indir

İnsanlık tarihinin en eski şehirlerindendir Kudüs. Peygamberlerin Cem olduğu, bir saf olduğu en kutsal mekandır. Etrafını bereketli kıldığını müjdeleyen yüce Rabbin davetiyle, rahmet Peygamberi’nin bir gece O’na yürüyüşü ve yükselişidir. Kulluğun zirvesi, dinin direği namazın emir kılındığı yerdir. İslam hükümdarlarının göz bebeği, fetihleri süsleyen beldedir.

Rasulullah (sav) Efendimiz’in yöneldiği ilk kıble olan Mescid-i Aksa’yı kalbinde barındıran mukaddes toprak Kudüs, Cenab-ı Allah’ın irade ve imtihan dairesinde özel bir konumda olarak, dünden bugüne tüm iman eden nesillerin idrakında canlı kalmıştır. Zira geçmiş kavimlerin bu kutsal toprakların kıymetini bilemeyişi ve asi oluşu ellerinden alınmasına sebep olmuştur.

Beş bin yıllık geçmişiyle İslam’ın sancaktarlığını yapmış ilk belde olarak, topraklarında başlayan fetih hareketlerine zemin oluşturmuş Kudüs, ümmetin miras listesinin en başındadır.

Fethin sembolü Mescid-i Aksa, nice kuşatmalara şahitlik etmiş, Hz. Ömer’den sonra Selahaddin Eyyubi ile bir kez daha aslına kavuşabilmiştir. Fetih kumandanının ve ordusunun kıymetlisi olan Kudüs’ün mukaddesatına özel hürmet edilerek, 88 yıllık işgal layıkıyla son bulmuştur. Şanlı emir Selahaddin Eyyubi, fetihle beraber tüm müslümanları Cuma namazı için davet ettiği kutsal beldeyi ibadete hazırlatmış ve bu ümmetin her bölgeden kadınlarının gelip gül sularıyla yıkadıkları Mirac’ın başlangıç noktası Muallak Taşı da Kudüs fethiyle kutsiyetine uygun hale getirilmiştir.

Tarihte sayılı liderin ideali olan, Selahaddin Eyyubinin de hayatını vakfettiği İslam Birliği, Kudüs fethi vesilesiyle dönemin müslümanlarını tekrar tek bayrak etrafında birleştirmiştir.

“Mekke Allah’ın haremidir, Medine Resulullah’ın (sav) haremidir, Kudüs ümmetin haremidir…” diyen cennet mekan Abdülhamit Han da 33 yıllık hükümranlığı boyunca ittihad-ı İslam için çalışmış, Kudüs üzerindeki haksız hesapları terse çevirerek “Devlet-i Aliye’min satılık tek bir karış toprağı yoktur” dediği mukaddes topraklara, ümmetin haremine sahip çıkmıştır.

Bulunduğumuz bu son asırda ise İslam Birliği’ni önce zihninde kurmuş ve hayata geçirmiş olan yegane lider merhum Prof Dr. Necmeddin Erbakan, “Doğu’da bizim, Batı’da bizim, Kudüs’te bizim, Zafer de Bizim” diyerek çıktığı aydınlık yolda son nefesine kadar insanlığın kurtuluşunu ve Filistin davasını siyasetinin merkez noktasına koymuştur. 1980 yılında Kudüs’ü başkent ilan eden İsrail’i tel’in için Konya’da “Büyük Kudüs Yürüyüşü” düzenlenmiş, yine bu yürüyüş Milli Selamet Partisi’nin de kapatılma gerekçelerinden biri olmuştu. İsrail’in bu haksız girişimi karşısında sessiz kalan dönemin Türk Hükümeti Dış İşleri Bakanı, Milli Selamet Partili 24 milletvekilinin gensorusu ile görevinden düşürülmüştü. Merhum Erbakan Hoca hayatı boyunca, ülkesinde hatta tüm dünyada, Siyonizmin hedefleri karşısında İslam ve insanlık adına mücadele edilmesi gerektiğini anlatmıştır. Kudüs’ün kurtuluşunun ümmetin kurtuluşu olduğunu her fırsatta vurgulamış, zihinlere Filistin davası bilincinin yerleşmesine vesile olmuştur. 1997’de Refah-Yol Hükümeti döneminde, 80 yıl aradan sonra bir ilki gerçekleştirmiş ve Türk Askeri Birliği’ni Filistin’e göndermiş olan Erbakan, Filistin yönetimiyle İsrail arasında El-Halil (Hebron) şehrinin Filistin yönetimine devri ve bölgedeki barışın korunması anlaşmalarının imzalanmasına vesile olmuştur. Aynı yıl, İslam Birleşmiş Milletleri’nin bir çekirdeği olarak kurmuş olduğu D-8, başta Kudüs’ün özgürlüğü olmak üzere İslam aleminin hatta tüm insanlığın içinde bulunduğu sorunlara çözüm üretecek, 20. asrın 21. asra armağanı niteliğindedir. Her konuda olduğu gibi Filistin davasında da kararlılıkla siyasetini icraata taşımış olan, 48 yıllık idealleri ve değerleri ile D-8’i ajandasının en başında tutan Saadet Partisi, 1948’den bu güne kadar işgal yoluyla gelen İsrail’in, Filistin topraklarında uyguladığı abluka ve ambargolara karşı, milyonluk mitingler gerçekleştirerek zulmü her zaman telin etmiştir.

Her dönemin Müslümanları için adeta bir turnusol kağıdı özelliğinde olmuş Kudüs, önce müslümanların zihin dünyasında özgür kalmalıdır. Bizi, ancak tüm hücrelerimizde hissettiğimiz Kudüs diriltecektir; bu çağın ümmeti adalet merkezli, huzur ve saadet dünyasını kurarak Kudüs’te dirilecektir. Kudüs şüphesiz İslam’ındır ve daima İslam’ın olacaktır.