Beyoğlu ilçesinde kırtasiye yardımı

26 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

 Saadet Partisi Beyoğlu İlçesi Kadın Kolları Teşkilatı,  Yeni Eğitim-Öğretim yılının başlaması sebebiyle geleneksel olarak sürdürdüğü kırtasiye yardımı programının bu yıl 9.sunu gerçekleştirmiştir.

çocukların sevinci

Toplam 150 ilköğretim talebesine çanta ve kırtasiye malzemesinden oluşan eğitim yardım paketlerini  irtibat bürolarında gerçekleştirilen programlarda dağıtmışlardır.

saadet_beyğlu

Beyoğlu İlçe Kadın Kolu Başkanımız Z.Şule RIDVANOĞLU’nun da  katıldığı programda, veliler yapılan yardımdan dolayı duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

saadet beyoğlu

Kurtulmuş: Bayram en güzel açılım

19 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

bayram mesajı

GÖNÜLLERİMİZİ KARDEŞLİĞE AÇALIM

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu kurtuluş olan mübarek Ramazan’ı geride bırakırken, yeni bir bayrama kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

 Ramazan ayı boyunca Cenab-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği manevi iklimi doya doya teneffüs ettik.  Toplumsal dayanışma ve paylaşma duygularını yoğun bir şekilde yaşadık.

 Şimdi bayramın coşkusu, sevinci, umudu, bereketi içindeyiz.

 Ne var ki, bu bayramda coşkularımız eksik, sevinçlerimiz buruk.

 Yüreğimizde selde kaybettiğimiz vatandaşlarımızın, kirli bir oyunun sonucu olarak teröre verdiğimiz şehitlerin acısı var.

 Emperyalist emeller için acımasızca işgal edilen masum coğrafyaların endişesi var.

 Evleri yıkılan, aileleri şehit edilen Gazzeli yetimlerin hüznü var.

 Yeterli yiyeceği ve sağlıklı suyu olmadığı için hayatını kaybeden Afrikalı çocukların burukluğu  var.

Oysa daha güzel bir ülke, daha adil bir dünya kurmak mümkün.

 Bayramlar fırsattır, gelin; bu bayram en güzel açılımı yapalım;

 Ülkemizi karıştırmak, birlik ve esenliğimizi  bozmak isteyen karanlık güçlere karşı GÖZLERİMİZİ AÇALIM..

 Hakça bölüşüm, kardeşçe yaşam için GÖNÜLLERİMİZİ AÇALIM.

Sömürü değil adalet, savaş değil barış içinde yaşayan bir dünya ELLERİMİZİ AÇALIM.

 Farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görelim.

 Kutuplaşmak yerine kucaklaşalım.

 Enerjimizi kısır kavgalara, gereksiz sürtüşmelere değil; Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmaya harcayalım.

 Siyasi ikbal beklentisiyle değil, çocuklarımıza bayramların bayram gibi yaşandığı bir gelecek kurabilmek için çalışalım. 

 Bu temenniyle Milletimizin ve bütün İslam aleminin Ramazan bayramını kutluyor, Bayramın, ülkemize, İslam Alemi’ne ve bütün insanlığa, huzur ve barış getirmesini diliyorum.

                                        

PROF. DR. NUMAN KURTULMUŞ

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI

40. Yılımızı kutluyoruz…

18 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

40

40 yıl boyunca önüne her türlü engelin konulduğu, yok edilmek istendiği Milli Görüş Hareketi, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ve Milli Görüş mensuplarının samimiyeti, sebatı, sabrı ve cansiperane gayretleriyle bu günde “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya” için Saadet Partisi çatısı altında çalışmaya devam ediyor.

Saadet Partisi, Ramazan Bayramının coşkusunu Milli Görüş’ün 40. yılı ile birlikte kutluyor.

54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve  Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un katılılımıyla gerçekleşecek bayramlaşma programında, Milli Görüş’e 40 yıldan bu yana ihlas, samimiyetle ve sadakatle hizmet edenler, bu gün hala genel merkezden sandık kuruluna kadar her kademede görev alan teşkilat mensupları, çeşitli sebeplerle teşkilatlarda görev alamayan ancak kendini Saadet Partili olarak tanımlayanlar bir araya geliyor.

Sivil Toplum Kuruluşlarının, sendikaların temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleşecek bayramlaşmanın coşku içerisinde geçmesi bekleniyor.

Bayramlaşma programı, Bayramın 2. günü Saat 14.00′da Milsan Tesisleri’nde gerçekleşecek.

