Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları
01 Tem 2017

KUDÜS’LE DİRİLMEK, KUDÜS’TE DİRİLMEK…

indir

İnsanlık tarihinin en eski şehirlerindendir Kudüs. Peygamberlerin Cem olduğu, bir saf olduğu en kutsal mekandır. Etrafını bereketli kıldığını müjdeleyen yüce Rabbin davetiyle, rahmet Peygamberi’nin bir gece O’na yürüyüşü ve yükselişidir. Kulluğun zirvesi, dinin direği namazın emir kılındığı yerdir. İslam hükümdarlarının göz bebeği, fetihleri süsleyen beldedir.

Rasulullah (sav) Efendimiz’in yöneldiği ilk kıble olan Mescid-i Aksa’yı kalbinde barındıran mukaddes toprak Kudüs, Cenab-ı Allah’ın irade ve imtihan dairesinde özel bir konumda olarak, dünden bugüne tüm iman eden nesillerin idrakında canlı kalmıştır. Zira geçmiş kavimlerin bu kutsal toprakların kıymetini bilemeyişi ve asi oluşu ellerinden alınmasına sebep olmuştur.

Beş bin yıllık geçmişiyle İslam’ın sancaktarlığını yapmış ilk belde olarak, topraklarında başlayan fetih hareketlerine zemin oluşturmuş Kudüs, ümmetin miras listesinin en başındadır.

Fethin sembolü Mescid-i Aksa, nice kuşatmalara şahitlik etmiş, Hz. Ömer’den sonra Selahaddin Eyyubi ile bir kez daha aslına kavuşabilmiştir. Fetih kumandanının ve ordusunun kıymetlisi olan Kudüs’ün mukaddesatına özel hürmet edilerek, 88 yıllık işgal layıkıyla son bulmuştur. Şanlı emir Selahaddin Eyyubi, fetihle beraber tüm müslümanları Cuma namazı için davet ettiği kutsal beldeyi ibadete hazırlatmış ve bu ümmetin her bölgeden kadınlarının gelip gül sularıyla yıkadıkları Mirac’ın başlangıç noktası Muallak Taşı da Kudüs fethiyle kutsiyetine uygun hale getirilmiştir.

Tarihte sayılı liderin ideali olan, Selahaddin Eyyubinin de hayatını vakfettiği İslam Birliği, Kudüs fethi vesilesiyle dönemin müslümanlarını tekrar tek bayrak etrafında birleştirmiştir.

“Mekke Allah’ın haremidir, Medine Resulullah’ın (sav) haremidir, Kudüs ümmetin haremidir…” diyen cennet mekan Abdülhamit Han da 33 yıllık hükümranlığı boyunca ittihad-ı İslam için çalışmış, Kudüs üzerindeki haksız hesapları terse çevirerek “Devlet-i Aliye’min satılık tek bir karış toprağı yoktur” dediği mukaddes topraklara, ümmetin haremine sahip çıkmıştır.

Bulunduğumuz bu son asırda ise İslam Birliği’ni önce zihninde kurmuş ve hayata geçirmiş olan yegane lider merhum Prof Dr. Necmeddin Erbakan, “Doğu’da bizim, Batı’da bizim, Kudüs’te bizim, Zafer de Bizim” diyerek çıktığı aydınlık yolda son nefesine kadar insanlığın kurtuluşunu ve Filistin davasını siyasetinin merkez noktasına koymuştur. 1980 yılında Kudüs’ü başkent ilan eden İsrail’i tel’in için Konya’da “Büyük Kudüs Yürüyüşü” düzenlenmiş, yine bu yürüyüş Milli Selamet Partisi’nin de kapatılma gerekçelerinden biri olmuştu. İsrail’in bu haksız girişimi karşısında sessiz kalan dönemin Türk Hükümeti Dış İşleri Bakanı, Milli Selamet Partili 24 milletvekilinin gensorusu ile görevinden düşürülmüştü. Merhum Erbakan Hoca hayatı boyunca, ülkesinde hatta tüm dünyada, Siyonizmin hedefleri karşısında İslam ve insanlık adına mücadele edilmesi gerektiğini anlatmıştır. Kudüs’ün kurtuluşunun ümmetin kurtuluşu olduğunu her fırsatta vurgulamış, zihinlere Filistin davası bilincinin yerleşmesine vesile olmuştur. 1997’de Refah-Yol Hükümeti döneminde, 80 yıl aradan sonra bir ilki gerçekleştirmiş ve Türk Askeri Birliği’ni Filistin’e göndermiş olan Erbakan, Filistin yönetimiyle İsrail arasında El-Halil (Hebron) şehrinin Filistin yönetimine devri ve bölgedeki barışın korunması anlaşmalarının imzalanmasına vesile olmuştur. Aynı yıl, İslam Birleşmiş Milletleri’nin bir çekirdeği olarak kurmuş olduğu D-8, başta Kudüs’ün özgürlüğü olmak üzere İslam aleminin hatta tüm insanlığın içinde bulunduğu sorunlara çözüm üretecek, 20. asrın 21. asra armağanı niteliğindedir. Her konuda olduğu gibi Filistin davasında da kararlılıkla siyasetini icraata taşımış olan, 48 yıllık idealleri ve değerleri ile D-8’i ajandasının en başında tutan Saadet Partisi, 1948’den bu güne kadar işgal yoluyla gelen İsrail’in, Filistin topraklarında uyguladığı abluka ve ambargolara karşı, milyonluk mitingler gerçekleştirerek zulmü her zaman telin etmiştir.

