SP İstanbul Kadın Milletvekili Adaylarından AK-DER Ziyareti
29 Mayıs 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, Manşet
Saadet Partisi Kadın Milletvekili Adayları AK-DER ‘e ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette dernek üyeleri Havva Kaplan, Hatice Köse, Neslihan Akbulut ve Burçin Koç ile bir araya gelindi.
Kadın haklarının konuşulduğu ve genel siyasi gündemin değerlendirildiği toplantıda Saadet Partisi Milletvekili Adayları meclise girdikleri takdirde, başörtü yasağıyla geçmişte gasp edilen hakların, kaybettirilen zamanın çeşitli yollarla ödenmesi noktasında bir takım plan ve projelerini hayata geçirebileceklerini aktardılar. Başörtü yasağındaki haksız tutumu dış çevrelere kabul ettirmeye çalışırken bugün içimizdeki insanlar bu zulmü kanıksamış ve şahsına ait çözüm yolları bularak onunla yaşamayı kabul eder hale gelmiş diyen Akbulut, ne olursa olsun Hakkın bir tane olduğunun altını çizdi.
Milletvekili Adayı Zeynep Şule Rıdvanoğlu, siyasetteki kadın çalışmalarını ilk başlatan ve örgütleyenin Milli Görüş hareketi olduğunu hatırlattı. Başörtüsünün tek başına siyasi ehliyet vermeye yeterli olmadığını belirten Milletvekili Adayı Pakizen Yüzbaşıoğlu ” siyasette sisteme eklemlenmiş bir yol izliyorsanız, burnunuza kadar da örtünseniz farketmez” cümlelerini ekledi. Ailelerin artık okul için, meslek hayatı için kendi çocuklarına başörtülerini açmayı telkin ettiklerini ifade eden dernek yetkilileri, başörtüsünün kırılma noktasının, yasağın ilk başladığı yıllarda bir takım hocaların fatvalarıyla oluştuğunu hatırlattı.
Milletvekili Adayı Fatma Nevin Gökçe ise hatta o dönemde görev yapan Nur Serter gibi simge isimlerin direncin, umduklarından daha çabuk kırıldığı noktasında itiraflarının bulunduğunu belirtti. Bedel ödenmeyen hiçbir nimetin elde edilemeyeceğini dile getiren Milletvekili Adayları Saadet Partisi’nin geçmişteki partilerinde bir takım bedeller ödediğini ve her alandaki haklar için bugün de bedel ödemekten asla çekinmeyeceğini ifade ettiler. Dernek yetkililerinin “geçmişte Merve Kavakçı’ya mecliste segilenen tutumun bugünde yaşanacağını düşünüyor musunuz sorusuna cevap veren adaylar, “bugün Türkiye’nin geldiği nokta da CHP çarşaflı bir hanımefendiye rozet takarak siyasi rant elde etmek peşindeyken, AKP muhafazakar bir yapıyla yola çıkmış fakat beklentilere cevap verememiş bir partiyken benzer bir tutum yaşayacağımızı beklemiyoruz” şeklinde konuştu.
Siyasi partilerdeki kadın adaylarla zaten tanışmak istediklerini belirten dernek yetkilileri ziyaretten çok memnun olduklarını, Partiye ve Milletvekili Adaylarına başarı dilekleriyle birlikte ortak çalışma taleplerini de ilettiler.
“Sen kıyafetini seçemezsin demek, ona karşı büyük bir saygısızlıktır”
21 Ocak 2011 Yazan Saadet Kadın
Kategori Gündem, İstanbul, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kollarının yapmış olduğu basın toplantısında konuşan İl Başkan Yardımcılarından Goncanur Aslan danıştayın denetlemem yetkisi olmadığı halde yetkisi dışında uygulama yaptığını ifade etti.
