Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları
06 Kas 2012

Allah insanı en güzel şekilde yarattı

Rabbimiz kitabında, “biz insanı ahseni takvim üzere yarattık” (Tin, 4) buyurur. Ayeti kerimede geçen ahsen en güzel anlamında hemen akibinde gelen takvim ise, değer vermek, nizama koymak anlamında kullanılmaktadır . Ayetten anlaşılacağı üzere, Rabbimiz insanın ruh ve bedenini uyum içinde bir dengede yaratmıştır.

İnsanda ” kamil insan” olma temayülü ve istidadı vardır fakat o çoğu zaman bu istidanı görmezden gelir ve nefsinin yönlendirmesi ile hareket eder.

İnsanın iyiliği de kötülüğü de kendinedir. Eğer bu kısacık ömrünü Allah’ın rızasına uygun şekilde geçirir ve hakikate tabi olursa iyiliğe ulaşır ve istikbalini kurtarma şerefine ulaşır. Aksi taktirde, bu dünyada kendi ateşini kendi elleri ile hazırlamış olur.

BELLEK SİSTEMİ

Alıcı organlarımız, çevreden gelen uyaranlara karşı uzmanlaşmıştır. Bu nedenle dışarıdan gelen her uyarana uygun tepkiler verir ve işleyişini sürdürür. Mesela gözlerimiz dışarıdaki nesnelere ışığa renklere aşinadır ve bu konuda seçimini yapar ve sinyal verir. Kulaklarımızda aynı şekilde seslere aşinadır işittiği her sesi ayırd eder bu süreçteki yerini alır.

İlk gördüğümüz şeyi anlamlandırırken daha önce yaşadığımız duyduğumuz ya da gördüğümüz deneyimlerden yola çıkar bir anlam vermeye çalışırız.

Bellek sistemi kısaca şöyle işler:

1- Kısa süreli bellek (1. kayıt)

2- Uzun süreli bellek (2.kayıt)

Kısa süreli bellek bilgiyi sürekli prova eder, ancak kapasitesi sınırlıdır, çünkü bilginin işleyişi hızlıdır. Kısa süreli bellek çalışma belleğiyle yakından alakalıdır. Çalışma belleği, bilginin hazır bir şekilde geri getirilmesini sağlayan bellektir. Uzun süreli bellek ise, bilgileri geri getirilmek üzere saklıyor, ihtiyaç olduğunda kısa süreli belleğe ulaşıyor bilgileniyor ve istenilen bilgiyi çıkarıyor.

Algılama sürecinde, gelen duyuların kimisi seçiliyor kimisi eleniyor, kimisi önplanda tutuluyor ve ihtiyaç hasıl olduğunda bilgi ortaya çıkıyor.

ALGILAMA SÜREÇLERİ

“A- Seçici dikkat: Gördüğümüz ya da karşılaştığımız olayların sadece bir kısmına odaklanırız. Çünkü duyu organlarımız yakaladığı uyarcıların ancak bir kısmını seçerek algılayabilmektedir. Zihnimizde anlamlandırdığımız verileri işleyip anlamlı bir algı oluşturmak isteriz ancak bu konudaki , kapasite sınırlıdır. Bu sebeple beyin, belirli değişkenlerin altında sürekli seçim yaparak işlevini sürdürür. Bu değişkenler iki gruptur.

A- Algılanan uyarıcıyla ilgili olan özellikler

B- Algılayan bireyle ilgili özellikler

C- Uyarıcıyla ilgili değişkenler

Duyu organlarımız, nesnelere ve uyaranlara karşı işlevelerini sürdürürler. İlk defa karşılaştığımız bir nesneyi anlamlandırma çabası içindedirler. Aynı uyaranla uzun süre karşılaştığında ise ona uyum sağlar. Fakat uyarıcıda küçük bir değişiklik dahi olsa, bunun hemen farkına varır ve sinyal verir.

Reklam şirketleri uyarıcının bu özelliğinden yararlanır. Aynı hareketin tekrarı hemen dikkati çeker, tekrar olursa uyum yapılır, ancak algısal duyum ortaya çıkmadan önce, tekrar edilen uyarıcı tümüyle algılanır.

Dış dünyadaki uyarıcılar: Bazı özelliklerine göre, dikkatimizi çeker. Bunlardan biri uyarcının

büyüklüğüdür. Bir başkası uyarıcının şiddetidir. Parlak renkler, yüksek sesler, şiddetli acı, kuvvetli koku hemen dikkatimizi çeker.

ALGILAMA BİR ÖRGÜTLEME İŞİDİR

Algılayan bireyle ilgili değişkenler: O an içinde bulunduğumuz durum, beklentilerimiz, ihtiyaçlarımız, ilgi alanımız, meraklarımız uyarıcılardan hangisini seçeceğimizi belirler. Mesela sokakta yürüyen iki kişiden biri eğitimle ilgili ise insanlara odaklanır, diğeri hayvanseverse hayvanlara yoğunlaşır.

Algılama bir örgütleme işidir: Algı, kendisini oluşturan duyusal verilerin toplamından daha fazla anlam ifade eder. Kişi, kendisine gelen verileri, derler toplar organize ederek bir anlam verir. Algısal psikolojiyle uğraşan psikologlar, algılamamızla ilgili bazı organizasyon kuralları ortaya atmıştır. Bunlar, şekil zemin ilişkisi, tamamlama, devamlılık, yakınlık ve benzerlik gibi kurallardır.

Şekil zemin ilişkisi: Bir biçimi şekil olarak görebildiğimiz gibi, biraz sonra zemin olarak ta görebiliriz. Ancak bir biçimi aynı anda şekil ve zemin olarak göremeyiz.

Tamamlama:Konuşmakta olan bir kişinin sözleri yarım yamalak duyulduğu halde, o kişinin ne demek istediğini anlarız.

Devamlılık: Algısal alanımızda bulunan ve aynı yöne giden birimler birbirleriyle ilişkili gibi görülür. Yakınlık birbirilerine yakın olan nesneler gruplandırarak algılanır. Sokakta birkaç kişiyi beraberce toplu halde gördüğümüzde onları grup olarak algılarız.

Benzerlik: Birbirine benzer birimler bir algısal bütünlük kazanır. Kalabalık bir topluma baktığımız zaman bazı özelliklerine göre bireyleri gruplarız.

06 Kas 2012

Örnek bir dava kadını: Nermin Erbakan

Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın muhterem eşi Salihat-ı nisvandan Hatice Nermin Erbakan, vefatının 7. yıldönümünde rahmetle anılıyor.

Teşkilat çalışmalarında, hanımefendiliğinden dolayı hiçbir zaman ön plana çıkmayan Nermin Erbakan, en çok İslam dünyasının içinde bulunduğu duruma üzülür ve Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması için sürekli dua ederdi.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın muhtereme eşi Hatice Nermin Erbakan, vefatının 7. yıldönümünde rahmetle anılıyor. Nermin Erbakan, 13 Ekim 2005 tarihinde kalp rahatsızlığı nedeniyle Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştı. On gün tedavi gördüğü hastanede 23 Ekim günü sabah saatlerinde Hakk’ın rahmetine kavuştu. Hatice Nermin validemizin vefat haberi İslâm dünyasında büyük üzüntüye sebep olmuştu.

Milli Görüş davasına adanmış bir hayat

Hayatı hayırlarla dolu Nermin Erbakan, mübarek bir Ramazan günü 23 Ekim 2005 tarihinde hakkın rahmetine kavuştu. Aradan geçen zaman Nermin Erbakan’a olan hasret ve özlemi her geçen gün artırıyor. Nermin Erbakan, birçok güzel hasleti kendisinde barındırıyordu. Her zaman fakir ve yoksulun yanında oldu. İhtiyaç sahiplerini gözetirken, yardımlarını hep gizliden gizliye yaptı. Millî Görüş davasının ve liderinin en büyük destekçisiydi. En zor günlerinde, hep yanıbaşımızda oldu. 40 yıl önce yola çıkarken, bu davanın zafere ulaşacağına inanan ilk insanlardandı.

