SAADETTEN_TERORLE_MUCADELE_RECETESI_

SON DÖNEMDE ARTAN TERÖR OLAYLARININ ELE ALINDIĞI TERÖR, GÜNEYDOĞU VE ÇÖZÜM ADLI RAPOR YAYINLANDI

Saadet Partisi, ülkenin öncelikli sorunlarının başında gelen terör ve terörizm ile ilgili yeni bir rapor hazırladı. Terör, Güneydoğu ve Çözüm adlı raporda, sorun ele alınırken, çözüm önerileri de bir bir dile getirildi… Terör sorununun temelinde taklitçi yönetimlerin, uyguladığı yanlış politikaların zemin oluşturduğunun vurgulandığı raporda, sorunun sadece terör bağlamında değil, bölgesel olarak da ele alınması gerektiği ifade edildi. Hazırlanan raporun çözüm önerileri kısmında ise din, inanç ve kardeşlik temasının sürekli gündemde tutulması gerektiğinin altı çizildi…

MEVCUT DURUM ŞU ŞEKİLDE

Raporun giriş kısmında terörün yıllardan beri Türkiye’nin bir numaralı meselesi olduğu ve gün geçtikçe daha tehlikeli bir istikamete doğru ilerlediği uyarısı yapılırken, terörün dış desteklerine dikkat çekildi. Terörün, dış güçler tarafından planlı olarak tahrik edilip desteklendiği vurgusunun yer aldığı raporda, mevcut durum 14 maddeyle sıralandı.

ANADOLU BİRLİKTE FETHEDİLDİ

UYGULANAN tüm politikalar neticesinde terör olaylarının durmadığının da altı çizilerek, tarihte yaşanan kardeşlik örnekleri ile sorunun ırkçılık olmadığı, uluslararası bir operasyon olduğu da raporda yer aldı. Raporda, tarihi notlar 5 madde altında toplandı.

TAKLİTÇİ İKTİDARLARIN YAPTIĞI YANLIŞLAR

Saadet Partisi’nin hazırladığı raporda terörün bu hale gelmesindeki temel faktörün taklitçi zihniyetler olduğunun altı çizilirken, yanlış politikaların sorunu daha girift bir hale getirerek bu günlere taşıdığı ifade edildi. Taklitçi zihniyetlerin yaptığı yanlışlar ise 15 maddeyle tespit edildi.

SORUNUN ANA MESELESİ 3 TÜRDÜR

Saadet Partisi’nin hazırladığı raporda dikkat çeken bir diğer konu ise, sorunun sadece bir mesele değil 3 temel sorun olduğu vurgusu. ‘Terör, Kürt Meselesi, Güneydoğu Meselesi’ şeklinde ele alınması halinde sorunlara daha gerçekçi ve akılcı yaklaşılabileceği bilgisinin yer aldığı raporda, ilgili bölüm 6 madde altında toplandı.

Son dönemde artan terör olayları ile ilgili çalışmalar yürüten Saadet Partisi, terör konusunda önemli bir çalışmaya daha imza attı. Hazırladığı raporda, sorun temellendirilirken, soruna ilişkin çözüm önerileri de yer aldı. Maddeler halinde hazırlanan raporda, öncelikle mevcut durum ele alındı.

MEVCUT DURUM ŞU ŞEKİLDE

Raporun giriş kısmında terörün yıllardan beri Türkiye’nin bir numaralı meselesi olduğu ve gün geçtikçe daha tehlikeli bir istikamete doğru ilerlediği uyarısı yapılırken, terörün dış desteklerine dikkat çekildi. Terörün, dış güçler tarafından planlı olarak tahrik edilip desteklendiği vurgusunun yer aldığı raporda, mevcut durum şu maddeler ile ifade edildi;

*Bölgenin bir kısmına gidilemiyor.

*Yolların büyük kısmı mayınlanmış, teröristler şehir yapılanmasını tamamlamış.

*Her gün yoğun çatışmalar oluyor.

*Her gün insanlar ölüyor, şehit cenazeleri geliyor.

*Analar kan ağlıyor.

*Halk mağdur, iki ateş arasında can pazarı yaşıyor. Evleri yıkılmış, işyerleri kapanmış, şehri terk ederek kendi ülkesinde mülteci durumuna düşmüş.

*Bölgenin önemli bir kısmında sosyal ve ekonomik yapı çökmüş durumdadır.

