İl Gençlik kollarımız yabancı öğrencilere iftar düzenledi
13 Eylül 2010 Yazan kubra
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul
Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Gençlik Komisyonu bu yıl da, gelenekselleşen Seferi Alem ile birlikte dünyanın bir çok değişik ülkelerinden Türkiye’ye okumaya gelen yabancı öğrencilerle iftar yemeğinde buluştu.
Legacy Ottoman Otel’de verilen iftar davetinde il gençlik kolları ve yabancı öğrenciler arasında derin bir muhabbet ve kaynaşma oldu. Farklı kültürlerin mozaiğinde buluşan din kardeşleri okunan ezanın ardından oruçlarını açtılar. Iftar yemeğinde Ramazanin ruhuna hitaben semazen gösterisi, ilahi ve fasıl grubu herkesi buyuledi.
Program sonunda misafirler memnuniyetlerini belirterek tekrar görüşmek dileğiyle ayrıldılar.
Eşler arasında kavgalar kaçınılmaz mı? 2
Eşler, ayrı görüş ve düşünce içinde olduklarını kabullenerek evlenmelidirler. Bu nedenle zaman zaman olabilecek ‘farklılıkları’ kabullenmek zorundadırlar. Hayat, hiçbir zaman güllük gülistanlık değildir. Evlilikler de öyledir.
* Tartışmalarda kişiliğinizi değil, problemleri tartışın. Ses tonunuzu alçaltarak konuşun.
* Telefonda tartışmaya kalkmayın. Yüz yüze olmadığınızdan telefon kavgayı körükler.
* Tartışırken birbirinizin sözünü kesmeyin. Karşılık verme yerine soru sorarak karşınızdakinden açıklama bekleyin.
* Dürüst, seviyeli ve bilinçli tartışmaların size yararlar sağlayacağını bilin.
* Asıl korkulması gerekenin, iletişimsizlik olduğunu hiçbir zaman unutmayın.
* Eşiniz kızgınken, siz sakin olun. Biriniz ateşken diğeriniz su olun.
* Tartışmalarda ne denli ısrarcı olursanız, eşiniz de o denli ısrar eder ve size karşı çıkar.
Mizahın birçok evliliği kurtardığını bilin!
* Her konuda savunmaya geçmeyin. Hayatî olmayan sorunları kabul edin.
* Karı-koca ilişkilerinde ‘mizah’ın birçok evliliği kurtardığını bilin. Gülümseten sözler, işi kavgadan çıkarır; tartışmanıza yapıcı yaklaşım sağlar.
* Evliliğinize ve normal tartışmalarınıza ailelerinizi karıştırmayın.
* Karı-koca ilişkilerinde sorunlar tek taraflı olmaz. Sorunlar tartışılırken kimse kendini haklı görmesin.
* Tartışmalarınızı, öfkenizi tatmin edip üstünlük sağlamak için değil, sorunlarınızı çözmek için yapın.
* Sorunlarınızı kendiniz çözemiyorsanız; sözü dinlenir, objektif, ehil birinden yardım isteyin.
Sorunlarınızı biriktirmeyin!
* Sorunlarınızı içinize atıp biriktirmeyin. Sakin zamanda çay ve meşrubat gibi ikramlardan sonra konuşun. Çözümlenmeyen sorunlar, zamanın geçmesiyle beslenerek büyürler.
* Her tartışmanın altında bastırılmış bir istek vardır. Bu gizli duygunun ne olduğunu öğrenin.
* En ciddi problemin konuşmamak ve sorunları devamlı içe atmak olduğunu bilin.
* Konuşabilmek ve seviyeli tartışabilmek için özel bir çaba gösterin.
* Kendinizi eşinizin yerine koyarak “empati” yapın. Birbirinizi yargılayıp suçlamadan önce, anlaşmazlık konusuna bir de eşinizin penceresinden bakmayı deneyin.
* Tartışırken kelimeler üzerinde durmayın. Konunun dışına çıkmayın, genelleme yapmayın. Tartışmalarınız münakaşaya dönüşüyorsa, bir bahane bulup kesin.
* Eşinizin yerine konuşmayın. Bırakın, kendi düşüncesini kendisi söylesin.
* Duygularınızı, kızgınlıklarınızı konuşarak dile getirin; ters davranışlarda bulunmayın. Davranışlarınızı kaş çatarak, surat asarak, elinizdekini atarak, kapı çarparak sergilemeyin.
Yalnız erkeklerin dikkat edeceği ilkeler
* Hanımınızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında, dertleşme ve paylaşmanın geldiğini unutmayın.
* İş yerinizdeki sorunlarınızı evinize getirmeyin. Ancak, normal olayları ve güncel meseleleri eşinizle konuşun.
* Yanlış bir söz ve davranış sergilediğinizde “özür dilemeyi” gurur meselesi yapmayın.
* Sorunlarınızı tartışmak için güzel mekânlar seçin ve dışarıda yemek yemeyi deneyin.
* Sürekli kaba kuvvet kullanmanın bir ‘kişilik bozukluğu’ olduğunu bilin.
* Talimat vermeyin. ‘Dediğim dedik, çaldığım düdük’ anlayışına girmeyin.
* İsteklerinizi ‘lütfen ve rica’ ile yapın. Alçakgönüllülük, kimseyi alçaltmaz.
- Kadınlara karşı anlayışlı ve hoşgörülü olmanın, tartışmaları asgariye indirdiğini bilin.
* Hakarete uğramak istemiyorsanız, siz de hakaret etmeyin. Kibar ve nazik davranışlardan kimse zarar görmemiştir.
* Asla, “ben söylemiştim” cümlesini kullanmayın.
* Hanımınızı, annenizle kıyaslamayın.
Özellikle hanımların dikkat edeceği ilkeler
* Çiftler arasında, ’saygı ve sevgi’ anlayışı karşılıklıdır. Ancak uygulamada “kadın sevginin, erkek de saygının timsali” olduğundan, kadın saygısını, erkek de sevgisini göstermeli. Bu ilkeye riayet eden eşler gerçek sevgi ve saygıyı yakalamış olurlar.
* Ev ortamında erkekler, içlerine kapanıktırlar. Dışarıdan geldiklerinde de sessiz ve gerilim içinde olurlar. Bu durumu hanımlar kabullenmeli ve ona göre ne yapacaklarını bilmeli, zaman geçtikçe yavaş yavaş kendi alanına çekmesini başarmalıdır.
* Eşinizin davranışlarını abartmayın, hoşlanmadığınız davranışların üzerine gitmeyin. Üstüne gittikçe daha fazlasını yapacağını bilip alttan almayı deneyin.
* Eşinizin bir sözü veya davranışı sizi yaralamışsa sabredin. Yarayı kaşımakla, hiçbir yara iyileşmez. Yaptığını uygun zamanını bulduğunuzda, hatırlatın.
* Eşinize karşı güler yüzlü ve sakin halinizi gösterin. Bu tavrınızla istediğinizi her zaman elde edebilirsiniz. İnatlaşmakla hiçbir şey kazanamazsınız. Sonunda iki taraf da kaybeder ama en çok zararı kadın görür.
