Numan Kurtulmuş: İsrail’e Haddini Bildirelim!

28 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Gündem

 numan kurtulmusSaadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş; “Bir kez daha uyarıyoruz. İsrail’in bu yaptığı devlet terörüdür. İnsanlık suçudur. İsrail bu saldırgan ve provakatif tutumuyla sadece Mescid-i Aksa’yı tahrip etmemekte, bütün İslam dünyasını tahrik etmektedir. Çünkü Mescid-i Aksa Müslümanların namusudur. İsrail mescid-i Aksa’ya yönelik bu tahripkar ve tahrikkar tutumuna derhal son vermeli, Mescid-i aksa çevresindeki kuşatmayı kaldırmalıdır” dedi.

Mescid-i Aksa’da yaşanan son olaylar üzerine yazılı bir açıklama yapan Numan Kurtulmuş şunları söyledi:

“İşgalci İsrail yönetimi, Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırgan tutumunu her geçen gün pervasızca arttırmaktadır. Nitekim bugün İsrail askeri güçlerinin bazı fanatik Yahudi grupları ile işbirliği içerisinde Mescid-i Aksa’ya girme girişiminde bulunduğu, caminin içine zehirli gaz bombası attığı, çıkan olaylar onlarca Filistinlinin yaralandığı, İsrail askerlerinin yaralı Filistinlilere tıbbi müdahaleyi engellediği, hatta ezan okunmasını önlemek için Mescid-i Aksa’nın ses düzenini tahrip ettiği yönünde bilgiler gelmektedir.

İsrail’in bu yaptığı devlet terörüdür. İnsanlık suçudur. İsrail bu saldırgan ve provakatif tutumuyla sadece Mescid-i Aksa’yı tahrip etmekle kalmayıp, bütün İslam dünyasını da tahrik etmektedir. Çünkü Mescid-i Aksa Müslümanların namusudur. İsrail Mescid-i Aksa’ya yönelik bu tahripkar ve tahrikkar tutumuna derhal son vermeli, Mescir-i aksa çevresindeki kuşatmayı kaldırmalıdır. Aksi takdirde, bundan zarar gören sadece Filistin-İsrail barışı değil tüm bölge ve dünya barışı olacaktır.

Son olaylar, gerekli uluslararası kararlılık ortaya konmadığı sürece İsrail askeri güçlerinin ve fanatik Yahudilerin saldırganlıkta ve pervasızlıkta ne kadar ileriye gidebileceğini açıkça göstermektedir.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi maalesef işgalci İsrail yönetiminin en büyük cesaret kaynağı, tüm bu yaşananlara rağmen dünya kamuoyunun sergilediği duyarsızlık, büründüğü sessizliktir.

Bu nedenle; başta İslam Konferansı Örgütü olmak üzere İslam ülkelerinin yöneticilerine, Arap Birliği’ne sesleniyorum;

Her fırsatta insan haklarından, demokrasiden, özgürlükten bahseden gelişmiş batılı ülkelere sesleniyorum.

Daha geçen hafta birleşmiş millet insan haklari konseyi tarafından hazırlanan rapor; Gazze’de fosfor bombası kullanan İsrail’in insanlık suçlu işlediğini açıkça ortaya koymuştur.

Bu nedenle Birleşmiş Milletlere sesleniyorum.

İsrail’in bütün dünyanın gözleri önünde sergilediği bu insanlık dışı saldırılara daha fazla suskun kalınamaz.

Son raporda dahil olmak üzere BM kararlarını hiçe sayan, hiçbir ahlak, adalet, kural tanımayan, zulmü ile abad olmaya çalışan İsrail’e karşı acil ve etkili müeyyideler ortaya konmalıdır.

İsrail’e haddi bildirilmelidir.

Bu yapılmadığı takdirde başta Birleşmiş milletler olmak üzere tüm uluslararası kurum ve kuruluşlar sadece itibarını kaybetmekle kalmayacak, varlık nedenleri sorgulanır hale gelecektir.

Buna ilaveten, barıştan, adaletten, özgürlükten yana olan tüm insanlığın vicdanında mahkum olacaktır.

Milletimizin Mecsid-i Aksa ve Filistin konusundaki hassasiyeti ortadadır. Bu hassasiyetini daha önce defalarca büyük bir asaletle ortaya koymuştur. Bu çerçevede İktidardan gelişen olaylar çerçevesinde milletimizin hassasiyetine uygun, acil ve etkili bir tavır ortaya koymasını bekliyoruz.

Kamuoyuna saygılarımla…”

PROF. DR. NUMAN KURTULMUŞ

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI

isra haber

Kurtulmuş: Kesileceğimizi de Bilseydik Amerika’ya İncirlik’i Kullandırmazdık!

28 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Gündem, Manşet


kesileceğimizibilsekteincirkikullandırmayıızSP Genel Başkanı Prof. Numan Kurtulmuş, Kanal D’de yayınlanan Genç Bakış programına katılarak, Sakarya Üniversitesi’ndeki gençlerle buluştu.

Gençlerle hasbihal eden Kurtulmuş, hükümete sert eleştirilerde bulundu.

Gençlere sık sık tavsiyelerde bulunan Kurtulmuş, “Nasıl Roma imparatorluğu yıkılışına yakın çok ciddi bir saldırganlığın içerisine girdiyse bugün kü modern batı da böyle bir saldırganlığın içerisinde.Bir abi nasihatı olarak söylüyorum. Ne korkarak dizleriniz titreyecek ne de teslim olarak “ne yapalım efendim. Reel politik budur” demeyeceksiniz. Bu ülkenin, bu coğrafyanın çocukları olarak kendi cevabınızı kendi geleceğinizi kendiniz hazırlayacaksınız!” dedi.