*Eğitim öğretim durmuş, öğretmenler bölgeyi terk etmişler

*Bölgenin kırsal alanları, ilçe ve köyler boşalmış durumda.

*İç ve dış göç ve bunun doğurduğu demografik yapının oluşturduğu problemler istikrarsızlık ve tehditler oluşturmaktadır.

*Bölge halkı iki ateş arasında kaldığı kanaatindedir. Kendisini çaresizlik içerisine itilmiş görmektedir.

*Teröre karşı yapılan savaşta suçlu ile masum arasında dikkatli bir ayrım yapılamaması bölge halkını yanlış tercihlere itmektedir.

*Diğer yandan ölümlerin çoğalması, temelinde terör olan bu çatışmayı kişi ve kitlelerin vicdanında etnik bir düşmanlığa doğru itmektedir.

*Kaldırılan her cenazede duygular derinleşerek dile getirilmekte ve asırlarca bir arada yaşayan, birbiri için canını veren kardeşler arasında etnik tefrikalar oluşturulmak suretiyle kardeşlerin birbirine düşman edilmesi istenmektedir.

ANADOLU BİRLİKTE FETH EDİLDİ

Uygulanan tüm politikalar neticesinde terör olaylarının durmadığının da altı çizilerek, tarihte yaşanan kardeşlik örnekleri ile sorunun ırkçılık olmadığı uluslararası bir operasyon olduğu da rapor da yer aldı. Raporda, tarihi notlar ise şu şekilde dile getirildi;

*1071’de Sultan Alpaslan Bizans ile savaşırken Kürtler 10 bin asker verdi. Çünkü Kürtler de Anadolu’nun İslamlaşmasını istiyordu. O zaman ne Kürtlerin Kürtçülük ne de Türklerin Türkçülük iddiaları vardı.

*Tarih boyunca savaşlarda en büyük destekler Kürtlerden alındı.

*Yine her iki millet asırlar boyunca aynı inancın kardeşleri olarak siperde vücutlarını birbirlerine kalkan ettiler.

*Bu yüzyılın başlarında Musul’da toplanan Kürt aşiretleri Osmanlı Padişahının ve İslam halifesinin yanında savaşmaya karar verdiler Sevr Anlaşmasını yırttılar. Osmanlıya karşı savaşmaları için Kürtlerle görüşmeye gelen İngiliz Valisi’ne, Kürt Lideri Şeyh Mahmut El- Berzencî, elini uzatmadı. Ve “Müslümanların Halifesine savaş açan bir ülkenin valisinin eli necistir” dedi

*Adıyaman’da Bedir Ağa, kendisini isyana teşvik etmek için altın yüklü katırlarla gelen İngiliz görevlisine “Ben Halife’ye isyan etmem” dedi. İngiliz Valisini altınlarıyla beraber huzurundan kovdu.

TAKLİTÇİ İKTİDARLARIN YAPTIĞI YANLIŞLAR

Partinin hazırladığı raporda terörün bu hale gelmesindeki temel faktörün taklitçi zihniyetler olduğunun altı çizilirken, yanlış politikaların sorunu daha girift bir hale getirerek bu günlere taşıdığı ifade edildi.  Taklitçi zihniyetlerin yaptığı yanlışlar da raporda şu şekilde yer aldı;

*Geçmişten bu yana iktidarlar materyalist ve ırkçı politikalar uygulamışlardır. Halen aynı politikalar uygulamaya devam etmektedir.

*Koyu Kapitalist “Bozuk Ekonomik Düzen”le özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizi sömürü bir düzenle aç, işsiz ve geri bırakmışlardır.

*Ülkemizin her yerinde bu meyanda Doğu ve Güneydoğuda insan hakları yeterince tanınmamış, demokrasi ve çoğulcu demokrasi lafta kalmış, “Hizmet Devleti” değil “Baskı Devleti” uygulaması yapılmıştır. Terörle mücadelede güvenlik güçlerinin ağırlığı gittikçe artırılmış, durum adeta bir savaş görüntüsü kazanmıştır.

*Milli menfaatlerimizi gözeten bağımsız politikalar uygulanamamıştır. Terörü teşvik eden ve Türkiye’yi bölmek isteyen dış güçlerin güdümünde hareket edilmiştir.

*Teröristleri açıkça destekleyen, onlara yardımcı olan güçlerin Türkiye’de üst’lenmesine boyun eğilmiştir.

