-------------

Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, partisinin genel merkezinde düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Hükümetin terörü önlemek için Cizre ve Yüksekova’yı il merkezleri yapma planının çözüm getirmeyeceğine dikkat çeken Kamalak, “Şimdi hükümet terörü önlemek için Cizre ve Yüksekova’yı il merkezleri yapacakmış! Olabilir! Peki, Diyarbakır’ı Sur’unu ne yapacaksınız? Beyler, terörün sebebi Cizre’nin, Yüksekova’nın il merkezleri olmayışı değil, Ankara’da çözüm üreten basiretli bir hükümet’in bulunmayışıdır” dedi.
Son 6 ayda Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan terör olaylarının bilançosunu açıklayan Kamalak, “Sadece şu son 6 ayda Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan terör olaylarından etkilenen insan sayısı 1,5 milyona ulaşmış bulunuyor. 122 bin nüfuslu Sur ilçesinde vatandaşlarımızın yüzde 90’ına yakını evlerini tek etmiş durumda. Şırnak, Cizre, Silopi ve bölgedeki daha birçok yer de Sur’dan farklı değil. 90’larda köyler boşalıyordu, şimdi ise şehirler boşalıyor” diye konuştu.
1128 akademisyenin imza attığı bildiri ile başlayan ve gözaltlılarla devam eden süreci değerlendiren Kamalak, bildiride yer alan dış desteğin altını çizdi. Kamalak, “Tehlikeli bir zemine doğru kaydırılıyoruz. Bunu anlamak için bu bildiriye verilen dış desteğe bakmak yeterli olacaktır.  Bakın kimler destek vermiş bu bildiriye; ABD Dış İşleri Bakanlığı.  ABD Ankara büyükelçiliği, Avrupa Birliği, İngiltere, Yunanistan… Listeyi daha da uzatabiliriz. Açık söyleyeyim; işin içinde bunlar varsa mutlaka bir çapanoğlu, mutlaka bir tezgâh vardır” şeklinde konuştu.
Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak, parti genel merkezinde düzenlediği haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Kamalak konuşmasına öncelikle terör saldırıları sonucu hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet yakınlarına ise sabırlar dileyerek başladı. Ülkenin çok zor günlerden geçtiğinin altını çizen Kamalak, terör sebebiyle Türkiye’nin tehlikeli bir alana çekilmek istendiğine dikkat çekti. Kamalak, aylardır süren terör saldırılarının bilançosunu açıkladı.
GİTTİĞİNİZ YOL YANLIŞ, BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK
Ülkenin her gün yeni bir dram, yeni bir acı, yeni bir şehit haberiyle uyandığını belirten Kamalak, “Okullar roket mermileriyle vuruluyor. Şehirlerin en güvenlikli bölgelerinde canlı bombalar patlıyor. Ocaklarımıza kor, yüreklerimize hüzün düşüyor. Bu şehitler nereden geliyor. Saadet Partisi olarak yıllardır gücümüzün yettiğince haykırıyoruz. Doğruları söylemeye, iktidarı uyarmaya kendilerine yanlışlarını göstermeye çalışıyoruz.  ‘Gittiğiniz yol yanlış, bu cadde çıkmaz sokak’ demekten dilimizde tüy bitti.  Örneğin sözde Çözüm süreci başladığında bizzat bugünkü Sayın Cumhurbaşkanımıza endişelerimizi ifade ettik. Bununla da yetinmedik, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bütün siyasi parti liderlerine, ilgili bakanlara seslendik. ‘Bu gidişatın sonu hayır değil. Bu gidiş, Türkiye’yi ya bölünmeye, ya da daha büyük çatışmalara götürür’ diye uyardık. Keşke biz haksız çıksaydık. Keşke biz yanılsaydık. Ama bugün geldiğimiz nokta ortada” dedi.
6 AYDA TERÖRDEN 1,5 MİLYON İNSAN ETKİLENDİ
TBMM’nin resmi raporlarına göre, 90’lı yıllarda terör belası yüzünden, 905 köy ve 2 bin 523 mezranın boşaltıldığını hatırlatan Kamalak, “O zaman evlerini terk edenlerin sayısı 378 bin 335 kişi olarak resmi kayıtlara geçmişti” diye konuştu. Bu günkü tabloyu da ortaya koyan Kamalak, 6 ayda Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan terör olaylarından etkilenen insan sayısı 1.5 milyon olarak açıkladı. 90’lı yıllarda köylerin boşaltıldığını şimdi ise şehirlerin boşaltıldığını vurgulayan Kamalak, “Sadece şu son 6 ayda Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan terör olaylarından etkilenen insan sayısı 1,5 milyona ulaşmış bulunuyor. 122 bin nüfuslu Sur ilçesinde vatandaşlarımızın yüzde 90’ına yakını evlerini tek etmiş durumda. Şırnak, Cizre, Silopi ve bölgedeki daha birçok yer de Sur’dan farklı değil. 90’larda köyler boşalıyordu, şimdi ise şehirler boşalıyor. İşte terörle mücadelede aldığımız yol, maalesef, budur” diye konuştu.
