararı kadın görür.

* Tartışmalarda, ‘babamın evine giderim’ sözünü hiçbir zaman söylemeyin.

* Sürekli eleştiren, söylenen, tüketen ve başkalarıyla kendini mukayese eden biri olmayın.

* Beyiniz, bir şeye sıkıldığında ona hak verin ve ondan yana olun.

* Kocanızı, babanızla mukayese edip karşılaştırmayın.

Öfkeliyken tartışmayın!
* Çok öfkelendiğiniz zaman tartışmayın, yüzünüzü yıkayın, aynanın karşısına geçip yüzünüzün aldığı şekle dikkatle bakın.

* Ufak tefek sorunlar yüzünden tartışmayın. Sabırlı ve rahat olun. Küçük tartışmaların, büyük kavgalara yol açtığını bilin.

* Kendinizi sürekli haklı görme ve zeytinyağı gibi üste çıkma kompleksinde olmayın.

* Tartışmanız münakaşaya dönüşüp gerilim oluşturuyorsa “bu durumun, birbirinizi kırmaya değer olup olmadığını” kendinize sorun.

Milli Gazete

Kur’an, 250 ayette direkt kadınları muhatap alır

12 Ocak 2010 Yazan kubra  
Kategori Kadınca

Kur’an’da direkt olarak hanımları muhatap alan ayetler 250 adettir. Ancak dikkat edilmelidir ki, Kur’an’daki bütün ayetler, 6600 (İbn-i Hacer el Askalani’ye göre) ayetin tamamı, hem erkeği hem kadını ilgilendirmektedir. Direkt hanımlarla ilgili olan bu 250 ayetin, 17 tanesi ise annelik ve cennetlik kadınlarla ilgili olduğu çok açık bir şekilde belirtilmiştir ki buda hanımları onura etmektir.

Bu ayetlerden, hanımların inanç ve yaşayışlarını, hak ve sorumluluklarını, kadın erkek ilişkilerine ait durumlarını öğrenmemiz ve bunu başka medeniyetlerin, hanımlarına yaklaşımlarıyla kıyaslamamız mümkündür. Böylelikle, Allah’ın, son olarak gönderdiği din olan İslam’ın, kadınlara verdiği değeri öğrenmemiz, anlamamız ve bu değerlere sahip çıkmamız kolaylaşacaktır. Hanımların haklarını hem içimizde hem de dışa karşı korumak ancak, Allah’ın emir ve yasaklarına uymakla mümkün olacaktır.

Kadınlar ve erkekler

“Ey İnsanlar! Şüphe yok ki biz sizi, bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” [Hucurat, 13]

“Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan (Hz. Âdem) ve ondan da eşini yaratan (Hz. Havva); ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getirip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.” [Nisa, 1]

Bu iki ayeti öğrendik ve iyi anladıktan sonra, İslam’da kadın ve erkeği daha iyi kavramamız kolaylaşacaktır.

ERKEK VE HANIMLARI KARŞILAŞTIRMA:

1. İman ve inanma yönünden hanımlar

İslam dininde (şeriatında) Kur’an, sünnet ve icma nazarında, kadınlarla erkeklerin iman noktasında aralarında hiçbir fark olmadığı uygulamalarla ortaya konmuştur. Hiçbir ayetin yorumunda, amel farklılıkları hariç, hanımlar hiçbir ayrıma tabi tutulmamıştır. Ahlakta hanımlar daha hassas olmalıdırlar.

Kur’an’daki ayetlerin; “Ey iman edenler, Ey insanlar, Ey Kullarım” hitapları içinde kadın ve erkeği ayıramazsınız. Hz. Peygamber’e ilk inananlar içinde hanımlardan, eşi Hz. Hatice validemiz ilk sırayı almıştır. Hz. Peygamber’e sıkıntılarında en büyük yardımları da yine sağlığında Hz. Hatice yapmıştır.

Şöyle düşünelim; Hz. Peygamber (sav) vahyin şiddeti kendini gösterip mesuliyeti arttığında, müşriklerin Efendimize çektirdikleri eziyetler karşısında, Peygamber’in en büyük destekçisi Hz. Hatice validemiz oluyordu. Böylelikle tarihin en zorlu görevini yerine getiren eşi, Hz. Peygamber’e en kuvvetli destek bir hanımdan gelmiş oluyordu. Hz. Hatice, cennetle müjdelenen dört hanımdan birisi idi aynı zamanda… (Buhari)

2. Amel yönü ile hanımlar

Mükellef olan hanımların, iman etmek ve İslam’ın emirlerini yerine getirmeye söz vermekle, işittik ve itaat ettik, dedikten sonra hiçbir engelleri kalmamış olur. İbadet temelinde, erkekler de kadınlar da Allah’a özgürce el bağlayıp, dua, yakarış ve niyazda bulunabilir. Ancak hanımların, yaratılış itibariyle, muayyen zamanlarda ibadet etme özgürlüğü kaldırılmıştır. Çünkü o muayyen zamanlarda hasta olmaları hali, kendileriyle birlikte yaratılmıştır. Ancak sevap yönü ile takvaya ulaşmalarına dair hiçbir eksik ve engel yoktur. İnsanlık ve kulluk yönleriyle hiçbir vakit aşağılanmamışlar, aksine sürekli onore edilmişlerdir. Hanımların özel halleri takvalarına bir engel olmamıştır. İbadetlerden ayrı tutulmamışlardır.

Hatta hanımların harbe, bilfiil katılmaları, katılma istekleri olmalarına rağmen, harbe kabul edilmemişlerdir. Ancak, şehit olamama gibi bir engelleri yoktur. Niyetleri ve geri hizmetleriyle, onlara şehadet derecesinin verileceği müjdesi gelmiştir.

3. Ahlak ve fazilet yönü ile hanımlar

Hanımlar, yaratılış itibariyle erkeklere nispetle daha zayıf ve korunmaya muhtaç olarak yaratılmıştır. Bu gerçek ve hikmetten dolayı, evlilik hayatında evin bütün yükünü (maddi) erkek üstlenmek zorunluluğunda olmuştur.

Hanımların, hiçbir masrafa katılma zorunluluğu olmadığı, dinimizce kabul görülmüştür. Bu vakıa göz önünde bulundurulduğu zaman bir gerçekle karşılaşmış oluruz. Hanımların erkeklerle korunma hususu, hanımların tepeden tırnağa (el ve yüz hariç) korunma altına alınmıştır. Hanımların bütün vücudu korunma altına alınmıştır. Yaratan Allah en iyi bildiği için, yarattığı kullarını koruma altına almıştır. Bu korumanın birçok açıklaması olabileceği gibi, en sağlıklı açıklaması, Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın buyruğu olmasıdır.

İslam, diğer dinlere ve medeniyetlere nazaran kadını bir ayrımcılığa tabi tutmamış, onu aşağılamamış, muayyen zamanlarından ötürü onu lanetle anmamıştır. Aksine İslam, kadına şerefini ve yerini vermiştir. İslam’da hanımlar, her türlü maddi ve manevi haklara sahip olmuşlardır. Kendilerine getirilen bazı kısıtlamalar ise, ayrımcılıktan çok, yaratılışları itibariyle onları korumak ve sakındırmak içindir.

İslam’ın kadınlara verdiği hakları anlamak için, İslam’ı en iyi uygulayan Hz. Peygamber dönemine bakmak yeterli olacaktır. İslam’ın ilk şehidi olma şerefine eren sahabenin de bir hanım olduğunu göz önüne almak gerekir.

Haber kaynağını görüntüle