Tarih: 21 Eylül 2009 Pazartesi (Bayramın 2. Günü)
Saat: 14:00
Yer: MİLSAN Tesisleri
(İnönü Mahallesi. Muammer Aksoy Cad. Dere Sk. No:70 34620 Sefaköy – Küçükçekmece)

Haber5.com / Saadetkadin.com

Bin aydan daha hayırlı gece: Leyle-i Kadir

15 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Kadınca, Manşet

leyle-i kadir

En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur’ân’da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.

 

Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa “Leyletü’l-Kadr” ifadesini açıkça zikretmektedir:
“Şüphesiz, o Kur’ân’ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”

Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur :
“O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir.”

Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.

Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.

Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur’ânî sofraya başta Kur’ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü’minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü’minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed’in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.
Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.

Hadislerde Kadir Gecesi

- Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle demiştir: Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere Hâne-i Saâdetinden çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi’ni yirmiden sonraki yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız

- İbn-i Abbâs (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb’ım! Siz leyle-i Kadr’i Ramazan’ın aşr-ı ahîrinde arayınız!. Leyle-i Kadir, ya Ramazan’ dan dokuz gece kala, yâhut yedi gece kala, yâhut da beş gece kaladır

- Âişe (r.a)’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ramazan’ın son on günü girince, Nebî salla’llâhu aleyhi ve sellem ibâdet konusunda daha da ciddî bir sa’y ü içtihâd arz ederlerdi. Gecesini ihyâ eder, ehl ü âilesini de ibâdet için uyandırırdı.

- Ebû Hüreyre radiyallâhu anh’den: Şöyle demiştir: Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim, imânından dolayı ve mükafatını yalnız Allâh’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.

Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?
“Bin ay” seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.

Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, “Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir” diyerek Kadir Suresini okudu ve, “İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır” buyurdu.(1)

Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (2)

Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur.
Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.

Kadir Gecesinin Bu Kadar Faydalı Olmasını Nasıl Açıklarsınız?
Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur’an’ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat’i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal’i; o onsekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur’an-ı Hakîm’i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adî ve hayvanî meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.

Sure neden Kadir Gecesinde indi?

Peygamber (a.s.m.) her şeyden önce bir uyarıcıdır. Bu ikaz görevini doğrulukla yapması için emri önce kendi nefsinde uygulaması lazımdı. Nefsine uygulamanın en uygun vakti de gece vaktidir.

Neden “Kadir” Gecesi?
Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır. (3)

“Kadr” kelimesinde “tazyik” manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.

Bir hadiste, “O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır” buyurularak buna işaret edilir. (4)

Kadir Gecesinin Ramazan’ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, Ramazan’ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. “Onu yirmi yedinci gecede arayınız” mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (5)

Bu rivayetlerin ışığında, İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan’nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.
Bunun için mü’minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur’ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.
Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur’ân okunur, Kur’ân tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir, Allah’a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.

“Kim inanarak, sevabını ancak Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir.” (6)

Bu gecede nasıl dua edelim?
Bunu da Hazret-i Âişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden, öğrenelim:
“Dedim ki, ‘Yâ Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?’
Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam “Allahümme inneke afüvvün tuhibbü’l-afve fa’fu annî (Allah’ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin’ buyurdu”

Kaynaklar
1) Hak Dini Kur an Dili. 6:4592
2) Muvatta. İtikâf:6
3) Duhan Suresi, 3.
4) Hak Dîni Kur’ân Dili, 9:5970.
5) Müsned, 2:27.
6) Buhari, Siyam: 71, İbni Mâce, Dua

 

Mehmet Paksu,Mübarek Aylar, Günler ve Geceler

Beyoğlu Teşkilatında iftar sevinci

13 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

10 Eylül 2009 tarihinde Saadet Partisi İlçe Kadın Kolları tarafından düzenlenen Kimsesiz ve yaşlı hanımlarla iftar programı hayırsever hanımlardan birinin evsahipliğinde gerçekleştirilmiştir…

beyoğlu iftar1

Misafir teyzelerimizin hayat hikayelerini anlattığı güzel  sohbetlerle renklenen yemek programı , ev sahibi hanımın, yemeğe katılan hanımlara hediye takdimiyle son bulmuştur…

beyoğlu iftar2

Beyoğlu ilçesinde ramazan gezisi

13 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

 9 Eylül 2009 tarihinde Saadet Partisi Beyoğlu ilçe kadın kolları Anadolu ve Avrupa yakasında camii gezisi düzenlemiştir.

beyoğlu türbe gezisi1

Avrupa yakasında Merkez Efendi , Sümbül Efendi ve Eyüpsultan Camiilerinde başlayan program Anadolu yakasında bulunan Yuşa Hazretleri ile  devam edip,  Beykozda bulunan Kırklar , Akbaba ve Uzun Evliya Türbelerinin ziyaretiyle sona ermiştir.