“Danıştay 8. Dairesi’nin, 2010 Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) sonbahar dönemi kılavuzundaki kılık kıyafetle ilgili düzenlemelerin yürütmelerinin durdurulma kararı münasebeti ile buradayız. “Danıştay, yine yanlış yola girmiş ve Anayasa’ya açıkça aykırı olan bir karar vermiştir” “Danıştay’ın kararı her şeyden önce Anayasa’nın 2. Maddesine açıkça aykırıdır. Bu maddeye göre, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde asıl olan, haklardır ve özgürlüklerdir. Yani serbestlik asıl, yasak ise istisnaidir.” Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay’ın yasak kararlarında herhangi bir kanun maddesi bulunmamaktadır ve o kararların hukuki anlamda hiçbir dayanağı yoktur. Yasama organı yasa yapar, yürütme onu uygular ve yargı da uygulamanın yasa ve Anayasa uygunluğunu denetler, yani “Yapılan işlem Anayasa’ya uygun mu değil mi? Yargı buna bakar. Yargının yerindelik denetimi yapma yetkisi yoktur.” “Yargı, sadece hukuka uygunluk denetimi yapabilir. O açıdan baktığımızda da kararın savunulacak tarafı yoktur.” Yasal anlamda Danıştay’ın denetleme yetkisi olmadığı halde yetkisi dışında bir karar almıştır.” diyen Aslan “Başörtülü hanımlar, bir seçim dönemi daha seçim malzemesi olmayı reddedeceklerini hükümete mutlaka duyurmalıdırlar” diyerek danıştayın yapmış olduğu yersiz uygulamanın biran önce kaldırılması için TBMM’e çağrıda bulundu.
Goncanur Aslan konuşmasının devamında “Bu karar ALES ve LGS’ye girmeye hazırlanan, başörtülü resimleri ile sınavlara müracaat yapan yüz binlerce hanım adayı büyük bir endişeye sevk etmiştir. Bu tür yasaklar, insanlığımıza karşı saygısızlıktır. Çünkü 18 yaşını bitiren bir kızımız eş seçme hakkına sahiptir. Anne olma hakkına sahiptir. Bir suç işlediği takdirde, tam anlamıyla ceza sorumluluğuna sahiptir. Yani fiil ehliyetine sahiptir. Cezasında herhangi bir indirim yapılamaz. Böylesine hak ve sorumluluk sahibi olan, mümeyyiz, aklı başında, reşit bir kimseye “sen kıyafetini seçemezsin demek, ona karşı büyük bir saygısızlıktır.” Ülkemizde faaliyet gösteren bütün kadın derneklerini, hukuk derneklerini, başörtüsü yasağının kaldırılması için çalışma yapan tüm dernek ve vakıfları ve hukuksuz yasağın uygulanması sonucu hakları ihlal edilmiş tüm hanımları, mevcut AKP hükümeti üzerinde baskı kurarak, sağlam ve kalıcı kanunlarla hak ihlallerinin önlemesine vesile olmaya davet ediyoruz. Başörtülü hanımlar, bir seçim dönemi daha seçim malzemesi olmayı reddedeceklerini hükümete mutlaka duyurmalıdırlar.
AKP Hükümeti’nin, meselenin çözümünü kanunlar üzerinde hiçbir yetkisi, yaptırımı olmayan YÖK’e havale etme uyanıklığı-işgüzarlığı milletimizin gözünden kaçmamaktadır. Aziz milletimiz çok iyi bilmektedir ki Türkiye Cumhuriyetimizde kanun yapma yetkisi TBMM’mizindir, bütün kuruluşlar ve şahıslar bu kanunlara uymakla mükelleftir. Vatandaşla Danıştay’ı, vatandaşla YÖK’ü, vatandaşla rektörü, vatandaşla öğretim görevlisini, vatandaşla sınav salonu görevlisini karşı karşıya bırakmak, hükümetin kendi beceriksizliğinin ve sorunu çözme iradesinden ne kadar uzakta olduğunun ispatı olabilir ancak.
Başbakanımıza çağrıda bulunuyor “vakit kaybetmeksizin, YÖK’ün itirazına Danıştay’ın cevabını beklemeden, bu meseleyi Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunla çözün, bu yasağı tümüyle kaldırın” diyoruz. TBMM Eski Başkanı Ak Parti Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın ifadesi ile bu AKP’nin “namus borcudur.” “Mecliste desteğe ihtiyacımız var”, “Mutabakat olmadan olmuyor” mazeretleri artık seçmeninizi bile ikna etmiyor. 17 Ocak 2007 tarihinde çıkarılan Petrol Yasası, 20.2.2008 tarihinde AB uyum süreci çerçevesinde düzenlenen Vakıflar Kanunu, peşkeş niteliğindeki özelleştirmeler gibi konularda aranmayan mutabakatlar, niçin konu Başörtüsü meselesi olunca aranıyor? Bu süreç, mecliste gurubu bulunan başta AKP, MHP, BDP ve CHP için büyük bir samimiyet sınavıdır. TBMM bu milletin meclisidir ve mevcudiyetinin sebebi milletin sorunlarına çözüm üretmektir. Kürdü, Türkü, Çerkezi, Boşnağı, Arabı, Hanefisi, Şafisi, Alevisi ile halkının %99’u Müslüman olan ülkemizin hanımlarının %70’inin tercihi olan başörtüsü kıyafetinin yasaklarla anılması, bu vatan evladı olan herkes için, bir utanç kaynağı olabilir ancak.
