Uluslar Arası Aile Haftası’nda Aile Kurumunu Zaafa Uğratan Tehlikelere Dikkat Çekildi
17 Mayıs 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları 17 Mayıs Perşembe Günü “Uluslar Arası Aile Haftası münasebetiyle” biaraya geldi. Fatih Saraçhane Parkı’nda düzenlenen basın açıklmasında İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, aile kurumunu zaafa uğratan tehlikelere dikkat çekti.
Malumunuzdur ki aile kurumunun zaafiyete uğraması toplum ve devlet için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sağlıklı bir toplum ancak güçlü ve huzurlu aileler tarafından tesis edilebilir. Aile, bir milleti millet yapan milli ve manevi değerlerin, gelenek ve göreneklerin öğrenildiği bir okuldur diyen Asiltürk, toplumun temelini aile oluştururken, ailenin temelini ise “anne” olarak kadınlar oluşturur dedi. Kadınlarımızın şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldığı, aile bireylerinin ırkçı emperyalist sistemin kölesi haline getirildiği, borçlanarak tüketme ve israf kültürünün teşvik edildiği bir ortamda toplumumuzun sağlıklı gelişmesinden söz edilemezyeceğini ifade etti.
Medyadaki tekelleşme ve yabancı firmaların medya üzerindeki denetimlerinin artması endişe verici olduğunu beliretn Asiltürk, milli olmayan medya kuruluşları toplumun manevi-ahlaki değerlerini tahrip etmekte ve aile bağlarını zayıflatmaktadır dedi. Buradan halkımıza çağrıda bulunuyoruz; her türlü yazılı ve görsel medyanın, aile hayatını hiçe sayan ahlaki değerleri erozyona uğratan, medeniyet değerlerimizi küçültücü ve tahrif edici, rezalet denilecek nitelikteki yayınları için halkı RTÜK’ü ve ilgili kurumları aramaya ve uyarmaya çağırdı.
Toplumun temel kurumu olan ailenin korunması amacıyla, Milli Güvenlik kurulu gibi bir “Aile, Çocuk Ve Kadınları Koruma Yüksek Kurulu” kurulmalıdır. Zinanın suç olmaktan çıkartılması, batı toplumlarında ailenin yok olmasının en önemli etkenlerinden birisidir.Saadet Partli Kadınlar olarak, bu sebeple zina suç kapsamına alınmalısını istiyoruz dedi.
Ahlaki ve manevi değerlere bağlı milletlerin büyük medeniyetler kurduklarına, bu değerlerden uzaklaşanların ise güçlerini yitirdiklerine tarih şahittir diyen Asiltürk, “Yaşanabilir Bir Türkiye” “Yeniden büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”nın ancak ahlak, maneviyat ve adil bir düzen temeli üzerinde kurulacağına inanıyor, ülkemizin güçlü ve saadetli ailelerden ve bireylerden oluşmasını dilediklerini belirtti.
Basın Açıklamasının Tam Metni
Kıymetli basın mensupları, değerli halkımız;
Bugün burada, 15–21 Mayıs tarihleri arasında kutlanan “Uluslararası Aile Haftası” münasebetiyle toplanmış bulunuyoruz. Ülkemizde çeşitli etkinliklerin gerçekleştirildiği bu özel hafta vesilesiyle tüm ailelerimizin bu önemli haftasını kutluyoruz.
Bu sizlerle paylaşmak istediğimiz başlıklar, kuru mesajlardan ziyade bu hafta münasebetiyle, aile kurumumuzu zaafa uğratan tehlikelere dikkat çekmektir.
Malumunuzdur ki aile kurumunun zaafiyete uğraması toplum ve devlet için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sağlıklı bir toplum ancak güçlü ve huzurlu aileler tarafından tesis edilebilir. Aile, bir milleti millet yapan milli ve manevi değerlerin, gelenek ve göreneklerin öğrenildiği bir okuldur. Medeniyetimizde aile merkez nokta, referans noktasıdır ve sosyal sorumlulukları hayata geçirmeyi üstlenmiş bir kurumdur. Bu kurumun temeli “sizin en hayırlınız, ailenize en hayırlı olanınızdır” sözü ile kurulur. Toplumun temelini aile oluştururken, ailenin temelini ise “anne” olarak kadınlar oluşturur. Kadınlarımızın şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldığı, aile bireylerinin ırkçı emperyalist sistemin kölesi haline getirildiği, borçlanarak tüketme ve israf kültürünün teşvik edildiği bir ortamda toplumumuzun sağlıklı gelişmesinden söz edilemez.
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre AKP iktidara geldiğinden beri boşanma oranlarında %24 artış olmuştur. 2011 yılının Temmuz-Ağustos -Eylül ayı olan üçüncü çeyreğinde 25 bin 858 çift boşanmış, bir önceki yılın tarih aralığına göre %4.2 artış görülmüştür. Boşanma dilekçelerinde geçimsizlik, ekonomik sıkıntı, işsizlik, zina gibi etkenler yer alırken, sosyal paylaşım ağları dahi etkenler arasına girmiştir. Her iki gençten birinin işsiz olduğu kadının iktisadi bakımdan erkeğe bağlı olduğu ve boşanmanın zor olduğu bir bölge olan Diyarbakır’da son 10 yılda boşanma oranlarında %102 artış görülmesi düşündürücüdür. Boşanmaların, aile huzursuzluğunun intiharlara yol açtığı, hatta uyuşturucu kullanımını dahi artırdığı rakamlarla görülmektedir.
TÜİK verilerine göre son 8 yılda ülke genelinde intihar oranları %52 artarken, Güneydoğu’da %88’lik bir artış gerçekleşmiştir. Hatta zekâtını alamadığı için açlıktan ve sefaletten bunalan 26 yaşındaki genç annenin intiharına şahit oluyoruz. Yine yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde 1 milyon 141 bin 300 kişi tek kişilik hane halkını oluşturmaktadır.
Bugün Türkiye’de hane halkının %43’ü yoksuldur. Türkiye OECD ülkeleri içinde üniversite mezunu işsizlerin en çok olduğu ülkeler arasındadır. Aile ekonomik açıdan yoksul bırakılırken manevi değerlerinden de yoksun kalmıştır. Bahis oyunları adı altında kumar, devlet eliyle teşvik edilmektedir. Geçim zorluğu yüzünden, kısa yoldan para kazanmak için kızının küpesini satıp bahis oyunlarına yatıran babalar, çantasında bahis oyunu kuponu taşıyan öğrenciler ve bahis oyunları yüzünden boşanan çiftlerin sayılarının artması ile ailelerimiz için bu oyunlar açık bir tehdit halini almıştır.
