20160206_134425

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Gençlik Kolları 44.İl Divanı Kağıthane İlçemizin ev sahipliğinde  partimizin İl merkezinde gerçekleştirilmiştir.

Divan İstanbul İl Kadın Gençlik Kolu Başkanı Sümeyye Uğur’un açılış konuşmasıyla başladı. Şubat ayının önemine dikkat çeken Uğur “ Şubat ayı bizim için şehadet ayıdır, bizim için hüzün aydır. Hocamızı kaybettiğimiz, ebediyete uğurladığımız tarihtir. Kime kulluk ettiğimizi, kime ümmet olduğumuzu ve kime er olduğumuzu asla unutmayalım. Biz böyle bir davada olmasaydık Siyonizm’den, Arz-ı Mevud’dan haberdar olamazdık.  15 yaşındaki bir kız çocuğu Siyonizm hakkında konuşabiliyorsa bu er olabildiği davanın yüklediği şuurdandır. Bizim için Şubat ayı sadece liderimizin vefatına üzülme ayı değil, onun emanetine sahip çıkmamız gerektiğini, onu daha da iyi anlamamız ve tanımamız gerektiğini hatırladığımız bir aydır.” ifadelerinde bulundu.

20160206_134454

Siyasi konuşmalar günden maddesinde konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Pakize Yüzbaşıoğlu hanımefendi gençliğin yaptığı çalışmaların önemine dikkat çekerek “Bizim neslimiz İslam’ın uygulandığı bir dönem olmak zorunda. İnsanlar söze doymuş durumda. Söz artık bir şey ifade etmiyor. Bizim neslimize yönelik bir şey ortaya koymak istiyorsak bunu ancak yaşam şekli ile ortaya koyabiliriz.

Allah fırsatlar içinde fırsatlar yaratır. Bakarsınız tam da İslam Birliği’nin kurulacağı bir zaman elimize geçti ama peki bu işin sosyolojik çalışmalarını, istatistik araştırmalarını kim yapacak? Bu meselenin anlaşma metinlerini kim yazacak? ikinci Yalta Konferansı’nı kim yapacak? Diplomasisini kim organize edecek bunun için kendimizi çok iyi yetiştirmemiz, iyi eğitmemiz ve her an hazırlıklı olmamız gerekiyor.

Ben edebiyat öğrencisiysem İslam dünyasının edebi kazanımlarını, bütün köşe taşlarını adım adım bilmem gerekir. Mesela felsefe öğrencileri, felsefe yazarları birkaç üniversitenin felsefe bölümünden bir araya gelen akademisyenlerimiz bir basın açıklaması yapsalar şöyle bir şuur ortaya koysalar; Deseler ki Suriye’li mülteci durumundan sonra Türkiye’de ve İslam ülkelerinde artık çağdaş dönem felsefe dersinin verilmesini istemiyoruz. Çünkü felsefe bir düşünce mantığını anlamak ve ondan istifade etmektir. Bizim felsefe fakültelerimizin tamamı Batı temelli. İnsan haklarına kağıt üzerinde yazan batının ne olduğunu biz uygulamada gördük. Hollanda’ya giden 50 Suriyeli’nin alyansına kadar aldılar. Buna da mazeret olarak yapılacak yardımları göstererek 50 tane insanın koluna bileklik takarak içeri alan yapıyı biz model olarak almanın gerekli olmadığını düşünüyoruz. Asıl bilinmesi gereken Bizim yaptıklarımız. Bizim çok kıymetli bir halkımız var.  Birleşmiş Milletler’in raporuna göre tüm dünyada en çok yardım eden ülke Türkiye. OECD’nin raporuna göre de maddi kazancın yani gayri safi milli hasılanın en kötü dağıtıldı ülkelerden biri de. Türkiye Dünya sıralamasında sondan üçüncü. Anlaşılması gereken ülke Türkiye. Batılı üniversitelerinin bunu araştırması lazım. Bu millete bu yardımları yaptıran düşünce nedir bunu anlama ihtiyacı olan Batı medeniyetinin kendisidir. Keşke böyle bir basın açıklaması gerçekleştirilseydi.Bu düşüncelerin bizim zihnimizde olması lazım. Her duruma karşı zihnimizde paket programların bulunması lazım.

Milli duygulara sahip insanlar olarak çok zor zamanlardan geçiyoruz. Yaşananların farkındayız ve bu da üzerimize bir stres oluşturuyor. Bizim milli birlik ve beraberlik duygularımız her şeye rağmen sapasağlam Ayakta duruyor. Pkk’nın ne olduğunu, içinde hangi ülkelerin ajanları olduğunu biliyoruz.Bunların hepsi birer proje. Kimse bunlara bakıp da bizim ayrıştığımızınsöyleyemez.” ifadelerinde bulundu.

Divanımız  raporların takvimi ve müzakeresinin ardından sona erdi.