Kesileceğimizi de Bilsek İncirlik’i Kullandırmayız!

Kurtulmuş, Irak işgalinin kendi dönemlerinde gerçekleşmesi halinde, Amerika uçaklarına Türkiye’nin hava sahasını kullanmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini şöyle ifade etti: Ortadoğu politikalarında, bölge politikalarında Ak Parti iktidarı maalesef “Büyük Ortadoğu Projesi”nin eş başkanlığını bilerek ve isteyerek yaptı.

Türkiye, 1 Mart tezkeresinde Amerika uçaklarına Türkiye sahasının kullanılmaması kararını verdi. Millet iradesi bu şekilde gerçekleşti. Bir Muhalif milletvekili, Savunma bakanına “İncirlik hava üssünden” kaç tane savaş uçağı kalktı?” şeklinde bir soru önergesi verdi. Cevap olarak “131 bin savaş uçağının kalktığı, 6 bin tanesinin de ne yaptığını nereye gittiğini bilmiyoruz” denildi. Arkadaşlar bu uçaklar, Irak’ı bombaladı. Bu uçaklar, turist taşımadı. Biz, çok açık söylüyoruz. İktidarda olsaydık. Değil iktidardan düşmeyi, Bizi keseceklerini bilseydik incirlik üssünü asla kullandırmazdık.”

Zillet İçerisinde AB Sürecini Kabul Etmezdik

AB’yi bir medeniyet projesi olarak algılayan Başbakan Erdoğan’a sert eleştirilerde bulunan Kurtulmuş, “Avrupa Birliği’ni Medeniyet projesi olarak kabul ettiğiniz için adam da size “al kardeşim şu ev ödevini ve geç şu salona. Bu ev ödevlkerini yap. Eğer medenileşme yönünde mesafe katettiğine kanaat getirirsem seni 2014 yılında AB’ye almayı düşünüyorum” diyor. 17 Aralık’ın cevabı budur. Biz, iktidarda olsak böylesine zillet içerisinde yürütülen bir AB sürecini asla sürdürmezdik” dedi.

Kurtulmuş, iktidara gelmeleri halinde IMF ile ilişkilerini sürdürmeyeceklerini de sözlerine ekledi.

isra haber

Hem geliştirici hem eğlendirici oyun hamurları

27 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Kadınca

oyun_hamurlari

Çocuğun yeteneklerini hamurlarla veya yemek yapmasına izin vererek geliştirmeniz mümkündür. Hamurla oynama çocukta hayal gücünü kullanmanın yanı sıra üç boyutlu figürler yaparak mekân bilincini de geliştirir. Onun ortaya çıkardığı eserleri saklamanız onda başarı hissi uyandırır, kendine güven duymasını sağlar.

Değişik malzemelerle oynaması çocukta her malzemenin kendine has bir yapısı olduğu, materyallerin form değiştirebildiği bilincini oluşturur. Ayrıca yaş ilerledikçe yapmak istediği şey için en uygun malzemeyi seçme yetisi sağlar. 18 aylıktan itibaren yaptırabileceğiniz bu faaliyet ileri yaşlara kadar devam edebilir.

Oyun hamurları ve 3 yaş

3 yaşına kadar hamurla şekiller yapmayacaktır. Hamuru ellemek, mıncıklamak, yuvarlamak ve kesmek onun için yeterli ve zevkli olacaktır. Bu dönemde ona şekilli kurabiye kalıpları veya yüzeyi desenli objeler verebilirsiniz. Bunlarla hamura bastırarak şekillerin oluşması ona keyif verecektir. Ancak bu şekilleri sizin yapmanızı isteyebilir. Hamurun tek renk olması onun için fark etmez.

3-4 yaş arası hamurdan toplar, sosis gibi şekiller yapar, bunları birleştirir, bozar. Hamurların çeşitli renklerde olması onun geliştiriciliğini arttıracaktır. Bu dönemde kendisine yeni malzemeler verebilirsiniz. Oyuncakçılarda satılan hamura çeşitli şekiller veren aletler ilgisini çekecektir. Artık kalıplarla kendisi şekiller yapacaktır. Yaptıklarını saklamak isteyecektir. Odasında bir raf ayırarak onu desteklemek çocuğunuzu memnun edecektir.

Oyun hamurları ve 5 yaş

4-5 yaş arası hamurdan kendisi şekiller, insan figürleri yapabilir. Figürlerini ayrıntılandırır. Renkli hamurları karıştırıp kendince yeni kombinasyonlar bulmak ona cazip gelebilir. Yaptığı eserleri evin çeşitli yerlerinde sergilemeniz onu cesaretlendirecektir. Kil hamuru veya kâğıt hamuru gibi değişik malzemeler vererek onun gelişmesini destekleyebilirsiniz.

5-6 yaş arası birkaç figürü bir anda yapabilir. Biraz yardımla kolyeler, bilezikler yapabilir. Bunları takmaktan veya hediye etmekten keyif alacaktır.

Ucuz oyun hamurlarına dikkat!

Çocukların gelişimlerine katkıda bulunarak onların hem öğrenip hem de eğlenmelerini istemek anne ve babaların en büyük mutluluğudur. Çocuklara bu konuda yardımcı olmak istiyorsanız eğer kullandıkları araç ve gereçlere de son derece önem verilmelidir. Uzmanlar, piyasa da satılan ucuz fiyatlardaki ve TSE damgası bulunmayan hamurlardan alınmamasını öneriyor.

Diğer kırtasiye ürünlerinde olduğu gibi oyun hamurlarında da bulunan ucuz olması nedeniyle kanserojen etki yaptığı bilinen bir çeşit kumaş boyası olan azor boya maddelerinin kullanıldığını belirtilmektedir. Oyun hamuru alırken belirli markaların içinde değişik kimyevi maddelerin olmadığı, çocukların gelişim süreçlerine uygun hamurların tercih edilmesine dikkat çekmeliyiz.

