Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları
09 Haz 2017

İstanbul Kadın Kolları olarak TAİM’in iftar davetine katılım sağlandı.

46d16b53-1cee-4877-b30e-23b881149f72

Türk-Arap İlişkileri Merkezi (TAİM) ve Kudüs Nuru Kadın ve Çocuk Derneğinin ortaklaşa düzenlemiş olduğu iftar programına Siyasi parti temsilcileri ve Sivil Toplum Kuruluşları katılım sağladı.

İstanbul Kadın Kolları olarak davetli olduğumuz iftar programına Genel idare kurulu üyemiz F.Nevin GÖKÇE ve  İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Özlem GEREK SERENLİ’ de davete iştirak ettiler.

25 Tem 2016
11059916_1041563755868946_6933490237279672508_n

BİR MİLLİ GÖRÜŞ ZAFERİ KIBRIS BARIŞ HAREKATI

11059916_1041563755868946_6933490237279672508_n

Tarihte Kıbrıs 1571 yılında 2. Selim zamanında Venedikli korsanlardan Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiş ve 361 yıl aralıksız olarak adada bulunan halklar barış içinde yaşamışlardır. Osmanlı-Rus harbinde Osmanlı Devleti’nin zayıflığından istifade etmek isteyen İngiltere, destek karşılığında Kıbrıs yönetimini sözleşme ve ek protokollerle üzerine almıştır. Tehdit bertaraf olunca İngiltere,sözünde durmamış ve 1. Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti yenik düşünce adayı ilhâk ettiğini açıklamıştır.Kıbrıs, 1914 -1960 yılları arasında İngiltere hâkimiyetinde kalmış, ama adada yaşayan her iki toplumun baskısı sonucu 1960 ta Kıbrıs’ta bağımsız bir cumhuriyetin kurulmasına razı olmuştur. Zürih ve Londra’da yapılan Garanti ve İttifak anlaşmaları ile 15 Ağustos 1960 ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü, bir başka devlete iltihâk edememe garantisini Türkiye,İngiltere ve Yunanistan taahhüt etmişlerdir. Böylece Türkiye ada üzerinde garantör devlet olmuştur.

Yeni kurulan devlette beklenen barış ortamı sağlanamamış, Rum tarafı Türk toplumunu hazmedememiştir. Rum tarafının başında bulunan Makarios 22 Aralık 1963’te Garanti anlaşmasını iptal ettiğini ilan etmiştir. Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı için çalışan EOKA Terör Örgütü yıllarca bölgede katliamlar yapmıştır.Mathiatı, Ayvasıl ve Kumsal katliamları başta olmak üzere örgüt yıllarca Türk halkına kan ve gözyaşı döktürmüştür.  Kıbrıs’ta tarihe Kanlı Noel olarak geçen 24 Aralık’ta Lefkoşa’da yapılan Kumsal katliamında Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve küçük çocukları evinin banyosunun küvetinde hunharca katledilmiştir.Vahşetin sembolü olan bu canilik sonrası Türkiye’nin önünü sürekli ellerindeki siyasi ve askeri kozlarla kesen İngiltere,ABD ve BM artık bu vahşete sessiz kalınamayacağını görememiştir.

