11059916_1041563755868946_6933490237279672508_n

Tarihte Kıbrıs 1571 yılında 2. Selim zamanında Venedikli korsanlardan Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiş ve 361 yıl aralıksız olarak adada bulunan halklar barış içinde yaşamışlardır. Osmanlı-Rus harbinde Osmanlı Devleti’nin zayıflığından istifade etmek isteyen İngiltere, destek karşılığında Kıbrıs yönetimini sözleşme ve ek protokollerle üzerine almıştır. Tehdit bertaraf olunca İngiltere,sözünde durmamış ve 1. Dünya Harbi’nde Osmanlı Devleti yenik düşünce adayı ilhâk ettiğini açıklamıştır.Kıbrıs, 1914 -1960 yılları arasında İngiltere hâkimiyetinde kalmış, ama adada yaşayan her iki toplumun baskısı sonucu 1960 ta Kıbrıs’ta bağımsız bir cumhuriyetin kurulmasına razı olmuştur. Zürih ve Londra’da yapılan Garanti ve İttifak anlaşmaları ile 15 Ağustos 1960 ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü, bir başka devlete iltihâk edememe garantisini Türkiye,İngiltere ve Yunanistan taahhüt etmişlerdir. Böylece Türkiye ada üzerinde garantör devlet olmuştur.

Yeni kurulan devlette beklenen barış ortamı sağlanamamış, Rum tarafı Türk toplumunu hazmedememiştir. Rum tarafının başında bulunan Makarios 22 Aralık 1963’te Garanti anlaşmasını iptal ettiğini ilan etmiştir. Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı için çalışan EOKA Terör Örgütü yıllarca bölgede katliamlar yapmıştır.Mathiatı, Ayvasıl ve Kumsal katliamları başta olmak üzere örgüt yıllarca Türk halkına kan ve gözyaşı döktürmüştür.  Kıbrıs’ta tarihe Kanlı Noel olarak geçen 24 Aralık’ta Lefkoşa’da yapılan Kumsal katliamında Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve küçük çocukları evinin banyosunun küvetinde hunharca katledilmiştir.Vahşetin sembolü olan bu canilik sonrası Türkiye’nin önünü sürekli ellerindeki siyasi ve askeri kozlarla kesen İngiltere,ABD ve BM artık bu vahşete sessiz kalınamayacağını görememiştir.

Adada,1963’ten 1974 yılına kadar 100’den fazla Türk köyü yakılmış; 27.000 Türk göç etmek zorunda kalmış, yüzlerce Türk öldürülmüş,  binlercesi yaralanmıştır. Yaşlı, genç, çocuk demeden yüzlerce masum Türk insanı katledilmiştir. Bunun üzerine Türkiye, 13 Şubat 1964’te Güvenlik Konseyi’ne başvurur. BM,Adaya Barış Gücü göndermeyi kararlaştırır. Ancak BM Barış Gücü’ne rağmen Rum saldırıları bitmez.Bunun üzerine Kıbrıs’a ilk olarak 7 Haziran 1964 günü TBMM’ce müdahale kararı alınır. Ancak bu müdahaleden iki gün önce ABD Başkanı Johnson’un meşhur mektubu gelir.   Mektupta;Türkiye’nin adaya yapacağı müdahalenin iki NATO ülkesini (Türkiye ve Yunanistan) savaş durumuna sokacağı, bunun kabul edilemez olduğu, SSCB’nin Türkiye’ye karşı yapacağı olası bir müdahalede NATO’nun Türkiye’nin yanında olmama ihtimali ve ABD’nin 1947 antlaşması çerçevesinde Türkiye’ye verdiği askeri malzemelerin bu müdahalede kullanılamayacağı sert cümlelerle ifade edilmiştir. Türkiye’nin en çok güvendiği müttefiki Amerika’dan aldığı diplomatik teamüllerin dışında yazılmış bu mektup Türkiye’de hayal kırıklığına sebep olmuştur.Bunun üzerine Başbakan İsmet İnönü Kıbrıs’a müdahale fikrinden vazgeçmiştir.

26 Ocak 1974 günü CHP ve MSP arasında koalisyon hükümeti olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 37. Hükümeti, yapılan bütün baskılara rağmen Kıbrıs’ta akan kanın ancak müdahâle ile durdurulacağına karar verdi. Dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit’in Batılı güçlerden çekinmesine rağmen koalisyon ortağı MSP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın kararlı tavrı sonrası akan kan durduruldu. Garantör ülke olan İngiltere’ye Kıbrıs konusunu görüşmek için Ecevit’in uçağı daha havalimanından yeni kalkmışken Başbakan Vekili Erbakan Milli Güvenlik Kurulunu acilen toplamıştır. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar’a gemilerin yola çıkması için tarihi emri vermiştir 20 Temmuz ve 14 Ağustos’ta yapılan iki harekât neticesinde Ada’nın kuzeyi Türk askeri tarafından alınmıştır. “Büyük Güçler,Türkiye ve Kıbrıs Meselesi (1967-1975)” başlıklı TÜBİTAK projesi için dönemin İngiliz Arşivleri’ni tarayan Tarihçi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı BİLGİN İngilizlere göre, harekâtın mimarının ERBAKAN olduğunu açıklamıştır.

Türkiye hükümeti, harekâtı Zürih ve Londra Antlaşması’nın 4. maddesinden doğan haklarını kullanarak gerçekleştirmiştir.Ancak BM ve Avrupa Konseyi bu harekâtı işgal olarak değerlendirmektedir. Operasyon devam ettiği sürede ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok batılı ülke Türkiye’ye askeri ambargo kararları alırken, başta İran olmak üzere Pakistan, Afganistan ve Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye yardım sözleri gelmiştir. Arap baharı neticesinde devrilen ve katledilen Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi ise ambargo sonrası jet yaptıklarımızın tükenmesi ile Türkiye’ye Jet yakıtı yardımı yapmıştır. Harekât sonrasında, Türkiye’nin 40 bin civarındaki askeri Ada’nın kuzeyine yerleşti. Rum Kesimi ve BM harekâtı işgal olarak adlandırdı. Şubat 1975 tarihinde ABD, Türkiye’ye silah ambargosu koydu. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.

Kıbrıs;Türkiye açısından gerek Kıbrıs Türkleri,gerek jeo-stratejik, gerekse tarihî yönden büyük önem arz etmektedir. Ada âdeta yüzen gemi konumunda olup Türkiye’nin, sıkıntılı olan Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki ileri karakolu konumundadır. Kıbrıs Türklerinin  güvenliği milletler arası antlaşmalarla teminat altına alınmıştır. Bu antlaşmalara göre Türkiye,Kıbrıs Türklerini her türlü sıkıntıdan korumak ve kollamak zorundadır. Kıbrıs Barış Harekatı kaçınılmaz bir harekâttır. Bu harekât yalnızca Türkiye’nin milli menfaatleri ve stratejik avantajları için değil, kendisinden yıllardır kurtarıcı olarak yardım bekleyen soydaşları için bir el uzatma, Türkiye’nin kendine olan öz güveninin kazanılması ya da  kanıtlanmasına en güzel örnektir.

 

HABİBE ERDOĞAN

SAADET PARTİSİ İSTANBUL İL KADIN KOLLARI-PLANLAMA VE KOORDİNASYON BAŞKANI