Oyun hamurlarını piyasadan almak yerine evde kendim yaparım diyenler için de birkaç hamur tarifi vererek evde çocuklarınıza yapmanızı sağlayabiliriz.

Tuz seramiği

2 ölçü un

2 ölçü tuz

1 ölçü su

Bu üç malzemeyi yumuşak, ele yapışmayan kıvama gelinceye kadar yoğurun. Hamur oynayacağınız yere muşamba bir örtü serin ve örtünün üzerini biraz unlayın. Yaptığınız figürleri fırında veya güneşte kurutarak sertleştirebilirsiniz. Sertleştikten sonra boyayıp cilalayabilirsiniz.

Elinizde kalan hamuru atmayarak streç filme sararak saklayabilirsiniz.

OYUN HAMURU

2 ölçü un

1 ölçü tuz

1 ölçü su

1 tatlı kaşığı sıvıyağ

2 çay kaşığı krem tartar (isteğe bağlı)

Gıda boyası

Tüm malzemeyi hamur haline gelinceye kadar yoğurun. Oyuncakçılardan alacağınız küçük oklavalarla, hamuru çocuğunuz kendi açıp, eliyle veya kalıplarla şekiller yapabilir. Bu hamur fırında kurutulmaz ama dilerseniz güneşte kurutabilirsiniz. Aktarlarda bulabileceğiniz krem tartar, hamurun ömrünü uzatmak içindir. Kalan hamuru, hava almayacak bir şekilde uzun süre muhafaza edebilirsiniz.

İncirli kurabiye

Malzeme:

250 gram incir

250 gram ceviz

2 yumurta akı

150 gram şeker

Yapılışı: İncir ve cevizler küçük parçalara bölünür. İçerisine yumurta akı, şeker ilave edilip yoğrulur. Küçük parçalar halinde yuvarlanır. Yağlı kâğıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirilip 170 derecede önceden ısıtılmış fırında 20 dakika kadar pişirilir. Not: kurabiyeler tepsiden soğuyana kadar çıkarılmamalıdır. Kendisine gelmesi beklenilmelidir.

Rokanın faydaları

İçerdiği P ve K vitaminleri, mineralleri ve çeşitli esansları ile roka oldukça faydalı bir bitkidir. Karaciğerimizin dostudur. Mideyi kuvvetlendirir. Kansızlığa iyi gelir, kanın temizlenmesinde yardımcıdır. Mideyi ve bağırsakları çalıştırır, iştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür. Böbreklerin çalışmasında faydalıdır. Eklem iltihaplanmalarına iyi gelir. Sarılığı geçirir.

www.milligazete.com

Çek elini kıblemizden!

27 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Gündem

Haftalardır Kudüs’te, içinde Mescid-i Aksa’nın da bulunduğu Haremüşşerif saldırı ve provokasyonlarda bulunan terörist İsrail, tüm dünyanın nefretini çekiyor. Aşırı dinci Yahudilerin Mescid’i Aksa’yı basma girişimlerine destek

veren İsrail askerleri, cami cemaatine ateş açıp Mescid-i Aksa’ya gaz bombalarıyla saldırdı. İslâm dünyasını tahrik etmeyi amaçlayan İsrail önceki gün, ilk kez Mescid-i Aksa’nin elektriğini keserek ezan okunmasını da engelledi

www.milligazete.com

Kur’anda ve Toplumda kadın

27 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Kadınca

pUhPmT23Yüce Allah’ın Kuran’da erkek ve kadın için tavsiye ettiği üstün ahlak özellikleri aynıdır. Müminlerin yaşamları Allah sevgisi ve korkusu üzerine kurulmuştur ve öncelikli hedefleri Rabbimiz’in hoşnutluğunu kazanmaktır:

 “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97)

 Mümin kadın ‘boş’ işlerle zamanını geçirmez, her işinde gerçek amacı, “Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 114) ayeti gereğince Allah’ın hoşnutluğudur.

 Kuran’a tabi olan mümin kadın eşini ve arkadaşlarını da Kuran ahlakını yaşayan insanlardan seçer. Allah’ı seven ve O’nun sınırlarını koruyan kimselerle birlikte olur. Dünyevi hiçbir şey, onun için Allah’ın rızasını kazanmaktan daha önemli değildir:

De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 24)

 Sahip olduğu Kuran ahlakı, Allah’ın Kuran’da koyduğu emir ve yasaklara uygun yaşayan mümin kadına, güçlü ve sağlam bir kişilik kazandırır. “… Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz…” (Müminun Suresi, 71) ayetiyle haber verildiği gibi, Kuran ahlakının getirdiği ‘şan ve şeref’ nedeniyle, inanan kadının onurlu bir karakteri vardır. İnanan insanlar, toplumun ve ailelerinin telkinlerini kıstas olarak kabullenmez ve Allah’ın beğendiği mümin karakterini yaşarlar.

 Yüce Allah ayrıca Kuran ile kadını ve kadın haklarını koruma altına almış, toplumda olması gereken saygın bir yer kazandırmıştır. Tüm bunlar Allah’ın kadınlar üzerindeki sonsuz rahmetidir.

 Toplumda Kadın

 Dinden uzak yaşayan toplumlarda ise, kadın ya da erkek her insana bebeklik çağından itibaren yapılan yüzlerce telkin vardır. Biçilen evlenip anne olma rolü gereğince, kız çocuklarının oyuncakları hep bebeklerdir. Büyüyüp genç kız olduğunda da artık evlenme çağının geldiği telkinleri başlar. Adaylarda yakışıklılık, iyi bir iş, ev ve araba sahibi olması gibi özellikler aranır.