* Tartışmalarda, ‘babamın evine giderim’ sözünü hiçbir zaman söylemeyin.
* Sürekli eleştiren, söylenen, tüketen ve başkalarıyla kendini mukayese eden biri olmayın.
* Beyiniz, bir şeye sıkıldığında ona hak verin ve ondan yana olun.
* Kocanızı, babanızla mukayese edip karşılaştırmayın.
Öfkeliyken tartışmayın!
* Çok öfkelendiğiniz zaman tartışmayın, yüzünüzü yıkayın, aynanın karşısına geçip yüzünüzün aldığı şekle dikkatle bakın.
* Ufak tefek sorunlar yüzünden tartışmayın. Sabırlı ve rahat olun. Küçük tartışmaların, büyük kavgalara yol açtığını bilin.
* Kendinizi sürekli haklı görme ve zeytinyağı gibi üste çıkma kompleksinde olmayın.
* Tartışmanız münakaşaya dönüşüp gerilim oluşturuyorsa “bu durumun, birbirinizi kırmaya değer olup olmadığını” kendinize sorun.
Milli Gazete
Eşler arasında kavgalar kaçınılmaz mı?
Evlilik öncesinde, üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin nasıl davranacaklarını bilmeleridir.
Canlıların var olma mücadeleleriyle birlikte, hayat kavgalarının da var olacağı gerçeği ortadadır. En etkili ve en kalıcı kavgalar evliliklerde olduğuna göre, bununla ilgili yapılacaklar önceden mutlaka öğrenilmeli. Hiç kimse kavga etmek istemez. İstemesine istemez ama herkes bir şekilde kavga ediyor. Devletin tepesindeki en yetkili insanlardan tutun, sokaktaki sade vatandaşa kadar herkes zaman zaman kavga ediyor. Özellikle ülkemizde; Kavga, yaşanan bir gerçektir. Önemli olan bu gerçeği büyük tahribatlara yol açmadan kontrol altında tutabilmek. Bunun için de kavga yerine, ‘konuşabilme ve tartışabilme’ becerisini sergilemek ve ‘iletişim’ kavramını bilmek gerekiyor.
İnsanlar neden kavga eder?
Rahmetli Mazhar Özman hocama: “İnsanlar neden kavga ediyorlar?” diye sormuştum.
Hocam da: “Konuşamadıklarından” cevabını vermişti. Gerçekten de, insanlar konuşup anlaşamadıklarından devamlı kavga ediyorlar. Bizde konuşma kültürü yerine, kavga kültürü hâkim olduğundan, kişiler, kendilerini fiziksel güçleriyle ispatlıyorlar. En küçük bir olayda işi kavgaya dökmek, adeta bir marifet sayılıyor. Aynı durum eşler için de geçerlidir. Karı-koca oturup konuşma ve birbirlerini anlama yerine, işi hemen kavgaya döküyorlar. Evlilik öncesinde, eşler birbirlerine tahammül edebiliyor, her konuyu rahatça konuşabiliyor, olumlu veya olumsuz yönlerini birbirlerine sergilediklerinde hiç rahatsız olmuyorlar. Ne zaman ki nikâh kıyılıyor, eşler birbirlerini sahipleniyorlar, işte o zaman her şey değişiveriyor. Evlilik sonrasında maskeler iniyor ve gerçek kişilikler ortaya çıkıyor.
Eşlerin iletişimsizlikleri…
Eşler arasındaki iletişimsizliğin temel nedenlerinin başında “kültürel kodumuz” geliyor. Bizim kültürümüzde erkeğe ve kadına biçilen bir takım roller vardır. Erkek mutlak güç ve otorite sahibidir. Yönetme, hükmetme, karar verme, cesaret gösterme ve kavgadan kaçmama gibi davranışlar erkeğe biçilen rollerdir.
Bu rolü yerine getirirken aklı ve mantığıyla değil, geleneksel anlayışıyla hareket eder. Bunun için de eşine ve çocuklarına karşı ciddi olmayı bir “kişilik meselesi” olarak görür. Yapacağı işleri hanımıyla konuşmaz, ne derse o olur. Hanımı adına, çocukları adına hep o konuşur, o karar verir. O yanlış yapmaz, yapsa da eleştirilmez. Kadına biçilen rol ise bunun tam tersidir. Kendine verileni yerine getiren, boyun eğen, itiraz etmeyen, devamlı özverisini ortaya koyan hep kadındır. Bu anlayış asırlardan beri kültürel kodumuza yerleşmiştir. Ufak tefek bir takım değişiklikler olsa bile, uygulamada değişen fazla bir şey yoktur.
Geleneksel anlayış…
Ekonomik ve kültürel yönden geri kalmış bir ülke olduğumuzdan geleneksel anlayışımız, maalesef dinin de bilimin de önüne geçmiştir. Bu yüzden bizim geleneksel aile yapımızda, ‘diyalog’ yerine ‘monolog’ anlayışı hâkimdir.
Geleneksel anlayışımız böyle olmakla beraber, sağlıklı bir evlilik ve mutlu bir hayat sürdürebilmek için yapılabilecek şeylerin çok olduğunu ortaya koymak zorundayız.
Evlilik hayatında inişlerin, çıkışların, kırgınlıkların ve tartışmaların olması olağandır. İnsanlar arasında kusursuz ilişki olmadığı gibi, kusurdan uzak mükemmel kişi de yoktur.
İnsan hayatında çatışmalar devamlı olduğuna göre, eşler birbirlerine nasıl davranacakları hususunda önceden tedbir alabilirler. Gerilim durumlarında birbirlerine, ailelerine, çocuklarına ve daha bir sürü olaya karşı nasıl bir tutum izleyeceklerini evlilik öncesinde kararlaştırılabilirler. Böyle bir hareket içerisine girildiğinde, evlilik hayatlarında, olabilecek sorunlar, en azından asgariye indirilmiş olur. Bu nedenle, karı-koca arasındaki tartışmalarda denge ve seviye olursa, eşler nasıl ve ne şekilde tartışacaklarını bilirlerse, evlilikleri kuvvetlenir ve zaman içinde birbirlerini daha iyi anlamış olurlar.
Kavga yerine, tartışma
“Kavga yerine, tartışma” diyoruz. Tartışma esnasında kullanacağımız dilin ve ses tonunun ne kadar önemli olduğu çok iyi kavranmalı. Peygamber Efendimiz (sav) bir sözünde: “İnsan, dilinin altında gizlidir.” buyuruyor. Bu sözde insanla dilin arasında ne kadar yakın bir irtibat olduğu vurgulanıyor.