Tarihe geçti

Millî Görüş Lideri Necmettin Erbakan ile birlikte çalıştıkları Türkiye Odalar Birliği’nde tanışan Nermin Erbakan, 1967 yılında ömür boyu hayat arkadaşlığına evet dedi. İki kız ve bir erkek çocuk dünyaya getiren Nermin Erbakan, 38 yıllık evlilikleri boyunca eşinin zorlu siyasi hayatına büyük destek verdi. Seçim çalışmalarında Millî Görüş Lideri Necmettin Erbakan ile birlikte il il gezdi, kapı kapı dolaştı. Necmettin Erbakan’ı başbakan yardımcılığı ve başbakanlığa getiren başarılı seçim sonuçlarında, partili kadınlarla birlikte büyük rol oynadı.

Millî Görüş Lideri Erbakan, sık sık parti kapatmayla ve siyasi yasaklarla karşı karşıya kaldı. 12 Eylül döneminde yaklaşık bir yıl cezaevinde kalan eşinin serbest bırakılmasını bekleyen Nermin Erbakan; iyi bir eş, mükemmel bir anne ve örnek bir dava kadını olarak tarihe geçti. Necmettin Erbakan, Nermin Erbakan’ı “Kendisi tam bir hanımefendiydi. Başsağlığına gelen tüm ziyaretçilerin ilk ifade ettikleri özelliği de hep bu olmuştur. İnsan bazı şeylerin değerini kaybedince anlıyor. Bilhassa yediklerine çok dikkat eder, yediklerinin helal olduğundan emin olmak isterdi. Ekmeğini dahi kendi pişirirdi” diyerek tarif etmişti.

13 Oca 2012

Ağız Kokusundan Kurtulmanın 8 Yolu

Birçok insanın kabusu olan ağız kokusundan kurtulmak hiç de zor değil. Sağlığınız ve kişisel bakımınızla ilgili bazı detaylara özen gösterirseniz kolayca ağız kokunuzu önleyebileceğinizi biliyor musunuz?

agizkokusu

Uzmanlara göre, ağız hijyeni, dilinizin temizliği, boğazınızın kuruluğu, yediğiniz ve içtiğiniz yiyecekler ile içecekler ağız kokusunu önemli ölçüde etkiliyor. İşte ağız kokusuyla mücadele etmenin kolay yolları:

Ağız hijyeninize dikkat edin: İlk ve en kolay savunmanız iyi bir ağız hijyenidir. Dişinizdeki oyuklar, çürükler, diş eti hastalığı ağız kokusuna yol açabilir. Günde iki kez dişlerinizi fırçalamak ve günde en az bir kez diş ipi kullanmak dişleriniz üzerinde ve dişetlerinizin sınırında biriken plak ve bakteriyi yok edecektir. Ayrıca kontrol ve profesyonel temizleme için yılda 2 kez diş hekimine gidin.

Dilinizi temizleyin ve diş ipi kullanın: Dilinizin etli yüzeyi zararlı bakteriler için iyi bir beslenme yeridir. Ayrıca ağız kokusunun büyük bölümü dilinizin üzerindeki bakterilerden kaynaklanıyor. Fakat birçok insan dilini fırçalamayı ihmal ediyor. Günde bir kez yumuşak kıllı bir fırçayla dilinizi arkadan öne doğru fırçalayın.

Şekersiz sakız kullanın: Ağız kokunuzu yok etmek istiyorsanız naneli sakızı tercih edebilirsiniz. Ancak bu sakız şekerli olursa problem oluşturuyor. Ağzınızdaki bakteri sakızın içindeki şekerle mayalanıyor ve kötü kokulara yol açıyor. Bu nedenle ağız kokunuzu önlemek için şekersiz naneli sakızı tercih edin.

Boğazınızı ıslatın: Tükürüğünüz ağzınızdaki kötü bakterileri öldürmeye yardımcı enzimler de içerir. Bu nedenle kurumuş bir ağız kokuya yol açabilir. Boğazınızı ıslatmak tükürük bezlerinizi harekete geçirecektir. Bu nedenle boğazınızı nemli tutmalısınız. Hastalıklarınız nedeniyle kullandığınız ilaçlar da ağız kuruluğu yapabilir. Bunu doktorunuza sorun ve ağız kuruluğu için özel olarak yapılan ağız gargarası ve diş macunu kullanıp kullanamayacağınızı danışın. Bunun yanı sıra gece boyunca uyku apnesi, sinüzit gibi hastalığınız varsa ağzınız sabaha kadar açık olacağı için sabahları uyandığınızda ağız kuruluğundan dolayı da ağzınız koku yapar.

Beslenmeye dikkat: Düşük karbonhidratlı ve bol proteinli beslenme vücudunuzu sarsabilir ve ağız kokusuna yol açabiliyor. Bu yağ yakmadan kaynaklanıyor. Yağlar yanarken, keton olarak bilinen kimyasallar vücutta birikiyor ve nefesinize yayılıyor. Bu ağzınızda değil de midenizde olan bir metabolik problem olduğundan beslenmenizi düzenlemekten başka yapacağınız bir şey yok. Bu nedenle nefesinizin mi yoksa kendi sağlığınızın mı önemli olduğuna karar vereceksiniz.

Çay molası verin: Amerikan Mikrobiyoloji Derneği’nin yıllık toplantısında sunulan bulgulara göre, çay içmek ruhunuzu yumuşatmaktan daha fazla işe yarıyor. Ağız kokusunun giderilmesine yardımcı olabiliyor. Chicago’da Illionis Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, siyah ve yeşil çayda bulunan polifenol isimli kimyasal bileşenler kötü ağız kokusundan sorumlu bakterilerin gelişimini önlüyor.

Şifalı bitkileri deneyin: Özellikle Hindistan’da bulunan ve baharat olarak kullanılan Kakule, antibakteriyel özellikler içeriyor ve doğal nefes temizleyici olarak her yaş grubu için kullanılıyor. Kakule bitkisi bol miktarda sineol isimli bileşen içeriyor. Bu bileşenler bakterileri öldüren ve ağız kokusunu hafifleten potansiyel bir antiseptiktir. Naneli sakızlara alternatif olarak birkaç tane kakule tohumu çiğneyebilirsiniz ya da ağız kokusu üzerinde etkili olan rezene tohumunu deneyebilirsiniz.

Sağlığınıza dikkat edin: Kronik ağız kokusu şeker hastalığı, ciddi sinüs enfeksiyonu, karaciğer ve böbrek hastalıkları, mide ve bağırsaklarla ilgili bozukluklar gibi tıbbi problemlerin belirtisi de olabiliyor. Bunun gibi sağlık sorunlarınızın olduğunu öğrenirseniz doktorunuza ağız kokusunu önlemek için neler yapabileceğinizi danışabilirsiniz.

ZAMAN

29 Ara 2011

Gündelik hayat ekrana esir mi?

  İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve RTÜK üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Türkiye’de insanların günde yaklaşık 4 saatini televizyon başında geçirdiğini söyledi.

gundelik-hayat-ekrana-esir-mi-medium-0
İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Medya ve Eğitim başlıklı bir konferans verdi. Hoca Ahmet Yesevi Salonu’nda düzenlenen konferansa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süheyla Ünal, Malatya Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Türkiye’de günde 4 saat televizyon izleniyor

Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, burada yaptığı konuşmada, Türk halkının günde ortalama 3-5 saatini televizyona ayırdığını belirtti. Buna göre; bir kişinin yılın yüzde 19,4’ünü televizyon izleyerek, (yılda 45 gün-45 gece), yüzde 33,1’ini uyuyarak, yüzde 33,1’ini çalışarak, yüzde 14,4’ünü de diğer etkinliklerle geçirdiğinin altını çizen Fendoğlu; “UNESCO raporuna göre; 2006 yılında ABD günde ortalama 3 saat 59 dakika, Türkiye ise 3 saat 36 dakika televizyon izliyordu. Şimdi ise Türkiye 4 saat televizyon izlemektedir. Öğrenciler, ortalama, yılın yaklaşık 900 saatini okulda, bin 200 ila bin 500 saatini ise ekran karşısında geçiriyor. Öğrencilerin, yüzde 82’si televizyon izleme, program seçme ve ekran başında kalma kararını kendileri veriyor. Bu durum sakıncalı olabilir, başarıyı engelleyebilir.

1991’de Amerika’da yapılan bir projede, 4-6 yaş arası çocuklara, ‘babanızı mı yoksa televizyonu mu daha çok seversiniz?’ diye sorulmuş ve yüzde 54 oranla ‘televizyonu babamdan daha çok severim’ cevabı alınmıştır. Türkiye’de 95 kişiye bir kahvehane, 65 bin kişiye bir kütüphane düşüyor. Ulusal ve uluslararası araştırmalar televizyon izlemeyi zaman tüketme olgusu olarak gösteriyor. Acaba zamanı israf mı ediyoruz? Sorgulamalıyız” diye konuştu.