 Sonunda aranan özelliklerde bir genç bulunur. Genç  kıza erkekte çekici gelen; görünüşü, arabası, kaliteli giyimi ya da yalnızca zengin olmasıdır. Kaçırılmayacak bir fırsattır bu ve genç kız yakınları tarafından da bu birlikteliğe adeta itilir. Erkek de acaba evi, arabası olmasaydı ya da fakir olsaydı onu beğenip beğenmeyeceğini düşünmez. 

 Aldıkları yanlış telkinler yüzünden, genç kızlar hep zengin ve yakışıklı birini aramaktadırlar. Kişinin karakteri, Allah’a bağlılığı, hiçbir şekilde önemsenmemektedir. Oysa Kuran’da gerçek üstünlüğün takva olduğu, “Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır…” (Hucurat Suresi, 13) ayetiyle haber verilmektedir. Söz ettiğimiz gibi, daha baştan yalanlar ve maddi çıkarlar üzerine kurulan evlilik, kadını da erkeği de mutsuz ve azap dolu bir yaşama sürüklemektedir.

 Kuran ahlakından uzak toplumlardaki evliliklerin çoğu, eşlerin birbirine rol yaptığı, sahte sevgilerin yaşandığı eziyet veren beraberliklerdir. Bu eşlerin yaşadığı evler adeta bir tiyatro sahnesidir; kötü bir oyundur oynanan ve ikisinin de canı yanar, ancak bitmez, aynı şekilde sürer gider.

 Oysa gerçek mutluluk; gerçek aşkı, yani Allah’ın güzel tecellisini eşinde aramak, samimi ve dürüst olmak, Allah’tan çok korkmak ve çok sevmektir. Bu, Allah’ın bir nimetidir ve yalnızca samimi inanan insanlara sunulur.

 İman Eden Kadın

İnsanlar doğru sözlü kişiden hoşlanırlar. Doğru konuşmak, hem kadın hem erkek için çok etkileyicidir. İman eden kadını güzelleştiren aklı ve samimiyetidir. Samimi iman eden bir kadın çok etkileyicidir; gerçek sevgi, doğallık ve samimiyetin içinde saklıdır.

 İnanan kadının bir özelliği de, kıskançlık ve rekabet gibi duygulardan arınmış olmasıdır. Erkeklerle bir eşitlik mücadelesini değil, ‘hayırlarda yarış’ı benimser. Mümin kadın, Yüce Allah’a yakın olabilmek için, bu imani yarışta gücü yettiğince çaba harcar.  Rabbimiz  Kuran’da, kadın ya da erkek, her mümine şu özelliklere sahip olması gerektiğini bildirmektedir:

Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resulü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)

Kuran’da Söz Edilen Kadınlar

 Rabbimiz Kuran’da, Hz. Meryem’i seçtiğini ve onu tüm kadınlara üstün kıldığını, “Hani melekler: ‘Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı’ demişti.” (Al-i İmran Suresi, 42) ayetiyle bildirmektedir.

Hz. Meryem’e ,“Hani Melekler, dediler ki: ‘Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette ’seçkin, onurlu, saygındır’ ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır…” (Al-i İmran Suresi, 45) ayetiyle bildirildiği gibi Cebrail aracılığı ile Hz. İsa müjdelenmiştir.

Hz. Meryem, Allah’ın bir mucizesi olarak,  insan eli değmeden hamile kalmış ve böylece Hz. İsa doğmuştur. Allah’ın yarattığı kadere içten boyun eğen Hz. Meryem, tüm iftiralara karşı Allah’a teslim olmuştur. “… ‘Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi.” (Meryem Suresi, 27-28) şeklindeki ağır sözlere rağmen insanların düşüncelerini önemsememiştir. Tevekkülünün ve sabrının karşılığı olarak Rabbimiz, Hz. İsa’yı beşikte konuşturmuş ve Hz. Meryem’i iftiralardan temizlemiştir.

 Rabbimiz Kuran’da, Firavun’un karısının üstün ahlakını da örnek göstermektedir. Firavun, Mısır’da zalimliği ve halkına uyguladığı şiddetle tanınır. Karısı da, Firavun’un bu zorbalığına ve inkarına en yakın tanıktı. “… Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.” (Yunus Suresi, 83) ayetiyle bildirildiği gibi, erkek çocukları öldürüyor ve halka işkence yapıyordu.

 Rabbimiz, Firavun’u uyarmak amacıyla Hz. Musa’yı göndermiştir. Ancak, “Sonunda Musa’ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı…” (Yunus Suresi, 83) ayetiyle bildirildiği gibi, Hz. Musa’ya iman edenler çok az sayıdadır. İnsanlar Firavun’un zulmünden korktuklarından iman etmezken, Firavun’un karısı korkmamış, Allah’ın yakınlığını kazanmayı seçmiştir. Onun samimi imanı “… Hani demişti ki: “Rabbim bana Kendi Katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.” (Tahrim Suresi, 11) ayetiyle haber verilmektedir.

 Kuran’da Hz.Musa’nın annesinden ve yaşadığı imtihandan da bahsedilir. Allah, Firavun’un zulmünden korumak için Hz. Musa’yı bir sandıkla nehre bırakmasını ona vahyetmiştir. Allah’a teslimiyetini kanıtlayan Hz. Musa’nın annesi, bu zor imtihandan sonra, Allah’ın vaadi sonucu çocuğuna kavuşmuştur:

Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler. (Kasas Suresi, 13)

 Kuran’da Sebe Melikesinden de söz edilir. Onun kıssasında sanat ve estetiğin kadınları nasıl etkilediğini görürüz. Hz. Süleyman’ın muhteşem sarayındaki etkileyici cam zemini gördüğünde, Sebe Melikesinin, “…zaten biz Müslüman olmuştuk” (Neml Suresi, 42) şeklindeki sözlerinden bunu anlamaktayız.