2004 yılında ilk yasal bahis oyunu şirketi sektöre girmiş, bugün Türkiye bahis oyunlarında dünya üçüncüsü konumuna gelmiştir. Her hafta 3,5 milyon kişinin bahis oynadığı ülkemizde, bu sektörü ellerinde bulunduranların iştahı kabarırken, sanal bahis oyunları evleri kumarhaneye çevirmiştir.
Medyadaki tekelleşme ve yabancı firmaların medya üzerindeki denetimlerinin artması endişe vermekte, milli olmayan medya kuruluşları toplumun manevi-ahlaki değerlerini tahrip etmekte ve aile bağlarını zayıflatmaktadır. Buradan halkımıza çağrıda bulunuyoruz; her türlü yazılı ve görsel medyanın, aile hayatını hiçe sayan ahlaki değerleri erozyona uğratan, medeniyet değerlerimizi küçültücü ve tahrif edici, rezalet denilecek nitelikteki yayınları için RTÜK’ü ve ilgili kurumları arayalım, uyarılarımızı yapalım. Elbette fikir hürriyeti, basın hürriyeti vardır ve korunacaktır. Ancak toplumu menfi yönde etkileyen ahlaki ve manevi değerlerin yok edilmesine göz yumulamaz. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklarımızda, yabancı eş cinsellerin nikâh törenlerine şahit oluyor, limanlarımızda yüzlerce eşcinseli ağırlıyoruz. İster yönelim, ister eğilim, ister tercih olarak tanımlansın, sonuçta eşcinselliğin normal bir davranış gibi algılatılması ve özendirilmesi, özellikle televizyon yayınları ile teşvik edilmesi kabul edilemez. Ülkemizin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden Cemil Meriç “televizyon; batının fuhşiyatını haremimize soktuğu şeytani bir oyuncağıdır” demiştir. Elbette her türlü iletişim aracı olması gerektiği gibi insanımızın hizmetine sunulmalı ve inancımıza ters olmayan yayın politikaları desteklenmelidir. Ancak televizyon dizilerinde insanımızın bilinçaltına empoze edilen çarpık ilişkiler yumağında boğulmuş karakterler, gençlerimizin olumsuz etkilenmelerine sebep oluyor ve bu da aile kurumunu yıkıcı bir boyut alıyor.
2002 yılında 1 saatte işlenen suçlar artık dakikada işlenir hale gelmiştir. Her 39 saniyede bir suç işlenmektedir. RTÜK Başkanı dahi son yıllarda artan şiddet olaylarının arka planında televizyon kanallarının olduğunu, yayınların ahlaki ilkeleri zorladığını belirtmiştir. Ne yazık ki çocuklarımıza 14 yaşına kadar onbinlerce cinayet ve cinsellikle ilgili sahneler izlettirilmektedir. Fuhuş ve uyuşturucunun ilköğretim çağına kadar indiğini üzülerek görüyoruz. Gençlik haftasının kutlanacağı bu günlerde yarının anne babaları olan günümüz gençliği ise bireyselleşme ve yabancılaşma süreçleri sonucunda kimlik arayışı içinde olan bir nitelik göstermekte ve aile ve toplum merkezli olma niteliğini kaybetmektedir. İnsan ömrünün en verimli dönemi olan gençlik çağı ise popüler-kapitalist kültür tarafından oyun ve eğlence çağı olarak empoze edilmektedir. Gençlerin büyük çoğunluğu sanal ortamlarda vakit geçirerek gerçek yaşamdan ve hayatın gerçeklerinden uzaklaşmaktadır. Bir ilimizin emniyet müdürü “Kültür Parkta her çalının altı yatak odası gibi” diyerek içinde bulunduğumuz çürümüşlüğü gözler önüne sermiştir. Üzülerek belirtmeliyiz ki Tanzimatla başlayan Osmanlı’nın yıkılmasına kadar süren ve halen devam eden batılılaşma hastalığı ve batıcı zihniyet asırlarca dünyaya adalet ve huzur dağıtmış medeniyetin torunlarını tanınmaz hale getirmiştir. Oysa aile bahçesinde tomurcuklanan ve açan, toplumda filizlenen ve devletin himayesinde sosyal sorumluluk mevkiine gelen gençlerimize aile-toplum-devlet olarak sahip çıkmalı, toplumla gençlik arasındaki kopukluğu gidermeliyiz.
Ülkemizin gençleri meslek sahibi, iş sahibi, istikbale umutla bakan, yüksek idealler peşinde koşan, sadece kendinin değil başkalarının da kurtuluşu için uğraşan mücadele eden gençler olmalıdır.
2011 yılında kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, aile kurumunu güçlendirmeyi, kadınlarımızı ve aile bireylerini şiddetten korumak için güçlü bir kalkan oluşturmayı hedefliyor ise AB Uyum Süreci çerçevesinde ülkemize dayatılan medeniyet değerlerimize aykırı ev ödevlerini yapmak yerine kendi çözüm yollarını oluşturmalı ve bu milletimizin kendi gerçekleri üzerine plan ve projeler oluşturmalıdır.
Toplumun temel kurumu olan ailenin korunması amacıyla, Milli Güvenlik kurulu gibi bir “Aile, Çocuk Ve Kadınları Koruma Yüksek Kurulu” kurulmalıdır.
Zinanın suç olmaktan çıkartılması, batı toplumlarında ailenin yok olmasının en önemli etkenlerinden birisidir. Bu sebeple zina suç kapsamına alınmalıdır.
Gençler için mutlu evlilik kurma ve bunu sürdürme yollarına dair psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti sağlanmalı, eşlerin birbirlerine karşı vazife ve sorumlulukları öğretilmelidir.
Her aileye eğitim ve çocuk yetiştirmeye yönelik destekler verilmeli ve basın kuruluşlarının bu yönde yayın yapmaları sağlanmalıdır.
Hanımların ve çocukların maddi manevi gelişimi ve aile idaresi konusunda eğitici programlar organize edilmelidir.
İnternetin ahlaki değerleri tahrip eden yayınları engellenmeli internet cafeler birer eğitim ve bilgi edinme mekânları haline getirilmelidir.