AKP Hükümeti meseleyi “Dostlar alışverişte görsün” , “Başörtüsü bize bir seçim daha kazandırır” mantığı ile ele alacak olursa emin olmalıdır ki, sığ ve samimiyetsiz bu niyeti içinde boğulup gidecek, yumurtadan, ıslıktan daha etkili olduğu kesin olan sandıkta, milletten gereken cevabı alacaktır.
Başörtüsünü, mevcut TBMM Başkanı Sn. M. Ali Şahin’in ifadesi ile “%1,5 un sorunu” olarak değil, bütün milletin meselesi olarak görüyoruz. Bu anlamsız uygulamanın kaldırılması için her türlü mücadeleyi vererek, gereken bedelleri ödemiş ve meseleyle ilgili samimiyetini milletimizin vicdanında ispatlamış Milli Görüş camiası, Saadet Partisi olarak bizler sürecin yakın takipçisi olacağız. Mecliste 335 milletvekili ile bulunan AKP’nin kaçak güreşmesine izin vermeyeceğiz. AKP içerisinde, bu hukuksuz uygulamanın sonlanması konusunda samimi olan milletvekillerini, Ak Parti İl ve İlçe Yönetimlerini ve AKP üyelerini göreve davet ediyoruz. Partiniz üzerindeki etkinizi kullanınız.” diyerek yetkilileri göreve çağırdı.
92. İl Divanımızı Coşkuyla Yaptık
11 Haziran 2010 Yazan Saadet Kadın
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri
92. İl Kadın Kolları Divanımız İl Kadın Kolları Başkanımız N. Gül Asiltürk Hanım’ ın açlış konuşması ile başladı.Saadet Partisi çalışmalarının bütün dünya ve ülkemiz için önemine değinen Asiltürk “Bu mübarek çalışmalar hepimizin kurtuluşuna vesile olacaktır.”dedi.Mavi Marmara Gemisine yapılan saldırıyı kınayan Asiltürk ,yaşanan insanlık dışı İsrail saldırısının Milli Görüş’ ün kırk yıldır söylediklerinin anlaşılmasına vesile olmasını dilediğini belirtti.
Siyasi Konuşmalar gündeminde il Kadın kolları Siyasi işler Birim Başkanı Nevin Gökçe Anayasa Paketi Değişikliği konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Referandum arafesinde paket içindeki önemli detaylara Saadet Partisi Kadın Kolları teşkilatlarında çalışan hanımlar olarak mutlaka hakim olmamız gerektiğine vurgu yapan Gökçe,Hükumete paket konusundaki önerilerimizi ve pakette bulunan eksiklikleri Genel Başkanımızın çeşitli vesilelerle sunduğunu ifade ederek pakette önemli değişikliklerin olduğunu fakat kesinlikle yeterli olmadığını ifade etti
92.İl kadın Kolları divanında Genel Merkez il sorumlusu Elif Erbakan Altınöz ve il Başkanı Erol Erdoğan da birer konuşma yaptılar
Ayrıca 27-28-29 mayıs tarihlerinde gerçekleşen ve il Kadın kolları icrası olarak gözlemci sıfatı ile katılınan 19. Müslüman Topluluklar Birliği Toplantısı ile ilgili bilgilendirici değerlendirme Eğitim Başkanı Ebrar Bezci Hanım tarafından gerçekleştirildi.
92.İl Divanında altı aylık Kadın Kolları çalışmalarının değerlendirildiği dönem sonu değerlendirmeleri yapıldı ve dereceye girenlere ödül ve sertifikaları takdimedildi.
Dönem sonu değerlendirmeleri sonucu; Bağcılar İlçe Kadın Kolları 73.00 puanla dönem birincisi,Beyoğlu Kadın Kolları 68.06 puanla dönem ikincisi , Ümraniye ilçe Kadın Kolları 65.02 puanla dönem üçüncüsü oldular.