 Kuran’da eşindeki Allah aşkını, derin sevgiyi görmeyen kadınlardan da söz edilmektedir. Örneğin Hz.Nuh’un ve Hz.Lut’un eşleri iman etmemişlerdir. Onlar –Allah’ın dilemesiyle- şeytanın pisliklerini ve çirkinliği güzellik olarak görmüşlerdir.

 Sonuç Olarak;

Mümin kadın, etrafına Allah aşkıyla baktığından her yerde Allah’ın tecellilerini görür. Bir çocuğa baktığında, yüreğinde şefkat ve merhamet duyguları oluşur. Mümin kadınların, din ahlakından uzak yaşayan toplumlarda kadınlara yaşatılan sıkıntılardan ve eziyetlerden uzak bir yaşamları vardır. Allah’ın, “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97) ayetiyle mümin kadınlara ve mümin erkeklere vadettiği gibi, güzel bir yaşam sürerler. Ahirette alacakları karşılık ise –Allah’ın dilemesiyle- bitip tükenmeyecek rızıklarla dolu sonsuz mutluluk yurdu olacaktır.

 Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve ve şarap istemektedirler. Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. İşte hesap günü size va’dedilen budur. Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok. (Sad Suresi, 50-51-52-53-54)

Elif Alaca

www.hanimlar.com

Kurtulmuş: ‘Sonuna kadar gidilmeli’

27 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Gündem, Manşet

numan kurtulmuş büyükSaadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” belgesi üzerindeki son gelişmeleri “Hiçbir kamu görevlisinin milletten almadığı bir yetkiyi kullanmaya, demokrasiye müdahale etmeye hakkı yoktur. Bu konunun sonuna kadar üzerine gidilmelidir” diyerek değerlendirdi. 

Konunun polemik konusu haline getirilmeden, kutuplaşma ve gerilime neden olmadan demokratik olgunluk içerisinde çözüme kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, hem Hükümet’e hem de Türk Silahlı Kuvvetlerine çağrıda bulundu. 

Kurtulmuş şu değerlendirmeyi yaptı:

“Milletimiz elbette kendi güvenliğini sağlayacak, güçlü bir ordunun olması gerektiğine inanmaktadır .Ama aynı zamanda TSK’nın siyasete müdahalesini asla tasvip etmemektedir.  Bu aşamada TSK’ya ve Genelkurmay Başkanı’na tarihi  bir görev düşüyor. Bu belgenin arkasında kimler varsa sonuna kadar üzerine gidilmeli ve böylece TSK belli zamanlarda siyasete ve demokrasiye müdahale eden kurum imajından kurtarılmalıdır. Sayın Genelkurmay Başkanı bu süreçte ortaya koyacağı demokratik ve şeffaf tavır ile TSK’yı millet nezdinde ibra etmelidir.   Çünkü millet iradesine, siyasi yapıya ve demokrasiye müdahale anlamına gelecek bu tür girişimler asla tasvip edilemez.

Elbette Türkiye’de güçlü, caydırıcı, vatan savunmasını yapan ama asla ve asla iç politikaya karışmayan bir TSK’ya ihtiyaç vardır. Elbette Türkiye’de işlerini milletin gösterdiği yolda yapan bir hükümete ihtiyaç vardır. Adil ve hızlı karar veren bir yargı sistemine ihtiyaç vardır. Millet iradesini her şeyin üstünde tutan bir Parlamento’ya ihtiyaç vardır. Bunlar bir vücudun  organları gibidir. Birbirine karşı değil birbiriyle uyum içerisinde çalışmalıdır. Ancak hepsinden önemlisi bütün bu organlara hükmeden beyindir. Ve o beyin de Millettir. Hepsi, hükümet, yargı, sivil ve asker bürokrasi milletin emrinde olmak zorundadır. 

Bunun ilk şartı da sebebi hükümeti milletin esenliği olan, millet iradesini esas alan, şeffaf ve sivil bir Anayasa yapmaktır. Maalesef Türkiye’de bütün Anayasa değişiklikleri ya Avrupa Birliği dayatmalarıyla ya da askeri darbeler sonucu yapılmıştır. Sorunun kökeninde de bu vardır. Israrla vurguladığımız gibi bir an evvel  oligarşik adacıkların bulunmadığı, millet egemenliğinden başka hiçbir iradeyi tanımayan, tam demokratik bir Anayasa için harekete geçilmelidir. 27 Nisan müdahalesinden sonra milletimizin 22 Temmuz 2007seçimlerinde Ak Parti Hükümetine yüklediği en önemli görev budur. Ancak ne var ki Hükümet şu ana kadar milletin bu talebine cevap vermemiştir. Ak Parti Hükümeti  22 Temmuz’da kendisine yüklenen bu sorumluluğu yerine getirmediği takdirde; artık benzer bir mazeretle milletin karşısına çıkacak yüzü kalmayacaktır.

Bir kez daha Hükümete çağrıda bulunuyoruz; bu tür müdahale tartışmalarının bir daha yaşanmaması için acilen şeffaf, katılımcı ve sivil bir anayasa ile başlayacak kapsamlı bir hukuki ve siyasi reform sürecine girilmelidir.”