Her dönemin Müslümanları için adeta bir turnusol kağıdı özelliğinde olmuş Kudüs, önce müslümanların zihin dünyasında özgür kalmalıdır. Bizi, ancak tüm hücrelerimizde hissettiğimiz Kudüs diriltecektir; bu çağın ümmeti adalet merkezli, huzur ve saadet dünyasını kurarak Kudüs’te dirilecektir. Kudüs şüphesiz İslam’ındır ve daima İslam’ın olacaktır.

 

20 Haz 2017

İstanbul Kadın Kolları Pembe Metrobüs Talebini Yineledi.

1146064

Saygıdeğer Basın Mensupları,

Kıymetli Halkımız;

 

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak partimizin genel vizyonu çerçevesinde bu güne kadar ülkemizin pek çok meselesi ile ilgili kampanyalar, basın açıklamaları, çok çeşitli organizasyonlar gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Yaşadığımız bölge ile ilgili karşılaştığımız her sorunu soğukkanlılıkla ele alarak milletimizin taleplerini ve muhtemel çözüm yollarımızı milletimizle ve yöneticilerle paylaşmayı siyasi varlığımızın başlıca gereği olarak gördük, görmekteyiz.

Saadet Partisi ülkemizin en köklü siyasi hareketine mensup bir parti olarak,  ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu problemleri her yönü ile ele alarak düşünen ve kalıcı çözümler üreten bir parti olarak temayüz etmiş ve saygın bir yer edinmiştir.

Bu yönü ile Saadet Partimizin ele aldığı her ölçekteki meselede güçlüden, çoğunluktan, tekebbürden yana değil haklıdan, işbirlikçilikten yana değil diyalogdan yana tavır alarak ele aldığı görülecektir.

Bu minvalde nüfusu yirmi milyona dayanan bir metropolde yaşayan insanlar olarak yaşadığımız şehrin içinde bulunduğu sıkıntıları da çeşitli vesilelerle ele alarak gündeme taşımaya, yetkililerimizi uyarmaya çalıştığımız kamuoyunun malumudur.

Malatya, Sivas, Ankara, Bursa, Diyarbakır gibi pek çok ilimizde farklı uygulamalarla hayata geçen, ilk kez Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak tarafımızca gündeme taşınan “Ulaşımda Kadınlara Pozitif Ayrımcılık” başlığı ile ele aldığımız “Pembe Metrobüs” talebi ile ilgili 20 Şubat 2012 tarihinde il Başkanlığımızca yapılan basın açıklaması ile kamuoyu bilgilendirilmiş, konu Meclis Üyelerimiz tarafından İBB Meclisine sunulmuş ve Başkanlık Makamına sevk edilmesi sağlanmıştır.

2012 yılından itibaren Sivil Toplum Kuruluşlarını harekete geçirip desteklerini de alarak, çok kısa bir zamanda toplanan 60 bin imza ile 12 Mart 2012 tarihinde bu önemli talep, güçlü bir şekilde Büyükşehir Belediye Meclisine ulaştırılmıştır.

Son günlerde İstanbul için Pembe Metrobüs talebinin pek çok ortamda yüksek sesle konuşulduğunu görmekteyiz. Konunun farklı yönleri ile ele alınarak tartışıldığını görmekten de fevkalade memnunuz.

İstanbul başta olmak üzere ulaşım sorunlarımızın altında ülkemizde uygulanan yanlış yatırım politikalarının olduğu gerçeğini görmemek elbette imkânsız. Nüfusu yirmi milyona dayanmış, trafikteki kayıtlı araç sayısı 3 milyon 800 bini aşmış, büyük bütçeli pek çok yatırıma rağmen ulaşım sorunu çözülememiş bilakis bu yatırımların şehrin sorunlarına çözüm olmaktan ziyade artık şehre taşıyamayacağı yükler olarak döndüğü bir ortamda insanca yaşamanın yollarını hep birlikte aramak zorundayız.

Konu ile ilgili yaptığımız bütün açıklamalarımızda belirttiğimiz gibi Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak talebimiz, sabah ve akşam yoğun saatlerde hanımlara özel bir alternatifin sunulmasıdır. Bu talep hanımların diğer metrobüsleri kullanmaması, anlamına kesinlikle gelmemelidir. 535 Metrobüs ile dünyanın en büyük metrobüs filosuna sahip olunmasına rağmen yoğun saatlerde yaşanan insanlık dışı manzaraların önüne geçilemediği, şehri yöneten yetkililerimizin de ifadelerinde kendini göstermekte. Tekraren ifade ediyoruz ki bu talep İstanbul’da yaşadığımız trafik sorununa kesinlikle bir çözüm değildir.