Ayrıca Divan toplantısında MHP(Bahçelievler ) ve AKP(Esenler)’ den iki iltihak gerçekleşti.
Gaziosmanpaşa İlçemizden Akp Kadın Kollarına ziyaret
26 Şubat 2010 Yazan kubra
Kategori Gaziosmanpaşa, Manşet, Teşkilat Haberleri
Saadet Partisi Gaziosmanpaşa İlçe Kadın Kolları İlçe Başkanı, Teşkilatlanma,Eğitim,Muhasip ve Gençlik Başkanları ile birlikte Gaziosmanpaşa Akp Kadın Kolları ziyaret edildi.
Saadet Partili hanımlar 54. Hükümet zamanında yapılan icraatlardan bahsederek, Birlik ve Beraberlik İçerisinde olunmasını gerektiğini söylediler.
Yasağa yine dokunulamadı
Anayasa Mahkemesi’nin 1976 yılında teşkilat yasasındaki değişiklikleri iptal etmesiyle 31 yıldır adeta kanunsuz şekilde hizmet veren Diyanet İşleri Başkanlığı, AKP hükümeti döneminde hazırlanan 3 tasarının yasalaşamaması nedeniyle bir türlü teşkilat yasasına kavuşamadı.
Kur’an-ı Kerim, eğitimi ve öğrenimi önündeki yaş şartına, bu taslakta herhangi bir çözüm getirilmiyor. Mevcut uygulamaya göre, 1999 yılında Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı döneminde çıkarılan yasa hala yürürlükte olduğu için, Diyanet’in kurslarına kaydolmak için ilköğretimi bitirmek yani 15 yaşını doldurmak gerekiyor. Yine aynı yasaya göre, hala okullar tatile girdiğinde camilerde açılan yaz kurslarına 12 yaşından küçüklerin gitmesi yasak. Dolayısıyla hazırlanan tasarıda, Kur’an eğitiminin önündeki yasakların kaldırılmasına yönelik hiçbir olumlu adım atılmaması dikkat çekiyor.
Anayasa Mahkemesi’nin 1976 yılında teşkilat yasasındaki bazı değişiklikleri iptal etmesiyle 31 yıldır adeta kanunsuz şekilde hizmet veren Diyanet İşler Başkanlığı, AKP hükümeti döneminde hazırlanan 3 tasarının yasalaşamaması nedeniyle bir türlü teşkilat yasasına kavuşamadı. Mehmet Aydın ve Sait Yazıcıoğlu’nun ardından son taslağı hazırlatan Bakan Faruk Çelik’in bu düzenlemenin Meclis’ten geçmesini başarıp başaramayacağını ise zaman gösterecek. Ancak Bakan Çelik, kendisinin hazırlattığı 24 maddelik yeni taslağı, kamuoyunda tartışılmak üzere parlamentodaki siyasi partilere sundu. Hazırlanan taslak, daha önce metinlere göre yine birçok farklılık içeriyor. Daha önce Diyanet İşleri Başkanının seçimle işbaşına gelmesi hükmü ise tamamen rafa kaldırılıyor. Başbakan tarafından atanacak olan Başkanın görev süresi, 5 yıl olacak. Başkan yardımcılıkları ‘Başkan Vekili’ne dönüştürülürken, sayıları da ikiye düşürülüyor.
Kurs öğreticilerine de kariyer
Yine önceki tasarılarda yer alan, yeni camilerin yapımı için Diyanet onayı şartı ile camilerin bütün müştemilatının Diyanet’e devrine karşı çıkan vakıf ve dernek yöneticilerine altı aydan bir yıla kadar hapis cezası getiren hükmü de yeni tasarıdan çıkarıldı.
Daha önceki bütün tasarılarda olan vaizlik ve imam hatiplikte öngörülen kariyerli sistem, yeni tasarıda aynen yerini korurken ayrıca Kuran Kursu öğreticileri için de kariyerli sisteme geçilmesi ekleniyor. Meslekte yükselme imkânı tanınan yeni düzenlemeye göre, vaizlik, uzman vaizlik ve başvaizlik gibi ünvanlar getiriliyor. Yine imam hatiplik için de, imam hatip, uzman imam hatip ve baş imam hatip gibi sıfatlar oluşturuluyor. Yenilik olarak ise, Kuran Kursu Öğreticisi, Kuran Kursu Uzman Öğreticisi ve Kuran Kursu Başöğreticisi unvanları ihdas ediliyor.