Bir dizi karakteri hayatını kaybettiğinde helva dağıtılıyor

Medyanın günlük yaşamdaki yerine ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, basın kuruluşlarında yer alan intihar görüntüleri, argo konuşmalar ve dizilerin toplumsal etkisinin tahmin edilenin üzerinde olduğunu söyledi. Bir dizi karakteri hayatını kaybettiğinde, birçok insanın üzüldüğünü, hatta helva dağıtanların olduğunu anımsatan Fendoğlu medyaya yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü: “Aile birlikteliğine aykırı, nikâhsız birlikteliklerden övgü ile söz edilmesi, aile kurumunu zedeliyor. Tamamen altüst ediyor. Evlilik (izdivaç) programlarında, yayın ilkelerine aykırılık toplumu rencide ediyor. Medya dünyası, yenilik (inovasyon) yapan ve dünyayı değiştirenlerin çok olduğu bir dünyadır.”

Sanal dünya kişiyi esir edebilir

Medya yayınları izlenirken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu vurgulayan Fendoğlu, şöyle devam etti: “Bir tuşun ucundaki sanal dünya, kişiyi esir alabilir. Ekran kölesi kişi, anti sosyal, gerçekten uzak, doğadan uzak, okumaktan nefret eden bir birey haline gelebilir. Dizilerdeki alkollü içecek sahneleri bağımlılık yaşını düşürüyor. İş işten geçtikten sonra, şikâyetçi olmak, suçu çocuğa yüklemek, boşuna bir çaba olacaktır. Medyayı bilinçli kullanmaları konusunda lütfen çocuklarımıza gereken özeni gösterelim” dedi

 Milli Gazete

26 Kas 2011

Hicri yılbaşı ve HiCRET

Bismillahirrahmanirrahim

26 Kasım 2011 Cumartesi günü 1 Muharrem 1433 olup hicri yılbaşıdır. Maddi ve Manevi hayırlara, bereketlere vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan diliyoruz.

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret, göç etmelerini tarih başlangıcı olarak esas alan takvime “hicrî takvim” denir. Bu takvim, ayın yörüngesi üzerindeki dönüşüne göre düzenlendiği için: “Kamerî, ay takvim”, bütün İslâm ülkelerinde kullanılageldiği için de “İslâm takvimi” diye de isimlendirilmiştir.

Oniki ay esasına dayanan hicrî takvim yılı, Muharrem ayı ile başlar ve Zilhicce ayı ile sona erer. Hicrî, kamerî aylar şunlardır: “Muharrem, Safer, Rebiulevvel, Rebiulahîr, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce. Lütfen ezberleyelim ve çocuklarımıza da ezberletelim.

Hicrî takvim, hicretin 16 veya 17. yılında, Hz. Ömer (R.A.)nun hilafeti esnasında, sahabe-i kiram ile yapılan istişareler neticesinde uygulamaya konulmuştur. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Rebiulevvel ayında hicret etmişti. Ancak hicrî yıl, Muharrem ayı ile başladığından tarih iki ay sekiz gün geri alınıp hicrî takvimin başlangıcı, 1 muharrem olarak tesbit edildi.

big_196

İslâm tarihinin dönüm noktası

Bütün takvim başlangıçlarına, o takvimi kullananlarca mühim ve mukaddes sayılan bir hadise esas alınır. Hicrî takvimde de, hicret esas alınmıştır. Çünkü hicret, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve ashabının, dine hizmet etmek ve İslâm devletini kurmak üzere ALLAH Teâlâ’nın izni ile Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç etmesi olup İslâm tarihinin bir dönüm noktası ve en önemli olaylarından biridir.

Lügatta terketmek, ayrılmak, ilgisini kesmek anlamına gelen hecr, hicran masdarından isim olan hicret: “Kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması demektir; ancak kelime daha çok “bir yerin terkedilerek başka bir yere göç edilmesi” anlamında kullanılır. Istılah olarak genelde gayrımüslim ülkeden İslâm ülkesine göç etmeyi, özelde ise: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve ashabının; dine hizmet etmek ve İslâm devletini kurmak üzere ALLAH Teâlâ’nın izni ile Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç etmeleridir. Medine-i Münevvere’ye göç eden müslümanlara muhacir, Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimize ve muhacirlere yardım eden Medineli müslümanlara da ensar adı verilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de hicret kelimesi yer almamakla birlikte otuz bir yerde hecr kökünden gelen çeşitli türemiş kelimelerin geçtiği görülür. Bunlar kullanışlarına göre “Kur’an’ı terk etmek (Furkan süresi: 30), bir kişiden, bir gruptan ayrılmak (Nisa süresi: 34, Meryem süresi: 46 Müzzemmil süresi: 10), kötü şeyleri terk etmek(Müddesir süresi: 5) ve ıstılah anlamına uygun olarak “ALLAH uğrunda başka bir yere göç etmek” (Bakara süresi:218, Al-i İmran süresi:195, Nisa süresi:89-97, Tevbe süresi:20) anlamlarına gelmektedir. Hicret eden kimse karşılığında da muhacir ve çoğul olarak da muhacirûn, muhâcirât kelimeleri kullanılmakta (Nisa süresi:100, Tevbe süresi:100,117, Nur süresi:22, Mümtehıne süresi:10), bu ayetlerin çoğunda da Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç eden müslümanlar kasdedilmekte, olayın kendisinden çok onu gerçekleştirenlerin ve bu amellerinin önemine dikkat çekilmiş, ayrıca bu hicret kelimesi hadis-i şeriflerin pekçoğunda Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç olayına işaret etmekte, ancak farklı anlamlarda kullanıldığı da görülmektedir. Mesela Abdullah b. Amr b. As (R.A.)’dan rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Hakiki Muhacir, ALLAH’ın yasakladığı şeyleri bırakan kimsedir.”(Buhari, İman: 4-5, Rikak: 26, Müslim, İman: 64-65, Ayrıca Bk. Ebû Davud, Cihad: 2, Tirmizi: Kıyamet: 52, İman- 12, Nesai, İman: 8-9-11)buyurmakta; Fudale b. Ubeyd (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Hakiki Muhacir, hataları ve günahları terk eden kimsedir” (İbni Mace, Fitne:2, A.b. Hanbel, 4/114)buyurarak hicretin kötü şeyleri terk etmek anlamına geldiği belirtilmektedir. O halde, bizler de ALLAH’ın yasakladığı şeylerden kaçınıp nefsimizin kötü isteklerini frenleyerek her an hicret halinde olabilir ve hicret sevabına nail olabiliriz. Günahlarla, isyanlarla kirlenen gönül dünyamızın, kulluğa, itaate, ibadete yönelmesinin de gerçek hicret olduğunu unutmayalım.

Hicret birlik, beraberlik ve dayanışmasının simgesidir

HİCRETİN ahlak ve zühd ile ilgisine işaret eden ayet ve hadis-i şerifleri dikkate alan mutasavvıflar, bu kavramı hem “haramları terk edip kötülüklerden uzaklaşmak”, hem de “nefsi terbiye etmek maksadıyla yolculuğa çıkmak” veya “kalben ve zihnen halkı terk etmek” anlamında kullanılmış seyr u sülük dedikleri manevi yolculuğu da bir çeşit hicret saymışlardır.

Hicret; İslâm davasının hedefe giden yolunda bir dönüm noktasıdır. Hicret; İslam toplumunun teşkilatlanması, bir güç haline gelmesi ve çevresine kendini kabul ettirmesi sürecinin ilk adımı olmuştur. Hicret; her vesile ile birlik, beraberlik ve dayanışmayı vurgulayan İslam’ın hayat bulmasına yol açan önemli bir olaydır. Hicret; imanın maddi güç karşısında kazandığı zaferin simgesidir. Hicret, ALLAH rızası için; anadan, babadan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan, evlattan vazgeçişin, ibretli ve meşakkatli kıssasıdır.

Hicret, yapılan zulüm ve işkencelerden, kötü şartlardan kaçış değil; İslam’ın hükümlerini yaşatacak ve yaşayacak yeni şartların ve mekânların aranışıdır. Hicrette bedenen rahata kavuşmak gayesi asla güdülmemiştir. Çünkü din hizmeti; sıkıntı, eziyet ve imtihan meydanlarında cereyan ediyor. Gerektiğinde aile efradın, memleket ve yurdun, makam ve maaşın feda edilebilmesini istiyor.