Kadını, erkeği, yaşlısı, genci ile yaşadığımız keşmekeşin içinde nispeten rahat edebileceğimiz çözümleri konuşmak ve en makullerini de yetkililerimizden talep etme hakkımızı kullanmak durumundayız.

 

Yukarıda da zikredildiği gibi 2012 yılında Saadet Partisi Kadın Kollarının başlatmış olduğu ve halen de takipçisi bulunduğu

Pembe Metrobüs talebinin kamuoyunda tartışılması sonuç almak için önemlidir.

Büyükşehir belediyesinden sosyal medya üzerinde konu ile ilgili tartışmaları yakından takip ederek hiçbir ayrımcılığa sebebiyet vermeden bu talebi hayata geçirmesini bekliyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

 

NAGEHAN GÜL ASİLTÜRK

SAADET PARTİSİ İSTANBUL KADIN KOLLARI BAŞKANI

09 Haz 2017

İstanbul Kadın Kolları olarak TAİM’in iftar davetine katılım sağlandı.

46d16b53-1cee-4877-b30e-23b881149f72

Türk-Arap İlişkileri Merkezi (TAİM) ve Kudüs Nuru Kadın ve Çocuk Derneğinin ortaklaşa düzenlemiş olduğu iftar programına Siyasi parti temsilcileri ve Sivil Toplum Kuruluşları katılım sağladı.

İstanbul Kadın Kolları olarak davetli olduğumuz iftar programına Genel idare kurulu üyemiz F.Nevin GÖKÇE ve  İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Özlem GEREK SERENLİ’ de davete iştirak ettiler.

25 May 2017

AK PARTİ SÖYLEMLERİMİZDEN BELKİ FAYDALANIR AMA KİMSEYİ ALIP GÖTÜREMEZ

411

Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, İstanbul İl Başkanlığında düzenlediği haftalık basın toplantısında, Türkiye ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karamollaoğlu, İslam dünyasının, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bölündüğünü belirterek, “Daha da vahimi düşmanlarından medet umar hale gelmiştir. Böyle bir dönemde Türkiye’nin kozmetik tedbirlere değil, köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Karşı karşıya bulunduğumuz tehlike ve tehditleri idrak ederek, bunları savuşturacak yeni bir bir program ve vizyona ihtiyaç olduğu açıktır.” dedi.

Yeni Şafak gazetesi yazarı Akif Emre’nin vefatının kendilerini çok üzdüğünü aktaran Karamollaoğlu, İngiltere’de meydana gelen patlamaya da değinerek, “Hepimizi çok üzdü, endişeleniyoruz. Son yıllarda meydana gelen bütün terör olayları Müslümanlarla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Bu hadiseleri meydana getirenler kim olursa olsun, biz terörü lanetliyoruz.” diye konuştu.
Karamollaoğlu, Türkiye’nin tarihi bir dönemeçte olduğunu, toplumun kutuplaştığını ve gerildiğini, bu nedenle sağduyu için Türkiye’nin yeni bir vizyona ihtiyacı olduğunu belirtti.

İSLAM DÜNYASI BÖLÜNMÜŞTÜR
Ortadoğu’daki gelişmeler ve Türkiye’nin izlediği dış politikaya ilişkin görüşlerini de aktaran Karamollaoğlu, şöyle devam etti:
“İslam dünyası tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bölünmüş, daha da vahimi düşmanlarından medet umar hale gelmiştir. Böyle bir dönemde Türkiye’nin kozmetik tedbirlere değil, köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Karşı karşıya bulunduğumuz tehlike ve tehditleri idrak ederek, bunları savuşturacak yeni bir bir program ve vizyona ihtiyaç olduğu açıktır. Ülkemizin en önemli meselesi dış politikada savaş değil, barış dili kullanılması gerekiyor. Çatışma ve gerilim değil, sağduyu ve diyalog esas alınmalıdır. Unutmamalıyız ki çevremiz ateş çemberi içindedir. Muhtemel tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilebilmesi için ivedilikle harekete geçilmelidir. Yerli ve bağımsız bir savunma sanayii için bütün imkanların seferber edilmesi gerekir. Aynı zamanda iç politikada öfkeyle değil, merhametle, adaletle hareket edilmelidir.”
Karamollaoğlu, Anadolu’nun şu anda en büyük problemlerinden birinin iç göç olduğunu, Anadolu’ya yatırım yapmadan iç göçün önlenemeyeceğini vurguladı.

Geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi’nin de yer aldığı bir çalıştayın ardından hazırlanan raporda ilginç sonuçların ortaya çıktığını dile getiren Karamollaoğlu, “Son 2 yılda, 2 milyon insan Doğu Anadolu’dan batıya göç etmiş. Fakat enteresan olan başka bir husus, hala Doğu Anadolu’da yaşayan insanlarımızın yüzde 75’i batıya göç etme eğiliminde. Yani her 4 kişiden 3’ü bulduğu ilk fırsatta batıya göç etmeyi düşünüyor. Göç etme isteğinin sebeplerinin ilk sırasında ise işsizlik ve geçim zorluğu var. Yani bu insanlar doğdukları yerde karınlarını doyuramıyorlar. Göçün temel sebebi bu. Eğer siz Anadolu’ya yatırım yapmazsanız, bu insanlara bulundukları yerde iş ve istihdam sağlayacak fabrikaları kurmazsanız bu göç önlenemez.” dedi.

MÜSLÜMANLARI SİLAHLI ÇATIŞMAYA SEVKEDİYOR
ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretine de değinen Karamollaoğlu, şunları anlattı:
“Bu ziyarette İslam NATO’su gündeme gelmiştir. Aynı zamanda ABD ile Suudi Arabistan arasında ilk aşamada 100 milyar dolarlık, geniş çerçevede bakıldığında 550 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığına şahit oluyoruz. Bu ziyaret ve bu ziyarete bağlı olarak yapılan anlaşma bizi biraz endişeye sevk ediyor. Bu kurulacak olan İslam NATO’su, milli görüş tarihi boyunca bizim dile getirdiğimiz İslam NATO’su mu olacaktır? Yoksa başka bir görev mi üstlenecek? Şunu unutmamamız lazım, biz İslam NATO’sunu gündeme getirirken, İslam ülkelerini dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumayı esas almıştık. Ama öyle bir adım, Müslümanları silahlı çatışmaya sevk etmek için atılıyorsa, bu bizi endişelendiriyor. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra geçen 30 yılda dünyanın neresinde kan ve gözyaşı varsa, oranın bir İslam toprağı olduğunu görüyoruz. İran devriminin hemen arkasından Irak ile İran’ın çarpıştırılması, aslında bu yolda atılan en tehlikeli adımlardan biridir. Yaklaşık 8 yıl devam eden bu savaşın kimseye fayda getirmediği ortaya çıkınca, çatışma bitti. Maalesef bundan sonra Batı, yeni arayışların içine girdi ve Irak, Suriye, Mısır, Libya, Yemen, dünyanın neresine bakarsanız bakın, İslam topraklarında üzücü çatışmalar meydana geldi.”

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE İNANIYORUZ
Basın mensuplarının sorusu üzerine Sözcü gazetesinin bazı çalışanlarının gözaltına alınmasına ilişkin görüşlerini de açıklayan Karamollaoğlu, şöyle konuştu:
“Çok karışık bir dönemden geçiyoruz. Bir ihtilal denemesinin arkasından bu ihtilale teşebbüs edenlerle daha ciddi mücadele edebilmek için bir olağanüstü hâl ilanına ihtiyaç vardı. Ancak olağanüstü hâl, olağan hale gelirse o zaman bir problem var demektir. Biz, basın özgürlüğüne inanıyoruz. Basın elbette üzerine düşen vazifeyi yapacak. Demokratik bir ülke olma iddiasındaysak, basının, devlet yöneticilerinin canını sıkacak, hatta acıtacak tenkitlerine imkân verilmesi gerekir.”

AK PARTİ SÖYLEMLERİMİZDEN BELKİ FAYDALANIR AMA KİMSEYİ ALIP GÖTÜREMEZ
Ak Parti’nin partisinin bazı önemli isimlerini transfer edeceğiyle ilgili iddialara yanıt veren Karamollaoğlu, “Ak Partinin bu teşebbüsü beni memnun etti. Bu bir diyaloğun kurulması manasına gelir. Arkadaşlarımızın söylemlerinden belki faydalanırlar. Bizden kimseyi alıp götürebileceklerine ihtimal vermiyorum.” dedi.

AK PARTİ CAMİASI DA İYİ BİLİR
Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin kurucu üyesi olan ve Kayseri’de uzun süre il başkanlığı yapan Avukat Mustafa Akkaş’ın dün FETÖ operasyonunda gözaltına alındığını hatırlatarak, “Yani bütün Kayseri de bilir ve ben eminim, AK Parti camiası da bilir ki bu arkadaşımızın FETÖ ile hiçbir alakası yoktur, olması da mümkün değildir. Ama böyle bilinen bir insanın bile aniden bir baskınla gözaltına alınması… O zaman biz ciddi manada endişeleniyoruz. Bu konuda daha titiz ve adil davranılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