beyoğlu türbe gezisi2

Efendimiz (s.a.v)’in unutamadığı kişi

13 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Kadınca

hz.muhammed a.sPeygamber Efendimiz (s.a.v) ilk eşi Hz. Hatice annemizi çok seviyordu. Vefat etmiş olmasına rağmen her fırsatta onu hayırla yâd ediyor, onun geride bıraktığı dostlarıyla yakından ilgileniyordu. Peki Hz. Hatice ne yapmıştı ki, Efendimiz (s.a.v) kendisine böylesi bir alaka gösteriyordu?

 Eline aldığı kuru bir hurma dalına dayanarak Resûlüllah’ın kapısına kadar gelmiş olan yaşlı bir kadın, içeri girmek arzusunu izhar etmesi üzerine:

- Yâ Resûlâllah, kim olduğunu bilmediğimiz bir ihtiyar kadın, zâtınızı görmek istiyor, dediler. Resûl-i Ekrem Hazretleri:

- Müsaade edin, gelsin, buyurdular. İhtiyarlıktan âdeta rükû eder halde duran kadın, hurma dalından edindiği asâsına dayana dayana Efendimiz (s.a.v)’in kapısından içeri girdi. Bir-iki adım ilerledikten sonra, kendisini tanıyan Allah Resulü hemen ayağa kalktılar; altlarındaki içi hurma lifi dolu minderlerini göstererek oturmasını istediler. Peygamberimiz’in bu kadına gösterdiği hürmet ve alâka, orada hazır bulunan Hazret-i Ömer’in dikkatini çekti. Hatta kim olduğunu merak ettiği yaşlı kadına gösterilen bu ikramı, biraz da fazla gibi bulduğu içindir ki, kalkıp gittikten sonra:

- Yâ Resûlâllah, bu kadın kimdi ki, kendisine ayağa kalkacak kadar hürmet ettiniz, minderinizi verecek kadar alâka gösteriniz, dedi. Efendimiz (s.a.v) ’in cevabı tek cümleden ibaretti:

- Bu kadın, bizim Hatice’nin dostlarındandı!

Efendimiz (s.a.v), Hz. Hatice’yi niye bu kadar seviyor?

Burada aklımıza şöyle bir soru geliyor: Peygamber Efendimiz (s.a.v), senelerce evvel vefat etmiş olan Hatice validemize, neden bu kadar alâkâ duyuyordu ki, onun dostlarına bile ayağa kalkıyor, minderlerini vermek kadirşinâslığında bulunuyorlardı?

Hatice validemizin kendisini bu derece sevdiren hususiyeti ne idi?

Bu sualin cevabını da Hazret-i Âişe validemizin hazır bulunduğu bir mecliste cereyan eden şu hatırada bulmak mümkündür. Efendimiz (s.a.v), bir aile sohbetinde, Hazret-i Hatice validemizi uzun uzun yâd etmiş; bazı hatıraları yeniden anlatarak, geçmiş günlerini dile getirmişti. Hazret-i Âişe validemiz:

- Yâ Resûlâllah, senelerce evvel ölüp gitmiş olan bir yaşlı kadını, bu kadar hatırlayıp yâd etmekte ne fayda var?

Allah, size, ondan daha genç ve güzelini ihsan etmiş; ağzında dişi bile kalmamış bir ihtiyar kadın yerine daha gencini vermiştir, dedi. Âişe validemizin bu sözlerine karşı Allah Resulü’nün, Hz. Hatice validemizi niçin unutmadığını bildiren şu cevaplarını, dikkat ve ibretle okumaktayız:

Âişe! Seneler geçtiği halde Hatice’yi unutmayışım, onun dış güzelliğinden değildir. Herkes beni red ve inkâr ettiği zaman, Hatice bana inandı ve tasdik etti. Etrafımdakiler bana, yalancısın, dediği zaman; Hatice bana, doğru söylüyorsun, asla çekinme, dedi. İnsanlar benden bir pulu esirgediği zaman, Hatice, bütün servetini önüme sürerek, “Bunların hepsi emrindedir, istediğin kadar harcayabilirsin” dedi.
Eşe olan vefayı görüyor musunuz? Efendimiz(s.a.v) ’den öğreneceğimiz ne kadar çok şey var. Bunun için elbette onun hayatını didik didik etmeli, kare kare okuyup günümüze dersler çıkartmalı değil miyiz?