İlk taslaktaki içki yasağı kaldırıldı
2004 yılında okulların ardından, ibadethanelerin 200 metre yakınında da alkollü içki satışı yapılamayacağına ilişkin sınırlamanın da kaldırılması üzerine; 2007 yılında hazırlanan ilk taslakta, cami ve mescitlere 100 metre mesafede içki satılmasına yasak getiriliyordu. O zaman çok tartışılan bu değişikliğe göre, ” Cami ve mescitlere yüz metre mesafe içinde kumarhane, meyhane, içkili lokanta ve benzeri yerler açılmasına ve alkollü içkilerin satılmasına izin verilmez” deniliyordu. Ancak yeni taslakta, içki yasağına ilişkin herhangi bir hüküm yer almadı.
Seçimde aday olan görevine dönemeyecek
İleride çok tartışılacak değişikliklerden birisi de, seçimlerde aday olan Diyanet personelinin durumuna ilişkin düzenleme olacak. Tasarıda, milletvekili ve mahalli idareler seçimlerinde aday olmak üzere istifa eden Diyanet personelinin, aday gösterilmemeleri veya seçimi kaybetmeleri halinde eski görev yerlerine dönemeyeceği hükme bağlanıyor. Ancak Başkanlık, bu personeli kazanılmış hak aylık derecelerine uygun bir kadroya atayacak.
Yeni ‘Diyanet uzmanı’
Kurumda nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla ‘Diyanet İşleri Uzmanı’ istihdamı öngörülüyor. Dört yıllık dini yüksek öğrenim görmüş, 30 yaşını doldurmamış, KPDS’de en az (C) seviyesinde belgeye sahip olanlar arasından sınavla, uzman ataması yapılacak. Yine Anayasa Mahkemesi’nin Diyanet’in yurtdışına din görevlisi atama yetkisini yıllar önce iptal etmesiyle oluşan yasal boşluk bu tasarıyla gideriliyor. Buna göre, Diyanet halen boş bulunan birimlere atama yapabilecek ve daha önce yaptığı atamalara da yasal dayanak oluşturulacak. En önemlisi, Avrupa ülkelerinde İslam İlahiyatı bölümü mezunlarına, yurtdışında sözleşmeli statüde görev alma fırsatı doğacak. Personel sayısı, seçimi, görev yeri; Başkanlık ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenecek. Personelin özlük haklarında bir dizi iyileştirme yapılıyor.
Yaş sınırı kaldırılmıyor
Kuran-I Kerim, eğitimi ve öğrenimi önündeki yaş şartına, bu taslakta herhangi bir çözüm getirilmiyor. Mevcut uygulamaya göre, 1999 yılında Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı döneminde yapılan değişiklik hala yürürlükte olduğu için, Diyanet’in kurslarına kaydolmak için ilköğretimi bitirmek yani 15 yaşını doldurmak gerekiyor. Yine aynı yasa hükmüne göre, hala okullar tatile girdiğinde camilerde açılan yaz kurslarına 12 yaşından küçüklerin gitmesi yasak.
Gerekçede laiklik vurgusu
Tasarının gerekçesinde Cumhuriyetin en köklü kurumlarından birisi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek görevini yerine getiren Anayasal bir kurum olduğu vurgulanıyor.
Diyanet’in 633 sayılı kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 40 yılı aşkın sürede yirmi beş binlerdeki kadrosunun yüzbini aştığını belirtilen gerekçede, “Başkanlığın hizmet alanı yurtdışında Orta Asya’dan Avustralya’ya, ABD’den İsveç’e kadar genişlemiş, yurt içinde hizmet çeşitliliği ve yoğunluğu artmış, hac ve umre hizmetleri yanında, toplumun her kesimine yönelik dini yayın ve hizmet faaliyetleri önemli oranda gelişme göstermiştir” denildi.