Evlenme kolaylaştırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca insanımıza, çekirdek aile yerine toplumu ayakta tutan dinamiklerden olan “Büyük Aile” nin özendirilmesi de gerekmektedir.
Aile bağlarını güçlendirecek TV programları ve filmler hazırlanmalıdır. Maddi ve manevi açıdan bizlere önderlik etmiş, yaşantıları ile örnek olmuş annelerimizin hayatları kitaplaştırılmalıdır.
Bugünün ve yarının annelerinin yaşam alanlarını daraltan bütün yasaklar kaldırılmalıdır.
Aile danışma merkezleri kurulmalı, bu merkezler aile bireylerinin psikolojik sorunlarının çözümünde aktif rol oynamalıdır.
Irkçı mihrakların bilinçli bir şekilde oluşturduğu “baskı altında ezilen” Müslüman kadın imajı değiştirilmeli, inanç sistemimizin kadınlara verdiği değere, öneme ve önceliğe dikkat çekilmelidir.
Ayrıca toplumun hiçbir ferdinin maddi sıkıntılar yüzünden zorda kalıp istenmeyen işler yapmaması için gerekli tedbirler alınmalı, düzenlemeler yapılmalıdır.
En önemlisi de sosyal adalet ile ilgili düzenlemeler yapılarak fertlerin ve toplumun onurlu, standartları yüksek ve temiz bir hayat sürmeleri sağlanmalıdır.
Asgari ücretten vergi alınmamalı, dar gelirli aile fertlerinin eğitimi desteklenmeli ve okuyan çocuklara burs sağlanmalıdır.
Devlet bütçesi ihtiyaç sahiplerine her türlü sosyal yardımı sağlayacak şekilde planlanmalıdır.
Bizler Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları olarak hükümete acilen aile ve toplum saadetini sağlamaya yönelik önlemler alması çağrısında bulunuyoruz. Konya il teşkilatımızın başlattığı Aileyi parçalayan en önemli nedenlerden olan Zinanın tekrar suç kapsamına alınması amaçlı imza kampanyasına bizlerde İstanbul İl kadın kolları olarak imzalarımızla desteklediğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
Ahlaki ve manevi değerlere bağlı milletlerin büyük medeniyetler kurduklarına, bu değerlerden uzaklaşanların ise güçlerini yitirdiklerine tarih şahittir. “Yaşanabilir Bir Türkiye” “Yeniden büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”nın ancak ahlak, maneviyat ve adil bir düzen temeli üzerinde kurulacağına inanıyor, ülkemizin güçlü ve saadetli ailelerden ve bireylerden oluşmasını diliyoruz.
Saadet Partisi İl Kadın Kolları
Saadetli Kadınlar 110. İl Divanın’da Buluştu
17 Mayıs 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları 110. İl Divan Toplantısını yoğun katılımla gerçekleştirdi. Münzevi salonlarında gerçekleşen toplantıya il yönetim kurulu üyeleri, ilçe yönetim kurulu üyeleri ve mahalle temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıya Genel Başkan yardımcılarından Muhittin Yıldırım da eğitimci olarak katıldı.
Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk bu dönemde teşkilat çalışmalarına da ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.
Eğitim bölümünde söz alan Muhittin Yıldırım ise Milli Görüş Hareketi’nin nasıl başladığını, şu an ne noktada ve nereye gitmekte olduğunu önemle vurguladı. Milli Görüş Hareketi’nin bir reaksiyon hareketi olmadığını aksiyon hareketi olduğunu söyleyen Yıldırım, Merhum Liderimiz Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’ın da bütün söylemlerini gerçekleştirdiğini ifade etti.
Halkımızın CHP ile korkutularak AKP ‘ye mahkum edildiğini belirttikten sonra gündemle alakalı konulara da değindi ve ülkemizdeki faiz batağından da bahsetti. Dış Politikada ise D-8′lerin önemine vurgu yaparak Orta Doğu’daki karışıklıklara ve Siyonizm’e değindi.
Toplantının kapanış konuşmasını yapan Nagehan Gül Asiltürk, yaz döneminde yapılacak çalışmaların aksamadan devam edeceğini belirtti.
–
Saadet Partili Hanımlardan SEKAM Ziyareti
06 Mayıs 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Geçtiğimiz günlerde SEKAM Başkanı Burhaneddin Can’ı ziyaret eden Saadet Partisi İl Kadın Kolları Siyasi İşler, Tanıtma ve STK Birim Başkanları, Mayıs ayında idrak edilecek olan “Aile Haftası” ve “Gençlik Haftası” münasebetiyle istişarede bulundular.
Arazi çalışmalarını yoğunlaştıran Saadet Partili hanımlar,toplumun gerçeklerini seçmen nezdinde gözler önüne sererek çözüm yollarını birlikte oluşturmayı ve yetkilleri harekete geçirmeyi sorumluluk sayarak önemli haftaları değerlendirdiklerini vurguladılar. Kadın Kolları Başkan Yardımcıları’nın projelerinden bahsettiği toplantıda SEKAM’ın araştırma ve anket sonuçları değerlendirilerek tecrübeler paylaşıldı.
Dünya Müslüman Gençler Birliği Kadın Teşkilatından Anlamlı Ziyaret
01 Mayıs 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
DÜNYA MÜSLÜMAN GENÇLER BİRLİĞİ KADIN TEŞKİLATINDAN SAADET PARTİSİ İSTANBUL İL KADIN KOLLARINA ANLAMLI ZİYARET
Dünya Müslüman Gençler Birliği Kadın Kolları Başkanı Hale Nosayr ve beraberindeki ekip 27 Nisan 2012 Cuma günü Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığında İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk ve ekibiyle bir araya geldiler.
Dünya Müslüman Gençler Birliği Kadın Kolları Başkanı Nosayr, derneklerinin dünyada 46 şubesi bulunduğunu ve merkezin Suudi Arabistan’ın başkenti Cidde de olduğunu belirterek dünya çapında önemli gençlik kuruluşları arasında yer alan derneğin, gençlere sosyal ekonomik ve eğitim desteği verdiğini ifade etti. İstanbul da Irak Türkmenleri Derneği’nin organizasyonu çerçevesinde bulunduklarını ve bu çerçevede çeşitli ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirten Nosayr , Saadet Partisi Kadın kolları Başkanlığını ziyaretini önemsediklerini vurguladı.
İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Asiltürk, İslam Birliğini önemseyen bir yapı olarak bu ziyaretin çok mühim bir ziyaret olarak değerlendirdiklerini belirterek, Saadet Partisi’nin en önemli misyonunun İslam Birliği oluşunu üzerinde durulması icap eden bir durum olduğunu,1969 da merhum liderimiz Erbakan’ın bu misyon için yola çıktığını ifade etti. Nihayet TC 54.koalisyon hükumeti sırasında bu amacın ilk adımı olan D-8 in her türlü zorluğa rağmen hayata geçirildiğini belirten Asiltürk , bu gün İslam aleminin içinde bulunduğu bütün sorunların çözümünün İslam birliği , İslam Nato’su , İslam BM’i, İslam ortak pazarı ile çözülebileceğini sözlerine ekledi. Kırk yıldır ülkemizde ve bütün dünyada merhum liderimiz Necmeddin Erbakan başta olmak üzere Müslümanları Siyonizm, Hak ve Batıl mücadelesi, İslam birliği, Müslümanlar için siyasi erkin önemi konularında bilinçlendirme çalışmaları yapmaktayız. Türkiye’nin İslami kimliğine tekrar kavuşmasına en büyük katkıyı Milli Görüş gerçekleştirmiştir .
Türkiye Müslümanlarının bir çok sorununun olduğunu ifade eden Asiltürk , Türkiye’nin yönünün Amerika’ya , yani batıya dönük olduğunu AB uyum yasaları çerçevesinde çıkarılan yasalarla Türkiye de zinanın kanunlarda serbest hale getirildiğini, domuz etinin kasaplık et sınıfına sokulduğunu , misyonerlik faaliyetlerinin kolaylaştırıldığı bilgilerini vererek, Davos ta “One Mınute” diyen Başbakanın İslam dünyasına İsrail karşıtı görüntü verip Müslüman halkların desteğini alırken Mavi Marmara mağdurlarının İsrail aleyhine devalarını geri çekerek Mavi Marmara olayından sonra İsrail ile ticareti artırdığına vurgu yaptı.
İş birlikçi iktidarların ancak , İslam dünyasında topyekün bir şuurlanma ile etkisiz hale getirilebileceğine tekraren vurgu yapan Asiltürk bunun için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor dedi.
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kollarının çalışmaları ile ilgili heyete bilgi veren Asiltürk, tüm Ortadoğu’yu ilgilendiren Türkiye’nin Malatya iline konuşlandırılan füze kalkanına karşı imza kapmayası ve basın açıklaması gerçekleştirdiklerini, yine İstanbul da hanımların toplu taşıma imkanlarından daha rahat istifadeleri için hanımlar için “Pempe Metrobüs” imza kampanyası ve basın açıklaması gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi. Ayrıca uluslar arası konferanslar , ev sohbetleri, seminerlerle hanımların manevi ve kültürel hayatlarına katkıda bulunduklarını belirtti.
Görüşmeden büyük memnuniyet duyduklarını belirten dünya Müslüman Gençler Birliği Kadın Kolları Başkanı Hale Nosayr görüşmeden çok istifade ettiklerini belirterek ortak çalışmalara imza atmak istediklerini ifade etti. Görüşme heyetleri karşılıklı hediye takdimleri ile sona erdi.
İstanbul Kadın Kolları Divan Toplantısını Gerçekleştirdi
12 Nisan 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları 109. İl Divan Toplantısını yoğun katılımla gerçekleştirdi. İl Yönetim kurulu üyeleri, ilçe başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, müşahitler,hatibelerin ve gençlik komisyonların hazır bulunduğu toplantıya İl Başkanı Selman Esmerer, Kadın Kolları Sorumlusu Köksal Şenel ve Eğitim Birim Başkanı Ahmet Küçükağa katıldı
Toplantının açılış konuşmasını yapan İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, gündemdeki siyasi gelişmeleri değerlendirirken 18 mart’ı şerefle yad ettik bu çerçeveden bakınca günümüze ibretle görüyoruz ki Başbakan, ABD Başkanı Obama için kardeşim ifadelerini kullanabiliyor dedi. Suriyede yaşananlarıda bu çerçevede değerlendirmemiz gerekiyor. 11.147 kişi Suriye de bir yılda katledildi. Yaşananların bir an önce çözülmesi lazım diyen Asiltürk, fakat bunu kim çözecek? Türkiye mi? D-8 mi? Annan Planı mı? Niye Annan Planı ile Suriye’yi kurtarmaya bu kadar hevesliyiz. Kardeşlerimizle sorunu silahla çözmeyiz ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin dış politikadaki acziyeti bütün coğrafyamızı olumsuz etkiliyor. Nato, barışın teminatı olmadığını bir kere daha gösterdi. Türkiye üyeliğini gözden geçirmeli ve sonlandırmalıdır. Eğitim sistemindeki değişikliği şekli bulan Asiltürk, müfredatın değişimi kesinlikle şarttır dedi.
Siyasi Konuşmalar Gündem Maddesi’nde söz alan İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer, Suriyede yaşanan gelişmelerle ilgili olarak üzüntü ve endişe ile bakıyoruz ki gelinen nokta ABD ve müttefiklerinin istediği doğrultuda ilerliyor. İran Şia taassubu ile hareket ediyor, zulmü destekliyor. Stratejik ve coğrafi konumunu ile olaylara yaklaşıyor dedi. Akan kan durdurulmalı ama emperyalistlerin güdümünde olmamalı ifadelerini kullandı. Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nın halkla buluşma programlarını da değerlendiren Esmerer, gittiğimiz ilçelerde stklarla, yerel basınla, etkili fertlerle ve en önemlisi halkımızla kucaklaşıyor, çalışmalarımızı aktarıyoruz dedi.
Saadet Partisi İl Eğitim Birim Başkanı Ahmet Küçükağa, İstanbul genelinde yürütülen eğitim programları ve ders halkalarının amacı ve uygulamada dikkat edilecek hususlarla alakalı katılımcıları bilgilendirirken, Milli Görüş mensuplarının önce kendisine, daha sonra ailesine, ülkesine, bütün insanlığa rehberlik edecek bireyler olmalıdır dedi.