Dünyada yalnız kaldığım günlerde, Hatice, benden asla geri kalmadı; “Bunların hepsi geçicidir, üzülme, ileride bu güçlükleri kolaylıklar takip edecektir” dedi. İşte ben, Hatice’yi, bu fedakârlıkları için unutmuyorum!

Hanımlar.com

Üsküdar’da iftarlı divan gerçekleştirildi

13 Eylül 2009 Yazan kubra  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, Üsküdar

uskudar iftarli divan

10.09.2009 Perşembe günü Üsküdar İlçesi Kadın Kolları iftarlı ilçe divan toplantısı gerçekleştirdi. 50 davetlinin katıldığı programda açılış konuşması yapan Üsküdar İlçe Başkanı Ayşe Karabulut yeni çalışma döneminde başarılar diledi ve katılım gösteren davetlilere teşekkür etti.

Programda Nazlı Kara Hanım Ramazan münasebetiyle davetlilere hitap etti.

nazli kara

İl Kadın Kolları Siyasi İşler Birim Başkanı Nevin Gökçe’nin siyasi gündemi değerlendiren konuşması ile program sona erdi. İl Kadın kolları Yönetim Kurulu Üyesi Üsküdar Sorumlusu Fatma Kübra Gökçe’de programda hazır bulundu.

fatma nevin gokce

12 Eylül anayasası oylandı

12 Eylül 2009 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

12 eylul 2

Kurtulmuş, partisinin İstanbul İl Başkanlığının ”12 Eylül Anayasasını oyluyoruz” başlığı ile Beşiktaş Meydanı’nda düzenlediği eyleme katıldı.

Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, ilk kullandığı oyun 12 Eylül Anayasası için olduğunu belirtti.

Fatih’te oy kullandığını kaydeden Kurtulmuş, ”Mavi oy ‘hayır’ oyuydu, şeffaftı. İnce beyaz bir zarfın içine mavi oyu koyuyordunuz ve mavi oyu verenlerin hepsinin de oyları çok açık bir şekilde görülüyordu. İstanbul’da bile insanlar ‘hayır’ oyu vermekte zorlanmışlardı. Kaldı ki Anadolu’da uzak illerde, ilçelerde, köylerde gerçekten insanlar ‘hayır’ oyu verirken fevkalade zorlandılar” diye konuştu.

”12 Eylül Anayasası büyük bir çoğunluk oyuyla kabul edilmiştir” demenin hiçbir demokratik anlamı olmadığını ifade eden Kurtulmuş, Saddam Hüseyin’in bile yüzde 98 oyla göreve geldiği örneğini verdi.

Türkiye’de 12 Eylül ile ‘’sosyolojik partilerin kapatılarak konjonktür partilerin açıldığını, depolitizasyon sürecinin başladığını, o dönem insan hakları ihlallerinin en üst düzeyde yaşandığını” kaydeden Kurtulmuş, 12 Eylül’ün ekonomik yapının da değişmesine, ülkenin küresel sermayenin emrine girmesine sebep olduğunu, batıya bağımlılığın o dönemle birlikte artmaya başladığını ifade etti.

Kurtulmuş, ”1960 ihtilali, 12 Eylül ihtilali ve 28 Şubat ihtilali aslında Türkiye’de birbirinin devamı olan süreçlerdir. 12 Eylül siyasete müdahale etmiştir, 28 Şubat da Türkiye’nin sosyolojisine müdahale etmiştir. Bu üç ihtilalin en ortak noktalarından birisi üçünün de batı destekli olarak yapılması, üçünün de Türkiye’nin dış politikasını yapısal olarak batıya doğru daha fazla kaydırmasıdır” diye konuştu.

12 Eylül’ün millet tarafından kontrol edilemeyen güç odaklarının yerleşmesine imkan verdiğini belirten Kurtulmuş, ”12 Eylül’le yüzleşmeyi başaramamış bir Türkiye’nin, Ergenekon soruşturmalarını da başarıyla, şeffaf ve demokratik bir şekilde sürdürmesi ve sonuçlandırması mümkün değildir” dedi.