Haber5.com

Saadet Partisi Siyaset Akademisi kuruyor

17 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

numan1Ankara ve İstanbul’da aynı anda faaliyete başlayacak Siyaset Akademisi’nde her görüş ve partiden kişiler ders vermek için davet edilebilecek. Kasım ayında başlayacak akademi mayısa kadar sürecek. Genel Başkan Numan Kurtulmuş, İstanbul il başkanı iken planladığı projeyi şimdi hayata geçiriyor. Kurtulmuş, yaklaşık 10 yıl önce İstanbul’da ’siyaset mektebi’ projesi için düğmeye basmış ancak çeşitli sebeplerle bu girişim hayata geçememişti. Ankara ve İstanbul’da eşzamanlı olarak Kasım 2009 ortalarında açılacak olan Siyaset Akademisi’nde SP’nin ihtiyaç duyduğu politikacılar yetiştirilecek. Ar-Ge birimi ise fikir ve proje üretecek. Akademi, siyasi işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Demircan’a bağlı olarak kurulacak olan Siyaset Geliştirme Merkezi’nin (SGM) bir alt birimi olarak faaliyet gösterecek. SGM’ye bağlı ayrıca bir de Ar-Ge birimi bulunacak. Demircan, parti bünyesinde uzun zamandır teşkilatlara halkla ilişkiler eğitimi verildiğini belirterek, “Ancak gördük ki bu yeterli değil. Siyasete yeni insanlar kazandırmak, siyasette söylem birliği sağlayıp seviyesini yükseltmek için böyle bir çalışma ihtiyacı hissettik.” dedi. Milli Görüş Hareketi’nin 40. yıldönümüne de rastlayan Siyaset Akademisi’nin faaliyete geçmesiyle birlikte, daha bilinçli ve düzeyli siyasetçilerin Türkiye’ye kazandırılacağını belirten Demircan sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece belli bir kesimin insanları buraya eğitimci ve katılımcı olarak gelmeyecek. Herhangi bir partiden insanlar da izleyebilecek. Ya da farklı partilere mensup tecrübeli siyasetçiler de gelip burada ders verebilecek.”

Haber5.com

YAZIKLAR OLSUN !

11 Ekim 2009 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Gündem, Manşet

numan kurtulmusİsviçre’de imzalanan Türkiye-Ermenistan protokolünü “tarihi imza değil tarihi hata” diye nitelendiren Kurtulmuş çok sert konuştu.

Protokolün imzası sırasında Ermeni heyetinin sergilediği tutumun, sürecin tamamen Ermenistan’ın inisiyatifinde geliştiğini gösterdiğini vurgulayan Kurtulmuş; “Ermenistan’ın; bırakın Karabağ işgalini konuşmayı, bu “işgale” çağrışım yapacak en ufak bir imaya bile yer verilmesine karşı çıkması bunun en somut delilidir” dedi.

Kurtulmuş; “Bütün samimi uyarılarımıza ve milletimizin bu konudaki hassasiyetine rağmen bu protokolün imzalanması karşısında söyleyebileceğimiz tek şey artık şudur: “Yazıklar olsun!” dedi.

Saadet Partisi lideri Kurtulmuş’ın Ermenistan ile imzalanan protokollere ilişkin yaptığı açıklamayı sunuyoruz:

“Ermeni Açılımı” adı altında bir süredir ülke gündemini meşgul eden protokol dün gece iki ülke dışişleri bakanları tarafından imzalandı. İmza töreninin “soykırım olmadığını” söyleyenlere “mahkumiyet veren” ve “Sözde Soykırım İddialarını tanıyan” tek Avrupa ülkesi, İsviçre’de imzalanmış olması bile yeterince manidardır.

Protokolün imzalanması sırasında ortaya çıkan kriz, Saadet Partisi olarak, milletimizin hassasiyetleri doğrultusunda defalarca dile getirdiğimiz endişe ve uyarıların ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur.

AK Parti her konuda oluğu gibi bu konuda da samimi uyarılara kulak vermek yerine bildiğini okumayı tercih etmiş ve bu tavrıyla Türkiye’yi çok ciddi bir dış politika zaafiyetinin içine sokmuştur.

Böylesine önemli bir konunun önce milli iradenin yegane tecelligahı TBMM’de ele alınması en azından “Demokratik Ahlak”ın gereğiydi. Millete danışılmadan, TBMM’de görüşülmeden, adeta yangından mal kaçırırcasına yapılan bu anlaşma bize göre “tarihi bir imza değil”, “tarihi bir hata”dır.

Ermenistan bu süreçteki tavrı ile ortaya koymuştur ki, sadece Karabağ konusunda değil, 1915 sözde soykırım iddiaları ile ilgili duruşunda da en ufak bir değişikliğe gitmeyecektir.

Biz Türkiye olarak Ermenistan sınır kapısını durup dururken kapatmadık. Ermenistan, Azerbaycan’a ait Karabağ bölgesini işgal ettiği ve 1 milyon Azeri kardeşimizi yerinden yurdundan ettiği için kapattık.

Şimdi milletimiz adına soruyorum;

“Ermenistan haksız ve kanlı bir şekilde işgal ettiği Karabağ bölgesinden çekildi mi?”

Hayır!

“1 milyonun üzerinde Azeri soydaşımız, evlerine, yurtlarına geri dönebildi mi?”

Hayır!

Peki ne oldu da şimdi Ermenistan sınır kapısını açacak bu protokole imza attık?

Ermenistan’ın her dediğine “evet” der duruma geldik?

Hangi saik ve gerekçelerle bütün kırmızı çizgilerimizden vazgeçtik?

Bu soruların cevabını bilmek milletimizin en tabii hakkıdır.

Bu protokol ile üç büyük tarihi fırsat Ermenistan’a altın tepsi içinde sunulmuştur.

Bunlar; Ermenistan’ı, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştıracak demiryolu projesi, Nabucco vasıtasıyla enerji nakil hatları projesi ve Karayolu projesidir.