Adada,1963’ten 1974 yılına kadar 100’den fazla Türk köyü yakılmış; 27.000 Türk göç etmek zorunda kalmış, yüzlerce Türk öldürülmüş,  binlercesi yaralanmıştır. Yaşlı, genç, çocuk demeden yüzlerce masum Türk insanı katledilmiştir. Bunun üzerine Türkiye, 13 Şubat 1964’te Güvenlik Konseyi’ne başvurur. BM,Adaya Barış Gücü göndermeyi kararlaştırır. Ancak BM Barış Gücü’ne rağmen Rum saldırıları bitmez.Bunun üzerine Kıbrıs’a ilk olarak 7 Haziran 1964 günü TBMM’ce müdahale kararı alınır. Ancak bu müdahaleden iki gün önce ABD Başkanı Johnson’un meşhur mektubu gelir.   Mektupta;Türkiye’nin adaya yapacağı müdahalenin iki NATO ülkesini (Türkiye ve Yunanistan) savaş durumuna sokacağı, bunun kabul edilemez olduğu, SSCB’nin Türkiye’ye karşı yapacağı olası bir müdahalede NATO’nun Türkiye’nin yanında olmama ihtimali ve ABD’nin 1947 antlaşması çerçevesinde Türkiye’ye verdiği askeri malzemelerin bu müdahalede kullanılamayacağı sert cümlelerle ifade edilmiştir. Türkiye’nin en çok güvendiği müttefiki Amerika’dan aldığı diplomatik teamüllerin dışında yazılmış bu mektup Türkiye’de hayal kırıklığına sebep olmuştur.Bunun üzerine Başbakan İsmet İnönü Kıbrıs’a müdahale fikrinden vazgeçmiştir.

26 Ocak 1974 günü CHP ve MSP arasında koalisyon hükümeti olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 37. Hükümeti, yapılan bütün baskılara rağmen Kıbrıs’ta akan kanın ancak müdahâle ile durdurulacağına karar verdi. Dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit’in Batılı güçlerden çekinmesine rağmen koalisyon ortağı MSP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın kararlı tavrı sonrası akan kan durduruldu. Garantör ülke olan İngiltere’ye Kıbrıs konusunu görüşmek için Ecevit’in uçağı daha havalimanından yeni kalkmışken Başbakan Vekili Erbakan Milli Güvenlik Kurulunu acilen toplamıştır. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar’a gemilerin yola çıkması için tarihi emri vermiştir 20 Temmuz ve 14 Ağustos’ta yapılan iki harekât neticesinde Ada’nın kuzeyi Türk askeri tarafından alınmıştır. “Büyük Güçler,Türkiye ve Kıbrıs Meselesi (1967-1975)” başlıklı TÜBİTAK projesi için dönemin İngiliz Arşivleri’ni tarayan Tarihçi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı BİLGİN İngilizlere göre, harekâtın mimarının ERBAKAN olduğunu açıklamıştır.

Türkiye hükümeti, harekâtı Zürih ve Londra Antlaşması’nın 4. maddesinden doğan haklarını kullanarak gerçekleştirmiştir.Ancak BM ve Avrupa Konseyi bu harekâtı işgal olarak değerlendirmektedir. Operasyon devam ettiği sürede ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok batılı ülke Türkiye’ye askeri ambargo kararları alırken, başta İran olmak üzere Pakistan, Afganistan ve Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye yardım sözleri gelmiştir. Arap baharı neticesinde devrilen ve katledilen Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi ise ambargo sonrası jet yaptıklarımızın tükenmesi ile Türkiye’ye Jet yakıtı yardımı yapmıştır. Harekât sonrasında, Türkiye’nin 40 bin civarındaki askeri Ada’nın kuzeyine yerleşti. Rum Kesimi ve BM harekâtı işgal olarak adlandırdı. Şubat 1975 tarihinde ABD, Türkiye’ye silah ambargosu koydu. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.

Kıbrıs;Türkiye açısından gerek Kıbrıs Türkleri,gerek jeo-stratejik, gerekse tarihî yönden büyük önem arz etmektedir. Ada âdeta yüzen gemi konumunda olup Türkiye’nin, sıkıntılı olan Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki ileri karakolu konumundadır. Kıbrıs Türklerinin  güvenliği milletler arası antlaşmalarla teminat altına alınmıştır. Bu antlaşmalara göre Türkiye,Kıbrıs Türklerini her türlü sıkıntıdan korumak ve kollamak zorundadır. Kıbrıs Barış Harekatı kaçınılmaz bir harekâttır. Bu harekât yalnızca Türkiye’nin milli menfaatleri ve stratejik avantajları için değil, kendisinden yıllardır kurtarıcı olarak yardım bekleyen soydaşları için bir el uzatma, Türkiye’nin kendine olan öz güveninin kazanılması ya da  kanıtlanmasına en güzel örnektir.