Eşler tartışma yaparlarken suçlamaları, bağırmaları, serzenişleri, kinayeli konuşmaları ve en küçük imaları bile farklı değerlendirir, abartır ve büyütür. Halk tabiriyle: “Dilin kemiği yok; insanı vezir de eder, rezil de.” sözü bundan söylenmiş olsa gerek. Ses tonumuz, beden dilimiz ve kullandığımız kelimeler; hayatımızı cennete çevirdiği gibi, cehenneme de çevirebilir. Mantıklı davrandığımızda dilimiz bizi cennete götürür. Hırsımıza kapılıp, bağırıp çağırdığımızda ise hayatımız cehenneme döner. Hülâsa dilimizi mantığımızla, kalbimizle bütünleştirip ehlileştirdiğimizde mutluluğu yakalama şansımız olur.
Kavga olmasın diye susanların durumu
Kavga olmasın, huzursuzluk çıkmasın diye eşlerin sürekli susmaları ve duygularını içlerine atmaları da başlı başına bir felâkettir. Konuşmayıp sorunları içimizde biriktirdiğimizde, daha büyük felâketlere yol açarız. Bunun için, anlaşmazlıklar karşısında eşlerin birbirlerine nasıl davranacakları evlilik öncesinde mutlaka kararlaştırılmalıdır. Bu hususta eşler, evlilik öncesinde yapacakları sözleşmenin ağırlıklı ilkelerini belirlerken, olabilecek tahminî tartışmalar üzerinde de durmalıdırlar. Bu tartışmaların hangi ilkeler üzerinde olacağını, önce genel bir başlık altında sıralayalım. Ama yerimiz el vermediği için buna yarın devam edelim inşallah…
Milli Gazete
Mümin gencin ahlakı nasıl olmalı?
Müslüman kardeşlerine saygı göstermeli! Müslüman kardeşlerine saygı göstermek ve onlar için bir şeyler yapmak konusunda Vasile İbn Hattâb e’l-Kuraşi’nîn şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) Efendimiz’in mescîdde yalnız bulundukları sırada bir adam mescide girdi, onu gören Peygamber (sav) yerinden kımıldadı.
Bunun üzerine yanındakiler tarafından: “Ey Allah’ın elçisi! Yer geniş, denildi. Bunu işiten Peygamber (sav) Efendimiz: “Mü’minin hakkı vardır.” buyurdu.
Her durum ve pozisyonda doğruluktan ayrılmamalı
Davranıştan gözden geçirerek yanlışlar varsa düzeltmeye çalışıp doğruluktan ayrılmamak konusunda Urve’den nakledildiğine göre o şöyle anlatır: Süfyan ibn Abdillah e’s-Sakafi Peygamber sallallahu aleyhi veselleme şöyle dedi:
“Bana İslâm’da öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiç kimseye sormayayım. Sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz de kendisine şu tavsiyede bulundu:
“Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol.” [Müslim, Tirmizi, Nesai]
Müslüman, kardeşlerine şefkat göstermeli
Bu konuda Ebû Saîd e’l-Hudrî şöyle anlatır: Bir ara Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimizle birlikte bir yolculukta bulunuyorduk, ansızın Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in huzuruna bineği üzerinde bir adam çıkageldi. Gözlerini sağa sola gezdiriyordu. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:
“Kimin fazla bi-neği varsa bineği olmayana, kimin fazla azığı varsa azığı olmayana versin.” [Müslim, Ebu Davud]
Ebû Saîd e’l-Hudrî der ki: Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, bu şekilde malları art arda sıraladı, öyle ki fazlalıklarda hiç birimizin hakkı yok sanmıştık.
Kimsesizleri sevmeli ve yoksulları kollamalı
Kimsesizleri sevmek ve onları güzelce kollamak konusunda Abdullah İbn Amr’in rivayet ettiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ’nın en sevdiği şey, kimsesizlerdir.” Oradakiler dediler ki: “Ey Allah’ın elçisi onlar kimlerdir?”
Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: “Dinleriyle kaçanlardır. Kıyamet gününde onlar, Meryem oğlu İsâ aleyhisselâm’a gö-türüleceklerdir.” [Tirmizi]
Yemeği arkadaşlardan sonra yemek!
Arkadaşlardan sonra yemek konusunda Ca’fer İbn Muhammed’in babasından rivayet ettiğine göre o şöyle der: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimiz bir toplulukla yemek yedikleri zaman en son yiyen kendileri olurlardı.
Dostların hatalarını affedebilmeli!
Dostların hatalarını affetmek, kusurlarını yüzlerine vurmamak ve günah işlediklerinde onlar için af dilemek konusunda Ebü’l-Ferec es-Sâiğ, Hüseyin İbn Sehl, Ahmed İbn Ömer er-Râzi, Ali İbn Salih kanalıyla İmran İbn Musa ed-Debili, babasının şöyle dediğini işitmiştir. Yusuf İbn Hüseyin Ebâ Yezid-i Bistâmi’ye gelerek: “Kiminle sohbet etmemi emredersin?” diye sordu. O da şöyle cevap verdi:
“Hastalandığın zaman seni kim ziyaret ediyor ve günah işlediğin zaman senin için kim tevbe ediyorsa onunla sohbet et.”
[Not: Bu metin, Ebu Abdurrahman Es-Sülemi'nin 'Gençlik Ahlakı ve Fütüvvet' adlı kitabından derlenmiştir]
Malın kalıcı olanı elde tutulanı değil, Allah yolunda harcanılanıdır!
Resulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin bu görüşte olduğu konusunda Amr İbn Şürahbil’in Hz. Âişe (ra)’dan rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir:
“Resulullah sallallahu aleyhi vesellem’e bir koyun hediye edildi, o da koyunu çevre-sindekilere bölüştürdü. Dedim ki: “Sadece boynu kaldı”
Bunun üzerine buyurdu ki: “Her tarafı kaldı ancak boynu kalmadı.”
Doğru sözlü ve emin olmalı
Doğru sözlülük ve emaneti yerine vermek konusunda yine Abdullah İbn Amr’ın rivayet ettiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Dört şey vardır ki, bunlar sende olursa dünyadan kaybettiklerinin hiçbir önemi olmaz. Bunlar: Emaneti korumak, doğru sözlülük, güzel ahlâk ve helal lokmadır.” [Müsned, Taberani]
Tevbeyi sürdürmek ve tevbede sebat etmek!
Tevbeyi sürdürmek ve tevbe edilen yanlışı tekrarlamama kararlılığı göstermek konusunda Mansur İbn Abdullah el Hirevi’den Ebu’l-Hüseyin el Müzeyyin’in şöyle dediğini İşittim:
“Tevbenin geçerliliği üç şeye bağlıdır. Bunlar: Geçmişten pişmanlık duymak, tevbe edilen yanlışa geri dönmeme konusunda azimli olmak ve işlenen günah yakından bilindiği ama yapılan tevbenin kabul mü edileceği yoksa yüzüne mi çarpılacağı kesin bilinmediği için bu yanlış hatırlandığında kalbin ürpermesidir.