Hicret; Hak’kın batıla galip gelmesi ve islamı tümüyle yaşamanın azmidir. Hicret; tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür. Hicret; Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir. Hicret; ilk müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakârlığın doruk noktasıdır.

Mekkeli ve Medineli Müslümanların destanı

HİCRET; her şeylerini ALLAH için, göz kırpmadan terk eden Mekke-i Mükerreme’li Muhacirler ile onları bağırlarına basan, muhtaç oldukları halde onları kendilerine tercih eden Medineli Müslümanların, Ensarın destanıdır. Bu destanda fedakârlık, kardeşlik, ahde vefa, birlik ve beraberlik, değerlerin paylaşımı, özgürlük aşkı, adalet, saygı ve hoşgörü temel konulardır.

Hicret, İslâm tarihinin en önemli olaylarından biri ve bu tarihin bir dönüm noktası sayılır. İslâm tarihinde iki önemli hicret olayı gerçekleşmiştir:

1- Habeşistan’a hicret: Peygamberliğin beşinci yılında onbiri erkek, dördü kadın olmak üzere toplam 15 kişi; altıncı yılında da onüçü kadın yetmiş yedisi erkek olmak üzere toplam 90 kişi Habeşistan’a hicret etmiştir.

2- Medine-i Münevvere’ye hicret ki, hicret denildiği zaman akla bu gelir.

Tarihte Hicret

YÜCE ALLAH, emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etmek üzere peygamberler göndermiştir. Görevleri sadece insanları doğru yola ulaştırmak olan bu kutlu elçilerin hemen hepsi, pek çok işkence ve zulme maruz kalmışlardır. Bazısı öldürülmüş, bazısı yurtlarından göçe zorlanmış, bazıları da toplumdan soyutlanarak baskı altında tutulmuşlardır. Hâlbuki bu kutlu elçiler, gönderildikleri toplum için rahmet, şefkat ve sevgi kaynağı idiler.

Kur’an-ı Kerim, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizden önceki dönemlerde de peygamberlerin ve onlara inanan insanların kâfirlerce hicret etmeye zorlandıklarından ve bunların inançları uğrunda yurtlarını bırakıp başka yerlere gittiklerinden bahseder. Çünkü batıl düzenler, gerçekten Hakk’a inananlara hayat hakkı tanımak istemezler. Onlar gerektiğinde bütün zulüm mekanizmalarını inananların aleyhine çalıştırmaktan geri durmazlar. Çünkü, yarasanın ışıktan ürktüğü gibi, onlar da inananların gerçekleri ve mutlak doğruları gözleri önüne sermeleri ve böylece kendi menfaatlerinin ortadan kalkmasından, ilahlık davalarının sahteliğinin ortaya çıkmasından, sömürü çarklarının durmasından endişelenirler, korkarlar. Tarih boyunca inananlara zalim düzenler eliyle yapılan zulüm, baskı ve şiddetin asıl sebebi budur. Bugün yeryüzünün her bölgesinde Müslümanlar üzerindeki baskı ve terör bundan kaynaklanmaktadır.

Ayet-i kerimelerde belirtildiği üzere, Hz. İbrahim (A.S.) kendi kavmine ALLAH’ın dinini anlatmada hiçbir engel tanımamış, Nemrut’un zorbalığına boyun eğmemiş, bir bir işkencelere maruz kalmasına rağmen yolundan dönmemiştir. Fakat O’nun bütün gayretleri bir netice doğurmamış ve toplumunu küfür bataklığından çekip alamamıştır. Artık netice belli olmuştur; kavmi kendi doğrultusunda gitmektedir. Hz. İbrahim (A.S.) da tevhid üzere yoluna devam etmektedir. Hz. İbrahim (A.S.) kavminin kendisini ateşte yakma teşebbüsünün ardından ve kavminin iman etmesine imkan ve ihtimal kalmadığını anlayınca:

“Doğrusu ben rabbimin emrettiği yere gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.”(Saffat sûresi:99)demiş sapıklık ve küfür diyarından uzak kalmak gayesiyle her şeyiyle yalnız ALLAH’a kulluk edebilmek için Önce Filistin’e, ardından Mısır’a göç edip, daha sonra da Ken’an diyarına yerleşmişti. Hz. İbrahim (A.S.)la beraber Filistin’e kadar bu hicrete katılan Hz. Lut (A.S.), peygamberlik görevini yaparken kâfirlerin azgınlık ve ahlaksızlıkları karşısında Cenab-ı Hak’tan aldığı emirle bir gece vakti inananlarla birlikte yurdundan çıkmış, arkasına dönüp bakmadan gitmesi istenilen yere gitmişti. (Bak. Hûd sûresi:77-81, Hicr sûresi:65) Hz. Şuayb (A.S.)a kavminin ileri gelen kibirlileri:

“Ey Şuayb! Kesinlikle seni ve seninle beraber iman edenleri memleketimizden çıkaracağız yahut dinimize döneceksiniz” (Araf sûresi:88) demişler, O’nu ve müminleri hicrete zorlamışlardı. Hz. Musa (A.S.), ALLAH’ın emriyle geceleyin Mısır’dan yola çıkardığı Israiloğullarını göç ettirmeyi başarmış, peşlerine düşen Firavun ve ordusu ise denizde boğulmuştu. (Yunus sûresi:90, Taha sûresi:77-78, Şuârâ sûresi:52-67)

Kur’an-ı Kerim Ashab-ı Kehf’ten, “Rablerine iman eden gençler”(Kehf sûresi:13) olarak söz etmektedir. Bunun üzerine, ALLAH da onların hidayetlerini artırmıştı. Ashab-ı Kehf’in kavimleri ALLAH’tan başka tanrılara taptıkları için onlardan uzaklaşmalarını Kur’an-ı Kerim övgüyle anlatmaktadır. Onlar bu davranışlarıyla doğru yolu bulmayı ve ALLAH’ın rahmetine kavuşmayı gaye edinmişlerdi. Böylece onlar, zalim bir toplum içinde yaşayıp, dinlerini açığa vuramamaktansa mağaraya çekilip orada inançlarını yaşamayı tercih etmişler ve son derece az olduklarından mevcut düzene karşı duramayacaklarını anlamış bulunuyorlardı.

İşte bu gibi ayet-i kerimelere dayanarak hicretin bütün peygamberlerin hayatında yer aldığı söylenebilir. Kâfirlerden görülen eziyet ve baskılar, hak dini tebliğ imkânının ortadan kalkmış olması onları göç etmek zorunda bırakmıştır. Nitekim İbrahim süresinde Mekke-i Mükerreme’lilerden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin kıssaları anlatılırken kâfirlerin peygamberlerine: “Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz.” dedikleri bildirilerek rablerinin bu peygamberlere, “Zalimleri mutlaka helak edeceğiz” diye vaadde bulunduğu belirtilir. (İbrahim sûresi:9-13)

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve ilk müslümanlar da, daha önceki Peygamberler ve ümmetlerin akıbetine maruz kaldılar. Bildiğiniz gibi, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Mekke-i Mükerreme’de doğdu ve kendisine peygamberlik görevi burada verildi. İnsanlığın yaratılış gayesini, ahiret inancını yitirdiği, insanî değerlerini kaybettiği, şirke, zulme ve her türlü ahlaksızlığa saplandığı bir dönemde Yüce Rabbimiz, Hz.Muhammed (S.A.V.) Efendimizi son peygamber olarak göndermiştir.

Devamı var

Mehmet TALÜ

Milli Gazete

09 Kas 2011

Yaşlı Ve Özürlüler Manevi Bakımın Eksikliğini Yaşıyor

SAKARYA – Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Seyyar, tıbbî ve sosyal bakım hizmeti alan yaşlı ve özürlülerin manevi bakımın eksikliğini yaşadığını belirtti. Seyyar, “Sosyal bilim dalları maneviyat ekseninde yeniden gözden geçirilmesi lazım.” dedi.

Türkiye’de 500 binin üzerinde evde yaşayan bakıma muhtaç insan bulunuyor. Tıbbî tedavi, tıbbî ve sosyal bakım hizmeti alan bu insanlar, psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetlerinin önemli bir parçası olan manevi bakımın eksikliğini yaşıyor. Manevî bakım, özellikle kronik hastalara, kalıcı sakatlığı olan özürlülere ve yaşlılığa bağlı değişik sıhhî sorunları olanlara büyük destek veriyor.