 

HABİBE ERDOĞAN

SAADET PARTİSİ İSTANBUL İL KADIN KOLLARI-PLANLAMA VE KOORDİNASYON BAŞKANI

20 Mar 2016
IMG-20160320-WA0021

HANE-İ SAADET SULTANBEYLİ’DE

IMG-20160317-WA0012

Saadet Partisi Sultanbeyli Kadın Kolları’nın gayretli çalışmaları ile hizmete giren Hane-i Saadet bürosu görkemli bir açılışı ile hizmete girdi.

HANE-İ SAADET MEHMET AKİF ERSOY MAHALLESİ’NDE AÇILDI

Programa Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul İl Başkanı Birol Aydın,  İl Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç, İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asıltürk, Saadet Partisi Sultanbeyli İlçe Başkanı Fetullah Bülbül, Saadet Partisi Sultanbeyli Belediye Meclis Üyesi İsmail Yılmaz, Sultanbeyli İlçe Kadın Kolları Başkanı Ayşe Miroğlu ve İl ve İlçe kadın kolları üyeleri katıldı. Açılışta konuşan Birol Aydın “Saadet herkese lazım olan bir şey. Bugün İslam âlemi olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey” dedi. Tüm insanlığın saadeti için çalışan Saadet Partisi Kadın Kolları İstanbul İl Başkanlığı’nın tüm ilçelerde açmayı planlandığı Hane-i Saadet bürolarının açılışları devam ediyor.  Bu kapsamda ciddi bir çalışma ortaya koyan Saadet Partisi Sultanbeyli Kadın Kolları Mehmet Akif Ersoy Mahallesine Hane-i Saadet bürosunu kazandırdı.

IMG-20160317-WA0009

SAADET HERKESE LAZIM OLAN BİR ŞEY

Açılışa katılan Birol Aydın yaptığı konuşmada, “Her şeyden önce Hane-i Saadet olarak yeniden tanzim olan iyi niyetlerle açılışını yapacağımız bu lokalin Mehmet Akif  Mahallemizde yaşayan bütün sakinlerimizin özellikle hanımefendilerimizin iyiliğine, güzelliğine ve hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. Yine bu güzel örnek çalışmadan dolayı hem il kadın kollarımıza ve bu faaliyete öncülük yapan Sultanbeyli  ilçemizin kadın kollarına şükranlarımı arz ediyorum. Rabbim kendilerinden razı olsun. Saadet herkese lazım olan bir şey. Bugün de ülke olarak, millet olarak, İslam âlemi olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey. Saadet geçici mutluluk değildir, saadet sürekli mutluluk demektir. Bizimde bugün Saadet Partisi kadın kolları olarak yaptığımız bu çalışmalara ülkemizin her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Canımız yanıyor, şehitlerimiz var, sokaklarımızı görüyoruz, TV ekranlarını görüyoruz bütün bu gördüklerimiz ‘Hadi daha fazla çalış’ diye adeta bize bir zorlama yapıyor ve bu şekilde biz de çalışmalarımız arttırıyoruz, Cenab-ı Allah bu çalışmalarımızı ülkemizin birliğine ve dirliğine bütün insanlarımızı huzur ve saadetine vesile eylesin” dedi.