Milli Gazete
Ramazan’a özel tatlılar
Yemekten sonra olmazsa olmazımızdır tatlı; kimi şerbetli tatlı ister, kimi sütlü… Fazla ağır olmayan tatlılar tercih edilir genelde. Bizler de sizin işinizi biraz kolaylaştırmak için, değişik ve en önemlisi denenmiş tarifler vererek damak tadınıza değişik lezzetler sunmak istiyoruz.
Ev usulü cezerye
* Malzemeler:
750 gram havuç, 150 gram fındık, 150 gram ceviz, 150 gram tuzsuz fıstık, 500 gram şeker, 125 gram su, yarım limon suyu
* Yapılışı:
Önce havuçlar temizlenir. Daha sonra bir tencereye konulup bütün olarak haşlanır. Soğumaya bırakılıp daha sonra rendelenir. Sonrasında bir tencereye şekeri koyun ve şekeri karamelize edin. Su ve limon suyu konup rendelenmiş havuçları ilave edin. Suyunu iyice çekene kadar kavurun. Kuruyemişleri ister parçalayıp ister bütün şeklinde ilave edin. Daha sonra tezgâhın üzerine serin ya da yağlı kâğıdın üzerine serip soğumasını bekleyin. Soğuyan cezerye rulo yapılıp üzerine bol Hindistan cevizi serpilip tercihen 2 gün dinlendirilip dilimlenerek servis yapılır. Dilenirse top şeklinde de yapabilirsiniz.
Cevizli kahveli kek
* Malzemeler
2 adet yumurta, 2/3 su bardağı toz şeker, yarım su bardağı süt, 50 gram erimiş margarin, yarım paket kabartma tozu, 1 tatlı kaşığı Türk kahvesi, 1 yemek kaşığı kakao, 2 su bardağı un
* Kreması İçin
2 tatlı kaşığı toz şeker, 2 tatlı kaşığı buğday nişastası, 1 tatlı kaşığı pirinç unu, 2 su bardağı süt, vanilya
* Karamel İçin
1,5 çay bardağı toz şeker, 1,5 çay bardağı su
* Üzeri İçin
1 su bardağı kadar ceviz
* Yapılışı
Yumurta ve şeker iyice çırpılır. Süt ve yağ eklenip tekrar çırpılır. Kabartma tozu, kahve, kakao ve un eklenip çırpmaya devam edilir. Yağlanmış 22 cm tepsiye ya da bir düz kalıba dökülüp 150 derecelik fırında 30-40 dakika pişirilir.
Ayrı bir yerde krema malzemelerini karıştırıp pişirin. Karamel için, toz şekeri tavaya koyup şeker iyice eriyene kadar bekleyin. Daha sonra karamelize olmuş şekere suyu ekleyip bir iki taşım daha kaynatın. Pişmiş kekin üzerine kremayı dökün hafif soğumaya başladığında ise cevizleri üzerine dizin. Daha sonra hafif soğumuş karameli cevizlerin üzerine dökün. Afiyet olsun.
TRUFFE (Lezzetli Atıştırmalık)
Malzemeler
120 gram bitter çikolata, 1 paket krema, 2 paket kakaolu kek ( evde kalmış kekte olabilir), 1 su bardağı iri kıyılmış fındık, 1 su bardağı çikolatalı minik granül ve Hindistan cevizi
Yapılışı
Kremayı bir küçük tencereye koyun ve hafif kaynatın. Bitter çikolatayı ekleyip eriyene kadar karıştırın. Daha sonra bir kaba dökün ve içerisine fındık kırığı, ufalanmış keki ekleyip karıştırın. Buzdolabında 2 saat kadar bekletin. Daha sonra ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın, çikolatalı granüle ya da hindistancevizine bulayıp servis tabağına alın. Bu atıştırmalıklar, ağzı kapalı bir şekilde 10 gün buzdolabında dayanabilmektedir.
Çikolatalı karamelli puding
Malzemeler
* 4 su bardağı süt, 1 su bardağı toz şeker, 1 su bardağı krema, 1 yumurta, 2 çorba kaşığı mısır nişastası, 80 gram bitter çikolata, Rulo gofret
Yapılışı
* Tencereye şekeri alarak kısık ateşte karamel haline gelene kadar eritin. Eriyince üzerine kremayı ekleyerek iyice karıştırarak kıvamı açın. Daha sonra üzerine, süt, yumurta ve su ile açılmış mısır nişastası ekleyerek kaynamaya bırakın. Kıvamı koyulaşan pudingin 3′te birini tencerede bırakarak geri kalanı başka kaba alın. Üzerine sıcakken çikolatayı ekleyin. Çikolata eriyene kadar iyice karıştırın. Servis edeceğiniz kâsenin altına önce çikolatalı pudingi dökün. Daha sonra başta ayırdığınız karamelli pudingi dökerek soğumaya bırakın. Kenarına rulo gofret batırarak servise sunun.
Limonlu parfe
Malzemeler
* 1 paket krem şanti, 1,5 su bardağı süt, 1 su bardağı şeker, 2 limon kabuğu rendesi, 2 limon suyu, 3 yumurta
Yapılışı
* Süt ve krem şanti 5 dakika kadar çırpılır. Buzdolabına konur. Yumurtalar şekerle 5 dakika çırpılır. Buzdolabındaki krem şanti ilave edilir. Limon suyu ve limon kabuğu rendesi ilave edip karıştırılır. Altına yapışmaması için şekilli bir kalıba veya borcamın altına bol hindistan cevizi dökülür. (Ezilmiş 3 tane bisküvi de olabilir…) Karışım kalıba boşaltılıp bir gece buzlukta bekletilir. Sonrasında çıkarıp afiyetle yiyebilirsiniz.
Milli Gazete
Referandumda oyunuz boşa gitmesin
Referandumda verdiğiniz oylar geçersiz sayılabilir! Nasıl mı? İşte dikkat edilmesi gereken püf nokta…
Mührün basılacağı oy pusulaları tek parça ve bu pusulanın yarısı kahverengi yarısı ise beyaz.
Bu nedenle tercih mührünüzü evet ya da hayır bölümüne bastığınızda, eğer oy pusulasını içe doğru katlarsanız diğer tarafa mürekkep bulaşıyor.
Ne yapmanız gerekiyor?
Bu nedenle oy kullananların oy pusulasını dış tarafa doğru katlayıp oylarını kullanmaları gerekiyor.
Bu yanlışlık nedeniyle oy sayımında verdiğiniz evet yada hayır oyları diğer tarafa bulaşan mürekkep nedeniyle geçersiz sayılacak ve iptal edilecek.
Oy pusulanısını sakın yırtmayın
Yine oyunuzun boşa gitmesini istemiyorsanız , tercihiniz “evet” se pusulanın hayır kısmını, hayır ise “evet” kısmını yırtmayın. Tercih ettiğiniz tarafa mührü basın ve dışa doğru katlayın.
Vatandaşların sandık başına mutlaka TC kimlik numarası bulunan bir kimlikle gitmesi şart. Pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi ve avukatlık kimlik belgesi gibi kimlik numarası, soğuk damgası olan ve seçmenin kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli belgeler de sandık başında geçerli sayılacak. Ancak belediyeler, köy ve mahalle muhtarlıklarınca düzenlenen belgeler kullanılamayacak. Referandumda oy kullanmayan seçmenlere 22 lira para cezası uygulanacak.