‘Tıbbî Sosyal Hizmetlerde Manevî Bakım’ isimli kitabı kaleme alan sosyal siyaset uzmanı Prof. Dr. Ali Seyyar, maneviyatın, tıbbî ve sosyal hizmetlerde bütüncül ve birleştirici bir rol üstlendiğini, kişinin sağlığına daha kolay kavuşmasına veya bu mümkün değilse mevcut durumuyla barışık olmasına ve hayata bağlı kalmasına yardımcı olduğunu söyledi.

yaslilar-manevi-bakim-eksikligi-yasiyor

Pek çok gelişmiş ülkede bakım hizmetlerinin bir parçası olarak kabul edilerek uygulanan manevi bakımın, Türkiye’de uygulanmadığını kaydeden Seyyar, Türkiye’de sosyal bilimlerin manevi gerçeklerden uzaklaştırılarak daha çok davranışsal ve seküler bir iklime sokulduğunu ifade etti.

Sosyal hizmetlerin milli kültüre uygun bir şekilde yeniden dizayn edilmesi gerektiğini vurgulayan Seyyar, “Sosyal bilim dalları maneviyat ekseninde yeniden gözden geçirilmesi lazım. Manevi bilimler ile sosyal bilimlerin birlikte paralel şekilde kaynaşarak yürütülmesi lazım. Sosyal bilimlerin ilerlemesinin sağlanabilirliği manevi bilimlere ağırlık vermekle mümkün olur. Manevi bilimler dendiğinde bizim vahiy kaynaklarımız olan Kur’an ve Sünnetin anlaşılması lazım.” dedi.

“BAKIM HİZMETLERİNDE MANEVİ TERAPİSTLER VEYA SOSYAL İLAHİYATÇILAR YETİŞTİRİLMELİ”

Manevi bakımın sosyal bakım hizmetlerin bir parçası olduğunu belirten Seyyar, Türkiye’de geliştirilen bakım modellerinin tıbbi ve hemşirelik modelleri üzerine inşaa edildiğini ifade etti.

Seyyar, bütüncül bakım hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan manevi bakım anlayışının, gerek sağlık alanında, gerekse sosyal bakım hizmetlerinde kurumsal bir nitelik kazanması gerektiğini dile getirdi.

Tıbbi ve sosyal bakımın manevi bakımla takviye edilmesinin önemli olduğunu anlatan Seyyar, şunları söyledi; “İleri derece özürlülükten, yaşlılıktan veya kalıcı hastalıklardan dolayı insanlar bakıma muhtaç hale gelebilir. Korunmaya muhtaç hale gelen bu insanlara bakım hizmeti verilmezse ölüme terk edilirler. Bakıma muhtaç kişinin kendi konumunu nasıl algıladığı önemli. Burada çok sorunlar çıkıyor. İntihar edenler, hayata küsüp kendini dışlayanlar, kadere küsüp imanını yitirenler. Bütün bu tehlikeli durumlar önüne geçilmesi gereken çok ciddi sosyal ve manevi risklerdir. Bakım hizmetleri alanında manevi terapistler veya sosyal ilahiyatçılar yetiştirerek o kişilerin evlerine kadar gidilmeli ve manevi motivasyon, teskin ve teselli yöntemleriyle kendilerinin manevi huzura kavuşmalarına destekçi olunmalıdır.”

“MUSİBET GİBİ ALGILANAN BÜTÜN OLUMSUZ OLAYLAR HAYRA DÖNÜŞEBİLİR”

Tıbbi ve sosyal bakım modellerinin insanları mutlu etmeye yetmediğini savunan Seyyar, “İnsanlar sadece bu yönde hizmetlerle mutlu olamıyor. Sorun şu; kişi ‘Ben neden sakatlandım?’,’Neden bu hale geldim?’ diye soruyor. Manevi telkin modelleriyle bu kişinin kader anlayışını yeniden gözden geçirmemiz lazım. Biz ‘kadere iman ettik’ diyoruz. Fakat gerçekleşen sosyal risklerin ve değişik dünyevi musibetlerin karşısında kadere karşı inancımız sarsılıveriyor.” diye konuştu.

Manevi sosyal hizmet uygulamalarıyla bu olağanüstü durumlara kişilerin hazırlıklı olmasının sağlanabileceğine işaret eden Seyyar, “Kişisel, toplumsal ve doğal felaketlere hazırlıklı olmayan insanlar manevi yönden yetersiz olmalarından dolayı psiko-sosyal şok ve çöküntüler de yaşayabilir. Biz maneviyat odaklı koruyucu sosyal hizmetler bağlamında kişilere ‘Altı T’ modelini veya formülünü tavsiye ediyoruz. Afet öncesi tedbir ve tedavi sonrası için teslimiyet, tevekkül, tahammül ve teşekkür. Her türlü tehlikeye karşı tedbir almak, aklın emrettiği bir yaklaşımdır. Buna rağmen bedenimize zarar verici bir sonuç ortaya çıkması halinde tıbbi tedavi yöntemlerine müracaat etmek ise hayata yeniden sarılmak adına önemlidir. Teslimiyet şuuruyla musibet gibi algılanan bütün olumsuz olaylar hayra dönüşebilmektedir. Tevekkül de çok önemli bir kavramdır. Allah’ı vekil kılmak suretiyle bütün dertlerimizi bertaraf edebileceğimiz gibi hayatta huzurlu ve etkin olabiliriz.” tespitinde bulundu.

“ÖLÜM HABERİ VERİLİRKEN MANEVİ SOSYAL HİZMET UZMANI DA BULUNMALI”

Manevi sosyal bakım hizmetlerinin uygulanabilmesi için manevi terapist veya manevi bakım elemanlarına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Seyyar, “Din görevlilerimize hem sosyal hem de manevi bakım elemanı olabilmeleri için kurslar düzenlenebilir. Diğer taraftan ilahiyat fakültelerinde manevi bakım bölümleri açılabilir. Sosyal hizmet bölümlerinde de manevi bakım dersleri konulabilir. Böylece hem ilahiyatçıları sosyal bakım alanına kazandırmış oluruz hem de sosyal hizmet uzmanlarını manevi bakım alanına yaklaştırmış oluruz. Bakıma muhtaç kişilere hem sosyal hem de manevi bakım hizmetlerinin birlikte verilmesi gerekiyor. Devlet Denetleme Kurulu da bu yönde bir tavsiyede bulunmuştu. Ancak uygulama takvimi ile bu bütüncül modeli hazırlayacak ve uygulayacak muhatap kurumlar belirlenmemişti.” şeklinde konuştu.

Doğal afetler, maden ve trafik kazalarında ölenler ile şehitlerin ailelerine haber verilirken manevi sosyal hizmet uzmanının da bulunmasının faydalı olacağını ifade eden Seyyar, şunları kaydetti: “Âfetlerde mağdurlara manevi sosyal hizmet sunmaya hazır meslek elemanlarının başında psikologlar, sosyologlar, sosyal ilahiyatçılar, manevî terapistler, çocuk gelişim ve sosyal hizmet uzmanları gelmelidir. Mağdurların travma sonrası stres bozukluğundan kaynaklanan değişik negatif tavır ve tepkilerinin giderilmesi, manevî dünyalarıyla barışık ve topluma yeniden adapte olmaları için, her mahallede değişik sosyal mesleklerden oluşan gönüllü ekipler oluşturulmalı. Afetler için özel olarak tasarlanmış manevî sosyal hizmet modelleri, bütüncül afet yönetim ve programlarına dâhil edilmeli ve uygulanmalıdır.”

MİLLİ GAZETE

07 Eyl 2010

Eşler arasında kavgalar kaçınılmaz mı? 2

Eşler, ayrı görüş ve düşünce içinde olduklarını kabullenerek evlenmelidirler. Bu nedenle zaman zaman olabilecek ‘farklılıkları’ kabullenmek zorundadırlar. Hayat, hiçbir zaman güllük gülistanlık değildir. Evlilikler de öyledir.

esler-arasinda-kavgalar-kacinilmaz-mi-2-medium-0* Tartışmalarda kişiliğinizi değil, problemleri tartışın. Ses tonunuzu alçaltarak konuşun.

* Telefonda tartışmaya kalkmayın. Yüz yüze olmadığınızdan telefon kavgayı körükler.