IMG-20160320-WA0010

İNSANLIĞIN SAADETİ HANELERİMİZDEN GEÇİYOR

Hane-i Saadet programı hakkında bilgi veren İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asıltürk, “Hane-i Saadet çalışmamız İstanbul’un tüm ilçelerinde açmayı planladığımız bir çalışma. Beyoğlu’ndan sonra Sultanbeyli’de ikinci büromuzu açtık.  Biz Saadet Partisi olarak tüm insanlığın saadeti için uğraşıp çaba harcıyoruz. Ve biliyoruz ki insanlığın saadeti hanelerimizden geçiyor. Bunun içinde hanımlarımızın bu hanelerinin dizaynını sağlayıp, gerçek manada yoğrulup insan yetiştirme noktasındaki gayretleriyle faaliyetlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu. Lokallerde insanlığın saadeti için, kadınlara yönelik faaliyetleri gerçekleştireceklerini söyleyen Asıltürk, “Haftanın belli bir günü Asr-ı Saadet dersleri, yöresel çalışmalar yapacağız, haftanın yahut ayın belli bir günü farklı yörelerden örneklerle burada hanımları buluşturacağız. Burada farklı tatların tanıtımını yapacaklar. Bunun yanı sıra el sanatları ile ilgili çalışmalarımız olacak. Onların tercih ettiği noktalarda eğitimciler bulup yardımcı olmaya çalışacağız. Ayrıca çocuklarımıza yönelik sinevizyon ve film gösterimleri olacak. Oyun odaları oluşturduk, anneler orada faaliyet halinde olurken çocuklarımız ile ilgilenecek kardeşlerimiz olacak. Böylece çocuklarımızın geleceğine yönelik eğitim faaliyetleri gerçekleştirmiş olacağız. Sağlık ve hukuk alanında insan yetiştirmeye dair seminerler faaliyete geçirilecek. Ve biz bu konuda mahalle şuurunu yerleştirmek için elimizden geleni yapmaya çalışacağız” diyerek kadın çalışmalarının önemine dikkat çekti.

IMG-20160320-WA0021

27 Ara 2014

Ümraniye İlçe Kadın Kollarımız Yerli Malı Haftası Nedeniyle Basın Açıklaması Gerçekleştirdi.

Saadet Partisi Ümraniye İlçe Kadın Kollarımız Yerli Malı Haftası nedeniyle ilçe merkezinde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.Basın Açıklamasında  İlçe Kadın Kolları Başkanı Hatice Taştan ve  ilçe yönetimi de hazır bulundu.

Ümraniye

Saygıdeğer basın mensupları, kıymetli halkımız;

‘İhtiyaçlar Sonsuzdur” ritüelini birebir yaşadığımız tüketim çılgınlığı günlerindeyiz. Onu da alalım bunu da…  Her şeyimiz olsun mantığı ile doluyor alış veriş arabalarımız. Markaların janjanlı ışıkları gözümüzü alıyor, reklamların hoş çağrısına kapılıp koşuyoruz AVM’lere. Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı” sloganı ile büyüyen çocuklardık biz oysa. Şimdi ise etiketinde mutlaka ithal yazan ürünlere uzanıyor ellerimiz.

12-18 Aralık Yerli Malı Haftası aslında tutum ve yatırım haftasıdır. Kurtuluş savaşı gibi büyük bir mücadeleden çıkmış, yorgun, kırık, dökük ve fakir bir ülkenin mücadelesini ve dünyada kendi olarak var olma gücünü ortaya çıkarmak en önemli misyonu olmuştu o yıllarda. Üretim bu misyonun temelindeki unsurdu ve yerli malı ürünlerin üretilmesi ve tüketilmesinin teşvik edilmesi ile Türkiye dış ülkelere muhtaç olmadan güçlü bir şekilde büyüyecek ve güçlenecekti. Bunu başarmak için ta çocukluktan çalışmak, çocuklara bu ruhu aşılamak gerekiyordu. İşte o yıllarda kazındı kulaklarımıza bu muhteşem slogan. Elimize aldığımız bez torbalara koyduğumuz çeşit çeşit yemişler ile karlara bata çıka koşardık okula. Kuru kaysılar, incirler, elmalar, üzümler, pestiller ve daha neler neler… Zenginlerin torbasındaki fındık, fıstık ve cevizle buluşurdu kuru üzümler ve herkese eş olarak dağıtılırdı. Hepsi el emeği kendi toprağımızdan kendi terimizden. Dolardı sıralarımız. Şarkılar söyler şiirler okurduk. Şimdilerde bu uygulamayı unuttuk. Ne tohumlarımız bize ait nede çocuklarımız bu yemişlere bakar oldu. Tüketim çılgınlığı batı özentisi sebebiyle çocuklarımız ambalaj kurbanı oldu.