Gerekçede şu ifadelere yer verildi:
“Halen on iki maddesi Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş durumda olan ve yürürlükte bulunan hükümleri ise tam anlamıyla ihtiyaca cevap veremeyen bir teşkilat kanunu ile Başkanlığın yürütmekle yükümlü olduğu hizmetlerin düzenli ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi mümkün olamamaktadır”
IMF ile anlaştılar
Yeni yıla IMF’nin önerdiği zamları yaparak giren AKP hükümeti, şimdi de teslimiyet belgesini imzalamak için gün sayıyor. Başbakan R. Tayyip Erdoğan, Lübnan Başbakanı Saad Hariri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında IMF ile ilgili soruları da cevaplandırdı. Erdoğan, IMF ile olan görüşmelerin büyük ölçüde tamamlandığını belirterek, “Konu ile ilgili olarak “Herhalde gün, hafta… Bu iş burada çözülecektir. Arkadaşlardan haber bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş’tan tekel işçilerine destek…
Bugün yaşananları Saadet Partisi olarak 2002 yılında anlattıklarını anımsatan Kurtulmuş, Tütün Yasası ile fabrikalar özelleştirilirken, tütün üreticilerinin de üretimden elini çektiğini söyledi. “Devletin elinde tütün fabrikası mı olurmuş diyorlar! Evet olur. En verimli, en üretken çalışanlar tekel çalışanları idi. Bizim Ahmetlerimiz, Mehmetlerimiz tütün üretemiyor ama Hanslar, Johnlar üretip bize satıyorlar” eleştirisinde bulunan Kurtulmuş, Tekel özelleştirmesinin ‘tekeli kıracağız’ iddiası ile yapıldığını ancak Türkiye’nin 5 tütün şirketinin tekeli haline getirildiğinin altını çizdi.
Hak ve emek mücadelelerini 11 gündür Ankara’da sürdüren Tekel işçileri, büyük bir grup halinde dün Saadet Partisi’ni ziyaret etti. Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, TEKGIDA-İŞ Sendikası Genel Sekreteri Mecit Amaç ve beraberinde bir grup Tekel işçisini kabul ederken, yüzlerce Tekel çalışanı da parti genel merkezinin önünde toplandı. ‘Hükümet 4-C’yi al başına çal’, ‘Yan gelip yatmadık bu ülkeyi satmadık’ şeklinde hükümeti protesto eden çalışanlar, ‘Tekel sizinle gurur duyuyor’, ‘Başbakan Numan’ diyerek Saadet Partisi lehinde slogan attılar.
Görüşmenin ardından parti genel merkezinin önünde toplanan Tekel çalışanlarına seslenen Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, elinin emeği, alnın teri ile ailesinin geçimini temin etmek için mücadele veren Tekel çalışanlarının bu haklı mücadelesini desteklediklerini belirterek, “Her platformda her şartta hakkınızı alasıya kadar omuz omuza mücadelenizi vereceğiz” diye konuştu. Parti genel merkezinde çalışanlarla öğle yemeği de yiyen Kurtulmuş, daha sonra Türk-İş’e giderek 11 gündür Ankara’da bulunan Tekel çalışanları ile kucaklaştı.
Parti genel merkezinin önünde yaptığı konuşmada Tekel çalışanlarının vermiş oldukları bu mücadelenin şahsi bir mücadele olmadığını belirterek, “Bu direniş Türkiye’nin uluslar arası küresel emperyalizme direnişin adım taşlarıdır” şeklinde konuştu. Tekel çalışanlarının bugün karşılaştıkları emeklerini değersizleştirme girişimlerinin uygulanan IMF programlarının bir sonucu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “2000 yılının başında yürürlüğe konulan IMF programları ile Türkiye ekonomisi maalesef küresel sermayeye teslim edildi. Stratejik kuruluşlar tek tek satıldı. Emek değersizleştirildi, çalışanlar kapı önüne bırakılırken, konulan kotalarla çiftçinin eli tarımdan çektirildi” tepkisinde bulundu.
Müstemleke ekonomisi, AKP döneminde zulüm çarkı haline geldi
KEMAL Derviş ile birlikte uygulanmaya başlanan müstemleke ekonomisinin kurallarının AKP hükümeti döneminde bir zulüm çarkı haline geldiğine işaret eden Kurtulmuş, “Tekel fabrikalarının özelleştirilerek kapatılması emperyalistlerin oynadığı bir oyundur. Bu oyunu bozacağız” diye konuştu.