* Tartışırken birbirinizin sözünü kesmeyin. Karşılık verme yerine soru sorarak karşınızdakinden açıklama bekleyin.

* Dürüst, seviyeli ve bilinçli tartışmaların size yararlar sağlayacağını bilin.

* Asıl korkulması gerekenin, iletişimsizlik olduğunu hiçbir zaman unutmayın.

* Eşiniz kızgınken, siz sakin olun. Biriniz ateşken diğeriniz su olun.

* Tartışmalarda ne denli ısrarcı olursanız, eşiniz de o denli ısrar eder ve size karşı çıkar.

Mizahın birçok evliliği kurtardığını bilin!
* Her konuda savunmaya geçmeyin. Hayatî olmayan sorunları kabul edin.

* Karı-koca ilişkilerinde ‘mizah’ın birçok evliliği kurtardığını bilin. Gülümseten sözler, işi kavgadan çıkarır; tartışmanıza yapıcı yaklaşım sağlar.

* Evliliğinize ve normal tartışmalarınıza ailelerinizi karıştırmayın.

* Karı-koca ilişkilerinde sorunlar tek taraflı olmaz. Sorunlar tartışılırken kimse kendini haklı görmesin.

* Tartışmalarınızı, öfkenizi tatmin edip üstünlük sağlamak için değil, sorunlarınızı çözmek için yapın.

* Sorunlarınızı kendiniz çözemiyorsanız; sözü dinlenir, objektif, ehil birinden yardım isteyin.

Sorunlarınızı biriktirmeyin!
* Sorunlarınızı içinize atıp biriktirmeyin. Sakin zamanda çay ve meşrubat gibi ikramlardan sonra konuşun. Çözümlenmeyen sorunlar, zamanın geçmesiyle beslenerek büyürler.

* Her tartışmanın altında bastırılmış bir istek vardır. Bu gizli duygunun ne olduğunu öğrenin.

* En ciddi problemin konuşmamak ve sorunları devamlı içe atmak olduğunu bilin.

* Konuşabilmek ve seviyeli tartışabilmek için özel bir çaba gösterin.

* Kendinizi eşinizin yerine koyarak “empati” yapın. Birbirinizi yargılayıp suçlamadan önce, anlaşmazlık konusuna bir de eşinizin penceresinden bakmayı deneyin.

* Tartışırken kelimeler üzerinde durmayın. Konunun dışına çıkmayın, genelleme yapmayın. Tartışmalarınız münakaşaya dönüşüyorsa, bir bahane bulup kesin.

* Eşinizin yerine konuşmayın. Bırakın, kendi düşüncesini kendisi söylesin.

* Duygularınızı, kızgınlıklarınızı konuşarak dile getirin; ters davranışlarda bulunmayın. Davranışlarınızı kaş çatarak, surat asarak, elinizdekini atarak, kapı çarparak sergilemeyin.

Yalnız erkeklerin dikkat edeceği ilkeler
* Hanımınızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında, dertleşme ve paylaşmanın geldiğini unutmayın.

* İş yerinizdeki sorunlarınızı evinize getirmeyin. Ancak, normal olayları ve güncel meseleleri eşinizle konuşun.

* Yanlış bir söz ve davranış sergilediğinizde “özür dilemeyi” gurur meselesi yapmayın.

* Sorunlarınızı tartışmak için güzel mekânlar seçin ve dışarıda yemek yemeyi deneyin.

* Sürekli kaba kuvvet kullanmanın bir ‘kişilik bozukluğu’ olduğunu bilin.

* Talimat vermeyin. ‘Dediğim dedik, çaldığım düdük’ anlayışına girmeyin.

* İsteklerinizi ‘lütfen ve rica’ ile yapın. Alçakgönüllülük, kimseyi alçaltmaz.

– Kadınlara karşı anlayışlı ve hoşgörülü olmanın, tartışmaları asgariye indirdiğini bilin.

* Hakarete uğramak istemiyorsanız, siz de hakaret etmeyin. Kibar ve nazik davranışlardan kimse zarar görmemiştir.

* Asla, “ben söylemiştim” cümlesini kullanmayın.

* Hanımınızı, annenizle kıyaslamayın.

Özellikle hanımların dikkat edeceği ilkeler
* Çiftler arasında, ‘saygı ve sevgi’ anlayışı karşılıklıdır. Ancak uygulamada “kadın sevginin, erkek de saygının timsali” olduğundan, kadın saygısını, erkek de sevgisini göstermeli. Bu ilkeye riayet eden eşler gerçek sevgi ve saygıyı yakalamış olurlar.

* Ev ortamında erkekler, içlerine kapanıktırlar. Dışarıdan geldiklerinde de sessiz ve gerilim içinde olurlar. Bu durumu hanımlar kabullenmeli ve ona göre ne yapacaklarını bilmeli, zaman geçtikçe yavaş yavaş kendi alanına çekmesini başarmalıdır.

* Eşinizin davranışlarını abartmayın, hoşlanmadığınız davranışların üzerine gitmeyin. Üstüne gittikçe daha fazlasını yapacağını bilip alttan almayı deneyin.

* Eşinizin bir sözü veya davranışı sizi yaralamışsa sabredin. Yarayı kaşımakla, hiçbir yara iyileşmez. Yaptığını uygun zamanını bulduğunuzda, hatırlatın.

* Eşinize karşı güler yüzlü ve sakin halinizi gösterin. Bu tavrınızla istediğinizi her zaman elde edebilirsiniz. İnatlaşmakla hiçbir şey kazanamazsınız. Sonunda iki taraf da kaybeder ama en çok zararı kadın görür.

* Tartışmalarda, ‘babamın evine giderim’ sözünü hiçbir zaman söylemeyin.

* Sürekli eleştiren, söylenen, tüketen ve başkalarıyla kendini mukayese eden biri olmayın.

* Beyiniz, bir şeye sıkıldığında ona hak verin ve ondan yana olun.

* Kocanızı, babanızla mukayese edip karşılaştırmayın.

Öfkeliyken tartışmayın!
* Çok öfkelendiğiniz zaman tartışmayın, yüzünüzü yıkayın, aynanın karşısına geçip yüzünüzün aldığı şekle dikkatle bakın.

* Ufak tefek sorunlar yüzünden tartışmayın. Sabırlı ve rahat olun. Küçük tartışmaların, büyük kavgalara yol açtığını bilin.

* Kendinizi sürekli haklı görme ve zeytinyağı gibi üste çıkma kompleksinde olmayın.

* Tartışmanız münakaşaya dönüşüp gerilim oluşturuyorsa “bu durumun, birbirinizi kırmaya değer olup olmadığını” kendinize sorun.

Milli Gazete

07 Eyl 2010

Eşler arasında kavgalar kaçınılmaz mı?

Evlilik öncesinde, üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin nasıl davranacaklarını bilmeleridir.

esler-arasinda-kavgalar-kacinilmaz-mi-medium-0Canlıların var olma mücadeleleriyle birlikte, hayat kavgalarının da var olacağı gerçeği ortadadır. En etkili ve en kalıcı kavgalar evliliklerde olduğuna göre, bununla ilgili yapılacaklar önceden mutlaka öğrenilmeli. Hiç kimse kavga etmek istemez. İstemesine istemez ama herkes bir şekilde kavga ediyor. Devletin tepesindeki en yetkili insanlardan tutun, sokaktaki sade vatandaşa kadar herkes zaman zaman kavga ediyor. Özellikle ülkemizde; Kavga, yaşanan bir gerçektir. Önemli olan bu gerçeği büyük tahribatlara yol açmadan kontrol altında tutabilmek. Bunun için de kavga yerine, ‘konuşabilme ve tartışabilme’ becerisini sergilemek ve ‘iletişim’ kavramını bilmek gerekiyor.

İnsanlar neden kavga eder?
Rahmetli Mazhar Özman hocama: “İnsanlar neden kavga ediyorlar?” diye sormuştum.

Hocam da: “Konuşamadıklarından” cevabını vermişti. Gerçekten de, insanlar konuşup anlaşamadıklarından devamlı kavga ediyorlar. Bizde konuşma kültürü yerine, kavga kültürü hâkim olduğundan, kişiler, kendilerini fiziksel güçleriyle ispatlıyorlar. En küçük bir olayda işi kavgaya dökmek, adeta bir marifet sayılıyor. Aynı durum eşler için de geçerlidir. Karı-koca oturup konuşma ve birbirlerini anlama yerine, işi hemen kavgaya döküyorlar. Evlilik öncesinde, eşler birbirlerine tahammül edebiliyor, her konuyu rahatça konuşabiliyor, olumlu veya olumsuz yönlerini birbirlerine sergilediklerinde hiç rahatsız olmuyorlar. Ne zaman ki nikâh kıyılıyor, eşler birbirlerini sahipleniyorlar, işte o zaman her şey değişiveriyor. Evlilik sonrasında maskeler iniyor ve gerçek kişilikler ortaya çıkıyor.