Füze Kalkanı’na Hayır! İmzaları TBMM Dilekçe Komisyonu’na Gönderildi
04 Nisan 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları 4 Nisan 2012 Çarşamba, NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşma Örgütü) 63. kuruluş yıldönümünde Türk Milletini ve hükümet yetkililerini Natô’nun yetkileri konusunda uyarmak üzere bir araya geldi.
Taksim Ptt önünde bir basın açıklaması yapan İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, 1949 yılında kurulan NATO ana kuruluş gayesinden bir hayli uzaklaşmış bulunduğuna dikakt çekerek ırkçı Emperyalistler’in hedeflerini gerçekleştirmesi yolunda hareket etmekttiğini belirtti. Türkiye’nin NATO üyeliği sorgulanmalıdır, hatta derhal sonlandırılmalıdır diyten Asiltür, Nato bünyesinde atılan tehlikeli bir adımda Malatya Kürecik’te kurulan ve aktif olarak faaliyete başlayan Füze Kalkanı’dır dedi.
Füze Kalkanı Projesi adeta düşmanlarımızın elini güçlendirecek ve kendi ülke ve halkımızı yok yere tehlikeye atacak bir projedir.
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak “bu projenin uygulamasının durdurulması yönünde halkımızdan gelen talep üzerine bir imza kampanyası yürüttük”, vatandaşlarımızdan topladığımız bu imzaları TBMM’ye gönderiyoruz. Biz üzerimize düşeni yapmış olmanın huzuruyla yetkilileri kendi üzerlerine düşeni yapmaya davet ediyoruz dedi.
Uydu Ülke değil, Lider Ülke Türkiye için çalışan Saadet Partisi Teşkilatı aziz milletimizin desteğiyle hedefine ulaşacak ve Saadet Dünyası’nı kuracaktır diyen Kadın Kolları Başkanı Asiltürk, basın açıklmasının ardından PTT şubesine “Füze Kalkanı’na Hayır!” başlıklı imza sirkülerini TBMM Dilekçe Komisyonu’na göndermek üzere teslim etti.
Basın Açıklamasının Tam Metni:
Bugün 4 Nisan 2012 Çarşamba, NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşma Örgütü) 63. kuruluş yıldönümü. Bu vesile ile aziz milletimizi ve hükümet yetkililerini NATO’nun uygulamaları konusunda uyarmak için burada toplanmış bulunmaktayız.
1949 yılında kurulan NATO ana kuruluş gayesinden bir hayli uzaklaşmış bulunmaktadır. 1990’lı yılların başında Komünizm’in yıkılışından sonra kuruluş gayesini tamamlamış olup, adeta hedefini kaybederek, yeni arayışlar içine girmiştir. İşte bu süreçte, o zamana kadar ana hedefi olan “Kızıl Tehlike’yi yok etme misyonu” yerine “Yeşil Tehlike’yi (İslam’ı) yok etme misyonu”nu oturtmaya başlamıştır. Bunu yaparken de “Fundamentalist! İslami terör ile mücadele edildiğini” öne sürerek, değişik İslam coğrafyalarında savaşçı güç olarak boy göstermeye başlamıştır. İslam ülkelerinde büyük tahribatlara yol açmıştır. NATO’nun İslam ülkelerine karşı bozuk sicili oldukça kabarık ve karanlıktır.
New York’taki İkiz Kuleler’in vuruluşundan itibaren ABD, askeri ve siyasi dikkatini ve gücünü, Orta Asya ve Ortadoğu’da yoğunlaştırmıştır. Terörle mücadele bahanesiyle Afganistan’ı işgal etmiş, Saddam diktatöründen Iraklılar’ı kurtarmak ve gizli kitle imha silahlarından arındırmak bahanesiyle Irak’ı işgal etmiştir. Libya’da halk ayaklanmaları başladığında, umulmadık bir şekilde, isyancılara yardım bahanesi ile Fransızlar, İngilizler ve ABD hemen işe karışmış, bombardımana başlamışlardır. Bütün bu ülkelerde NATO kısa bir süre sonra devreye sokulmuş ve fiilen savaşa katılmıştır. Sivil halk katledilmiş, sivil hedefler vurulmuştur. Türkiye bir NATO üyesi olarak görev aldığı Afganistan ve Libya’da kontrolsüz saldırıların önüne geçememiştir. NATO bu ülkeler resmen “savaşta olmadıkları” halde bu ülkelere saldırmış ve onları defalarca bombalamıştır. Yani bu olaylar, bağımsız ülkelere uygulanan operasyonlardır. Olayların en vahim ve en endişe verici yönü de budur. Uygulamalarıyla NATO ABD’nin ve Batı’nın yükünü hafifletmekte ve onlara uluslararası “meşruiyet” kazandırmaktadır.
Öte yandan ABD’nin 5. filosunun dinlenme yeri olan Bahreyn’in emiri ve idarecileri, buradaki halk ayaklanmasını en sert şekilde bastırırlarken, Batı bu olaylar karşısında herhangi bir insan hakları ihlali veya yaptırımlardan bahsetmemiştir.
Orta Asya’da Afganistan tam 10 yıldır savaş alanıdır. 12 askerimizin bir helikopter kazası sonucu hayatını kaybettiği Kabil’de askerlerimizin durumu bize Çanakkale’deki Anzak Müslümanları’nı hatırlatmaktadır. Müslümanın müslümana kırdırıldığı bu savaşta işbirlikçi olmanın bedelini Anzaklar o gün nasıl ödedilerse bugün de acaba biz mi ödemekteyiz?
Aynı NATO 9 şehit verdiğimiz Mavi Marmara’ya İsrail saldırırken neredeydi?
Milletimiz asırlardır zalimin karşısında mazlumun yanında olmuş ve bunu yaparken ne din, ne dil, ne de ırk ayrımı gözetmiştir. Hükümetin şu anki uygulamaları ve güttüğü politika asla ve asla şanlı tarihimizle ve milletimizin “Hak ve adaleti üstün tutma” misyonuyla bağdaşmamaktadır.
Sevr Antlaşması’yla topraklarımızı aralarında bölme planları yapan ülkelerle stratejik birlikler kurmak Kurtuluş Savaşı’nda ve özellikle Çanakkale’de şehit düşen ecdadımızın kemiklerini sızlatmaktadır.