25 Tem 2016
342

Darbelere Ve Paralel Yapılanmalara Müsade Edilemez

342

Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Basın açıklamasının tam metni şöyle:
DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI,
HAFTALIK OLAĞAN BASIN TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ.
Hepinize teşrifinizden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.
Değerli arkadaşlar
Saadet Partisi olarak 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha bütün nefretimizle lanetliyoruz.
Genel Kurmay Başkanlığı’nın gayet haklı olarak belirttiği gibi; “Her ne kadar bu darbe girişimi Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde başlatılmış olsa da, bunu yapmaya kalkışan hainlerin, halkımızın Peygamber ocağı olarak adlandırdığı Türk Silahlı Kuvvetlerinin, vatanını, milletini, bayrağını seven ezici çoğunluktaki mensuplarıyla kesinlikle hiçbir alakası yoktur.”
Bu rezaleti, Türkiye Cumhuriyeti Devletine, mazisi şan ve şerefle dolu olan Türk Silahlı Kuvvetlerine ve asil milletimize yaşatan hainler hiç şüphesiz ki en ağır biçimde cezalandırılacaktır.
Çünkü demokratik bir ülkede askeri darbelere asla müsaade edilemeyeceği gibi yine demokratik bir ülkede paralel bir devlet yapılanmasına da asla ve asla müsaade edilemez.
Bu bakımından Aziz Milletimiz 15 Temmuz gecesi, kendine yakışır bir asalet ve olgunlukla gözü dönmüş darbecilere karşı koyarak, tarihi bir destan yazmıştır. Bir cümle ile; 15 Temmuz, bir Milli İrade Zaferidir. Bu münasebetle darbe teşebbüsüne kararlılıkla ve cesurca karşı koyan silahlı kuvvetlerimize, polisimize, emniyet mensuplarımıza ama hepsinden önemlisi bu menfur girişimi önlemek, milli iradeye sahip çıkmak için canını ortaya koyarak, 7 den 77’ye genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle meydanları dolduran aziz milletimize şükran ve minnetlerimizi sunuyor, bir kez daha şehitlerimize Cenab-ı Allah’dan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.
DEĞERLİ ARKADAŞLAR…
Bir teşekkürü de Saadet Partisi teşkilatlarına, ülkemizin en güzide gençlik kollarımıza ve Milli Görüşçü Kuruluşlarımıza borç biliyorum. 15 Temmuz gecesi Saadet Partililer ve bütün Milli Görüşçü kuruluşlarımız “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyerek ilk andan itibaren tankların karşısında durmuş ve her zamanki gibi Milli Görüş’e yakışır bir cesaret ve fedakârlık örneği ortaya koymuştur. Saadet Partimiz ve Milli Görüşçü kadrolar, 15 Temmuz gecesi 15 şehit vermiştir. Tüm şehitlerimiz için bir kez daha rahmetler diliyorum.
DEĞERLİ ARKADAŞLAR…
Darbe girişimine karşı ilk ve en sert tepkiyi Saadet Partisi göstermiştir.
Sonra Saadet Partisi Genel Başkanı olarak darbe girişiminin ortaya çıktığı andan itibaren, o gece Genelkurmay Başkanlığı ve TBMM’nin önünde, yürüyen tanklara, atılan bombalara ve yağmur gibi yağan mermilere rağmen milletimizle beraber olduk.
DEĞERLİ ARKADAŞLAR…
Şu asla unutulmamalıdır. 15 Temmuz gecesi, Milletimiz bir siyasi partiye, bir siyasi görüşe, bir siyasi harekete ya da bir siyasi şahsiyete değil, topyekûn demokrasiye, topyekûn ülkeye, topyekûn Meclis’e ve topyekûn Milli İradeye sahip çıkmıştır.
Faturası çok ağır olan bu birliktelik devam ettirilmelidir.
Öte yandan darbeye teşebbüs etmiş, bu kanlı cuntanın içinde yer almış, milletine kurşun sıkmış, meclisine bomba atmış olan canilerden elbette hesap sorulmalı ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Ancak bütün bunlar yapılırken Hukuk Devleti ilkelerinin dışına çıkılmamalıdır.
Gerçekten zor günler geçiriyoruz. Bu zor günleri aşmanın tek yolu bir ve beraber olmaktır. Omuz omuza vermektir.
Bu nedenle toplumu gerecek,
kutuplaştıracak adımlardan uzak durulmalıdır. Sağcısıyla solcusuyla, alevisiyle, sünnisiyle, genciyle yaşlısıyla milletimizin milli iradeye sahip çıkma konusunda ortaya koyduğu birlik ve beraberlik geleceğimiz adına büyük bir umut ortaya koymuştur. Bu umudu adaletle daha da güçlendirmeliyiz. Çünkü devletin temeli adalettir.
Bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz. İnandığımız gerçekleri tarihi bir sorumluluk olarak aziz milletimizle paylaşıyoruz. Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi yalnız ve yalnız Cenab-ı Allah’dır.
Bu duygularla hepinizi tekrar selamlıyor ve bir kez daha teşriflerinizden dolayı şükranlarımı sunuyorum.