Eşlerin iletişimsizlikleri…
Eşler arasındaki iletişimsizliğin temel nedenlerinin başında “kültürel kodumuz” geliyor. Bizim kültürümüzde erkeğe ve kadına biçilen bir takım roller vardır. Erkek mutlak güç ve otorite sahibidir. Yönetme, hükmetme, karar verme, cesaret gösterme ve kavgadan kaçmama gibi davranışlar erkeğe biçilen rollerdir.

Bu rolü yerine getirirken aklı ve mantığıyla değil, geleneksel anlayışıyla hareket eder. Bunun için de eşine ve çocuklarına karşı ciddi olmayı bir “kişilik meselesi” olarak görür. Yapacağı işleri hanımıyla konuşmaz, ne derse o olur. Hanımı adına, çocukları adına hep o konuşur, o karar verir. O yanlış yapmaz, yapsa da eleştirilmez. Kadına biçilen rol ise bunun tam tersidir. Kendine verileni yerine getiren, boyun eğen, itiraz etmeyen, devamlı özverisini ortaya koyan hep kadındır. Bu anlayış asırlardan beri kültürel kodumuza yerleşmiştir. Ufak tefek bir takım değişiklikler olsa bile, uygulamada değişen fazla bir şey yoktur.

Geleneksel anlayış…
Ekonomik ve kültürel yönden geri kalmış bir ülke olduğumuzdan geleneksel anlayışımız, maalesef dinin de bilimin de önüne geçmiştir. Bu yüzden bizim geleneksel aile yapımızda, ‘diyalog’ yerine ‘monolog’ anlayışı hâkimdir.

Geleneksel anlayışımız böyle olmakla beraber, sağlıklı bir evlilik ve mutlu bir hayat sürdürebilmek için yapılabilecek şeylerin çok olduğunu ortaya koymak zorundayız.

Evlilik hayatında inişlerin, çıkışların, kırgınlıkların ve tartışmaların olması olağandır. İnsanlar arasında kusursuz ilişki olmadığı gibi, kusurdan uzak mükemmel kişi de yoktur.

İnsan hayatında çatışmalar devamlı olduğuna göre, eşler birbirlerine nasıl davranacakları hususunda önceden tedbir alabilirler. Gerilim durumlarında birbirlerine, ailelerine, çocuklarına ve daha bir sürü olaya karşı nasıl bir tutum izleyeceklerini evlilik öncesinde kararlaştırılabilirler. Böyle bir hareket içerisine girildiğinde, evlilik hayatlarında, olabilecek sorunlar, en azından asgariye indirilmiş olur. Bu nedenle, karı-koca arasındaki tartışmalarda denge ve seviye olursa, eşler nasıl ve ne şekilde tartışacaklarını bilirlerse, evlilikleri kuvvetlenir ve zaman içinde birbirlerini daha iyi anlamış olurlar.

Kavga yerine, tartışma
“Kavga yerine, tartışma” diyoruz. Tartışma esnasında kullanacağımız dilin ve ses tonunun ne kadar önemli olduğu çok iyi kavranmalı. Peygamber Efendimiz (sav) bir sözünde: “İnsan, dilinin altında gizlidir.” buyuruyor. Bu sözde insanla dilin arasında ne kadar yakın bir irtibat olduğu vurgulanıyor.

Eşler tartışma yaparlarken suçlamaları, bağırmaları, serzenişleri, kinayeli konuşmaları ve en küçük imaları bile farklı değerlendirir, abartır ve büyütür. Halk tabiriyle: “Dilin kemiği yok; insanı vezir de eder, rezil de.” sözü bundan söylenmiş olsa gerek. Ses tonumuz, beden dilimiz ve kullandığımız kelimeler; hayatımızı cennete çevirdiği gibi, cehenneme de çevirebilir. Mantıklı davrandığımızda dilimiz bizi cennete götürür. Hırsımıza kapılıp, bağırıp çağırdığımızda ise hayatımız cehenneme döner. Hülâsa dilimizi mantığımızla, kalbimizle bütünleştirip ehlileştirdiğimizde mutluluğu yakalama şansımız olur.

Kavga olmasın diye susanların durumu
Kavga olmasın, huzursuzluk çıkmasın diye eşlerin sürekli susmaları ve duygularını içlerine atmaları da başlı başına bir felâkettir. Konuşmayıp sorunları içimizde biriktirdiğimizde, daha büyük felâketlere yol açarız. Bunun için, anlaşmazlıklar karşısında eşlerin birbirlerine nasıl davranacakları evlilik öncesinde mutlaka kararlaştırılmalıdır. Bu hususta eşler, evlilik öncesinde yapacakları sözleşmenin ağırlıklı ilkelerini belirlerken, olabilecek tahminî tartışmalar üzerinde de durmalıdırlar. Bu tartışmaların hangi ilkeler üzerinde olacağını, önce genel bir başlık altında sıralayalım. Ama yerimiz el vermediği için buna yarın devam edelim inşallah…

Milli Gazete

07 Eyl 2010

Mümin gencin ahlakı nasıl olmalı?

mumin-gencin-ahlaki-nasil-olmali-medium-0Müslüman kardeşlerine saygı göstermeli! Müslüman kardeşlerine saygı göstermek ve onlar için bir şeyler yapmak konusunda Vasile İbn Hattâb e’l-Kuraşi’nîn şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) Efendimiz’in mescîdde yalnız bulundukları sırada bir adam mescide girdi, onu gören Peygamber (sav) yerinden kımıldadı.

Bunun üzerine yanındakiler tarafından: “Ey Allah’ın elçisi! Yer geniş, denildi. Bunu işiten Peygamber (sav) Efendimiz: “Mü’minin hakkı vardır.” buyurdu.

Her durum ve pozisyonda doğruluktan ayrılmamalı
Davranıştan gözden geçirerek yanlışlar varsa düzeltmeye çalışıp doğruluktan ayrılmamak konusunda Urve’den nakledildiğine göre o şöyle anlatır: Süfyan ibn Abdillah e’s-Sakafi Peygamber sallallahu aleyhi veselleme şöyle dedi:

“Bana İslâm’da öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiç kimseye sormayayım. Sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz de kendisine şu tavsiyede bulundu:

“Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol.” [Müslim, Tirmizi, Nesai]

Müslüman, kardeşlerine şefkat göstermeli
Bu konuda Ebû Saîd e’l-Hudrî şöyle anlatır: Bir ara Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimizle birlikte bir yolculukta bulunuyorduk, ansızın Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in huzuruna bineği üzerinde bir adam çıkageldi. Gözlerini sağa sola gezdiriyordu. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

“Kimin fazla bi-neği varsa bineği olmayana, kimin fazla azığı varsa azığı olmayana versin.” [Müslim, Ebu Davud]

Ebû Saîd e’l-Hudrî der ki: Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, bu şekilde malları art arda sıraladı, öyle ki fazlalıklarda hiç birimizin hakkı yok sanmıştık.

Kimsesizleri sevmeli ve yoksulları kollamalı
Kimsesizleri sevmek ve onları güzelce kollamak konusunda Abdullah İbn Amr’in rivayet ettiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ’nın en sevdiği şey, kimsesizlerdir.” Oradakiler dediler ki: “Ey Allah’ın elçisi onlar kimlerdir?”

Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: “Dinleriyle kaçanlardır. Kıyamet gününde onlar, Meryem oğlu İsâ aleyhisselâm’a gö-türüleceklerdir.” [Tirmizi]

Yemeği arkadaşlardan sonra yemek!
Arkadaşlardan sonra yemek konusunda Ca’fer İbn Muhammed’in babasından rivayet ettiğine göre o şöyle der: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimiz bir toplulukla yemek yedikleri zaman en son yiyen kendileri olurlardı.