Ermenistan; ne Karabağ konusunda ne de sözde soykırım iddialarıyla ilgili en ufak bir taviz vermeye yanaşmazken; Türkiye’nin 3 milyonluk Ermenistan’a bu kadar büyük imkanları tanımasının arkasındaki reel politik gerekçe nedir? Bunu bilmek istiyoruz.

Saadet Partisi olarak biz de, komşularımızla sıfır problemden yanayız. Ancak “sıfır problem” iki tarafın aynı samimiyet ve fedakarlıkla bunu istemesi sayesinde ulaşılabilecek bir hedeftir. Şayet tek taraflı olarak işlerse, bunun diplomaside ki tek karşılığı; “Türkiye ne olursa olsun taviz vermeye hazır” demektir.

Yeni dostluklar kazanmak, komşularla iyi ilişkiler geliştirmek tabii ki her hükümetin hedefidir. Ancak yeni dostlar kazanacağız diye Azerbaycan gibi kadim dostlarımızı, soydaşlarımızı, dindaşlarımızı, küstürmeye kimsenin hakkı yoktur.

****

Ak Parti’nin, daha önceki iktidarlarında dış konjonktür desteği etkili olmuştur.

Şimdi de yeni bir seçimin arefesinde “Ermenistan Açılımı”, “IMF anlaşması” gibi tavizlerle dış konjonktürün desteğini alarak iktidarını kurtarma peşindedir.

Ancak AK Parti kendi iktidarını kurtarmaya çalışırken, Türkiye’nin geleceğini tehlikeye sokmakta, Kafkas politikası başta olmak üzere geri dönüşü olmayan tarihi hatalara imza atmaktadır.

Bütün samimi uyarılarımıza ve milletimizin bu konudaki hassasiyetine rağmen bu protokolün imzalanması karşısında söyleyebileceğimiz tek şey artık şudur: “Yazıklar olsun!”

Bir kez daha çağrıda bulunuyorum; Gidilen yol yanlıştır. AK Parti Hükümeti’nin “sıfır problem” adı altında izlediği tavizkar tutum sadece dış politikamızı zaafiyet içine sokmakla kalmamakta, Türkiye’nin saygınlığına da gölge düşürmektedir. Türkiye bu bölgenin Amiral gemisidir. Türkiye bu misyona uygun, muktedir ve saygın bir dış politika izlemek zorundadır. Kamuoyuna saygılarımla…

PROF. DR. NUMAN KURTULMUŞ

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI

isra haber

Bakırköy ilçesi özgürlük meydanında basın açıklaması yaptı

10 Ekim 2009 Yazan kubra  
Kategori Bakırköy, Manşet, Teşkilat Haberleri

Saadet Partis Bakırköy İlçe Kadın Kolları  10.10.2009 Cumartesi Saat günü Bakırköy Özgürlük Meydanında ”Dünya Ruh Sağlığı Günü’ ‘Münasebeti ile Basın Açıklaması yapmıştır.

dunya-ruh1

 

dunya-ruh2

 

dunya-ruh3

 

Saadet Partisi Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın Metni

Değerli misafirler kıymetli basın mensupları;

Dünya Ruh Sağlığı Günü münasebetiyle bu metni yayınlıyoruz. Evet biraz ilginç bir vesile. Modern dünya hayata dair önemli şeyleri en azından unutmamak için birtakım zaman dilimlerine sıkıştırıp günler, haftalar ilan ederek anmaya, hatırlamaya, idrak etmeye vesileler arıyor. Durup düşünmek için bir- an -oluşturmaya çalışıyor. Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün icad edilmesi modern dünyada yaşayan insanın yani bizlerin içler acısı halini ortaya koyan en somut gösterge olsa gerek.

Hatırlamak biryana hatırdan hiç çıkarmamamız gereken bizi biz yapan en önemli unsuru yani ruhumuzun varlığını hatırlamak zorunda kalışımız. Dünyanın birey ve toplum sağlığı hakkında fikir verebilecek en mühim ipucu.

Modern zamanlar artık şunu biliyor ki ruhumuzun yetişemediği onu unutarak yaptığımız hiçbir şey bizi huzurlu ve tatminkâr etmiyor. İnsanoğlu ruhunu ne kadar görmezden gelse de, o bize onsuz olamayacağımızı her defasında acı faturalarla hatırlatıyor. Ve bu gün geldiğimiz nokta itibariyle; dünya üzerinde 500 milyon kişi ruhsal sorunlu, 20 milyon insanda ruhsal sorunları nedeniyle yardım arayışı içinde, AB ülkelerinde yetişkinlerin %15-20’si 15 yaş altı gençlerin %17–22 si’nin ruh sağlığı bozuk. ABD de yılda 30.000 kişi intihar neticesinde ölüyor, 20 yaş altı gençlerden her gün 12 si ateşli silahlarla ölüyor. İngiltere de bir saatte üç genç insan, kesme, aşırı doz veya yakma yöntemlerini kullanarak intihar ediyor. Britanya da ailelerin sadece %20 si yılda bir kez birlikte akşam yemeği yiyebiliyor. Her yıl 50 milyon kadın kürtaj oluyor. Türkiye psikiyatri derneğinin verilerine göre ülkemizde geçen yıl en çok satan 10 ilaçtan 4’ü ruh ve sinir hastalıkları ilaçları, önceki yıla oranla ülkemizdeki intihar oranları maalesef %10 artış göstermiş, son 20 yıl içinde ise bu oran  %85 oranında artış göstermiştir. Manzaradan çok küçük bir kaç görüntü. Kapılarımıza güvenlik kameraları takarak güvende olamayacağımızı, çocuklarımıza envai çeşit oyuncaklar almanın onlara mutlu ve huzurlu olmayı öğretmeyeceğini, aradıklarımızı devasa alışveriş merkezlerinde bulacağımızı sanarak kendimizi kandırmaktan vazgeçmemiz gerektiğini daha ağır bedeller ödemeden anlamak zorundayız.