 

12 eylul 1

4 SOMUT TEKLİF

Mecliste grubu bulunan bütün partilerin 12 Eylül Anayasasından kurtulmayı seçmenine vaat ettiğini söyleyen Kurtulmuş, Saadet Partisi olarak konu hakkındaki somut tekliflerini dile getirdi.

”Haksızlığa uğradığımızda cebimizden çıkartabileceğimiz yeni bir anayasa” yazılı bir dövizi gösteren Kurtulmuş, şöyle konuştu:

”Hiçbir vatandaşın kendisini ikinci sınıf olarak hissetmeyeceği, hiç kimsenin sözde vatandaş olarak kabul edilmeyeceği, herkesin Anayasa önünde eşit ve özgür yurttaşlar olarak kabul edileceği yeni sivil demokratik bir Anayasanın yapılması şarttır. Bu yapılmadan bu konular üzerindeki yapılacak her türlü tartışma topu taca atmaktır, işi rafa kaldırmaktır. 12 Eylül Anayasasının değiştirilmesi konusunda bir ittifak varken onun değiştirilmesi konusunda AK Parti’ye CHP, MHP ve DTP’ye tarihi toplumsal bir görev düşüyor. Bunu yapmazlarsa sadece laf ebeliği ile vakit geçiriyorlar demektir.

Somut olarak yapılmasını istediğimiz bir başka husus 12 Eylül ihtilalcilerinin yargılanmasını sağlayacak olan anayasanın geçici maddesinin değiştirilmesi ve 12 Eylül ihtilalcilerine yargı yolunun açılmasının şart olduğudur.”

Kurtulmuş, 12 Eylül askeri müdahalesini yapanlarla Türkiye’nin hesaplaşması, bundan sonraki dönemde demokratikleşme sürecinin önündeki engellerin kalkması gerektiğini bildirdi. Numan Kurtulmuş ”Türkiye’de sadece 12 Eylül ihtilalcilerinin de değil, 1960 ihtilaline, 12 Mart’a, 28 Şubat’a karışanların, bütün ihtilallere karışan üst düzey yöneticilerin isimleri caddelerden, okullardan, mahallelerden silinmelidir” dedi.

12 Eylül döneminin Türkiye’de en fazla idamın yaşandığı dönem olduğunu, süreçte ”maşa olarak kullanılan” onlarca gencin idam sehpalarına gönderildiğini dile getiren Kurtulmuş, ”Türkiye 12 Eylül’de sağdan soldan kimi idam etmişse bu gençlerimize iadeiitibar sağlanmalı. Bunların idamları mecliste kaldırılmalı. Hiç olmazsa bir karanlık dönemin bütün yükünü 10-15 insana yükleyip, idam edip sanki elini yıkayıp kenara çekilmiş güçlere de bu şekilde bir ders verilmelidir” diye konuştu.

12 eylul 3

”HAYIR” OYU KULLANDI

Tüm isteklerinin takipçisi olacaklarını söyleyen Kurtulmuş, ”Bir gün nasıl burada bu sandıklar teatral bir şekilde ortaya koyulup 12 Eylül oylanıyorsa bir gün hem de çok yakın bir gün de Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosunda da sandıklar kurularak 12 Eylül Anayasasını bir kenara koyacak yeni bir Anayasa oluşacaktır.” dedi.

Oyunun rengi sorulan Kurtulmuş ”O zaman da mavi oy kullandım şimdi de mavi oy kullanacağım. Yani ‘Hayır’ oyuydu. Hatta sandıktan çıkarken maviyi de biraz göstererek oyumu atmıştım” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, konuşmasının ardından partisinin İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan ile birlikte sembolik kabinin arkasına geçti, ”Hayır” oyunu alarak zarfa koydu. Sembolik seçim sandığına oyunu atan Kurtulmuş’un ardından partililer ve vatandaşlar da oylarını kullandı.

İSTANBUL (A.A)(NEV-KÖS-NUR)

HAYIR ÇARŞISI

12 Eylül 2009 Yazan Saadet Kadın  
Kategori Manşet, Teşkilat Haberleri, İstanbul

KERMESE davet

Erzak, giysi, ev aksesurları ve pek çok ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz “HAYIR ÇARŞIMIZ“ın açılışına davetlisiniz.
Kermesimiz bayrama kadar Açıktır.

Adres:
Yavuz Selim caddesi No:34 Fatih

Tarih:
12.09.09 Cumartesi Saat:12.00
Saadet Partisi Fatih İlçe Kadın Kolları

İletişim:
Tel: 0 212 521 63 70
         0 212 631 52 94
Fax:0 212 523 07 02

Sonraki yazılar »