Önce Ahlak ve Maneviyat konulu basın açıklamamız

16 Nisan 2010 Yazan  
Kategori İstanbul, Teşkilat Haberleri

once ahlak ve maneviyat konulu basin aciklamasi

Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, Kutlu Doğum haftası dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. Saadet Partisi Kadın Kolları il ve ilçe teşkilatlarının katılımıyla Eyüp Sultan Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında, İslam’ın ahlaka verdiği büyük değere vurgu yapıldı ve toplumdaki ahlaki çöküşe dikkat çekildi.

AHLAKİ DEĞERLER SİSTEMATİK OLARAK YOK EDİLİYOR
Saadet İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk, yaptığı basın açıklamasında, “Kutlu Doğum Haftası’nın idrak edildiği şu günlerde, kurum ve kuruluşlarımızın ve toplum önderlerimizin üzerinde önemle durması gereken öncelikli ve hayati konunun, manevi ve ahlaki değerlerimizin sistematik ve bilinçli bir şekilde imha edilme çabalarını engellemek olması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?
Okullarda meydana gelen şiddet olaylarına dikkat çeken Asiltürk, “Gazeteler de gün geçmiyor ki, annesini en hunhar bir şekilde katleden bir kızın, ailesini yok eden bir gencin haberi eksik olmasın” diyerek hükümete şöyle seslendi: “Tehlikenin farkında mısınız? ‘Cennet anaların ayakları altındadır’ diyen bir nesilden ‘annelerini acımasızca kesen’ bir nesle dönüşüyoruz. Yüksek İslam ahlakıyla gönderilen insanlığın son Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) ‘Ben en güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim’ buyurmuştur. Kutlu Doğum Haftası ile ülkemizin dört bir yanında andığımız Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) ‘din nedir?’ sorusu sorulduğunda, defalarca ‘güzel ahlaktır’ cevabını vermiştir.”

ASİLTÜRK’ÜN BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

Fotoğraflar İçin tıklayınız

Değerli Basın Mensupları, kıymetli halkımız;
Bugün burada ülkemizde yaşanmakta olan sosyal çöküntüye dikkat çekmek, afet gibi ortalığı kasıp kavuran ahlaki ve manevi yıkımı haykırmak için toplanmış bulunuyoruz.

Kutlu Doğum Haftası’nın idrak edildiği şu günlerde, kurum ve kuruluşlarımızın ve toplum önderlerimizin üzerinde önemle durması gereken öncelikli ve hayati konunun, manevi ve ahlaki değerlerimizin sistematik ve bilinçli bir şekilde imha edilme çabalarını engellemek olması gerektiğine inanıyoruz.

Ahlaki, Manevi, Sosyal ve Kültürel yapımızda çok tehlikeli gelişmeler meydana gelmektedir.

Okullarda İlköğretim de dahil meydana gelen şiddet olayları can almaya devam ediyor. Gazeteler de gün geçmiyor ki, annesini en hunhar bir şekilde katleden bir kızın, ailesini yok eden bir gencin haberi eksik olmasın.

İktidara ve Muhalefete sesleniyoruz: “ Tehlikenin farkında mısınız?”

“Cennet anaların ayakları altındadır” diyen bir nesilden “annelerini acımasızca kesen” bir nesle dönüşüyoruz.

Yüksek İslam ahlakıyla gönderilen insanlığın son Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) “Ben en güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.

Kutlu Doğum Haftası ile ülkemizin dört bir yanında andığımız Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) “din nedir?” sorusu sorulduğunda, defalarca “güzel ahlaktır” cevabını vermiştir.

Bir kula verilen en hayırlı şey sorulduğunda yine ”güzel ahlaktır” demiş, nasihat isteyene ise “ahlakınızı güzelleştirin” buyurmuş, bir insanın ahlakı fenalaştıkça Allah’u Teâlâ’dan uzak kalacağını söylemiştir.

Üstün nitelikleri doğasında potansiyel olarak bulunduran insan, tertemiz bir yaradılışa sahiptir. Gönderilen bütün peygamberler de güzel davranışların yaygınlaşmasına çalışmış ve ahlaki değerlerin güçlenmesi için çaba göstermiştir.

Güzel ahlak temeli üzerine kurulan ve insanlığı yüce değerlerin zirvesine ulaştıran bir hayat nizamına karşı savaş veren, yeryüzünün ifsadına yani bozulmasına, maneviyatın yok edilmesine çalışan zalimler ise her dönemde bulunmuştur. Hak düşmanı, insanlık düşmanı bu zihniyetler; sevginin, saygının, adaletin egemen olduğu saadet düzeninin de düşmanıdır. İfsadı devam ettiren bu zihniyetin uyguladıkları metodlar değişmiş sömürü zihniyetleri değişmemiştir.

Günümüzde de işbirlikçi medya ile muktedir olamayan hükümetlerle ve AB’ye uyum için çıkarılan bir kısım yasa ve düzenlemelerle ifsad çalışmalarının desteklendiğine şahit oluyoruz.