 

25 Tem 2016
11059916_1041563755868946_6933490237279672508_n

BİR MİLLİ GÖRÜŞ ZAFERİ KIBRIS BARIŞ HAREKATI

11059916_1041563755868946_6933490237279672508_n

Tarihte Kıbrıs 1571 yılında 2. Selim zamanında Venedikli korsanlardan Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiş ve 361 yıl aralıksız olarak adada bulunan halklar barış içinde yaşamışlardır. Osmanlı-Rus harbinde Osmanlı Devleti’nin zayıflığından istifade etmek isteyen İngiltere, destek karşılığında Kıbrıs yönetimini sözleşme ve ek protokollerle üzerine almıştır. Tehdit bertaraf olunca İngiltere,sözünde durmamış ve 1. Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti yenik düşünce adayı ilhâk ettiğini açıklamıştır.Kıbrıs, 1914 -1960 yılları arasında İngiltere hâkimiyetinde kalmış, ama adada yaşayan her iki toplumun baskısı sonucu 1960 ta Kıbrıs’ta bağımsız bir cumhuriyetin kurulmasına razı olmuştur. Zürih ve Londra’da yapılan Garanti ve İttifak anlaşmaları ile 15 Ağustos 1960 ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü, bir başka devlete iltihâk edememe garantisini Türkiye,İngiltere ve Yunanistan taahhüt etmişlerdir. Böylece Türkiye ada üzerinde garantör devlet olmuştur.

Yeni kurulan devlette beklenen barış ortamı sağlanamamış, Rum tarafı Türk toplumunu hazmedememiştir. Rum tarafının başında bulunan Makarios 22 Aralık 1963’te Garanti anlaşmasını iptal ettiğini ilan etmiştir. Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı için çalışan EOKA Terör Örgütü yıllarca bölgede katliamlar yapmıştır.Mathiatı, Ayvasıl ve Kumsal katliamları başta olmak üzere örgüt yıllarca Türk halkına kan ve gözyaşı döktürmüştür.  Kıbrıs’ta tarihe Kanlı Noel olarak geçen 24 Aralık’ta Lefkoşa’da yapılan Kumsal katliamında Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve küçük çocukları evinin banyosunun küvetinde hunharca katledilmiştir.Vahşetin sembolü olan bu canilik sonrası Türkiye’nin önünü sürekli ellerindeki siyasi ve askeri kozlarla kesen İngiltere,ABD ve BM artık bu vahşete sessiz kalınamayacağını görememiştir.

Adada,1963’ten 1974 yılına kadar 100’den fazla Türk köyü yakılmış; 27.000 Türk göç etmek zorunda kalmış, yüzlerce Türk öldürülmüş,  binlercesi yaralanmıştır. Yaşlı, genç, çocuk demeden yüzlerce masum Türk insanı katledilmiştir. Bunun üzerine Türkiye, 13 Şubat 1964’te Güvenlik Konseyi’ne başvurur. BM,Adaya Barış Gücü göndermeyi kararlaştırır. Ancak BM Barış Gücü’ne rağmen Rum saldırıları bitmez.Bunun üzerine Kıbrıs’a ilk olarak 7 Haziran 1964 günü TBMM’ce müdahale kararı alınır. Ancak bu müdahaleden iki gün önce ABD Başkanı Johnson’un meşhur mektubu gelir.   Mektupta;Türkiye’nin adaya yapacağı müdahalenin iki NATO ülkesini (Türkiye ve Yunanistan) savaş durumuna sokacağı, bunun kabul edilemez olduğu, SSCB’nin Türkiye’ye karşı yapacağı olası bir müdahalede NATO’nun Türkiye’nin yanında olmama ihtimali ve ABD’nin 1947 antlaşması çerçevesinde Türkiye’ye verdiği askeri malzemelerin bu müdahalede kullanılamayacağı sert cümlelerle ifade edilmiştir. Türkiye’nin en çok güvendiği müttefiki Amerika’dan aldığı diplomatik teamüllerin dışında yazılmış bu mektup Türkiye’de hayal kırıklığına sebep olmuştur.Bunun üzerine Başbakan İsmet İnönü Kıbrıs’a müdahale fikrinden vazgeçmiştir.

26 Ocak 1974 günü CHP ve MSP arasında koalisyon hükümeti olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 37. Hükümeti, yapılan bütün baskılara rağmen Kıbrıs’ta akan kanın ancak müdahâle ile durdurulacağına karar verdi. Dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit’in Batılı güçlerden çekinmesine rağmen koalisyon ortağı MSP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın kararlı tavrı sonrası akan kan durduruldu. Garantör ülke olan İngiltere’ye Kıbrıs konusunu görüşmek için Ecevit’in uçağı daha havalimanından yeni kalkmışken Başbakan Vekili Erbakan Milli Güvenlik Kurulunu acilen toplamıştır. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar’a gemilerin yola çıkması için tarihi emri vermiştir 20 Temmuz ve 14 Ağustos’ta yapılan iki harekât neticesinde Ada’nın kuzeyi Türk askeri tarafından alınmıştır. “Büyük Güçler,Türkiye ve Kıbrıs Meselesi (1967-1975)” başlıklı TÜBİTAK projesi için dönemin İngiliz Arşivleri’ni tarayan Tarihçi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı BİLGİN İngilizlere göre, harekâtın mimarının ERBAKAN olduğunu açıklamıştır.

