Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Dünya bunlara bırakılamaz
İki gün süren sempozyumda Milli Görüş’ün fikri esaslarının enine boyuna tartışıldığını belirten Erbakan, bu çalışmalara devam edileceğini vurguladı. Dünyayı hâkimiyetine geçiren Siyonizmin insanlığa zulmettiğine dikkat çeken Erbakan, “Dünyayı Siyonistlerin eline bırakamayız. İnsanlığı bu Siyonistlerin elinden kurtarma vazifesi de Milli Görüş’e aittir. Bunun için çalışmaya mecburuz” dedi.
Siyonizme dikkat!
Yeryüzünde’Ben düzeni kurdum yürütüyorum. Siz sadece bu düzene tabi olacaksınız’ diyen bir güç bulunduğunu anlatan Erbakan, “Sözde bunlar, refah, hürriyet, saadet getireceklerdi. Bugün dünya nüfusunun üçte biri sefalet, açlık içinde yaşıyor. Her gün 150 bin insan ölüyor. 800 milyon insan her gün aç yatıyor. Bunları BM söylüyor. 1.5 milyar insan içecek temiz su yok. Her yıl 30 milyon çocuk tamamen önlenebilir hastalıklardan dolayı ölüyor. İşte bunların dünyayı getirdikleri nokta!” tespitini yaptı.
Dönüm noktasındayız
Milli Görüş’ün bir ilaç olduğunu da ifade eden Erbakan, “Bu tohumlardan çıkacak olan çınar ağacı bütün insanlığa yeniden saadet getirecektir. Ecdadımız bunu birkaç defa yaptığı gibi. Aynı Milli Görüş ile yaptılar” ifadelerinde bulundu. Türkiye’nin tarihi bir dönüm noktasında olduğunun altını çizen Erbakan, bu dönüm noktasında sadece Saadet Partisi’nin tarihteki şerefli yerini alacağını söylediğini diğerlerinin ise AB’nin kapısında beklemeyi taahhüt ettiğini ifade etti” dedi
Hem geliştirici hem eğlendirici oyun hamurları
Çocuğun yeteneklerini hamurlarla veya yemek yapmasına izin vererek geliştirmeniz mümkündür. Hamurla oynama çocukta hayal gücünü kullanmanın yanı sıra üç boyutlu figürler yaparak mekân bilincini de geliştirir. Onun ortaya çıkardığı eserleri saklamanız onda başarı hissi uyandırır, kendine güven duymasını sağlar.
Değişik malzemelerle oynaması çocukta her malzemenin kendine has bir yapısı olduğu, materyallerin form değiştirebildiği bilincini oluşturur. Ayrıca yaş ilerledikçe yapmak istediği şey için en uygun malzemeyi seçme yetisi sağlar. 18 aylıktan itibaren yaptırabileceğiniz bu faaliyet ileri yaşlara kadar devam edebilir.
Oyun hamurları ve 3 yaş
3 yaşına kadar hamurla şekiller yapmayacaktır. Hamuru ellemek, mıncıklamak, yuvarlamak ve kesmek onun için yeterli ve zevkli olacaktır. Bu dönemde ona şekilli kurabiye kalıpları veya yüzeyi desenli objeler verebilirsiniz. Bunlarla hamura bastırarak şekillerin oluşması ona keyif verecektir. Ancak bu şekilleri sizin yapmanızı isteyebilir. Hamurun tek renk olması onun için fark etmez.
3-4 yaş arası hamurdan toplar, sosis gibi şekiller yapar, bunları birleştirir, bozar. Hamurların çeşitli renklerde olması onun geliştiriciliğini arttıracaktır. Bu dönemde kendisine yeni malzemeler verebilirsiniz. Oyuncakçılarda satılan hamura çeşitli şekiller veren aletler ilgisini çekecektir. Artık kalıplarla kendisi şekiller yapacaktır. Yaptıklarını saklamak isteyecektir. Odasında bir raf ayırarak onu desteklemek çocuğunuzu memnun edecektir.
Oyun hamurları ve 5 yaş
4-5 yaş arası hamurdan kendisi şekiller, insan figürleri yapabilir. Figürlerini ayrıntılandırır. Renkli hamurları karıştırıp kendince yeni kombinasyonlar bulmak ona cazip gelebilir. Yaptığı eserleri evin çeşitli yerlerinde sergilemeniz onu cesaretlendirecektir. Kil hamuru veya kâğıt hamuru gibi değişik malzemeler vererek onun gelişmesini destekleyebilirsiniz.