*Yüksek yetenekli ve bölgeyle kaynaşarak oraya gerçek manada hizmet edecek kadroların tayinlerini sağlayabilecek çapta teşvikler oluşturulamamıştır.

*Hükümet; “Çözüm Süreci/Barış Süreci”nde yanlış yöntemler uygulamıştır:

*Hükümet; terör, Kürt ve Güneydoğu meselesinde yanlış kişi/kuruluşları muhatap almıştır.

*Doğu ve Güneydoğuda yaşayan geniş Kürt, Türkmen ve Arap aşiretleriyle ve aşiret liderleriyle, korucularla, kanaat önderleriyle, medrese âlimleriyle, STK’lar, siyasi partiler…vb ile görüşmemiştir.

*Kandil’i, İmralı’yı ve HDP’yi muhatap almıştır. Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Dolmabahçe Sarayı’nda HDP temsilcileriyle bir araya gelerek Abdullah Öcalan’ın yazdığı 10 maddelik deklarasyonu dinlemiştir.

*Terör örgütüyle masaya oturduğunu görüp Devleti arkasında görmeyen yöre insanları PKK Örgütü’nün zaten hâkimiyet kurmaya çalıştığı bölgede çaresizlikle teröre boyun eğmiştir.

*Gerekli emniyet tedbirleri alınmamış, vatandaşın mağdur edilmiştir.

* Teröristler bölge şartlarına adapte olmuşlardır. Eğitim görerek profesyonel hale gelmekte ve gittikçe güçlenen silah, teçhizat varlığına sahip olmaktadırlar. Kütle hareketlerinde gittikçe artan bir deneyim kazandıkları intibası vardır. Bunlarla savaşan güvenlik kuvvetlerimizin çoğu bölgenin ve şartlarının yabancısıdırlar. Bu nedenlerle terörle mücadele önleyici olmaktan çok kovalayıcı bir mahiyet almıştır.

*Bölgenin zaten zor olan tabii şartlarının doğurduğu ekonomik kısıtlamaları aşacak güç ve kapsamda “Bölgesel Kalkınma Projeleri” geliştirilememiştir.

*Güneydoğuda oluk oluk kan akarken Başkanlık sisteminin bir çözümmüş gibi sunulması yanlıştır.

SORUNUN ANA MESELESİ 3 TÜRDÜR

Saadet Partisi’nin hazırladığı raporda dikkat çeken bir diğer konu ise sorunun sadece bir mesele değil 3 temel sorun olduğu vurgusu. ‘Terör, Kürt Meselesi, Güneydoğu Meselesi’ şeklinde ele alınması halinde sorunlara daha gerçekçi ve akılcı yaklaşılabileceği bilgisinin yer aldığı raporda ilgili bölümde şu maddeler yer aldı;

*Kürt Meselesi ve Güneydoğu meselesinin çözülmemiş olması, terörün gelişmesine ortam hazırladığı gibi, terörde diğer iki meselenin çözülmesine zorluk çıkartıyor.

*Bu böyledir diye, üç ayrı meselenin varlığını görmemezlikten gelip ya da yok farz edip meseleyi sadece terör mesesi olarak ele alarak çözmek mümkün değildir.

*Kürt meselesi için her çözüm şekli konuşulabilir ve tartışılabilir. Esasında mesenin bunca içinden çıkılamaz hale gelmesinin sebeplerinden biri, bu konunun; geçmişte bir tabu gibi her türlü tartışmanın dışında tutulması, şimdi ise doğuştan verilen hakların pazarlık konusu yapılması ve lütuf gibi sunulmasıdır.

* Şüphesiz Kürtler de Türkler de bu bölgenin, İslam coğrafyası ve İslam dünyasının şerefli kavimleri ve parçasıdırlar. Bir kısım taklitçi yöneticiler Avrupa, Amerika veya başka bir güce eğilim gösterseler bile, Kürt halkının kalbi İslam dünyasında atar. Bundan hareketle bölgesel her çözüm, İslam faktörünü göz önüne almadan tasarlanamaz ve yaşama şansı bulamaz.

*Elbette Kürtlerin tabii hakları var. Kendi dilleriyle konuşmaları, medyayı kullanmaları, eğitim yapmaları onların tabii haklarıdır ve zaten tarih boyunca bu haklarını kullanmışlardır. Ancak, son 70 yılda izlenen milliyetçi materyalist ve ırkçı politikalar problem oluşturmuş ve problemi ağırlaştırmıştır. Şüphesiz çözüm, yeni milli devletler kurmak, yeni parçalar ihdas etmek değil, parçaları birleştirmek, yeni ve ırkçılığa dayanmayan, büyük bir bütüne doğru yol almaktır. Bir bütün içinde hep beraber saadet bulabilmektir.