12 Eylül 2010′da yapılacak halkoylamasında 49 milyon 446 bin 269 seçmen oy kullanacak. Bu amaçla 151 bin 546 sandık kurulacak. Seçim sürecinin sağlıklı olarak işlemesi için sandıklarda 1 milyon 61 bin 137 kişi görev yapacak. Seçmenlerin dikkat etmesi gereken hususlar şöyle;
- Oy pusulasının evet veya hayır bölümüne mührü basın. Mürekkebin diğer tarafa bulaşmaması için kağıdı ters katladıktan sonra zarfa koyun
- Sandık başında size müdahale eden olursa şikayetçi olun, olay yerine savcı çağırın.
- Oy kullanacağız yere giderken dışarıdan size müdahale eden olursa polis çağırın.
- İsminiz oy kullanacağınız salonun kapısında asılı olacaktır, yoksa bulmakta ısrar edin, yetkililerden yardım isteyin.
- Salon içinde ya da dışında fotoğraf ya da görüntünüzü çeken kişileri fark ederseniz şikayetçi olun. Unutmayın çevrede güvenlik görevlileri olacaktır
- Oy kullanma salonunda gördüğünüz usulsüzlüklere kesinlikle sessiz kalmayın.
- Oy kullanacağız salon çok kalabalık ise yetkililere bunu söyleyebilir ve şikayetçi olabilirsiniz.
- İstemediğiniz sürece size yardım etmeye çalışanları uyarın.
Pakistan için 81 ilden 81 Tır kampanyası
İHH İnsani Yardım Vakfı sel afetiyle sarsılan ve hâlâ yaralarını saramayan Pakistan için 81 ilde 81 TIR yardım kampanyası başlattı.
Kampanya için bütün illerde çalışma yapılıyor. Bağış yoluyla toplanacak olan ilaç, tıbbi malzeme, gıda maddeleri, tekstil, çadır, battaniye, temizlik malzemeleri ve mutfak eşyaları, Gazze yük gemisiyle Pakistan’a gönderilecek. Mavi Marmara gemisiyle birlikte Filistin’e yardım götürürken uluslararası sularda İsrail’in kanlı sularına maruz kalan Gazze yük gemisi, bu kez rotasını Pakistan’a çevirecek. Yaralı Pakistan halkına 3 bin ton acil yardım malzemesi taşıyacak. Geminin yetişmesi için İskenderun limanındaki tamir ve bakımı sürüyor. 50 kişilik bir ekip, geminin tamir ve bakımını sürdürüyor.
Daha fazla yardıma ihtiyaç var
Çalışmayla ilgili bilgi veren İHH Başkanı Bülent Yıldırım, hayırsever Türkiye halkının yardımda cömert olduğunu, Pakistan için her ilde bir tır değil birden fazla TIR’larla yardım toplanabileceğini belirtti. Pakistan’a tren ve kargo uçağıyla acil yardım malzemesi hatırlatan Yıldırım, büyük yardımın gemiyle gönderileceğini söyledi. Yıldırım, “Gemimiz 3 bin tonluk bir kapasiteye sahip. Herkes, Pakistan’a bir şeyler gönderebilir. Pakistan için çeşitli firmalardan önemli miktarda malzeme bağışı aldık ve bunları tren ve kargo uçağıyla gönderdik. Bu bağışların artarak devam etmesini temenni ediyoruz.” diye konuştu.
Bayramda hava nasıl olacak
Yağmur İstanbul’da iki gün daha sürecek. Bayramın ilk iki günü ise Türkiye’de açık geçecek.
Türkiye’nin batı ve kuzey kesimlerinde iki gün daha yer yer yağmur var. Doğuda ise hava hala çok sıcak ve açık. İstanbul ile Marmara genelindeki yağmurlar bugün ve yarın genellikle hafif olacak.
Bugün Balıkesir, Bursa, Sakarya, Eskişehir, Bolu, Afyon boyunca yağmur var.
Yarın Zonguldak, Düzce, Bartın, Kastamonu arasında yağmur şiddetli yağabilir, tedbirli olunmalı. Ankara ve İç Anadolu geneli de yağmurlu ve sıcaklık 5 derece düşücek.
Arife günü ise sadece Doğu Karadeniz’de Samsun, Artvin boyunca ve Erzurum çevrelerinde yağmur bekleniyor, İstanbul ve birçok bölgede hava güneşli olacak.
Bayramın ilki iki günü Türkiye’nin genelinde yağmur beklenmiyor sıcaklıklar yüksek seyredecek. Ancak İstanbul ve Marmara bölgesinde bayramın ikinci günü poyraz kuvvetli esecek.
Bayramın üçünçü günü ise Marmara’ya yağmur gelebilir.
Bu afiş istifa getirdi
Bu afiş istifa getirdi
Avcılar Belediyesi`nin CHP`li meclis üyesi Ömer Zengin, `rahibe` benzetmeli afiş nedeniyle partisinden istifa etti. Ancak konu bununla sınırlı değil; afişten CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek’in haberinin olduğu söyleniyor.
Avcılar Belediyesi`nin CHP`li meclis üyesi Ömer Zengin, `rahibe` benzetmeli afiş nedeniyle partisinden istifa etti.
Öte yandan CHP’ye yakınlığı ile bilinen www.gercekgundem.com sitesinde Barış Yarkadaş, söz konusu afişlerin CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek’in bilgisi dahilinde hazırlandığı ve Şimşek’in, olayı inkar edip Başbakan Erdoğan’a ağır ifadeler kullanan Kemal Kılıçdaroğlu’na bilerek yanlış bilgi verdiğini iddia etti.
İşte o yazı
Barış Yarkadaş-gerçekgündem
Kılıçdaroğlu’na ‘çelme’ takılıyor
İstanbul’un Avcılar İlçesi’ne asılan ve büyük gürültü koparan CHP imzalı afiş, Berhan Şimşek’in deyimiyle ‘’bir işgüzarın işi” denilerek geçiştirilecek bir mesele değil. Şimşek, Star Gazetesi’ne yaptığı açıklamayla, meseleyi basite indirgeyip sorumluluktan sıyrılmaya çalışıyor. Oysa; Şimşek bu skandalın tam da göbeğinde yer alıyor.
Nasıl mı?
Cumartesi günü saat 16.00 sularında Sakarya’da CHP mitingini izliyor, bir yandan da gazeteci arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Tam o sırada, Avcılar CHP’de siyaset yapan haber kaynaklarımdan biri aradı. Hayli tedirgindi. Söze “Rezaleti biliyor musun?” diyerek başladı. Ardından da devam etti: “Avcılar’daki afişleri parti astırdı.”