5-6 yaş arası birkaç figürü bir anda yapabilir. Biraz yardımla kolyeler, bilezikler yapabilir. Bunları takmaktan veya hediye etmekten keyif alacaktır.
Ucuz oyun hamurlarına dikkat!
Çocukların gelişimlerine katkıda bulunarak onların hem öğrenip hem de eğlenmelerini istemek anne ve babaların en büyük mutluluğudur. Çocuklara bu konuda yardımcı olmak istiyorsanız eğer kullandıkları araç ve gereçlere de son derece önem verilmelidir. Uzmanlar, piyasa da satılan ucuz fiyatlardaki ve TSE damgası bulunmayan hamurlardan alınmamasını öneriyor.
Diğer kırtasiye ürünlerinde olduğu gibi oyun hamurlarında da bulunan ucuz olması nedeniyle kanserojen etki yaptığı bilinen bir çeşit kumaş boyası olan azor boya maddelerinin kullanıldığını belirtilmektedir. Oyun hamuru alırken belirli markaların içinde değişik kimyevi maddelerin olmadığı, çocukların gelişim süreçlerine uygun hamurların tercih edilmesine dikkat çekmeliyiz.
Oyun hamurlarını piyasadan almak yerine evde kendim yaparım diyenler için de birkaç hamur tarifi vererek evde çocuklarınıza yapmanızı sağlayabiliriz.
Tuz seramiği
2 ölçü un
2 ölçü tuz
1 ölçü su
Bu üç malzemeyi yumuşak, ele yapışmayan kıvama gelinceye kadar yoğurun. Hamur oynayacağınız yere muşamba bir örtü serin ve örtünün üzerini biraz unlayın. Yaptığınız figürleri fırında veya güneşte kurutarak sertleştirebilirsiniz. Sertleştikten sonra boyayıp cilalayabilirsiniz.
Elinizde kalan hamuru atmayarak streç filme sararak saklayabilirsiniz.
OYUN HAMURU
2 ölçü un
1 ölçü tuz
1 ölçü su
1 tatlı kaşığı sıvıyağ
2 çay kaşığı krem tartar (isteğe bağlı)
Gıda boyası
Tüm malzemeyi hamur haline gelinceye kadar yoğurun. Oyuncakçılardan alacağınız küçük oklavalarla, hamuru çocuğunuz kendi açıp, eliyle veya kalıplarla şekiller yapabilir. Bu hamur fırında kurutulmaz ama dilerseniz güneşte kurutabilirsiniz. Aktarlarda bulabileceğiniz krem tartar, hamurun ömrünü uzatmak içindir. Kalan hamuru, hava almayacak bir şekilde uzun süre muhafaza edebilirsiniz.
İncirli kurabiye
Malzeme:
250 gram incir
250 gram ceviz
2 yumurta akı
150 gram şeker
Yapılışı: İncir ve cevizler küçük parçalara bölünür. İçerisine yumurta akı, şeker ilave edilip yoğrulur. Küçük parçalar halinde yuvarlanır. Yağlı kâğıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirilip 170 derecede önceden ısıtılmış fırında 20 dakika kadar pişirilir. Not: kurabiyeler tepsiden soğuyana kadar çıkarılmamalıdır. Kendisine gelmesi beklenilmelidir.
Rokanın faydaları
İçerdiği P ve K vitaminleri, mineralleri ve çeşitli esansları ile roka oldukça faydalı bir bitkidir. Karaciğerimizin dostudur. Mideyi kuvvetlendirir. Kansızlığa iyi gelir, kanın temizlenmesinde yardımcıdır. Mideyi ve bağırsakları çalıştırır, iştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür. Böbreklerin çalışmasında faydalıdır. Eklem iltihaplanmalarına iyi gelir. Sarılığı geçirir.
Kur’anda ve Toplumda kadın
Yüce Allah’ın Kuran’da erkek ve kadın için tavsiye ettiği üstün ahlak özellikleri aynıdır. Müminlerin yaşamları Allah sevgisi ve korkusu üzerine kurulmuştur ve öncelikli hedefleri Rabbimiz’in hoşnutluğunu kazanmaktır:
“Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97)
Mümin kadın ‘boş’ işlerle zamanını geçirmez, her işinde gerçek amacı, “Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 114) ayeti gereğince Allah’ın hoşnutluğudur.