NATO Irkçı Emperyalistler’in hedeflerini gerçekleştirmesi yolunda hareket etmektedir. Türkiye’nin NATO üyeliği sorgulanmalıdır. Hatta derhal sonlandırılmalıdır
NATO bünyesinde atılan tehlikeli bir adım da Malatya Kürecik’te kurulan ve aktif olarak faaliyete başlayan Füze Kalkanı’dır. Tam tatil dönemine rastlayan bir zamanda, Ramazan Bayramı dolayısı ile Ankara’da pek kimsenin bulunmadığı bir ortamda bu antlaşma imzalanmıştır. The Wall Street Journal Gazetesi’ndeki bir beyanatta ABD Savunma Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili tarafından bu erken uyarı radarının İran’a karşı ABD tarafından NATO’ya tahsis edildiği belirtilmiştir. Bu radarların ABD donanması ile entegre olacağı da açıklanmıştır.
Daha çok tek yönü tarayan bu radarlar, İran ve Doğu yönünde yoğunlaşmaktadır. Bu sebeple, İran ve Rusya bu radarların varlığından ve yerleştirilme yerlerinden fevkalade rahatsız olup, protesto etmektedirler. Bu adeta “soğuk savaş” gerginliği oluşturacak ve tırmandıracak bir politika uygulamasının önünü açmaktır.
Yeni radarların yerinde kullanılan önceki radarlar her yönü görebilen dönen radarlardı. Bunlar iptal edilmiştir. Mevcut yeni radarlar baktıkları yönün dışındaki faaliyetlerin kimden kaynaklandığını tespit edemeyeceklerdir. Örneğin, PKK veya İsrail veya başka bir grup, Türkiye’ye ve İran’a yönelik bir füze atışı yaparsa yeni radarlar bunun kimden geldiğini tespit edemeyecektir. Ama bu saldırıya karşılık bir savunma atışı yapılırsa, bunu hemen tespit edecek ve ABD gemilerindeki füzelerini harekete geçirecektir.
Komuta ise tamamen ABD’nin elinde olacak ve karar merkezi Brüksel’de bulunacaktır. Radar ve rampalar neden Türkiye’ye yerleştirilmiştir? Daha önce Çek Cumhuriyeti ve Romanya’da olması düşünülmüşse de, Rusya’nın büyük itirazı ve bu ülkelerin de karşı çıkmaları sonucunda karar değiştirilmiştir. NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in ifadesiyle Türkiye Füze Kalkanı’nın topraklarında kurulmasını bizzat kendisi talep etmiştir.
Nükleer başlık taşıyan koruyucular veya atılan füzelerin birbirleri ile havada karşılaştıkları noktada olacak patlamalar sonucunda ortaya çıkacak olan çoğu nükleer serpintiler, hemen alttaki topraklara, bizim topraklarımıza, dökülecektir. İnsanımızın ve bitki örtümüzün üstüne serpilecektir. Biz savaşın bir parçası olmasak bile, savaşın ağırlığı ve tahribatı Türkiye ve insanımızın üstüne çökecektir.
Türkiye’nin İran’la bir düşmanlığı veya problemi mevcut değildir. 1639 yılından beri de İran’la yapılan anlaşma ve barış geçerlidir ve devamlılığını korumaktadır. Son dönemlerde bütün dünyayı derinden etkileyen ekonomik krizler sırasında, İran’la olan ticaret veya enerji anlaşmaları, Türkiye için olumlu bir ortam oluşturmuştur.
Türkiye’ye yerleştirilen bu rampalar ABD veya İsrail’in her hangi bir bahane ile İran’ı vurmasını kolaylaştırmış olacaktır. Böyle bir durumda, Türkiye yukarıda anlatılan tüm avantajlarını kaybedecektir. Türkiye, Orta Doğu’da ve bölgede yalnızlaştırılacaktır. Kendini, ABD ve İsrail saldırılarına karşı korumak isteyen İran da, ilk etapta bu rampalardan kurtulmak isteyecek ve bu hedeflere kendi füzelerini yollamak isteyecektir. Diğerleri kazanırken, tek kaybeden Türkiye olacaktır. Türkiye bu dış etkenler sebebiyle ekonomi, enerji ve diğer konularda zor duruma düşmüş olacaktır. Türkiye’nin acaba bunca riski neden ve kimin için almak istediğinin hesabı detaylı olarak yapılmış mıdır?
Bu Füze Kalkanı Projesi adeta düşmanlarımızın elini güçlendirecek ve kendi ülke ve halkımızı yok yere tehlikeye atacak bir projedir.
Bu proje Türkiye için hayırlı ve yararlı hiçbir şey getirmeyecektir. O halde neden ısrarla uygulanmak istenmektedir.
Alman hayranı İttihat ve Terakki Partisi yöneticilerinin iki Alman donanma gemisinin Marmara Denizi’ne girmelerine izin vermesiyle I. Dünya Savaşı’na itilen milletimiz, şimdi de Batı ve ABD hayranı Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticileri tarafından yeni bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır.
Daha önce yaptığımız uyarıları tekrarlamakta fayda görerek diyoruz ki: ‘Ey AKP yöneticileri! Bu hatadan geri dönün. Bu antlaşmayı feshedin. Milletimizi tehlikeye atmayın.’
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları olarak bu projenin uygulamasının durdurulması yönünde halkımızdan gelen talep üzerine bir imza kampanyası yürüttük. Vatandaşlarımızdan topladığımız bu imzaları TBMM’ye gönderiyoruz. Biz üzerimize düşeni yapmış olmanın huzuruyla yetkilileri kendi üzerlerine düşeni yapmaya davet ediyoruz.
Tam bağımsız ve milli, yani şahsiyetli dış politikaya hasret milletimiz bu özlemini Saadet İktidarı’nda en yakın zamanda yaşayacaktır.
Uydu Ülke değil, Lider Ülke Türkiye için çalışan Saadet Partisi Teşkilatı aziz milletimizin desteğiyle hedefine ulaşacak ve Saadet Dünyası’nı kuracaktır.
Basın açıklamamıza katılımınızdan dolayı teşekkür ederiz.