SADECE AFİŞ DEĞİL…
Kaynağım, tartışma yaratan afişlerin, aynı zamanda broşür haline getirildiğini de belirterek, “Biz bunlardan on bin tane dağıttık. Hala da elimizde ve standlarımızda var” dedi. “İyi ama nasıl olur, Kemal Kılıçdaroğlu bizimle ilgisi yok diyor. Ve bu bilgiyi İl Başkanı Berhan Şimşek’ten aldığını söylüyor” deyince, kaynağım derin bir “ahhh” çekti. Hemen ardından “Bizim üzüntümüz de bu zaten” diyerek devam etti. CHP’li kaynağım şunları dile getirdi:
“Sizi aramamızın sebebi de bu zaten. Kemal Bey’in Gerçek Gündem’i takip ettiğini biliyoruz. Kol kırılıp yen içinde kalmasın. Bu afişleri CHP Avcılar İlçe Başkanı Bayram Acar, Meclis Üyesi Ali Oral ve Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci yaptırdı. İl Başkanı Berhan Şimşek’in de bilgisi vardı. Çünkü, on bin adet de broşürü yaptırılmıştı. Ama basın üzerine gidince, herkes bilmiyor numarasına yattı. Kemal Bey’in bunu bilmesi lazım. Sayın genel başkanı yanıltıyor, kamuoyu önünde zor durumda bırakıyorlar.’’
KILIÇDAROĞLU KÜRSÜDEYKEN
CHP’li kaynağımın anlattıkları gerçekten de ilginçti. Sakarya’da yıllar sonra on binler ilk kez CHP mitingine geliyor, Kılıçdaroğlu ile aynı havayı solumanın coşkusunu yaşıyordu. Avcılar’da ise, İstanbul İl Başkanlığı’nın da içinde olduğu bir dizi skandal yaşanıyordu. Kemal Kılıçdaroğlu kürsüden, Berhan Şimşek’in sözlerine itimat ederek konuşuyor ve AKP’ye “Afişlerin sorumlusu sizsiniz” diyordu. O an telefondaki kaynağım ise bambaşka şeyler anlatıyordu.
POLİS DE DOĞRULADI
Bir yandan Kılıçdaroğlu’nu, bir yandan ise telefondaki kaynağımı dinlerken, skandalın ayak seslerinin yaklaştığını hissediyordum. Çünkü; kaynağım beni bugüne dek hiç yanıltmamış, verdiği tüm bilgiler doğru çıkmıştı. Ancak buna rağmen, bilgileri yine de “check” etmek gerekiyordu. Bu yüzden, kaynağıma “Anlattıklarınız çok ciddi şeyler. Elinizde somut bir kanıt var mı?” demek zorunda kaldım. Kaynağım, “Kanıtlar şu an karakolda. Meclis Üyemiz Ali Oral polise ifade veriyor. Afişleri basan matbaa sahibi olan biten her şeyi polise anlatmış. Belediye Başkanı Değirmenci Bulgaristan’da olduğu için bir tek o kısmı eksik kaldı. Yarın her şey ortaya dökülür” dedi.
‘BERHAN ŞİMŞEK HEPSİNİ BİLİYOR’
CHP’li kaynağım bu sırada bir de kritik bilgi verdi: “İl Başkanımız Sayın Şimşek, en başından beri afişlerin bizim olmadığını söylüyor. Bu doğru değil. Avcılar İlçe Yönetim Kurulu Üyesi – İlçe Sekreteri bu afişler basına yansıdığında kendisine iyi niyetle bilgi verdi ve afişlerin bizim olduğunu söylediler. Sayın Şimşek buna rağmen Kemal Bey’i yanılttı. Kemal Bey de Berhan Şimşek’in söylediklerine inandı. CNN Türk’te kendisini bağlayan ağır sözler etti. İlçe yönetimi de Sayın Şimşek de yaşıyor. Çıkıp bunlara yalan desinler.’’
MUHABİR ARKADAŞIM DA MERAK ETTİ
Doğrusunu söylemek gerekirse, kaynağımın anlattıkları karşısında ne diyeceğimi şaşırmıştım. Yanımda bulunan bir muhabir arkadaşım halimi görünce, “Ne oluyor, kötü bir şey mi var?” diye sordu. “Olmaz mı, hem de rezalet…Çok önemli bir bilgi geldi. Doğrulatmaya çalışıyorum” dedim.
Miting alanının kalabalığından biraz uzaklaşarak Avcılar’da tanıdığım birkaç polisi aradım. Polisler, afişle ilgili bilgilere ulaştıklarını, afişi yaptıranların CHP’li olduklarının “kesinleştiği’’ni söyledi. Hatta bir polis, afişi basan Alp Reklam’ın sahiplerinin verdiği ifadeler doğrultusunda, CHP’li Belediye Meclis Üyesi Ali Oral’ın ifadesine başvurulduğunu teyit etti. Böylece kaynağımın verdiği bilgilerin doğru olduğu da ortaya çıktı.
Şimdi gelelim meselenin diğer boyutlarına:
CHP’nin Avcılar’da yaptırdığı afişte hiçbir SUÇ UNSURU YOK. Zaten savcılık da soruşturmada “suç” aramıyor. Şüphelilere “suç isnat edilmiyor.” Kamuoyunu meşgul eden bir konunun açığa çıkarılması için soruşturma yürütülüyor. Burada önemli olan CHP’nin tavrı. Tartışma yaratan da zaten bu…
KILIÇDAROĞLU’NA KOMPLO MU?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da daha bir hafta önce “Türbanı özgür kılacağız’’ diye açıklama yapmasına rağmen, birileri bu politikaya direnç gösteriyor. Kılıçdaroğlu’na ‘’açıkça itiraz etme yürekliliği gösteremeyenler’’ arkadan dolanıyor. Kılık – kıyafet üzerinden tartışma yaratacak bir afiş yaptırılıyor. Türban ‘’rahibe kıyafeti’’ne benzetiliyor. Sanki; CHP’nin inançlı insanlarla arasının açılması için özel bir çaba sarfediliyor. Bu rezalet ortaya çıktığında ise, kamuoyunun büyük sempatisini kazanmış olan Kemal Kılıçdaroğlu’na RESMEN yalan söyleniyor. “Bizim bir ilgimiz yok’’ deniliyor. Titizliğiyle tanınan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin isteği üzerine İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek’i otobüsten tekrar arıyor. Bir gazetenin muhabirinin telefonundan aranan Şimşek, tavrını sürdürüyor. “Bizimle bir ilgisi yok” dedikten sonra da ekliyor: “Bugün suç duyurusunda bulundum. Savcılığın gerekli araştırmayı yapmasını istedim.’’
KILIÇDAROĞLU KİME İNANSIN?
Şimdi biraz nefes alın ve düşünün: Karşınızda İstanbul’u emanet ettiğiniz il başkanınız var. Size onlarca gazetecinin yanında, “Bu meseleyle ilgimiz yok” diyor. Ne yaparsınız, ona mı inanır, yoksa bir de kendiniz mi araştırma yaptırırsınız? Kemal Kılıçdaroğlu, herkesi kendisi gibi sandığı için, araştırma yapma ihtiyacı duymuyor. Otobüsteki gazetecilere dönerek, “Bakın sizin yanınızda konuştum. Bizimle ilgisi yokmuş’’ diyor. Aynı gece, CNN Türk’te canlı yayına çıkan CHP Genel Başkanı, sözlerini tekrar ediyor.