Kuran’a tabi olan mümin kadın eşini ve arkadaşlarını da Kuran ahlakını yaşayan insanlardan seçer. Allah’ı seven ve O’nun sınırlarını koruyan kimselerle birlikte olur. Dünyevi hiçbir şey, onun için Allah’ın rızasını kazanmaktan daha önemli değildir:
De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 24)
Sahip olduğu Kuran ahlakı, Allah’ın Kuran’da koyduğu emir ve yasaklara uygun yaşayan mümin kadına, güçlü ve sağlam bir kişilik kazandırır. “… Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz…” (Müminun Suresi, 71) ayetiyle haber verildiği gibi, Kuran ahlakının getirdiği ‘şan ve şeref’ nedeniyle, inanan kadının onurlu bir karakteri vardır. İnanan insanlar, toplumun ve ailelerinin telkinlerini kıstas olarak kabullenmez ve Allah’ın beğendiği mümin karakterini yaşarlar.
Yüce Allah ayrıca Kuran ile kadını ve kadın haklarını koruma altına almış, toplumda olması gereken saygın bir yer kazandırmıştır. Tüm bunlar Allah’ın kadınlar üzerindeki sonsuz rahmetidir.
Toplumda Kadın
Dinden uzak yaşayan toplumlarda ise, kadın ya da erkek her insana bebeklik çağından itibaren yapılan yüzlerce telkin vardır. Biçilen evlenip anne olma rolü gereğince, kız çocuklarının oyuncakları hep bebeklerdir. Büyüyüp genç kız olduğunda da artık evlenme çağının geldiği telkinleri başlar. Adaylarda yakışıklılık, iyi bir iş, ev ve araba sahibi olması gibi özellikler aranır.
Sonunda aranan özelliklerde bir genç bulunur. Genç kıza erkekte çekici gelen; görünüşü, arabası, kaliteli giyimi ya da yalnızca zengin olmasıdır. Kaçırılmayacak bir fırsattır bu ve genç kız yakınları tarafından da bu birlikteliğe adeta itilir. Erkek de acaba evi, arabası olmasaydı ya da fakir olsaydı onu beğenip beğenmeyeceğini düşünmez.
Aldıkları yanlış telkinler yüzünden, genç kızlar hep zengin ve yakışıklı birini aramaktadırlar. Kişinin karakteri, Allah’a bağlılığı, hiçbir şekilde önemsenmemektedir. Oysa Kuran’da gerçek üstünlüğün takva olduğu, “Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır…” (Hucurat Suresi, 13) ayetiyle haber verilmektedir. Söz ettiğimiz gibi, daha baştan yalanlar ve maddi çıkarlar üzerine kurulan evlilik, kadını da erkeği de mutsuz ve azap dolu bir yaşama sürüklemektedir.
Kuran ahlakından uzak toplumlardaki evliliklerin çoğu, eşlerin birbirine rol yaptığı, sahte sevgilerin yaşandığı eziyet veren beraberliklerdir. Bu eşlerin yaşadığı evler adeta bir tiyatro sahnesidir; kötü bir oyundur oynanan ve ikisinin de canı yanar, ancak bitmez, aynı şekilde sürer gider.
Oysa gerçek mutluluk; gerçek aşkı, yani Allah’ın güzel tecellisini eşinde aramak, samimi ve dürüst olmak, Allah’tan çok korkmak ve çok sevmektir. Bu, Allah’ın bir nimetidir ve yalnızca samimi inanan insanlara sunulur.
İman Eden Kadın
İnsanlar doğru sözlü kişiden hoşlanırlar. Doğru konuşmak, hem kadın hem erkek için çok etkileyicidir. İman eden kadını güzelleştiren aklı ve samimiyetidir. Samimi iman eden bir kadın çok etkileyicidir; gerçek sevgi, doğallık ve samimiyetin içinde saklıdır.
İnanan kadının bir özelliği de, kıskançlık ve rekabet gibi duygulardan arınmış olmasıdır. Erkeklerle bir eşitlik mücadelesini değil, ‘hayırlarda yarış’ı benimser. Mümin kadın, Yüce Allah’a yakın olabilmek için, bu imani yarışta gücü yettiğince çaba harcar. Rabbimiz Kuran’da, kadın ya da erkek, her mümine şu özelliklere sahip olması gerektiğini bildirmektedir:
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resulü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)
Kuran’da Söz Edilen Kadınlar
Rabbimiz Kuran’da, Hz. Meryem’i seçtiğini ve onu tüm kadınlara üstün kıldığını, “Hani melekler: ‘Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı’ demişti.” (Al-i İmran Suresi, 42) ayetiyle bildirmektedir.