*Bu sebeplerden dolayı, terörle mücadele sadece güvenlik tedbirleri olarak düşünülmemeli. Bu konu, kaynağını ve sebeplerini ortadan kaldıracak çok unsurlu ve kapsamlı bir bütün olarak ele alınmalıdır.

SAADET PARTİSİ’NİN TERÖRE KARŞI REÇETESİ

Hazırlanan terör raporunda terörün temelinde nelerin olduğu ve nasıl bu hale geldiği aktarıldıktan sonra da terör karşı reçeteye de yer verildi. Parti, çözüm önerisi başlığı altında 15 maddelik bir reçeteyi kamuoyuna sundu.  İlgili maddelere ise şu şekilde raporda yer aldı;

*Türk, Kürtsüz; Kürt, Türksüz yapamaz. Biz kardeşiz, bu toprağı birlikte savunduk, Ülkemizi birlikte kurduk. Bir bedenin uzuvlarıyız.

*Rabbimiz birdir, Peygamberimiz birdir, Kitabımız birdir, kıblemiz birdir, bayrağımız birdir.  Bu kadar birlik yetmiyor mu?  İnançlarımız etrafında birleşmeliyiz.

*Bu kanın durması, barış ve kardeşliğin tesisi.

*Herkese temel insani haklarının pazarlık konusu yapılmadan verilmesi.

*Bölgeye yatırım yapılması, istihdamın sağlanması.

*“Önce Ahlak ve Maneviyat” prensibini esas alan maneviyatçı eğitim modeline geçilmesi, çocuklarımızı vatanını, milletini seven evlatlar olarak yetiştirilmesi.

*Bütün ülke evlatları, bu meyanda Müslümanlar arasında kardeşliğin doğmasına zemin hazırlanması.

*Faizci sömürü düzenin terk edilerek yerine Adil Düzen’in kurulması

*Baskı rejiminin terk edilmesi.

*Yabancı güçlerin teröre desteklerinin önlenmesi.

*Bölgede çalışan kamu görevlilerinin; bölgenin sosyal ve kişilik yapılarını çok iyi bilen bir yönetim, bölge insanlarına şefkatle yaklaşabilecek ve onlarla bütünleşebilen bir yaklaşım sergileyecek şekilde eğitilmesi.

*Yaygın ve hızlı çalışan bir istihbarat, teröristleri hedeflerine varmadan tespit edebilecek bir haberleşme sistemi.

*Bölge için özel kalkınma programı.

*Teröre destek veren İncirlik Üssü’nün boşaltılması.

*Terörist olayların cereyan etmeden önce, daha hazırlık safhasında iken önlenmesi, bunun için kuvvetli istihbarata ilaveten, modern teçhizat ve özel eğitim görmüş, süratli ulaşım gücüne sahip profesyonel timlerin sayılarının artırılması.

MİLLİ GÖRÜŞ HÜKÜMETLERİ DÖNEMİNDE TERÖR YAŞANMADI

1969 yılında milletin ruh kökü olarak başlayan Milli Görüş Hareketi’nin hükümetleri döneminde terör olaylarının neredeyse yaşanmadığı da rapor da şu maddeler halinde sıralandı;

*1974 -1978 yıllarında Mili Görüş hükümette idi. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı hükümetin Milli Görüş kanadına bağıydı. Son 25 yılda terörün en düşük olduğu yıllar bu yıllardır.

*1996-97 yıllarında 11 aylık Refahyol Hükümeti süresince terör en düşük seviyede seyretmiş, şehit cenazesi gelmemiştir.

*Milli Görüş’ün Ağır Sanayi hamlesinin büyük ve önemli yatırımlarından pek çok tesis, dengesizliği gidermek için Doğu ve Güneydoğu Anadolu da kurulmuştur.

*Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki yollar ve diğer önemli yatırımların pek çoğu Milli Görüş hükümette iken yapılmıştır.

*Önceki dönemlerde karayollarına yeni makine parkı kurulduğu zaman bu makineler Batı illerine veriliyor, batıdakiler de Güneydoğudaki illere naklediliyordu. Milli Görüş bu haksızlığı önleyerek adil davrandı.