Her şeyi satıyorlar
Bugün yaşananları Saadet Partisi olarak 2002 yılında anlatılarını anımsatan Kurtulmuş, Tütün Yasası ile fabrikalar özelleştirilirken, tütün üreticilerinin de üretimden elini çektiğini söyledi. “Devletin elinde tütün fabrikası mı olurmuş diyorlar! Evet olur. En verimli, en üretken çalışanlar tekel çalışanları idi. Bunu ben söylemiyorum, rakamlar söylüyor. Bizim Ahmetlerimiz, Mehmetlerimiz tütün üretemiyor ama Hanslar, Johnlar üretip bize satıyorlar” eleştirisinde bulunan Kurtulmuş, Tekel özelleştirmesinin ‘tekeli kıracağız’ iddiası ile yapıldığını ancak Türkiye’nin 5 tütün şirketinin tekeli haline getirildiğinin altını çizdi.
Kurtulmuş; ”Şimdi şakayla karışık arkadaşlara şunu da söyleyelim; Yarın bunlar bu kafayla giderlerlerse polis teşkilatını da özelleştirirler. Bu kafayla giderlerse Türk Silahlı Kuvvetlerini de özelleştirmeye kalkarlar. Ağabeyleri Irak’taki ordularını özelleştirdiler. Amerikan işgal ordusu da özelleştirildi. Bunlar gerçekten rotasından çıkmış adımlardır. Yüce Türk milleti bu yanlışlıkları düzeltecek ve Türkiye’yi sizlerin ellerinden yeniden rotasına sokacaktır”dedi.
Yapılan en büyük zulmün insanları ekmeğe muhtaç hale getirmek olduğunu kaydeden Kurtulmuş, hükümeti Tekel çalışanlarının haklı mücadelesine kulak vermeye davet etti. Kurtulmuş, şöyle konuştu: “Bırakın size uluslar arası güçlerin verdiği programları uygulamayı. Bırakın emeği değersiz hale getirmeyi, bir insanın en kutsal şeyi emeğidir. Emeği kutsal olarak görmeyen, emeğin değerini bilmeyen hiçbir iktidarın iktidarını sürdürmesi mümkün değildir.”
“Halkın boğazına geçirilen yağlı ilmeği söküp atacağız”
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, 11 gündür Ankara’da bulunan Tekel işçilerini Türk-İş genel merkezi önünde ziyaret etti. Tekel işçileri tarafından sevgi gösterileri ile karşılanan Kurtulmuş, işçilere verdikleri bu onurlu emek mücadelesini sonuna kadar desteklediklerini vurguladı. ‘Başbakan Numan’, ‘Tekel sizinle gurur duyuyor’ sloganları atan işçiler, ‘Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek’ sloganları ile de hükümete tepki gösterdi.
Kurtulmuş’u Türk-İş Genel Merkezi’nde Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türker tarafından karşılandı. Burada bulunan Tekel işçilerine seslenen Kurtulmuş, “Ümitsizliğe kapılmayın. Sizlere yapılan bu yanlışı inşallah düzelteceğiz” diye konuştu. IMF programları doğrultusunda yapılan özelleştirmeler sonucunda stratejik kuruluşlar satıldığı gibi Tekel ve şeker fabrikaları gibi üretim yerlerinin de özelleştirilerek çalışanların perişan edildiğini anlatan Kurtulmuş, özelleştirme gelirlerinin ise tamamen bütçe açığının kapatılmasında ve faiz giderlerinde kullanıldığına dikkat çekti.
Özelleştirmelerin ülke ekonomisine hiçbir şekilde olumlu bir katkısı olmadığı gibi çalışanların işsiz kaldığını ve ülke ekonomisine büyük bir darbe vurduğunu anlatan Kurtulmuş, “Bu program yürümez” dedi. IMF programları ile halkın boğazına yağlı ilmek geçirildiğini söyleyen Kurtulmuş, “İnşallah milletin boynuna geçirilen bu yağlı ilmeği çıkarıp atacağız” diye konuştu.
“Milletten korktukları için açıklayamıyorlar”
IMF anlaşmasında yaşanan belirsizliklere de değinen Kurtulmuş, şöyle konuştu: “Başbakan Erdoğan IMF ile anlaşmayacaklarını söylüyor. Ama Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, IMF ile anlaştıklarını, çerçevesini çizdiklerini söylüyor. Ama IMF heyetini yormamak için IMF ile internet üzerinden haftada üç defa görüştüklerini açıkladı. Yani şunu demek istiyorlar ‘onlar internet üzerinden emredecek bizler de uygulayacağız’ Türkiye’yi bu hale düşürdüler. Aslında IMF ile anlaştılar ama bu teslimiyeti milletten korktukları için açıklayamıyorlar.”