Hz. Meryem’e ,“Hani Melekler, dediler ki: ‘Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette ‘seçkin, onurlu, saygındır’ ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır…” (Al-i İmran Suresi, 45) ayetiyle bildirildiği gibi Cebrail aracılığı ile Hz. İsa müjdelenmiştir.
Hz. Meryem, Allah’ın bir mucizesi olarak, insan eli değmeden hamile kalmış ve böylece Hz. İsa doğmuştur. Allah’ın yarattığı kadere içten boyun eğen Hz. Meryem, tüm iftiralara karşı Allah’a teslim olmuştur. “… ‘Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi.” (Meryem Suresi, 27-28) şeklindeki ağır sözlere rağmen insanların düşüncelerini önemsememiştir. Tevekkülünün ve sabrının karşılığı olarak Rabbimiz, Hz. İsa’yı beşikte konuşturmuş ve Hz. Meryem’i iftiralardan temizlemiştir.
Rabbimiz Kuran’da, Firavun’un karısının üstün ahlakını da örnek göstermektedir. Firavun, Mısır’da zalimliği ve halkına uyguladığı şiddetle tanınır. Karısı da, Firavun’un bu zorbalığına ve inkarına en yakın tanıktı. “… Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.” (Yunus Suresi, 83) ayetiyle bildirildiği gibi, erkek çocukları öldürüyor ve halka işkence yapıyordu.
Rabbimiz, Firavun’u uyarmak amacıyla Hz. Musa’yı göndermiştir. Ancak, “Sonunda Musa’ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı…” (Yunus Suresi, 83) ayetiyle bildirildiği gibi, Hz. Musa’ya iman edenler çok az sayıdadır. İnsanlar Firavun’un zulmünden korktuklarından iman etmezken, Firavun’un karısı korkmamış, Allah’ın yakınlığını kazanmayı seçmiştir. Onun samimi imanı “… Hani demişti ki: “Rabbim bana Kendi Katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.” (Tahrim Suresi, 11) ayetiyle haber verilmektedir.
Kuran’da Hz.Musa’nın annesinden ve yaşadığı imtihandan da bahsedilir. Allah, Firavun’un zulmünden korumak için Hz. Musa’yı bir sandıkla nehre bırakmasını ona vahyetmiştir. Allah’a teslimiyetini kanıtlayan Hz. Musa’nın annesi, bu zor imtihandan sonra, Allah’ın vaadi sonucu çocuğuna kavuşmuştur:
Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler. (Kasas Suresi, 13)
Kuran’da Sebe Melikesinden de söz edilir. Onun kıssasında sanat ve estetiğin kadınları nasıl etkilediğini görürüz. Hz. Süleyman’ın muhteşem sarayındaki etkileyici cam zemini gördüğünde, Sebe Melikesinin, “…zaten biz Müslüman olmuştuk” (Neml Suresi, 42) şeklindeki sözlerinden bunu anlamaktayız.
Kuran’da eşindeki Allah aşkını, derin sevgiyi görmeyen kadınlardan da söz edilmektedir. Örneğin Hz.Nuh’un ve Hz.Lut’un eşleri iman etmemişlerdir. Onlar –Allah’ın dilemesiyle- şeytanın pisliklerini ve çirkinliği güzellik olarak görmüşlerdir.
Sonuç Olarak;
Mümin kadın, etrafına Allah aşkıyla baktığından her yerde Allah’ın tecellilerini görür. Bir çocuğa baktığında, yüreğinde şefkat ve merhamet duyguları oluşur. Mümin kadınların, din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda kadınlara yaşatılan sıkıntılardan ve eziyetlerden uzak bir yaşamları vardır. Allah’ın, “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97) ayetiyle mümin kadınlara ve mümin erkeklere vadettiği gibi, güzel bir yaşam sürerler. Ahirette alacakları karşılık ise –Allah’ın dilemesiyle- bitip tükenmeyecek rızıklarla dolu sonsuz mutluluk yurdu olacaktır.
Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler. Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. İşte hesap günü size va’dedilen budur. Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok. (Sad Suresi, 50-51-52-53-54)
Elif Alaca


.jpg)