Ülkemizin yetiştirdiği önemli şahsiyetlerinden Cemil Meriç “televizyon; batının fuhşiyatını haremimize soktuğu şeytani bir oyuncağıdır” demiştir.

Bazı medya kurumları bilinçli olarak değerleri küçültücü tahrif edici yayımlar yapmakta, halkımıza rezalet denilecek nitelikte programlar izlettirmektedir.

RTÜK Başkanı dahi son yıllarda artan şiddet olaylarının arka planında televizyonların olduğunu yayınların ahlaki ilkeleri zorladığını belirtmiştir.

Çocuklarımıza 14 yaşına kadar onbinlerce cinayet ve cinsellikle ilgili sahneler izlettilirken, fuhuş ve uyuşturucunun temel eğitim kurumlarımıza kadar indiğini üzülerek izlemekteyiz. %99’u Müslüman olan ülkemizde, maalesef 12 yaşından küçük çocukların, Kur-an Kursuna gitmesi, 15 yaşından küçüklerin hafızlık çalışması yapması yasalarla engellenmiştir. Bununla birliktede İmam Hatiplerin orta kısmı hala kapalıdır.

Çocuk sanık sayısı artık yüz binleri aşmıştır. Hâlbuki suçlu çocuk yoktur, suça itilen çocuk vardır. İçinde bulunduğumuz sistem çocuklarımızın, gençlerimizin, milletimizin manevi dünyalarını çöle döndürmeyi hedeflemiş zihniyete hizmet etmektedir.

2002 yılında saatte işlenen suçlar artık dakikada bir işlenir hale gelmiştir.

Her 39 saniyede bir suç işlenmektedir.

Bir üniversitemizde 591 kız öğrenci arasında araştırma yapan öğretim üyemiz bu öğrencilerin yüzde 87’sinin cinsel tacize uğradığı sonucunu kamuoyu ile paylaşmış bu durumun o kişilerde panik, korku, güvensizlik, motivasyon bozukluğu oluşturduğuna dikkat çekmiştir.

Son yıllarda cinsel tercihlerin özgürce yaşanabilmesine ilişkin yaygın bir propaganda yapıldığını gözlemliyoruz. Bu propagandanın hukuk, siyaset, bilim, ekonomi, STK, sanat ve medya bileşenleri var.

İster yönelim, ister eğilim, ister tercih olarak tanımlansın, sonuçta eşcinselliğin normal bir davranış gibi algılatılması ve özendirilmesini özellikle televizyon yayınları yoluyla eşcinselliğin teşvikini kabul edilmez buluyoruz. Eşcinselliğin adeta dayatıldığına esefle şahit oluyoruz.
Ülkemizde 1 milyon boşanma davasının açılmış olması ise aile yapımızın ne kadar bozulduğunu göstermektedir. Ailenin çözülmesi toplumun çözülmesidir. Aile güven kalesidir ve son kaledir. Aile sağlam temeller üzerine inşa edilmelidir.

İnsanlık tarihinin bütün hak dinlerinin temeli güzel ahlak üzerine kurulmuştur. Boşanmaların, adam öldürmelerin, hırsızlığın, fuhşun, uyuşturucu kullanımının hızla yaygınlaştığı şu dönemde, milletimizin en önde yürüyen bayrağı “Önce Ahlak ve Maneviyat” bayrağı olmalıdır.

Anayasamızda maneviyata önem vermiş en az 6 maddesinde maneviyattan bahsetmiştir. Anayasamızın 42. Maddesi ise Devletin; Ailenin korunması, huzur ve refahı için gerekli tedbirleri alması görevini belirtmektedir.

Ayrıca insanımızın maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı Anayasa’mızda yer almıştır.

1977 yılında Milli Görüş’ün temsilcisi olan Milli Selamet Partisi’nin 4. beş yıllık kalkınma planı çalışmalarına maddi kalkınmanın yanı sıra manevi kalkınma da dahil edilmiştir.

Ahlâkî ve manevî değerlere bağlı milletlerin büyük uygarlıklar kurduklarına, bu değerlerden uzaklaşanların ise güçlerini yitirdiklerine tarih şahittir. “Yaşanabilir bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya”nın ancak ahlâk, maneviyat ve adil bir düzen temeli üzerinde kurulacağına inanıyoruz.

Bu nedenle Saadet Partisi olarak, güzel ahlakın kökleşmesini ve geliştirilmesini toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi ve ülke fertlerinin saadete ulaşabilmesi için zorunlu görüyoruz.

Bir toplumun göz göre göre nasıl uçuruma sürüklendiğini sadece seyirci olarak izlemek mümkün müdür?.

Yıkılan, dağılan aileler bizim aile’lerimizdir.

Uyuşturucu batağına düşen çocuklar bizim çocuklarımızdır.

Fuhuşa sürüklenen çocuklar bizim evlatlarımızdır.

Bu kötü gidişata dur diyecek olanlarda elbette sizsiniz, biziz, hepimiziz…

Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!