TC Anayasa Mahkemesi Başkanı Sn. Haşim Kılıç’ın yeni akademik yıl açılışı münasebetiyle yaptığı konuşmasındaki “toplum cinnet geçiriyor” çığlığını vakit kaybetmeden hükümet yetkililerimizin duyması gerekiyor. Manevi kalkınma, ülkemizdeki her türlü yatırımdan çok daha büyük önem arzediyor. Nesillerimizi korumak devlet ve millet olarak en büyük sorumluluğumuzdur. Vatandaş olarakta anayasayla teminat altına alınmıştır.

Çağdaş dünyanın kabul etmek zorunda olduğu, karşısında duran en büyük gerçek,  insan ruhunun, vicdanının eğitilmesinde, gelişiminde en güçlü ve tek yolun milli ve manevi değerlerin öğretilmesi, insanla temas etmesi olduğu gerçeğidir. Bu yadsınamaz gerçek doğrultusunda milli ve manevi değerlerimize dört elle sarılmalı, ana sınıfından başlamak üzere lise son sınıfa kadar-her inanç ve itikad mensubu için-çocuklarımızın ve gençlerimizin kapsamlı din eğitimleri sağlanmalıdır. Sadece gençlerimizin değil televizyona mahkûm edilmiş her türlü “eğitimini” televizyondan edinmeye çalışan yetişkinlerimize de yetkili kurumlarımız tarafından gereken destekler verilmelidir.

Saadet Partisi manevi kalkınmayı her zaman maddi kalkınmanın önüne koyan Milli Görüş geleneğinin temsilcisi olması hasebiyle sağlıklı Türkiye huzurlu dünya için Önce Ahlak ve Maneviyat sloganını her zamankinden yüksek bir sesle dile getiriyor tüm dünyanın ruh sağlığı için ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT DİYORUZ…

Şanlıurfa’dan Filistin’e selam

10 Ekim 2009 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, Türkiye

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde Saadet Partisi ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle yaklaşık bin kişinin katıldığı Filistin’i destek mitingi düzenlendi.

Saadet Partisi ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği mitingde “Kahrolsun İsrail”, “Yahudilere karşı tek yumruk olun”, “54 Müslüman ülke 4 milyon Yahudi’ye ses çıkaramıyor”, “Filistin ve Kudüs davamızdır”, “Bebek katili İsrail”, “Hamas’a selam direnişe devam”, “Katil Amerika katil İsrail” dövizler açıldı ve sloganlar atıldı.

İlçenin Cumhuriyet meydanında düzenlenen mitinge Saadet Partisi Viranşehir ilçe teşkilatı başkanı İbrahim Çapa, bir araya gelmelerinin amacının insanların ortak amacı olan ilk kıblenin Mescidi Aksa’ya yapılan işgalin son bulması için olduğunu belirtti. “Bir nebzede olsa sesimizi buradan işgalci güçlere duyurmak ve mazlum Filistinli Müslümanların yanında olmaktır” diyen Çapa, “Ne olur demeyelim bir sloganın bile işgalci güçleri hizaya getirebileceğini unutmayalım. Malumunuz kana susamış vampir. İsrail 3 gün önce ilk kıblemiz olan Mescidi Aksa’yı kana buladı.

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde Saadet Partisi ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle yaklaşık bin kişinin katıldığı Filistin’i destek mitingi düzenlendi.

Saadet Partisi ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği mitingde “Kahrolsun İsrail”, “Yahudilere karşı tek yumruk olun”, “54 Müslüman ülke 4 milyon Yahudi’ye ses çıkaramıyor”, “Filistin ve Kudüs davamızdır”, “Bebek katili İsrail”, “Hamas’a selam direnişe devam”, “Katil Amerika katil İsrail” dövizler açıldı ve sloganlar atıldı.

İlçenin Cumhuriyet meydanında düzenlenen mitinge Saadet Partisi Viranşehir ilçe teşkilatı başkanı İbrahim Çapa, bir araya gelmelerinin amacının insanların ortak amacı olan ilk kıblenin Mescidi Aksa’ya yapılan işgalin son bulması için olduğunu belirtti. “Bir nebzede olsa sesimizi buradan işgalci güçlere duyurmak ve mazlum Filistinli Müslümanların yanında olmaktır” diyen Çapa, “Ne olur demeyelim bir sloganın bile işgalci güçleri hizaya getirebileceğini unutmayalım. Malumunuz kana susamış vampir. İsrail 3 gün önce ilk kıblemiz olan Mescidi Aksa’yı kana buladı.

Zaten onlardan da bu beklenirdi. Kudüs’e gönül vermiş 200 tane genç Mescidi Aksa’nın yıkılacağı bilgisi üzerine kendilerini can siper ederek Mescidi Aksa’nın içine kilitlemiştir. Mescidi Aksa yıkılırsa bizlerde bu yıkımımın altında kalarak. Gövdelerini zulme ve yıkıma siper eden bu yürekler. Bu koca dünyaya çok net bir mesaj vermektedirler. Şereflice ölümle taçlandırma yolunu seçmişlerdir ne mutludur ki, onlara bilmeliyiz, tarih bizleri kayda geçiyor. Uğruna canlarımızı ve kanlarımızı seve seve feda edeceğiz. Öyle bilinsin ki bizler canımızla ve malımızla mazlum Filistinli kardeşlerimizin yanındayız ve ilk kıblemize sahip çıkacağız” dedi. Konuşma sonrası 10 yaşların da bir kız çocuğu Filistin adlı şiiri okuduğu esnada duygulu anlar yaşandı. Bazı vatandaşların ağladığı miting, olaysız bir şekilde son buldu.

Sonraki yazılar »