Çok değil, 12 – 13 saat sonra ise skandal patlıyor. Kılıçdaroğlu Sakarya Meydanı’nda AKP’ye afiş konusunda meydan okurken, CHP’li Meclis Üyesi karakolda “Afişler bizim” diyor. Kılıçdaroğlu’na en büyük darbe, inandığı insanlardan geliyor.
BU BEDELİ ÖDEMEK ZORUNDA MI?
Kamuoyunun “sonsuz kredi” açtığı Kılıçdaroğlu, bu büyük yalanın sorumluluğunu ödemek zorunda bırakılıyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Kılıçdaroğlu ve Şimşek Başbakan’dan özür dilesin’’ diyor.
Şimdi söyler misiniz?
Birkaç aklı evvelin bir araya gelip yaptığı o saçma afişin kime ne faydası oldu?
“Hayır” oyları “Evet”i geçmek üzereyken, bu afişi Avcılar’a kim astırdı? İl Başkanı Berhan Şimşek, Kılıçdaroğlu’na doğruyu neden söylemedi? “İçinde suç unsuru olmayan” bir afiş, neden skandala dönüştü? Kimler bu skandaldan hangi faydayı sağlamayı umdu?
BU DÜPEDÜZ ÇELME TAKMADIR
Ben burada bir ‘’iyi niyet’’ değil, “kasıt” arıyorum. Kılıçdaroğlu, “Türban sorunu çözeceğim” dedikten bir iki gün sonra bu afişin sokaklara astırılması yükselen CHP’ye “çelme takmak”tır. “Hayır” oylarına “komplo düzenlemek”tir. Kılıçdaroğlu’nun “başarısız olmasını” istemektir.
Bu hesapların, 12 Eylül sonrasına göre yapıldığı da gün gibi aşikardır. İstanbul’da bugüne dek bir tek afiş bile yapıştırtmamış olan Berhan Şimşek, neden son bir hafta kala bu gayrete girişti acaba? Bu afişin yapıştırtılması için kimden talimat aldı? Şimşek ve önderleri, yoksa, sandıktan “Hayır” çıkmasından mı çekiniyor? “Genel Başkanlık hesapları”nın suya düştüğünü görünce paniklediler mi?
Sözcü Gazetesi’nde rakibi gördüğü partililerin aleyhine yazı yazdırtıp, sonra da partinin imkanlarını kullanarak “Bu yazıyı mutlaka okuyun” SMS’leri yollayan Şimşek, bu skandalın ardından istifa etmenin onurunu yaşamayı ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir lideri yanıltmanın bir bedelinin olduğunu düşünüyor mu?
KILIÇDAROĞLU’NA İTİBARSIZLAŞTIRMA KOROSU
Sorun kuşkusuz sadece Berhan Şimşek’le sınırlı değil. CHP’ye bir haller olduğu ortada. Kemal Kılıçdaroğlu ne zaman kamuoyunun desteğini alan bir çıkış yapsa, birileri hemen “çıtayı aşağı çekmeye” çalışıyor. Kılıçdaroğlu “genel af” diyor, bir koro aynı ağızdan sesini yükseltmeye başlıyor: “Genel Başkan öyle demedi, siz yanlış anladınız.”
Kılıçdaroğlu “Türbanı biz çözeceğiz” diyor, aynı koro hemen devreye giriyor: “Hayır olmaz öyle şey, partimizin programı belli.”
Anlaşılıyor ki; birileri CHP’nin “iktidar”a odaklanmasından rahatsızlık duyuyor. Derin bir “iktidar olma” korkusu yaşıyor. Kılıçdaroğlu’na karşı parti içinde muhalefet örgütlenmek isteniyor. Bu da Kılıçdaroğlu’’itibarsızlaştırılarak” yapılmaya çalışılıyor. Kılıçdaroğlu, söylediklerinin arkasında durmasına rağmen, birileri “Hayır öyle demedi” diyerek, genel başkana karşı bayrak açıyor. Bir adım daha ileri giderek, “Evet çıkarsa, bu genel af söylemi yüzündendir” deniliyor ve Kılıçdaroğlu’na fatura kesilmeye hazırlanılıyor.
CHP BUNLARI DA YENECEKTİR
Bunların CHP içindeki statükonun temsilcileri olduğu belli. Dün Baykal’a aynı tezgah sergileniyordu, bugün Kılıçdaroğlu’na… Saçma sapan bir afişle, Kılıçdaroğlu’nu zor durumda bırakanlar, CHP’nin iktidar olmasından çekinenlerdir.
Bu yüzden, İstanbul İl Örgütü’nün içindeki bazı isimler, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında ağza alınmayacak sözler etme cüretini kendisinde görebiliyor. Bir milletvekili “Kemal Bey haddini bilecek” diyebiliyor. CHP İstanbul’un bir yöneticisi ise, Ataşehir, Büyük Çekmece, Kağıthane, Ümraniye, Esenyurt, Sultanbeyli gibi çalışkan ilçe başkanlarını “darbe” yaparak yönetimden uzaklaştırmaya çalışıyor. Kendisi de “darbe” yoluyla geldiği için, darbeciliği meşru görüyor. Bu arada, Kemal Kılıçdaroğlu’nu, hem de Önder Sav’ı idare etiğini sanan ve “Alevicilikten” başka hiçbir sermayesi olmayan bu yönetici, Berhan Şimşek’in “Alternatif örgüt mu kuruyorsun” azarıyla karşılaşınca, soluğu Şavşat’ta genel başkanın yanında alıyor. Anlayacağınız, Şimşek, Kılıçdaroğlu’na bile bile yanlış bilgi verirken, İstanbul’a hakim olamadığı da ortaya çıkıyor.
İşte somut ve basit bir örnek:
CHP’de çalışan dört emekçi, Şimşek’in itirazına rağmen, “İl Başkanı olmak için çaba gösteren” kişi tarafından işten çıkartılıyor. Yerine Önder Sav’ın kızının sınıf arkadaşı aldırtılıyor. Böylece, Önder Sav’a ”şirin gözükmeye” çalışılıyor. Bunun adı da ‘’siyaset” oluyor. Şimşek ise bunlar gündeme getirildiğinde, “Bu yönetim benim değil zaten. İçinde istemediğim kişiler var” diyerek topu taca atıyor.