Saadet Partisi İl Kadın Kolları
Ödüllü Makale Yarışmasının Başvuru Süresi Uzatıldı
30 Mart 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Konu: Hayalimin İstanbul Silueti
Hedef Kitle: 18 Yaş üstü tüm halkımız
Amaç: İstanbul’da yaşayan halkın taleplerini hizmete dönüştürmek
İçerik: Saadet Partisi her zaman ve her ortamda; kültür ve düşüncesiyle halkın yanında ve hizmetinde bir siyasi düşünce hareketi olmuştur. İnsanlarımız belediyecilik hizmetlerini Milli Görüş belediyeleri ile tanıdı. Milli Görüş Türkiye’de belediye hizmetlerini en mükemmel şekilde insanlara sundu. Bizler bu noktada İstanbul’da hızlı bir şekilde yaygınlaşan çarpık yapılaşmaya; kültürel dokunun yok olmaya doğru gittiğine şahit olmaktayız. Bu olumsuzluklara dikkat çekmek, halkın nasıl bir İstanbul isteğini hizmete dönüştürmek ve İstanbul’un tarihi dokusunu ve siluetini nasıl koruyabiliriz sorusuna cevap aramak için “HAYALİMİN İSTANBUL SİLUETİ” konulu bu makale yarışmasını düzenlemeyi zorunlu ve gerekli gördük. Bu yarışma ile Saadet Partisi gelen çalışmaları hizmete dönüştürmeyi hedeflemektedir.
Katılım ve yarışma şartları:
1.Saadet Partisi İstanbul İl ve İlçe Teşkilatlarında görevli olmamak
2.18 yaş üstü herkes katılabilir
3.Yarışmaya sadece bir eserle katılmak
4.Eserin daha önce herhangi bir yarışmaya katılmamış olması ve bir yayın organında yayınlanmamış olması
5.Yarışmaya katılan eserlerde aranacak şartlar
a) Eserler A4 sayfa boyutunda, 12 punto, Time New Roman karakteri ile 3 sayfayı geçmeyecek şekilde hazırlanacak 3 nüsha halinde teslim edilecektir.
b) Anlatım tekniği serbesttir.
c) Eserler özgün olmalı, başka bir eserden kopya olmamalıdır.
d) Eserlerin üzerinde, katılanın ismi ve imzası kesinlikle bulunmamalı, ancak katılım formunda istenen bilgiler veya çalışmanın son sayfası arka kısmının sağ alt köşesine, yarışmacının adı, soyadı, yaşı, gördüğü eğitimler, okuduğu bölüm, ulaşılabilecek telefon numaraları, adresi yarışmaya katıldığı ilçe ve il açık bir şekilde yazılmalıdır.
Diğer Hükümler:
1.Dereceye girsin veya girmesin yarışmaya katılan eserin tüm imtiyazı “Saadet Partisi”ne ait olacak, eserler üzerinde yarışmacılar hak talep edemeyeceklerdir.
2.Saadet Partisi, ödül olan ve sergilenmeye değer bulunan eserleri, afiş, katalog, broşür, kitapçık vb. her türlü tanıtım malzemesi olarak kullanma hakkına sahip olacaktır.
3.Dereceye giren katılımcılara ödülleri Saadet Partisi İl Kadın Kolları tarafından verilecektir.
4.Dereceye giren eserlere verilecek ödüller 15 mayıs2012 tarihine kadar alınmadığı takdirde yarışmacılar tarafından herhangi bir hak talep edilemeyecektir.
5.Yarışmaya katılanlar, yukarıdaki şartların tümünü kabul etmiş sayılırlar.
Ödüller
İstanbul genelinde yapılan kompozisyon yarışmasında ilk üç dereceye giren yarışmacılara aşağıdaki ödüller verilecektir.
Diz üstü bilgisayar
Tablet
Fotoğraf makinesi
Yarışmaya katılan tüm yarışmacılara teşekkür belgesi verilecektir.
Juri Üyeleri
Sn: Ali Haydar Haksal (Edebiyatçı,Yazar)
Sn: Durali Yılmaz (Akademisyen, Yazar)
Sn: İsmail Kıllıoğlu (Araştırmacı,Yazar)
Sn: Mustafa Armağan ( Araştırmacı,Yazar)
Sn: Nejat Çavuş (Yazar Şair)
BAŞVURU
Eserlerin katılım formu ile birlikte bir zarfa konularak 21 ocak-15 nisan 2012 tarihleri arasında Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığına;
* Elden (kargo) ile ulaştırmak için başvuru adresi: Merkez Efendi Mah. Yılanlı Ayazma Cad. No: 23 Cevizlibağ Zeytinburnu İstanbul
* E-posta ile başvuru için ise: saadet@hayaliministanbulsilueti.com adresine göndermeniz gerekmektedir.
Başvuru formu www.saadetkadin.org internet adresinden temin edilebilir.
BAŞVURU FORM
Sonuçların açıklanması: Sonuçlar www.saadetkadin.org internet adresinden öğrenilebilecektir
Ödüller, 05 mayıs 2012 tarihinde tertip edilen program ile takdim edilecektir.
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları
Mahalli İdareler Birim Başkanlığı
Pembe Metrobüs İmza Kampanyası
27 Mart 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı geçen ay gündeme getirdiği Pembe Metrobüs önerisini İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisine sunmasının ardından imza kampanyası ile halka indi.
Şirinevler Meydanı’nda imza kampanyasının startını bir basın açıklaması ile veren İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, “Bu talebimiz hem yazılı hem de görsel medyada çok tartışıldı. İnternet haber sitelerinde hakkında en çok yorum yapılan haberlerin başında geldi. Bizler her yapılan yorumu dikkatle okuduk ve notlarımızı aldık. Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isteriz ki toplumumuzun büyük çoğunluğu bu teklife sahip çıkmıştır.” dedi.
26 Mart Pazartesi ila 1 Nisan Pazar günleri arasında metrobüs duraklarında yapılacak olan imza kampanyası hakkında konuşan İl Kadın Kolları Başkanı, tüm İstanbulluları kampanyaya destek vermeye çağırdı.
“Adına bakanlık kurup, hayat şartlarının kendilerine dayattığı, maddi- manevi zorlukları hafifletmeye çalıştığımız kadınlarımız için, İstanbul’da yapılacak bu uygulama 2010 yılında yapılan referandumun ruhuna da uygun olarak “pozitif ayrımcılık” yaklaşımı olarak eminiz ki toplumun bütün kesimleri tarafından desteklenmelidir.” şeklinde konuşan Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk’ün basın açıklaması üzerinde “Kadınlar için Pembe Metrobüs İstiyoruz” yazan pembe balonların halka dağıtılmasıyla son buldu.
Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk’ün basın açıklamasının tam metni:
Pembe Metrobüs için imza kampanyası
Sayın Basın Mensupları,
Kamuoyu tarafından da yakından takip edildiği gibi Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak 20 Şubat’ta yaptığımız basın açıklaması ile metrobüs hattında “Pembe Metrobüs” talebimizi bütün Türkiye’ye duyurmuştuk.
Bu talebimiz hem yazılı hem de görsel medyada çok tartışıldı. İnternet haber sitelerinde hakkında en çok yorum yapılan haberlerin başında geldi. Bizler her yapılan yorumu dikkatle okuduk ve notlarımızı aldık. Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isteriz ki toplumumuzun büyük çoğunluğu bu teklife sahip çıkmıştır.
Ayrıca bu açıklama sonrası bizimle irtibata geçen sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımız, teklifimize olan desteklerini ifade ederek, bu teklifin hayat bulması adına her türlü yardıma hazır olduklarını belirterek bu uygulamaya olan susamışlığı ortaya koymuş oldular.
Yine o açıklamamızda vurguladığımız şekliyle Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerimiz, bu talebimizi 12 Mart 2012 tarihinde toplanan büyükşehir belediyesi meclisinin gündemine taşıdılar ve teklif haline getirerek meclis başkanlığına sundular ve bu teklifimiz oy çokluğu ile başkanlık makamına sevkedildi.
Sevgili İstanbullular,
Gelinen nokta itibari ile bu konuyu milletimizin onayına sunmak ve birebir desteğini alabilmek adına imza kampanyamızı bugün itibari ile başlatmış bulunuyoruz. İmza kampanyamız bugün başlayacak ve 1 Nisan tarihine kadar devam edecektir. O tarihe kadar 15.30–19.00 saatleri arasında Altunizade, Avcılar, Beşyol, Cevizlibağ, Eyüp, İncirli, Kadıköy, Mecidiyeköy, Merter, Okmeydanı, Şirinevler ve Zincirlikuyu ve İstanbul’un muhtelif noktalarında, metrobüs duraklarında imza formları vatandaşlarımıza sunulacak ve toplanan imzalar Büyükşehir belediye başkanlığına teslim edilecektir.
Bir kere daha hatırlatmak isteriz ki, bu teklifi ideolojik yaklaşım içinde değerlendirmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.
Adına bakanlık kurup, hayat şartlarının kendilerine dayattığı, maddi- manevi zorlukları hafifletmeye çalıştığımız kadınlarımız için, İstanbul’da yapılacak bu uygulama 2010 yılında yapılan referandumun ruhuna da uygun olarak “pozitif ayrımcılık” yaklaşımı olarak eminiz ki toplumun bütün kesimleri tarafından desteklenmelidir.
Dünya teknoloji gücünü elinde bulunduran Japonya’da bile bu tür bir uygulama olması bu konunun ideolojik yaklaşımlarla açıklanmayacak kadar önemli bir toplumsal gereksinim olduğunu ortaya koymaktadır. Rusya’da, Meksika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde de yapılan bu uygulama için ülkemizde geç bile kalınmıştır.
Her 3-4 araçtan sonra 1 adet pembe renkli metrobüsün sefere konulması kadınlarımızın olumsuz seyahat koşullarını, asgariye indirecek ve huzurlu bir yolculuk etme imkanı sağlayacaktır.
Bütün vatandaşlarımızı bir kere daha bu teklife sahip çıkmaya çağırıyoruz. Demokrasilerin vazgeçilmez kuralı olan halkın seçtiklerini denetleyebilmesi gerçeği bugün de başvurulması gereken ana dayanak noktasıdır. Toplanacak imzaların da bu bağlamda değerlendirilme zorunluluğu vardır. Bu imzalar bir anlamda halkın yönetime katılımı anlamı taşır. Sorumluluk mevkiinde bulunan yöneticilerden beklenen bu imzaları dikkate almak ve gereğini yapmaktır.
Açıklamamıza göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ediyor çalışmalarımızda başarılar diliyoruz.
Nagehan Gül Asiltürk
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı
Çatalca Anadolu İmam Hatip Lisesi Ziyaret Edildi
24 Mart 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları geçtiğimiz günlerde Çatalca ilçesinde bir dizi faaliyetlerde bulundu. İlçenin etkili fertlerini, Saadet’li üyelerini ziyaret eden hanımlar Çatalca Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni de ziyaret etti. İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Özlem Gerek Serenli ve yönetim kurulu üyesi Pakize Yüzbaşıoğlu’nu okul müdürü Vedat Karabayır ve müdür yardımcılarından Hasan Uygun karşıladı.
1977 yılında eğitim öğretime başlanan lisede başarı, disiplin ve sevginin hakim olduğunu belirten Karabayır, bölgenin yükünü üstlenmesi hasabiyle öğrenci kapasitesi ile alakalı bilgilerden bahsetti. Saadet Partisili Hanımlar’da imam hatip liselerinin önemi ve yeni eğitim sisteminde olması gereken hususları dile getirmişlerdir.
İstanbul Gençliğinden İstiklal Marşı’nın Kabul Yıldönümünde Anlamlı Ziyaret
11 Mart 2012 Yazan Saadet Kadın
Kategori Genel Haberler, Gündem, Manşet
Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Gençlik Komisyonu İstiklal Marşı’nın kabulünün 91.yılında Mehmet Akif Ersoy’un kabri başında Edirnekapı şehitliğindeydi. Gençlik Kolları Başkanı Kübra Koyun, gençleri Mehmet Akif’in hayatı ve İstiklal Marşı’nın tarihçesi hakkında bilgilendirdi.
“12 Mart 1921” Cumartesi günü TBMM’ inde okunup ve tüm milletvekillerince ayakta dinlendikten sonra coşkuyla kabul edilen İstiklal Marşı’nın dizeleri bugün hala o günkü ruhunu korumaktadır diyen Koyun, bizler bugünün emanetçisi gençler olarak mevcut hükümetin uyguladığı yanlış politikalarla bütünlüğümüzden endişe ediyoruz, Füze Kalkanı’nın ülke topraklarımıza konuşlandırılması endişelerimizi artırıyor dedi. Bu endişelerle üstadın “Rabbim bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” duasına yürekten amin dediklerini belirtti.
Ziyaret Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan duaların ardından vatandaşlara kitap ayracı ve lokum dağıtımı ile sona erdi.


.jpg)