ORDADOĞU’DA YAŞANAN SİNSİ OYUN TÜRKİYE İÇİN OYNANIYOR
Dış politikada da endişelerini her platformda dile getirdiklerini söyleyen Kamalak, İslam dünyasının parçalandığını dile getirerek şunları kaydetti: “Irak’ta uyardık. Libya’da uyardık, Suriye’de uyardık. ‘Yanlış yapıyorsunuz, Irkçı Siyonizm, Küresel Emperyalizmin oyununa geliyorsunuz’ dedik. ‘İslam dünyasını,  Şii, Sünni, Arap, Acem diye bölmeye çalışanlar, Türkiye’mizi de Kürt-Türk diyerek tahrik edip,  birbirine düşürmeye çalışıyorlar’ dedik.  Asıl amaçları Büyük İsrail Devletini kurmak, asıl hedefleri ise Türkiye’yi bölmektir.   Keşke biz haksız çıksaydık. Keşke biz yanılsaydık. Irak bölündü, Libya parçalandı. Suriye’de tam bir katliam yaşanıyor. Bugün aynı sinsi oyun Türkiye için oynanıyor. Aynı kirli plan Türkiye için yapılıyor”
AKADEMİSYENLERİN BİLDİRİSİNE ABD DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞI DESTEK VERDİ
Akademisyenlerin bildirisi ile başlayan ve gözaltlılarla devam eden tartışmalara değinen Kamalak, bu sürecin bir oyunun parçası olduğunu bildirerek, “Tehlikeli bir zemine doğru kaydırılıyoruz. Bunu anlamak için bu bildiriye verilen dış desteğe bakmak yeterli olacaktır.  Bakın kimler destek vermiş bu bildiriye; ABD Dış İşleri Bakanlığı.  ABD Ankara büyükelçiliği, Avrupa Birliği, İngiltere, Yunanistan… Listeyi daha da uzatabiliriz. Açık söyleyeyim; işin içinde bunlar varsa mutlaka bir çapanoğlu, mutlaka bir tezgâh vardır. Çünkü biz bu filmi biliyoruz. Yine çünkü biz bu filmi daha önce izledik. Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da izledik! Yemen’de,  Suriye’de defalarca izledik. Ülkeler değişiyor, isimler değişiyor, roller değişiyor ama senaryo hiç değişmiyor. Önce içerde bir takım ihtilaflar oluşturuyorlar. Sonra bu ihtilafları körüklüyorlar. Kardeş kavgası çıkarmanın zeminini oluşturuyorlar. Sonra” bu ülkede terör var, baskı var, diktatörlük var diyerek uluslararası yaptırımların ve siyasi müdahalelerin zeminini oluşturmaya” çalışıyorlar. Irakta aynısını yaptılar. Libya’da aynısını yaptılar. Suriye’de aynısını yaptılar. Şimdi nihai hedefleri olan Türkiye’nin üzerine oynuyorlar” açıklamasında bulundu.
ÜLKEYİ KİŞİSEL HIRSLARINIZIN, SİYASİ İHTİRASLARINIZIN KURBANI YAPMAYIN
Türkiye’nin büyük bir kuşatma altında olduğunun altını çizen Kamalak, bu karşı ise iktidarın kuşatmayı bozacak iradeyi ortaya koymadığına dikkat çekerek, “Gerçekten Türkiye büyük bir kuşatma ile karşı karşıyadır. Ama iktidar bu oyunları bozacak, bu kuşatmayı kıracak iradeyi ortaya koyacağına tam tersine bu planları yapanların ekmeğine yağ sürmektedir. Türkiye böylesine hassas bir dönemeçte iken iktidar ile ana muhalefet arasında patlak veren ‘diktatör tartışması’ tam da budur. İktidar ve ana muhalefet bilerek ya da bilmeyerek bu oyuna düşmektedir. Unutulmamalıdır ki, Irak’ı parçalamadan önce, Saddam da ‘Diktatörlükle!’ suçlanıyordu.  Libya’yı parçalamadan önce Kaddafi de ‘Diktatörlükle!’ suçlanıyordu. Şimdi o ülkeler o diktatörleri mumla arıyor. Buradan iktidar ve ana muhalefete çağrıda bulunuyorum. Aklınızı başınıza toplayın. Koskoca bir ülkeyi kişisel hırslarınızın, siyasi ihtiraslarınızın kurbanı yapmayın Derhal bu üsluptan vazgeçin. Keskin dillerinizle sadece muhatabınızı yaralamıyorsunuz. Fakat aynı zamanda milleti geriyor, ülkeyi bölüyorsunuz. Yeter artık! Devleti yıpratmayın!” diye konuştu.
MERKEZ DEĞİŞTİRMEKLE TERÖR ÖNLENEMEZ
Hükümetin terörü önlemek için Cizre ve Yüksekova’yı il merkezleri yapma planını değerlendiren Kamalak, bu yöntem ile çözüme varılamayacağını aktararak, “Şimdi hükümet terörü önlemek için Cizre ve Yüksekova’yı il merkezleri yapacakmış! Olabilir! Peki, Diyarbakır’ı Sur’unu ne yapacaksınız? Beyler, terörün sebebi Cizre’nin, Yüksekova’nın il merkezleri olmayışı değil, Ankara’da çözüm üreten basiretli bir hükümet’in bulunmayışıdır. Mevcut iktidarın dış politikası tam bir faciadır. Suriye’de, Libya’da, Mısır’da hayatını kaybetmiş olan 400 bin insanla, bedenleri sahillerimize vuran binlerce ceset dış politika faciasının ‘en canlı’ şahitleridir. Keza mevcut iktidarın iç politikası da bir hüsrandır. Her gün, al bayrağa sarılı olarak, üç-beşini birlikte uğurladığımız şehitlerimiz iç politikadaki hüsranın ‘en canlı’ şahitleridir. Eğer Milli Görüş iktidarda olsaydı, dış politikadaki bu facia, iç politikadaki bu hüsran yaşanır mıydı?” diye sordu.