Dostların hatalarını affedebilmeli!
Dostların hatalarını affetmek, kusurlarını yüzlerine vurmamak ve günah işlediklerinde onlar için af dilemek konusunda Ebü’l-Ferec es-Sâiğ, Hüseyin İbn Sehl, Ahmed İbn Ömer er-Râzi, Ali İbn Salih kanalıyla İmran İbn Musa ed-Debili, babasının şöyle dediğini işitmiştir. Yusuf İbn Hüseyin Ebâ Yezid-i Bistâmi’ye gelerek: “Kiminle sohbet etmemi emredersin?” diye sordu. O da şöyle cevap verdi:

“Hastalandığın zaman seni kim ziyaret ediyor ve günah işlediğin zaman senin için kim tevbe ediyorsa onunla sohbet et.”

[Not: Bu metin, Ebu Abdurrahman Es-Sülemi’nin ‘Gençlik Ahlakı ve Fütüvvet’ adlı kitabından derlenmiştir]

Malın kalıcı olanı elde tutulanı değil, Allah yolunda harcanılanıdır!

Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin bu görüşte olduğu konusunda Amr İbn Şürahbil’in Hz. Âişe (ra)’dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir:

“Resulullah sallallahu aleyhi vesellem’e bir koyun hediye edildi, o da koyunu çevre-sindekilere bölüştürdü. Dedim ki: “Sadece boynu kaldı”

Bunun üzerine buyurdu ki: “Her tarafı kaldı ancak boynu kalmadı.”

Doğru sözlü ve emin olmalı
Doğru sözlülük ve emaneti yerine vermek konusunda yine Abdullah İbn Amr’ın rivayet ettiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Dört şey vardır ki, bunlar sende olursa dünyadan kaybettiklerinin hiçbir önemi olmaz. Bunlar: Emaneti korumak, doğru sözlülük, güzel ahlâk ve helal lokmadır.” [Müsned, Taberani]

Tevbeyi sürdürmek ve tevbede sebat etmek!
Tevbeyi sürdürmek ve tevbe edilen yanlışı tekrarlamama kararlılığı göstermek konusunda Mansur İbn Abdullah el Hirevi’den Ebu’l-Hüseyin el Müzeyyin’in şöyle dediğini İşittim:

“Tevbenin geçerliliği üç şeye bağlıdır. Bunlar: Geçmişten pişmanlık duymak, tevbe edilen yanlışa geri dönmeme konusunda azimli olmak ve işlenen günah yakından bilindiği ama yapılan tevbenin kabul mü edileceği yoksa yüzüne mi çarpılacağı kesin bilinmediği için bu yanlış hatırlandığında kalbin ürpermesidir.

Milli Gazete

07 Eyl 2010

Ramazan’a özel tatlılar

ramazan-a-ozel-tatlilar-medium-0Yemekten sonra olmazsa olmazımızdır tatlı; kimi şerbetli tatlı ister, kimi sütlü… Fazla ağır olmayan tatlılar tercih edilir genelde. Bizler de sizin işinizi biraz kolaylaştırmak için, değişik ve en önemlisi denenmiş tarifler vererek damak tadınıza değişik lezzetler sunmak istiyoruz.

Ev usulü cezerye

* Malzemeler:

750 gram havuç, 150 gram fındık, 150 gram ceviz, 150 gram tuzsuz fıstık, 500 gram şeker, 125 gram su, yarım limon suyu

* Yapılışı:

Önce havuçlar temizlenir. Daha sonra bir tencereye konulup bütün olarak haşlanır. Soğumaya bırakılıp daha sonra rendelenir. Sonrasında bir tencereye şekeri koyun ve şekeri karamelize edin. Su ve limon suyu konup rendelenmiş havuçları ilave edin. Suyunu iyice çekene kadar kavurun. Kuruyemişleri ister parçalayıp ister bütün şeklinde ilave edin. Daha sonra tezgâhın üzerine serin ya da yağlı kâğıdın üzerine serip soğumasını bekleyin. Soğuyan cezerye rulo yapılıp üzerine bol Hindistan cevizi serpilip tercihen 2 gün dinlendirilip dilimlenerek servis yapılır. Dilenirse top şeklinde de yapabilirsiniz.

Cevizli kahveli kek

* Malzemeler

2 adet yumurta, 2/3 su bardağı toz şeker, yarım su bardağı süt, 50 gram erimiş margarin, yarım paket kabartma tozu, 1 tatlı kaşığı Türk kahvesi, 1 yemek kaşığı kakao, 2 su bardağı un

* Kreması İçin

2 tatlı kaşığı toz şeker, 2 tatlı kaşığı buğday nişastası, 1 tatlı kaşığı pirinç unu, 2 su bardağı süt, vanilya

* Karamel İçin

1,5 çay bardağı toz şeker, 1,5 çay bardağı su

* Üzeri İçin

1 su bardağı kadar ceviz

* Yapılışı

Yumurta ve şeker iyice çırpılır. Süt ve yağ eklenip tekrar çırpılır. Kabartma tozu, kahve, kakao ve un eklenip çırpmaya devam edilir. Yağlanmış 22 cm tepsiye ya da bir düz kalıba dökülüp 150 derecelik fırında 30-40 dakika pişirilir.

Ayrı bir yerde krema malzemelerini karıştırıp pişirin. Karamel için, toz şekeri tavaya koyup şeker iyice eriyene kadar bekleyin. Daha sonra karamelize olmuş şekere suyu ekleyip bir iki taşım daha kaynatın. Pişmiş kekin üzerine kremayı dökün hafif soğumaya başladığında ise cevizleri üzerine dizin. Daha sonra hafif soğumuş karameli cevizlerin üzerine dökün. Afiyet olsun.

TRUFFE (Lezzetli Atıştırmalık)

Malzemeler

120 gram bitter çikolata, 1 paket krema, 2 paket kakaolu kek ( evde kalmış kekte olabilir), 1 su bardağı iri kıyılmış fındık, 1 su bardağı çikolatalı minik granül ve Hindistan cevizi

Yapılışı

Kremayı bir küçük tencereye koyun ve hafif kaynatın. Bitter çikolatayı ekleyip eriyene kadar karıştırın. Daha sonra bir kaba dökün ve içerisine fındık kırığı, ufalanmış keki ekleyip karıştırın. Buzdolabında 2 saat kadar bekletin. Daha sonra ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın, çikolatalı granüle ya da hindistancevizine bulayıp servis tabağına alın. Bu atıştırmalıklar, ağzı kapalı bir şekilde 10 gün buzdolabında dayanabilmektedir.

Çikolatalı karamelli puding

Malzemeler

* 4 su bardağı süt, 1 su bardağı toz şeker, 1 su bardağı krema, 1 yumurta, 2 çorba kaşığı mısır nişastası, 80 gram bitter çikolata, Rulo gofret

Yapılışı

* Tencereye şekeri alarak kısık ateşte karamel haline gelene kadar eritin. Eriyince üzerine kremayı ekleyerek iyice karıştırarak kıvamı açın. Daha sonra üzerine, süt, yumurta ve su ile açılmış mısır nişastası ekleyerek kaynamaya bırakın. Kıvamı koyulaşan pudingin 3’te birini tencerede bırakarak geri kalanı başka kaba alın. Üzerine sıcakken çikolatayı ekleyin. Çikolata eriyene kadar iyice karıştırın. Servis edeceğiniz kâsenin altına önce çikolatalı pudingi dökün. Daha sonra başta ayırdığınız karamelli pudingi dökerek soğumaya bırakın. Kenarına rulo gofret batırarak servise sunun.

Limonlu parfe

Malzemeler

* 1 paket krem şanti, 1,5 su bardağı süt, 1 su bardağı şeker, 2 limon kabuğu rendesi, 2 limon suyu, 3 yumurta

Yapılışı

* Süt ve krem şanti 5 dakika kadar çırpılır. Buzdolabına konur. Yumurtalar şekerle 5 dakika çırpılır. Buzdolabındaki krem şanti ilave edilir. Limon suyu ve limon kabuğu rendesi ilave edip karıştırılır. Altına yapışmaması için şekilli bir kalıba veya borcamın altına bol hindistan cevizi dökülür. (Ezilmiş 3 tane bisküvi de olabilir…) Karışım kalıba boşaltılıp bir gece buzlukta bekletilir. Sonrasında çıkarıp afiyetle yiyebilirsiniz.

Milli Gazete

Partners Section:

free premium link generator depfilepremium link generator depfile free premium link generator depfiledep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filedep filefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilefree premium link generator depfilekeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatorkeep2share premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatordatafile premium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generatorpremium link generator