Türkiye hükümeti, harekâtı Zürih ve Londra Antlaşması’nın 4. maddesinden doğan haklarını kullanarak gerçekleştirmiştir.Ancak BM ve Avrupa Konseyi bu harekâtı işgal olarak değerlendirmektedir. Operasyon devam ettiği sürede ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok batılı ülke Türkiye’ye askeri ambargo kararları alırken, başta İran olmak üzere Pakistan, Afganistan ve Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye yardım sözleri gelmiştir. Arap baharı neticesinde devrilen ve katledilen Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi ise ambargo sonrası jet yaptıklarımızın tükenmesi ile Türkiye’ye Jet yakıtı yardımı yapmıştır. Harekât sonrasında, Türkiye’nin 40 bin civarındaki askeri Ada’nın kuzeyine yerleşti. Rum Kesimi ve BM harekâtı işgal olarak adlandırdı. Şubat 1975 tarihinde ABD, Türkiye’ye silah ambargosu koydu. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.

Kıbrıs;Türkiye açısından gerek Kıbrıs Türkleri,gerek jeo-stratejik, gerekse tarihî yönden büyük önem arz etmektedir. Ada âdeta yüzen gemi konumunda olup Türkiye’nin, sıkıntılı olan Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki ileri karakolu konumundadır. Kıbrıs Türklerinin  güvenliği milletler arası antlaşmalarla teminat altına alınmıştır. Bu antlaşmalara göre Türkiye,Kıbrıs Türklerini her türlü sıkıntıdan korumak ve kollamak zorundadır. Kıbrıs Barış Harekatı kaçınılmaz bir harekâttır. Bu harekât yalnızca Türkiye’nin milli menfaatleri ve stratejik avantajları için değil, kendisinden yıllardır kurtarıcı olarak yardım bekleyen soydaşları için bir el uzatma, Türkiye’nin kendine olan öz güveninin kazanılması ya da  kanıtlanmasına en güzel örnektir.

 

HABİBE ERDOĞAN

SAADET PARTİSİ İSTANBUL İL KADIN KOLLARI-PLANLAMA VE KOORDİNASYON BAŞKANI

22 Mar 2016
IMG_0590

İstanbul İl Kadın Kolları Pembe Metrobüs Talebi İçin Görüşmelerine Devam Ediyor.

IMG_0590

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak sunmuş olduğumuz  Pembe Metrobüs Çalışması ,bir çok STK tarafından da her geçen gün gündeme taşınarak ihtiyacın gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bu kapsamda Saadet Partisi İstanbul İl  kadın kolları olarak bu çalışmanın arkasında olduğumuzu tekrar yinelemek adına İstanbul İl Kadın Kolları Başkan vekilimiz Nevin Gökçe ve Başkan yardımcılarından oluşan bir heyetle Metrobüs direktörü Abdullah Kazdal’ı makamında ziyaret etti.

ABDULLAH KAZDAL

İstanbul’un ulaşım problemleri ve bilhassa metrobüs’ün gündeme alındığı görüşmede , kadın kolları, yetkililere ilk ağızdan konu ile ilgili projelerini iletme fırsatı buldu.

Ulaşım sorununa getirilen güzel bir  fikir olan metrobüs gerek güzergah , gerekse hızlılık açısından cazip bir alternatif olarak insanımızın teveccühünü kazanmıştır. Buna bağlı olarak da gitgide yoğunluk artmış , istenmeyen görüntüler maalesef karşımıza çıkmaya başlamıştır.özellikle iş giriş ve çıkış saatlerinde oluşan aşırı kalabalık, yolculuk kalitesine zarar vermekte, halkımızı tedirgin etmektedir.

IMG_0591

Bu sorunların akabinde halkımızın her ihtiyacında olduğu gibi bu konuyu da gündeme taşıyan Saadet partimiz hem yoğunluğa çare olacak alternatif fikirler hem de kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracak pembe metrobüs önerisini bu ziyarette ayrıntıları ile sunmuştur.

Kadın kolları yetkilileri Çözüm odaklı bu talebi  sonuç alıncaya kadar gündemde tutmaya devam edeceklerini ifade etmektedirler.

Saadet Partisi İstanbul il Kadın Kolları Başkanlığı

 

14 Oca 2016

Ver Kıbrıs’ı Kap Müzakereyi

Ver_Kibrisi_Kap_Muzakereyi_3

AB, Kıbrıs’a kilitlendi… Gelişmeler birbirini izliyor.. Mart ayında Ankara’yI teşrif edecek(!) “6 AB komiseri”nin çantasında “Kıbrıs” olduğunu ”Türk yetkili” açıkladı…

Türkiye’nin AB ile görüşmelerinde de yer alan ve dün Anadolu Ajansı’na konuşan “üst düzey bir yetkili” Kıbrıs konusunda bir çözüm olmazsa Avrupa Birliği ile müzakerelerde de ilerleme kaydedilemeyeceğini açıkladı. Mart ayında Türkiye’ye geleceği açıklanan 6 üst düzey AB Komiseri’nin  esas geliş amacının da “Kıbrıs” olduğunu söyleyen aynı “üst düzey yetkili”nin, açıklamalarına göre, AB kapısını açaçak kilit ise Kıbrıs… Yani kanla alınan topraklar AB Masası’na bırakılacak..