TÜRKİYE’YE YAZIK OLUYOR
Birileri Kılıçdaroğlu’nun eteğinden yapışıp aşağıya çekmeye çalışırken, o’na, doğrusu hepimize, yani Türkiye’ye en büyük kötülük yapılıyor. AKP’den kurtulma şansımız, kişisel çıkarlar ve koltuk sevdası yüzünden heba ediliyor. Kılıçdaroğlu’na, CHP’ye, Türkiye’ye yazık oluyor…
***
NOT: Avcılar’da çok girift ilişkilerin olduğu açık. CHP İlçe Başkanı Bayram Acar, Belediye Başkanı Değirmenci’den ihale alıyor sık sık… Ve aynı Acar, Şimşek üzerinde de etkili. Şimşek’in kadrosuna almak istediği Tuncer Meriç, Bayram Acar’ın ‘’rest çekmesi’’ yüzünden CHP İl Yönetimi’ne giremedi. Acar, Berhan Şimşek’e “Tuncer yönetime girerse, senden desteğimizi çekeriz” dedi. Şimşek bu yüzden geri adım attı. Aynı durum, Kadıköy’de de yaşandı. Kemal Yılmaz’ı yönetime almak isteyen Şimşek, Kadıköy Örgütü’nün rest çekmesi sonucu, bu isteğinden vazgeçti. Acaba Avcılar ve Kadıköy’ün hem Şimşek hem de genel merkez üzerindeki bu gücü nereden geliyor? Şimşek, Avcılar ve Kadıköy’ün desteğiyle il başkanlığı koltuğuna oturtulmanın diyetini böyle mi ödüyor?
2. NOT: Berhan Şimşek, kendisinden önceki il yöneticilerinin istifa ettirilmesi üzerine – İL YÖNETİMİ DÜŞMEDİĞİ HALDE- o koltuğa oturtuldu. Şimdi aynı yöntem kendisi için de izleniyor. Çünkü; yol bir kez açıldı. İstifa etmese bile, önümüzdeki süreçte işi zor gözüküyor. “Anti – demokratik yöntem” kendi eliyle meşrulaştırıldığı için, aynı sürprizle karşı karşıya kalması, yakın görünüyor. Gazete yöneticilerine gidip “Enkaz devraldım” edebiyatı yapması, Sözcü Gazetesi’ni kullanarak rakiplerine saldırtmasının da kendisini kurtaramayacağı görülüyor. Yüzde 38′le devraldığı İstanbul’u yüzde 32′ye düşürmüş olması, fazla söze gerek bırakmıyor.
Bu yazıya dair Berhan Şimşek’in açıklaması
CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek, “Ben kendime çelme takarım, Kemal Kılıçdaroğlu’na çelme takmam. CHP’nin çıkarları, benim çıkarlarımdan üsttedir” dedi. Şimşek, “Avcılar’daki afişin yapılmasından bilgim yok. Şerefim üzerine and içiyorum” ifadesini de kullandı.
Gerçek Gündem.com Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş’ın bugün köşesinde yer verdiği yoruma, CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek’ten jet yanıt geldi. Şimşek, yazının sayfaya koyulmasından 15 dakika sonra Genel Yayın Yönetmenimiz Barış Yarkadaş’ı aradı. CHP İstanbul İl Başkanı Şimşek, “Avcılar’daki afişin yapılmasından haberim yok. Şerefim üzerine and içiyorum. Samimiyetimle söylüyorum ki; afişi biz yaptırmadık” dedi.
Afişlerin Avcılar’da asıldığını medyadan öğrendiğini söyleyen Şimşek, “Duyar duymaz savcılığa suç duyurusunda bulundum. Avukat Mahmut Tanal savcılığa giderek işlemleri yaptırdı. Medyaya da açıklama yaptım. Sorumlusu kimse bulunsun dedim. Bu broşürler, afişler bizim değil” ifadesini kullandı.
CHP’nin referanduma ilişkin afişlerinin kurumsal düzeyde yapıldığını da hatırlatan Şimşek, “Bizim flamalarımız, afişlerimiz, bilboardlarımız bellidir. Yoğun bir emek veriyoruz. Emeğimizi yok saymayın” dedi. Partisinin afişleriyle bilboardlarının “renkleri ve ifadeleri’nin tek bir merkezden belirlendiğini de anlatan Şimşek şöyle konuştu: “Parti disiplinini uygulamaya çalışıyorum. Gece gündüz koşturuyorum. Bu afişler bizim ifadelerimize uygun değil. Biz hiçbir afişimizde “Evet” sözcüğünü kullanmadık. “Hayır”ın negatif mesaj taşıdığını bildiğimiz için “Doğrusu…” kelimesinde karar kıldım. Bunlarla ilgili tek tek çalıştım.”
Avcılar İlçe Örgütü’nden afişlerle ilgili kendisini arayan hiç kimsenin olmadığını da belirten Şimşek, “Yazınızda İlçe Sekreteri’nin beni aradığını söylemişsiniz. İlçe Sekreteri’nin adını bile bilmiyorum. Afişten de basında çıkınca haberim oldu. Gerekli açıklamaları da yaptım” dedi.
Polise ve savcıya başvurduğunu ve sorumluların bulunmasını istediğini anlatan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gece – gündüz çalışan bir il başkanıyım. Yazınızda beni skandalın göbeğine oturtmuşsunuz. Bu kadar çalışan bir insan skandalın göbeğinde olabilir mi? Söylediklerimi yazıp yazmamak sizin tercihiniz. Sizin vicdanınıza bırakıyorum. Ben bu işin göbeğinde de değilim, herhangi bir yerinde de…”
Kemal Kılıçdaroğlu’na “çelme takmak” ifadesinin doğru olmadığını da ileri süren Şimşek, “Ben parti terbiyesiyle büyüdüm. Ben kendime çelme takarım, Kemal Kılıçdaroğlu’na çelme takmam” dedi. CHP’de ortak aklın hakim olduğunu belirten Şimşek, “Sorumluları disipline sevk edeceğiz” ifadesini de kullandı.
Atatürk Havalimanı’nda şarbon paniği
NATO’da görevli 6 Amerikalı asker ile bir Türk görevli Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak karantinaya aldı.
Atatürk Havalimanı’na uçakla gelen kargodan çıkan toz nedeniyle 6 ABD askeri ile bir Türk, şarbon şüphesiyle Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Alınan bilgiye göre, Atatürk Havalimanı’nda görev yapan ve gelen kargoları teslim alan Amerikalı bir asker, dün gelen kargo paketlerinden birini şüphe üzerine açınca bir tozla karşılaştı.
Durumun Atatürk Havalimanı yetkililerine bildirilmesinin ardından Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü Sağlık Denetleme Merkezi olaya müdahale etti. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UM-KE) Atatürk Havalimanı’na gönderildi.
Ekipler, kargoda bulunan tozun şarbon olabileceği ihtimaline karşı NATO’da görevli 6 Amerikalı asker ile bir Türk görevliyi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırarak karantinaya aldı. Şarbonlu olduğundan şüphe edilen paket ise incelenmek üzere laboratuvara götürülürken, sonuçların 2 günde belli olacağı bildirildi.
Şüpheli tozun bulunduğu kargoyu taşıyan araç, Çelebi Yer Hizmetleri’ne çekilerek koruma altına alındı.
8Sütun


.jpg)