Dünyada ulusal sanayi hamlesine bu kadar yabancı kalmış ve ithal mal cehenne­mini yaşayan sayılı Ülke var. Artık küreselleşmenin; gözleri, bilinçleri, vicdanları kör eden büyüsünden kurtulmalıyız. Bugün itibariyle milyonlarca işsizimiz var. Ana caddeleri, sanayi sitelerini gezdiğimizde kapanan çok sayıda işyerlerini görüyoruz. Çarşıda alışveriş yok. Ve ekonomimiz tam anlamıyla dibe vurmuş bir haldedir. Hatamızın nerede olduğunu görüyor muyuz? Siz üretmeyin, tüketmekle meşgul olun algısı şuan tüm Türkiye’yi sarmış durumda. Bu algı Batı taklitçiliği sebebiyle her bir köşede ithal mallarla dolu AVM’lerin çoğalmasıyla sağlandı ve iktidarın Ekonomi politikaları ve Medya ile yayılmakta. Oysaki örnek alındığı iddia edilen Batı ya baktığımızda durumun bizden farklı olduğunu görüyoruz.

ABD, Fransa ve Almanya gibi ekonomik anlamda gelişmiş ülkelerin ‘yerli malı haftaları’ sadece bir haftaya değil, bütün bir yıla yayılarak önemseniyor. Almanya’da bir otomobil fabrikasında “Eğer Japon otomobiline bineceksen git kendine Japonya’da iş bul” yazısı bulunur. Bu yazının ben­zeri ABD’de de var. İngilizlerin yerli malı konusundaki en vurgu­lu sözü de; ‘Asılacaksan İngiliz ipiyle asıl’ sözüdür. Yine Fransa’da sinema salonlarında gösterilen her on filmin altısının Fransız yapımı olması zorunluluğu var. Bu ne anlama geliyor; Fransa hem kendi ülkesinin sanatçısını koruyor, hem dilini koruyor, hem de kendi insanını.

Bizler Milli Görüşün tek temsilcisi olan Saadet Partisi olarak Yerli üretimin ve sermayenin geliştirilmesini, Milli kalkınmanın hem Ekonomi hem ahlaki alanda sağlanması gerektiğini vurguluyoruz. MSP Koalisyonu ve 54. Hükümet döneminde Milli Görüş, Fabrika açılışları, yerli Otomobil üretimi gibi hizmetlerle her daim Milli olanın hakim olması için gayret etmiştir. Vatandaş olarak bize düşen önce ailemizde, sonra çevremizde yerli üretimin önemi, Üretim-Tüketim dengesinin sağlanması, çocuklarımızda da bu bilincin geliştirilmesi için çalışmalıyız.

 

Saadet Partisi Ümraniye İlçe Kadın Kolları

17 Ara 2014

Bayrampaşa İlçe Kadın Kollarımızdan Kahvaltı Programı

Saadet Partisi Bayrampaşa İlçe Kadın Kollarımız İl Kadın Kolları Başkanımız Nagehan Gül Asiltürk’ ün de İştirak ettiği kahvaltı Programı düzenledi.

Kahvaltı Programına İl Kadın Kolları Başkan Yardımcılarımızdan Özlem Gerek Serenli,Gülderen Can ve Sümeyye Uğur’un yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Ayrıca İl Kadın Kolları başkanımız Nagehan Gül Asiltürk Katılımcılara bir konuşma gerçekleştirdi.

IMG-20141217-WA0028

IMG-20141217-WA0027

IMG-20141217-WA0025

 

İlçe Kadın Kolları İl Kadın Kolları Başkanımız Nagehan hanıma bir Plaket Takdiminde bulundular.

IMG-20141217-WA0022