Tekgıda-İş’ten teşekkür…
Tekgıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Mecit Amaç ise yaptığı kısa konuşmada Saadet Partisi’nin Tekel çalışanlarına verdiği destekten dolayı teşekkür etti. Haklı ve meşru bir hak mücadelesi verdiklerini bildiren Amaç, “11 gündür Ankara’dayız. Ancak hakkımızı alasıya kadar daha nice 11 gün Ankara’da olacağız. Toplumun her kesiminden anlamlı destekler alıyoruz” dedi.
Siyasi partiler birbirine girdi, Saadet projesini anlattı
Saadet yine farkını ortaya koydu
Küçük Millet Meclisi tarafından düzenlenen panelde konuşan siyasi parti temsilcileri birbirlerini suçlarken, açılım konusunda sadece Saadet Partisi projesini ortaya koydu.
Küçük Millet Meclisi tarafından organize edilen panelde ‘açılım’ konusu masaya yatırıldı. Hak-İş Konfederasyonu Konferans Salonu’nda düzenlenen panele konuşmacı olarak Saadet Partisi’nden Genel Sekreter Yardımcısı Atıf Özbey, AKP’den Ankara Milletvekili Burhan Kayatürk, DTP’den Nursel Aydoğan, DP’den Ahmet Münir Yaşar konuşmacı olarak yer aldı. Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerinin de hazır olduğu panele konuşmacı olarak davet edilen MHP temsilcisinin ise iştirak etmemesi dikkat çekti.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mesut Yeğen’in yönetimi ile başlanan panelde önceden hazırlanan sorulara konuşmacılar kısa kısa partilerinin görüşlerini aktardı. AKP, DTP ve DP temsilcileri yaptıkları konuşmalarda birbirlerini ‘ayrılıkçı’ Türk-Kürt suçlamaları ile suçlarken, ‘açılım’ ile ilgili en net cevapları ise Saadet Partisi Temsilcisi Atıf Özbey verdi.
‘Demokratik açılımın önündeki bariyerler nelerdir? sorusuna cevap veren AKP Temsilcisi Kayatürk, CHP ve MHP’ye yüklendi. Kayatürk, CHP’yi bu konuda herhangi bir fikri olmamakla suçlayarak, MHP’nin de sert çıkışlarını eleştirdi. Kayatürk, ayrıca devletin bazı kurumlarının açılım konusunda kırmızı çizgilerinin olduğunu söylemesi ise dikkat çekti.
DP Temsilcisi Ahmet Münir Yaşar ise adeta MHP temsilcisi gibi konuşarak, açılımı sert bir dille eleştirdi. Yaşar, “Neyi nasıl açacağız? Kürt açılımı mı? Demokratik açılım mı? diye AKP Temsilcisi Kayatürk’e sorular sordu. Yaşar, konuşmasında ayrıca, Şanlıurfa Bilecikli olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Türk evladı olduğunu elini masaya vurarak sert bir şekilde söylemesi ise salondakiler tarafından gülünç karşılandı. DPT Temsilcisi Nursel Aydoğan da konuşmasında PKK Terör Örgütü’nü Kürtlerin 29’uncu isyanı olarak nitelemesi dikkat çekti.
Panelde en önemli konuşmayı ise Saadet Partisini temsilen bulunan Atıf Özbey yaptı. Özbey, temelde askeri darbenin bir ürünü olan anayasanın bütün özgürlüklerin önündeki engel olduğunu kaydederek, meclisin bir an önce yeni bir anayasa yapması gerektiğini söyledi. Özbey, ayrıca diğer siyasi parti temsilcilerini konuşmalarındaki yüksek gerilim yerine sakin bir şekilde partisinin ortaya koyduğu Barış ve Kardeşlik için Gönüllü Birliktelik Projesi’ni anlattı. Türkiye’de yaşayan hiç kimsenin birbirinden herhangi bir üstünlüğü olmadığının altını çizen Özbey, sorunun kardeşlik temeli üzerinden çözüleceğini söyledi.


.jpg)