“Kıbrıs” AB ile ilişkiler için engelmiş!..

ÜYELİK müzakereleri konusunda ise açılması söz konusu olan fasıllar önünde Kıbrıs engeli olduğunu ifade eden yetkili, şunları söyledi: “Şimdiye kadar bu engel olduğu için hazırlıklar dahi yapılmıyordu. Şu anda AB Komisyonu’nun yaptığı bütün bu hazırlıkların yerine getirilmesi. Kıbrıs engeli kalktığı anda bunların açılabileceği bir hale sokacaklar ve gerçekten Komisyon ve Türkiye bu yönde ciddi çalışmalarda bulunuyor. Kıbrıs konusunda bir çözüm olmazsa bu müzakerelerde bir gelişme olmaz ama Kıbrıs görüşmeleri iyi gidiyor. Şu andaki hava olumlu yönde.”

ÜYELİK SÜRECİMİZ ETKİLENİR…

KIBRIS’TA beklenenler olmaz veya Kıbrıs süreci uzarsa, Türk vatandaşları için AB’nin vize muafiyetinin sıkıntıya girip girmeyeceğinin sorulması üzerine, “Vize muafiyetinin bundan etkileneceğini düşünmüyorum” diyen yetkili, “Kıbrıs’ta beklenenler olmazsa, sadece bundan üyelik sürecimiz etkilenir. Kıbrıs çözülmezse vize muafiyeti sağlanır, zirveler de olur ama üyelik müzakereleri tehlikeye girer” diyerek ‘yavru vatan’ın Mart ayında pazarlık masasına yatırılacağını açıkladı.

http://www.milligazete.com.tr/haber/Ver_Kibrisi_Kap_Muzakereyi/391825#.Vpfk_PmLTIU

07 Oca 2016

07-14 OCAK GÖRME ENGELLİLER HAFTASI

080114-163215-11

Her yıl 7-14 Ocak tarihleri arası Beyaz Baston Görme Engelliler haftası  olarak anılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 45 milyon görme engelli bulunmaktadır. Türkiye de ise görme engelli sayısı 77.000 dir.Tüm engelli sayısının % 8.3’ü görme engellidir.
Bu haftanın amacı, engellerin kaldırılması için toplumda engellilere karşı pozitif ayrımcılık oluşturmaktır.
Özürlü olmak hiç kimsenin kendi tercihleriyle seçtiği bir durum değildir. Bugün böyle bir sağlık problemi olmayan kişinin , yarın çeşitli nedenlerle özürlü olmama garantisi yoktur. Bu nedenle görme engelli vatandaşlarımızın yaşamlarını kolaylaştırmak, problemlerini çözmek, sorunlarına ortak olmak bireyler olarak insani bir görev, Devlet kademesi içinde yasal sorumluluklar oluşturmak vazifesidir.Bunun en güzel örneği Rahmetli liderimiz 54.Hükümetin Başbakanı Merhum Prof. Dr . Necmettin Erbakan engelliler ile alakalı bir çok  kararname çıkarması ve özürlüler lehine bir çok gelişmeye imza atmış olmasıdır.
Görme özürlü vatandaşlarımızın yaşamlarında kalıcı çözümler üretmek, hayata tutunmalarını kolaylaştırmak, insana ve topluma vermiş olduğumuz değeri ortaya koymak adına bu konudaki bilinç ve hassasiyetin daha da artmasına vesile olması temennisiyle Görme Engelliler Haftasını kutluyorum.

               Nagehan Gül ASİLTÜRK
İSTANBUL İL KADIN KOLLARI BAŞKANI

22 Ara 2015

Yüksek İstişare Kurulu Başkanımızın Mevlit Gecesi Mesajı

229

Yüksek İstişare Kurulu Başkanımız Oğuzhan Asiltürk Mevlit Gecesi vesilesiyle bir mesaj yayınladı.

İnsanlık bu gün olduğu gibi karanlık bir dönemden geçiyorken Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammet (s.a.v) efendimizin kutlu doğumuyla o gün dünyaya nasıl adil bir hak nizam kurulduysa bugün de yine kan, gözyaşı ve karanlıklar içindeyken yeniden İslâm Âlemi tıpkı asırlar boyu ecdadımızın yaptığı gibi Kur’an ve Sünnet-i Seniyye’ye hep birlikte sarılarak adil bir hak nizamı kurabilir. Cenab-ı Allah (c.c)’tan bu büyük nimete bütün insanlığı ulaştırması duasıyla tüm İslâm Âleminin Mevlit Gecesi’ni tebrik eder, iki cihan saadeti vermesini niyaz ederim.

 

Oğuzhan ASİLTÜRK

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı